<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ece Doğan, Kazan Kültür sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/author/ece/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/author/ece/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 May 2023 10:02:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>Ece Doğan, Kazan Kültür sitesinin yazarı</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/author/ece/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Demet Akbağ Olmak ya da Ol(dur!-ul)mamak</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/demet-akbag-olmak-ya-da-oldur-ulmamak/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/demet-akbag-olmak-ya-da-oldur-ulmamak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ece Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 May 2023 22:19:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[demetakbağ]]></category>
		<category><![CDATA[demetakbağbiyografi]]></category>
		<category><![CDATA[demetakbağkimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=17253</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demet Akbağ hakkında alışılmışın dışında bir yazıyla sizlerleyiz! </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/demet-akbag-olmak-ya-da-oldur-ulmamak/">Demet Akbağ Olmak ya da Ol(dur!-ul)mamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Demet Akbağ hakkında alışılmışın dışında bir yazıyla sizlerleyiz! </p>



<p>Demet Akbağ&#8217;ın ilk sahneye çıkış öyküsü üzerinden adı bilinmeyen milyonlarca kadına bir bakış…</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-alisilmadik-bir-oyku">Alışılmadık Bir Öykü</h2>



<p>Yazmak işiyle az biraz ya da okumak işiyle bir hayli ilgilenenler bilirler ki bir öykünün temel yapı taşları; zaman, mekan, karakterdir. Şimdi ben, asi genç bir yazar olarak bu yapı taşlarını yıkarak bir öykü yazmayı deneyeceğim. &#8220;Ee, ben buraya Demet Akbağ okumaya geldim. Hem bu sitede öykü ne alaka?&#8221; diyebilirsiniz. Hepsinin bir sebebi var. Merak etmeyin, kadın kategorisindesiniz ve bu içerikte tüm sorularınızın cevabını bulacaksınız. Buyurun, başlayalım&#8230;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-bas-lik">Baş-lık</h2>



<p>Öykümüz bir kız çocuğunu anlatıyor. Bu öykünün bir ismi ya da başlığı yok. Çünkü başı yok. Kızın bir adı yok, yaşadığı zamana ait bir gösterge yok. Yok, yok, yok&#8230; Henüz! Korkmayın, sonra Demet Akbağ olacak adı. Şimdilik boşlukta sallanan bir kız çocuğu ama. Boşluğun adına dünya da denebilir aslında ama bilinmezliğin kaygısıyla nefesinizi sıkıştırmamak için Türkiye diyelim: Türkiye boşluğunda sallanan adı, sanı, bilinmez bir kız çocuğu. Ama içiniz sıkılmasın, mutlu bir öykü bu!</p>



<p>İlköğretim zaten zorunlu. Ailesini de kötü bellemeyelim liseyi de okumuş olsun. Başlamış hayaller kurmaya. Oyuncu olacağım, demiş; doktor olacağım, demiş; ressam, mühendis, şair, mimar, heykeltıraş, astronot olacağım, demiş. Karakter olmayacak demiştik ya&#8230; Ailesi desteklemiş bu kızı bir yandan ama korkmuş da öte yandan. Kızım sana güveniyorum da dışarıdakiler&#8230;</p>



<p>Eş, dost, tanıdık, güvenilir birilerini bulmuş aile. Biz anlamayız ama, git ol, ne olacaksan, Ayşe, Fatma, Ali, Veli destek olacak sana. Kız gitmiş Ayşe, Fatma, Ali, Veli&#8217;nin yanına. Nasıl heyecanlı&#8230; Yetişkin, kararlı, azimli ve idealist görünmeye çalışıyor ama içinde, klişe kırmızı rugan ayakkabıları üstünde zıp zıp zıplayan bir kız çocuğu. Hikaye bu ya; kalender, iyi insanmış Ayşe, Fatma, Ali, Veli. Geç şuradan izle bakalım biraz, demiş, Öğrenmek önce gözlem yapmaktan geçer. </p>



<p>İzlemiş kız, izlemekle de kalmamış, düşünmüş durmadan: Nasıl ederim de kendimi gösteririm, ne yapsam da bu işe dahil olsam&#8230; Ali, Veli, Ayşe, Fatma da&#8230; Yahu gelin şunların isimlerinin baş harflerini birleştirip AVAF diyelim ama siz onların özel bir kişi değil herhangi biri olduğunu unutmayın. Avaf da düşmüş aynı kaygıya. Tamam, bu kıza destek olayım olmasına da işin ortası gelmiş, bu saatten sonra dahil etsen olmaz, sen bir kenarda izlemeye devam et, desen olmaz. Almış kızı karşısına, anlatmış durumu. Ne yapacağız seni?</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ne-yapalim-bu-kizla">Ne Yapalım Bu Kızla?</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="764" height="1024" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/df-764x1024.jpg" alt="demetakbağ" class="wp-image-17278" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/df-764x1024.jpg 764w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/df-224x300.jpg 224w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/df-768x1029.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/df-480x643.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/df.jpg 1080w" sizes="(max-width: 764px) 100vw, 764px" /></figure>



<p>Öykü mutlu olacak dedik! Şu olmuş, bu olmuş, öykü mutlu ya, kız bir yolunu bulmuş, bir fikir sunmuş, Avaf&#8217;ın hoşuna gitmiş, kıza bir şans vermiş, sonunda kız bir yer edinmiş o işte. Zıp zıp zıplamaktan kırmızı rugan ayakkabıların tabanları erimiş içinde. Bir sürü hayaller kurmuş. Bu işte çok başarılı olup bir isim ve soy isim satın alacakmış kendine, başlamış çalışmaya! </p>



<p>Olup da iş vakti geldiğinde yeni bir sorunla karşılaşmış kız. Evi, ini, mağarası, şatosu, kulübesi, odası çok uzakmış işin olduğu yere. Kıza kalsa kız her yere gider gelirmiş de annesi istemiyormuş bir kız çocuğun yalnız başına geç saatte, ata, arabaya, ufoya, süpürgesine binmesine. Kötü biri değilmiş ama anne. Kızına güveniyormuş da dışarıdakilere&#8230; Haksız da sayılmazmış bu arada.</p>



<p>Kızımız almış kırmızı rugan ayakkabılarını eline, eğmiş boynunu, konuşmuş Avaf&#8217;la. Zaten zorla girdiği işi kaybettiğinden eminmiş. Hiçbir zaman bir isim ve bir soy isim satın alamayacakmış işte! Kimliksiz, kimsesiz yok olup gidecekmiş dünyadan. Ama öyle olmamış! Tamam, demiş Avaf! Sadece haftasonları gündüz işine gel, hafta içi akşamları işe gelme ama rugan ayakkabılarının tabanlarını yenilemeyi de unutma! </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ikinci-bolum">İkinci Bölüm</h2>



<p>Sevgili okurlar, bendeniz aslen tiyatro oyun yazarı olduğum için, &#8220;İkinci Bölüm&#8221; kaprisimi affediniz. Ama lütfen söyleyin, ailesinin aldığı kırmızı rugan ayakkabıların tabanı eriyince yeni kırmızı rugan ayakkabılarını kendi üreten ve ayaklarını içine güvenle sokan bir kız çocuğunu nasıl öykünün ilk kısmının bir parçası olarak anlatayım? Birinci bölümde &#8220;mutlu öykü&#8221; yazacağız diye her türlü şansı bahşettiğimiz kızla aynı kefeye konur mu bu kız? Konmaz efendim, konmaz! Neden mi? Öyküye devam edelim.</p>



<p>Tamam, demiş Avaf! Sadece haftasonları gündüz işine gel, hafta içi akşamları işe gelme ama rugan ayakkabılarının tabanlarını yenilemeyi de unutma! Kız, yüzünü ve hayallerini kaldırmış yerden, giymiş rugan ayakkabılarını. Tamam, şanslıymış ama var olanla, sunulanla da hiçbir zaman yetinmemiş. Hafta içi işlerine de gidebilmek için elinden gelen her şeyi yapmış. Tanıdık, eş, dost güvenilir kişileri bir şekilde ayarlayıp binmiş onların atına, süpürgesine, araba ya da ufosuna, gitmiş işine. </p>



<p>İş, işi getirmiş; azim, başarıyı&#8230; O işin üniversitesine, kursuna, atölyesine de girmiş kız. Okumuş, çalışmış, elinden ne geliyorsa yapmış, üretmiş kırmızı rugan ayakkabısını. Artık sonsuza kadar güvenle zıpalayacakmış içindeki küçük kız! </p>



<p>Kendi ürettiği ayakkabının tabanı erimezmiş insanın. İnsan sadece kendinin üzerinde yükselebilirmiş. Sonra bir şey olmuş! Eğitimini tamamlayıp da belgesini aldığında gözlerine inanamamış bizim kız. Belgenin üstünde bir şey yazıyormuş çünkü&#8230; Bir şey&#8230; Emin olamamış! İsim soy isime mi benziyormuş o yazan şey? Bu gerçek olabilir miymiş? Artık bir adı mı varmış kız çocuğunun? Bir soyadı? Hem doğruyu hem gerçeği söylüyormuş gözleri. Kendiyle anılacağı bir adı ve soyadı varmış artık kız çocuğunun ve o ad &#8211; soyad: Demet AKBAĞ&#8217;mış.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sonrasi">Sonrası&#8230;</h2>



<p>Eee&#8230; Bitsin mi bu hikaye? Yazar benim ve yazmak adında bir derdi sevdim. Hayır, hikaye burada bitmesin. Devam edelim&#8230;</p>



<p>Ayağında yeni ayakkabılar, kalbinde kocaman hayaller, gözlerinde ışıltıyla sarılmış Demet Akbağ&#8217;a kız çocuğu. Sarılmış ve hiç bırakmamış sonra. Nereye gitse adını da yanında götürmüş ama bir yandan çalışmaya ve savaşmaya da devam etmiş. Üstelik o başardıkça ve kırmızı rugan ayakkabıları keşfettikçe dünyayı, dostu Demet Akbağ da büyüyormuş. </p>



<p>Zaman zaman ihmal ettiği de olmuş tabii, arada araları bozulmuş belki. Anlar anıları kovalamış, isimler sıfatları. Yaptığı işler el ele verip &#8220;Kız Çocukları İçin Kırmızı Rugan Ayakkabı Yapım Atölyesi&#8221; kurmuşlar Demet Akbağ&#8217;ın haberi bile olmadan. Giriş sınavında bakılan kriterler: Şans, azim, irade, hayal gücü ve inançmış. Kriterlerden bir tanesinde bile barajın altında kalan kişi, kendi kırmızı rugan ayakkabısıyla gezme şansını sonsuza kaybediyormuş.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ve-ne-yazik-ki">Ve Ne Yazık ki&#8230;</h2>



<p>Ve ne yazık ki bu atölyeye girme hakkını çok çok az sayıda kız çocuğu kazanabiliyormuş. Çünkü her sınavdan geçen kız çocuklarının birçoğu ne yapsalar bir kategoride başarılı olamıyorlarmış. Olamazlarmış da! Çünkü o kategorinin soruları, sınava tabii tutulması gereken değil, bir hediye olarak hiç değil, hak olarak verilmesi gereken şeyleri içeriyormuş. Şans imiş o kategorinin adı. Birçok kız çocuğu ona neden ihtiyacı olduğunu bile bilmeden başkalarının yaptığı ayakkabılarla yürümüş, kadın olmuş ve bir kez zıplamadan veda etmiş hayata.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-bir-ozur-birkac-soru">Bir Özür, Birkaç Soru</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="692" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/dm-1024x692.jpg" alt="demetakbağ" class="wp-image-17287" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/dm-1024x692.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/dm-300x203.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/dm-768x519.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/dm-1536x1038.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/dm-480x324.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/dm.jpg 1818w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Evet, sevgili okurlar, sizi kandırdım. Öykü mutlu olacak, demiştim, olmadı. Üzgünüm. Ama inanın ben de inanmıştım öyle olacağına. Demet Akbağ&#8217;ı anlatacaktım çünkü. Bir başarı öyküsünü! Güçlü bir kadını! Kadının gücünü! Araştırmaya başladım sevgili okur. Anlatmak için araştırmaya başladım ve Demet Akbağ&#8217;ın ilk sahneye çıkış macerasına ulaştım. (İçeriğin tamamına <a href="https://www.youtube.com/watch?v=sJS4xqIIrcs" target="_blank" rel="noreferrer noopener">şuradan</a> ulaşabilirsiniz.) </p>



<p>Yukarıda anlattığım kız çocuğu Demet Akbağ&#8217;dı sevgili okur. (Tabii kurgulanmış haliyle) Ama soruyorum size, Demet Akbağ&#8217;ın ailesi bir şans mıydı, yoksa zaten her kız çocuğunun sahip olması gereken hakları mı sundular çocuklarına? Sanatın, zanaatin, bilimin, sporun çeşitli dallarında azmi, iradesi, hayal gücü ve inancı belki de Demet Akbağ&#8217;ınkinden eksik olmayanların ailelerine şanssızlık deyip geçecek miyiz şimdi? </p>



<p>Demet Akbağ&#8217;a ilk sahneye çıkma şansı veren iyi yürekli &#8220;AVAF&#8221;  <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Gazanfer_Özcan" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Gazanfer Özcan</a>&#8216;dı. Pekiyi, mecbur muydu Gazanfer Özcan, sadece haftasonları oynayabilecek bir oyuncuya anlayış göstermeye? Mecbur muydu Demet Akbağ Gazanfer Özcan&#8217;ın anlayışına? Kaç tane Gazanfer Özcan var dünyada? Demet Akbağ&#8217;ın ailesine kızabilir miyiz sayısız kadın tecavüz ve cinayeti arasında?</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-yazar-sirlari-ve-kirmizi-rugan-ayakkabi-meselesi">Yazar Sırları ve Kırmızı Rugan Ayakkabı Meselesi</h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Çocukken sahip olduğum kırmızı rugan ayakkabılar<br>Onlar da senin gibi çok tatlıydılar ama<br>Canımı yakardılar<br>Acıtırdılar</p>
</blockquote>



<p>Öyküde kullandığım kırmızı rugan ayakkabı metaforunun çıkış noktası, yukarıda sözlerini alıntıladığım, Benim için çok özel bir yeri olan sanatçı Şebnem Ferah&#8217;ın &#8220;Kelimeler Yetse&#8221; adlı albümündeki, &#8220;Çocukken Sahip Olduğum Kırmızı Rugan Ayakkabılar&#8221; şarkısıdır. (Şebnem Ferah ile ilgili içeriğimize <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sebnem-ferah-anlatmaya-kelimeler-yetse/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">şuradan</a> ulaşabilirsiniz.) </p>



<p>Çocukken sahip olduğumuz, yani başkaları tarafından bize sunulan rugan ayakkabılar her ne kadar tatlı olsalar da canımızı yakar, acıtırlar sevgili okur. Bu yüzden ihtiyacımız vardır kendi rugan ayakkabılarımızı imal etmeye. Hele ki kadın demişlerse cinsiyetimize&#8230; </p>



<p>Büyütmeden içimizdeki çocuğu, zıp zıp zıplayabilmek için hayallerimize doğru&#8230; Acı, sancı düşünmeden özgürce koşabilmek için yarınlarımıza&#8230; Çocuk büyütür, uzaya çıkar, sanat ya da yemek yaparken güvenle basabilmek için yeryüzü toprağına, ihtiyacımız vardır kendi ayakkabı ve adlarımıza.</p>



<p>&#8220;Kız Çocukları İçin Kırmızı Rugan Ayakkabı Yapım Atölyesi&#8221;ni hatırladınız mı sevgili okur? Hadi gelin hep beraber atölyeye giriş kriterlerinde küçük bir değişik yapalım.  &#8220;Şans, azim, irade, hayal gücü ve inanç&#8221;tan şansı çıkarıp onun yerine &#8220;özgürlük&#8221; koyalım. </p>



<p>Neden mi? Çünkü öykünün öykü olabilmesi için özgün bir karakterin, bir yola çıkması, zaman ve mekanlardan geçerek bir maceraya atılması gerekir. Kadından öyküyü, öyküden kalemi esirgememek için işi &#8220;şans&#8221;a bırakmayıp kadını legal ya da illegal vasilerinin elinden kurtarmak şart!</p>



<p>Yarınlarda şansa ihtiyaç duymayan, ne isterse o olma özgürlüğüne sahip, kendi adıyla yaşayan kadınlar olma inancıyla&#8230; Azim, irade ve hayal gücüyle.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-demet-akbag-mi">Demet Akbağ mı?</h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/5841401661_5c1e49dd7c_b.jpg" alt="demetakbağ" class="wp-image-17280" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/5841401661_5c1e49dd7c_b.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/5841401661_5c1e49dd7c_b-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/5841401661_5c1e49dd7c_b-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/5841401661_5c1e49dd7c_b-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/5841401661_5c1e49dd7c_b-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Ben bu sefer sizi kandırmakla kalmadım, patronlarımı da kandırdım sevgili okur. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/yildiz-kenter-kadini-anlatan-kadin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Yıldız Kenter yazım</a>ı okumuş olanlar <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Anasayfa" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Vikipedi</a>&#8216;den ulaşılabilecek bilgileri aktarmaktan hoşlanmadığımı anlamışlardır. </p>



<p>Ben, Demet Akbağ&#8217;ın bir anısı üzerinden bu ülkenin kaybolmuş milyonlarca kadınının mezarına bir çiçek bırakmak istedim. Kadının ve kadının bireysel varlığının, yani adının katili olanların gözüne tutmaya çalıştığım far onları kör ederken, bizlere ışık olsun istedim. </p>



<p>Kadın, bir değer değil bir gerçek olsun istedim sayın okur. Saygıdeğer sanatçımız Demet Akbağ&#8217;ın yaşamı, çalışmaları ve ödülleri ile ilgili tüm bilgiye <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Demet_Akbağ" target="_blank" rel="noreferrer noopener">şuradan</a> ulaşabilirsiniz. Sizleri kandırdığım için özür dilerim ama bir kadın olarak sesimi duyururken, sesini duyurmak için başvurduğu her yolda şeytanlıkla, entrika, yalan ve dedikoduyla tanınan kadına bir mercek ve bir örnek olmak istedim.</p>



<p>Mutlu öyküler paylaşacağımız yarınlara, saygılarımla&#8230;</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/demet-akbag-olmak-ya-da-oldur-ulmamak/">Demet Akbağ Olmak ya da Ol(dur!-ul)mamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/demet-akbag-olmak-ya-da-oldur-ulmamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıldız Kenter: Kadını Anlatan Kadın</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/yildiz-kenter-kadini-anlatan-kadin/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/yildiz-kenter-kadini-anlatan-kadin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ece Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kazankadın]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızkenter]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızkenterbiyografi]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızkenterhayatı]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızkenterkimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=16031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir büyük ustayı ağırlıyoruz bugün Kazan Kadın'da! Gelin, hep beraber kendisini saygıyla analım...</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/yildiz-kenter-kadini-anlatan-kadin/">Yıldız Kenter: Kadını Anlatan Kadın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yıldız Kenter, &#8220;Ben Anadolu&#8221; oyunu  ve Kazan Kültür &#8220;Kadın&#8221; kategorisi üzerinden kadın görünürlüğü ve kadını anlatma ihtiyacına bir bakış&#8230;.</p>



<p>Merhaba, sevgili okur! Buradayım: Kazanı kaynatan ya da kazanda kaynayan olarak&#8230; Her şeyden önce söylemeliyim ki, buralarda yeniyim. Şöyle bir, ortamı gözlemliyorum: Anasayfa, Sinema, Edebiyat, Sanat, Psikoloji, Kadın!</p>



<p>İşte yerimi buldum, hoş buldum! Fakat neden bu sitede &#8220;<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kadin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kadın</a>&#8221; diye bir kategori var? Ben cevap vereyim: İhtiyaçtan. Kadını görünür kılma, kadını anlatma, &#8220;Bakın kadınlar da iyi işler yapıyor!&#8221; deme ihtiyacından. Mesela, Kazan Kültür kurucuları bu ihtiyacı &#8220;Kadın&#8221; kategorisi ile gidermeye çalıştı, Yıldız Kenter on altı kadını canlandırdığı &#8220;Ben Anadolu&#8221; oyunuyla. Ben mi? Ee, benim de ihtiyaçlarım var elbet, başlayalım!</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-anadolu-nun-on-alti-kadini-ben-anadolu">Anadolu&#8217;nun On Altı Kadını: Ben Anadolu</h2>



<p>Yıldız Kenter&#8217;in kızı <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Leyla_Kenter" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Leyla Kenter</a>, Anadolu medeniyetlerine meraklıydı. Bir gün annesine bir fikir verdi: Anadolu&#8217;da yaşamış mistik ya da gerçek kadın karakterleri sahneye taşımak. </p>



<p>Bu fikir, Yıldız Kenter&#8217;i heyecanlandırmıştı. Çünkü o da kadını görünür kılmak için sadece kadın olmanın hatta &#8220;başarı ve ödüllerle dolu&#8221; bir kadın olmanın yeterli olmayacağının bilincindeydi. Hemen kızından aldığı bu fikri değerli yazarlarla paylaştı. Oyun, 1984 yılında &#8220;Ben Anadolu&#8221; ismiyle, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Güngör_Dilmen" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Güngör Dilmen</a>&#8216;in kaleminden döküldü.</p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-anatanrica-kubele-den-nin-dingir-lamassi-ye">Anatanrıça Kübele&#8217;den Nin Dingir Lamassi&#8217;ye</h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/yildizkenterbenanadolu-1024x576.jpg" alt="yıldız kenter" class="wp-image-16237" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildizkenterbenanadolu-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildizkenterbenanadolu-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildizkenterbenanadolu-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildizkenterbenanadolu-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildizkenterbenanadolu.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yıldız Kenter&#8217;in eşsiz oyunculuğuyla 20. yy&#8217;da sesini duyurma imkanı bulan Anadolu&#8217;nun Anatanrıçası <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kibele" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Kübele</a>, savaşlarla harap olmuş Hitit Devleti&#8217;ni dirliğine yeniden kazandırmak için,</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Bizde, tanrıça olsun olmasın<br>bir şeyler yapmak isteyen tutkulu bir kadın<br>güçlü bir kocaya yamanır toplum içinde&#8230;<br>koşar onu arabasına&#8230;&nbsp;(kağnı gıcırtısı)<br>güder onu hiç sezdirmeden.</em></p>
</blockquote>



<p>diye seslendi. Bu cümlelere maskülist bir okuma yapmaya karar verirsek öfkelenmekte kesinlikle haklı oluruz. Fakat varoluşu erkekten geçen bir kadının trajedisidir bu cümleler. O yüzden, gelin biz bu cümlelere de feminist bir okuma yapalım ve diyelim ki, Feminizm erkekleri de kurtaracak! </p>



<p>Oyunumuzun ikinci kadını 2. Ramses&#8217;le zorla evlendirilen Hitit kraliçesi&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Puduhepa" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Puduhepa</a>. Cümleme, &#8220;Kraliçe de olsan&#8230;&#8221; gibi sınıfçı bir yaklaşımla başlamayacağım. Çorum&#8217;da, İzmir&#8217;de, Diyarbakır&#8217;da&#8230;  </p>



<p>Bugün, bu yüzyılda hala toprak bölünmesin, &#8220;yabancıya gitmesin&#8221;, varlıklı biriyle evlensin, siyasi kimliğimize zeval gelmesin diye fikri sorulmaksızın evlendirilen tüm kadınların trajedisini yükleyeceğim Puduhepa&#8217;ya.</p>



<p>Dram değil trajedidir kadının yaşadığı bu topraklarda. Günlük dilde dram, acıklı olaya işaret eder çünkü, trajedi ise kişinin karşı gelemeyeceği, kendinden üstün güçlerle savaşımına.  </p>



<p>Savaşır trajik kahraman, sonunda yenilir ama yine de savaşır. Tragedyanın doğası gereğidir bu. Marifet, Anadolu&#8217;nun trajik kahramanı kadının, kazanmasını sağlamak olamaz bu yüzden. Savaşımız, kadını trajik kahraman olmaktan çıkarmak olmalıdır. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Ben çırpınıyorum:</em></p>



<p><em>-Rahip efendi, o daha bir Şuppişara. Yani saf bir genç kız!</em></p>



<p><em>Rahip öpüyor kızı:</em></p>



<p><em>-Şuppişara!</em></p>



<p><em>Kız diyor:</em></p>



<p>&#8211;<em>Aha, haaaa!</em></p>



<p><em>Rahip diyor:</em></p>



<p>&#8211;<em>A, ha, haaa!</em></p>



<p><em>Ondan sonra, &#8220;Şuppişara, şaraşuppi, şappara, şuppuru, şup-</em></p>



<p><em>puru, şappara</em></p>



<p><em>Rahipler hep tanrı adına mı şaaparlar kutsal tapınakta?</em></p>
</blockquote>



<p>Üçüncü kadınımız Hint tüccarının eşi Lamassi, kocasının işi dolayısıyla kızıyla yalnız yaşayan bir kadın. O bir, Nin Dingir, yani Tanrı&#8217;nın Hanımı. Sözün kısası, rahibin gönül eğlencesi&#8230; Kendinden geçmiş Lamassi, feryadı küçük yaştaki kızının başına gelenlere. </p>



<p>İçeriği hazırlarken zaman mefhumumu kaybediyorum. Binlerce yıl önce ya da bu sabah haberlerinde&#8230; Nerede tanıştım Lamassi ile?  </p>



<p>Ölü çocuklarının yasını tutarken taş olmayı dileyen ve olan dördüncü kadınımız <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Niobe" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Niobe</a>&#8216;yi hatırlıyor, korkuyorum. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kayip-ve-yas-vedalarin-ardindan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Yas</a> tutmadan, taş olmadan devam etmeliyim yazıma. Meğer <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kadin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kadın</a> olmak kadar zormuş kadını anlatmak. Yıldız Kenter&#8217;in sancısına ortak oluyorum şimdi. </p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-degismeden-donus-turul-en-kadinlar">Değişmeden Dönüş-türül-en Kadınlar&#8230;</h4>



<p>Oyunun devamında Kübele, Efesli Artemis&#8217;e, Efesli Artemis, Meryem Ana&#8217;ya dönüşüyor. Gücü elinde tutmak zorunda olan kadının &#8220;piyasanın nabzını tutuşunu&#8221;, trajik kahraman olmayı reddetme yolundaki adımlarını gözler önüne seriyor Yıldız Kenter. </p>



<p>Kadın, bir ayı oynatıcısının kızı olmaktan çıkıp Bizans imparatoriçesi olan&nbsp;Theodora&#8217;ya dönüşüyor kimi zaman. Kimi zamansa Bizanslı bir kızken, Osmanlıların kurucusu Osman Bey&#8217;in gelini olan Nilüfer Hatun&#8217;a,&nbsp;Ayşe Sultana. Nasreddin Hoca&#8217;nın karısı olup,</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>&#8220;Nasrettin Hoca&#8217;nın karısıyım dedim ya, adımı merak bile etmezsiniz artık.&#8221;</em></p>
</blockquote>



<p>diye haykırıyor sahnede ve sonunda başarıyor kadın, başarıyor Kenter. Sıfatı erkek olmadan var olmak, kendi ismiyle anılmak hakları bizimdir şimdi!</p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-direksiyonda-kadin-kagnisiz">Direksiyonda Kadın: Kağnısız</h4>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Anna_Komnini" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Anna Komnena </a>adını ne babası I. Aleksios ile anıyoruz şimdi ne de kocası Nikiforos Bryennios ile. Onu dünyanın ilk kadın tarihçisi diye biliyoruz. İmparatorluk için erkekten kağnıya ihtiyaç duysa da tarihçi, yönetici, doktor, filozof olmak için ihtiyaç duymuyor artık kadın. B </p>



<p>abası, büyük bir hastane ve yetimhanenin yönetimini veriyor ona. O, tarihçi olmakla yetinmiyor, tarih yazmaya koyuluyor. Ardından yetişiyor Hemşire <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Halide_Edib_Adıvar" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Halide Adıvar</a>, Doktor <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/turkan-saylan-pervasiz-bir-kadin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Türkan Saylan</a> ve niceleri. </p>



<p>Kadın, direksiyona geçiyor artık ve kadını anlatmaya koyuluyor bir gün. On altı kadını&#8230; </p>



<p>Kadın, direksiyona geçiyor artık ve kadını anlatmaya koyuluyor bir gün. Kadını anlatan kadını&#8230;</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Yüz kişiyi oynasak yüz birinci eksik..</em></p>



<p><em>Başladık&#8230; ya nice bitirelim oyunumuzu?</em></p>



<p><em>Zamanımız, altı bin yıl,</em></p>



<p><em>sahnemiz bütün Anadolu.</em></p>



<p><em>Ölçün enini boyunu,</em></p>



<p><em>kimi, nasıl, nereye sığdıralım?</em></p>



<p><em>Kırk kişiye ses versek kırk birinci suskun.</em></p>



<p><em>Yüz kişiyi oynasak yüz birinci eksik..</em></p>
</blockquote>



<p>diyor Ben Anadolu. Kimi anlatsak bir diğeri eksik. Bunu biliyor, anlatmaya devam ediyoruz; Kazan Kültür, Yıldız Kenter ve ben. Eksiği bir eksiltmek adına Yıldız Kenter diyorum on yedinci kadının adına.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-on-yedinci-kadin-yildiz-kenter">On Yedinci Kadın: Yıldız Kenter</h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="822" height="1024" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/yildiz-kenter-story-alternatif-822x1024-1.jpg" alt="yıldızkenter" class="wp-image-16239" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildiz-kenter-story-alternatif-822x1024-1.jpg 822w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildiz-kenter-story-alternatif-822x1024-1-241x300.jpg 241w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildiz-kenter-story-alternatif-822x1024-1-768x957.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildiz-kenter-story-alternatif-822x1024-1-480x598.jpg 480w" sizes="(max-width: 822px) 100vw, 822px" /></figure>



<p>Öncelikle sanatçının biyografisinin Vikipedi&#8217;den ulaşılabilecek kısmı için şuraya bir bağlantı bırakıyorum: <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Yıldız_Kenter" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Yıldız Kenter</a>. Amacım bu kıymetli sanatçının &#8220;ne&#8221; olduğuna şöyle bir değinip &#8220;nasıl&#8221; olduğunu size göstermek. Buyurun başlayalım.</p>



<p>Oyuncu, devlet sanatçısı, UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi Yıldız Kenter, 11 Ekim 1928&#8217;de İstanbul&#8217;un Çamlıca semtinde doğdu. Çocukluk yıllarından itibaren son derece temiz ve titizdi, okuldan gelir gelmez evin temizliğine girişirdi. O yıllarda ailesine destek olmak için kardeşleriyle beraber gazete kağıdından kese kağıdı yapıp satıyordu. </p>



<p>Okuduğu İltekin ilkokulunda arkadaşlarına piyesler oynayıp taklitler yaptığı için hal ve gidişten iyi aldı.  Ortaokulda okurken “Ayşe Abla” olarak bilinen radyo çocuk kulübünde çalıştı. Halk Evi Temsil Kolu&#8217;nun piyeslerinde oynuyordu. Gelecekte, okuduğu Cebeci 4. Ortaokulu&#8217;ndaki arkadaşları tarafından disiplinli, otoriter, ciddi olarak tanımlanacaktı.</p>



<p>1944 yılları hayatında dönüm noktası oldu. Okuduğu Ankara Kız Lisesi&#8217;nde cebir, geometri, kimya dersleri iyi değildi. Bu derslerden bütünlemeye girmesi gerekiyordu fakat o, girmeyip tasdikname aldı.</p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-devlet-konservatuvarinin-bugune-kadar-yetistirdigi-en-guclu-eleman">&#8221; DEVLET KONSERVATUVARININ BUGÜNE KADAR YETİŞTİRDİĞİ EN GÜÇLÜ ELEMAN&#8221;</h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080-1024x576.jpg" alt="yıldızkenter" class="wp-image-16242" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080-1536x864.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>&#8220;Kulisin tozu ve boya kokusu benim hayatım.&#8221; diyen Yıldız Kenter, konservatuvarda hocalarının dikkatini çekmeyi başardı. Başlıkta belirttiğim cümle, hocası Carl Ebert tarafından Kenter&#8217;in öğrenci dosyasına yazıldı. </p>



<p>Devlet Konservatuvarı&#8217;nda burslu okuduğu için sekiz yıl resmi hizmete tabii olan Kenter, 10.06.1948&#8217;de mezun olup Devlet Tiyatrosu Tatbikat Sahnesi&#8217;ne atanır. İlk çalışacağı oyun Shakespeare&#8217;in 12. Gece oyunuydu.</p>



<p>Prova süreci gelip çattığında Kenter&#8217;in hocalarından biri olan <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Mahir_Canova" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Mahir Canova</a>, oyunu yönetecek olan <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Muhsin_Ertuğrul" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Muhsin Ertuğrul</a>&#8216;un kulağına fısıldadı: &#8220;Olive rolünü Yıldız okusun.&#8221; Konservatuvardan henüz mezun olmuş biri için çok büyük bir roldü bu.</p>



<p>Muhsin Ertuğrul, Olive rolünü Kenter&#8217;e okutursa Kenter&#8217;in şımarmasından, sanatçı kaprisiyle yetişmesinden endişe etti. Fakat Mahir Canova, öğrencisini hem kişilik hem mesleki anlamda iyi tanıyordu. &#8220;Hak ettiği rolü vermezsek ters tesir yapar, o tip bir oyuncu değildir.&#8221; diyerek rolü Yıldız Kenter&#8217;in almasını sağladı.</p>



<p>Mahir Canova haklıydı. Yıldız Kenter, onlarca projede bulunup sayamayacağı kadar ödül aldıktan sonra bile sahneye çıkarken ilk günkü heyecanını, korkusunu yaşayacak; işini ilk günkü titizliğiyle sürdürecekti.</p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-sonraki-yillar">Sonraki Yıllar</h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/CMgtS5aWUAAe9AT-1024x768.jpg" alt="yıldızkenter" class="wp-image-16243" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/CMgtS5aWUAAe9AT-1024x768.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/CMgtS5aWUAAe9AT-300x225.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/CMgtS5aWUAAe9AT-768x576.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/CMgtS5aWUAAe9AT-480x360.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/CMgtS5aWUAAe9AT.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yıldız Kenter, 1959&#8217;da Devlet Tiyatrosu’ndan ayrıldı. 1961 yılında, kardeşi Müşfik Kenter, gelecekteki eşi Şükran Güngör, Kamuran Yüce ve Genco Erkal ile “Site Oyuncuları Topluluğu&#8221;nu kurdu.</p>



<p>Daha sonraki yıllarda sürekli olarak&nbsp;ABD ve&nbsp;Birleşik Krallık&#8217;ta &#8220;Değişen Eğitim Metotları&#8221; ve &#8220;Oyunculuk Metotları&#8221; üzerine çalışmalar yaptı. İstanbul&#8217;a döndüğünde beyaz perdeye taşınan yolculuğuyla &#8220;Kent Oyuncuları Topluluğu&#8221;nu kurdu.</p>



<p>Yazının sonuna gelirken, Nasıl etsem de Kenter&#8217;in ödüllerinden bahsetsem, diye düşünüyorum. Haydi, şöyle detaylı bir yazayım, diyecek olsam bu yazının karakter sayısı iki katına çıkar; bundan sonra hep bu uzunlukta yazmamı isterler falan&#8230; Ayrıca el emeğim, göz nurum yazım ödüllerin gölgesinde kalsın da istemem tabii. </p>



<p>&#8220;Aman Ali Rıza Bey&#8230;&#8221; düsturuyla Yıldız Kenter ödülleri için şöyle bir şey yapalım: Ben diyeyim, Finlandiya Dünya Kadın Kuruluşu tarafından yüz yılın en başarılı yüz kadınından biri olarak onurlandırıldı. Siz anlayın,  çok sayıda kadın ve yardımcı kadın oyuncu ödülü. </p>



<p>Ben diyeyim, Altın Portakal&#8217;dan dört tane var. Siz anlayın, Yaşam Boyu Başarı Ödülü. Olağanüstü Yorum Ödülleri&#8217;nden başlarsam örneğin,  yurtdışı kaynaklı ödülleriyle susturun beni! Ve ben sonuç olarak, &#8220;Onur&#8221; diye kapatayım bahsi; ödül diye sayılabileni iki, kalanı bir ömür olan &#8220;Onur&#8221;. Sanata, emeğe, yaşama adanmış bir ömrün onuru mesela&#8230;Büründüğü on altı kadının on yedincisi olarak anılmanın belki&#8230; Yıldız Kenter olmanın onuru.</p>



<p>Sadece parmak izinden, dil izine biricikliğiyle onuru gözetilen; varlığıyla saygıya yeter görünen kadın nesiller dileği ve kadını anlatmaya gerek duymayacağımız günler temennisiyle&#8230;</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/yildiz-kenter-kadini-anlatan-kadin/">Yıldız Kenter: Kadını Anlatan Kadın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/yildiz-kenter-kadini-anlatan-kadin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
