<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Edebiyat arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/kitap-incelemesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/kitap-incelemesi/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Oct 2025 17:50:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>Edebiyat arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/kitap-incelemesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kitap Önerisi: Sakinliğin Görkemi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-sakinligin-gorkemi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-sakinligin-gorkemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[E. Nihan Acar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 17:50:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAP ÖNERİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[kitapinceleme]]></category>
		<category><![CDATA[kitapönerisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kazankultur.com/?p=18695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitap önerisi köşemizde bu kez bir kişisel gelişim kitabıyla sizinleyiz. Sakinliğin Görkemi, hayat felsefesi konulu sadeliği ile öne çıkan bu eser, tek günde tüketilebilir olması ile okuyana kolay ulaşıyor. Ama en önemlisi kendi yolunu arayan ve kendini inşa etmeye çalışan herkes için bir kılavuz niteliğinde olmasıyla öne çıkıyor. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-sakinligin-gorkemi/">Kitap Önerisi: Sakinliğin Görkemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kitap önerisi köşemizde bu kez bir kişisel gelişim kitabıyla sizinleyiz. Sakinliğin Görkemi, hayat <a href="https://www.kazankultur.com/yurumenin-felsefesi-yurumeye-baska-bir-gozle-bakma-zamani-geldi/">felsefe</a>si konulu sadeliği ile öne çıkan bu eser, tek günde tüketilebilir olması ile okuyana kolay ulaşıyor. Ama en önemlisi kendi yolunu arayan ve kendini inşa etmeye çalışan herkes için bir kılavuz niteliğinde olmasıyla öne çıkıyor. Amerikan yazar ve editör William George Jordan&#8217;ın kaleme aldığı bu çok katmanlı eser, sadelik ve derin düşünmeyi birleştiriyor. Bu sade ve derin yaşam kılavuzuna gelin birlikte hızlı bir bakış atalım:</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-yazar-hakkinda-william-george-jordan-kimdir"><strong>Yazar Hakkında: William George Jordan Kimdir?</strong></h2>



<p><a href="https://mannkindperspectives.blogspot.com/2011/05/pictures-of-william-george-jordan.html">William George Jordan</a> 1864 senesinde doğmuş, 1928 senesinde vefat etmiştir. Aynı zamanda düşür olan yazar, dönemin etik savunucularındandır. Bireysel gelişim, irade terbiyesi, karakter eğitimi ve içsel huzur gibi konular yoğunlaşmıştır. Bunun yanında ahlak idealizmi , bireysel sorumluluk, toplum sağlığı gibi konuları Viktoryen çağda ele almasıyla özgün bir düşünme dilinin de yaratıcısı olmuştur. Yazılarında okuru kendini döndürmeyi amaçlamış ve ve bireysel değerlere seslenmiştir. Yazara göre ruhsal olgunluğa ulaşan birey, topluma duyarlı ve faydalı olacaktır. Bu yüzden <a href="https://www.kazankultur.com/kisisel-gelisim-icin-5-kitap-onerisi/">gelişim</a>, bireyden başlamalıdır. Bu da bireyin kendini bulmasıyla mümkündür.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kitap-onerisi-sakinligin-gorkemi-ne-anlatiyor">Kitap Önerisi “Sakinliğin Görkemi” Ne Anlatıyor?</h2>



<p>Kitap<strong> on altı </strong>bölümden oluşuyor ve her bölüm başlığı ile vereceği mesajın haberciliğini yapıyor:</p>



<div class="wp-block-group is-layout-constrained wp-block-group-is-layout-constrained">
<p>-Öz Denetim Krallığı</p>



<p>-Dilin Suçları</p>



<p>-Görev Bürokrasisi</p>



<p>-Dünyanın En Yüce Yardımseverliği</p>



<p>-Endişe: En Büyük  Hastalık</p>



<p>-Basitliğin Büyüklüğü</p>



<p>-Hayatı Yeniden Yaşamak</p>



<p>-Acılarımızı Yaymak</p>



<p>-Yedek Gücün Açığa Çıkması</p>



<p>-Sakinliğin Görkemi</p>



<p>-Acele, İnsanlığın Belası</p>



<p>-Kişisel Etkinin Gücü</p>



<p>-Kendine Güvenmenin Asaleti</p>



<p>-Başarısızlığın Başarısı</p>



<p>-Her Zaman En İyisini Yapmak</p>



<p>-Mutluluğa Giden Kraliyet Yolu</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>İnsanın iki yaratıcısı vardır: Tanrısı ev kendisi. İlk yaratıcısı ona hayatının ham maddesini ve bu hayatı istediği gibi şekillendirebilmesi için uyması gereken yasaları sunar. İkinci yaratıcısı, yani kendisi, nadiren farkına vardığı olağanüstü yeteneklere sahiptir. Önemli olan bir insanın kendisinden ne yarattığıdır. </p>
</blockquote>
</div>



<p>Bu paragrafla başlayan kitap, insanın aldığı yolun farkında olmasını ve potansiyelini keşfetmesi gerekliliğini ifade etmeye çalışan bir akış sunar. Nitekim başlıklarda ortaya çıkan her temaya dikkatlice yaklaşır ve olağanın dışında bir bakış açısı ile okura ulaşmaya çalışır. Aslında dönemi itibariye oldukça derin ve ileri bir fikirdir bu. Mesela üçüncü bölümde, görevi<em> ahlaki raylar üzerinde yol almak</em> olarak ifade eder. Sonrasında beşinci bölümde, endişenin en popüler intihar biçimi olduğunu söyler. Yazara göre endişe, zihinsel zehirken, çalışmak ise zihinsel besindir. Basitlik, israfı ortadan kaldırır derken yoğunlaşmayı arttığından bahseder. Hayatı ideallere göre ayarlamak ise basitliğe giden kraliyet yoludur, der.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-son"><strong>Son</strong></h2>



<p>Sakinliğin Görkemi, içindeki basit konulara rağmen insanın hayat yolunda dikkatini vereceği hemen hemen on tane konuda yakalanabilir. Nitekim basitlik, gerçeği görmek ve onu yaşamaksa bir görevi görmek ise onu yapmaya başlamaktır. Basit alışkanlıklar, küçük adımlarla insanın hayatını derleyip toplaması olasıdır. Bunun için insan pişmanlıklar yaşamalı, planlar yapmalı, zorluklara göğüs germeli ve acılarını ortaya dökmeden yaşayıp gitmelidir.</p>



<p>Bunların yanınd,a sakinlik insan hayatındaki rotayı görünür kılar ve dümeni sabit tutar. Sakinlik özdenetimdir ve bireyselleşme özdenetimle yol almak anlamına gelir. Mesela doğa hiç acele etmez. İnsana lazım olan da sakinliği ve huzurunu korumaya gayret etmesidir. Gayret ise insanın yolda olması demektir ve güveni geliştiren bu çabadır. Gayret bazen insanı istenilen yere ulaştırmaz. Bu durumda başarısızlık iyi bir eğitmendir.</p>



<p>Yazarın bu gayretlerin ilerlediği yolda mutluluğa sahip olmanın değil onun tadını çıkarmanın önemi üzerinde duruyor. Sürekli mutluluğun imkansızlığına değiniyor. Sonuçta hayatta elde edilenlerin kazanım; ulaşılanların ise gelişim olduğunu ifade ediyor. Son olarak mutluluğa giden yolun dört ana unsuru olduğunu ifade ediyor: adanmışlık, odaklanma, fetih ve vicdan. Fetih gibi ruhsal bir yükselmenin vicdan gibi bir pusula ile mutluluk yolunu gösteren yazar bize 19. yy&#8217;dan derin ve sade bir yol gösteriyor.</p>



<p>Yani sadelik içinde yaratılan dünyaların bu dört ana unsur ile hedeflenen mutluluğu getireceği hayatlara kavuşmamız dileğiyle.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-sakinligin-gorkemi/">Kitap Önerisi: Sakinliğin Görkemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-sakinligin-gorkemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Önerisi: Değişim</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-degisim/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-degisim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Kurtuluş Bilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2025 14:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAP ÖNERİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[#değişimkitapinceleme]]></category>
		<category><![CDATA[#kirstenmiller]]></category>
		<category><![CDATA[#kitapönerisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kazankultur.com/?p=18682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitap önerisi köşemizde, kadın olgusunu fantastik ve gerçeklik unsurlarını kusursuz bir biçimde harmanlayarak ele alan Değişim adlı roman sizlerle. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-degisim/">Kitap Önerisi: Değişim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kitap önerisi köşemizde, kadın olgusunu fantastik ve gerçeklik unsurlarını kusursuz bir biçimde harmanlayarak ele alan Değişim adlı roman sizlerle. </p>



<p>Kitap önerisi yaparken itinalı davranmaya özen gösteririm. Uzun süredir ara verdiğimiz <a href="https://www.kazankultur.com/kitap-incelemesi/kitap-onerisi/">bu kategorimiz</a> için hayli zaman geçmiş. Bu süreçte birçok kitap okumama rağmen Değişim beni harekete geçirdi. Bunun nedeni belki de günümüzde ayyuka ulaşmış durumda olan kadın cinayetlerini gerçekçi ve bir o kadar da fantastik biçimde ele almasıydı. Aynı zamanda kadın meselelerine cesur ve açık bir şekilde değinmiş olması&#8230;</p>



<p>Lafı çok uzatmadan önce, kitap önerisi olarak ele aldığım Değişim&#8217;in yazarına, sonrasında ise kitabın konusuna kısaca göz atalım. Son karar sizlerin olsun 🙂    </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-yazar-hakkinda-kirsten-miller-kimdir">Yazar Hakkında: Kirsten Miller Kimdir?</h2>



<p>Yaşamını yazmaya adayan ve Kuzey Carolina’da doğan <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Kirsten_Miller">Kirsten Miller</a> 1973 yılında dünyaya gelmiştir.  Bernard koleji mezunu olan Miller, eğitim hayatının ardından bir süre reklamcılık sektöründe çalışmış. Sonrasında yazın hayatına adım atmıştır. </p>



<p>Hayal gibi görünen yazarlık serüvenine, genç yetişkin edebiyatında ele aldığı eserlerle başlamıştır. <strong>Kiki Strike</strong>, <strong>The Eternal Ones</strong>, <strong>Jason Segel</strong> ile <strong>Nightmares!</strong> ve <strong>Last Reality</strong> serileri bu dönemin eserleridir. </p>



<p>Daha sonrasında kalemini yetişkin edebiyatı için oynatan yazarımız, asıl çıkışını bu dönem verdiği eserleriyle yakalamıştır. Kitap önerisi olarak ele aldığım <strong>Değişim</strong> de  bu eserler arasında yer alıyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kitap-onerisi-degisim-ne-anlatiyor">Kitap Önerisi &#8220;Değişim&#8221; Ne Anlatıyor? </h2>



<p>Orijinal adıyla<strong> The Change</strong> 2022’de yayımlandı. Değişim, feminist bir <a href="https://www.kazankultur.com/hg-wells-evreni-zaman-yolculugu-ve-distopya/">distopya</a> olarak dünya çapında ses getirdi. Kitap önerisi olarak ele aldığım bu kitap, 24 dile çevrilerek büyük bir ilgi gördü. </p>



<p>Miller, bu kitapta kadınların görünmeyen gücünü, dayanışmayı ve adalet arayışını merkezine alıyor. Kitapta birçok karakter yer almasına rağmen, ana merkezde 3 kadın konumlanıyor: Harriett, Jo ve Nessa.  </p>



<p>Nessa emekli bir hemşire.  Jo uzun yıllar otel yöneticiliği yapmış ve sonrasında spor salonu sahibi olmuş. Diğer karakterimiz Harriett ise uzun yıllar çalıştığı reklamcılık sektörünün ardından kendisini tamamen doğaya adamış bir kadın.  Bu üç kadını bir araya getiren olay ise yaşadıkları bölge Mattauk&#8217;ta gerçekleşen bir kadın cinayeti. </p>



<p>Nessa&#8217;nın büyüklerinden kalma yeteneğinin yıllar sonra açığa çıkar. Genç bir kızın sesini duyar ve anlar ki tıpkı büyük annesi gibi bu cinayeti çözmek durumundadır. Bu sıralarda Jo ise içinde var olan gücün hareketlendiğini hisseder. Harriett ise reklamcılığın yorucu temposuna karşın, bir zamanlar herkesi büyüleyen evinde otlar arasında yaşamakta ve birtakım tarifler denemektedir. Cadılıkla nam salmış Harriett hem Jo hem de Nessa için merak konusudur. </p>



<p>Bir şekilde bir araya gelen üçlü, Nessa&#8217;ya fısıldayan kızın ölüsünü bölgenin plajında bulur. Artık suçlu(lar) her kimse onları bulma vaktidir!</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Eğer bir kadınsan, böyle şeyler dinliyor olman hiç de tuhaf değil. Ama bu seri katil hikâyeleri erkekler arasında neden bu kadar popüler hiç anlamıyorum, dedi Harriett. Düşünsenize heterokseksüel bir erkeğin bir cinayete kurban gittiğini ne zaman gördük? Birinin onları parçalara ayırıp fırlatacağından endişelenmelerine gerek  yok. </p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-son">Son</h2>



<p>Daha fazla olay örgüsüne girmeden kitap önerisi kategorisi altında bu yazımı sonlandırmak isterim. Daha sonrasında <a href="https://www.kazankultur.com/kitap-incelemesi/">edebiyat </a>kategorisi altında Değişim hakkında detaylı bir incelemeye de yer verebiliriz tabii. </p>



<p>Toparlayacak olursam Miller, bu kitapla ataerkinin zalim gerçekliğini işaret ederken, kadın karakterlerin güçleriyle yeni bir ihtimali de önümüze koyuyor: Kadınların hikâyelerini sahiplenmesi, dünyayı yeniden kurabilmesi …</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-degisim/">Kitap Önerisi: Değişim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-degisim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lovecraft: En İyi 5 Romanı</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/lovecraft/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/lovecraft/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Nov 2024 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[howardphillipslovecraft]]></category>
		<category><![CDATA[kitapönerisi]]></category>
		<category><![CDATA[lovecraft]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kazankultur.com/?p=18637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lovecraft, adeta kozmik korkunun ustası... H.P. Lovecraft'ın en iyi 5 romanını bu yazıda keşfetmeye ne dersiniz? Cthulhu'nun Çağrısı'ndan Deliliğin Dağları'na kadar Lovecraft’ın dehşet dolu dünyasına adım atın.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/lovecraft/">Lovecraft: En İyi 5 Romanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Lovecraft, adeta kozmik korkunun ustası&#8230; H.P. Lovecraft&#8217;ın en iyi 5 romanını bu yazıda keşfetmeye ne dersiniz? <em><strong>Cthulhu&#8217;nun Çağrısı</strong></em>&#8216;ndan <strong><em>Deliliğin Dağları</em></strong>&#8216;na kadar Lovecraft’ın dehşet dolu dünyasına adım atın.</p>



<p>&#8220;Lovecraft, korku <a href="https://www.kazankultur.com/kitap-incelemesi/">edebiyatı</a> dünyasına yeni bir boyut kazandıran kozmik korkunun öncüsüdür&#8221; dersek yanılmayız. O, korkuyu bilinmeyenin derinliklerine taşır. Yaratıklarıyla ve kurguladığı evrenin insanların anlayışının çok ötesinde olduğunu vurgulayan karanlık anlatımıyla dikkat çeker. Bu içeriğimizde, Lovecraft’ın dehşet dolu dünyasına adım atmak isteyen okurlar için mutlaka okunması gereken 5 romanını incelemeye çalışacağız.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-howard-phillips-lovecraft-kimdir">Howard Phillips Lovecraft Kimdir?</h2>



<p>Lovecraft, 20. yüzyılın en etkili korku yazarlarından biri olarak kabul edilen Amerikalı bir yazardır. 1890 yılında doğan Lovecraft, yaşamı boyunca yazdığı eserlerle korku edebiyatında yeni bir dönemi başlatmıştır. Gelin görün ki, onun eserleri yaşadığı dönemde pek fazla ilgi görmemiştir.</p>



<p>Hayatı boyunca yoksulluk içinde yaşayan Lovecraft, 1937 yılında öldüğünde yalnızca küçük bir hayran kitlesine sahipti. Yine de ölümünden sonra yayımlanan eserleri ve geride bıraktığı miras, onun korku edebiyatının mihenk taşlarından biri haline gelmesine olanak sağladı diyebiliriz.</p>



<p>Peki, onu bu kadar özel kılan ne?</p>



<p>Lovecraft, klasik gotik korku unsurlarından uzaklaşıp bilinmeyen ve insanın kavrayamayacağı kadar büyük, yabancı güçlerin varlığına odaklanan bir anlatım tarzı geliştirdi. Bu nedenle eserleri, evrenin sırlarını bilme arzusunun getirdiği kaçınılmaz delilik olduğunu vurgular. Aynı zamanda insanlığın evrendeki yerini sorgulatır. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-lovecraft-in-edebi-dunyasi-kozmik-korkunun-dogusu">Lovecraft’ın Edebi Dünyası: Kozmik Korkunun Doğuşu</h2>



<p>Lovecraft’ın edebiyatı, geleneksel korku anlayışının ötesine geçerek <em>&#8220;kozmik korku&#8221;</em> kavramını doğurmuştur. Kozmik korku, insanların algılayamayacağı kadar büyük ve akıl almaz varlıkların evreni yönettiği fikrine dayanır. Bu varlıklar, Lovecraft’ın kurgusal evreninde <em>&#8220;Büyük Eski Tanrılar&#8221;</em> olarak yer alır. Dünyanın ötesinde, çok eski çağlarda var olmuş veya hala var olan kozmik varlıklardır. İnsanlar bu varlıklarla yüzleştiğinde, çoğunlukla akıl sağlıklarını kaybeder ya da deliliğe sürüklenirler.</p>



<p>Lovecraft’ın eserlerinde ana tema, insanın evrendeki yerinin anlamsızlığı ve bilinmeyenin dehşeti üzerine kuruludur. Bilim ve keşif, onun hikayelerinde sıklıkla trajik sonuçlar doğurur. Çünkü bilinmeyene yaklaştıkça insanın gerçeklerle başa çıkamayacağı vurgulanır.</p>



<p>Bu tema <strong>en iyi Lovecraft kitapları</strong> arasında yer alan <em>Cthulhu’nun Çağrısı</em> ve <em>Deliliğin Dağlarında</em> gibi eserlerinde sıkça işlenmektedir. Lovecraft, bu eserlerinde insanın varoluşu hakkında sorular sorarken kaçınılmaz korku duygusunu da yaratır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-cthulhu-nun-cagrisi-the-call-of-cthulhu">Cthulhu&#8217;nun Çağrısı (The Call of Cthulhu)</h2>



<p>Lovecraft’ın belki de en ünlü eseri olan <em>Cthulhu’nun Çağrısı</em>, kozmik korku türünün en iyi örneklerindendir. Bu kısa roman 1928 yılında yayımlanmıştır. Eser, Lovecraft’ın kurgu evrenindeki en tanınmış yaratık olan Cthulhu&#8217;nun ortaya çıkışını konu alır.</p>



<p>Hikâye, farklı bakış açılarından anlatılan bir dizi olayın birleşimiyle şekillenir. Bir arkeoloğun bulduğu tuhaf bir heykelcikten, denizde kaybolmuş gemi mürettebatının dehşet dolu keşiflerine kadar uzanan geniş anlatıya sahiptir.</p>



<p>Cthulhu, Lovecraft’ın yaratmış olduğu <em>Büyük Eski Tanrılar</em> arasında en korkutucu olanıdır. Denizlerin derinliklerinde R&#8217;lyeh adında bir şehirde uyuyan bu devasa varlık, insanların anlayamayacağı kadar eski ve güçlüdür.</p>



<p>Cthulhu, Lovecraft’ın yaratmış olduğu <em>Büyük Eski Tanrılar</em> arasında en korkutucu olanıdır. Denizlerin derinliklerinde R&#8217;lyeh adında bir şehirde uyuyan bu devasa varlık, insanların anlayamayacağı kadar eski ve güçlüdür.</p>



<p>Eserin işleyişi ve Cthulhu mitolojisinin temelleri, Lovecraft evrenini keşfetmek isteyenler için en iyi başlangıç noktalarından biri olabilir. <strong>Cthulhu’nun Çağrısı, </strong>Lovecraft’ın insanın evrendeki yerini sorgulama ve bilinmeyenle yüzleşmenin dehşetini hissettirme yeteneğini gözler önüne serer.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-deliligin-daglarinda-at-the-mountains-of-madness">Deliliğin Dağlarında (At the Mountains of Madness)</h2>



<p><em>Deliliğin Dağlarında</em>, Lovecraft’ın derinlemesine işlenmiş ve en uzun eserlerinden biri. Eser, ilk olarak 1936 yılında yayımlanmıştır. Bir grup bilim insanının Antarktika’ya düzenlediği keşif gezisinde yaşanan korkunç olayları konu alır.</p>



<p>Keşif sırasında buldukları eski kalıntılar ve dünya dışı varlıklar, onları yavaş yavaş deliliğe sürükler. Roman, insanın keşfetme arzusunun bir sınırı olduğunun altını çizer. Bu sınırı aştığında ise karşılaşacağı şeylerin korkunç sonuçlar doğurabileceğini gösterir.</p>



<p>Lovecraft, bu eserde bilinmeyenin korkutucu gücünü ve kozmik varlıkların insanlar üzerindeki yıkıcı etkilerini en yoğun haliyle işler. Konu, keşif gezisi sırasında Antarktika’da bulunan Eski Varlıklar’ın uygarlığının keşfiyle başlar. Bu varlıklar, Lovecraft’ın kozmik evreninin en eski ve en güçlü yaratıklarıdır. Roman boyunca, bilim insanları bu uygarlığın kalıntılarını inceler. Onlara dair daha fazla bilgi edindikçe, gerçeği öğrenmenin insan zihni üzerinde ne kadar yıkıcı olabileceği ortaya çıkar.</p>



<p><strong>Deliliğin Dağlarında</strong>, Lovecraft’ın insan aklının sınırlarını zorlayan ve bilinmeyeni keşfetmenin tehlikeleri üzerine kurulu derinlikli kurgusunu gözler önüne serer. Ayrıca Lovecraft’ın Antarktika’nın ıssızlığı ve doğasının soğuk dehşetini betimleme konusundaki yeteneği, eserin atmosferini daha da korkutucu kılar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-dunwich-dehseti-the-dunwich-horror">Dunwich Dehşeti (The Dunwich Horror)</h2>



<p><em>Dunwich Dehşeti</em>, H.P. Lovecraft’ın kırsal Amerika’daki gizemli ve doğaüstü olayları konu alan ürkütücü eserlerinden bir diğeridir. 1929 yılında yayımlanan bu hikâye, Massachusetts eyaletindeki küçük ve izole bir kasaba olan Dunwich’te geçer.</p>



<p>Romanın merkezinde, garip ve tuhaf şekilde büyüyen Wilbur Whateley ile ailesinin gizemli sırları yer alır. Whateley ailesi, kadim ve yasaklı büyüleri kullanarak insanlığa zarar verecek varlığı serbest bırakmaya çalışır. Anlatıda, doğaüstü varlıkların gücü, eski tanrılar ve insanların bu güçler karşısındaki acizliği işlenmektedir.</p>



<p><em>Dunwich Dehşeti</em> hem kasvetli atmosferi hem de kasabanın uğursuz geçmişiyle okuyucuyu doprudan etkisi altına alır. Lovecraft’ın kullandığı kırsal mekanlar, karakterlerin çaresizliğiyle birleşerek gerilim dolu mekanlar yaratır.</p>



<p>Wilbur Whateley’nin annesi ve büyükbabası tarafından büyütülmesi ve kasabanın geri kalanının bu aileye karşı duyduğu korku, Lovecraft’ın tipik toplumsal dışlanmışlık ve yabancılaşma temalarını işlemektedir.</p>



<p>Bu eser, <strong>H.P. Lovecraft eserleri</strong> arasında korku ve gizem öğelerini en etkili şekilde kullanan hikâyelerden biridir. <em>Dunwich Dehşeti</em>, yazarın mitolojisini ve edebi dünyasına giriş yapmak isteyenler için en mantıklı okuma önerisidir..</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-innsmouth-uzerindeki-golge-the-shadow-over-innsmouth">Innsmouth Üzerindeki Gölge (The Shadow Over Innsmouth)</h2>



<p><em>Innsmouth Üzerindeki Gölge</em>, Lovecraft’ın oldukça tedirgin edici ve unutulmaz hikâyelerinden biri. 1936 yılında yayımlanan bu eser, izole bir balıkçı kasabasında geçen doğaüstü olayları konu alır.</p>



<p>Anlatı, genç bir adamın merakla Innsmouth kasabasına yaptığı yolculuğu ve karşılaştığı tuhaf yaratıkları konu alır. Kasaba sakinlerinin bir kısmı insana benzer. Onların denizle ve deniz tanrılarıyla olan garip ilişkileri, Lovecraft’ın hikâyesine korku ve mistisizm katmaktadır.</p>



<p>Kasabadaki insanlar, deniz yaratıklarıyla anlaşmalar yaparak güç kazanmıştır. Fakat zamanla fiziksel olarak da bu yaratıklara benzemeye başlamışlardır. Hikâyede, Lovecraft’ın <em>&#8220;Deep Ones&#8221;</em> olarak bilinen deniz yaratıkları önemli rol oynar. Bu varlıklar, insanlarla birleşerek yeni bir ırk yaratmış ve kasabanın iç yüzündeki dehşeti şekillendirmiştir.</p>



<p><em>Innsmouth Üzerindeki Gölge</em>, Lovecraft’ın mitolojisinin temel taşlarından biri olan derin deniz yaratıkları ve eski tanrılar temasını işler. Bu hikâye, Lovecraft’ın dilindeki belirsizlikle yaratılan gerilimi ustaca kullanmasıyla dikkat çeker. <strong>Korku edebiyatı önerileri</strong> arasında yer alan <em>Innsmouth Üzerindeki Gölge</em>, kuşkusuz Lovecraft’ın hayranları için mutlaka okunması gereken bir başyapıttır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-dagon">Dagon</h2>



<p><em>Dagon</em>, Lovecraft’ın kozmik korku türünü tanımlayan kısa ama oldukça etkili eserlerinden biridir. İlk olarak 1919’da yayımlanan hikâye, Lovecraft’ın yaratmış olduğu korku mitolojisinin erken dönem örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.</p>



<p>Hikâye Birinci Dünya Savaşı sırasında geçer. Pasifik Okyanusu’nda mahsur kalan bir denizcinin yaşadığı akıl almaz olayları anlatır. Karakter, kaçtığı bir Alman savaş gemisinden sonra kendini okyanusun ortasında, keşfedilmemiş kara parçasında bulur. Burada devasa bir yaratığın varlığını keşfeder: <em>Dagon.</em></p>



<p>Denizcinin karşılaştığı bu yaratık, deniz tanrısı Dagon’un bir yansımasıdır. Bu açıdan da Lovecraft’ın denizle ve bilinmeyenle olan ilgisini yansıtır. Hikâye ilerledikçe, karakter hem fiziksel hem de zihinsel olarak parçalanmaya başlar.</p>



<p>Dagon’un varlığı, Lovecraft’ın kozmik korku anlayışının temelini oluşturur. Çünkü insanın evrendeki yetersizliği ve bilinmeyenle karşılaşmasının yarattığı dehşet vurgulanır. İşte, bu kısa ama yoğun hikaye, yazarın sonraki eserlerinde derinlemesine işleyeceği temaların habercisi olarak kabul edilir. Bu nedenle, <em>Dagon</em>, yazarın dünyasını keşfetmeye başlamak isteyen okurlar için ideal bir eserdir.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/lovecraft/">Lovecraft: En İyi 5 Romanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/lovecraft/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyümenin Türkçe Tarihi : Okuyanı Büyüten Seçki</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/buyumenin-turkce-tarihi-okuyani-buyuten-secki/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/buyumenin-turkce-tarihi-okuyani-buyuten-secki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[E. Nihan Acar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 May 2023 21:45:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[büyümeninTürkçetarihi]]></category>
		<category><![CDATA[kitapönerisi]]></category>
		<category><![CDATA[murathanmungan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=17414</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mungan imzalı "Büyümenin Türkçe Tarihi" incelemesi sizlerle...</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/buyumenin-turkce-tarihi-okuyani-buyuten-secki/">Büyümenin Türkçe Tarihi : Okuyanı Büyüten Seçki</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Büyümenin Türkçe Tarihi </em>kitabı, Murathan Mungan&#8217;ın Metis Yayınları için derlediği seçkilerden biridir. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Murathan_Mungan" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Yazar</a>ın seçkilerinden haberi olmayanlar için şimdiye ondan fazla seçkiyle antoloji severleri sevindirdiğini söyleyebiliriz. Ama bu bildiğimiz antolojilerden değil. Çünkü Murathan Mungan&#8217;ın yaptığı aslında deneme-seçki. Nitekim hem denemelere hem öykülere yer verdiği eser, büyümek temasıyla yazarları bir araya getiriyor. </p>



<p>Önce kitabı derleyen Murathan Mungan&#8217;ı tanıyalım. Sonra büyümek hakkında yazarlar ne der, hangi hikayelere referans verirler görelim. Bu arada biraz da büyümek üzerine konuşalım.</p>



<p>İyi okumalar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-yazar-hakkinda">Yazar Hakkında</h2>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/murathan-mungan-altyazi-1-1024x693.jpg" alt="Büyümenin Türkçe Tarihi " class="wp-image-17565" width="836" height="564" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/murathan-mungan-altyazi-1-300x203.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/murathan-mungan-altyazi-1-480x325.jpg 480w" sizes="(max-width: 836px) 100vw, 836px" /></figure>



<p>1955 senesinde İstanbul&#8217;da dünyaya gelse de çocukluk ve gençlik yıllarını Mardin&#8217;de geçirir. Böylece Mardin, hayatı boyunca eserlerinde izini süreceğimiz bir metaya dönüşür. Üniversite okumak için geldiği Ankara&#8217;da Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümünü bitirir. 9 sene boyunca çeşitli tiyatrolarda dramaturg olarak çalışır.</p>



<p>Yayın hayatına 1975 senesinde başlayan yazar, edebiyatın pek çok dalına dokunur; şiir, roman, öykü, tiyatro oyunu, sinema yazısı, deneme, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/masallar-psikolojik-analiz/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">masal</a>, şarkı derken oldukça üretken bir yazı hayatına sahip olur. Ayrıca bazı türlerde yazdıkları ödüle layık bulunur. Haldun Taner Öykü Ödülü ve Erdal Öz Edebiyat Ödülü gibi prestijli ödülleri kucaklar. Bunun yanında şiir, oyun yazarlığı gibi dallarda da çeşitli ödülleri evine götürür. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Kitabın İçine Doğru</h2>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/0000000245342-1-1656315755.jpg" alt="" class="wp-image-17480" width="282" height="417" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/0000000245342-1-1656315755.jpg 405w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/0000000245342-1-1656315755-203x300.jpg 203w" sizes="(max-width: 282px) 100vw, 282px" /></figure>



<p><em>Büyümenin Türkçe Tarihi</em> kitabı 12 yazarın 12 ayrı denemesi ve seçtikleri öyküleriyle büyüme konusu etrafında toplanmasını konu alır. Her yazar büyümeye farklı ve bazen benzer bir bakışla bakarlar. Sonrasında konu ile ilgili bir anılarını içine alan denemeler kaleme alırlar.  </p>



<p>Neticede ustalardan seçtikleri bir öyküyle bütünlük yaratılır. Yani seçki içinde seçki diyebiliriz. Bunu yaparken kendi yaşantılarını ve büyümelerinden yola çıkarlar. Büyümenin acısı, kaygısı ve yolu derken konuya başka pencerelerden el sallarlar. İşte bu noktada edebiyatla değişmek ve dönüşmek olgusu kendisini hissettirir.</p>



<p>Edebiyat değiştirir ve dönüştürür. Nihayetinde yeni ve eski usta kalemlerin bir araya getirip büyüme konusunu sırtlamaları ve bunun altından güzelce kalkmaları okuyucu için çok güzel kapılar açar. O kapıdan geçmek isteyen okuyucu kendine dönerek büyümenin tanımı yeniden yapar. Nitekim kendi büyümesiyle iletişim kurmaya başlar. Aslında hayat boyu bitmeyen büyüme yolculuğunda okura yalnızlığı ve kaygısı konusunda el uzatır.</p>



<p>Büyümenin Türkçe Tarihi kitabını içeriği şu şekildedir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Murathan Mungan, Önsöz</li>



<li>Füsun Akatlı, Bir Dil Gurbetinde &#8211;&nbsp;Refik Halit Karay, Eskici</li>



<li>Cemil Kavukçu, &#8220;Bir Bahçe&#8221; &#8211;&nbsp;Sait Faik, Bir Bahçe</li>



<li>Ayfer Tunç, Merhamet &#8211;&nbsp;Orhan Kemal, Çikolata</li>



<li>Fatih Özgüven, Annenin Yokluğu: Kaşağı &#8211;&nbsp;Ömer Seyfettin, Kaşağı</li>



<li>Sema Kaygusuz, Tiksinti &#8211; İlhan Tarus, Bir Kasabanın Ruhu</li>



<li>Necati Güngör, Bir Hikâye Okudum &#8211;&nbsp;Sabahattin Ali, Ayran</li>



<li>Sırma Köksal, Boğaza Takılan Düğüm&#8230; &#8211;&nbsp;Vüs’at O. Bener, Havva</li>



<li>Hasan Ali Toptaş, &#8220;Seni İçime Manzara Yapmışam&#8221; &#8211;&nbsp;Osman Şahin, Beyaz Öküz</li>



<li>Selim İleri, &#8220;Mahalle Kahvesi&#8221; Üzerine &#8211;&nbsp;Sait Faik, Mahalle Kahvesi</li>



<li>Faruk Duman, Taş Kokusu ya da Bir Hanende Melek Hâtırası &#8211;&nbsp;Sabahattin Ali, Hanende Melek</li>



<li>Jaklin Çelik, Kaos ya da Kin &#8211;&nbsp;Cihat Burak, Kin</li>



<li>Nurdan Gürbilek, Babalar ve Ustalar &#8211;&nbsp;Oğuz Atay, Babama Mektup</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Murathan Mungan ve Seçkileri</h2>



<p>Murathan Mungan yıllardır Metis Kitap&#8217;tan çıkardığı seçkileriyle antoloji kültürüne katkıda bulunur. Ülkemizde özellikle pandemi sonrası ilginin arttığı bu türün yıllardır temsilcisi olan yazarın emek verdiği seçkiler ise şu şekildedir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ressamın Sözleşmesi (1996)</li>



<li>Çocuklar ve Büyükleri (2001)</li>



<li>Yazıhane (2003)</li>



<li>Yabancı Hayvanlar (2003)</li>



<li>Erkeklerin Hikayeleri (2004)</li>



<li>Kadınlığın 21 Hikayesi (2004)</li>



<li>Ressamın İkinci Sözleşmesi (2005- genişletilmiş baskı)</li>



<li>Büyümenin Türkçe Tarihi (2007)</li>



<li>Bir Dersim Hikayesi (2012)</li>



<li>Merhaba Asker (2014)</li>



<li>Kadınlar Arasında (2014)</li>



<li>Edebiyat Seferleri İçin Vapur Tarifeleri (2017)</li>



<li>Tren Geçti (2017)</li>
</ul>



<p>Bu seçkiler başka başka konular etrafında toplanır.</p>



<p>Yazıhane seçkisinde yazmak eylemi hakkında üstatların yazıları bir araya gelir. <em>Edebiyat Seferleri İçin Vapur Tarifeleri</em> Seçkisinde Vapur Hikayeleri yer alır. Cemil Kavukçu, Sevim Burak, Murat Gülsoy gibi üstatlar seçkilerde kalem sallarlar. <em>Çocuklar ve Büyükleri</em> seçkisi bize çocuk olmak ve çocuk kalmak minvalinde modern öyküler sunar. Nitekim <em>Erkeklerin Hikayeleri</em> yazarı sadece erkeklerin sosyolojik sorunlarına parmak basan bir seçkiyken <em>Kadınlığın 21 Hikayesi</em> seçkisi ise bu seçkiye ayna olur. Kısaca her kitabın bir derdi var, anlattıklarıyla bazı meseleleri görünür kılma iddiası da var. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Büyümek</h2>



<figure class="wp-block-pullquote has-medium-font-size"><blockquote><p><em><strong>Bazen okuduğunuz bir öykü sizi bir kaç yaş birden büyütür. Çoğu kez edebiyat, hayattan daha çabuk büyütür. </strong></em></p><cite>Önsözden</cite></blockquote></figure>



<p>Kitabı eline alan okuyucuyu, ilkin Murathan Mungan&#8217;ın detaylı bir önsözü karşılar. Uzun uzun kitabın derdini anlatır önsözde. Bunun yanında edebiyatın bireyde bıraktığı iz ve bu izin büyümeye etkisini ele alır. Bazen okunan tek öykü öyle geçer ki insana, bıraktığı iz derinleşir. Bu, genç ve çocukken daha olasıdır. Yani tek bir öykünün insanın büyümesine nasıl tesir edeceğini söyler.  </p>



<p>Büyüme konusunda etkisinin içine kişiyi donatmasından hayata hazırlamasına dek büyük bir pay katar. Böylece edebiyat artık bir büyüme aracıdır. Bu seçkide denemeler bir izlek çevresindedir. Bu izlek, büyümektir. Hali hazırda yazarlara kişisel alanı vardır. Tek izleğin yazarların dünyasında nasıl çeşitlenip dağıldığını da anlatır. Başka hayatların başka büyüme hikayeleri vardır ve bu tek anlamda birleşemeyen izleğin yarattığı çağrışımlardan ileri gelir.</p>



<p>Edebiyatta öykü türünün vuruculuğunun altını çizen Murathan Mungan bu türü &#8220;aydınlanma anları sanatı &#8220;olarak nitelendirir. Böylece öykünün etki gücünü insanın içindeki eşiği atlaması olarak tanımlar. Sonuçta geçmişte bu işi masallar yapsa da yeni çağda öyküler bayrağı devralmıştır. Büyüme denilen olgu olmuş bitmiş bir iş değildir. Yani bir süreçtir. Bu anlamda kitap, büyüme için atılan 12 adım gibi gibi naif bir benzetme ile önümüze düşer.</p>



<p>Gelin birlikte bu 12 yazarın bakış açılarına ve seçtikleri hikayelere göz atalım. Büyüme ile ilgili 12 adım atmaya hazır mısınız?</p>



<h2 class="wp-block-heading">Seçkinin Öyküleri</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Füsun Akatlı, Bir Dil Gurbetinde &#8211;&nbsp;Refik Halit Karay, Eskici</h3>



<p>Oldukça dokunaklı bir öyküyle açılışı yapıyor kitap. Refik Halit Karay&#8217;ın dram dozu yüksek Eskici adlı öyküsünün yazara tesisinden ve bıraktığı izden bahseden deneme, güçlü edebiyat ile iç görü kazanan okuyucudan umutludur.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Cemil Kavukçu, &#8220;Bir Bahçe&#8221; &#8211;&nbsp;Sait Faik, Bir Bahçe</h3>



<p>Kendi Beyoğlu&#8217;sunu hikayede yakalayan yazar, bahçelere merak salar. O bahçelerde ve bilindik mekanlarda büyüdüğünü hisseder.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Ayfer Tunç, Merhamet &#8211;&nbsp;Orhan Kemal, Çikolata</h3>



<p>Merhamet ve onur konularının büyümeyle ilintisini işlemiş. Yoksulluk değil bunlar büyütür insanı, der yazar.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Fatih Özgüven, Annenin Yokluğu: Kaşağı &#8211;&nbsp;Ömer Seyfettin, Kaşağı</h3>



<p>Acıyı katlanabilir bir şey haline getiren hayat için edebiyatın tesellisine sığınma gerçektir. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Sema Kaygusuz, Tiksinti &#8211; İlhan Tarus, Bir Kasabanın Ruhu</h3>



<p>Babanın iç huzursuzluğu ve doğumun ebeveyne yükünü büyümeyle, büyümek zorunda kalmakla ilgisi var mıdır?</p>



<h3 class="wp-block-heading">Necati Güngör, Bir Hikâye Okudum &#8211;&nbsp;Sabahattin Ali, Ayran</h3>



<p>Anneyle biriken anılardır konu.  Birlikte yapılan tren yolculukları büyümeyle ilgisini ayran satan çocuktan bilmiş yazar.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Sırma Köksal, Boğaza Takılan Düğüm&#8230; &#8211;&nbsp;Vüs’at O. Bener, Havva</h3>



<p>Yazar birdenbire büyüyen çocuklardan bahseder. Yaş almakla büyüme konusuna bakışı sorgular.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Hasan Ali Toptaş, &#8220;Seni İçime Manzara Yapmışam&#8221; &#8211;&nbsp;Osman Şahin, Beyaz Öküz</h3>



<p>Nefis bir başlığı olan öykünün konusu, yürek yüklerimizin bizi büyüttüğü üzerinedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Selim İleri, &#8220;Mahalle Kahvesi&#8221; Üzerine &#8211;&nbsp;Sait Faik, Mahalle Kahvesi</h3>



<p>Sait Faik&#8217;ten seçilen bu hikayede gizlenen detayların inceliği ve kent tasviriyle büyümeyi ilişkilendirir. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Faruk Duman, Taş Kokusu ya da Bir Hanende Melek Hâtırası &#8211;&nbsp;Sabahattin Ali, Hanende Melek</h3>



<p>İkiye bölünmüş hayatında evde onu bekleyenlerle gazinoda kendine açtığı alana sıkışıp kalmış taşralının hüznü ve yabancılaşmayı konu alır eser. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Jaklin Çelik, Kaos ya da Kin &#8211;&nbsp;Cihat Burak, Kin</h3>



<p>Çocukluk anılarının değişen ve dönüşen mahallelerde sıkışıp kalmışlığı anlatılır. Söz konusu çocukken büyük gelen şeyler, sonradan küçük ve anlaşılır olabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Nurdan Gürbilek, Babalar ve Ustalar &#8211;&nbsp;Oğuz Atay, Babama Mektup</h3>



<p>Babalarla kurulan ilişkilerin çatışmalı doğasında büyüme ile artan ifade alanı başkalaşan hayatlardan dem vurur yazar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Son Olarak</h2>



<p class="has-text-align-center has-medium-font-size"><em><strong>&nbsp;&#8220;Kitap, bir anlamda bizi de kendi büyümemizin ve kendi okumalarımızın tarihine çağırıyor.&#8221;</strong></em></p>



<p>Kitapta isterseniz sadece denemelerini açıp okuyun, büyüme konusunun yazarların zihninde yeniden oluşan ve zenginleşen anlamlarına ulaşın yada sadece referans verilen hikayelerde büyümenin izlerini sürün. Ama ne olursa olsun iç görü kazanma, anlamlara ulaşma ve en önemlisi büyümeye yola çıkma konularını cebinizde bulundurun.</p>



<p>Hem denemeseverleri hem de öyküseverleri aynı anda hitap eden bu kitap tek bir kelimenin içine neler koyacağımızı da gösteriyor bize. Edebiyat, okuyanı elleriyle büyütüp hayata koyuyor. Masal türünün etkisinin öyküyle yer değiştirdiği bir dönemde olduğumuzu söylemiştik.  </p>



<p>Neyse ki edebiyat her daim bizim yanımızda. Nitekim hayata ilk adımlarımızı atarken, ilk kez açılan kapılardan geçerken, başka pencerelerden bakarken anaç bir tavırla elimizden tutuyor, bizi kucaklıyor ve büyütüyor. Edebiyatın bereketli kucağında büyüyen okur ve yazarlar için büyümek hem mesele hem de değil. Büyümek sancılı belki ama Edebiyat sayesinde bu yolda ne yalnızız ne de terk edilmiş&#8230; </p>



<p>Siz de edebiyatın büyüttüklerinden misiniz?</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/buyumenin-turkce-tarihi-okuyani-buyuten-secki/">Büyümenin Türkçe Tarihi : Okuyanı Büyüten Seçki</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/buyumenin-turkce-tarihi-okuyani-buyuten-secki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Önerisi : Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-dogum-lekesi-gibi-bir-gulumseme/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-dogum-lekesi-gibi-bir-gulumseme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[E. Nihan Acar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 11:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAP ÖNERİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[barışbıçakçı]]></category>
		<category><![CDATA[doğumlekesigibibirgülümseme]]></category>
		<category><![CDATA[iletişimyayınları]]></category>
		<category><![CDATA[kitapönerisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=17407</guid>

					<description><![CDATA[<p>İletişim Yayınları'ndan 2021 senesinde çıkan kitap okurseverlerce oldukça beğenildi Gelin 14 öykülük esere kısa bir bakış atalım.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-dogum-lekesi-gibi-bir-gulumseme/">Kitap Önerisi : Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu hafta kitap önerisi <a href="https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Bar%C4%B1%C5%9F_B%C4%B1%C3%A7ak%C3%A7%C4%B1" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Barış Bıçakçı</a>&#8216;nın <em>Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümse</em> öykü kitabı sizlerle. </p>



<p>İletişim Yayınları&#8217;ndan 2021 senesinde çıkan kitap yazarın son emeği. Kitapta hakim olan konseptleri yalnızlık, beklenti, geçmişe özlem, boşluk.. olarak sayabiliriz. Sonuçta 14 öyküden ibaret kitabın önce yazarını tanıyalım sonra kitabın içine mini bir yolculuk yapalım.</p>



<p>İyi okumalar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-yazar-hakkinda">Yazar Hakkında</h2>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full"><img decoding="async" width="290" height="298" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/baris-bicakci_322558_m.jpg" alt="kitap önerisi" class="wp-image-17432"/></figure>



<p>Barış Bıçakçı 1966 senesinde Adana&#8217;da doğmuştur. Nitekim <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/edebiyat/oneri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">edebiyat</a> dünyasına şiir ile giren yazar roman ve öykülerle yoluna devam etmektedir. Şimdiye dek kaleme aldığı eserler şu şekildedir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Herkes Herkesle Dostmuş Gibi, İstanbul:&nbsp;İletişim&nbsp;2000</li>



<li>Veciz Sözler, İstanbul: İletişim, 2002</li>



<li>Aramızdaki En Kısa Mesafe, İstanbul: İletişim, 2003</li>



<li>Bizim Büyük Çaresizliğimiz, İstanbul: İletişim, 2004</li>



<li>Baharda Yine Geliriz, İstanbul: İletişim, 2006</li>



<li>Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra, İstanbul: İletişim, 2008</li>



<li>Sinek Isırıklarının Müellifi, İstanbul: İletişim, 2011</li>



<li>Seyrek Yağmur, İstanbul: İletişim, 2016</li>



<li>Tarihî Kırıntılar, İstanbul: İletişim, 2019</li>



<li>Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme, İstanbul: İletişim, 2021</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Kitabın İçine Doğru</h2>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/dogum-lekesi-gibi-bir-gulumseme.jpg" alt="kitap önerisi" class="wp-image-17431" width="251" height="380" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/dogum-lekesi-gibi-bir-gulumseme.jpg 347w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/dogum-lekesi-gibi-bir-gulumseme-198x300.jpg 198w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" /></figure>



<p>Kitap önerisi eserdeki öyküler şu şekilde sıralanıyor:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İçten Konuşma</li>



<li>Annemin Hikayesi</li>



<li>Yüz Yirmilik Keçeli Kalem Takımı</li>



<li>Feride&#8217;siz Gülümseme</li>



<li>Üzerindeki Boşluk</li>



<li>Eşelek</li>



<li>Küf</li>



<li>Sonsuz İkindi</li>



<li>Bizden Sonra Çakırdikenleri</li>



<li>Kusursuz Kısırdöngü</li>



<li>Gülünç Geçmiş</li>



<li>Alaattin&#8217;in Yazgısı</li>



<li>Turistik Gezi</li>



<li>Anlaşılmaz Şeyler</li>
</ul>



<p>Bunlar okuyana mutluluk vaat etmeyen, hayatın içinden öyküler. Gerçekçi bir tavırla ele aldığı her konu güzel edebiyat ve akıcı kurgu ile okuyanla buluşuyor. Nitekim buruk ve kırık duygularla okuyacağınız bu kitap önerisi dolambaçsız bir tarzla yüreklerimize dokunuyor. Sonuçta kitapta gülümsemeler de buruk, heyecanlar da. Tıpkı bir doğum lekesi gibi isteksiz ama tüm gerçekliği ile karşımızda.</p>



<p>Gerçekleri olduğu gibi yazmayı seçmiş yazar. Sonuçta bu gerçeklerin can sıkıcı tonda seyretmesi bize hayatın beklenmedik ve kaotik doğasını hatırlatıyor. </p>



<p>Planlasak da olduramadığımız işler, bizden giden sevdiklerimiz, nostaljik ilişkiler sizi mutsuz etmiyor belki ama düşündürüyor. Nitekim biz hikayelerimizde nereye yol alıyoruz, geçmişle ne yapıyoruz, evirip çevirmeye başlıyoruz. </p>



<p>Kitaptan alıntılarla yazımızı bitirirken güzel edebiyatla süslü öyküler okumak isteyenlere kitabı tavsiye ederiz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Bir romanda okumuştum, iki insandan geriye birer insan kalırmış”</em></p>
<cite>Sf:74</cite></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>&#8220;Her şey çok hızlı değişiyor ve geçmiş, gülünç şeylerin yaşandığı derme çatma bir sahneye dönüşüyor. Artık geride kalan her şey gülünç.&#8221;</em></p>
<cite>Sf:71</cite></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Bir bütünlük arıyorum çünkü darmadağınık hissediyorum. Dağılarak yok olacakmışım gibi hissediyorum.</em></p>
<cite>Sf:18</cite></blockquote>



<p> </p>



<p></p>



<p>Barış Bıçakçı, 2021, Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme, İletişim Yayınları, İstanbul</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-dogum-lekesi-gibi-bir-gulumseme/">Kitap Önerisi : Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-dogum-lekesi-gibi-bir-gulumseme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Önerisi: Buraya Kısıldık Sanırım</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-buraya-kisildik-sanirim/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-buraya-kisildik-sanirim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selin Yüzüncüoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAP ÖNERİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[burayakısıldıksanırımkitapkonusu]]></category>
		<category><![CDATA[kitaptavsiyeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=17155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitap önerisi köşemizde Aslı Akarsakarya’nın öykü kitabı, Buraya Kısıldık Sanırım ile sizlerleyiz</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-buraya-kisildik-sanirim/">Kitap Önerisi: Buraya Kısıldık Sanırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kitap önerisi köşemizde Aslı Akarsakarya’nın öykü kitabı, <em>Buraya Kısıldık Sanırım </em>ile sizlerleyiz. Kitabın ilk baskısı 2021 yılında yapıldı. Gelin, yazarın ödüllü öykülerine genel bir bakış atalım. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-yazar-hakkinda">Yazar Hakkında</h2>



<p>Ankaralı yazar Akarsakarya ülkemizin üretken üreticilerinden. Mühendis, çevirmen ve fotoğrafçı da olan yazarın yayınlanmış üç kitabı bulunuyor. Öykü kitapları, <em>Düşe Kalka</em> ve <em>Buraya Kısıldık Sanırım</em>&#8216;ı Yapı Kredi Yayınları ile , İçeride Kalanlar isimli romanını da Okuyan Us Yayın ile raflarda bulmak mümkün.  </p>



<p>Kitap önerisi köşemizin konuğu ise 2021 yılında <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Yunus_Nadi_%C3%96d%C3%BClleri" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Yunus Nadi Öykü Ödülü</a>’ne layık görülerek başarısını tescilledi. Yazarın<em> Woman In Me</em> (İçimdeki Kadın) isimli video belgesel projesine de aynı isimli web sayfasından ulaşmak mümkün.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kitabın İçine Doğru</h2>



<p><em>Buraya Kısıldık Sanırım</em>, on sekiz öyküden oluşuyor. Öykü sayısının fazlalığına karşı doksan beş sayfalık bu kitap, okuruna zamanın nasıl geçtiğini hissettirmiyor. Öykülerde gündelik hayatın içinden karakterleri ve sahneleri bazen birinci bazen de üçüncü ağızdan anlatan Akarsakarya, görülenleri ve hissedilenleri sade ancak gerçekçi anlatımıyla taçlandırıyor.  </p>



<p>Böylece okur; günbegün babasının hastalığının ilerleyişi izleyen bir evladın, uzun aradan sonra yeniden buluşan arkadaşların muhabbetlerinin, hayvanat bahçesinde rastlanan bir çift ile hipopotam arasındaki ilişkinin okuyucuları değil, kenardaki sessiz izleyicileri haline geliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Buraya Kısıldık Sanırım’dan Altı Çizilen Cümleler</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Arada insan böyle şeyler yapmalı, hayata daha emin devam edebilmek için şüphelerini masaya yatırmalı ve hislerinin sağlamasını yapmalıydı.” (syf, 10)</li>



<li>“İnsan zeki yaratık. İstediği zaman dilediği gibi düşünebilmek için yeterli kanıtı bulabiliyor çevresinde.” (syf, 12)</li>



<li>“Sevmemek en kolay kaçış yolu idi, ben de sevmedim. Açıklamaya gerek yoktu. Açıklamak, anlaşmaya çalışmaktı çünkü ve izah ancak benzerler arasında anlamlıydı. Söylediklerimi mantıklı bulmaları gerekecekti, bulmazlarsa sevmeme hakkım da sorgulanabilirdi.” (syf, 15)</li>



<li>“Vazgeçiş bir anda olmuyor, aklın göremediği bir vakit başlamış ve sabrın sınırlarında dolanan bir yolculuğa benziyordu.” (syf, 20)</li>



<li>“Kötülük, diyordu hâkim, çoğu zaman niyetten doğmaz. (…) Bilakis, dedi, kötülüğün çoğu iradesizlikten doğar.” (syf, 25)</li>



<li>“Zaman tavus kuşuna benzer. O an olanlar kuşun gövdesiyse, peşinden sürüklenerek gelen alengirli kuyruk, anılardır.” (syf, 34)</li>



<li>“Hatırlamayı da unutmayı da kontrol edemediğimiz doğruydu. İşte bellek, hatıraların rastgele uçuştuğu büyülü yer içimizdeydi bizim, şüphe yok. Ama büyüsü şundandı ki biz de onun içindeyizdik. Bizimle yaşıyor ve bizi yaşatıyordu.” (syf, 36)</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Son Olarak&#8230;</h2>



<p><em>Buraya Kısıldık Sanırım</em>&#8216;ın sunduğu okuma deneyimi <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kitap-onerisi-yalin-tutku/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kısa ancak özgün</a>. Özellikle uzun kurgularda dikkat sorunu yaşayanları, “reading slump”tan çıkış yolu için bir bilet arayanları ve Türk Edebiyatı’ndan özgün bir ses duymak isteyenleri memnun edeceğine inanıyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kaynakça</strong></h2>



<p>Akarsakarya, Aslı. Buraya Kısıldık Sanırım. Yapı Kredi Yayınları YKY, 2022.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-buraya-kisildik-sanirim/">Kitap Önerisi: Buraya Kısıldık Sanırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-buraya-kisildik-sanirim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Önerisi: Dr. Jekyll ile Bay Hyde</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-dr-jekyll-ile-bay-hyde/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-dr-jekyll-ile-bay-hyde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[E. Nihan Acar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 08:46:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAP ÖNERİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[drjekyillvebayhyde]]></category>
		<category><![CDATA[kitapönerisi]]></category>
		<category><![CDATA[RobertLouisStevenson]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=17394</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kİtap önerisi köşemizin bugünkü konuğu Robert Louis Stevenson. Keyifli okumalar...</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-dr-jekyll-ile-bay-hyde/">Kitap Önerisi: Dr. Jekyll ile Bay Hyde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kitap önerisi eser Dr. Jekyll ile Bay Hyde 1886 senesinde basıldığında epey ses getirir. İngiltere ve Amerika&#8217;da oldukça ilgi gören eser, yazara da ün kazandırır. Tuhaf bir hikayeyi konu alan novella, dönemin klasiklerindendir. </p>



<p>Gelin birlikte kitap önerisi eserin önce yazarını tanıyalım. Sonra mini incelememizde buluşalım.</p>



<p>İyi okumalar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-yazar-hakkinda">Yazar Hakkında</h2>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="573" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/robert-louis-stevenson-1024x573.jpg" alt="kitap önerisi
" class="wp-image-17505" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/robert-louis-stevenson-1024x573.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/robert-louis-stevenson-300x168.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/robert-louis-stevenson-768x430.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/robert-louis-stevenson-480x269.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/robert-louis-stevenson.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Kitap önerisi eserin yazarı Robert Louis Stevenson Edinburg&#8217;ta doğmuştur. Hukuk eğitimi almış ve böylece beşeri bilimlerle yoğurulan fikir dünyası için altyapısı sağlamlamıştır. Romancı, şair ve gezi yazarlığı yapmıştır. </p>



<p>Bunun yanında hayatı boyunca sağlık sorunları çekmiştir. Bu yüzden aldığı Hukuk eğitimiden sonra sağlığına iyi gelecek yerler keşfetmek amacıyla gezmeye başlar. Gezi yazarlığı da bu gezilerin bir sonucu ortaya çıkar. Nitekim babasının mühendis olmasını isteyecek ama o ailesinin yaşam tarzını reddedip ve bohem bir hayatı benimseyecektir. </p>



<p><a href="https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Robert_Louis_Stevenson" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Robert Louis Stevenson</a> ismini Define Adası eserinden hatırlarız. Oğlu ile aralarındaki oyundan doğan hikayenin edebiyatın kültleri arasına girmesiyle dikkatleri üzerine çeker. 1881 senesinde yayınlanan bu eserden beş sene sonra Dr. Jekyll ile Bay Hyde yayınlanır. </p>



<p>Çocuklar için yazıldığı düşünülen Define Adası&#8217;nın yetişkinlere göre olan alt okumalarıyla hitap ettiği kitlenin genişlemesi, yazarın şansına olur. Bu iki eserde de toplumsal göndermeler ve kişisel psikoloji alanlarında gezinen yazarın tarzı artık bellidir. İyi bir edebiyatla ortaya koyduğu sosyolojik eserleri ile okuyanları aynalayacak ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/edebiyat/oneri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">edebiyat</a>ın çapını dönemi adına artıracaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kitap Hakkında </h2>



<p>Kitap önerisi eserin konusuna gelirsek, saygın bir doktor olan Dr. Jekyll gizlice bir ilaç üzerine çalışmaktadır. Doktoru yakından izleyen Bay Utterman gözünden anlatılan roman, doktorun dış gözü haline gelir. Avukat olan Utterman doktorun şaibeli vasiyetnamesi yüzünden onu yakından izlerken, doktor bambaşka bir yola girer.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="712" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/Dr_Jekyll_and_Mr_Hyde_poster_edit2-1024x712.jpg" alt="kitap önerisi" class="wp-image-17510" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Dr_Jekyll_and_Mr_Hyde_poster_edit2-1024x712.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Dr_Jekyll_and_Mr_Hyde_poster_edit2-300x209.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Dr_Jekyll_and_Mr_Hyde_poster_edit2-768x534.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Dr_Jekyll_and_Mr_Hyde_poster_edit2-1536x1068.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Dr_Jekyll_and_Mr_Hyde_poster_edit2-2048x1424.jpg 2048w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Dr_Jekyll_and_Mr_Hyde_poster_edit2-480x334.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>(Yazının bundan sonrası sürpriz bozanlar içeriyor.)</p>



<p>Kitap önerisi eserde doktorun kişilik bölünmesi yaşadığını görüyoruz. Kendi geliştirdiği çok gizli formüllü ilacı yüzünden iki ayrı adam haline gelen doktor için kim olduğu gerçeği yer değiştirmeye başlar. Bu ilacın etkilerini okuyana tüm açıklığı ile sunar. </p>



<p>Nitekim doktor bir süre sonra bastırılmış arzularının yarattığı Hyde karakterinin onun yerine geçmesinden korkar. Acımazsızca cinayetler işleyen Hyde&#8217;ın karşısında toplumda saygınlığı olan Dr. Jekyll vardır. Maalesef bu hikaye mutlu sona ulaşmaz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sona Doğru</h2>



<p>Kitap önerisi eserde Viktoryen dönemin baskıcı ve bozulan toplumuna göndermeler vardır. Hiciv içeren bu gotik roman içimizdeki iyi ve kötünün savaşını yansıtır. Hatta piskolojiye &#8220;hyde vakası&#8221; diye geçen ayrılmış dissosiyatif kişilik bozuklukları isim babası da bu karakterdir. </p>



<p>Ülkemizde ilk kez 1942 senesinde çevrilen eser birçok yayınevinden çıkmış ve dünya çapında defalarca filme uyarlanmıştır.  Zamansız ve kült olduğu kadar hızlı tüketime uygun bu eseri herkese tavsiye ederiz.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-dr-jekyll-ile-bay-hyde/">Kitap Önerisi: Dr. Jekyll ile Bay Hyde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-dr-jekyll-ile-bay-hyde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Önerisi : Çözüm Bakanlığı</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-cozum-bakanligi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-cozum-bakanligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[E. Nihan Acar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 May 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAP ÖNERİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[cançocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çözümbakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kitapönerisi]]></category>
		<category><![CDATA[sannerooseboom]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=17044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu haftaki öneri kitabımız genç okurlara! Macera dolu bir serüven sizleri bekliyor...</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-cozum-bakanligi/">Kitap Önerisi : Çözüm Bakanlığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kitap önerisi eseri bu hafta macera dozu yüksek bir çocuk kitabı. Örneğin babanız postacı olsa ve günün birinde eve <em>Çözüm Bakanlığı</em>&#8216;na iletilmek üzere bir zarf gelse ne yaparsınız? Eğer bir gün bu gibi bir şey yaşarsanız önünüzdeki iki konu epey merak uyandırıcı olacaktır: </p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Çözüm Bakanlığı ne işe yarar? </li>



<li>Kim neden oraya bir mektup yazar?</li>
</ul>



<p>Hollanda <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/edebiyat/oneri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Edebiyat</a>ı eserleri bu aralar rağbet görmeye başladı. O halde Sanne Rooseboom&#8217;dan keyifli ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/nihan-kaya-klasik-cocuk-masallari-ve-degisim/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">öğretici bir çocuk kitabı </a>okumak ister misiniz? Kitap adının orijinalliğinin hakkını veriyor. </p>



<p>Bunun yanında kitapta akran zorbalığından yardımlaşmaya; yalnız yaşlanmadan arkadaş bağlarına dek pek çok konu işleniyor. Can Yayınları&#8217;ndan çıkan ve Hasan Türksel tarafından Türkçeleştiren kitaba dokunalım.</p>



<p>Gelin, önce yazarı tanıyalım sonra kitap önerisi eserine mini bir bakış atalım.</p>



<p>İyi okumalar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-yazar-hakkinda">Yazar Hakkında</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/Untitled-design-3-1024x682.jpg" alt="kitap önerisi" class="wp-image-17105" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/Untitled-design-3-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/Untitled-design-3-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/Untitled-design-3-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/Untitled-design-3-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/Untitled-design-3-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/Untitled-design-3.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><a href="https://www.sannerooseboom.com/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Sanne Rooseboom</a> Utrecht&#8217;te doğmuş ve Amsterdam Üniversitesi&#8217;nde Uluslararası İlişkiler Bölümü okumuştur. Yazar yıllardır editörlük, muhabirlik ve öykücülük yapar. Nitekim seri olan Çözüm Bakanlığı kitap serisini sekiz senede tamamlamıştır. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Kitap Hakkında</h2>



<p>Kitabın konusuna gelirsek, Nina&#8217;nın babası postacıdır. Ve adresi belli olmayan bir yerden aldığı zarf evde kafaları karıştırmıştır. Sonuçta Çözüm Bakanlığı&#8217;na gidecek olan zarfı açmak da saklamak da yasakken Nina merakına yenilir. </p>



<p>Mektupta Ruben isimli çocuğun gördüğü zorbalık karşısında Çözüm Bakanlığı&#8217;ndan durumu çözmesi konusunda talebi vardır. Nina ve arkadaşı kendilerince buna bir çözüm bulurlar. Ama Ruben ve yaşlı komşuları sayesinde aslında Çözüm Bakanlığı diye bir oluşumun varlığını öğrenirler. Bu oldukça heyecan vericidir. Nitekim bu çocuk grubu da Çözüm Bakanlığı&#8217;nın kapanan şubesini yeniden açmak isteyecekler ve türlü maceralara atılacaklardır.</p>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/71fxu3JWF5L._AC_UF8941000_QL80_.jpg" alt="kitap önerisi" class="wp-image-17053" width="248" height="384" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/71fxu3JWF5L._AC_UF8941000_QL80_.jpg 646w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/71fxu3JWF5L._AC_UF8941000_QL80_-194x300.jpg 194w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/71fxu3JWF5L._AC_UF8941000_QL80_-480x743.jpg 480w" sizes="(max-width: 248px) 100vw, 248px" /></figure>



<p>Kitap önerisi eserdeki macera dozu sürükleyicidir. Çocukların Çözüm Bakanlığı&#8217;nın 300 küsur senedir yaptığı gibi çevresindeki insanların sorunlarına çözüm bulmaya çalışması takdirliktir. Fakat her oluşumun karşı oluşumu vardır. Karşı düşman da Gümüş Adamlardır. Bu hayır işine çomak sokmak için ellerinden geleni yaparlar. Hatta çocukların çevresindeki zorba grupla işbirliği dahi yaparlar. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Son Söz</h2>



<p>Hikâyenin sürükleyici anlatımı ve ilgi çekici konusunun yanında zorba çocukların göz ardı edilen önceki yaşantıları ve çözümsüz kalan kötü davranışları kitabı maalesef tıkadı. </p>



<p>Tümden iyi sonlu bir kitap önerisi beklentisi değil ama davranışların sorumluluklarını almayı gösteren ve okuyana nedensellik veren bir anlatım kitabın mesajını güçlendirebilirdi. Bunun yanında kapağı olsun, konusu olsun epey ilgi çekici bu<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/ursula-k-le-guin-ve-cocuk-edebiyati/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> çocuk kitabını</a> 9 yaş üstü herkes okuyabilir. Tavsiye ederiz.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-cozum-bakanligi/">Kitap Önerisi : Çözüm Bakanlığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-cozum-bakanligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yuval Noah Harari: Durdurulamayan İnsanlık</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/yuval-noah-harari-durdurulamayan-insanlik/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/yuval-noah-harari-durdurulamayan-insanlik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[E. Nihan Acar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2023 07:58:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[durdurulamayaninsanlık]]></category>
		<category><![CDATA[kitapinceleme]]></category>
		<category><![CDATA[kitapönerisi]]></category>
		<category><![CDATA[yuval noah harari]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilimin geniş kitlelere hitap edebilmesi ve gençlerin ilgisini çekebilmesi adına görsellerle destekleyen Durdurulamayan İnsanlık kitabını inceledik. Keyifli okumalar.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/yuval-noah-harari-durdurulamayan-insanlik/">Yuval Noah Harari: Durdurulamayan İnsanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yuval Noah Harari yazdığı <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/edebiyat/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kitap</a>larda, çeşitli disiplinleri bir araya getirerek insanlığa bütüncül bakmamızı ister. Bu yüzden Tarih, Felsefe, Sosyoloji, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/bizden-onceki-dunya-insanligin-kokenleri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Paleontoloji</a>, Biyoloji derken eklektik bu tarzını edebiyatla buluşturur. </p>



<p>Homo Sapiens, Homo Deus ve 21. yy için 21 Ders kitaplarında hedef kitlesi yetişkinlerdir. Hatta bu yetişkinlerin okuyucu olarak biraz bilim dilinden anlamaları, biraz da çeşitli disiplinlere ilgi duymaları gerekir. Ancak bu şekilde Yuval Noah Harari kitapları okuyucu için okunaklı ve anlaşılır olur. </p>



<p>Son kitabı Durdurulamayan İnsanlık&#8217;da ise yine farklı disiplinler bir aradadır. Fakat bu sefer hedef kitle gençlerdir. Bu sefer daha renkli, daha çok çizimli ve daha kolay okunur bir kitap var önümüzde. Bu değişiklik, Yuval Noah Harari &#8216;nin hedefleriyle örtüşür. Çünkü akademisyen <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Yuval_Noah_Harari" target="_blank" rel="noreferrer noopener">yazar</a>ın asıl amacı insanlığın geniş ve detaylı tarihini dünya üzerindeki herkese ulaştırmaktır.</p>



<p>Öncelikle yazarı tanıyalım sonra detaylı incelememize gidelim.</p>



<p>İyi okumalar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-yazar-hakkinda">Yazar Hakkında</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/Yuval-Noah-Harari_Portrait-2-1024x576.jpg" alt="yuval noah harari" class="wp-image-17317" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Yuval-Noah-Harari_Portrait-2-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Yuval-Noah-Harari_Portrait-2-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Yuval-Noah-Harari_Portrait-2-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Yuval-Noah-Harari_Portrait-2-1536x864.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Yuval-Noah-Harari_Portrait-2-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Yuval-Noah-Harari_Portrait-2.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>1976 doğumlu İsrail kökenli yazar aynı zamanda Kudüs İbrani Üniversitesi Tarih Bölümü&#8217;nde profesördür. Ülkemizde yayınlanan popüler bilim kitapları Homo Sapiens (2014), Homo Deus (2016) ve 21. yy için 21 Ders (2018) ile tanınır. </p>



<p>Oysa bu kitapların dışında dilimize henüz çevrilmeyen dört kitabı daha bulunur. Ödüllü kitaplarıyla dünya çapında bir başarı kazanır. Adını ve kitaplarının alışılmamış konseptini kısa sürede herkese duyurur. </p>



<p>Silah mühendisi baba ve büro yönetici olan annesiyle İsrail&#8217;de çocukluğunu geçirir. Yuval Noah Harari üstün bir çocuktur. Nitekim bu, 3 yaşında okuma yazma öğrenmesinden bellidir. Ayrıca 8 yaşından itibaren entelektüel yetenekli öğrenci olarak özel bir sınıfta okuması da buna dahildir. </p>



<p>Kudüs İbrani Üniversitesi&#8217;nde Tarih ve Uluslararası İlişkiler okur. Sonrasında Oxford&#8217;da Vipassana meditasyonuna başlamasıyla hayatında bir şeyler değişmeye başlar. Bu meditasyon çeşidinde her gün iki saat pratik yapar. Bunun yanında her yıl 30 gün sosyal medya ve kitap orucu da bu meditasyona dahildir. </p>



<p>Tarih ve mistisizm ile yoğurduğu düşünsel ve ruhsal hayatının izlerini kitaplarında görmek mümkündür. Popüler bilim kitapları akademik birikimini cömertçe sunduğu kaynaklardır. Bunun yanında yazdığı bu kitaplar, bize insanlık ile ilgili büyük resmi gösterme misyonunu da taşır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kitap Hakkında</h2>



<p>Kitabın çizim ve renk ağırlıklı okunaklı dizgisinin arkasında sağlam bir ekip var. Bu emek çizelge ve haritalarda kendini açıkça gösterir. Kitabın bölümleri ise şu şekilde:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Zaman Çizelgesi</li>



<li>İnsanların Amacı Nedir</li>



<li>Bölüm 1: İnsanlar Hayvandır</li>



<li>Bölüm 2: Sapiensin Süper Gücü</li>



<li>Bölüm 3: Atalarımız Nasıl Yaşadı?</li>



<li>Bölüm 4: Tüm Hayvanlar Nereye Kayboldu</li>



<li>Dünya Haritası</li>
</ul>



<p>Zaman çizelgesi ve Dünya haritası görselleri oldukça özet ve aynı zamanda açıklayıcı olmasının yanında insanlığa ve tarihine genel ama bir o kadar derin bir anlatı sunuyor.</p>



<p>Bölüm 1&#8217;de ilk insanların hayatları konusunda tahminler yer alıyor. Akademik alışkanlıkla araştırma ürünü ve bilimsel destekli bu araştırma kitabı, bu yüzyıla dek bulunanlarla genel bir fotoğraf çekiyor. Buna göre vahşi hayvanlardan kaçarak yaşamaya çalışan ilk insanların protein tabanlı beslenmeye geçme aşaması anlatılıyor. </p>



<p>Atalarımızın anılarına odaklanıyor bu kısım. Ateşi bulması, onu izleyerek anlamaya çalışması, pişmiş yiyecek tüketme ve sonunda ateşin hakimi haline gelen türümüzün tarihi nasıl eğip bükmeye çalıştığına değiniliyor. Farklı insan türlerinin zamanla tarihten silinmesi konusu da ilgi çekici. Homo Sapiens türünün adım adım dünyayı fethetmesini okudukça gurur ve hayal kırıklığı birbirine karışıyor, şaşkınlığımız büyüyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-kitabin-devami">Kitabın Devamı</h3>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="637" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/wi_800-1.jpg" alt="durdurulamayaninsanlık" class="wp-image-17322" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/wi_800-1.jpg 800w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/wi_800-1-300x239.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/wi_800-1-768x612.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/wi_800-1-480x382.jpg 480w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Bölüm 2&#8217;de ise Homo Sapiens türünün Dünyayı ele geçirme hikayesi anlatılıyor. Bunu başaran Homo Sapiens&#8217;in kol gücü değil de kolektif hareket edebilme becerisi olduğunu okuyoruz. Birlikten kuvvet doğar prensibiyle teşkilatlanan ve bunu yaparken acımasızlığından milim şaşmayan türümüzün tarihi buna dayanıyor. </p>



<p>Birlik olabilen bu türü diğer canlılardan ayıran en mühim bir başka gösterge ise Homo Sapiens&#8217;in hikayeler yazıp bunlara gene hep birlikte inanmalarıdır. </p>



<p>Bölüm 3&#8242; de Yuval Noah Harari atalarımızın yemek dinamiklerini nasıl bu zamana taşıdığımızı izah ediyor. Mağara adamı bellediğimiz atalarımızın aslında evler yapıp mini köyler oluşturduğu gerçeği üzerinde duruyor. </p>



<p>Eski zamanlardan bu zamanlara kalan mağara resimlerinin, dişlerle bezeli kemerlerinin ve kültür kültlerini anlatıyor. Atalarımızın yaşam tarzları ve günümüz standartları ile karşılaştırmasına da yer veriliyor. Ayrıca animist etkilerin antik hayata etkisini görmek de mümkün.</p>



<p>Bölüm 4 &#8216;de ise animist etkilerin eski çağlara yön vermesinin yanında nesli tükenen hayvanlara aslında ne olmuş onu okuyoruz. Homo Spiens&#8217;in göç yollarını izledikçe kaybolup giden hayvanların kaderine çok net tanık oluyoruz. Aslında tek tek yok ettiğimiz hayvanlardan daha da zararlı bir hayvan türü olarak parmaklar Homo Sapiens&#8217;i gösteriyor, fark ediyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İnsanlığın Tarihi</h2>



<p>Kitabın hap gibi bilgileri kısaltıp okunaklı hale getirilen içeriği aslında epeyce dolu. Tüm bu bilgilerin bilimselliğinin olması ve son dönem araştırmalardan derlenmesi kitabın kalitesini gösteriyor. Ama bunun yanında sürekli değişen bilimsel gelişmelerin popüler bilim kitapları üzerinde yarattığı bir gerginlik de söz konusu. </p>



<p>Kitap çağına hitap ediyor. Bu vakte dek yapılanları önümüze seriyor. Ama zaman geçiyor. Yeni insan türlerinin keşfi ve yeni buluntular tarihi değiştirmeye devam ediyor. Öngörüler ve bilimle çevrili bu alan bize büyük resimden görmeyi vaat ediyor. Büyük resmi görmek insanı bütüncül algılamak için önemli. </p>



<p>Tek taraflı bir bilim ve ya bakış açısına insanlığı sığdıramayız. Yuval Noah Harari nin en iyi yaptığı şey bu: bilim okumasını eklektik ele almak ve herkesin okuyabileceği bir şekle sokmak. Nitekim gençler için kaleme aldığı bu eser ile hedefi on ikiden vuruyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/1440x810_cmsv2_9a40d923-21ac-504e-abea-d40700424b6f-3877854-1024x576.webp" alt="yuval noah harari" class="wp-image-17326" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/1440x810_cmsv2_9a40d923-21ac-504e-abea-d40700424b6f-3877854-1024x576.webp 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/1440x810_cmsv2_9a40d923-21ac-504e-abea-d40700424b6f-3877854-300x169.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/1440x810_cmsv2_9a40d923-21ac-504e-abea-d40700424b6f-3877854-768x432.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/1440x810_cmsv2_9a40d923-21ac-504e-abea-d40700424b6f-3877854-480x270.webp 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/1440x810_cmsv2_9a40d923-21ac-504e-abea-d40700424b6f-3877854.webp 1440w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Kitapta genel olarak bilim yayınlarını takip eden okuyucularını pek şaşırtmıyor. Çünkü aslında büyük bilinmezlikler içeren bir içerik bizi beklemiyor. Ama insanlık tarihindeki bazı kavşakları ve yepyeni bulguları sunması açısından oldukça faydalı. </p>



<p>Örneğin insanlığın en başında vejetaryen olmasının sebepleri oldukça iri cüsseli canlıların etçil olması olabilir. Vahşi hayvanlardan kaçan insanların bu etçillerin besinlerini çalması olası değil. Bu yüzden kalan kemikler arasında gezinirken kemiği taşla kırıp iliği keşfediyor. İliğe ulaşamayan iri cüsselilerden onları ayıran, ince kaslarıyla eşya kullanma becerisi oluyor. </p>



<p>Diğer konu insanlığın tatlıya olan düşkünlüğünün tarihi açıklaması. Eski insanlar ne zaman incir bahçesine ve ya bala ulaşsa diğer gün gittiğinde hiçbirini yerinde bulamıyordu. Doğadaki rekabet insanlık adına adil değildi. </p>



<p>Hem hayatının hem de yemeğinin peşine düşen insanlara kalan en hızlı çözüm gördükleri yerde ne kadar tatlı varsa tüketmekti. Çünkü tatlı hem enerji veriyor hem de keyifle yeniyordu. Bugün doğada insan adına rekabet yok ama tatlı ile ilgili kaygımız olduğu gibi duruyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-tarihin-seyri-degisir">Tarihin Seyri Değişir</h2>



<p>Kitaptaki başka ilgi çekici konu, insan türlerinin zamanla yok olması gerçeğidir. İnsan türlerinin zamana yenik düşmesi şu anda hayatta kalan tek tür olan Homo Sapiens&#8217;in gene birlikte hareket etmesiyle ilgilidir. Dünya üzerinde hiç bir türün bunu başaramadığını hesaba katarsak rekabetçi ve hırslı türümüzün dünyaya şekil vermesini açıklayabiliriz. </p>



<p>Oldukça hırçın ve saldırgan bir politika izleyen insanlar, dünyaya şekil vermekle kalmamış pek çok türü de tüketmiştir. Bu türler sadece hayvan ve bitki türleri değil başka insan türlerini de kapsar. Bu trajikomiktir. Çünkü insan kendine bile acımayan bir tür olarak rekabetçi anlayışının bedellerini kendi yuvası olan dünyayı tehlikeye atmakta tereddüt etmemiştir. </p>



<p>Yuval Noah Harari kitabın sonunda Homo Sapiens&#8217;in süper gücüne değiniyor. Bu güç ne teknolojiyi yaratmak ne de insanın doğaya hükmetmesi aslında. Madem birlikte güçlenen bir kominitedir insan, dünya ve kendi için yapacağı en iyi şey, birlikte olabilme gücünü faydacı bir anlayışa yaymaktır. Bunun için gençlere tavsiyesi, dünyanın iyiliği için bir araya gelmek. </p>



<p>Son dönem aktivist hareketleri buna örnek verir yazar. Bu anlamda dünyayı korumak ve farkındalık yaratmak için bir araya gelmeyi önerir. Bu kıymetli fikrin insanlığın asıl gücü olduğuna bizi de ikna eder. Böylece kitabı eline alan her okuyucu sadece bilgi almaz; sorumluluk alma yollarını da öğrenir. Böylece insanlık için çizilen asıl resim büyür ve sadece bilimsel ve açıklayıcı kılıftan çıkar ve katılımcı tarafa geçer. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-son-olarak">Son Olarak</h2>



<p>İşte bir kitabın okuyucuya sunacağı en kıymetli şey salt bilgi değil, o bilgiyle değişen hayatlardır. Yuval Noah Harari bu anlamda farkındalığa ve katılıma davet ettiği okuyucu ile insanlık tarihini yeniden inşa etmeyi önerir. </p>



<p>Hikayeler uydurmayı ve bunlara inanmayı seven insanlık için yeni hikayeler yazmak lazım. Türümüzün en önemli özelliklerin biri olan hikayelerin hayatımızı değiştirdiği gerçeğini unutmamak gerekir. Kolektif işlerin ve zihnin tüm tarihimizi etkileyeceğini biliyoruz. Sizce biz insanlığa nasıl bir hikaye lazım?</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/yuval-noah-harari-durdurulamayan-insanlik/">Yuval Noah Harari: Durdurulamayan İnsanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/yuval-noah-harari-durdurulamayan-insanlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ten ve Taş: Batı Uygarlığında Beden ve Şehir</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/ten-ve-tas-bati-uygarliginda-beden-ve-sehir/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/ten-ve-tas-bati-uygarliginda-beden-ve-sehir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Ziya Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 May 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kenttarihi]]></category>
		<category><![CDATA[metisyayınları]]></category>
		<category><![CDATA[richardsennett]]></category>
		<category><![CDATA[tenvetaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=17027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ten ve Taş, Richard Sennett’ın, insanların bedensel deneyimleri perspektifinden kent tarihine bakış niteliğindeki eserini inceledik.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/ten-ve-tas-bati-uygarliginda-beden-ve-sehir/">Ten ve Taş: Batı Uygarlığında Beden ve Şehir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Ten ve Taş</em>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Richard_Sennett" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Richard Sennett</a>’ın, insanların bedensel deneyimleri perspektifinden kent tarihine bakış niteliğindeki eserini inceledik.</p>



<p>Kent yaşayışı içerisindeki etkileşimlerimizi düşünelim. Çalışma formlarımız, kültürel aktivitelerimiz, eğlence tercihlerimiz ve kategorilendiremediğimiz birçok unsur mevcut. </p>



<p>Bütün bunların kent yapısı ile ilintisi toplumsallık noktasında belirleyici rol oynar. Bu belirleyicilik karşılıklıdır. Kentin yapısı bu unsurları şekillendirdiği gibi, bu unsurlar da kentin yapısını şekillendirmektedir. Bu durum aslında, birçok farklı disiplinde yapılan çalışmalar ile de ortaya konan bir ilişkidir. Hatta bireyin, gündelik etkileşimlerini değerlendirerek de farkına varabileceği gerçeklerdir bunlar.</p>



<p><em>Ten ve Taş</em> eserinin önemi ise, toplumsallık bağlamında belirleyici ve formatif etkileşim alanı olan kent kavramı ile bedensel varoluş arasında ilinti kurmasından kaynaklanır. </p>



<p>Fiziksel özelliklere ve duyumlara yüklenen anlamın mimaride, şehir tasarımında ve planlama pratiklerinde nasıl tezahür ettiğini <em>Ten ve Taş</em> eserinde ortaya koymakta Sennett. Bu ortaya koyuş bizlere, indirgemeci tarihsel yaklaşımın ötesine geçmeyi sağlar.  </p>



<p>Tarihi farklı bir gözden okumaktır aslında. Nitekim bu farklı perspektiften bakışlara kitaptan örnekler vereceğiz yazının devamında.</p>



<p>Bu tema üzerinden Sennett, Antik Yunan’dan modern dönem New York’una bir izlek oluşturmuştur. Bu izlek, insanların kendi bedenlerine dair deneyimleriyle yaşadıkları mekanlar arasındaki ilişkiyi gözler önüne seren dönüm noktalarına odaklanıyor daha çok. Gelin biz de bu ilişkiyi daha iyi kavrayabilmek için mevzubahis dönüm noktalarına göz atalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-beden-ve-toplumsallik">Beden ve Toplumsallık</h2>



<p>Toplumsallık kavramını ele alırken oluşturulan sınıflandırmalardan birisi de modern ve modernite öncesi toplum ayrımıdır. Aslında bu ayrımın bizatihi kendisi de modern mantığı sergiler. Nitekim müphemliği ortadan kaldırmak için bölen, düzenleyen, sınıflandıran modern aklın ve modern pratiğin merkezi çatısı ikiliktir (Bauman, 2014, s. 29). </p>



<p>Peki, modern toplum ile modernite öncesi toplum arasında mutlak bir uçurum mu vardır? İşte Sennett, tam bu noktada geçmiş ile günümüz arasında bir uçurum olduğu şeklindeki hissi sorgulamak ister (Sennett, 2022, s.16). </p>



<p>Bu hissi sorgularken de, bedenin toplumsal yaşam içerisindeki varoluşunu ele alır. Bu ele alış bize, modernite öncesi toplumların yalıtık mitolojik unsurlar olmadığını gösterir. Bilakis, bedene dair yaklaşımlar modernite öncesinde de, modern dönemde de belirleyici etken olmakla bu iki dönem arasında bir örüntü oluşturmamızı sağlar.</p>



<p><em>Ten ve Taş</em> eserinde, ilkin günümüzde bedenin varoluşuna dair spesifik bir örnek üzerinden serimleme yapar Sennett. Vietnam Savaşı sırasında sol eli parçalanmış bir arkadaşıyla, teması savaş olan kanlı bir filme giderler. Filmi beğenip alkışlayan seyirciler ise, filmden sonra Sennett’in metal protezli arkadaşını gördüklerinde yanlarına dahi yaklaşmazlar. </p>



<p>Bu durumu değerlendiren Sennett, salt seyredişin pasifleştirici etkisine değinir. Vekaleten yaşanan şiddet deneyiminin ise seyirciyi gerçek acı karşısında duyarsızlaştıracağını belirtir. Bu seyirci, salt sinema seyircisi de değildir. Bizzat insanın da metalaştığı ve seyirlik nesneye dönüşebildiği etkileşim çerçevesinde seyirci, bütün toplumdur aslında.</p>



<p>Modern dinamiklere içkin olan serilik, süreklilik; salt hareketin makbul hale gelmesi gibi unsurlar modern dönem tasarım ve etkileşimlerinde; yani hem yapı hem de toplum mühendisliklerinde &#8220;dirençten kurtuluş&#8221;u ön plana çıkarmıştır. </p>



<p>Bu durum da uyarılmayı asgariye indirgeyen bir ilişkiselliği meydana getirir ve pekiştirir. Aynı zamanda &#8220;dokunma korkusu&#8221; da bu çerçeve ile birleşir. Etrafı çitlerle çevrili, sıkı koruma altındaki mahallelerin/sitelerin iyi hayat imgesi olarak kabul gördüğü günümüzde düzen tam olarak temastan yalıtık olmaktır. Düzenin temasla sağlandığı toplumsal yapıların varlığı ise bize karşılaştırmalı bir analiz imkanı sunar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-donum-noktalari">Dönüm Noktaları</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/monument-g2d93e97bf_1280-1024x682.jpg" alt="ten ve taş" class="wp-image-17029" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/monument-g2d93e97bf_1280-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/monument-g2d93e97bf_1280-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/monument-g2d93e97bf_1280-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/monument-g2d93e97bf_1280-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/monument-g2d93e97bf_1280-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/monument-g2d93e97bf_1280.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Kendinizi <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Perikles" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Perikles</a> dönemi Atina’sında hayal edin. Bedeninizin duyumları, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Polis_(%C5%9Fehir)" target="_blank" rel="noreferrer noopener">polis</a> denen büyük kolektiviteye ait olmakla şekilleniyor. Şehrin yapılanışı, yurttaşın bedeninin evi olarak kurgulandığı için etkileşim oldukça yoğun. </p>



<p>Güdük bir analoji olacak ama, ev içi alışkanlıklarınızı şehir içerisinde gerçekleştirdiğinizi hayal edin. Nitekim şehrin ev olarak algılanışı, bu dönemdeki teşhirin de mantıksal arka planını yansıtır. Daha önce Efes Antik Kentine gittiyseniz mesela, oradaki umumi helaları bu bağlamda gözünüzün önüne getirebilirsiniz.  ,</p>



<p>Bu biraz kitsch bir örnek oldu. Verilecek daha kritik örnekler mevcut. Popüler bir örnek olarak, tiyatro yapılarını verebiliriz. Ya da hepsinden daha önemlisi ve dönemin simgesi olarak Agorayı da örnek olarak verebiliriz.</p>



<p>Halkın (demos) iktidarı (kratos) ile devinen bir yönetim ilişkisi (demokratia – demokrasi) çerçevesinde, bu büyük yapının aktif bir parçasısınız diyebiliriz. Tabi burada salt güzelleme de yapamayacağız. Zira toplumsal rasyonalizasyon noktasında önemli bir yeri olan vücut ısısı bağlamında keskin hiyerarşiler mevcut. </p>



<p>Cinsel ayrımlar, efendi-köle ilişkileri bu vücut ısısı parametresi ile meşrulaştırılmakta. Tahmin edebileceğiniz gibi erkek bir yurttaşsanız vücut ısınız yüksek; bu çerçevenin dışında iseniz de vücut ısınız düşük. Bu rasyonalize etme bağlamı çok önemlidir. </p>



<p>Doğrulanabilir toplumsal ilişkilerin oluşturduğu örüntüleri ele aldığımızda, bu örüntüleri bir araya getirerek gördüğümüz mantık (logos)’tan bahsediyoruz. Bu mantık olgusunun önemi, bütün dönemlerde, toplumsal ilişkilerin mantıksal bir çerçeveye oturtularak meşrulaştırılışını görmemizden kaynaklanır. Daha önce bahsettiğimiz &#8220;dönüm noktaları&#8221; da bu bağlamda ele alınmaktadır nitekim.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-iktidar-takintisi">İktidar Takıntısı</h2>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Hadrianus" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hadrianus</a> dönemi Roma’sını ele alan Sennett, iktidar olgusunun kamusal alanda ve yapılarda pekiştirilişini örneklendirir. Bu durum, düzenin salt somut düzlemde, yani taş ile tesisini yansıtması açısından önemlidir. </p>



<p>İmparatorluk, yapılan yapılar ile tebanın nezdinde meşruiyetlerini inşa etmiştir. Yayılmacı politikasında, imparatorluğun fethettiği her yerde kendi şehir ızgara planını uygulaması da imparatorluk kültünü yansıtır. </p>



<p>Kısacası Romalılar bakarak inanmış ve itaat etmişlerdir diyebiliriz Sennett’in tabiri ile. Shakespeare’in daha sonraları &#8220;bütün dünya bir sahnedir&#8221; diye çevireceği <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Theatrum_Mundi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">teatrum mundi</a> tabirini Romalılar’a borçluyuzdur (Sennett, 2022, s.84). Ve bu tabir, kent ve beden deneyimlerinin birebir teatralize edilmesini yansıtır.</p>



<p>Pagan Roma’nın mevzubahis &#8220;bak ve inan&#8221; ile &#8220;bak ve itaat et&#8221; buyrukları; Hristiyan öğretisi ile aşınmıştır diyebiliriz. Zira Hristiyanlıkta dışsal yapılardan ziyade içsel ışık ön plandadır. Tanrı’nın Işığı olarak adlandırılan bu unsur ise mekânsal bir olgu değildir. </p>



<p>Cennetten sürgün edilmeyi yansıtacak şekilde Hristiyan kişi kendisini köksüzleştirmiştir. Hristiyanlığın varlığının bu temerküzü, şehre ve bedene bakışta önemli değişikliklere; dolayısıyla toplumsallıkta da değişimlere neden olduğu için önemlidir. </p>



<p>Hristiyan bedeni arzuyu aşmalı, kamusal iktidar kültünü reddetmeli, zaman içinde bir hac yolculuğu yapmalıydı. Lakin belirtmek gerekir ki, MS 313 yılında Konstantinus’un Milano Fermanı ile Hristiyanlık yasal bir din haline gelmiştir. Sonrasında ise kamusal bir güç haline gelen Hristiyanlık kendisi iktidar kültlerini de oluşturmaya başlayacaktır enikonu.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kent-havasi-ozgurlestirir">Kent Havası Özgürleştirir</h2>



<p>Özellikle 13. Yüzyıldan itibaren, toplumsal ilişkilerde önemli bir aktör sahneye çıktı. Bu da dönüşen ekonomik ilişkilerdi. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Max_Weber" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Weber</a>’in deyişi ile, siyasi insan olan antik dönem yurttaşının aksine ortaçağ yurttaşı enikonu iktisadi insan olmuştur. </p>



<p>Bu durum, üretim, teşhir ve alışveriş mekanı olan bir kent yapısı oluşturmuştur. Özgürleştiren kent havası, işte bu yeni kentlerin havasıydı aslında. Elbette daha detaylı bakıldığında, ücret ve mübadele ilişkilerinin özgürleştirici etkiden ziyade daha yaygın olarak bir tahakküm ilişkisini de tesis ettiğini belirtmek gerekir.</p>



<p>Pazar yerleri, panayırlar gibi teşhir ve mübadele alanlarının yanı sıra bizzat sokaklar da alışveriş bağlamında yapılanmıştır. Bunların yanında lonca ve şirket gibi ekonomik yapılanmalar da toplumsal alanda öne çıkmaya başlamıştır. </p>



<p>Bu durum, toplumsal ilişkilerde mekan ve zaman olgularının, ekonomik mekan ve ekonomik zamanlara dönüşmesini yansıtır. Daha da önemlisi, enikonu gelişen bir homo economicus&#8217;un varlığı söz konusudur. Bu varoluş, ekonomik bireyin kendi kendisinin şeytanı oluşunu da yansıtır. Kendi kendisinin şeytanı olur zira hem Hristiyan cemaat ilişkilerindeki merhamet tandansını erezyona uğratır, hem de ekonomik rekabet içerisinde kendi kendisini de tahrip eder.</p>



<p>Ekonomik ilişkilerin temel belirleyici olması durumu, farklı tahakküm ilişkilerine de neden olmuştur. Nitekim, özellikle 15.yüzyıl itibariyle ekonomik bir merkez haline gelen Venedik’te Hristiyan cemaatinin Yahudileri gettoya kapattıklarını görürüz. Bunu rasyonalize ederken de Yahudiler bulaşıcı hastalık taşıyan bedenlere sahip olmakla ve ahlak bozukluğu ile özdeşleştirilmişlerdir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-birakiniz-yapsinlar-birakiniz-gecsinler-birakiniz-dolassinlar">Bırakınız Yapsınlar, Bırakınız Geçsinler; Bırakınız Dolaşsınlar</h2>



<p><em>Ten ve Taş </em>eserinde, beden ile toplumsal ilişkiler arasındaki ilintiyi çok net şekilde ortaya koyan bir diğer dönüm noktası ise yeni beden kavrayışlarının modern kapitalizmin doğuşuyla örtüşmesinde görülebilir. Bu dönem aynı zamanda bireyci dönüşümün doğuşu ile de örtüşür.</p>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/William_Harvey">William Harvey</a>’nin kan dolaşımı hakkındaki keşifleri bu bağlamda çokça önemlidir. Harvey, canlılığın kan dolaşımı ile sağlandığını açıkça ortaya koymuştur. Bu keşfin yol açtığı en önemli analoji ise, toplumsal yaşamın canlılığının da dolaşım ile sağlanacağı fikridir. </p>



<p>Dizginlerinden kurtulmuş, belirli bir yabancılaşma ile uzmanlaşma edinmiş homo economicus’un toplumda kolayca dolaşabilir olma özelliği en önemli özelliği olarak görülmüştür nitekim. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Adam_Smith">Adam Smith</a>’in <em>Ulusların Zenginliği</em> isimli eserinde serbest emek ve mal piyasasındaki dolaşımının hayati önemini irdeleyişi de beden içinde serbestçe dolaşan kan analojisinin izlerini taşır.  </p>



<p>Elbette, Smith’in ve diğer dönemdaş düşünürlerin Aydınlanma’ya özgü bakış açılarının oldukça iyimser olduğunu da belirtmek gerekir.</p>



<p>Bedene ve toplumsallığa bakışa dair bu dönüşümler ve gelişmeler proleter beden ve kent üzerinde baskıcı ve dönüştürücü etkiyi yoğunlaştırmıştır. Proleter beden enikonu mekanik olarak rasyonalize edilmiştir. </p>



<p>Nitekim kapitalizmin ürettiği ilk makinenin buhar makinesi olmadığını, bizzat insan bedeni olduğunu <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/caliban-ve-cadi-kadinlar-beden-ilksel-birikim/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Caliban ve Cadı incelememizde</a> irdelemiştik. Bunun yanında, sağlıklı bir beden için terleme ne denli gerekliyse, sağlıklı bir şehir için de terleme ve nefes almanın o denli gerekli olduğu görüşünden hareketle dolaşıma dayalı şehir yapılanmaları gelişmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kitlelerin-hareketinden-sehir-bireyciligine">Kitlelerin Hareketinden Şehir Bireyciliğine</h2>



<p>Hareket unsurunun ön plana çıkışı, kitlesel hareket bağlamında da ele alınmalıdır. Nitekim dolaşımın zenginliği belirli bir grubun elinde temerküz etmiştir. Lakin fiziksel şehre yayılan bu zenginlik halk kitlelerinin hayatına nüfuz etmemiştir. </p>



<p>Bu durum, kalabalıkların hareket edişinin önemli bir devindiricisidir. 1789 Ekim’indeki büyük ekmek ayaklanması bu bağlamda önemli bir örnektir. Hatta diyebiliriz ki, hareket sözcüğünün kendisi bile bu süreçte kolektif bir çerçevede devrimin ateşi içerisinde sınanacak bir anlam kazanmıştır (Sennett, 2022, s.252).</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-fransiz-devrimi">Fransız Devrimi</h3>



<p><em>Ten ve Taş</em> eserinde Sennett, kitle hareketliliğini irdelerken inceleme bağlamı olarak <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Frans%C4%B1z_Devrimi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Fransız Devrimi</a>’ni seçmiştir. Fransız Devrimi sürecinin kritik yanı, salt bir iktidar makinesinden ziyade bir yurttaş yaratma süreci oluşundan kaynaklanır. Bu yaratım sürecinde toplumsal roller, şehir mekanları, kültler yeniden inşa edilmiş ya da düzenlenmiştir. Örneklendirelim.</p>



<p>Yeni cumhuriyet rejiminde Marianne figürü ile Cumhuriyet Fransası’nın bağrını bütün Fransızlara açtığı imgelemi oluşturulmuştur. Kadının besleyici gücünden analoji yapılarak oluşturulan bir imgelemdir. Bu imleyiş kadın ve erkeğin toplumsal rollerinin oluşturulmasında önemli bir göstergedir. Bu gelişme annelik devrimi olarak da adlandırılır.</p>



<p>Mekansal bağlamda, özgürlüğü imleyecek şekilde geniş hacimli alanlar oluşturulmuştur. Nitekim Devrim tarihinde meydanların varlığı önemli bir yer tutar. Burada, geniş özgürlük alanlarının varlığı noktasında bir özgürlük idealizmiyle beraber iktidar olgusunu da değerlendirmek gerekir. </p>



<p>Zira Devrim tarihi içerisinde, bu büyük kamusal alanlarda yurttaş kalabalıklarının pasifleştiği de gözlemlenmektedir. Aynı zamanda bu geniş mekanlar, gözetimi de kolaylaştırmaktaydı.</p>



<p>Bu meydanlarda, özellikle Devrim sürecinde bir süreklilik haline gelen idamlar da kamusal bir disiplin mekanizması görevi görmüştür. Devrim’in kendi çocuklarını yemesi gerçeği karşısında direniş yasaklanmıştır. </p>



<p>Bunun yerine yeni kamusal kültleri oluşturacak ve pekiştirecek festivaller düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler halkı seyirci haline getiren ve Devrim iktidarının yurttaş yaratım sürecinin temel dinamiklerinden olan yabancılaşmayı pekiştiren unsurlar olmuşlardır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-bireyci-toplum">Bireyci Toplum</h3>



<p>Özellikle 19. Yüzyıl itibariyle kent mekanında bireyci ilişkiler yoğunluk kazanmıştır. Şehir planlamalarında serbestçe hareket eden kalabalıklar gözetilmiştir. &#8220;Bu durum, kolektif hareket edişi önleme amacını güden bir gelişmeydi&#8221; der, Sennett. Nitekim salt hareketin olumlandığı bir yapılaşma içerisinde beden, içinde hareket ettiği mekandan ve diğer bedenlerden enikonu kopmuştur.</p>



<p>Aydınlanma düşünürlerinin, kentte sağlanan dolaşımın bireyin uyarımlarını artıracağı yönündeki tasavvuru bu dönemde tersine dönmüştür. 19. Yüzyıl şehircileri, bireylerin hareket yoluyla kalabalıktan korunacağını tahayyül etmişlerdir (Sennett, 2022, s.291). Bu tahayyülün aslında Fransız Devrimi ile 19. Yüzyıl devrimlerinin bir bakiyesi olduğu söylenebilir. Kalabalıktan yalıtık olma birey için idealize edilmiştir diyebiliriz.</p>



<p>Şehir bireyciliğinin artışı sürecinde yalıtık konfor araçlarının ortaya çıkışı, ya da toplumsal etkileşim alanlarının yalıtık bir konfor dinamiği ile düzenlenişi bu bağlamı pekiştiren gelişmelerdir. Konfor alanları, yapısal olarak yalıtıklaştırılan kent alanlarının içselleştirilmesini sağlamıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-farklilik-ve-kayitsizlik">Farklılık ve Kayıtsızlık</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/newyork-1024x682.jpg" alt="ten ve taş" class="wp-image-17145" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/newyork-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/newyork-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/newyork-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/newyork-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/newyork-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/newyork.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><em>Ten ve Taş </em>eserinin son bölümü olan<em> Sivil Bedenler</em>’de Sennett, örneklem olarak 20.yüzyıl sonundaki New York’u ele alır. Dinamik yapılanma sebebiyle farklı toplumsal temas noktalarının varolduğundan söz eder. </p>



<p>Lakin dolaşım idealizminin çıktılarının modern şehirde hıza, kaçışa ve pasifliğe evrildiğini ifade eder. Bu dönüşüm, mekanların ve dolayısıyla ilişkilerin standardize olmasına neden olmuştur. Her ne kadar hareket unsuru yoğun olsa da, bu monoton bir harekettir.</p>



<p>Giderek yoğunlaşan bireycilik ortamında ise kentli bedenler birbirlerine yabancılaşmışlardır. Adeta aynı kentte farklı kaderler yaşar hale gelmişlerdir. Kent, farklılıkları barındırmaktadır. Lakin bu, kayıtsız bir biraradalıktır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-uyarimsizlik">Uyarımsızlık</h3>



<p>Biraz hayal edelim. Canınızın çok sıkkın olduğunu ve bir yerde oturduğunuzu düşünün. Birisinin gelip, &#8220;sizi çok hüzünlü görüyorum,&#8221; diyerek size teveccüh göstermesi garip gelir değil mi? </p>



<p>Yahut o gün güzel bir kombin yapmışsınızdır. Ve birisinin &#8220;tarzınızı çok beğendim,&#8221; demesini de garipseriz. Ya da gayet &#8220;sıradan&#8221; bir haldeyken de birisinin size &#8220;bugün denizin turkuaz tonu ne hoş,&#8221; demesi de oldukça garipsenir. Ben bunları niye sıraladım şimdi?</p>



<p>Gündelik yaşamdaki palyatifliği vurgulamak istedim aslında. Evet, paltayiflik olarak nitelendirdim. Zira kişi, etrafını bir imge repertuarı aracılığıyla tarayarak, çevreyi basit temsil kategorilerine tabi tutarak ve benzerlikle farklılığı kıyaslayarak kent deneyiminin karmaşıklığını azaltır (Sennett, 2022, s.329). </p>



<p>Bu durum aslında, Goffmann’ın da belirttiği gibi &#8220;savunma amaçlı uyarımsızlaştırma&#8221;dır. Evet, bu duyarsızlığı, karmaşık kent yapısı içerisinde savunma çerçevesi olarak ele alabiliriz. Ama bu, durumun duyarsızlaştırıcı oluşu gerçeğini değiştirmez. Halbuki ortak bir yaşamda duyarlılık, temel gereksinimlerimizdendir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">KAYNAKÇA</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li>RICHARD SENNETT, TEN VE TAŞ, METİS YAYINLARI, İSTANBUL, 2022</li>



<li>ZYGMUNT BAUMAN, MODERNLİK VE MÜPHEMLİK, AYRINTI YAYINLARI, İSTANBUL, 2014</li>
</ul>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/ten-ve-tas-bati-uygarliginda-beden-ve-sehir/">Ten ve Taş: Batı Uygarlığında Beden ve Şehir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/ten-ve-tas-bati-uygarliginda-beden-ve-sehir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
