Felsefi Romanlar: Sorgulatan 7 Kitap Önerisi
Felsefi romanlar, yalnızca tek bir şey anlatmakla yetinmeyen ve okuru varoluşu, kimliği, toplumla ilişkine sorgulamaya sevk eden eserlerdir. Yani kısacası yaşamın anlamı üzerine bizlere düşünmeye sevk eden kitaplardır.
Fakat bu romanları felsefi kılan, kitapta filozof isimlerinin ya da düşüncelerinin yer alması değildir. Öyle ki bazen bir karakterin bedenine yabancılaşması, bazen normal kabul ettiği yaşamı reddetmesi, bazen ise geçmişininden kopamayan bir insanın hikayesi…
En önemli nokta ise bu türden kitaplar bittiğinde hikayenin zihnimizde devam edip birtakım sorulara yol açması. Gerçekten özgür müyüz? İyi nedir? İnsanı insan yapan şeyler nedir?…
Şimdi bizleri sorgulamaya sevk eden klasik ve çağdaş edebiyattan harmanlanan listemize göz atalım.
Vejetaryen – Han Kang (2007)
Beden, özgürlük ve toplum arasındaki ince çizgiyi soruluyor Vejeteryen. Kitaptaki baş karakterimiz Yeong-hye et yemeği bırakma kararı alır. Bu karar süreç içinde özgür irade ve toplumsal baskı üzerine daha büyük bir konuya dönüşür. Kadının bedeni üzerinde verdiği karar ailesi ve çevresi tarafından sorgulanır. Aynı zamanda kabul edilmez. Bu noktada kitap, bir insanın kendi bedeni üzerinde ne kadar söz hakkı olabileceğini masaya yatırıyor.
Kadının olanlar karşısında zaman içinde giderek sessizleşmesiyle çevresinin baskısı daha da artar. Böylelikle kitap, beden konusuna özgür irade ve toplumsal baskı problemenin de eklendiği karanlık bir sorgulamaya dönüşür.
Kurtarma Mesafesi – Samanta Schweblin (2014)
Latin Amerika Edebiyatı’nın öne çıkan isimlerinden Samanta Schweblin imzalı Kurtarma Mesafesi sevdiklerimizi korumak için ne kadar ileriye gidebileceğimizi sorgulayan bir kitap.
Bu sorulama anne-kız ilişkisi üzerinde ele alıyor. Amanda ve kızı Nina kitabın iki baş karakteri. Fakat bu ilişkide kitaptaki asıl gerilimin kaynağı dış faktörler değil. Anneliğin getirdiği sürekli tetikte olma haliyle artan bir gerilim ve koruma söz konusu. Bu açıdan Kurtarma Mesafesi korku edebiyatıyla felsefeyi harmanlayan etkileyici bir okuma sunmakta.
Kasırga Mevsimi – Fernanda Melchor (2017)
Felsefi romanlar konulu yazı yazıp Kasırga Mevsimi’ne yer vermemek olmazdı. Baştan söyleyeyim kitap kolay okunabilecek türden bir kitap değil. İçinde şiddet, yoksulluk, cinsiyet eşitsizliği, toplumsal dışlanma gibi yaşamın karanlık diyebileceğim konularını bir araya getiriyor.
Kitap “cadı” olarak bilinen bir kadının öldürülmesiyle başlıyor. Fakat asıl konu yaşanan cinayetten ziyade bu sürece kadar yaşananlar. Böylelikle kitabın merkezini oluşturan sorgulama da ortaya çıkar: İnsan doğuştan kötü müdür? İnsanı kötü kılan koşullar mıdır?
Pedro Páramo – Juan Rulfo (1955)
Latin Amerika Edebiyatı’nın önemli eserlerinden bir diğeri Pedro Páramo Juan Rulfo imzalı roman. Kitap, Juan Preciado’nun annesinin vefatı üzerine babasını aramaya koyulması üzerine şekilleniyor. Ayrıca zaman ve gerçeklik duygusunu parçalayan akışıyla roman sürekli yarattığı belirsizlikle şu soruya yol açıyor: Geçmiş gerçekten de geride bırakılabilir mi?
Morel’in Buluşu – Adolfo Bioy Casares (1940)
Adolfo Bioy Casares imzalı Morel’in Buluşu, çağının ötesine geçen bir konuyu gündeme alıyor. Gerçek nedir? Gerçek deneyim ve görüntü arasında nasıl bir fark vardır? gibi soruları kitap, kimsenin yaşamadığını düşündüğü bir adaya yerleşen kişi üzerinden ele alıyor.
Fakat adada başka insanlar ve olaylarla karşılaşan kişi gerçeklikle ilgili bildiği şeylerle sınanıyor adada. Aynı zamanda kitabın merkezinde yer alan icatla bu sorgulama daha da derinleşiyor.
