Sinema

Jessie Buckley: Agnes Shakespeare’e Uzanan Yolculuk

Jessie Buckley, birçoğumuz tarafından Agnes Shakespeare rolü ile aldığı ödüllerin ardından tanınan İrlandalı oyuncu. Bu yazıda, Buckley’in muhtemel kariyerinin zirvesi olarak kalacak Agnes Shakespeare rolüne uzanan yolculuğuna bakıyoruz.

Açıkçası benim kendisiyle tanışmam çok daha öncesine dayanıyor. Agnes rolünden önce de filmlerini ve doğallığını çok beğendiğim bir oyuncuydu. Zaten Hamnet de Agnes’a hayat vereceğini öğrendiğimde çok heyecanlıydım. Kendisinden beklentim tam da hak ettiği şekildeydi. Hepimizin içini parçaladı Jessie Buckley bu rolüyle. 🙂

Tabii dediğim gibi bu rolden önce birçok yapımda da yer almıştı. Belki öncesinde bu kadar tanınmamasının nedeni, kolay tüketilen roller yerine psikolojik derinliğe sahip karakterleri tercih etmesinden ve bağımsız filmlerde yer almasından dolayı. Ki yolculuğuna baktığımızda da bağımsız sinemalardan tv dizilerine, tiyatrodan müzikallere uzanan geniş bir hikayesi var Buckley’in.

Bu nedenle Agnes Shakespeare rolüne giden yolda canlandırdığı karakterlere bakmadan önce Jessie Buckley’i kısaca bir tanıyalım.

Kimdir Jessie Buckley?

1989 doğumlu oyuncumuz İrlanda’da dünyaya geliyor. Oyunculuk kariyerinde ilk adımı bir tv yarışmasında atıyor. 2008 yılında katıldığı I’d Do Anything adlı müzikal yarışmasında sesiyle dikkatleri üzerine çekerek finale kadar gidiyor. Bu sürecin ardından çeşitli yerlerden oyunculuk teklifi alıyor. Fakat o Londra’da Royal Academy of Dramatic Art (RADA) isimli akademide eğitim aldı ve çeşitli tiyatro oyunlarında boy gösterdi.

Sinemada ile ilk kez kendini 2017 yapımı Beast ile gösterdi. Ardından Wild Rose, I’m Thinking of Ending Things, Fingernails, The Lost Daughter, Women Talking ve Men gibi yapımlarda yer aldı. En son ise başrolü Paul Mescal paylaştığı Hamnet‘teki üstün performansıyla herkesi büyüledi.

Moll – Beast (2017)

Jesie Buckley

Sinema dünyasındaki ilk rolü Best adlı filmde canlandırdığı Moll karakteriydi. Burada ailesi tarafından sürekli baskılanan bir kadını canlandırıyor Jessie Buckley. Aile baskısı ile bağımsız bir yaşam kurma arasındaki sıkışıp kalan bir karakteri başarıyla yansıtıyor filmde. Aynı zamanda Moll kendi karanlık yanıyla da yüzleşmek zorunda olan bir karakter olduğu için dönüşüm gerektiren zorlayıcı bir karaktere hayat veriyor.

Anlaşıldığı gibi Buckley henüz ilk filmiyle izleyiciyi rahatsız edecek karakterlere hayat vereciğinin sinyallerini vermiş oluyor.


Rose-Lynn Harlan – Wild Rose (2018)

Jessie Buckley Wild Rose

Sinema yolculuğundaki en enerjik karakterlerden biri olarak yorumlayabileceğim Rose karakteriyle Buckley, müzikal alandaki yeteneklerini de ortaya koyuyor bu filmde. Rose, hapisten yeni çıkmış ve hayatı boyunca hayallerinde contry müzik yıldızı olmayı sürdüren bir karakter. Fakat bir yandan da ona sorumlularıyla baş etmesi gereken bir anne. Anlaşıldığı gibi burada da yine ikilemler arasında sıkışan zorlu bir karaktere hayat veriyor. Bu filmde Buckley güçlü sesi ve performansıyla dikkatleri üzerine çekiyor.


Young Leda – The Lost Daughter (2021)

Gelelim, benim de favorilerimden biri olan Leda karakterine. The Lost Daugter film olarak zaten benim için özel bir yerde. Fakat dediğim gibi Buckley’nin Leda rolü de apayrı bir yerde. Elena Ferrante‘nin kitabından uyarlanan bu yapımda Leda karakteriyle iç çatışmalarla dolu bir anneye hayat veriyor Buckley. Gelin görün ki filmi izleyenler bilir, hayat vermekten ziyade adeta o anneyi yaşadığını söyleyebilirim. Zaten bu rolüyle de Oscar’a aday olmuştu kendisi.

Hatta ve hatta bence Agnes rolünün ışığını bu karakterde çok rahatlıkla yakalayabileceğini söyleyebilirim.


Harper Marlowe – Men (2022)

Men isimli psikolojik gerilim filminde kişisel bir trajedi yaşayan Harper’a hayat veriyor Buckley. Harper eşini kaybettikten sonra, kırsala tatile gider fakat burada burada işler planladığı gibi gitmez. Karakterimiz yas, travma, toplumsal cinayet gibi metaforlarla örülü bir hikayenin içindedir film boyunca. Buckley filmin duygusal yükünü bu filmde muhteşem performansıyla sırtlamış ve eleştirmenlerden pozitif dönüşler almıştır.

Agnes Shakespeare – Hamnet (2025)

Bucley en son karşımıza William Shakespeare’ın eşi Agnes rolüyle çıktı. O çıkış o çıkış… Hepimizi mahvetti, yürekleri dağladı. Ağlama sesi hala kulaklarımda. 🙂 Bu rolüyle BAFTA En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nden tutun da Altın Küre, Critics Choice Awards gibi ve en son Oscar En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne uzanan başarılar yakaladı.

Ödül alması kanaatimce çok önemli bir husus değil. Elbette bir oyuncunun başarısının sembolik olarak taçlandırılmasına da karşı değilim. Bunlar işin en son kısmı. Yani ödül almasaydı zaten Jessie Buckley’in az başarılı olmayacaktı benim gözümde. Zaten gören göz, hisseden kalp bu filmden sonra kendi içinde başının üstüne koyardı oyuncuyu. 🙂

Neden bu kadar abarıyor muyum? Çünkü çok incelikliydi rolünde Buckley. İliklerimize kadar Agnes’ın acısını hissettirdi. Bir annenin yasını onunla beraber izleyenler de yaşadı. Benim şu an yazarken bile burnum sızlıyor. 🙂

Zaten daha önceki rolleriyle göstermişti Jessie Buckley kendindeki cevheri seyirciye. Agnes ile zirvesini de görmüş olduk sanırım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir