<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sanat arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/sanat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/sanat/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Nov 2025 14:36:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>Sanat arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/sanat/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gustav Klimt: Modern Sanat Rekortmeni</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/gustav-klimt-modern-sanat-rekortmeni/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/gustav-klimt-modern-sanat-rekortmeni/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Kurtuluş Bilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 14:30:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ElisabethLedererPortresi]]></category>
		<category><![CDATA[gustavklimt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kazankultur.com/?p=18739</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gustav Klimt, geçtiğimiz günlerde New York’ta düzenlenen açık artırmada Elisabeth Lederer Portresi’yle modern sanat kategorisinde açık artırma rekoruyla gündeme düştü.Hal böyle olunca biz de bu yazımızda, eseri tam tamına 236,4 milyon dolara satılan sanatçıyı yakından tanıyalım istedik.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/gustav-klimt-modern-sanat-rekortmeni/">Gustav Klimt: Modern Sanat Rekortmeni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gustav Klimt, geçtiğimiz günlerde New York’ta düzenlenen açık artırmada <em>Elisabeth Lederer Portresi’</em>yle modern sanat kategorisinde satış rekoruyla gündeme düştü.</p>



<p>Hal böyle olunca biz de bu yazımızda, eseri tam tamına 236,4 milyon dolara satılan sanatçıyı yakından tanıyalım istedik.</p>



<p>1862 doğumlu Avusturyalı sanatçımız 19. Yüzyıl sanat dünyasının adından bolca söz ettiren temsilcilerinden.</p>



<p>Sanatçımızın etkilendiği akımlar sembolizm ve art nouveau olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle Klimt’in eserlerinde sık sık ince dekoratif öğelere rastlıyoruz. Fakat sanatçımız yalnızca tablolarıyla değil, kamusal duvar resimleri ve eskizleriyle de döneminde bilinen bir isim.</p>



<p>Aynı zamanda kendini soyutlayan karakteriyle tanımlayan sanatçı, <em>Var Olmayan Bir Otoportre Üzerine </em>Yorum adlı yazısında öz değerlendirmesini ortaya koyuyor:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Hiç otoportre yapmadım. Bir resmin konusu olarak kendimle, diğer insanlarla ilgilendiğimden daha az ilgileniyorum, her şeyden önce kadınlar…Benim özel bir yanım yok. Ben günden güne sabahtan akşama resim yapan bir ressamım&#8230; Hakkımda bir şeyler öğrenmek isteyen&nbsp;resimlerime dikkatlice baksın.</p>
</blockquote>



<p>Kendi sözlerinden de anlaşıldığı gibi Klimt’in sanat icrasında öncelikli teması hep kadındır. Söylentilere göre, özellikle aşık olduğu bir kadına sürekli eserlerinde yer vermiştir. &nbsp;</p>



<p>Kadınla ilgili eserlerini de erotik öğelerle destekler. Hatta bazı resimleri fazla pornografik bulunarak eleştirilmiştir. Eserlerinde belirttiğim unsurlar, aynı zamanda mitolojik öğelerle harmanlanır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-erken-donem">Erken Dönem</h2>



<p>Viyana yakınlarında dünyaya gelen Klimt toplamda 7 çocuktan biri olarak dünyaya geliyor. Babası altın oymacısı Ernst Klimt, annesi müziğe tutkusuyla bilinen Anna Klimt.</p>



<p>Sanatçı şimdiki adıyla, Viyana Uygulamalı Sanatlar Üniversitesi mezunu. Babası gibi oymacılıkla ilgilenen kardeşiyle ve bir arkadaşıyla beraber “sanatçılar şirketi” adlı bir ekip oluştururlar. İlk siparişlerini böylelikle alır.</p>



<p>Aynı dönemde kamu binalarında tavan ve duvar süslemelerine başlar. Burada gösterdiği başarıyı Altın Liyakat Nişanı ile taçlandırır.&nbsp; Arından Viyana Üniversitesi fahri üyesi olur.</p>



<p>Kardeşi ve babasını 1892’de kaybeden Klimt ailesine bakmak durumunda kalır. Bu dönem eserlerinde bireysel üslubu ön plana çıkmaya başlar. Moda tasarımcısı <em>Louise Flöge</em> portresi ve beş yıl sonra meşhur <em>Öpücük </em>portresiyle üslubu daha da belirginleşir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-1897-sonrasi">1897 Sonrası…</h2>



<p>1897’de Viyana Ayrılıkçılığı’nı kurarak dönemin sanat kurumlarına karşı bağımsız bir tavır alır Klimt.</p>



<p>Genç sanatçılar ile bir araya gelerek Wiener Sezession adlı bir grup kurarlar. Yunan adalet, sanat ve bilgelik tanrıçası ve Klimtin 1898’de resmedeceği Pallas Athena ise grubun simgesiydi.</p>



<p>Bu grup ile Ver Sacrum (Kutsal Bahar) adlı yayın yaparlar. Grubun kurucu üyesi olan Klimt ve arkadaşları hem sergiler açmak hem de iyi eserleri burada sergilemek isterler. Devletin desteğini de alırlar. Yunan adalet, sanat ve bilgelik tanrıçası ve Klimtin 1898’de resmedeceği Pallas Athena ise grubun simgesiydi.</p>



<p>Sanatçı, 1899 yılında Nuda Veritas ile kimliğini daha radikal bir şekilde ortaya koyar. 1894’te üniversiteden aldığı son kamu işi üzerine aldığı eleştirilerden sonra adeta bu eseriyle statükoya meydan okur.</p>



<p>Eserin üstünde yer verdiği Schiller’in alıntısıyla başkaldırısını şöyle açığa vuruyor:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Yaptıkların ve sanatınla herkesi memnun edemiyorsan lütfen sadece birkaçını memnun et. Çoğunluğu memnun etmek kötüdür.</p>
</blockquote>



<p>1900’lardan sonra gerçekten sevdiği diğer bir tür olan manzara resimlerine ilgisini yöneltir.</p>



<p>Altın, 1900 sonrası eserlerinde ise altın detayı ön plana çıkmağa başlar. Sık sık seyahatlere çıkan Klimt’in Bizans tasvirlerinden etkilenerek altın tekniğini kullandığı söylenmekte. Tabii burada babasının altın oymacılığı yaptığını unutmamak gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-gustav-klimt-e-veda">Gustav Klimt’e Veda</h2>



<p>Klimt, daha çok varoluş temasını gördüğümüz “Ölüm ve Yaşam” adlı tablosuyla Roma&#8217;daki (1911) dünya sergilerinde birincilik ödülü alır. 1915&#8217;te annesi Anna’yı kaybeder. Üç yıl sonra ise Viyana&#8217;da o yılın dünya çapında grip salgını vardır. Salgına yakalanan Klimt  inme ve zatürre geçirerek 1918’de yaşama veda eder. Viyana&#8217;daki Hietzing&#8217;deki Hietzinger Mezarlığı&#8217;na gömülür.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-klimt-ve-eserlerine-kisa-bakis">Klimt ve Eserlerine Kısa Bakış</h2>



<p><strong>Portrait of Elisabeth Lederer</strong> <strong>(Elisabeth Lederer Portresi</strong>); <strong>1914-1916</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="890" height="500" src="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-1.png" alt="Gustav Klimt " class="wp-image-18743" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-1.png 890w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-1-300x169.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-1-768x431.png 768w" sizes="(max-width: 890px) 100vw, 890px" /></figure>



<p>İlk olarak Klimt’in aniden gündeme düşmesine neden olan <em>Elisabeth Lederer&#8217;in Portresi’ne </em>bakalım. Tablo, Viyanalı aile August ve Serena Lederer&#8217;in kızlarını resmetme talepleri üzerine hayata geçiyor. Tabloda resmedilen kadın genç Elisabeth Lederer. Ailenin evi 1938’de Naziler tarafından yağmalandı. Buna rağmen tablo kurtarılmayı başardı.</p>



<p>Belki de tabloyu bu kadar değerli kılan, yağmalama macerası olabilir. Şöyle ki: Nazi Almanyası’nın ardından 1948&#8217;de Elisabeth&#8217;in kardeşi Erich Lederer&#8217;e iade ediliyor. Ölümünden iki yıl önce ise bir koleksiyonere satılıyor. Tarihler 1985’i gösterdiğinde ise tablo Leonard Lauder tarafından alınıyor. Vefatının ardından 2025 yılına kadar tablo, 55 eserden oluşan Lauder Koleksiyonu’na eklendi.</p>



<p>236,4 milyon ABD dolarına satılmasıyla 2015’te 179,4 milyon dolara satılan Picasso’nun <em>Les Femmes d&#8217;Alger (&#8220;Version O&#8221;) </em>eserini geride bıraktı ve dünyanın en pahalı modern sanat eseri unvanının sahibi oldu.</p>



<p><strong>Danae; 1907</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="890" height="500" src="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-4.png" alt="Gustav Klimt " class="wp-image-18744" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-4.png 890w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-4-300x169.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-4-768x431.png 768w" sizes="(max-width: 890px) 100vw, 890px" /></figure>



<p>Eser aslında Danae isimli Yunan mitolojinin figürlerinden biri olarak karşımıza çıkar. Danae Argos kralı Acrisius’un kızıdır. Kehanete göre, Acrisius kızının oğlu tarafından öldüreleceiği haberini alınca kızını bir zindana kapatır. Fakat bir şekilde Danae ile bir araya gelen Danae Zeus’tan hamile kalır. Kehanet gerçekleşir, Acrisius ölür.</p>



<p>Biz de Klimt’in yorumuyla tabloda hamile kalan Danae’nin erotik diyebileceğimiz tasvirine rastlarız. Tabii altın detaylar ve figürler eşliğinde.</p>



<h5 class="wp-block-heading" id="h-tree-of-life-hayat-agaci-1905-1909"><strong>Tree of Life (Hayat Ağacı); 1905-1909</strong></h5>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="890" height="500" src="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-5.png" alt="Gustav Klimt " class="wp-image-18747" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-5.png 890w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-5-300x169.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-5-768x431.png 768w" sizes="(max-width: 890px) 100vw, 890px" /></figure>



<p>Hayat Ağacı; Belçikalı finansçı Adolphe Stoclet’in talebi üzerine hazırlanıyor. Stoclet Palais Stoclet adıyla bilinen yemek odası için bir duvar panosu hazırlatıyor Klimt’e. Hayat Ağacı da bu panonun bir parçası. Yine motiflerin ve kadının ön planda yer aldığı bir eser Hayat Ağacı.</p>



<p><strong>The Kiss (Öpücük); 1908</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="890" height="500" src="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-2.png" alt="Portrait of Elisabeth Lederer" class="wp-image-18741" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-2.png 890w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-2-300x169.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-2-768x431.png 768w" sizes="(max-width: 890px) 100vw, 890px" /></figure>



<p>Öpücük, sanatçımızın en bilinen ve sevilen eserlerinden. Günümüzde de bir bardağın, bir tablonun ve yahut herhangi bir objenin üstünde rastlamak çok mümkün esere. Bu eserde Klimt’in sıkça işlediği kadına rastlıyoruz. Aynı zamanda bu kadına eşlik eden bir erkek vardır tabloda. Erotik ve dekoratif öğelerle beslenen Öpücük, kadın hayranlığını yansıtan eserler arasında yer alıyor.</p>



<p><strong>Ölüm ve Yaşam; </strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="890" height="500" src="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-3.png" alt="Ölüm ve Yaşam" class="wp-image-18742" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-3.png 890w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-3-300x169.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Gustav-Klimt-3-768x431.png 768w" sizes="(max-width: 890px) 100vw, 890px" /></figure>



<p>Klimt’in altın merakının bir ürünü. Varoluşsal bir temaya sahip olan bu eserin hikayesi ilginç. Şöyle ki: Klimt 1911’de Roma’da düzenlenen sergiden birincilik alan eserin mevcut versiyonundan memnun değildi. Bu nedenle 1915 yılında esere bazı rötuşlar yaptı. Kaynaklarda, tabloda gördüğümüz koyu arka planın bir zamanlar altın renginde olduğu söylenmekte.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynaklar">Kaynaklar</h2>



<p><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Portrait_of_Elisabeth_Lederer">https://en.wikipedia.org/wiki/Portrait_of_Elisabeth_Lederer</a></p>



<p><a href="https://news.artnet.com/art-world/gustav-klimt-best-works-ranked-2592960">https://news.artnet.com/art-world/gustav-klimt-best-works-ranked-2592960</a></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/gustav-klimt-modern-sanat-rekortmeni/">Gustav Klimt: Modern Sanat Rekortmeni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/gustav-klimt-modern-sanat-rekortmeni/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sun Yuan ve Peng Yu: Rahatsız Edici İkili</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/sun-yuan-ve-peng-yu-rahatsiz-edici-ikili/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/sun-yuan-ve-peng-yu-rahatsiz-edici-ikili/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fırat Ağırkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 21:21:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sunyuanpenyuinceleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=16531</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gerçeklik çizgisinin üzerinde, ustaca yürüyüşlerini arşa kadar çıkarıp gök yüzünde süzülmeyi başaran bu ikilinin eserleri hakkında sen ne düşünüyorsun? Hadi gel birlikte inceleyelim. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sun-yuan-ve-peng-yu-rahatsiz-edici-ikili/">Sun Yuan ve Peng Yu: Rahatsız Edici İkili</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sun Yuan ve Peng Yu, çağdaş sanatın tartışmalı ve ilgi çekici ikilisi ile ilgili yaptığımız incelememiz sizlerle.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sikici-giris">Sıkıcı Giriş</h2>



<p>Sun Yuan ve Peng Yu! İkili bir birliktelik <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sanat/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">sanat </a>ile buluşur, yaratıcı süzgeçlerden geçerse nasıl olurun tatlı mayhoşluğu içerisindeyim.</p>



<p>Olmazsa olmaz, yaratıcı ile aşık atmalar, insanların içinde bulunan hiç değişmez kötülük arzusu, özellikle siyasilere/politikacılara laf sokmalar. Hele şu dönemde inanın tadından yenmez. Yine bakmayın ne bazı mahlukların ahlaksızlığı biter ne de bunlara laf sokan Konfüçyüs’ler son bulur.</p>



<p>Girişi çok uzatmadan sabırsızlıkla eserlerine geçmek istiyorum. İkilinin uyumu ya da aykırılığı her esere ayrı bir hava katmış, göreceksiniz. Gerçeklik çizgisinin üzerinde ustaca yürüyüşlerini arşa kadar çıkararak gök yüzünde süzülmeyi başarmışlar.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Her türlü tuhaf şeye olan merakım ya da onun maddi dünyaya karşı güçlü duyguları sadece resim yaparak ifade edilemez. Hem manevi hem de maddi dünyamızla bağlantı kurmanın daha doğrudan bir yolunu geliştirmeliyiz.”</em> (Peng Yu)</p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-seeing-is-not-an-option-bakma-bam">Seeing is Not An Option &#8211; Bakma, BAM!</h2>



<p>Yeri gelmişken, gelin size bir askerlik hatırası patlatayım sayın okuyucu. Artık çok yakınlaştık ve mecburuz sıkıcı hikâyelerimizi bilmeye. Merak etme çok uzatmayacağım. Eline bir kez silah almışların çok iyi anlayacağını düşünüyorum. Tıpkı yel değirmenleri ile savaşmak gibi. Tek farkı, silah tam olarak ölüm saçma kabiliyetine sahip. Karşında ise ölümsüz yel değirmenleri yok.</p>



<p>Sizden bir katil çıkması çok zor mu zannedersiniz? Hiç sanmıyorum. Sadece doğru anın gelmesini bekleyin ve bam. Pat diye gözleri dönmüş bir yaratığa dönüşürsün. Din için, hayali sınırları genişletmek için, daha fazlasını isteyen bir diktatör için, bir siyasetçinin akraba ve çevresinin doymak bilmeyen iştahı için, trafikte kızdığın bir diğer şoför için… İçin oğlu için. Bazen kendi bazen başkasının kanını dökersin merak etme.</p>



<p>Demiştim, fazla uzatmayacağım. Hatta bir hatıra bile sayılmaz anlattıklarım. Sadece ona dayanan çıkarımlarım. Seni burada azıcık rahat bırakayım sayın okuyucu. Ne de olsa aynaya ne kadar uzun bakarsan o da sana o kadar uzun bakar. Ve bilirim bu seni hayli rahatsız eder. Bak, bir AK-47. Hadi gözlerini sım sıkı kapatıver. Merak etme sakın. Yağmur, çamur, bataklık dinlemez. Hem nedir bu işin kilit noktası: </p>



<h3 class="wp-block-heading">Gez, Göz, Arpacık. Anlayışa yer yok. Nişan al…ATEŞ!</h3>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu1-1024x682.jpg" alt="Sun Yuan ve Peng Yu" class="wp-image-16580" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Görüyor musun, bakmaya da ihtiyacın yok. Artık gözlerin kapalıyken bile insanlık suçu aletini en ince ayrıntısına kadar tanıyorsun. Hem bakman gördüğün anlamına da gelmiyor sonuçta. Karşında bir masum olması senin ona bakış açınla ilgili. Hiç bilmez olur musun sen! Tarihi kazananlar yazar. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/savas-cocuklari-muzesi-masum-magdurlar/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Kaybedenlerin masumluğu</a> ile ilgilenmez kahramanlık hikâyeleri.</p>



<p>Koca bir ülke kuruldu masum yerlilerin cesetlerinin üstünde. Sonrasında bir anıt gönderdi bir başka ülke, “Özgürlük(!) Heykeli”. Masum… Ne kadar göreceli bir kavram. Tabii saysak şimdi bu yazıya sığdıramayız tarihteki tüm masumları. Biz yine sana ve hayal gücüne bırakalım sayın okuyucu. Çekinme, önce kendinden başla. Nasıl olsa bizler duymayacağız itiraflarını.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Bu dünyada, ister insanlardan insanlara, insanlardan ulusa, ulustan ulusa, insanlardan nesnelere veya insanlardan hayvanlara olsun, tüm ilişkiler politiktir.”  Peng Yu.</em></p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-can-t-help-myself-temizlesen-de-temizlenmez">Can&#8217;t Help Myself &#8211; Temizlesen de Temizlenmez</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="593" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu2-1024x593.jpg" alt="Sun Yuan ve Peng Yu" class="wp-image-16588" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu2-1024x593.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu2-300x174.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu2-768x445.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu2-480x278.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu2.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Nicedir hasır altı edip duruyoruz duygularımızı ve kötülüklerimizi. Geçici çözümlerle, gündelik uğraş ve boğuşmalarla o kadar erteledik ki, vıcık vıcık bir hal aldı. İnsanların gittikçe artan daha uzun yaşam süresi ile birlikte nesilden nesillere aktarılarak değdiği her yeri pisletiyor bakış açımız. Doğaya, insana, kısacası çevremizdeki her şeye bulaşıyor. Temizlesek bile çıkmıyor elimizden yok ediciliğimizin eseri bu kan.</p>



<p>Çevrene bakmanı rica edeceğim sayın okuyucu. Ne görüyorsun suratlarda? Ya da sosyal medyada? Acı pornosunu lügatına katmadıysan henüz, hızla araştırmanı tavsiye ederim. Yılgınlık, karamsarlık, beklentisiz ve hayalsizlikten kırılan bir bataklığın içinde boğulmakta olduğumuzu fark etmek için bilimsel araştırmalar yapılmasına ya da psikologlara hiç ihtiyaç yok.</p>



<p>Artık bugün yalnızca kapımızın önünü süpürmek yetmiyor. Önce iç benliğimizi, arzu ve isteklerimizi dizginlemeyi öğrenmeliyiz. Sonrasında; sokağımızı, mahallemizi, ilçemizi&#8230; Belki de hatta tüm ülkemizi bu pislikten arındırmak zorundayız. Daha önceki yöntemler ne kadar içtenlik dolu olsa da sonucun temiz olmasından hayli uzakta.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>&#8220;Bir sanatçının eserinin iradesinin bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Sanatçının fiziksel olarak yerinde olması gerekmez. Bunun yerine, iradenizi yerine getirmesi için bir aracıya güveniyorsunuz. Bu benim ajanım (robot kol modelini gösterir). Sınırsız dayanıklılığa sahiptir. Kimse onun dayanıklılığıyla boy ölçüşemez. Bunu sağlamak için ihtiyacınız olan tek şey iradenizdir.&#8221; </em>(Sun Yuan)</p>
</blockquote>



<p>Yine de deneyeceğiz, her şeye rağmen. Var olmanın kanunu bu ki kürek çekmeye devam etmek zorundayız. Özellikle pisliği yayan yüzeyden ve pisliğin miktarından bağımsız olarak. Tekrar ve tekrar savaşacak ikilemlerimiz. Aman dikkat! Büyük beklentilerle girilen yolda minik adımların bile bir sonraki nesle büyük fayda ya da zararı dokunacak.</p>



<p>Çok kısa belirtmek isterim, araştırmalar yaptıkça bu esere daha çok kapılıyorsunuz. Makinanın temizlemeye çalıştığı bu sıvı ayrıca ona hidrolik olarak hareket kabiliyeti sağlayan sıvı. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nsan_bi%C3%A7imcilik" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Antropomorfize</a>* edilmiş makine yorulur gibi izlenim vermesine rağmen sonsuz olarak bu hareketi tekrarlayacak gibi görünüyor. Kendi iradesi olmayan makine hareket etmeye ve yaptıklarını yapmaya programlıdır. Tıpkı günümüz dünyasının insanı gibi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Beni bu işten çok memnun eden şey, başladığında endişelenmeme gerek yok, kendi başlarına bir ekoloji oluşturuyorlar. Aralarındaki sürekli yüzleşme ve sürekli mücadele, hiç bitmeyen bir gerilim oluşturur.” </em></p>



<p><em>Sun Yuan</em></p>
</blockquote>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-teenager-teenager-man-kafa">Teenager Teenager &#8211; Man Kafa</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu3-1024x576.jpg" alt="Sun Yuan ve Peng Yu" class="wp-image-16591" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu3-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu3-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu3-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu3-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu3.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bir akıl hastanesinde çekilen meşhur bir fotoğrafı hatırlarım. İskambil kartları ile yatağın üzerinde oyun oynamaktadırlar ve üçünün kafasında yastıklar bağlıdır. Sebebi çok pragmatiktir. Eşli oyunda bir grubu ayırmak için bir kısmı yastık kafalı diğer kısmı ise değildir. Bilemiyorum aklımıza yumuşacık yastıkları getirdiği için mi naif gelir bu tek karelik hikâye bize.</p>



<p>Tabii ki bazı benzetmelerden kaçamayacağız. Man kafalı yetişkinlerin yeni nesle tavrının özeti olarak gördüğüm bu eserin vermek istediği mesajı yadırgamamak lazım. Özellikle her iki sanatçının da kendi babalarından gördüğü baskıyı hesaba katarsak. Belli oluyor ki duygularını bu esere döktüler.</p>



<p>Nitekim, bunu yaparken farklı mesajlar koymadan geçmeyeceklerdi. Gençler, gençlerimiz; bir kargo kutusuna ya da ekran kutusuna kapatılmış. Kendi pisliklerinde boğulan ve hiçbir zaman gök yüzüne bakamayacak olan domuzlar gibiler. Hızlı hayat yaşayıp hızlı besinler tüketerek ebeveynlerinden ayrışmış oluyorlar. Onları yarış atı gibi hayal eden anne babalar ise hallerinden memnun değiller.</p>



<p>Gençlerin istediklerine kapalılar. Onlara bırakacakları dünyaya sürekli zarar veriyorlar. Arzuları öyle bir hale geliyor ki hantal mankafaları çocukların farkında bile değil. Bu kadar duyguyu bu şekilde resmederek dünyaya açmakta hayli cesaret ister sanıyorum. Sun ve Peng bu konuda iyiler.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Bir şeyi nasıl açıklayacağımızı bilmediğimizde, bunu yapmak için sanatı kullanırız.” </em></p>



<p>Sun Yuan</p>
</blockquote>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-angel-aman-dusme">Angel &#8211; Aman Düşme</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/angel.jpg" alt="Sun Yuan ve Peng Yu" class="wp-image-16600" width="836" height="558" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/angel.jpg 640w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/angel-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/angel-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 836px) 100vw, 836px" /></figure>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Fotorealizm" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hiperrealizme </a>gelince konu, sanatçı hem böyle taşı gediğine koyar ve üstüne de yaratıcılık tozu serperse içim bir hoş oluyor. Sanki en bildiğim alana, güvenli hayali ortamıma doğru beni sürüklemeyi başarıyor. Birisi rahatsız edici mi dedi? İşte şimdi daha derindeyiz o zaman. Olmamız gereken yerde.</p>



<p>Bir melek nerede olmalı peki? Gökyüzünde uçan, bulutların arasında gezen, cinsiyetsiz (!), Tanrı’nın sarayında ya da her yerde. Melekler Şehri filmindekiler gibi olsa daha mı sıradan olurlar acaba? Yoksa her saray gibi bir gün onu taşıyanları dışlayıp aşağıya mı atıyorlar sırayla?</p>



<p>Doğal olarak yaşlı olanlar devam edip başka bir tanrıya yanaşamadıkları ve zaten hali hazırda çok kez döndükleri için artık yeni bir icazet alamıyorlar mı acaba? Sonuç ortada, yere düşmüş ölü bir melek!</p>



<h3 class="wp-block-heading"><em>Bu melek ilk gösterimlerinden sonra hayli çalkantılara yol açtı.</em> </h3>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu5-1024x768.webp" alt="Sun Yuan ve Peng Yu" class="wp-image-16605" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu5-1024x768.webp 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu5-300x225.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu5-768x576.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu5-480x360.webp 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sunyuanvepengyu5.webp 1070w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Özellikle sosyal medyada, biraz da abartılacak şekilde yorumlandı ve gerçek olduğuna dair söylentiler yayıldı. Ürkütücü derecede gerçek olması, bu teorilere doğruluk payı vermesine sebep oldu insanların. Güneş lekeleri olan bu yaşlı meleği, etten ve kemikten şekillendirmiş olmaları muhtemel olsa da açıklandığı kadarı ile daha ziyade fiberglastan.</p>



<p>Bildik uydurmalardan bir tık daha farklı bu enstalasyon. Genellikle, kötü olanlar yer altı şehrine ya da dünyaya sürülmüştür. Çoğunlukla şeytana dönüşen meleklerle ilintilendirilir bu sözüm ona cennetten düşmelik durumu. </p>



<p>Marquez’in<em> Kocaman Kanatlı İhtiyar Adam</em>’ı anımsatmış olması, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kadin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kadın </a>olmasına rağmen etkilenmemizi bir kat arttırıyor. Bizimkisi ölü olduğu için dilini bilsek dahi bir önemi yok. Geldiği yeri anlatması her mitte olduğu gibi bunda da mümkün değil.</p>



<p>Olur da bu yazıyı bir melek okur falan şimdi ofansif olmayalım. Onunda duygularını anlayalım, yardımcı olalım. Aman ha, sen sen ol bu dünyada dikkatli ol. Diğer taraflara benzemez burası. Tabii ben bize anlatıldığı kadarını biliyorum. </p>



<p>Belki sizin oralar da öyle çok matah değildir, kim bilir. Sen yine de gel beni dinle. Baktın seni itiyorlar, düşerken iyi bak ki yanlışlıkla kötü bir yere denk gelme. Maazallah bir kısmının gözü hep öbür tarafın hurilerinde.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Sanatçı, çalışmalarının nedenlerini açıklamak için ortak bir dili rehber olarak kullanmaz. Çünkü sanatçının kendine has bir dili, sanatsal bir dili vardır. Sanatçı, işini sanki bir muhatapmış gibi açıklayarak toplumla ilişkilendirmek zorundadır.”</em> (Sun Yuan)</p>
</blockquote>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sanatciyi-anlatan-sikici-gelisme">Sanatçıyı Anlatan Sıkıcı Gelişme</h2>



<p>Gelelim, biraz Sun Yuan ve Peng Yu&#8217;dan bahsetmeye&#8230; Pekin’de birlikte sanat üreten bu ekibin geçmişlerine ve dünyaya bakış açılarında çok ortak nokta var. Ama bu ortaklıklardan ziyade birbirlerini tamamlayış şekillerinin bize ulaşmalarında etkili olduğu gözüküyor. Her ikisi de Çin kökenli. Bir takım solo işlerde çalışmakla birlikte genellikle ortak eserleri ile etkileyici işlere imza atmışlar.</p>



<p>Galiba dayanamayıp bu detayı vermeden geçmem mümkün değil. Görmüş olduğunuz hiperrealist eserlerin bir kısmında insan yağı kullanıldı! Nasıl bir his uyandı tam da şu hazır yazının sonuna gelmişken sayın okuyucu?</p>



<p>Onlara içten bir elveda demek üzereyken biraz daha deşmek ister miyiz bu işi bilemiyorum. Liposuction uygulamalarından kalan yağlar gayet leziz görünüyor. İnsanı böyle anlı canlı önüne koyup eleştirerek yemek beni her zaman daha çok tatmin etmiştir. Ya da Chuck gibi (Bknz. Fight Club) onlardan sabun yapmak.</p>



<p>Ah! Çağdaş sanat. Sen nelere kadirsin. Sanatçının sorunlu kişiliğini yansıtmanın dışında, ona bu karakteri kazandıran sisteme laf sokması bir tatlı ki, lezzeti alıyor musun sayın okuyucu? Bir de düşün bakalım ondan ekmeğini yiyen elitist artistin yine aynı sistemi yerin dibine sokarken ki mutluluğu nerede görülmüş?</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Babam bir ressam. Büyürken çok itaatsiz bir çocuktum. Bu yüzden babam beni resim yapmayı öğrenmeye zorladı.” </em>(Sun Yuan)</p>
</blockquote>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Sanatçı olacağımı küçük yaşlardan beri biliyordum. Japon askerleri ve hayvanları çizdim. Resmin bana eşsiz ayrıcalıklar verdiğini keşfettim. Bir keresinde babam bana şaplak attıktan sonra ona resim yapacağımı söyledim ve &#8220;Tamam, devam et&#8221; dedi. Ben de onu bok yerken çizdim. Bu sayede öfkemi dışa vurmanın iyi bir yolu olduğunu keşfettim.”</em> </p>



<p>Peng Yu.</p>
</blockquote>
</blockquote>



<p>Provokatif bulduğumuz eserleri yukarıda incelemeye çalıştığımızda görüyoruz ki aslında topluma ayna tutmakta. Sıradanlıktan olabildikçe uzakta, ikilemeler ve zıtlıklarla dolu olmaları eserlerini yine benzersiz kılıyor. &nbsp;If i died sergisinde bulunan <em>Teenager Teenager</em>’ı yukarıda inceledik. Biraz onları anlamak için <em>If i died </em>ismiyle bu sergide yer alan eserden bahsetmeyi faydalı görüyorum.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/Untitled-design-1024x682.png" alt="sunyuanvepengyu" class="wp-image-16613" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Untitled-design-1024x682.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Untitled-design-300x200.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Untitled-design-768x512.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Untitled-design-720x480.png 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Untitled-design-480x320.png 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Untitled-design.png 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Hiper gerçeklik ile kurgusal fantazyanın karması bu eser bana sorarsanız bu ikiliyi anlamaya çalışırken bizlere çok şey söylüyor. Ölüm deneyimini bir farklı boyuta çıkararak, ona atfettiğimiz beklentinin bir farklı hayali ürünü ile karşı karşıyayız. Tüm ölüm sonrası hayallerde olduğu gibi bencilce olsa da göreceli olarak daha içten buluyorum.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>“<em>Eğer ölürsem, karada yaşayan bir varlık olarak geri gelmek istemiyorum. Uçmak istiyorum, kırmızı taçlı turnaların eşliğinde yeryüzünün üzerinde süzülmek istiyorum. Ne kadar özgür olurdu, istediğim yerde yaşar, istediğim yere inerdim…</em>”</p>
</blockquote>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kapanis">Kapanış</h2>



<p>Ne çabuk geçti güzelim inceleme benim açımdan. Yine dediğim gibi hiperrealizm, rahatsız edicilik ve yaratıcılık görünce su gibi akıyor. Henüz bu iki güzide sanatçının daha önce ölü ceninleri kullandıklarından bahsedemedik. Tabii canım makyaj malzemesi olarak değerlendirilse en azından bir işe yarardı. Böyle sanat manat yenilmez, içilmez, güzelleştirmez. Tersine, belki çirkinleştirebilir.</p>



<p>Çokça tartışmaya sebep olmaları ile birlikte, özellikle bazı eserlerinin yüksek ilgiyle karşılandığını belirtelim. Aşağıda &#8220;Kaynakça&#8221; kısmında yer alan videoları özellikle izlemenizi tavsiye ederim. Eserlerin bir kısmı böyle daha iyi anlaşılacaktır. Kendilerini yakın zamanda ülkemizdeki galerilerde ya da sergilerde görmek dileği ile.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><a href="https://www.youtube.com/watch?v=rGV3Y28DtNw&amp;t=65s">https://www.youtube.com/watch?v=rGV3Y28DtNw&amp;t=65s</a></li>



<li><a href="https://www.youtube.com/watch?v=pnwAYu62xak">https://www.youtube.com/watch?v=pnwAYu62xak</a></li>



<li><a href="https://www.youtube.com/watch?v=ZS4Bpr2BgnE&amp;t=84s">https://www.youtube.com/watch?v=ZS4Bpr2BgnE&amp;t=84s</a></li>



<li><a href="https://www.youtube.com/watch?v=Av3NSnwjI2E&amp;t=87s">https://www.youtube.com/watch?v=Av3NSnwjI2E&amp;t=87s</a></li>



<li><a href="http://www.sunyuanpengyu.com/artist/sunyuan_pengyu.html">http://www.sunyuanpengyu.com/artist/sunyuan_pengyu.html</a></li>



<li><a href="https://news.artnet.com/art-world/sun-yuan-and-peng-yu-fallen-angel-320428">https://news.artnet.com/art-world/sun-yuan-and-peng-yu-fallen-angel-320428</a></li>



<li><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Sun_Yuan_%26_Peng_Yu">https://en.wikipedia.org/wiki/Sun_Yuan_%26_Peng_Yu</a></li>



<li><a href="https://www.loosetooth.com/blog/can-t-help-myself-by-sun-yuan-peng-yu">https://www.loosetooth.com/blog/can-t-help-myself-by-sun-yuan-peng-yu</a></li>
</ul>



<p></p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sun-yuan-ve-peng-yu-rahatsiz-edici-ikili/">Sun Yuan ve Peng Yu: Rahatsız Edici İkili</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/sun-yuan-ve-peng-yu-rahatsiz-edici-ikili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yayoi Kusama: Takıntılı Yaratıcı</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/yayoi-kusama-takintili-yaratici/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/yayoi-kusama-takintili-yaratici/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fırat Ağırkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2023 07:56:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[yayoikusamaeserleri]]></category>
		<category><![CDATA[yayoikusamahayatı]]></category>
		<category><![CDATA[yayoikusamakimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ve karşınızda içsel saplantılı ve sorunlu halleri ile uğraşırken, sanatın dışavurumculuğu ile kendini ifade etmeyi başaran, hayli renkli bir kişilik: Yayoi Kusama!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/yayoi-kusama-takintili-yaratici/">Yayoi Kusama: Takıntılı Yaratıcı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yayoi Kusama ve eserleri ile ilgili incelemem sizlerle.  </p>



<p><strong>Sanatçıyı Anlatan Sıkıcı Bir Giriş</strong></p>



<p>Ve karşınızda içsel saplantılı ve sorunlu halleri ile uğraşırken, sanatın dışavurumculuğu ile kendini ifade etmeyi başaran, hayli renkli bir kişilik. Resim, heykel, edebiyat, moda, sinema ve performans sanatı gibi çok geniş bir yelpazede etki bırakan eserler ortaya koymuştur. Sanrılarının ve halüsinasyonlarını bağrına basarak; özellikle puantiyeleri pop art ile birleştirerek sunmaktadır. </p>



<p>Japon sanatçı, kendini takıntılı olarak tanımlamakta tereddüt etmeyecek olup, küçük yaşlardan itibaren psikolojik problemlerle boğuşmaktadır. Bu problemlerin çözümü için sanatı bir tedavi yöntemi olarak kullanmıştır. Sanatında obsesif bir şekilde puantiyelerin olması da tabii çözümü kendi tarzı ile bulduğunun bir göstergesidir. </p>



<p>Yine küçük yaşlarda sanata olan saplantılı tutkusu ile başladığı yolda ciddi fırtınalar atlattığını söylemeden geçmek olmaz. Ailesi tarafından sanatçı olmasının istenmemesi ve yakın sosyal statüye sahip bir erkek ile evlendirilmek istenmesi ile birlikte New York’a gider.  </p>



<p>Bu fikir ona psikiyatrı tarafından verilir ve belki de günümüzde böyle bir sanatçıya dünyanın kucak açma hikâyesi bu şekilde erken bir sondan kurtulur. </p>



<p class="has-text-align-center has-medium-font-size"><em>“<strong>I am just another dot in the world.</strong>”</em> </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-en-cok-bilinen-eserlerinden-yalnizca-bazilari">En Çok Bilinen Eserlerinden Yalnızca Bazıları </h2>



<p>Ufak bir araştırma yaptığınızda, Yayoi Kusama’yı birçok farklı şekilde nitelendirilmiş olduğunu görürsünüz. Modern, çağdaş, minimalist, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sukran-moral-arti-on-sekiz/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">performans sanatçısı</a>, avangart ve daha nicesi. İşte tam buradan anlıyoruz ki kendisi çok sesli bir sanat üretkeni ve bu sınırlar tam olarak onun için yeterli değil. </p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Infinity Nets Yellow</li>



<li>Infinity Mirrored Room</li>



<li>Narcissus Garden</li>



<li>Dots Obsession</li>



<li>Pumpkin</li>



<li>Visionary Flowers</li>



<li>The Obliteration Room</li>



<li>Louis Vuitton Koleksiyonları (2023 ile birlikte tekrar bir koleksiyon üzerinde çalışılmış ve hatta bir instagram fotoğraf filtresi ve mini oyun bile oluşturulmuş.) </li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Boyama Ritüeli </h2>



<p>Sık sık tekrar ettiğim gibi, sarkazm, yeraltı ve rahatsız ediciliği fena halde benimsemiş bulunmaktayım. Hatta bazen bunu yapmayan sanat eserlerini, tiyatro oyunlarını ya da yazıları, kısaca sanatçıları azıcık daha ileri gitsem ve utanmasam yetersiz göreceğim. </p>



<p>Yayoi burada ilginç bir birleşim sunuyor bana. Renkli karakterinin ve dışavurumculuğunun yanında, karamsar bir tarzı mevcut. Dünyadan yalıtılmış sözüm ona contemporary(!) artistlerinin yerine, realist sıkıntılarla boğuşuyor.  </p>



<p>Üretmeyi işin merkezine koyarak, mümkün olduğunca uzun yaşayıp duygu ve düşüncelerini insanlarla paylaşma arzusu duyuyor. Hatta gönüllü olarak 1977’den beri Tokyo’da bir psikiyatri hastanesinde yaşadığını söylesem ne hissederdiniz?  </p>



<p>Düşünün ki Louis Vuitton’a, Armani’ye koca bir moda serisi yapmış bir sanatçı olmasına rağmen hem de. Bilemiyorum, onu bu karara iten asıl sebebin tam olarak ne olduğunu. Belki çocuk yaşlarından gelen psikolojik sıkıntılar, belki de dışarıdaki dünyada bulunamama hissi. Ama şunu biliyorum ki, orada daha rahat ediyor ve bunu da dile getiriyor. </p>



<p class="has-text-align-center has-medium-font-size"><em>“</em><strong><em>Barış sevgisine sonsuz bağlılığımı, sonsuz insan sevgisiyle savaş ve terörizmi reddetmeyi dile getiriyorum. Ve izleyiciler çalışmalarıma sempati duydu ve bu bir sansasyon haline geldi&#8230; Bu 500&#8217;den fazla tabloya barış arzumu, öngörülemeyen yaşama övgümü ve evrenin şaşırtıcı gizemini koydum. Herkes ve bir sanatçı olarak ben nükleer bombaların, savaşın ve terörizmin olmadığı bir dünya için savaşacağım. Birlikte savaşalım. Let&#8217;s fight together.</em> <em>一緒に戦いましょう。</em></strong><em>”</em> </p>



<h2 class="wp-block-heading">Sanatın Tedavi Ediciliği </h2>



<p>Mental problemleri olan çokça sanatçı olduğunu biliyoruz. Biraz daha ileri gidecek olursak, en bilinen eserlerin çoğunluğunun ruhsal ya da bedensel sıkıntılarla boğuşmakta olan sanatçıların ellerinden ve problemli zihinlerinden çıkmış olduğunu söyleyebiliriz.  </p>



<p>Takıntıların sanata iyi geldiğini söylemekte bir beis görmemekle birlikte, ayrıca başlı başına incelenmesi gereken bir konu. Zaten bu olgu literatürde <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sanat-terapisi-renklere-burunmus-kelimeler/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">sanat terapisi</a> olarak yerini almış bulunmakta. Bunu belirttikten sonra, müthiş sanatçı Yayoi ’ye dönelim. </p>



<p>Yayoi Kusama, yukarıda bahsettiğimiz gibi çocukluğunda onu uç nokta etkileyecek deneyimlere şahit olur. Kocasının sadakatsizliğinden bıkan Kusama &#8216;nın annesi, kızını sevgilileriyle onu gözetlemeye zorlar.  </p>



<p>Bu o kadar travmatik olur ki, sekse karşı ömür boyu sürecek bir tiksinti ile yaşar. Dünyayı bu kadar renkli görebilen bir sanatçının cinselliğe karşı bu tutumu sanıyorum sanatındaki ikilikleri de ortaya döken sebeplerden sadece biri. </p>



<p>Nitekim, Yayoi Kusama birçok röportajında belirttiği gibi sanatını bir tedavi yöntemi ile birlikte bir ritüel olarak görür. Doktoru da ona yaptığı resimlerin iyi geldiğini telkin eder ki böyle bir yaratı gücüne sahip birini kamçılaması sayesinde belki de bizler ona ulaşıyoruz.  </p>



<p>Unutmadan, bu konuyla ilgili hatırı sayılır bilimsel araştırma ve makalenin de olduğunu da belirteyim. Özellikle; müziğin, performans ve görsel sanatların sağlık üzerinde olumlu etkilerinin olduğu görüşü gün geçtikçe önem kazanıyor. </p>



<p class="has-text-align-center has-medium-font-size"><em>“<strong>Sanat gördüğüm, yaşadığım olumsuz şeylerden kurtulmak için bir araçtı, bir yoldu, yöntemdi ve kurtuluştu. Bu yüzden sürekli çizdim, boyadım ve yazdım</strong>.”</em> </p>



<h2 class="wp-block-heading">Infinity Mirror Room-Öncü Eser  </h2>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/Infinity-Mirror-Room-1021x1024.webp" alt="Yayoi kusama" class="wp-image-15586" width="621" height="622" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Infinity-Mirror-Room-1021x1024.webp 1021w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Infinity-Mirror-Room-300x300.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Infinity-Mirror-Room-150x150.webp 150w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Infinity-Mirror-Room-768x770.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Infinity-Mirror-Room-480x481.webp 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Infinity-Mirror-Room.webp 1200w" sizes="(max-width: 621px) 100vw, 621px" /></figure>



<p>Aslında sanatçıyı uzun uzun anlatan bir yazı ile karşınıza çıkmak hiç bana göre değil. “Sanatçıyı Anlatan Sıkıcı Bir Giriş” adı altında bir başlığa yer veriyorum bu sebeple. Yine de yukarıda göreceksiniz ki konu Yayoi Kusama olduğunda bundan kaçmak pek mümkün değil. Bu eserde dahi hayatından bahsetmeden atlamak kolay olmayacak. </p>



<p>Aynalı sonsuzluk odalarının öncüsü olan bu eser, kısa bir süre sonra bir başka sanatçı tarafından kopyalanacak ve çok daha fazla ilgi görecekti. Yayoi bu sebeple intihar girişimde bulunacak (son kez değil), fakat yine de gelecekte sezarın hakkı sezara verilecek ve bu aynalı tasarım ona atfedilecektir. Sosyal medya çılgınlığı ile birlikte sonsuzluk odaları ününe ün katacak sanatçının. </p>



<p>Evrenin sonsuzluğunun eşiğine her gün bir adım daha yaklaşıyoruz. İlk gök yüzüne bakıp sorular sormamızdan çok uzun zaman geçmedi. Özellikle; evrenin ve yaşamın bilinen tüm tarihini göz önünde bulundurursak kısacık bir an gibi geçti bu süre.  </p>



<p>Bu sonsuzluk önümüzde kimi zaman bir uçurum olarak belirdi. Sonsuzluğun sanatla yapılan tezahürleri sizce aç gözlü iştahlarımızı tatmin edebilir mi? Yoksa bir hashtagten öteye geçemeyerek, kullan-at ile vasfını kaybeden bir başka materyal mi olacak? </p>



<h2 class="wp-block-heading">Narcissus Garden–Satılık Narsisim  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="973" height="700" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/Narcissus-Garden.jpg" alt="Narcissus Garden" class="wp-image-15587" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Narcissus-Garden.jpg 973w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Narcissus-Garden-300x216.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Narcissus-Garden-768x553.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Narcissus-Garden-480x345.jpg 480w" sizes="(max-width: 973px) 100vw, 973px" /></figure>



<p>İlk olarak 1966 yılında, altın renkli kimonosu ile Venedik’te sergilenen bu eserde, sanatçının <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/obsesif-kompulsif-bozukluk-benden-bu-kadar/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">obsesif</a> olduğu yuvarlak ve aynalı tasarımı görüyoruz. Tabii alt metinde birçok mesaj veriyor. Ama en sevdiğim mesaj türünü, sağ olsun seyircinin gözüne sokarak yapıyor.  </p>



<p>Aynalı plastik küreleri 2 dolardan gelenlere satmaya başlıyor. Bu tarz bir tezgâha alışık olmayan ya da daha doğrusu sanatın böyle satılmasının sistemlerini yıkacak olan bienal yetkilileri müdahale etse dahi ses getirmeyi başarıyor. </p>



<p>Malumunuz, toplumlardan bu kadar soyut hale gelen sanat ve sanatçı camiasına ne desek az gelir. Şahsi fikrim, bir kısım sanatçı kötü niyetinden yapmıyor bunu. Ayak uyduramadıkları sistem ve karakterleri dolayısıyla istemsizce dışında kalıyorlar toplumun.  </p>



<p>Fakat bir kısım fularlı entelektüel güruh var ki, bizzat topluma tepeden bakmaları ile övünüyor. Pahası tartıda biçilemeyecek performanslarına, olmayan anlamları, çoğunlukla yaratılmış bir üründen devşirme yapısı ile elinde kadehler ve kabarık cüzdanlarla alkış tutuyorlar. </p>



<p>Bu enstalâsyonu harika bir performans ile bütünleşik hale getirmesi beni çok etkilemiştir. Sanatın toplumdan uzaklaştırılan, onu bir mit haline getiren tekelci, narsisist ve elitist (!) oluşuna erken bir dokunuş yapar Yayoi Kusama.  </p>



<p><a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/narsisizm-cagimizin-hastaligi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Narsisit</a> kelimesinin Narkissos ve Echo mitinden geldiğini belki bazılarınız bilirsiniz. Nergis çiçeklerine, doğanın alçak gönüllü ama mükemmel görselliği ile bu ismi neden yakıştırdığımızı düşünür dururum. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Aggregation-Yapay Cinsellik  </h2>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/Aggregation-1024x701.webp" alt="Yayoi kusama" class="wp-image-15588" width="611" height="418" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Aggregation-1024x701.webp 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Aggregation-300x206.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Aggregation-768x526.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Aggregation-480x329.webp 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Aggregation.webp 1200w" sizes="(max-width: 611px) 100vw, 611px" /></figure>



<p>Buraya acı bir gülüş koyarak başlamak istiyorum. </p>



<p>Gülüyorum, çünkü tüm teknelerin yapay penislerle dolu olduğu bir dünya hayal ediyorum. Hadi sende hayal et sayın okuyucu. Sıkıcı olmayacağına bahse girerim. Mesela; koltukları ayağınızı uzatamayacak kadar birbirine yaklaştırılmış uçak koltuklarınız penislerden ibaret olsun. Ya da seni biraz daha keyiflendireyim; o tatlı kaba etleri ile business classlar böyle olsun. </p>



<p>Hiç durur muyum, tabii ki arttırıyorum sayın okuyucu. Mesela, falanca ülkenin en gereksiz filanca kurumunun başında soytarı gibi giyinip gezenlerin makam araçları böyle olsun. Ne dersin, siyasilerin bir türlü terk edemedikleri koltuklar böyle olsun mu?  </p>



<p>Altın varaklı, yapay taraklı, penisli koltuklar, hem de ceylan derisi kaplı. Ben burada bırakıyorum ama bana sorarsan sen sakın bırakma sayın okuyucu. Hayal etmeye devam et, ta ki ucu sana dokunana kadar. </p>



<p>Tabii acı kısmına değinmeden geçemeyeceğim. Yayoi Kusama, daha önce bahsettiğim üzere annesi tarafından babasının sevgililerine gözcülük yapması için zorlanır. Sanıyorum başlıca sebeplerinden biri bu olmakla birlikte, buna benzer sebeplerden hep cinselliğe karşı korku ve tiksinti içinde yaşar.  </p>



<p>İç güdüsel cinsellik dürtüsünün, masum güzelliğinden çıkarak birey için zararlı bir hale gelmesinin ne demek olduğunu sadece tahminlerinize (!) bırakmak istiyorum. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Pumpkin- Komik Kabaklar  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/Pumpkin.jpg" alt="Pumpkin" class="wp-image-15589" width="839" height="545" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Pumpkin.jpg 800w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Pumpkin-300x195.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Pumpkin-768x499.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Pumpkin-480x312.jpg 480w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Bal kabaklarından çok farklı eserler yaratmış bulunmakta. Herhalde imkânı olsa tüm dünyayı bal kabakları, puantiyeler ve renklerle kaplayacağını düşünmeden edemiyorum. Bu gri binaların, renksiz kaldırımların, soluk asfaltlarda birbirine tıpa tıp benzeyen zevksiz araçların aktığı yolların böyle olmasını düşünmek bile beni heyecanlandırmaya yetiyor. </p>



<p>Çocukça bakış açılarının o aranan sanatı yaratmadaki becerisini çoğu sanatçıdan dinleyebilirsiniz. Renkli dünyamıza büyüdükçe veda ettiğimizi inkâr etmek hiç bana göre değil. Yayoi Kusama çocukken gördüğü olağan dışılığı, yine çocukça heyecanı ile yarattığı eserlerde gayet keyifli bir şekilde sunmakta. </p>



<p class="has-text-align-center has-medium-font-size"><em>“<strong>Bal kabaklarını seviyorum. Esprili biçimleri, sıcak hissiyatı ve insan, nitelikleri ve biçimleri nedeniyle</strong>.”</em> </p>



<h2 class="wp-block-heading">Dots Obsession-Lanet Puantiyeler  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="677" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/dots-obsession-1024x677.jpg" alt="Yayoi Kusama" class="wp-image-15590" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/dots-obsession-1024x677.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/dots-obsession-300x198.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/dots-obsession-768x508.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/dots-obsession-1536x1016.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/dots-obsession-480x317.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/dots-obsession.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Lanetli ama bir o kadar kutsanmış bir takıntıya bakıyoruz. Yine küçük yaşlarda görmeye başladığı dünya görselini bize harıl harıl göstermeye çalışan bir çocuk seziyorum. Performansı yapılan her bir puantiye aslında bizi onun gözlerinden bakmaya bir adım daha yakınlaştırıyor. </p>



<p>Ama burada kısa bir duralım. Derinlik algımızı kapatıp ki bunun için bize alıştırılan bakış açısını bastırmamız lazım, yuvarlak göz bebeklerimizde yansıyan evrene bakalım. Güneş, dünya ve milyonlarca yıldızlarla gezegenler hepsi birer puantiye gibi durmuyor mu?  </p>



<p>Küçücük yuvarlak atomlara bakarak koca sistemleri oluşturan biz ve daha nicesini anlamaya gayret ediyoruz insanlık olarak. Kozmos sadece yuvarlak noktalardan ibaret. </p>



<p>Biz onlara bakış açımızı iki veya çok boyutlu yapa duralım ve aman ha sanrılarımıza sarılmayalım. Sistemin yaratmaya çalıştığı dört köşeli sınırlarda konfor alanlarımız daha tatlı durmuyor mu? </p>



<p class="has-text-align-center has-medium-font-size"><em>“<strong>Sadece bir puantiye ile hiçbir şey elde edilemez. Evrende güneş, ay, dünya ve yüz milyonlarca yıldız vardır. Hepimiz evrenin anlaşılmaz gizemi ve sonsuzluğu içinde yaşıyoruz. Bu koşullar altında sanat yoluyla &#8216;evren felsefesi&#8217; peşinde koşmak, beni &#8216;basmakalıp tekrar&#8217; dediğim şeye götürdü.”</strong></em> </p>



<h2 class="wp-block-heading">Horse Play  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="833" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/Horse-Play-1024x833.jpg" alt="Horse play" class="wp-image-15591" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Horse-Play-1024x833.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Horse-Play-300x244.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Horse-Play-768x625.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Horse-Play-1536x1250.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Horse-Play-480x391.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Horse-Play.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Çokça sokak performansı bulunmakta Yayoi Kusama’nın. Bunlardan kimisi <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Vietnam_Sava%C5%9F%C4%B1" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Vietnam Savaşı</a>&#8216;na karşı bir duruş sergilerken, kimisi bu eser gibi Woodstock’ta kendisi de dahil olmak üzere her şeyi yok etmekle meşguldü. </p>



<p>Sanatının zirvesine ulaşırken olabildiğince farklı alanlarda çalışmalar yapmıştır. Moda konusunda da çarpıcı adımlar atmıştır. Kendi butiğini kurmakla beraber, 2023’te farklı şekillerde tekrar halka sunulan Louis Vuitton serilerinde imzası mevcut olduğunu tekrar hatırlatmadan geçmeyelim. Puantiyeli tasarımların çoğu ya onun eseri ya da ondan esinlenmiş olduğunu da belirtelim. </p>



<p class="has-text-align-center has-medium-font-size"><em>“<strong>Bir kedi varsa, üzerine puantiyeli çıkartmalar yapıştırarak onu yok ederim. Üzerine puantiyeli çıkartmalar yapıştırarak bir atı yok ederim. Ben de aynı puantiyeli çıkartmaları üzerime yapıştırarak kendimi yok ettim</strong>.”</em> </p>



<h2 class="wp-block-heading">The Obliteration Room–Bak ve Dokun   </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/the-obliteration-room-1024x576.jpg" alt="the obliteration room" class="wp-image-15592" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/the-obliteration-room-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/the-obliteration-room-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/the-obliteration-room-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/the-obliteration-room-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/the-obliteration-room.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>İnteraktif bir sanat çalışması olarak her şeyi ile beyaz bir odada başlıyor performans. Zemin, mobilyalar, duvarlar, her şey beyaz. Seyirciye bu beyazlığı yok etme imkânı verilir ve beyazlık bozulur.  </p>



<p>Bir süre sonra sanki içeride renkleri çevresine saçan bir top patlamış gibi olur. Puantiyelerin yok ediciliği bizler için yeni bir yaratılış eserine dönüşür. Keşke tüm yok edişler böyle olsa. </p>



<p>Bu kadar basit mi? Evet, aslında sandığımızdan daha basit. Özellikle sanatsevere kendi gözünden gördüğü dünyayı yaratma imkânını yalın bir şekilde tekrar ve tekrar veriyor.  </p>



<p>Bizler bundan eğlenirken, o aslında altını çizerek yalın bir şekilde yıllarca çekmiş olduğu sıkıntıları bize anlatıyor. Bu dışı seni içi onu yakar dünyanın renkleri bizim gördüğümüzden daha karanlık. </p>



<p>Bak ama dokunma ile ilkel hislerimizin kendisinden uzaklaşmış ideal eserlere meydan okuduğunu düşünmeden edemiyorum. Tabii diğer eserleri gibi birçok farklı versiyonu mevcut. İlk yok ediş odalarını çocuklara sunması ve onlara sanat eserine dokunma izni vermesi ayrıca önemli. </p>



<p class="has-text-align-center has-medium-font-size"><em>“<strong>Bir gün bir masanın üzerindeki masa örtüsünün kırmızı çiçek desenlerine bakıyordum ve yukarı baktığımda aynı desenin tavanı, pencereleri, duvarları ve son olarak tüm odayı, bedenimi ve evreni kapladığını gördüm</strong>.”</em> </p>



<h2 class="wp-block-heading">Hınzır Bakışlar ve Kapanış  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="976" height="549" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/yayoi-kusama-kimdir.jpg" alt="yayoi kusama kimdir" class="wp-image-15593" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/yayoi-kusama-kimdir.jpg 976w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/yayoi-kusama-kimdir-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/yayoi-kusama-kimdir-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/yayoi-kusama-kimdir-480x270.jpg 480w" sizes="(max-width: 976px) 100vw, 976px" /></figure>



<p>Sizi bilmem ama ben bazı hınzır bakışlar gördüm. Genelde çocukluğunu yaşayamamış veya çocuklarla çocuk olabilenlerin mimiklerinde bunu hissettim desem daha doğru olacak. Şimdi baktığımda, koca bir ömür yaşamış gibi görünen ama ona sığamamış olan bu hınzır, çalışkan, çocuksu karakteri sizlere mutlulukla sunuyorum. </p>



<p>Cinsellikten tiksinmesine rağmen cinsellikle hamur gibi oynayan, renkli görünen dünyasına rağmen bulanık bir karanlıkla yoğrulduğunu hissettiğim sanatçıya onunla ilgili araştırdıkça hayranlıkla karışık bir yakınlık duyuyorum. Düzen ve düzensizliğin uyumlu ve sürekli tekrarı ile colorist avant garde olarak anılması şaşırtıcı değil. </p>



<p>Daha eserlerinin onda birine dahi değinemedik. Eh sayın okuyucu, burada iş başa düşüyor. Seni yormakta üstüme yok biliyorum. Ama kolay bir görev bu seferki. Malum, dünyanın en çok kazanan kadın sanatçısından bahsediyoruz. Araştırıp görmekte fayda var. Eh, madem konu buralara geldi tadı damağımızda kalsın ki tekrar tekrar gelelim, obsesif renkli dünyalara sevgilerle. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Kaynakça </h3>



<ul class="wp-block-list">
<li>https://www.youtube.com/watch?v=x6GMdydE7I8</li>



<li>https://youtu.be/JQgZsDbrhxA</li>



<li>https://www.youtube.com/watch?v=vjR1wgfRXw8</li>



<li>https://www.youtube.com/watch?v=9L48R_z77iQ</li>



<li>https://www.youtube.com/watch?v=-xNzr-fJHQw</li>



<li>https://www.youtube.com/watch?v=BZH-x-lKvxg</li>



<li>https://eu.louisvuitton.com/eng-e1/stories/lvxyayoikusama</li>



<li>https://www.bbc.com/culture/article/20180925-yayoi-kusamas-extraordinary-survival-story</li>



<li>https://tr.wikipedia.org/wiki/Narkissos</li>



<li><em>ASEAD CİLT 8 SAYI 2 Yıl 2021, S 64-78</em></li>



<li><em>Doç. Dr. Hasan Kıran- Puantiyeli Sonsuzluğun Obsesif Sanatçısı: “Yayoi Kusama”</em></li>
</ul>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/yayoi-kusama-takintili-yaratici/">Yayoi Kusama: Takıntılı Yaratıcı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/yayoi-kusama-takintili-yaratici/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Patricia Piccinini: Evrim Ana</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/patricia-piccinini-evrim-ana/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/patricia-piccinini-evrim-ana/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fırat Ağırkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2022 21:32:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[patriciapiccinini]]></category>
		<category><![CDATA[patriciapiccininikimdir]]></category>
		<category><![CDATA[piccininieserleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=13839</guid>

					<description><![CDATA[<p>A Haberi şaşkına çevirecek yazımızı iftiharla sunarız. Gelin hep beraber  sanat aracılığıyla evrim üzerine biraz düşünelim.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/patricia-piccinini-evrim-ana/">Patricia Piccinini: Evrim Ana</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Patricia Piccinini ve eserleri hakkındaki incelemem sizlerle&#8230;  </p>



<p>Size biraz Patricia Piccinini’den bahsedeceğim. Dolayısı ile şimdiden belirtmemiz gerek ki az sonra görecekleriniz ve okuyacaklarınız rahatsız edici. Sanatın en sevdiğim kısmında dans eden bu insanla daha önce tanışmayı dilerdim. Tabii yüz yüze tanışmak nasip olmadı, henüz. İşte sanat eserleri tam da bunun için var. Bana ve sizlere onu yüz yüze tanımadan ulaştırmayı başardı. </p>



<p>Biraz hızlı bir giriş yapalım. Yaşını, tipini, hangi ırka ait olduğunu, hatta erkek mi kadın mı olduğundan bahsetmeyeceğiz. Bir sanatçının olması gerektiği gibi değerlendirildiği bir yazı dizisi ile hak ettiğini vermeye çalışalım. Ön yargılarınızın hiçbirine takılı kalmayarak ona yaklaşacağız. Yine de sonrasında bu detayları vererek sanatçıyı kucaklama imkânı sunmak istiyorum.</p>



<p>Eğer, gitmemiz gerektiği kadar ileri gidecek olursak, söylemeliyiz ki dini de yok bu sanatçının. Tam da en önemsediğiniz yere ne koyacağız şimdi? Sizdeki bu boşluğu onun eserlerine bakarak duyacağınız rahatsızlıkla dolduralım isterseniz.</p>



<p class="has-text-align-center"><em>“Uygulamam bedenlere ve ilişkilere odaklanıyor; insanlarla diğer canlılar arasındaki, insanlarla vücudumuz arasındaki, canlılarla çevre arasındaki, yapay olanla doğal olan arasındaki ilişkiler. Çevremizdeki dünyanın gündelik gerçeklerinin bu ilişkileri nasıl değiştirdiğiyle özellikle ilgileniyorum.  </em></p>



<p class="has-text-align-center"><em>Belki de bu nedenle, birçok kişi pratiğime bilim ve teknoloji açısından baktı, ancak benim için tıpkı Sürrealizm ve mitoloji tarafından bilgilendirildiği gibi. Çalışmam, insanların etraflarındaki dünyaya bakışlarını değiştirmeyi ve dünyayla olan ilişkileri hakkındaki varsayımlarını sorgulamayı amaçlıyor.”</em></p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-en-cok-bilinen-eserlerinden-sadece-bazilari">En Çok Bilinen Eserlerinden Sadece Bazıları</h2>



<p>Ah, bir uyarı ki bunu atlarsak sonra manşetlerde neler görürüz. Bu arkadaşlar sadece heykel ve sanat eseri. Asla dini bir öğeye hakaret etmedi. Hiçbir zamanda bir kitap yırtmadı. Aman olur da bu tipleri görürseniz sosyal medyada korkmayın, onlar cansızlar. Atasına karşı gelip böyle olmadıklarını da belirtelim son olarak.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>The Bond</li>



<li>We Are Connected</li>



<li>The Stags</li>



<li>The Young Family</li>



<li>Graham Project</li>



<li>The Strenght of One Hand</li>



<li>Balasana</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-balasana-ironik-yakinlasma">Balasana: İronik Yakınlaşma </h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="630" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini.jpg" alt="Patricia Piccinini" class="wp-image-13911" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-300x185.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-768x473.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-480x295.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Acaba realist mi yoksa fütüristik mi ayırt etmesi hayli zor. Bana sorarsanız her ikisi de değil ve her ikisi de birlikte. Bir hiper realist ve sürrealist aynı anda. Çok çeşitli alanlara uzamayı başarıyor hayalgücü ve gerçekçi yaklaşımı ile Patricia Piccinini. Natural derseniz o da mevcut.  </p>



<p><em>Balasana</em>’ya baktığımızda sert bir çatışma bizi bekler. Yabani bir <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/hayvanlarda-iletisim-danslar-ve-sarkilar" target="_blank" rel="noreferrer noopener">hayvan</a>, bir çocuk ve bir halıdan ibaret bu sahne size çok büyük çarpıklıklar içinde bir düzen sunar. (Kısık sesli bir not: Uzunca bakarsanız stres seviyeniz azalacak demedi demeyin.) <em>Balasana</em>’da tahnit<sup>1</sup> edilmiş bir kanguru (valabi) mevcuttur. Bir Türk halısı motifi ile bize farklı ezgileri tattırmakta. Çocuk masumca uyumakta, pozisyonu ise aşırı tatlı.</p>



<p class="has-text-align-center"><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Benim için bu işin rüyaya benzer niteliği, insanla hayvanın gerçeküstü yanyanalığının ötesine geçerek, insanların çevrelerindeki doğal hayatla uyum içinde beraber yaşadıkları bir dünya öneriyor. Bunu rüya olduğunu ve olasılıkla da rüya olarak kalacağını biliyorum.”</em></p>



<p>(<em><sup>1</sup>Dipnot: Tahnit, cesedin bozulmaması için yapılan birtakım işlemlerdir. Cesedin bozulmaması için belirli bir uygulama dâhilinde, cesedin iç organlarının çıkarılarak, çeşitli kimyasallar uygulanarak, çabuk bozulmayacak hâle getirilmesidir. Bu işlem cesedi 5 yıl koruyabilir. Bu uygulama tam bir mumyalama işlemi değildir.</em>)</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-the-strength-of-one-hand-tekel-yalnizlik">The Strength of One Hand: Tekel Yalnızlık </h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-1.jpg" alt="Patricia Piccinini " class="wp-image-13915" width="840" height="609" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-1.jpg 640w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-1-300x218.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-1-480x348.jpg 480w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /></figure>



<p>Bu eserin özellikle adı çok hoşuma gidiyor. Günümüzde size kendinizi yalnız hissettiren ve bu yalnızlıktan kurtulmanız için psikolojik baskı yapan topluma inat tek elin gücünü sunuyor. Ben bunun komik bir versiyonunu uygularım hayatta. (Bunu yaparken tüm karizmam yerle bir olsa da) Tek elimle alkışlayabiliyorum!  </p>



<p>Bu da “bir elin nesi var, iki elin sesi var” deyimini ironik ve komik bir şekilde çürütmekte (!). Artık bir elinde sesi var. Korkmayın, bir sıfırdan büyüktür. Ve tüm koyunlar günün sonunda kendi ayağından asılacaklar.</p>



<p>Bu heykeli bir tabloya çevirebilseydik ve arkasına şöyle güzel bir manzara yerleştirmiş olsaydık eğer, natürel ezgilerle çarpık bir yüzün uyumunu daha iyi anlardık sanıyorum. Tabii Patricia Piccinini bunu gözümüze sokmaya daha hevesli. Koçun bakışlarında bir delilik sezmiyorsanız, tebrikler. Siz hala normalsiniz bu absürt dünyada.</p>



<p class="has-text-align-center"><em>“It is the same! – For, be it joy or sorrow,</em></p>



<p class="has-text-align-center"><em>The path of its departure still is free:</em></p>



<p class="has-text-align-center"><em>Man’s yesterday may ne’er be like his tomorrow;</em></p>



<p class="has-text-align-center"><em>Nought may endure but Mutability.</em></p>



<p class="has-text-align-center"><em>Bu aynı! -Çünkü ister sevinç ister keder,</em></p>



<p class="has-text-align-center"><em>Kalkış yolu hala ücretsizdir:</em></p>



<p class="has-text-align-center"><em>İnsanın dünü asla yarını gibi olmayabilir;</em></p>



<p class="has-text-align-center"><em>Değişebilirlik dışında hiçbir şey dayanamaz.”</em></p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-the-young-family-yapay-secilim">The Young Family: Yapay Seçilim </h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/The-Young-Family.jpg" alt="The Young Family" class="wp-image-13919" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/The-Young-Family.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/The-Young-Family-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/The-Young-Family-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/The-Young-Family-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/The-Young-Family-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>İronik olayların kol gezdiği bir dünyadayız. Mendel, kalıtımın yasalarını keşfederken ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/saticinin-olumu-modern-insanin-olumu" target="_blank" rel="noreferrer noopener">modern</a> genetiğe temel atarken konunun buralara gelebileceğini hayal etmiş miydi acaba? Köpekleri ve kedileri öyle ilginç varyasyonlarda çoğalttık ki, hayvanlar bir değişik oldular. Eminim ki 100-200 yıl önceki insanlara şu anki ırkları göstersek, bizim bu <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/modern-sanat-yetiskin-mi-cocuk-mu" target="_blank" rel="noreferrer noopener">sanat</a> eserine verdiğimiz tepki ile bakarlar.</p>



<p>Zor nefes alan, hayatı boyunca acı çeken türleri satın alıp satıyoruz. Bir de işin ilginç yanı sokağa attığımız türlerde büyük yıkımlarla baş ediyorlar. Yeşil minicik bezelyeler bu buluşa nasıl alet olmuş diye düşünmeden geçemiyoruz. Daha insancıl türlere evrilen bu hayvancıkları bu şekilde bize anlatan bu esere bakarken bir kez daha soralım Patricia Piccinini sürrealist midir? Yoksa hiper realist mi?</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-student-zar-atan-ana">Student : Zar Atan Ana  </h3>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-1-1-1024x682.jpg" alt="Patricia Piccinini" class="wp-image-13924" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-1-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-1-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-1-1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-1-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-1-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Patricia-Piccinini-1-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Tıpkı doğa ana gibi kendisi. Türleri bir bardağın içinde zar gibi sallayıp oyun alanına atıyor. Kaç gelirse ona uygun bir imgeleme ile hayat vermekte. O yarattığı bu sakat gibi görünen ama yine de bizzat ona ait çocuklar arasında gezerken şarkılar mırıldanmakta. İnsanlar bu fırsatı kaçırmadı, ama maalesef yaptıkları pis kokuyu koklamaktan domuza benzemişlerdi.</p>



<p>Ve onun vatanı ile başlayan kitap her şeyin özeti gibi en altta gözükmekte. Artık iyi anlamda mı kötü anlamda mı, yoksa her ikisini aynı anda barındıran bir sebeple mi bulunmuş olduğu pozisyonda olmasını göz ardı etmemek lazım. Domuza benzeyen burnu ile kötü kokuların varlığından haberdar duran hınzır karakterin gülüyor olduğu hayal edilebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-skywhale-balonlar">Skywhale: Balonlar </h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/Skywhale.jpg" alt="Skywhale" class="wp-image-13926" width="838" height="559" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Skywhale.jpg 800w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Skywhale-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Skywhale-768x513.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Skywhale-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Skywhale-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>



<p>Düşünsenize, dişinizden tırnağınızdan bir şekilde arttırmayı ve kendi ülkenizde bulunan o güzelim turistik mekânda uçan balonlara gitme şansınız oldu. Kirayı düşünmeyin artık lütfen, bir şekilde ödenir. Yabancılara aldanmayın, onlar düzenin efendileri değil.  </p>



<p>Tam tersine bu topraklar sizin. Gitmesek kalmasak da o köy bizim köyümüz. Köyümüzün güzide beldelerindeki uçan balonların bunlar olması tam olarak hayallerin gerçek olması olurdu benim için.</p>



<p>Doğa ile insanın uyumundan yaratmış olduğu bu kusur(lu)suz eserlerde genellikle memeli hayvanlara ve onların memelerine odaklanması ise farklı bir mesaj içerir gibi. Beslendiğimiz bu uzvun asıl amacını unutup, onu farklı anlamlarla bir köşeye sıkıştırmaya çalışan biz insanlara bir ders niteliğinde.  </p>



<p>Nereye sokacağımızı, nasıl kapatıp nasıl açacağımızı şaşırdığımız bu uzuv, bizi doğadan koparan bir başka ana başlık altında incelenmeli. Utanmasak kadınlara bebeklerini emzirme ya da azıcık daha açta statün ona göre belirlensin gibi yaklaşımlarımıza hiç girmiyorum.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-no-fear-of-depth-yunus">No Fear of Depth: Yunus </h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/No-Fear-Of-Depth.jpg" alt="No Fear Of Depth" class="wp-image-13930" width="838" height="629" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/No-Fear-Of-Depth.jpg 662w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/No-Fear-Of-Depth-300x225.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/No-Fear-Of-Depth-480x360.jpg 480w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>



<p>Bu Yunus ile Patricia Piccinini, bana Halikarnas Balıkçısı’nın anlattığı gerçekçi hikâyeleri anımsattı. Toplumların günlük rutinde nehir gibi metrolardan inerek aktığı şehirlerden dışlanmış mavi elbiseli kızımızı kucaklayan O.  </p>



<p>Ona denize düştüğünde sarılan tabii ki o. Korkma o var. Senin düşerken kaybolduğun derinliklerde güvenli kolları ile seni rahatlatacak. Hem dişlerini söküp, küçük bir havuza kapatmana gerek yok. Çünkü, onu da kendine benzetecek kadar köşeye sıkıştırdığın kesin.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-the-bottom-feeder-sorular-yaratan">The Bottom Feeder: Sorular Yaratan  </h3>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/The-Bottom-Feeder-1024x682.jpg" alt="The Bottom Feeder" class="wp-image-13934" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/The-Bottom-Feeder-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/The-Bottom-Feeder-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/The-Bottom-Feeder-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/The-Bottom-Feeder-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/The-Bottom-Feeder-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/The-Bottom-Feeder.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Çok uzaklara gitmeyelim. Malumunuz insanın kaybolması kendi içinde oluyor en çok. Aynayı görünce duramazsak, gideceğimiz yerde göreceğimiz şeyler bizi korkutabilir. Sahi Patricia’nın eserlerine bakarken korku hissediyor musunuz? Bu tiplerden korkmamak cesaret istiyor olabilir.</p>



<p>Nereden tutarsan oraya geliyor bu eser kolaylıkla. Üstlerinin kaba etlerini yalayan omurgasızları mı düşündü acaba sevgili Patricia Piccinini bunu yaparken? Yoksa, insanın önce yutan sonra onu bir güzel bağırsaklarından geçirip dışkılayan yok ediciliğine mi atıf yapmak istiyor? </p>



<p>Yine bu tiplerin çoğalmasından kaynaklı bir evrime gidiş olmasın sakın? Erotik izlenimler almamak mümkün mü? Bir penisi olmaması mı daha ürkütücü, var olsa daha mı zalim olurdu acaba?</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-graham-project-evrimin-yeni-halkasi">Graham Project: Evrimin Yeni Halkası </h3>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/Graham-1024x682.jpg" alt="Graham" class="wp-image-13937" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Graham-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Graham-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Graham-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Graham-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Graham-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Graham.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Patricia Piccinini eserlerinin hepsinden ayrı ayrı etkilenmemle birlikte, gelelim asıl beni bu yazıyı yazmaya itene&#8230; Eğer Patricia ile ilk kez tanışıyorsanız, <em>Graham</em> yaratmış olduğu korkularla boğuşan toplumun iç yüzünü gösterecek. Dikkat, teslim olun! Bu bir evrimdir.   </p>



<p>Öyle sizin bildiğiniz gibi buyruğuna karşı gelmiyor Tanrı’nın, tam tersi onun isteklerini bire bir yerine getiriyor bu evrim. Nasıl olduğunu tartışmak istediğinize emin misiniz? Bu kısımlar için sizden şimdiden özür diliyorum. (Ya da dilemiyorum.)</p>



<p>Bu eser bize evrimin gelecek halkasını anlatıyor ve hayli rahatız edici biçimde. Oysa yarattığımız trafiklerde boğulduğumuzu görmeden nasılda yaşıyoruz. Bizi bir yerden bir yere taşıyacak olan bu araçlar, git gide amblemleri ve renkleri ile nasılda zehirlemiş zihinlerimizi.  </p>



<p>Öyle hale gelmiş ki lüks taşımacılıkta ambulans taksiler ortaya çıkar olmuş. Helikopterlerimiz ve uçaklarımızın bombalar taşımak için bulunduğunu bir kez daha hatırlatarak biraz kendi fikirlerimle sizi aydınlatayım.</p>



<p>Görüyoruz ki bu önemli teknolojik gelişmelere ayak uydurmak adına evrimleşmeliyiz. Tabii işin bu ucundan tutarsak işin içinden çıkmak biraz zor olacak. Bir zamanlar devasa ekranların karşısına kilitlenmişken, şimdi ise ekranlar küçüldü.  </p>



<p>O kadar ki ceplerimize ve bir avucumuz içine sığar oldu. Kölesi haline geldiğimiz bu icatlar duruş bozukluğu yaptı bile çoktan. Zihinlerimizi toparlayacak bir evrim ise henüz icat edilmediği için dağınık bir hal aldık. Neyi eleştireceğimizi, neyi savunacağımızı, dolayısı ile doğru ve yanlışı karıştırır olduk.</p>



<p>Böylece, dayanamadan vermem gereken mesajları verdikten sonra, tekrar konumuza dönelim. Graham için ne düşünüyorsunuz yeterince yakışıklı mı? Yüzlerce takipçisi ve milyonlarca doları varken hayal et bir de lütfen sayın okuyucu.  </p>



<p>Saçma sapan danslar yaparken, türlü iğrençlikleri “akım” adı altında yaparken gözünün önüne getirmekte zorlanacağını düşünmüyorum. Peki, şimdi nasıl? Daha mı sempatik, yoksa milyonlarca beğen butonuna basmak üzere misin onun için?</p>



<p class="has-text-align-center"><em>“Hayır, o bir süper kahraman değil. Hayranlık ve tiksinti arasında ince bir çizgide yürüyor.”</em></p>



<h1 class="wp-block-heading" id="h-graham-la-tanisin-survivor">Graham&#8217;la Tanışın: Survivor </h1>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/patricia-piccinini-2-1024x682.jpg" alt="patricia piccinini " class="wp-image-13942" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/patricia-piccinini-2-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/patricia-piccinini-2-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/patricia-piccinini-2-768x511.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/patricia-piccinini-2-1536x1023.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/patricia-piccinini-2-2048x1364.jpg 2048w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/patricia-piccinini-2-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/patricia-piccinini-2-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>2016 yılında Transport Accident Commission of Victoria yani Victoria&#8217;nın Ulaşım Kazaları Komisyonu, Patricia Piccinini&#8217;yi hızın tehlikesini göstermek için yeni bir çalışma oluşturmaya davet etti. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kolektif-travma-kusaklararasi-yara-izleri" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Travma</a> cerrahı Dr. Christian Kenfield ve Monash Üniversitesi Kaza Araştırma Merkezi&#8217;nde kaza araştırma uzmanı Dr. David Logan ile yaptıkları çalışmalarla bu eser ortaya çıktı.  </p>



<p><em>Graham</em>, verilere dayalı bir şekilde bilimsel olarak geliştirilmiş ve sanatın uzman bakışları ile biçimlendirilmiş, birazcık daha ileri gidersek evrimin gelecekteki bir halkası halini almış bir projedir.</p>



<p>Sinsi bir şekilde tozlu raflardan göz kırpan Fahrenheit 451, ana ve ciddi meselelerin yanında, insanların yaya iken yolda hızlı araçlardan çektiklerini anlatmaktaydı. Şimdi sayın okuyucu, burada sana bir görev daha düşüyor. Bir an, koca metropollerde ya da duble yollarda olduğunu düşünmeni isteyeceğim. Biliyorum seni çok yoruyorum, ama lütfen mazur gör.  </p>



<p>Hem biliyorum ki yolun birden fazla kısmında olabilirsin. Mesela, hız limitini üçe katlamış biçimde makas atan ya da kamera veya polisin olmadığı yerde emniyet şeridini tıkayıp ambulansa yol vermeyen kısımda olabilirsin. Hatta kim bilir, kırmızı ışığa tahammülü olmayan da sen olabilirsin belki.</p>



<p>Veyahut, gel bir de karşıdan karşıya geçmeye çalış. Sanki, durakta eve gitmek için beklerken modifiyeli aracı ile yanlayan bir aracın altında kalan sen gibisin. Ah, neredeyse atlıyorduk, ters şeritten gelen bir araç var. Tabii nedense gaza sonuna kadar bastığı için vurduğu an Çarpışma Testi Mankeni (Crash Test Dummy) ‘nin yerine kendini koymakta hiç zorluk çekmeyeceksin.  </p>



<p>İşte, tüm bunlar istatiksel olarak ele alınır ise ve sende hayatta kalarak varlığını devam ettirmek istersen acilen evrimleşmelisin! Hem, sırf senin için bunu simüle edip Graham’ı yaratanlar sayesinde artık önünde bir rol modelin mevcut. Evrim hiç bu kadar kolay olmamıştı!</p>



<p class="has-text-align-center"><em>&#8220;İnsanlara ne yapmaları gerektiğini söyleyen basit bir didaktik çalışma değildir.&#8221;</em></p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-evrim-ve-beynim-yoktur">Evrim ve Beynim Yoktur</h2>



<p>Doğanın evrimine nasıl gözleri kör olmuş insanların. Dünyanın ve evrenin nasıl oluştuğuna dair kayıp halkalar her gün biraz daha azalıyor. İnsan şehre hapsolmuş haliyle evrimin ta kendisi. Alerjisi var birçok şeye artık. Ama hala anlamıyor ve içinden geldiği şeye karşı sırtını dönmüş. Ataları gibi değil, günden güne onlardan ayrışıyor. Olumlu veya olumsuz bir sürükleniş mevcutken bunu inkâr etmekte üstüne yok.</p>



<p>Enseyi karartmadım ben. Evrime güveniyorum. Kediler artık sürekli çoğalıyor. Dünyanın en yırtıcı kuşları artıklarla beslenmeyi öğrendi. Maymunlar adlarına yakışacak maymunluklar yapıyor. Kim der ki ataları kurt olan köpekleriniz üstlerine kıyafet giydirmenize, tasma dahi takmanıza izin verir. Bu uzun soluklu bir savaş. Kısa sürede insanlık kazanmış gibi gözükebilir. Fakat uzun solukta evrim kazanacaktır.</p>



<p>Tüm hayvanların evrimlerine bakmak lazım. Nasılda uçuyor kimisi gökte, yürümek için ayaklara ihtiyacı yok. Kimisi karada ve suya ihtiyacı yok neredeyse. Bir başkası mağarada ve güneşe ihtiyacı yok. Diğeri ise okyanusun dibinde, oksijen için nefes almasına ihtiyacı yok.  </p>



<p>Onlar bu savaştan hiç vazgeçmiyor gel bir de insanlığa bakalım! Çürümüş zihinleri, git gide çöken bedenleri, bitmek bilmeyen arzuları ile yok ederken yok olduklarını gözden kaçırıyorlar. Bir dişi versiyonunu görmeyi umut ederek burada bırakıyorum tatlı <em>Graham</em>’ı.</p>



<p class="has-text-align-center"><em>“MEET GRAHAM. THE ONLY PERSON DESIGNED TO SURVIVE ON OUR ROADS.” TAC.</em></p>



<p class="has-text-align-center"><em>&#8220;GRAHAM&#8217;LA TANIŞIN. YOLLARIMIZDA HAYATTA KALMAK İÇİN TASARLANMIŞ TEK KİŞİ.” TAC.</em></p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sanatciyi-anlatan-sikici-gelisme">Sanatçıyı Anlatan Sıkıcı Gelişme</h2>



<p>Kendisini olması gerektiği gibi eserleri ile bir miktar tanıttık. Şimdi gerekli olup olmadığına karar veremediğim tarafına gelelim işin. Patricia Piccinini Sierra Leone doğumlu ve Avustralya&#8217;da yaşıyor. Çalışmaları heykel, fotoğraf, video ve çizimi kapsıyor ve pratiği, çağdaş kültür ve fikirlerde göründüğü şekliyle yapay ve doğal arasındaki giderek belirsizleşen sınırı inceliyor.</p>



<p class="has-text-align-center">”<em>Hafta sonlarını ulusal kütüphanede ev ödevlerini yapardı eskiden. Bir gün, her genç ergen gibi gerçekten yalnızca okulda olmak istemedim. Ve okuldan çıktığımda yürümeye başladım, kilometrelerce yürüdüm. Ve ulusal galeride durdu bu yolculuğum. Çok daha iyi hissettim o an.</em>”</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sur-reel-dunyaya-kapanis">Sür (?) Reel Dünyaya Kapanış</h2>



<p>Şimdi insanlığa bakalım. Yüzyıllar öncesinde tahmin edilebilir miydi böyle olacağını? Masa başı işlerine giderken şu hızlı arabalarla koca beton junglelarında trafikte olma ihtimali neydi sizce?  </p>



<p>Duruş ve düşünce bozuklukları çeken bu yaratık aynada kendisine bakmayı bir başarsa sanıyorum ki bir hayli şaşırır. Dönüştüğü ve dönüştürdüğü şeylere, bizi ürkütse de hayalperest ama iyi niyetli değneği ile dokunan Patricia sayesinde biraz daha doğal bakma şansımız oldu.</p>



<p>Graham ile ilgili çok detaylı çalışmalar mevcut. Aşağıda “kaynakça” kısmından detayları inceleyebilirsiniz. Size tavsiyem ismini ararken dikkatli olun bu sanatçının. Aradıkça “Kitabı yırtan çocuğun başına gelenler. Kitaba saygısızlık yaptı ve cezası şok edici oldu.” gibi gerçek üstü hikâyelerden çokça görebilirsiniz.  </p>



<p>Değinmeye fırsat dahi bulamadığımız birçok eseri ile kusurlu ve kusursuz, çirkin ve güzel, gerçekçi ve sür reel bu dünyaya veda ediyoruz. Galerilerde ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/locus-solus-dilin-otesindeki-mekan" target="_blank" rel="noreferrer noopener">sergi</a>lerde karşılaşmak dileği ile… </p>



<h3 class="wp-block-heading">Kaynakça</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><a href="https://www.patriciapiccinini.net/a-cv.php" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.patriciapiccinini.net/a-cv.php</a></li>



<li>https://www.youtube.com/watch?v=Swx7ewLxyfw</li>



<li>https://www.art-almanac.com.au/an-exclusive-interview-with-patricia-piccinini-and-graham/</li>



<li>http://www.meetgraham.com.au/view-graham</li>



<li>https://www.youtube.com/watch?v=0r9u7Rn-nm0&amp;list=PLl2p5jFnfRhH9rOe_M5oY6Srbtf70JjhA</li>
</ul>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/patricia-piccinini-evrim-ana/">Patricia Piccinini: Evrim Ana</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/patricia-piccinini-evrim-ana/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanat Neden Dolandırır?</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/sanat-neden-dolandirir/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/sanat-neden-dolandirir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurşen Uyar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Dec 2022 22:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaşsanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatproblemleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=11155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanatta meydana gelen hırsızlık ve dolandırıcılığın nasıl “sanat” olarak nitelendirildiğini ve popülerliği güdümlediğini hep birlikte inceliyoruz. Bugün bu yazıyı gerçeğin</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sanat-neden-dolandirir/">Sanat Neden Dolandırır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sanatta meydana gelen hırsızlık ve dolandırıcılığın nasıl “sanat” olarak nitelendirildiğini ve popülerliği güdümlediğini hep birlikte inceliyoruz.</p>



<p><em>Bugün bu yazıyı gerçeğin arkasından dolanmayı tercih edenler için hazırlıyorum. Net olmayan kuşlar, ne kadar yüksekten uçabileceğini düşünür? Bastırmaya çalıştığım öfkemi, dağılan kendimi ve can sıkıntımı toplayıp ceplerime sıkıştırdım. Eteğimin uçlarını bohça gibi toplayıp içimde kalan bütün cümleleri yerleştirdim içine ve hayır, kendime yük etme derdinde değilim.</em></p>



<p>Bu cümleleri yazıyı ilk hazırladığım sıcak zamanlarda not almıştım. Ancak şu an ne bir yüküm var ne içimde kalan ne de söylemek istediğim bir söz. O gün kafamın içi pop art gibiydi. Her yerden birbirinden bağımsız kelimeler, duygular, durumlar, bakışlar, öfke ve daha bir sürü şey çıkıyordu. </p>



<p>Ucuz gazete küpürlerine eşlik eden yüksek maliyetli popüler dergi kesikleri gibiydi düşüncelerim. Böyle tam bir anlam çıkaracakken başka bir kolaj parçasının kafamı karıştırdığı ve her şeyin sıfırlandığı karmaşık anlar yığını. “<em>Hah şimdi</em> <em>anladım!”</em> &nbsp;derken hiçbir şey anlamadığımı fark ettiğim dakikalar…</p>



<p>Şimdiyse sıfırım. Tüm matematiğini yapmış, parantezleri dahil etmiş, çarpmış, bölmüş ve koca bir hiç elde etmiş durumdayım. Bütün duygularımın sağlamasını yaptım ve şu an zihnim oldukça rahat. Çöpümü temiz tutmayı başarabildiğim anlardayım ve kimsenin kendi pisliğini önüme atmasına izin vermiyorum.  </p>



<p>Nihayet kafamın içini underground olarak lanse edilen ancak underground olmanın yanından geçmeyen kolajlardan arındırdım. Şu an zihnimin nasıl olduğunu size <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Jens_Haaning" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Jens Haaning</a> ile anlatabilirim. Haaning’in koca Danimarka’yı dolandırdığı tablolar gibiyim. Ben kendimi dolandırıyor muyum? İşte orası muallak.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sanatin-dolandiricilik-potansiyeli">Sanatın Dolandırıcılık Potansiyeli</h2>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/JensHaaning-1-1024x682.jpg" alt="Jens Haaning" class="wp-image-11392" width="840" height="559" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/JensHaaning-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/JensHaaning-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/JensHaaning-1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/JensHaaning-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/JensHaaning-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/JensHaaning-1.jpg 1535w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /></figure>



<p><a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sanat" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Sanat</a>, sadece bir kelime olarak bile insanları dolandırmak için kullanılabilir ya da bu amacı güdebilir. Bunu nasıl mı sağlar? Sizin aracılığınızla. Size inanç verir, inancı almazsanız; popülerlik getirisi sunar. Sanat bir pazarlıktır ve temelde ticareti iyi bilmek gerekir. Bu sebep ile de tüm sanat merkezleri en iyi muhasebecilerle çalışmayı tercih eder.</p>



<p>Peki, siz neyi tercih ediyorsunuz? Bilinçli dolandırılmayı mı yoksa hala Alaaddin’in halısıyla seyahat etmeyi mi? Eğer halıyı alıp bir yandan da bilinciniz her şeyin farkındaysa bu sizin uzman olduğunuzu gösterir. En sevdiğim kandırılma biçimi, farkında olduğumun fark edilmediği kandırılma halidir. Bu durumlar için lügatime yeni eklenen cümlemse şu “<em>kuşum, neden arkadan dolaşıyorsun? Net olsana.”</em></p>



<p>Arkadan dolaşmalar ne yazık ki sadece simsarların içine işlemedi. Bireylerin, üretimlerin, ilişkilerin, kurumların yani her bir öznenin içine işlemiş durumda. Şimdi iki yüzlü davranmayalım, zamanında bizler de ikili ilişkilerimizde arkadan dolandık. Kaçtıklarımızı, korkularımızı, duygularımızı sakladık. Kırıklarımızı bata bata topladık da çelikten yapılmış gibi davrandık.</p>



<p>Bunu biz ikili ilişkilerimizde yapıyorken ya da yapmışken, neden bir sanat simsarı, sanatçı ya da sanat kurumu yapmasın? Soyut konulardan ve aslında içinde romantizm barındırdığını düşündüğümüz şeylerden bahsederken net olmak herkes için zor. Mesele bir sanat merkeziyse, orası için de zor olmalı. Unutulmaması gereken noktalardan biri de sanat merkezlerini/kurumlarını yönetenlerin de insan; simsarların da birey olduğu.</p>



<p>Haliyle herkes kendi bireyselliğinden yola çıkarak kurumsal yönetime geçiyor. Burada da kurum değil, birey olmak önem taşımaya başlıyor. E sürekli ikircikli davranan, arkadan dolanan, dolandıran, kendinden başkasını düşünmeyen bir insanın çıkıp da bir sanat merkezini “etik” ve “şeffaf” yönetmesinden bahsedilebilir mi? Yanıtı biliyorsunuz. Yanıtı, bu ülkede çok iyi biliyorsunuz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sanat-neden-dolandirir">Sanat Neden Dolandırır?</h2>



<p>Sanatın neden dolandırdığını sorgulamaya başlamak bile dolandırıcılık. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Dune_(roman)" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Dune</a>’yi okudunuz mu? Frank Herbert tarafından milyonlarca yıl önce yazılan ve milyonlarca yıl sonrasını anlatan, dünyanın en iyi serisi. Herbert kurduğu dünyada sürekli bir şeylerin iç içe olmasından bahsediyor. Bazen üstü kapalı bazen apaçık ama nasıl bahsederse bahsetsin her zaman Dune’nin bir gerçeği olduğunu anlıyorsunuz</p>



<p>Sanat için de aynı meseleden bahsetmek mümkün. <em>Sanat dolandırıcılığının içindeki dolandırıcılık, sanatın içindeki sanat, sanat üretiminin içindeki üretim…</em> Bunlar hep Herbert’in yarattığı dürtüsel bir farkındalık. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/edebiyat" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Edebiyat</a>ı, sanat olarak kabul ettiğimizde bir başyapıt belirleyeceksek bu kesinlikle Dune olmalı.</p>



<p>Sürekli kafanızı karıştırdığım kavramlar, anlatılar ve sörf etkisi yaratan cümlelerimin içindeki çok yönlülüğün de sebebi tam olarak bu konular. En basit haliyle şunu diyebilirim ki, her üretimin bir başka perspektifi mutlaka vardır. Önemli olan tek perspektife bağlı kalmadan, meseleyi bir bütün olarak ele almak.</p>



<p>Sanatın neden dolandırdığının içindeki ikircikli duruma geri döndüğümüz zaman ise şunu söyleyebilirim, neden dolandırmasın? Burada dolandırmak derken aslında kandırmaktan bahsetmeye devam ediyorum. Herbert ve Dune özelinde bahsettiğim girift olma durumunu size Mona Lisa’nın çalınmasıyla örneklendirebilirim. Hepimizin bildiği bir olay. Çoğu zaman hem müzenin hem de buradan çıkarı olan insanların yeniden ilgi görmeye başlaması için tekrar ve tekrar hortlatılan o güzide olay.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="819" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/ezgif.com-gif-maker-1024x819.jpg" alt="mona lisa louvre" class="wp-image-11387" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/ezgif.com-gif-maker-1024x819.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/ezgif.com-gif-maker-300x240.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/ezgif.com-gif-maker-768x614.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/ezgif.com-gif-maker-1536x1229.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/ezgif.com-gif-maker-2048x1638.jpg 2048w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/ezgif.com-gif-maker-480x384.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Mona Lisa çalındıktan sonra yüzlerce insanın <strong>bomboş bir duvarı</strong> görmeye gitmesi, size ne düşündürüyor?</p>



<p>Giden insanlar ne göreceklerini düşünerek hareket etti çok merak ediyorum. Hadi yine burun kıvırmadan anlamaya ve anlatmaya çalışayım ama inanılmaz zorlanıyorum şu an. O dönemde yaşadığımı düşünüyorum, bir hırsızlık yaşanmış, arkadaşlarım gelmiş diyor ki hadi gidip bakalım. Yok olmuyor, bakın kurgusunu da yapamıyorum…</p>



<p>Bu konuda şu an tarafsızlığımı koruyamayacağım ama bazı kaynaklar önerebilirim. Bu konuyla ilgili bilgi edinmek istiyorsanız <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Darian_Leader" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Darian Leader</a>’in <em>Mona Lisa Kaçırıldı</em> adlı kitabını okuyabilirsiniz. Lisa’nın “sırrını” anlatan birçok farklı kaynak var. İzlerken/okurken sizden isteğim, yaşanılan bu hırsızlık hikayesinden nasıl -da beslenmesi gereken bir açlık varmış gibi- bahsettiklerine dikkat etmeniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sanatci-neden-dolandirir">Sanatçı Neden Dolandırır?</h2>



<p>Sanatçı dolandırır çünkü birçok sebebi vardır. Ama bütün sebeplerin altında yatan asıl düşünce dikkat çekmektir. Dikkat çekme isteği ise beslenmesi gereken bir ego hayvanına işaret eder. Peki, sanatçı nasıl dolandırır? Kurumların yaptığı gibi sizi kullanarak. Sanatçı sizi nasıl kullanır? Sizi güdümleyerek. Nasıl ve neden sorularına sıkılana kadar devam edebilirim fakat yol katetmek bizi başlangıca sürükler. Bu yüzden sorulara siz devam edin. Cevap bulamadığınız noktada destek isterseniz ben buralarda olacağım.</p>



<p>Tek bir eseri, birden çok kişiye satan ve eseri asla teslim etmeyen Inigo Philbrick’i duydunuz mu? 2020 yılının magazininde en çok konuşulan isimlerden biriydi Inigo. Tabii ki pazar magazininden bahsetmiyorum. Sanat piyasasının içindeki dedikodu ağına asla inanamazsınız. Eğer sanatçılar hakkında “bazı şeyler” öğrenmek istiyorsanız mutlaka bir fuara gitmelisiniz. Fuarlarda her zaman, her şeyin “daha fazlasını” öğrenebilirsiniz.</p>



<p>Philbrick’de piyasa içerisinde popülerliğin altına saklanarak, neredeyse 4 yıl boyunca birçok ismi ve kurumu dolandırdı. Bu dolandırıcılığı da şeffaf bir şekilde yaptı aslında ama sonuçta popüler bir ismin, birilerini gerçekten dolandırabileceğini kimse kabul etmez.</p>



<p>Sanatçı neden dolandırır? Çünkü ego hayvanını doyurmak ister. Bazıları bunu duygusal – psikolojik tatmin için yaparken bazıları da Philbrick gibi arka yollara sapar. Günün sonunda amaç ne olursa olsun sanki bu sanatçılar mastürbasyon yapsa tüm mesele çözülecekmiş gibi geliyor. Bunun için kısa-yol-sanatçılarına önerebileceğim bazı yöntemler ve oyuncaklar var. Ayrıca aynı yöntemleri maddi tatmin için de kullanabilecekken bizlerle oynamaları canımı sıkıyor.</p>



<p>Sanatsever olmayı en çok zorlaştıran etkenin sanatçılar olduğu noktada, biz dolandırılmaya devam ederiz gibi görünüyor. Bütün bunlar yaşanmadan önce Philbrick’in Instagram hesabına baksalar zaten dolandırıcı olduğunu anlarlarmış bu arada. Böyle şeyler beni çok güldürüyor. Sanat eleştirilerimi ayaküstü dedikodusuna dönüştürmesem profesyonel olmayı da başarırım aslında.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sanati-sudoku-gibi-cozumlemek">Sanatı Sudoku Gibi Çözümlemek</h2>



<p>Bütünü görmeye çalışmak yerine bazen detaya odaklanmak gerekebilir. Bunun ile ilgili çok sevdiğim bir yerde sürekli karşılaştığım bir söz var. Bir tablo üzerine underground, punk, anarşist, serseri artık her ne derseniz deyin kökü dadaya değen ve Ursula’ya ait:</p>



<p><em>“Bütün olmak parça olmaktır; gerçek yolculuk geri dönüştür.” &nbsp;</em>sözünü hatırlıyorum. Tablo burada sonlanıyor ama <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/ursula-k-le-guin-bir-uzayli-kocakari-seckisi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ursula </a>devam ediyor: </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Bir insan ne kadar zeki olursa olsun, nasıl göreceğini bilmediği bir şeyi göze alamaz.” </em>&nbsp;</p>
</blockquote>



<p>Örneklendirmek istediğim şey Inigo Philbrick’in insanları kandırarak milyon dolarlar kazanması değil. Mona Lisa’nın peşinden koşan ve hiçbir anlamı olmayan bir duvarı görmeye giden insan yığını da değil. Sanatı çözümlemeye başladığımızda bunun hiçbir zaman bitmeyen iplerle birbirine dolanacağını fark etmemiz gerekiyor. Her çözümleme beraberinde yeni soruları getirecek. Sorular cevaplar ile iç içe geçerken sanatın sadece resimden ibaret olmadığı da fark edilecek.</p>



<p>Yaratılan sır perdelerini aralamaya başlamak bunun ne kadar büyük ve aynı zamanda ne kadar küçük bir oyun olduğunu görmeyi de sağlayacak. Sanattaki kavram meselesinden <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/author/nursen" target="_blank" rel="noreferrer noopener">önceki yazılarımda</a> bahsetmiştim. Sanatın içerisinde “büyük” ve “küçük” gibi ölçülerin de sadece birimden ibaret olmadığını görmemiz gerekiyor.</p>



<p>Kaybolan şeyi görmeye gitmeyin. Kaybolan şeyi, “büyüklerin” sizi yönlendirdiği yerlerde aramayın. Dahil olduğumuz oyunları üst bakışla görmeye başladığımızda yani rakamları tabloda doğru yere yerleştirdiğimizde her zaman karşımıza küçük ve büyük Phillbrick’ler çıkacak. Leader’in bahsettiği sanatçı/suçlu meselesini irdeleyerek güdülenen merakı ve altındaki manipülasyonu rahatlıkla görebilirsiniz.</p>



<p>Sevgilerimle.</p>



<p></p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sanat-neden-dolandirir/">Sanat Neden Dolandırır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/sanat-neden-dolandirir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peer Gynt Düzenleniyor: Epik Kumpanya</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/peer-gynt-duzenleniyor-epik-kumpanya/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/peer-gynt-duzenleniyor-epik-kumpanya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fırat Ağırkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2022 21:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[partiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[peergynt]]></category>
		<category><![CDATA[peergyntdüzenleniyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=12512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peer Gynt Düzenleniyor hakkındaki incelemem sizlerle&#8230; Henrik Ibsen&#8217;in &#8220;Peer Gynt&#8221; adlı tiyatro metninden uyarlanan oyun, iki perde ve 15 dakikalık</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/peer-gynt-duzenleniyor-epik-kumpanya/">Peer Gynt Düzenleniyor: Epik Kumpanya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Peer Gynt Düzenleniyor</em> hakkındaki incelemem sizlerle&#8230;</p>



<p>Henrik Ibsen&#8217;in &#8220;Peer Gynt&#8221; adlı tiyatro metninden uyarlanan oyun, iki perde ve 15 dakikalık arası ile yaklaşık iki buçuk saat sürüyor. Telaffuzu bizim için hayli zor. İsmine yabancılık çekmemize rağmen, hikâye hiç de yabancı değil. Biz “Per Günt” diyelim ve arkamıza yaslanarak Ibsen&#8217;in biraz gerçek biraz hayali dünyasında rüyalara dalalım.</p>



<p>Hem salonun hem de <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/author/firat" target="_blank" rel="noreferrer noopener">oyun</a>un prömiyeri yapıldı. Par Tiyatro için çok heyecanlı ve dinamik bir başlangıç. Uzun yıllar oynayacağını tahmin ediyorum ve şimdiden prömiyer sonrası eklentileri ile geleceğe hayal gücü yüksek bir beklenti bıraktı.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kadro-ve-partiyatro-ile-ilgili-kisa-bilgilendirme">Kadro ve Partiyatro ile ilgili Kısa Bilgilendirme </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-duzenleniyor-22530.jpg" alt="peer gynt" class="wp-image-12936" width="838" height="471" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-duzenleniyor-22530.jpg 800w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-duzenleniyor-22530-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-duzenleniyor-22530-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-duzenleniyor-22530-480x270.jpg 480w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>



<p><strong>Yazan:</strong> Henrik Ibsen</p>



<p><strong>Uyarlayan/Oynayan/Yönetmen:</strong> Batuhan Gelener</p>



<p><strong>Yardımcı Yönetmenler:</strong> Ekin Kıvanç Kavurma, Fırat Kırca</p>



<p><strong>Kostüm Tasarım:</strong> Elanur Yıldız, İnci Oğuz, Öykü Çakmak</p>



<p><strong>Işık Operatörü:</strong> Ege Erkal</p>



<p><strong>Sahne Amiri: </strong>Uğur Yıldız</p>



<p><strong>Afiş Tasarımı:</strong> Aytuğ Erdil</p>



<p><strong>Oyuncular:</strong> Bora Akın (Per Gün rolünde), Alperen Aldırmaz, Bekirhan Ak, Can Çelik, Egemen Topcu</p>



<p>Par Tiyatro Şubat 2022’de faaliyete geçmiştir. Çıktığı yolda mümkün olduğunca özgün ve iddialı metinler seçmeyi, değişen tiyatro dinamiklerine uyum sağlayıp kendi fikrini en etkili ve sade biçimde seyircilere sunmayı amaçlamaktadır. Par Tiyatro, kurucu ekibi dışında da proje bazlı çalışmalarda ekibe katılacak olan tüm sanatçıların eşit söz sahibi olduğu bir düzen kurmayı hedefliyor. </p>



<p>(Yazının devamı yer yer <strong>spoiler</strong> içerir!)</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-oyunla-ilgili-izlenimim">Oyunla ilgili İzlenimim  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-duzenleniyor-inceleme.jpg" alt="Per Günt" class="wp-image-12927" width="840" height="473" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-duzenleniyor-inceleme.jpg 800w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-duzenleniyor-inceleme-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-duzenleniyor-inceleme-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-duzenleniyor-inceleme-480x270.jpg 480w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /></figure>



<p>Detaylara inmeden önce, ki izlerseniz göreceksiniz hayli detay mevcut, oyunun akışından kısaca bahsedelim. <em>P</em>er<em> Günt</em>; sarhoş eşinin ölümü sonrası aileyi sırtlayan ve kötü anları masallarla anlatan bir annenin haylaz, pasaklı ve hayal gücü çok güçlü biricik çocuğu. Rüya ile gerçeğin birbirine karıştığı olağanüstü bir dünyaya adım atıyor.</p>



<p>İlk perde komediyle bezeli olarak başlıyor. Per karakteri sabit kalmakla birlikte, diğer beş oyuncu türlü türlü kılıklara giriyorlar. Ekiple görüşmemizin sonunda öğrendik ki toplamda 45 ayrı tipleme karakter mevcut. Varın siz hayal edin artık. Oyun içinde izledikçe bu karmaşa eğlenceli ve oyunculuk becerileri sayesinde sizi alıp götüren bir hal alıyor.</p>



<p>Kâh dağlarda, kâh denizde, Fas&#8217;ta ve daha birçok yerde gezen ana karakterimiz, çokça ayran gönüllü. Kadınların hepsine düşkün, kadınlarda göreceli olarak ona kapılabiliyorlar. Düşkünlüğü ise yaşadığı olaylarla başladığı kadar hızlı bir şekilde bitebiliyor. Hızlıca ilgilisini kaybedip yoluna devam ediyor.</p>



<p>Kadınlarla ilgili ilk hınzırlığı, başkası ile evlenmek üzere olan Ingrid’i kendini kilitlemiş olduğu samanlıktan kurtararak başlıyor. En büyük aşkı ve ömür boyu onun yolunu gözleyecek olan, hatta biraz daha ileri giderek hikâyenin saflığını simgeleyen Solveig, biricik annesi Aase ile peşine takılırlar.  </p>



<p>Yollarda yolcudur sürekli Per ve bu yollarda ise olağanüstü hikâyeler mevcuttur. Belki de yaşamış oldukları zorluklar sebebi ile ana hayali Kral olmaktır, yolları bu motivasyon ile aşındırır. Yolların da buna itirazı yok gibi görünür. Böylelikle bizi bir dünyadan diğerine sürüklüyor hikâye.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-henrik-ibsen-ve-peer-efsanesi">Henrik Ibsen ve Peer Efsanesi </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/11/per-gunt.jpeg" alt="peer gynt düzenleniyor inceleme" class="wp-image-12930" width="838" height="515" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/per-gunt.jpeg 537w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/per-gunt-300x184.jpeg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/per-gunt-480x295.jpeg 480w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>



<p><em>Peer Gynt Düzenleniyor</em>&#8216;u incelerken aslında hikâyenin çıktığı kitaptan uzunca bahsetmekte fayda görüyorum. Norveç&#8217;li yazarlara en iyi aşinalıklarımızdan biridir Knut Hamsun. Onu okuyanlar bilir ki hikayeler, özellikle kırsal öyküleri bizim yakın tarihimizdeki yaşamlara çok da yabancı sayılmaz.  </p>



<p>Ibsen’de bunu görmek beni hayli mutlu etti. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/annelik-kadinlik-uzerinde-yukselen-sesler" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Anne</a>, yani Aase tıpkı bizim annelerimiz gibi yaramazlık sonucu çocuğunu döven ama bir başkasının ve çevresinin onun kılına zarar gelmesini istemeyen bir <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kadin" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kadın</a>. Tıpkı bizim annelerimiz gibi, döverek seviyor kısmen.</p>



<p>Aase ataerkil bir toplumda, çocuğunu tek başına büyüten dul bir kadındır. Burada Ibsen, sizler kahkahalara boğulurken arka plan taşı gediğine koymakta. Erkek hegemonyası oyunun kısmen gizli mesajlarında verilmekte. Tüm önemli kadın karakterler Per Günt&#8217;ün etrafından dönen dünyada sürüklenmekteler. Gerçi rüyalarla ölçülen bu şelalenin içinde akıntıya karşı yüzmek de ne denli mümkündür? Ayrıca bir daha düşünmek gerek.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-gercek-hayatta-peer-gynt">Gerçek Hayatta Peer (Gynt)  </h2>



<p>Bir masal tadındaki bu öykünün baş kahramanı normal hayatta yaşamış! Evet yanlış duymadınız. Cinler ve perilerden geçilmeyen bu masal aslında var olan bir hikâyeden geliyor. Yaşar Kemal&#8217;den biliriz biz de, köy köy gezmiş, kahvelerde, insanların evlerinde onlara dokunarak ve onları dinleyerek masallarını toplamıştır. Bunları da kendi hayalleri ve güçlü kalemi ile harmanlayıp bize sunmuştur. Yine biraz ileri gidelim. <em>Üç Anadolu Hikâyesi</em> kitabında yer alan <em>Alageyik</em> hikâyesini anımsatmıştır bana bu oyun.</p>



<p>Bununla ilgili şöyle der Hasan Ali Yücel-İki Oyun Brand ve Peer Gynt kitabının girişinde:  </p>



<p class="has-text-align-center"><em>&#8220;Peer Gynt hayali bir tip değildir, yaşamıştır. XVIII. yüzyıl başlarında doğan gerçek Peer’in annesi Marit Halvorsdatter, Ole Pedersen adlı birisi ile evlenmiştir. Hal ve vakitleri yerinde olan bu aile kasaba halkı tarafından sevilirdi. Ole Pedersen ölmüş, Marit Halvorsdatter, İbsen’in Aase’si gibi dul kalmıştır. Oğulları Peer 1768’de çiftliğin idaresini eline almış, fakat hiçbir zaman iyi bir çiftçi olamamıştı. İbsen’in Peer’i gibi kendini bütünüyle ava vermiş ve kafasını cin ve peri masalları icat etmekle yormuştu. İbsen’in Haagaa’ya kadar gelip Peer’in yaşamını incelediği söyleniyor.</em>&#8221;  </p>



<p>Bu konudan Hegel&#8217;e yazdığı mektupta bahsediyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Unutma ki gözler, acı yaşların aktığı bulanık bir kaynaktır.”</em></p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-utanc-parantezi">Utanç Parantezi</h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="320" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt.jpg" alt="peer gynt" class="wp-image-12933" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt.jpg 960w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-300x100.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-768x256.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/peer-gynt-480x160.jpg 480w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Burada bir utanç parantezi açıyorum. İçinde bolca maalesef mevcut. Büyük değer olan Hasan Ali Yücel&#8217;in yoğun çabaları ve birçok yazar/çevirmenin emekleri ile ortaya çıkmış harika bir seri kitap var. Vatandaşlarımızın anlaması için yalın bir şekilde çevrilen bu kült serinin bir kısmı günümüzde ilgiyi kaybetmiş durumda. Bu kitabın yeni basımı yok ve üzülerek bulması hayli güç.</p>



<p>Zihin, bakış açısı ve dünya görüşlerimizi beslemesi için bin bir güçlükle yapılan bu taşıyıcı damarları tıkamış durumdayız. Birçok hastalığımız var toplum olarak ve bu acı cahillikten bizi kurtaracak tedavileri de yok ediyoruz.  </p>



<p>Çok uzatmadan bu parantezi şöyle kapatacağım, neler kaybettiğimizin farkına vardığımızda çok geç olacak gibi görünüyor. Tıpkı altı maden üstü betonla kaplanan topraklarımızın artık vermediği meyveler gibi kültürel enflasyonla ve kuraklıkla karşılaşmış bulunmaktayız.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ibsen-den-genclige-korkusuz">Ibsen&#8217;den Gençliğe &#8211; Korkusuz</h2>



<p>Kendi geniş perspektifli dürbünü ile izlediği dünyayı hayli karmaşık bu yolculukla korkusuzca ilmek ilmek işlemiş. Burada korkusuzca kelimesinin altını kalın çizgilerle çizmekte fayda var. Hem oyunda sınırları zorlayarak belirli konulara değinen yazar, hem de bunları alıp uyarlamak ve oynamaktan çekinmeyen oyuncular için oluşması mümkün yargılama ve eleştirilere karşı duruşları için tebrik ediyorum.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Peer: Sen kimsin?</em></p>



<p><em>&nbsp;Eğrilik: Kendimim! Sen de bunu söyleyebilir misin?”</em></p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-produksiyon">Prodüksiyon</h2>



<p>Yalnızca sahne, kostüm ya da ışıktan bahsetmek biraz zor olacak bu aşamada. Aşağıda gördüğünüz resimler dünya sahnesinden örnekler. Çok yönlü, onlarca kişinin oyunculuk ve figüranlık yaptığı maliyetli prodüksiyonlara sahip oyunlar limitleri ve kıyaslamaları biraz tarafsız olmaktan uzak hale getiriyor. Tabii oyun eski bir kült olunca farklı şekillerde sahnelenmekte. Kimi zaman minimalist kimi zaman ise tam tersi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="671" data-id="12538" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/11/Dunyada-oynanan-oyunlardan-Ornek-2-1024x671.jpg" alt="per günt" class="wp-image-12538" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Dunyada-oynanan-oyunlardan-Ornek-2-1024x671.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Dunyada-oynanan-oyunlardan-Ornek-2-300x197.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Dunyada-oynanan-oyunlardan-Ornek-2-768x503.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Dunyada-oynanan-oyunlardan-Ornek-2-480x315.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Dunyada-oynanan-oyunlardan-Ornek-2.jpg 1393w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="638" data-id="12536" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/11/Dunyada-oynanan-oyunlardan-Ornek-1-1024x638.jpg" alt="peer gynt" class="wp-image-12536" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Dunyada-oynanan-oyunlardan-Ornek-1-1024x638.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Dunyada-oynanan-oyunlardan-Ornek-1-300x187.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Dunyada-oynanan-oyunlardan-Ornek-1-768x479.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Dunyada-oynanan-oyunlardan-Ornek-1-480x299.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Dunyada-oynanan-oyunlardan-Ornek-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Tam da bu aşamada izleyiciyi tehlikeli kıyaslamalardan kurtarmak için uyarlama, kumpanya tarafından <em>&#8220;Düzenleniyor&#8221; </em>son ekini alarak, kimi yerlerde sizi sanki oyunun denemesine katıldığınızı düşünmenizi sağlamaya çalışmakta: <em>Peer Gynt Düzenleniyor</em>. Birkaç sahnede olmamasını tercih etsem de genel olarak yerinde olduğu hissine kapıldım.</p>



<p>Kostüm, belki de kısmen zorluktan, bir sanatçı gözüyle işlenmekte. Çok yaratıcı bulduğumu itiraf edeceğim. Özellikle prömiyer sonrası Per Günt&#8217;ün yaşlı hallerini oyuncunun kafasına dökülen bebek Pudrasıyla görmek çok eğlenceli bir eklenti oldu. Meşhur Flash TV yaşlandırma metodu gibi.</p>



<p>Oyuncular belli ki sahne arkasında çok eğlenmişler, bu da sahneye yansıyor. <em>&#8220;Düzenleniyor&#8221; </em>kelimesinin rahatlığı ile bazı sahneler de doğaçlama yapıldığını sanıyorum. Böylelikle de eğlence artıyor. Erkeklerin kadın kostümleri giymesi bizde genelde komik bulunmakta. Ama bu oyunda tiplemeler, mimikler ve doğru seçim kostümlerle klişe dışı bir komedi yaratıyor.</p>



<p>Gelelim oyunda belki de en sevdiğim, en beğendiğim dekora: Gölge Oyunları. Neredeyse harika olmuş. Bence oyun oynandıkça bu konuda büyük ilerlemeler göreceğiz ve ödül alacak kadar iyi olabileceğini düşünmeden edemiyorum.  </p>



<p>Boyutlarla, doğru derinliklerle oynayan ışık oyunları, arka planda bir kompozisyon ve daha nicesi. Aslı şiirsel bir dil ile yazılan bu dünyada, uyarlamasında kullanılan bazı şarkılar hala kulaklarımda çınlıyor. Oyuncuların müzikal tadında söyledikleri şarkılar en çok beğendiğim ikinci kısım. Melodiler sizleri bazen dört nala sevince, bazense derin hüzünlere boğacak.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-oyunculuklar">Oyunculuklar</h2>



<p>Per Günt karakterini canlandıran Bora Akın oyuna çok doğru açıdan çalışmış ve sahnedeki duruşu harika. Diğer karakterlerin hal ve hareketleri çoğunlukla komediye kayarken, senaryonun getirdiği yalnız deliliği başarılı şekilde yansıtmakta.</p>



<p>Daha önce belirtmiştik, 45 ayrı tipleme karakter mevcut. Ben sadece ufak ufak değineceğim. Yoksa işin içinden çıkamayız. Solveig&#8217;in kadınsı ürkek masumluğunu çok iyi yansıtıyor Bekirhan Ak.  </p>



<p>Aase&#8217;nin uçarı hareketlerine güzel can veriliyor. Kitabı okuduktan sonra birçok detayın ekip tarafından oraya yerleştirildiğini görmek beni oldukça mutlu etti. Oyun yazılalı bir asırdan fazla oldu ve yazıldığı bölge bize coğrafi olarak uzak olsa da uyarlama bize daha da yaklaştırmayı başarmış.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Gölgesinden başka bir şeyi olmayan kimseler, canlarını top güllelerine siper etmekten çekinmezler.”</em></p>
</blockquote>



<p>Aksanların seçimi muhteşem. Az önce bahsettiğimiz deliliği bir tık daha ileri götürebiliyor, ki Faustvari delilikleri hep severiz sahnede. Zaten Per Günt&#8217;ün de bir deli hastanesinde tüm bunları kafasında kurmadığı ne malum? Gerçeklik işte burada ipin ucunu kaçırıyor, biz yine seyirciye bırakalım kararı demiş hem Ibsen hem de ekip.</p>



<p>Bazı sahnelerde <em>&#8220;Düzenleniyor&#8221;</em> eklemesinin arkasında durmak adına abartılan oyunculuklar da söz konusu. Aynı zamanda oyunla bağlantısı olmayan sahneler sunulmakta. Rahatsız etmemekle birlikte, seyirciyi çokça güldürüyor bunlar. Oyun özelikle ikinci perdede bir güldürüden ziyade trajik kısma ağırlık vermekte. Buna başlangıç ise kahkahaların tavan yaptığı ilk bölümün sonundaki acıklı sahne ve sevdiğini kaybeden Per Günt&#8217;ün dramatik şarkısı. Bu akış gayet tatlı olmuş.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sahne-gecisleri">Sahne Geçişleri</h2>



<p>Gölge oyunları kadar, özellikle bunun gibi delilikte uçta dolaşan oyunlarda sahne aralarındaki blackout dediğimiz geçişlerde aranıyor. Burada yönetmeni bir kez daha takdir etmekte fayda var. Kimi zaman hata yapıyormuş gibi bir kumpanya yaratan ekip kırmızı arka planlarla dinamizmi oyun sonuna kadar korumayı başarmış.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Hiç kimse kendi memleketinde peygamber değildir.”</em></p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-soylesi">Söyleşi </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/11/Peer-Gynt-Duzenleniyor-1024x682.jpg" alt="Peer Gynt Düzenleniyor" class="wp-image-12939" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Peer-Gynt-Duzenleniyor-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Peer-Gynt-Duzenleniyor-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Peer-Gynt-Duzenleniyor-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Peer-Gynt-Duzenleniyor-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Peer-Gynt-Duzenleniyor-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/11/Peer-Gynt-Duzenleniyor.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Tüm ekibe beni kırmadığı ve aslı çok uzun olan ama siz okuyucu için kısaltılan bu söyleşide yer aldığı için ayrıca çok teşekkür ederim. Aralarındaki sahne arkası uyumunu gördükten sonra, cevapları kolektif olarak onayladıkları hissi ile ekip olarak verdiklerini düşünmekte bir beis görmüyorum. Karşılıklı sohbetimizden bir kesiti aşağıda sizlere sunuyorum:</p>



<h3 class="wp-block-heading">Peer Gynt hem çok eğlenceli hem de çok zorlayıcı. Hayli de eski bir oyun. Özellikle bu oyunu seçme sebebiniz nedir?</h3>



<p><strong>Ekip:</strong> Öncelikle hepimize bir şekilde dokunmuş ve gönlümüzün attığı bir oyun tercih etmek istedik. Ayrıca, Par Tiyatroyu kurarken kendimize &#8220;Nasıl oyunlar yapalım? Bizim yolumuz nasıl olsun?&#8221; diye sorduk. Kararımız şu yönde oldu; oyunlarımız ya Türkiye prömiyerini yapsın ya da sahnelenmemiş metinleri ve halleri ile yeni şekillerde, bazen klasikleri dahi oynayalım istedik. Son olarak, derdi olan bir komedi olsun, hatta komedi yoksa bile biz derdi yerinde tutarak, komedi katıp yapalım istedik. Bu şekilde Peer Gynt sahne açılışı ile ve tüm bu saydıklarımızla birlikte, iddialı olmasıyla ayrıca bizi cezbetmiş oldu.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Oyunun dünyada oynanmış örneklerinde çok ciddi prodüksiyonlar var. Devasa sahnelerde, büyük ekiplerle oynuyor. Bir gün büyük bir prodüksiyon ve sahnede tekrar canlandırma gibi bir hedefiniz ya da hayaliniz var mı?</h3>



<p><strong>Ekip:</strong> Eski metinlerin üslup ve biçim olarak yenilenip ortaya konulmasını daha güzel buluyoruz. Zaten yapılmış olan, büyük prodüksiyonlu ve metne bire bir sabit kalan çok da güzel versiyonları mevcut olsa dahi, bu hali ile oynamaktan hayli keyif alıyoruz. Biz bu oyunu kumpanyanın içinde olması ile minimal bir prodüksiyonla (Not: Aslında o kadar da minimal değil emin olunuz. Gidenler anlayacaktır.) birlikte ön gördük. Yaklaşık 150 kişinin izleyebileceği bir oyun olarak düşündük.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Oyun uzunca, tabii siz özellikle &#8220;Peer Gynt Düzenleniyor&#8221; olarak yaptınız. Özellikle seçtiğiniz kısımları seçmek hayli zorlayıcı olmalı değil mi?</h3>



<p><strong>Ekip:</strong> Oyun çok uzun ve dünyadaki örneklerine bakınca 5 perde 4-5 saat süren versiyonları mevcut. Mümkün olduğunca kısa ve aslında 1,5 saat civarı olsun diye düşünmüştük. İnsanlara çok uzun şeyler izletmenin zorluğunu bilerek karar verdik. Kumpanya gibi yaptığımızda, geçişleri ve şakaları ile mecburen biraz uzatmak durumunda kaldık. Metnin düzenlenmesi son güne kadar devam etti. Hatta kendi aramızda yaptığımız paylaşımlarda metni düzenlerken &#8220;Peer Gynt-Düzenleniyor&#8221; şeklinde yazmıştık dosya adına. Ve günün sonunda ismi de bu ironiden çıkmış oldu. En büyük kaygımız Ibsen&#8217;in metnini yargılamaktı ve izleyicinin &#8220;Peer Gynt deli!&#8221; demesini istemedik. Sonuçta, iki perde ve mümkün olduğunca ana yazımın ruhunu, dokusunu koruyacak şekilde seçimlerimizi yaptık.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Ana metin; insanı çok doğru analiz etmekle birlikte, günümüz toplumu tarafından sert bir şekilde yargılanacak sınırlarda dolaşıyor. Özellikle birkaç sahne, oyunun tamamını anlayamayan ya da izlemeyenler için rahatsız edici olabilir. Sizleri ön yargıları ile sert eleştirilere maruz bırakabilirler. Bununla ilgili neler düşünüyorsunuz?</h3>



<p><strong>Ekip:</strong> Amacımız bir direniş ya da hassas noktaları kırmak yerine eleştirisel bir yaklaşım ile kendisini ararken kaybolan ve kendini bir anda insanları kandıran bir hale gelen birini anlatmaktı. Burada eleştiri bir imgeden çok, onun taklidini yaparak kendini putlaştıran birini ve onun bu kandırmasına put muamelesi yapan insanları anlatıyor. Sahnenin devamında detaylı bir şekilde anlıyorsunuz. Kısaca, derdimiz inançlarla değil ve vermek istediğimiz mesajı aslında hatalı olan bir şeye veriyoruz. Sahnedeyken aldığımız tepkilerin neredeyse tamamı da doğru alanda kaldığımızı kanıtlar nitelikte<em>.</em></p>



<h3 class="wp-block-heading">Tekrar düzenlenme kısmından bahsedecek olursak, burada yönetmen, oyuncu ve uyarlayan Batuhan&#8217;ın emeği çok büyük, hakkını verelim. Ama anladığım kadarı ile hayli doğaçlama ve sanki her karakterin kendisini yarattığı sahneler mevcut. Burada yönetmen-oyuncu sınırlarında bir farklılık mı mevcut?</h3>



<p><strong>Ekip:</strong> Kolektif bir çalışmanın ürünü olarak bunlar ortaya çıktı. Burada yönetmenin yaklaşımı çok şey kattı oyuna. Oyuncu bu şekilde çok iyi hissediyor ve özgüvenle birlikte kendini yönetmenin kurduğu hayali dünyanın içinde daha rahat buluyor.</p>



<p><strong>Batuhan Gelener:</strong> Eski tip oyun yönetme yaklaşımını değiştirmek istedim burada. Bu şekilde oyna, böyle konuş ve böyle dur gibi yönlendirmeleri biraz daha geniş sınırlara ve çokça oyuncuya bırakmak çok iyi sonuç verdi. Tabii ki bir çerçeve mevcut, fakat bu çerçevenin içinde oyuncuda çok keyif alacak alanlarda özgürce hareket ediyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"> Ibsen yazarken erkek hegemonyası bir dünya yaratmış, o dönem ve belki de hala geçerli olan bir dünya bu. Bu eleştirisel dünyada çokça kadın karakteri mevcut. Bunların tamamını erkek bir oyuncu kadrosu ile yapmanızın, hiç kadın oyuncu tercih etmemenizin bir sebebi var mı?</h3>



<p><strong>Ekip:</strong> Özellikle bir tercih yok. İlk oyun yapma niyetimiz varken henüz Peer Gynt söz konusu değildi. Oyunda çok kadın karakter mevcut ve bu şekilde renkli olacağını düşünmekle birlikte, illa böyle olsun diye çaba sarf etmedik. Biz kadronun çoğunu belirledikten sonra aslında bu oyunda karar kıldık. En önemli ve kritik gördüğümüz nokta herhangi bir cinsiyete gönderme yapmadan bu işi yapmak istedik.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Burada aslında alt metinde bu erkek hegemonyasını eleştiriyor Ibsen. Görüyoruz ki Peer Gynt ‘ün tüm yönlendirmesi kadınlarla başlıyor, o hayali yolculuklarına ilk kadınlarla çıkıyor. Güç arka planda kadınlarda. Oyunda bu mesajı vermeyi amaçladınız mı?</h3>



<p><strong>Ekip:</strong> Ibsen&#8217;in toplumsal eleştirileri çokça var. Kadınların ikinci planda sıkıştığı, sıkıştırıldığı derdine de sürekli dokunmakta. Hatta &#8220;Ibsen&#8217;in Sıra dışı Kadınları&#8221; adında bir tez/analiz mevcut. Biz bu mesajları es geçemezdik. Bu sebeple hiçbir sahnede kadınlarla dalga geçilmiyor. Cinsiyetten ziyade sosyal durumlarını oynamak istedik ve bunu sahnelemeye çalıştık. Laubali bir cinsiyet komedyası yapmak yerine zaten kadınların verdiği mesajlarla etki yaratan bir hal almasını istedik.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Oyunda bizden çok hikâye var, kültürel olarak bize yakın. Parmak kesip askerlikten kaçma gibi bir sahne dahi var. Metinde mevcut olan bu benzerliği, biraz daha siz arttırdınız sahnede. Özellikle sizi buna iten ne oldu?</h3>



<p><strong>Ekip: </strong>Kumpanyanın bunu yapıyor olması yorumlarken bizi biraz rahatlattı. Yine de çok fazla alaturkalaştırmak istemedik. Belki kimse yadırgamayacak olsa dahi rahatsız etmeden bıçak sırtında hareket etmeye çalıştık bu kısımda. Bazı kısımları çok komik bulmamıza rağmen oyun dışında bırakmak zorunda kaldık bu sebeple.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Gölge oyunları, derinlik kullanımı mevcut. Hatta bazı sahneler üst düzey tebriği hak ediyor. Örneğin; Solveig&#8217;in bulunduğu son sahne bir natürmort tablo gibi. Gölge kullanımı çok eski bir teknik ve artık yeterince göremediğimiz kanısındayım. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?</h3>



<p><strong>Ekip: </strong>Oyunda ışık ve gölge ile epik olma halini desteklemek istedik. Buna hizmet eden basit ama etkili detaylar kullandık. Tiyatro oyunu yaptığımızın bilincinde olarak müzik, ışık, hareket ve gölgeyi kullandık.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Birçok sahne aslında kompakt olarak çekilmiş. Bir anda tüm ekip dip dibe geliyor ve sahneyi daraltmasına rağmen geniş bir perspektif sunuyor. Özellikle bu daralmaların bir sebebi var mı?</h3>



<p><strong>Ekip: </strong>Sahnelerde sıkılaşmalar biraz Peer Gynt‘ün dünyasını ve dışlanmışlığını anlatıyor. Sahnelerde hep bir toplanma mevcut. Hatta daha uzun sahneleri bile daraltarak sıkıştırılmış topluluklar oluşturduk Peer Gynt‘in karşısında. Girdiği her dünyada ayrıksı halinin kabullenilmesinin kararını verecek bir mahkeme karşısına çıkarmış olduk. Zaten görüyoruz ki Peer Gynt‘ün annesi hariç neredeyse hiç kimsesi yok. Ve dahil olmak istediği alemlere de dahil olamıyor. Görüyoruz ki o alemin en güçlüsü ve en zenginiyken dahi onların içinde değil.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Peer Gynt efsanesine yazılan klasik müzik bestesi var. Bunu kullanmayı hiç düşündünüz mü?</h3>



<p><strong>Ekip: </strong>Farklı bir sahneleme biçiminde ikisi birleştirilebilir. Biz oyun içi haricindeki anonslardan dahi kaçınarak, ortam seslerini kendimiz verdik. Şarkıları kendimiz söyledik. Hoparlör ve bilgisayarı minimum kullanmaya çalıştık. Bu, kumpanyanın epik ve natürel kısmına bir bakış açısı aynı zamanda.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Tiyatronuz prömiyeri bu oyunla yaptı. Malum, bizler de ister istemez alaturkayız biraz, nazar boncuğunuz şurada dursun. Neden ismi &#8220;Par Tiyatro&#8221;? </h3>



<p><strong>Ekip: </strong>Par; tiyatrodaki en basit ışık anlamına geliyor. Kulakta çok güzel tınlamakla birlikte akılda kalıcı olduğunu düşündük. Yurtdışında bir turne olduğunda kolay telaffuz edilmesi mümkün. Ama bizim asıl kabul ettiğimiz anlamı, İngilizce ‘de &#8220;Eşit&#8221; alt anlamı var. Oyuncusundan, ışıkçısına, sahne önünden arkasına kadar herkesin eşit olduğu bir tiyatro bizim düsturumuzu mükemmel yansıtıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kapanis">Kapanış</h2>



<p>Böylece bu efsaneyi incelerken elimizden geldiğince bir izleyici gözü ile gördüklerimizi tarif etmeye çalıştık. Yer alan birçok açık ve üstü kapalı mesaja yer vermeye fırsat dahi bulamadık. Kendini arayan hayalperest bir adamın yolunu aydınlatalım derken, yoldaki detaylarda kendimizi kaybetmemizde şaşılacak bir durum yok.</p>



<p>Ibsen’in her halini farklı açıdan yorumladığı bu dünyayı, kumpanyanın <em>“Düzenleniyor”</em> u ile görmek hayli keyifli. Sfenksten tutun, doğuda bir peygambere, daha batıda cinlere, daha başka yerde eğrilik ve şeytana göz atmak, bunu da 2 saat içinde yapmak isterseniz bu oyuna gitmenizi tavsiye ederim.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi – İki Oyun Brand-Peer Gynt – Henrik İbsen</li>



<li>https://www.youtube.com/watch?v=Lydw07UQ5GM&amp;t=3642s</li>



<li>https://en.wikipedia.org/wiki/Peer_Gynt</li>



<li>https://bachtrack.com/review-peer-gynt-clug-vanoosten-moore-wunsche-ballet-zurich-may-2022</li>
</ul>



<p></p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/peer-gynt-duzenleniyor-epik-kumpanya/">Peer Gynt Düzenleniyor: Epik Kumpanya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/peer-gynt-duzenleniyor-epik-kumpanya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanatta Kaynak Problemi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/sanatta-kaynak-problemi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/sanatta-kaynak-problemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurşen Uyar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Nov 2022 22:02:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaşsanatproblemleri]]></category>
		<category><![CDATA[sanattakaynak]]></category>
		<category><![CDATA[sanattakaynakproblemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=11864</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanatta kaynak problemi hakkında konuştuğumuz yazımız sizlerle&#8230; Bu yazımızda sizlerle sanatın kaynaklarını inceliyoruz. Sanat adına hazırlanan kaynakların yeterli olup olmadığına,</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sanatta-kaynak-problemi/">Sanatta Kaynak Problemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sanatta kaynak problemi hakkında konuştuğumuz yazımız sizlerle&#8230;</p>



<p>Bu yazımızda sizlerle sanatın kaynaklarını inceliyoruz. Sanat adına hazırlanan kaynakların yeterli olup olmadığına, raflardaki sanat kitaplarının niceliği ve niteliğine ve mevcut duruma odaklanıyoruz. Böylelikle sanatta kaynak problemini derinlemesine inceliyoruz. </p>



<p><em>Başlamadan önce not: Sanatı konu alan tüm basılı içerikleri (sanat kitapları, sanat dergileri, sanat temelindeki araştırma ve tezleri vb.) anlatmak için bu yazıda <strong>kaynak </strong>kelimesini kullanacağım.</em></p>



<p>Sanat ile ilgili okuma yapmak istediğinizde nasıl bir yol izliyorsunuz? Çevrimiçi alışveriş, romantik sahaf turları, kitabevlerinde geçirilen sonsuz vakitlerden hangisi tercihiniz? Daha önce satın almadığım kaynaklara erişmeye çalışırken birçok sorunla karşılaşıyorum.  </p>



<p>Eminim ki bu sorunlar sadece benim karşıma çıkmıyor, siz de benzer durumlar yaşıyorsunuz. Hangi yöntemi tercih edersem edeyim absürt kısıtlamalar görüyorum. Sahaf turlarının artık romantik olmaması ve kitabevlerinde de kitaptan başka her şeyin olması gibi.</p>



<p>Özellikle spesifik kategoriler için satıcılar ile görüşüldüğünde daha da saçma şeyler yaşanıyor. Sanat kategorisi için hazırlanan kaynakların, “satmıyor” diye raflara yerleştirilmemesi gibi. Karşılaşılan her sorun bir sonraki soruna zemin hazırlıyor ve böylelikle kedi yumağına benzer problemler yaşamaya başlıyoruz. Literatür daralırken fiyatlar yükseliyor, fiyatlar yükselirken nicelik düşüyor. Bu yazıda sanat raflarındaki mevcut durumu sorgularken aslında söylemek istediğim şey, <em>yaratılan her bir sorunun farkında olduğumuz.</em></p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sanatta-kaynak-ve-sanatta-kaynak-problemi-ne-demektir">Sanatta Kaynak ve Sanatta Kaynak Problemi Ne Demektir? </h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="640" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/sanatta-kaynak-problemi.jpg" alt="sanatta kaynak problemi" class="wp-image-11951" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/sanatta-kaynak-problemi.jpg 960w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/sanatta-kaynak-problemi-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/sanatta-kaynak-problemi-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/sanatta-kaynak-problemi-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/sanatta-kaynak-problemi-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Sanatta kaynak problemine geçmeden önce, sık karşılaşılan bir karıştırmayı düzeltmek isterim. Sanat kaynaklarıyla, sanatın kaynağı aynı olmayan iki farklı meseledir. Sanatın kaynağı, sanat kaynaklarında yer alan bilgi, sorgu, merak, yanıt ve anlam arayışıdır. Sanatın zemininde neyin olduğunu sorgulamak, filozofların yorumlarını incelemek, sanat uzmanlarıyla görüşmek… Bunlar ve bunlara benzer tüm eylemler sanatın kaynağını anlamak için yapılmakta. Sanatın kaynağı her şey olabilmekte ve yanıt herkese göre değişebilmektedir.</p>



<p>Sanat kaynakları ise sanat için gereken tüm bilginin yazılı hale getirilmiş, basılmış, dağıtılmış, belirli kurallara göre hazırlanmış içeriklerden oluşur. Sanat yazıları, sanat kitapları, sanat dergileri, sanat ekseninde yapılan araştırmalar, raporlar ve tezler gibi ürünler; kaynağın türünü oluşturur.  </p>



<p>Sanat kaynakları düşündüğünüz kadar sıkıcı olmak zorunda da değil. Bir başka yazımda bahsettiğim T. Kittl ve Christian Saehrendt tarafından hazırlanan <em>Bunu Ben De Yaparım! </em>&nbsp;adlı kitap görüp görebileceğiniz en samimi anlatıma sahip olabilir. Kaynakların sıkıcı olması gerektiğini kim söyledi de sanat yazarları bunca zaman kafamıza bilgi atarcasına içerik ürettiler? Hep sorgulamışımdır.</p>



<p>Sanat yazarlarından bahsetmişken onların kim olduğuna da değinmek gerekiyor. Sanat yazarları, spesifik konular (sanat) ile ilgili içerik üreten kişilerdir. Çoğu sanat tarihçisinin baş ucu kitapları bu kişiler tarafından yazılmıştır. Farklı alanlarda, seviyelerde ve temellerde yazılan kaynaklar vardır. Her birinin insanlar tarafından hazırlandığı unutulmamalıdır. Altını çizdiğiniz tüm satırlar, sanat yazarlarına aittir.</p>



<p>Günümüzde sanat yazarlarının çalışma alanlarının genişlemesi, tanımın sınırlarının bulanıklaşması sebebi ile herkes sanat yazarı olabilmektedir. Bunu şöyle örneklendirebilirim; E. H. Gombrich bir baş ucu yazarıdır ve literatür ondan sorulmakta. Aynı şekilde -cinsiyetlerden bağımsız olarak-</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Alain Darbel</li>



<li>Anne D’Alleva</li>



<li>Arnold Hauser</li>



<li>Heinrich Wölfflin,</li>



<li>John Berger,</li>



<li>Larry Shiner,</li>



<li>Linda Nochlin,</li>



<li>Stephen Farthing,</li>



<li>Susie Hodge</li>
</ul>



<p>için bu alanın öncüleri olduklarını söylemekten çekinmeyiz. Mehmet Yılmaz, E. Osman Erden, Aylin Seçkin, Bedrettin Cömert, Ahu Antmen ve Ali Artun için de aynı durum geçerlidir. Hazırladıkları içeriklerin türü ne olur ise olsun literatüre önemli katkılarda bulunmuş birçok sanat yazarı bulunmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Her Kitap Sanat Kitabı Olabilir mi? </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/sanatta-kaynak.jpg" alt="sanatta kaynak" class="wp-image-11953" width="839" height="574" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/sanatta-kaynak.jpg 612w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/sanatta-kaynak-300x205.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/sanatta-kaynak-480x329.jpg 480w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Adının içerisinde “sanat” kelimesi yer alan tüm kitapların, sanat kitabı olacağına dair bir görüş yayılmış durumda. Buna aşağıdaki başlıkta daha çok değineceğim ancak şunu söylemek gerekir ki sırf adında sanat geçtiği için bir baskının sanat kaynağı olarak kabul edilmesi tamamen yanlıştır.</p>



<p>Her kitap sanat kitabı olarak kabul edildiğinde literatürden söz etmek imkansız hale gelir. Bu durum ise mevcut koşulların daha çok kötüleşmesine sebep olur. Yazarın çalışması yayımlandıktan sonra kendisini çıplak hissetmesi normaldir. Ama yazarların nerede çıplak kaldığı da göz ardı edilmemelidir. Çoğu yazar ilk çıplaklığını çalışması yayımlanmadan önce yaşar. Tabii bunun olması için sarf edilen emeğin üst segmentlerde olması gerekir.</p>



<p>Alelade okumaların ardından hazırlanan çalışmalar beraberinde sadece kaynakçayı getirebilmektedir. Piyasada kaynakçası sayfalarca ama kendisi 3 gram olan çok kitap var. Aynı şekilde biyografi ya da otobiyografiye kitabın büyük bir oranını ayırmak, yazarın sanat geçmişinden kilolarca bahsetmek de basılan kağıdı, sanat kitabı yapmamaktadır. Bu sebep ile de her kitaptan sanat kitabı her yazardan da sanat yazarı olarak bahsedilemez. Ki aslında cümleleri her yan yana getirebilene de yazar denmez.</p>



<p>Sanat yazarlarından bahsetmişken eleştiri alanına da girmek gerekir. Sanat eleştirmenleri, sanat yazarları olarak çalışan kimselerdir. Eleştirileri birer irdeleme ve incelemedir. Dolayısı ile bilgi birikimi ve alandaki deneyim arttırılmadan eleştiri yapmak, yazıya dökmek ve okunmasını beklemek yanlıştır. Fakat bu demek değildir ki tüm sanat eleştirmenleri ve sanat yazarları orta yaş ve üzeri olacaktır. Alan ile ilgili bilgi ve deneyimi arttırmak için 40 yıllık kariyere gerek olmadığını her mantıklı insan bilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sanat-raflarinda-mevcut-durum-ne">Sanat Raflarında Mevcut Durum Ne? </h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="640" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/books-1842306_960_720.jpg" alt="çağdaş sanat problemleri" class="wp-image-11955" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/books-1842306_960_720.jpg 960w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/books-1842306_960_720-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/books-1842306_960_720-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/books-1842306_960_720-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/books-1842306_960_720-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Sanat kategorisinde nasıl kitaplar olmasını beklersiniz? Yanıt oldukça basit; sanat kitapları. Bir sanat rafına yaklaştığımda rafların %70’inin sanat kaynağı olmadığını görüyorum. Bu ne saçmalık demeden önce birkaç kitabevi gezdim, rafları inceledim ve anlamaya çalıştım. Boş bir çaba olduğunun farkında olmama rağmen yine de aksini görebilecek miyim merak ettim.</p>



<p>Bu duruma tabii ki şaşırmıyorum. İncelediğim bazı kitabevleri, zincir mağazalar, belediyelere ait “kitaplıklar” ve kütüphanelerin çoğunluğu için de durum aynı. Sanat her konunun yatay keseni haline gelebilmekte. Böylelikle kendine pay çıkarabilmekte ve her unsuru ilham olarak alabilmektedir. Ancak sağlanan bu esneklik beraberinde büyük bir bariyeri de getiriyor.</p>



<p>Bazı kategorilerin sanat olmadığını daha da önemlisi olamayacağını kabul etmek gerekiyor. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kisisel-gelisim-icin-5-kitap-onerisi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Kişisel gelişim</a> kitapları, adları ne olur ise olsun, sanat kategorisine dahil değillerdir. Motivasyon sanatı, çok kişisel büyüme sanatı, yüklerden arınma sanatı… Hayır, sadece adında sanat olduğu için de kategoriye dahil edilemezsiniz. Fanatik davranmak istemem. Fakat sanat raflarına asıl kaynakları yerleştirmedikleri sürece “satılmıyorlar” diye ağlamaya devam edeceklerdir.</p>



<p>Bunların yanı sıra, yukarıda da bahsettiğim zincirleme sorunlar (literatürün daralması, fiyatların yükselmesi ve nitelik kaybı) nihai olarak okurların uzaklaşmasına sebep oluyor. Kaynaklara erişim noktasında karşılaşılan dil bariyeri, kaliteli içerik üretilmemesi ve satın alım gücünün düşmesi de zincirin halklarını sağlamlaştırıyor.</p>



<p>Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda ise sanat raflarının, pazar yerine dönüştüğünü söylemek ne yazık ki zor değil. Raflarda durum kötüye giderken çevrim içi platformlar, e – dergiler ve bloglar yerini güçlendirmeye başladı. Basılı kopya (fiziksel, konvansiyonel baskı) için özellikle gençlere açılan alanın düşük olması ve hatta hiç olmaması, beni çevrim içi medyanın ağına çoktan düşürdü.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sanat Kaynakları Yeterli mi?</h2>



<p>Sanatta kaynak problemleri bağlamında, üretilen sanat kaynaklarının yeterli olup olmadığını doğrudan söyleyebilmek zordur. Ayrıca yanıt ne aradığımıza göre değişir.<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/the-chair-akademi-dunyasinda-kadin-olmak" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Akademi</a>yi desteklemesi adına kaynak arayışı olduğunda bu ihtiyacı özellikle tezler, akademik dergiler ve üniversite kütüphaneleri görece karşılayabilmektedir. Ama mesele akademiden bağımsız hareket etmek ise işte o zaman kaynak sıkıntısından söz etmek daha kolaydır.</p>



<p>Özellikle genç sanat yazarlarına, genç oldukları için alan yaratmayan ve üstelik mevcut alanları kapatan sistemden sıyrılamamak da sorunları arttırıyor. Dinozorların neslinin tükendiğini hatırlatmak isterim. Sırf alanda tecrübeli sanat yazarları olduklarını göstermek adına bazı isimler tarafından “gençlere yönelik sanat kitapları” hazırlanmaya başladığını görüyorum. En kibar haliyle <em>“nasıl yani?” </em>&nbsp;diye sormaktan da kendimi alıkoyamıyorum.</p>



<p>Gençler için modern sanat, gençler için sanat tarihi, gençler için, gençler için, gençler için… Saçmalamayın. Size göre yetişkinler için olan sanat bilgisinin tam olarak neresi gençlere “ağır” gelecekti de bilgileri hafifletip gençlere yönelik yaptınız? Hemen yanıt vereyim. Yazacak bir alanı kalmadığı ve şımarıklıklarından dolayı yeni konular bulamadıkları için tüm bilgileri gençlere göre diye hazırlamaya başladılar.</p>



<p>Bir yandan da yok sayılan sanatı ve yaratıcı endüstrileri geliştirme ve yayma özgürlüğünü çevrimiçi medyanın desteklediğini unutmamak gerek. Kendi alanımızda (gençler olarak açılmasını beklemeden kendimiz için inisiyatif alarak yarattığımız alanlarda), genç sanat yazarları ve üreticileri olarak sanal rafları, konvansiyonel yazarlardan daha nitelikli şekilde doldurduğumuzu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.</p>



<p>Sevgilerimle.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sanatta-kaynak-problemi/">Sanatta Kaynak Problemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/sanatta-kaynak-problemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Every Brilliant Thing: İntihar Nostaljisi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/every-brilliant-thing-intihar-nostaljisi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/every-brilliant-thing-intihar-nostaljisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fırat Ağırkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2022 21:24:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[everybrilliantthingincelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[everybrilliantthingkonusu]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroönerisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=10475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Every Brilliant Thing incelemesi sizlerle... Online platformlar üzerinden ulaşabileceğiniz oyun;  "depresyon", "çocuk olmak", "annelik", "intihar" vb. gibi olguları merkeze alıyor... Keyifli Okumalar! </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/every-brilliant-thing-intihar-nostaljisi/">Every Brilliant Thing: İntihar Nostaljisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Every Brilliant Thing incelemesi sizlerle&#8230; Online olarak izleyebileceğiniz, tek kişilik gibi görünen ama birçok seyircinin kendine yer bulacağı tek perdelik interaktif bir oyun <em>Every Brilliant Thing</em>. Yaklaşık 60 dakika kadar sürüyor, tabii sık sık durdurup söylenen söze takılıp kalmazsanız. Özellikle covid ve benzeri sebeplerle tiyatroya gidemeyenler için oldukça tatmin edici&#8230; </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kadro">Kadro  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/Every-Brilliant-Thing-1024x682.jpg" alt="Every Brilliant Thing" class="wp-image-10593" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Every-Brilliant-Thing-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Every-Brilliant-Thing-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Every-Brilliant-Thing-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Every-Brilliant-Thing-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Every-Brilliant-Thing-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Every-Brilliant-Thing.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Yazan</strong>: Duncan Macmillan </li><li><strong>Direktörler</strong>: Fenton Bailey, Randy Barbato</li><li><strong>Oyuncu/Piyese Uyarlayan</strong>: Jonny Donahoe</li><li><strong>Figüran Oyuncular</strong>: Seyircilerin ta kendisi. Özellikle baba, öğretmen, veteriner ve sevgi dolu Sam rollerinde.  </li></ul>



<p>Unutmadan, Imdb&#8217;de 8.4/10 puan almış olan bu belgesel (!) türündeki yapıt, 2016&#8217;da yayınlanmış HBO tarafından. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Oyunla İlgili İzlenimim</h2>



<p>Yazının devamında oyunun sonuna dair<strong> tat kaçırıcı detaylar</strong> bulunuyor&#8230; </p>



<ol class="wp-block-list"><li>Dondurma Savaşı </li><li>Su Savaşı </li></ol>



<p>Genel olarak oyuncunun monolog ve interaktif diyaloglar üzerine kurarak; annesi defalarca kez intihar etmeye teşebbüs etmiş ve sonunda başarmış bir çocuğun dilinden anlatılan bir oyun. Çocuk, annesinin ilk intihar girişimi sonrasında bir liste yapmaya başlar. Bu liste hayatta yaşamaya değer olan<em> Every Brilliant Thing</em>, yani mükemmel şeyleri barındırır. </p>



<p>&#8220;ABD de her 38 saniyede birisi intihar girişiminde bulunuyor. Ve her gün 100&#8217;den fazla insan kendi hayatına son veriyor. &#8221; diyerek başlıyor. Devamında &#8220;İntiharın birinci sebebi depresyon ve Amerika da intihar artmakta.&#8221; diyor.  </p>



<p>Şu aşamada biraz kendi verilerimize bakalım. Ülkemizde durum diğer ülkelere kıyasla fena gözükmezken, veriler farklı açılardan değerlendirilir ise hiç de iç açıcı değil. 2019 yılından beri TUIK veri yayınlamıyor. O yüzden elle tutulur bilimsel veri olanağı kısıtlı. </p>



<p>Yalnız; çokça kötü haber duyuyoruz bu aralar. Bunları tek tek sayıp sizi bu dipsiz kuyuda sıkıntıya sokmak hiç istemiyorum. Sadece şunu tahmin etmek çok zor olmasa gerek, sayılarla göremeyeceğimiz bir şey var. O da insanımızın mutsuz ve fazlası ile hassas oluşu. Şunu da belirtmekte fayda var; yüzeysel olarak istatistiklere dökülen rakamlar çok anlaşılır değil. Bir kişinin hastalıktan intihar ettiği var sayılsa bile arka planını ve sebebini, onu buna iten süreci anlamak o kadar kolay olmayacaktır. </p>



<p>Toplumsal çıkarımlar yapmak ve genellemeler çok zorlayıcı bu aşamada. Özetle, şunu biliyoruz ki <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/depresyon-soluk-hayatlar" target="_blank" rel="noreferrer noopener">depresyon</a> artmakta. Özellikle intihar haberleri artık günlük rutinlerimizin bir parçası halini aldı. Şaşırmıyoruz ama içinde bulunduğumuz suyun sıcaklığı sürekli artıyor. Kurbağa gibi haşlanmadan önce farkına bile varamıyoruz. Çok canınızı sıkmadan bu oyunun odaklandığı noktaya doğru yol alalım.  </p>



<h3 class="wp-block-heading"><em>Yakından Bakalım&#8230;</em> </h3>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing-1-1024x576.jpg" alt="every brilliant thing " class="wp-image-10598" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing-1-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing-1-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing-1-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing-1-1536x864.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing-1-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing-1.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Oyuncu, başlamadan önce seyircilere kâğıtlar dağıtıyor. &#8220;Belirli bir sayıyı söylediğimde lütfen sesli bir şekilde yazanları okuyunuz&#8221; diyor. Anlayacağınız, tekrar vurgularsak, fazlası ile interaktif bir sahne. Ve profesyonel oyuncunun seçimleri alelade gözükse bile bir mantık çerçevesinde.  </p>



<p>Karakterlerin bazılarının hayli yeri mevcut. Özenle seçilmeleri bu sebeple. Tabii beklenmedik sürprizler de bekliyor oyuncuyu da bizleri de. Örneğin; baba rolünü oynayacak abimiz sanki önden hazırlanmış gibi role. Fazlası ile duygusal ve bir nutuk atıyor ki demeyin gitsin. </p>



<p class="has-text-align-center">&#8220;<strong>Her performans farklı seyircilerle kayıt edilmiştir. Her izleyici potansiyel bir oyuncudur.</strong>&#8221; </p>



<p>Bu sözü ilk okuduğumda, durdurdum ve uzunca düşündüm. Belki de hayatımızda yer alan depresyonlardan bahsediyor. Bizler, yani seyirciler aslında hayatın her anında potansiyel bir vakayız. Depresyona ve intihara meyilli olmamız aslında büyük resimde incelenmesi gereken bir konu. Yine biz bu kısmı işin bilimini yapan uzmanlara bırakarak fazla sapmadan odağımıza dönelim. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Seyirci Olmanın Ağırlığı </h2>



<p>5. Çizgili Şeyler </p>



<p>6. Düşen İnsanlar </p>



<p>Biraz zaman geçirmek için ya da sırf adını duydunuz diye ya da ihtimali düşük ama bir tiyatro aşığı olduğunuz için bilet aldınız. Çok değerli vaktinizi gidip izlemeye harcadınız. Kafanızdan geçenleri tahmin etmek hiç zor değil.  </p>



<p>Şimdi rahat bir koltukta verdiğim ücretin karşılığı olarak bir ya da birden çok oyuncu sahnede bir şeyler yapsın. Güldürürse ne ala. Duygulu bir hikâye ise &#8220;ouuuvvv&#8221;. Ama kimse bir anda 7 yaşında bir çocuğun köpeğini uyutan veterineri oynayacağını tahmin edemezdi. Hem üstünüze aldığınız şık montunuz da köpeğin rolünde. Adı Sherlock Bones. </p>



<p>Yanınızda kaleminiz var mı? Çünkü o soğuk ve katil iğne olacak. Oyuncu soğukkanlı bir şekilde elinde tuttuğu Sherlock Bones (seyircinin ceketi)&#8217;a iğne yapmasını isteyecek. Bu duygusal sahne oyuncunun harika geçişleri ile bir anda kahkahaya boğulacak. Çünkü iğne yaptığın yer kafası bacağı değil diyecek. Ve yine şu uyarı ile yüzdeki renk değişimi çok net hissediliyor, siyah beyaz olmasına rağmen, &#8220;çok iyi gidiyorsun. Ama bu küçük köpeği uyuşturacak iğneyi yaparken sırıtman pek hoş değil. Olayın havasını biraz bozuyor.&#8221; </p>



<p>Sahne tekrar edilip, olması gerektiği gibi üzgün suratlarla tamamlanır. Ve aktör konuşmaya başlar. En acı sorulardan birini sorar, geride kalan eşyaları, mama gibi oyuncaklar gibi atılacak olan şeyleri dile getirir. Öyle değil mi yoksa? Sahi öldüğünüzde sosyal medya hesaplarınıza ne olacak? Şimdi bir an bile ayrılmadığınız telefonlarınız? Belki de eski günlerdeki gibi sizi onlarla gömmeliler! </p>



<h3 class="has-text-align-center wp-block-heading"><em>&#8220;İşte ölümle ilgili ilk tecrübem. Sevdiğin biri bir nesneye dönüşüyor ve sonsuza dek senden alınıyor.&#8221;</em> </h3>



<p>Bu örnekleri detaylı bir şekilde anlatıyorum. Sanki izleyici olabilecekmişsiniz gibi. Aslında, evet! Olabilirsiniz&#8230; Çünkü Bora Akkaş&#8217;ın oynadığı uyarlaması &#8220;Harika Şeyler Listesi&#8221; ismi ile seyircisini bekliyor. Üstelik bu sezon biletlerini görmek beni çok mutlu etti. En yakın zamanda gitmenizi tavsiye ederim, yorumları çok iyi gözüküyor. </p>



<p><em>Every Brilliant Thing</em> oyunun çeşitli varyasyonları yapılmış. Orijinal yazım erkek çocuğuna odaklansa da, İrlanda’da kadın bir oyuncu tarafından daha önce uyarlaması sahnelenmiş. Umuyorum, bizlerde farklı renkleri ve tatları görmek için bir gün bir kadın oyuncu tarafından yapılacak varyasyonuna denk gelme şansını buluruz. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Uğruna Yaşanacak Harika (!) Şeyler </h2>



<p>4. Sarı Renk </p>



<p>6. Rollercoaster (hız treni) </p>



<p>Sahnede anlatılan kişi büyüdükçe uğruna yaşanacak harika şeylerde büyüdü. Düşünsenize, hangimiz o çocukken kurduğumuz masum hayallerin peşinde kalabildik. Ben mesela; 8 yaşlarımda eğer bir liste yapsaydım nasıl olurdu acaba? Şimdi düşününce çok kilit bir soru geliyor burada aklıma. Acaba istediğim gibi mi oldu? Yoksa isteklerim çevresel faktörler sebebi ile değişti ve şimdi artık istediklerimi istediğimi mi zannediyorum? Uyum denilen kelime hayallerimi ve benliğimi öldürdü mü acaba? </p>



<p>Bir çocuğun annesine hayatta yaşamaya değer şeylerin olduğu listeyi yapması ana fikir. Tabii annesi intihara meyilli ve birden fazla kez kalkışıyor. İlk kez listeyi ulaştırdığında 314 madde mevcut. Sonrasında araya 10 kadar yıl ve ergenlik giriyor. Tekrar listeye göz atması için bir intihar girişimi daha ve yanında histerik kahkahalar yaşanması gerekiyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Normal- Baba ve Oğul </h2>



<p>321.Tartıştıktan sonra sevişmek. </p>



<p>761.Ağaçlara tırmanacak yaşı geçmediğine karar vermek. (sizi bilmem ama benim babam hala ağaçlara tırmanıyor. Yaşı da var hayli) </p>



<p>Tüm normaller, o sıkıcı hayat tekrarları. Bir şeylerin kötü gittiğini anladığın o gün değişir. Ve sen bayatlamış tekrarların güzelliğini o gün anlarsın. Normalde annesi alırken hep, normalde arkaya otururken hep, normalde&#8230; Hep&#8230; O gün farklıydı. Babası gelecekti. Ve biliriz ki babalarımız genelde duygular söz konusu olduklarında istemsizce ketumdur. Bazen düşünürüm daha mı iyi böyle olmaları acaba diye. Bilemiyorum, böyle bir ayrım ve genelleme yapmak istemeksizin içine sürükleniyor, ama bilemiyorum. </p>



<p class="has-text-align-center">&#8220;<strong><em>Bazen hayatta bir şeyler yanlış gittiğinde beyin daha sebebi anlayamadan beden olayı kavramış oluyor</em></strong>.&#8221; </p>



<p>7 yaşında bir çocuk için babalar her şeyi bilir. Bilge birinin sözleri gelir aklıma hep böyle düşündüğümde. Bir babanın, sen belirli bir yaşa gelen kadar her şeyi bilmesi, sonra git gide daha az bildiğini söylemen ve sonunda yaşlandığında yine babanın her şeyi bildiğini kabul ettiğin o sözler.  </p>



<p>Bilirsiniz canım&#8230; İlla ki duymuşsunuzdur&#8230; İşte babam her şeyi biliyor yaşlarında sorarsın babana, neden diye. Defalarca kez sorabilirsin art arda. Bazı çocuklar şansızdır, hızla geçiştirilirler. Bazı babalar ise şansızlığa ya da ekstra şansa mahal vermeden olması gerektiği gibi cevaplarlar bu soruları. Ta ki &#8220;Bilmiyorum&#8221; a kadar. </p>



<p>&#8220;Emniyet kemerini tak!&#8221;  </p>



<p>&#8220;Neden?&#8221;  </p>



<p>&#8220;Çünkü annen hastanede&#8230;&#8221;  </p>



<p>&#8220;Neden?&#8221;  </p>



<p>&#8220;Çünkü kendisini öldürmeye çalıştı.&#8221;  </p>



<p>&#8220;Neden?&#8221;  </p>



<p>&#8220;Çünkü yaşamaya değecek bir şey olmadığını düşünüyor&#8230;&#8221;  </p>



<p>İşte küçüklüğümüzü hatırlarken beynimizin bize oynadığı bir ufacık pembe yalan. Beynimiz hatıralar konusunda sık sık bizi yanıltır&#8230; Ve bununla ilgili birçok bilimsel çalışma var. Aslında olan şudur: &#8220;Annen aptalca bir şey yaptı!&#8221; </p>



<p>Çocukça hareketleri, tatlılık ve iç eritici bir gülümseme katıyor izlerken. Seyircilerden birisi küçükken gittiği danışman öğretmen Mrs. Pattison olarak seçiliyor. Yine rolün hakkını veriyor. Göreceksiniz ki o koltukta oturmak zorlayıcı gözükse dahi eğer hikâyenin içine bu kadar girebilirseniz hiç yabancılık çekmeyeceksiniz. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Çocukluk ve Güç </h2>



<p>826.979.Beyonce’nin, Gustav’ı dört kez ret etmiş sekizinci kuzeni olması gerçeği. </p>



<p>999.999. Bir işi tamamlamak. </p>



<p class="has-text-align-center">&#8220;<strong><em>Küçük bir çocukken bununla daha iyi baş etmiştim. Kendini beğenmiş değil de naiftim ve umut doluydum. Sonra bir kalem aldım ve o çocuğun bıraktığı yerden devam ettim</em></strong>.&#8221;  </p>



<p>Burada çok sert bir mesajla uğraşmak gerekiyor. Ben kendimden pay biçeyim, siz kendinize uyarlayın. Biliyor musunuz, en güzel yıllarımdı 7 yaş ve öncesi. Sürekli hayalimde dönüyor. Bana cennet nasıl bir yer diye sorsanız sanırım çocukluğum derim. Fakat dürüst olduğumda, hayatın bana en sert davrandığı yıllar tam da çocukluğumun arkasında başladı. Güvenli bir ortamın içinde naif büyüyen ben, hazzı bir birine acı vermekte bulan topluma sürüklenmiştim. Burayı açıklamam için uzunca bir kitap yazabilirim. Şimdilik sizler hayal edin yeter. </p>



<p>Şuna eminim, o dönemden benim için aynı kalan tek şey, o zamanlar bana kuzenimin dinletmesi sayesinde, müzik zevkim. Beatles aynı kaldı. Hey Jude şarkısı mesela. Sting aynı kaldı. <em>Shape of My Heart </em>şarkısı mesela (anlamını çok sonradan öğrenmeme rağmen). MFÖ desem, hiç değişmedi, asla değişmez. Barış Manço ve Cem Karaca, uzatmaya gerek var mı daha fazla? Anladınız siz vesselam. Göreceksiniz ki <em>Every Brilliant Thing</em> oyununda şarkıların yeri büyük. </p>



<p>Şarkılar ve plak kayıtları bizleri çok eskiye götürüyor. Tabii kendi toplumumuzda çoğumuzun evinde yoktu pikap ya da piyano. Ama yine de o nostalji halini yaşıyoruz. Buraya özellikle değinmemin sebebi; eğer birçok tiyatro oyununa giderseniz, göreceksiniz ki bazı oyunlar özellikle Balkan ve Amerikan oyunları genellikle bizlere hitap etmiyor. O bölgenin kültürleri çoğunlukla bize yabancı kalıyor. İşte bu nostalji hissi o kadar yabancı değil bize. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Dekor, Işık, Kostüm  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing-1024x576.jpeg" alt="every brilliant thing" class="wp-image-10595" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing-1024x576.jpeg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing-300x169.jpeg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing-768x432.jpeg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing-480x270.jpeg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/every-brilliant-thing.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Harika bir kaç detay dışında pek bir dekor mevcut değil. Basit bir org, ayakları dahi yok. Ayak olarak iki adet seyirciyi kullanmaktan çekinmiyor oyuncu. Özellikle, oyuncunun bir sepet not getirmesi çok güzel bir detay. Tabii ki bu notlar listedeki maddelerden ibaret. </p>



<p>&#8220;Işık&#8221; diyemeyeceğiz&#8230; <em>Every Brilliant Thing </em>siyah beyaz olarak sunulmakta. Sanırım ışıkta pek bir değişim yok. İhtiyacı da yok. Seyirci ve oyuncu herkes aynı tonda aydınlatıyor. Bu sayede seyircinin kendini daha içeride hissetmesi mümkün. Kostüm ise gayet sıradan, günlük kıyafetlerden ibaret. Hiç bir ek görsele ihtiyaç duyacağınızı sanmıyorum. </p>



<p>Sanırım HBO&#8217;nun eklentileri olan, ufak flashback/temsil sahneleri mevcut. Bence çok bir artısı olmamış seyirci için. Olmasa daha bile iyi olurdu. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Werther Etkisi</h2>



<p>Johann Wolfgang von Goethe tarafından, kendisi 25 yaşında iken yazmış olduğu <em>Genç Werther&#8217;in Acıları </em>adlı mektup romanından etkilenilmiş bir varsayımsal olgu. En kullanılır örneği; Marilyn Monroe&#8217;nun intiharından sonra ABD de intihar oranları %12 artmıştır. İntihar bulaşıcıdır mıdır? Gelin biz buralarda çok oyalanmayalım. Akla gelen bir replikle burayı hızla sonuca bağlayalım. <em>The Bucket List</em> filminden :&#8221;denial, anger, bargaining, depression and acceptance&#8221; yani &#8220;reddetme, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme.&#8221; Bunlar hem ölümün ve hem de sanırım intiharın en gerçekçi aşamaları.  </p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/27-ler-Kulubu.webp" alt="27 ler Kulübü" class="wp-image-10601" width="838" height="942" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/27-ler-Kulubu.webp 620w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/27-ler-Kulubu-267x300.webp 267w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/27-ler-Kulubu-480x540.webp 480w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>



<p>Birçok sanatçı, ekranların göz bebekleri kendi hayatlarına son vermiştir. Bizlerin bildikleri ve bilmedikleri birçoğu. 27’ler kulübü diye (hepsi intihar etmemiştir) varsayımsal bir şey vardır. Tam tanımı şu şekilde yapılmakta; bu fikir ünlü isimlerin ölümlerini izleyen bir kültürel fenomen olarak varlığını sürdürmektedir.  </p>



<p>Bu gibi fenomenler ve özellikle ünlülerin intiharları her zaman bizi etkilemiştir. Robin Williams, Kurt Cobain, Yavuz Çetin&#8230; En bildik ölüm şekillerinden biri Yavuz abimize ait, Boğaz köprüsünden atladı bu büyük usta. Kameralar ya da bir Bakan yoktu onu caydıracak. Olsaydı da fark etmezdi sanırım. </p>



<p>Arkasında basitçe notlar bıraktığına inanılan, &#8220;Dünyanın En Güzel İntiharı&#8221; unvanına sahip Evelyn McHale’i duymuşsunuzdur belki. 1947 yılında Empire State Binası’nın 86. katından atlıyor ve bir aracın üzerine düşüyor. Resmi görenler anlayacaktır unvanı hak ettiğini. Ama acaba böyle yaparak intihar güzellemesi yapılmış olmuyor mu? Medyanın ve yayın organlarının Werther Etkisi dikkate alındığında sorumlulukları çok büyük. Tabii bilirsiniz, tıpkı politikacılar gibi medyacılar da sorumluluk bilinçleri ile ünlüdür (!). </p>



<h3 class="has-text-align-center wp-block-heading"><em>“İntiharın en büyük habercisi intihar bilgisidir.” </em></h3>



<p>Bir noktaya parmak basmadan geçmeyelim. Kütüphanede âşık olacağı Sam&#8217;le tanışma sahnesi canlandırılıyor. İki kitap istiyor seyircilerden ve kitaplardan biri <em>Çavdar Tarlasında Çocuklar</em>. Dalga geçiyor, sanki ortaokulu okumadım şimdi tekrar okuyorum diyor. Buradan çıkarılacak bir ders var gibi görünmekte. Ben bu değerli eseri 28 yaşımda okudum. Maalesef, bana hiç bir öğretmenim öncesinde &#8220;oku&#8221; demedi. </p>



<p>Ve tabii Sam ile karşılaşmada çok güzel bir şarkı ile başlayan bir aşk hikâyesi mevcut oyunda. Bizler bayılırız buna. Göz göze gelip kaçırmalar en sevdiğimiz konudur, yıllardır süre gelen sevda baskılarına karşıdırlar. Namus dedikleri şeyin ne olduğunu bilmeyenlerin kurduğu abluklardan kaçar bakışlarımız ve bir birimize tutunur. Dedik ya, <em>Every Brilliant Thing</em> bize yabacı kalmıyor. Haftalar sonra merhaba diyebiliyor tutku ile bağlanacağı aşka. Öyle barda görüp hemen sevişmiyorlar aynı gece. </p>



<p>Bizde &#8220;aşklar tesadüfleri sever&#8221; diye bir laf vardır. Öyle bir tesadüf ki listeye bir kaç madde ekleyiverir meşhur kızımız Sam. Ve liste bir anda ölümden kopar, aşk ile hayata yeniden başlar. Sonrasında tüm maddeler Sam&#8217;e bir hediye niteliğindedir. Ta ki bir sonraki depresyona kadar. </p>



<p>Hiç mutluluk korkuttu mu sizi? Size öğretildi mi, ya da duydunuz mu çok güldük ne zaman ağlayacağız acaba diye? Nedendir bu karşıt çekiciliği. Tatlının acıya bağlanması ya da insanların ve bizzat sizlerin  hayattan mutluluk karşıtı beklentiniz nasıl açıklanabilir ki?  </p>



<h2 class="wp-block-heading">Kapanış </h2>



<p><em>Every Brilliant Thing</em> de bana en ilginç gelen kısım, birçok karakterin seyircilerden seçilerek canlandırılmasına rağmen <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/annelik-kadinlik-uzerinde-yukselen-sesler" target="_blank" rel="noreferrer noopener">anne</a> karakterine canlandırma yapılmadı. Sanırım, ne kadar interaktif olursa olsun bu kadar acı bir karakteri kimsenin üstüne yüklemek istemedi yazar, direktör ve oyuncu. </p>



<p class="has-text-align-center">&#8220;<em><strong>Yetişkin ve dünyadaki sorunların bilincinde olan biri olarak karmaşa ve trajedilerin içinde mutlu hissetmek çok zor.</strong></em>&#8221; </p>



<p>Saramago&#8217;nun dediği gibi, &#8220;Kötü kader diye bir şey yoktur, 21. yüzyıl vardır ve bu yüzyıl bir kelebeği bile intihar ettirebilir.&#8221; Şöyle toparlayıp bitirelim: Bu aralar kendime ait melankolidense, başkasınınkini tercih ederim. Eğer benzerini düşünüyorsanız, şiddetle tavsiye ederim. Sayın Kazan&#8217;a kaşık çalanlar, eğer çocukluğunuzdan beri böyle bir liste yapsaydınız içinde neler olurdu? </p>



<p>1.000.000. Bir müzik kaydını ilk defa dinlemek. </p>



<p>Kaynakça </p>



<ul class="wp-block-list"><li>https://www.imdb.com/title/tt7455360/</li><li>https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Olum-ve-Olum-Nedeni-Istatistikleri-2019-33710</li><li>https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27de_intihar</li><li>https://en.wikipedia.org/wiki/Copycat_suicide</li><li>https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/harika-seyler-listesi</li><li>https://tr.wikipedia.org/wiki/27%27ler_Kul%C3%BCb%C3%BC</li><li>https://1000kitap.com/kitap/filin-yolculugu&#8211;7106</li><li>https://en.wikipedia.org/wiki/Evelyn_McHale</li></ul>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/every-brilliant-thing-intihar-nostaljisi/">Every Brilliant Thing: İntihar Nostaljisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/every-brilliant-thing-intihar-nostaljisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevgili Arsız Ölüm Dirmit: Tavşandaki Şapka</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/sevgili-arsiz-olum-dirmit-tavsandaki-sapka/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/sevgili-arsiz-olum-dirmit-tavsandaki-sapka/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fırat Ağırkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Sep 2022 21:38:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sevgiliarsızölümdirmit]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatrohemhal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=9507</guid>

					<description><![CDATA[<p>Latife Tekin'in aynı adlı romanından uyarlama Sevgili Arsız Ölüm Dimrit incelemesi ve Dirrmit'e hayat veren Nezaket Erden ile söyleyişimiz sizlerle... Keyifili Okumalar! </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sevgili-arsiz-olum-dirmit-tavsandaki-sapka/">Sevgili Arsız Ölüm Dirmit: Tavşandaki Şapka</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Sevgili Arsız Ölüm Dirmit</em> hakkındaki incelememiz ve oyunu uyarlayan Nezaket Eren ile söyleyişimiz sizlerle. Yüreğinizi sımsıcak yapacak <em>Sevgili Arsız Ölüm Dirmit</em>; tek perde ve yaklaşık 85 dakika sürüyor. Latife Tekin&#8217;in &#8220;Sevgili Arsız Ölüm&#8221; isimli romanından uyarlama ve tek kişilik. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kadro-ve-tiyatro-hemhal-ile-ilgili-kisa-bilgilendirme">Kadro ve Tiyatro Hemhâl ile İlgili Kısa Bilgilendirme  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1024x682.jpg" alt="Tiyatro Hemhâl" class="wp-image-9527" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yazan</strong>: Latife Tekin  </p>



<p><strong>Uyarlayan/Oynayan</strong>: Nezaket Erden </p>



<p><strong>Uyarlayan/Yönetmen</strong>: Hakan Emre Ünal </p>



<p><strong>Danışman</strong>: Zeynep Günsür Yüceil </p>



<p><strong>Figüran Oyuncu</strong>: Namıdiğer Kepçe (Kendisi saksı çiçeğidir ve yegâne dekor kendisi olduğu için burada yer vermeyi uygun gördüm. Aman alınmasın, biraz alıngandır laf aramızda.) </p>



<p>Tiyatro Hemhâl 2018 yılında Nezaket Erden, Hakan Emre Ünal ve Ayşe Draz tarafından kurulmuş profesyonel bir <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/eylul-bildiginiz-hikaye" target="_blank" rel="noreferrer noopener">tiyatro</a> topluluğu. Kendilerini şu şekilde gayet güzel ifade etmişler: &nbsp; </p>



<p class="has-text-align-center">&#8220;<strong><em>Farklı teatral biçimleri denemek ve tiyatroda yeni ifade biçimleri önermek üzere bilgi ve birikimlerini bir araya getiren bu üçlü, çalışmalarının ana eksenine anlatı ve dramatik yapı arasında seyreden kurguları ve oyuncunun sahne üzerinde, seyircinin karşısında şimdiki zamanda var olma durumunu oturtur</em>.</strong>&#8221; </p>



<p><strong>Ödüller</strong>: </p>



<ul class="wp-block-list"><li>Direklerarası Tiyatro Ödülleri 2018- &#8220;Tek Kişilik Prodüksiyon&#8221;</li><li>Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri 2018- &#8220;Üstün Akmen Genç Oyuncu Ödülü&#8221;</li><li>Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) Ödülleri 2018- &#8220;Yılın Kadın Oyuncusu&#8221;</li><li>Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri 2018- &#8220;Yılın Kadın Oyuncusu&#8221;  </li></ul>



<h2 class="wp-block-heading">Sevgili Arsız Ölüm Dirmit ile İlgili İzlenimlerim&#8230;   </h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="855" height="480" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1.jpg" alt="Sevgili Arsız Ölüm Dirmit" class="wp-image-9531" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1.jpg 855w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1-300x168.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1-768x431.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1-480x269.jpg 480w" sizes="(max-width: 855px) 100vw, 855px" /></figure>



<p>Yazının ilerleyen seyrinde<em> Sevgili Arsız Ölüm Dirmit </em>hakkında ufak tefek tat kaçırıcı detaylar mevcuttur.  </p>



<p>Azıcık dekor, azıcık ışık, güzel bir senaryo ve iyi oyunculukla birleştiğinde böyle <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/uc-maymun-sokratesin-planli-olumu" target="_blank" rel="noreferrer noopener">oyun</a>lar izleme şansı buluyoruz. Dirmit köyünü özler ve hayallerinde yola koyulur. Kendi ağzından hayat hikâyesini bir tulumbaya anlattığı sıcacık bir hikâye tadında akışı. </p>



<p>Baştan söyleyelim sonra araya kaynamasın, salonda bir görme engelli birey vardı. Sanırım görme engelli bireyler için mükemmel bir monolog. Bir şahsi parantez açayım; siz siz olun benim gibi öküzlük yapmayın diye anlatıyorum. Sağ taraftan gelen konuşma sesleri yüzünden ofladım pufladım. Yani kardeşim kimi resim çeker, kimi konuşur. Bunlar tiyatroya da izleyiciye de çok zarar verir ve dolayısı ile çok sinirlendim. &nbsp; </p>



<p>Finalin akabinde hemen ayağa kalktım ve ışıklarla birlikte muhtemel ses kaynağı olarak düşündüğüm çifte ters ters baktım (ağzımı oynatarak söyleniyordum da). Sonra bir an kafamda şimşekler çaktı, engelli bireyin yanındaki arkadaşı koluna girmiş ona bir şeyler anlatıyordu. Sanırım oyun esnasında da <em>Sevgili Arsız Ölüm Dirmit </em>hakkında tariflemeler yapıyordu. Kuvvetle muhtemel benim farkıma bile varmadılar. Yani anlayacağınız içten içe kaş yaparken göz çıkardım, siz yapmayın! </p>



<h2 class="wp-block-heading">Senaryo-Uyarlama   </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1-1-1024x682.jpg" alt="Sevgili Arsız Ölüm Dirmit " class="wp-image-9543" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1-1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgili-Arsiz-Olum-Dirmit-1-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><em>Sevgili Arsız Ölüm Dimrit</em>&#8216;in uyarlandığı kitabı sonrasında okudum. İnanılmaz bir bakış açısı ile gerçeklerin bu kadar hızlı ve akıcı anlatılması beni çok etkiledi. Tiyatro uyarlaması; koca bir okyanusun içinde bulunan bir adanın ortasındaki tatlı su gölü gibi. Maşallah, Latife Tekin bir yazmış pir yazmış ki sormayın. İnanın kitabı okuyan olursa şunu görecek ki bir sayfa geçtiğinizde onlarca olay yaşanıyor, kitap hızlı akıyor. Sayfa sonlarında başını unutabilirsiniz. </p>



<p>Çok doğru kısımları, seçilmiş çıkarılmış ve tiyatroda bizlere sunulmuş. Fazlasıyla tatlı eklentiler yapılmış. Bu vesile ile hem oyunculuğunu çok beğendiğim hem de uyarlama kısmında büyük etkisi olan Nezaket Erden&#8217;i bir kez daha tebrik ediyorum. Vurguları, ses tonu, ağlamaklı oluşu, tiplemeleri ve daha nicesi. Tüm karakterleri harika bir şekilde taklit ve benzetmelerle canlandırıyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Dekor, Işık, Kostüm  </h2>



<p>Azıcık dekor dedik ya dekorda bir tanecik saksı çiçeği (namıdiğer kepçe) mevcut. Kalanı kara tahta gibi bomboş bir sahne. Tabii kara tahta gibi üzerine çok şey yazılıyor, çok şey gösteriyor. Kepçe hayli hisli ve daha önce belirttiğimiz gibi alıngan. Dirmit‘in dokunduğu her şeyi yepyeni bir hikâyeye çevirmesinin ürünü. Arada gözlerinizi kapatıp dinlerseniz, tulumbayı, köpek karını ve daha nicesini fazlası ile hayal edebilirsiniz. </p>



<p>Azıcıkta ışık demiştik; sadece oyuncuya odaklı ve tek bir sahnede renk değiştiriyor. Genellikle sabit bir ışık mevcut. Yani ben bu halini çok beğendim, ama olurda bu güzel oyun için olumluya gidebilecek ne var derseniz, biraz daha dekor ve ışık iyi olabilir belki. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Dirmit- Dirmit(imiz) </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/sevgiliarsizolumdirmit.jpg" alt="sevgili arsiz ölüm dirmit" class="wp-image-9537" width="839" height="547" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sevgiliarsizolumdirmit.jpg 702w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sevgiliarsizolumdirmit-300x196.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sevgiliarsizolumdirmit-480x313.jpg 480w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Sıcaklık, ah o içinizi buruk bir şekilde dolduran sıcaklık aslında Dirmit(imiz)’in direkt kendisinden gelecek. Kahramanımız çiçeklerle, böceklerle, rüzgârla, denizle ve hatta tulumba ile konuşuyor. Zaten tiyatro; ne zaman sonra siyah nokta oyunu sayesinde göreceği tulumbaya içini dökmesi üzerine kurulmuş. Dirmit yatmadan önce dualarını okuyor, dua okuduğuna alacağın olsun diye sitemini ediyor ve öyle yola düşüyor. </p>



<p>Aslında Dirmit(imiz)&#8217;in her şeyi hayal dünyası, kalan ne varsa elinden almışlar. Ama bir kuşu Tropik bir ormandan koparıp kafese tıkabilen insanlar, hayal gücünün ürünü ötüşünü kafesin içine kapatamıyorlar. Kahramanımızda tüm kafeslere rağmen uçup gidiyor gökyüzüne ve güzelliğini sizlere de gösteriyor<em>.  </em></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Kabukları kaldırayım deme, derin yaralar açarsın. </em></p></blockquote>



<p>Sizleri önceden uyarayım, birazcık yüreğiniz varsa sıcacık bir gülümsemeyle izlerken tatlı sert yemiş olduğunuz darbelerle sersemleyeceksiniz. Tüyleriniz birden çok kez diken diken olacak ve Dirmit(imiz) hiç susmasın isteyeceksiniz. Şunu da eklemeden bitirmeyelim, “Kardeşim ben para verdim, gülmem eğlenmem lazım. Malum geldik temaşa memeşe, kültür olsun dedik. Ama para verdik yahu.” diyenlere müjde! Güleceksiniz bol bol&#8230; Dirmit(imiz)&#8217;in her saflığı size komik gelecek. Malum, biliyorum ki toplumca saflığımızı kaybedeli ve enayi yerine koyup dalga geçeli çok oldu&#8230; </p>



<h2 class="wp-block-heading">Hayalperest Kardeşlik </h2>



<p>Bir benzetme yapalım şu noktada, Sıdıka dizisini birçoğumuz hatırlayacaktır. Televizyonun; henüz Iggy Pop ve Goran Bregovic in “TV Screen” şarkısında dediği gibi, henüz insanları küçücük, kendini dev ekran haline getirmeden önceki zamanlardı o zamanlar. İşte ben o zamanlarda izlemiş olduğum Sıdıka karakterini çokça andım. Durdurulamaz bir canlının üstüne bir kap kapatmışlar, hadi sığ bakalım buna demişler anlayacağınız.  </p>



<p>Sıdıka’nın bir abisi varken, Dirmit(imiz)’in iki çok sığ ve çokça hayatın sillesini yemiş abisi ve bir erkek kardeşi var. Sırası ile onun (malum kadın, yani dişi, yani erkeğin kaburgasından yaratılmış, yani erkeğe hizmet için yaratılmış, yani ayıplı, yani günahkar, yani …..) terbiyesini üstlerine alırken, siz bir ihtimal rahatsız olabilirsiniz. Sıdıka gibi o da safça sorularla buna rağmen konuşmaya devam edecek. </p>



<h4 class="wp-block-heading">Âşık olduğunda kış boyu herkes üşüyecek, bir tek o üşümeyecek&#8230;  </h4>



<p>Yaptığı her işte aynen böyle aşırı tutkulu ve yeni yetme kişisel gelişimcilerin “Takıntılı” diyebileceği bir karakter. Şimdi burada madem yeri geldi, söylemeden geçemeyeceğim; tutkunun size zarar vereceğini anlatan ahmaklara inanmayın! Hatta burada doyamayacak ve duramayacağım söze girmişken; tutkuyla yaşayın kardeşim. &nbsp; </p>



<p>Yaptığınız her ama her şeyi tutku ile yapın! Güzel bir gün batımına tutku ile bakın, hemen orayı çevirip otel yapabileceğinizi düşünmeksizin&#8230;Ve güzel bir kadına tutku ile bakın, ona tecavüz edebilme hakkını kendinizde görmeksizin&#8230; Güzel bir çiçeğe tutku ile bakın, yerinde güzel olduğunu bilerek ve onu koparıp sırf gözünüz görsün diye ölmesini izleme hakkınız olmaksızın&#8230; İyisi mi, burada bırakalım. Yoksa duramayacağız. Başını unutanlar için, malum fena unutkanız, tutkuya tutkulu bir karakter. </p>



<p>Bazı büyük adam ve kadınlara sorsak eğer, “Sevgi nedir?”, “Düşünmek nedir?”, “Felsefe, hikâye, şiir nedir?” diye; biliyoruz ki süslü kelimelerle bir sürü şey zırvalayacaklar. Dirmit(imiz) şiir nedir sorusuna çok güzel bir yanıt veriyor:  </p>



<h4 class="wp-block-heading">“Sözcükleri yüreğime koydum, titreteni kâğıda koydum, titretmeyeni attım gitti.”  </h4>



<p>Tüm insanlık dünyaya bu kadar yalın gözlerle bakabilse, her şey nasıl olurdu acaba? Tanrıya bakış açısı da yeterince basit tabii ki. Annesi, “Öbür dünyada ben sorguya nasıl katlanırım?” dediğinde, kısaca şunu söyleyecek:  </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“Aman. Korkacak ne var bunda. Sen yazdın, ben okudum ve yaşadım. Nereden çıktı şimdi bu sorgu dersin.” </p></blockquote>



<p>Yukarıda çokça hissedileceği üzere ben böyle oyunlara bayılıyorum. Para verdik güleceğiz hevesinde olan seyirciye uzun uzun istediğini verip, sonunda acısıyla ne oldu şimdi dedirten bir hal alıyorlar. Sevimli başlangıç, güldüren gelişme ve katil son bölüm, duygu katili bir trajedi. Akılda kalıcı ses tonuyla &#8220;Durur muyum? Durmadım.”, &#8220;Bir güzel&#8221;, &#8220;Bir iyi&#8221; gibi sözler hatırı sayılır yer edinecek zihninizde. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Nezaket Erden ile Söyleyişi  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="595" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/Zoom-Gorusmesi-1024x595.png" alt="nezaket erden" class="wp-image-9541" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Zoom-Gorusmesi-1024x595.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Zoom-Gorusmesi-300x174.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Zoom-Gorusmesi-768x446.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Zoom-Gorusmesi-480x279.png 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Zoom-Gorusmesi.png 1509w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Nezaket Erden&#8217;e beni kırmadığı ve yoğun temposunda bu kısa söyleşide yer aldığı için ayrıca çok teşekkür ederim. Karşılıklı sohbetimizden bir kesiti aşağıda sizlere sunuyorum: </p>



<p><strong>Soru:</strong> <strong>Çok yönlü bir hikâye ve özellikle romanın kendisi bir derya deniz. Bu kadar büyük bir hikâyenin içinden tiyatroya uyarlayarak bir özet çıkarmanızın sizler için zorlayıcı yanları neler oldu? </strong></p>



<p><strong>Nezaket Erden:</strong> En zor kısmı o büyük hikâyeden elemeler yapmak oldu. Köy kısmı-şehir kısmı var, köy kısmından kısmen vazgeçmek çok zorlayıcı oldu. Romanının bütününü anlatmak çok kolay olmayacaktı, bir bağlam bulduk ve aslında Dirmit köyü çok özlüyor. Böylece, Dirmit ‘in üzerinden gitmiş olduk. Kararı verdikten sonra çok rahatladık. Zamanla çalışmaya başladık ve çok sevdiğimiz bir hikâye içinden elemek çok zorlayıcı oldu. Daha on tane oyun çıkabilir romandan. Aslında biraz seçtikleriniz ve vazgeçtikleriniz belirliyor. En zor kısmı vazgeçtiklerimiz oldu. </p>



<h4 class="wp-block-heading">Soru: Röportajlarınızdan izlediğim kadarı ile Dirmit size kendi hayatınızda da destek olmuş ve kendinizden birçok parça barındırıyor. Dirmit ile aranızdaki bağlantı nasıl oluştu? </h4>



<p><strong>Nezaket Erden:</strong> Romanda Dirmit karakteri ile bağlantı kurabilmem en başta köyle bir bağlantım olmasından kaynaklanıyordu. Çocukluğum ve sonrasında yazlarım köyde geçti. Romanın köyde başlaması; çok yakından bağ kurabildiğim bir dili olmasını sağladı. Masalsı bir karakter. Tabii kendisine hiç acımıyor ve bitmek tükenmek bilmeyen bir direnme gücü mevcut. Tıpkı bir süper kahraman gibi. Bu hali ile ilham ve bir çeşit direnme gücü verdi bana. O yüzden bunu paylaşmak istedim. Sonrasında Emre dâhil oldu ve uyarlamaya başladık. Zorlayıcı oldu ama bu bağ kolaylaştırıcı oldu. </p>



<p><strong>Soru: </strong>Dirmit aşırı tutkulu ve takıntılı denebilecek kadar bağlanıyor yaptıklarına. Siz bu saplantılı/tutkulu hayat yapısı ile ilgili neler düşünüyorsunuz? Günümüz toplumu tutkuya bu kadar karşı iken tutkulu bir karakterle ilgili neler düşünüyorsunuz? </p>



<p><strong>Nezaket Erden:</strong> Çok tutkulu, yaşama sevinci ile dolu bir karakter. Tutku ile bağlanıyor fakat yasaklandığında başka bir şeye çevirip ona da bağlanabiliyor. Durdurulamaz bir yaşam sevinci var. Hayata tutku ile bağlanabilmesi, önüne çıkan hiçbir engeli kabul etmemesi ve yasaklandığı an yeni bir şeye tutku ile bağlanması beni hayran bırakan bir hal. Kapanmayıp, küsmeyip yeniden başka bir şeye çevirebiliyor. </p>



<h4 class="wp-block-heading">Soru<strong>: </strong>Belki sizde hatırlarsınız, zamanında televizyonda Sıdıka diye bir karakter vardı ve bu karaktere bazı benzerlikler görmüş oldum oyunda. Siz oynarken ya da uyarlarken etkilendiniz mi Sıdıka&#8217;dan? </h4>



<p><strong>Nezaket Erden:</strong> Dürüst olmam gerekirse, çalışırken hiç aklıma gelmedi. Sonrasında izleyen biri söyledi ve çok benzettim akabinde. Aslında Türkiye&#8217;de büyüyen çoğu kadın ve erkek benzer baskıları hissediyor. Belki yaratılan iki dünyanın mizahı ve zekâları biraz benziyor. Arada yine de büyük bir fark var. <em>Ama aradaki kız kardeşlik çok güzel bir şey bence; Dirmit ile Sıdıka&#8217;nın.</em> </p>



<p><strong>Soru: </strong>Dirmit karakteri dünyaya çok yalın bakıyor, fakat modern topluma çok hayalperest ve zor gelen bir bakış açısı bu. Şiire ve annesine Tanrı&#8217;yı anlatırken bu şekilde. Sizin fikirleriniz nedir bu yalınlıkla ilgili? </p>



<p><strong>Nezaket Erden:</strong> O yalınlık sanki biraz çocuksulukla geliyor. Meseleleri de bu şekilde değerlendiriyor ve sanırım gücü de buradan geliyor. Doğayla ve her şeyle doğrudan ilişki kuruyor. Onlarla ayrı şeyler gibi değil, dünyayla bir olan bir hali var. Her şeyin içinden geçiyor, her şey onun içinden geçiyor. Dışarısında değil hiçbir şeyin. </p>



<h4 class="wp-block-heading">Soru<strong>: </strong>Işık, dekor ve kıyafetler çok minimal. Dekor çok sade, yalnızca bir çiçekten ibaret. Özellikle bu kadar basit olması oyunun kendisine ciddi anlamda zorluk getiriyor sanıyorum. Özellikle bu kadar basit bir dekoru seçmenizin sebebi nedir? Mesela, sahneye bir tulumba koymamanızın bir sebebi var mı? </h4>



<p><strong>Nezaket Erden:</strong> Biz hikâyeyi, Dirmit ‘in uyuyamadığı bir gece köye hayali yolculuğu olarak kurguladıktan sonra başka hiçbir şeye gerek duymadık. Çünkü o büyülü olanı vurgulamak için sadece gerçek tek bir şeyi, eve ve gerçekliğe seyirciyi bağlayan saksı var olsun istedik. Seyircinin hayal edeceği bir alan açmak istedik.  Tulumba olsaydı, gerçek olacağı için onu zedeler diye düşündük. Bu sebeple genelde sade tercihler yaptık. Ayrıca, o sıralarda üretirken maddi olarak belki çok fazla imkâna sahip olmadığımız için büyük dekorlar kurmak yerine bu şekilde hayal kurmaya meyilliydik. Bunun yeterli olacağını düşündük ve sanırım yeterli de oldu. Seyirci bu şekilde Dirmit ‘in hayaline daha çok ortak oldu. </p>



<p> <strong>Soru: </strong>Oyunu ilk sahnelemede ciddi bir hikâye mevcut. Latife hanım ile görüşmüş ve uzun süreli emek harcamışsınız. Büyük bir heyecanla başlamış, önce defalarca kez ücretsiz oynamışsınız oyunu. Şimdi bakınca bugün <em>Sevgili Arsız Ölüm Dirmit</em> çok farklı bir noktaya ve aşamaya gelmiş. Latife Tekin ile bundan sonrası için bir planınız var mı? </p>



<p><strong>Nezaket Erden:</strong> Latife Tekin izin verdiği andan itibaren hep destekledi bizi. Aramızda çok güzel bir ilişki var. Gayet memnun oyunun gidişatından. İkinci romanı <em>Berci Kristin Çöp Masalları’</em>nı pandemi öncesinde çalışmaya başlamıştık. Pandemi sebebi ile rafa kaldırmıştık projeyi, ama şimdi tekrar gündemimizde. Onun takvimini belirlemeye çalışıyoruz. </p>



<h4 class="wp-block-heading">Soru<strong>: </strong>Oyunu Çatak köyünde ve birkaç farklı köyde oynadınız. Bu güzel adetler eski tiyatrocularda vardı ve çok severdik. Bunun devamını getirmeyi düşünüyor musunuz? Bir turneye çıkıp, örneğin köy okullarına ve durumu olmayanlara oynama planınız var mı? Eski tiyatrocuları örnek alarak böyle bir yol izleme planınız var mı? </h4>



<p><strong>Nezaket Erden: </strong>Bu bizim hayallerimizden biriydi. Üç köye gittik o dönemde. Gerçekten çok zor, teknik imkânları ve insanların izlemesini sağlamak. Böyle bir alışkanlıkları yok, 90 dakika boyunca izletmek hiç kolay değil. Bu sebeple belki bir düzenleme yapmak gerektiğine karar verdik. Belki oyun öncesi biraz oyundan bahsetmek iyi olabilir. Sahnede oyun oynamaktan çok farklı. Bu gerçeği fark edip hareket etmek lazım. Araya pandemi girdi ayrıca. Ücretsiz yapıyoruz ve maddi bir kazancımız yok. İleride belki bir fon sağlayarak, gerçekçi bir şekilde tekrar yapmak istiyoruz. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Kapanış&#8230; </h2>



<p>Süper kahramanımız Dirmit. Sıcacık, saflığı kadar beyaz ve yüreği kadar tüylü bu tavşanın (Ralph, buralarda mısın dostum?) içinden şapka çıkıyor. Tabii ki şapka, dünyayı içine sığdırmayı başarmış. Gördükçe mest oluyorsunuz. İçiniz cız edip, hani derler ya böyle sıcacık bir şey akıyor gidiyor yüreğinizden.  </p>



<p>Arsızlığı var çokça, burada bahsetmedik. Ailesini anlatmaya ise hiç sıra gelmedi. Annesi, babası, abileri ve çevresi apayrı bir hikâye. Artık bu aşamada gidin izleyiverin ve de okuyuverin canım. Unutmadan; Dirmit TDK ’ya göre “erken olgunlaşan bir çeşit siyah üzüm” anlamına gelmekte. </p>



<p>Ah şu toplum baskısı, neler yapmış harika yüreklere, nerelere sürüklemiş güzel hayalperestleri. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kadin" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Kadın </a>üzerinde özellikle ne iğrenç bir hal yaratmış, annesi bile kızlığını kontrol eder olmuş kendi kızının. Ahlakını abilerine emanet eder olmuş. Arkadaşlar ben tiyatroyu bu yüzden seviyorum işte, toplumun derinine ve acılarına inmek gibi bir huyu (belki de misyonu) var. &nbsp; </p>



<p>Bunu yaparken sizlerin yüzündeki gülüş, içten pazarlıklı bir mutluluk halini alıyor. Pekâlâ, demem o ki bunun gibi oyunlar sayesinde bırakın TV’yi ve koşarak tiyatroya gidin derim (İggy ve Goran abilere selamlarla).  </p>



<p>Bu güzel oyunun devam etmesini dilerim. Kırın gönlünüzün zincirlerini, siz kırmasanız 90 dakikalığına Dirmit(imiz) kıracak! Isıtırken yürek parçalayacak bir çığlığa koşun! Oyunun verdiği tüm güzel mesajlara istinaden, Nazım Hikmet’in sözleri ile bitirelim: &nbsp; </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>“Tiyatro aşka benzer. İnsanı hazin hazin ağlatır. Ama verdiği acının gücünde bir başka tat bulunur. Tiyatro evrene benzer. İnsanı doya doya güldürür. Ama yansıttığı tuhaflıklar, gülerken ağlamak için istekler doğurur.”</em></p></blockquote>



<h2 class="wp-block-heading">Kaynakça </h2>



<ul class="wp-block-list"><li>Latife Tekin, Sevgili Arsız Ölüm, Can Yayınları, 2018.</li><li>https://kelimeler.gen.tr/dirmit-nedir-ne-demek-93064</li><li>https://tr.wikipedia.org/wiki/S%C4%B1d%C4%B1ka_(dizi)</li><li>https://www.youtube.com/watch?v=yA9Yd9Vda2w&amp;ab_channel=KervanPlak%C3%A7%C4%B1l%C4%B1kKaset%C3%A7ilik</li><li>https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1r_G%C3%B6nl%C3%BCn%C3%BCn_Zincirini</li><li>https://www.youtube.com/watch?v=k-wOTn8GPaU&amp;ab_channel=TiyatroHemh%C3%A2l</li></ul>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sevgili-arsiz-olum-dirmit-tavsandaki-sapka/">Sevgili Arsız Ölüm Dirmit: Tavşandaki Şapka</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/sevgili-arsiz-olum-dirmit-tavsandaki-sapka/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanatta Hak Meselesi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/sanatta-hak-meselesi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/sanatta-hak-meselesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurşen Uyar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanattahakmeselesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=9467</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanatta hak meselesini masaya yatırıyoruz bu yazıda... Sizleri de "sanatta hak meselesi" hakkında beyin fırtınası yapmaya davet ediyoruz... Keyifli Okumalar!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sanatta-hak-meselesi/">Sanatta Hak Meselesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sanatta Hak Meselesi başlıklı yazım sizlerle. Kullanılmasına izin verilmeyen haklar, sanatçı kimliklerinin silinmesi karşısında en büyük tehdit. Bu yüzden yeni yazımda anayasal düzlemde sanatçıların maruz kaldığı sorunları ve ihlalleri inceliyorum.  </p>



<h2 class="wp-block-heading">Sanatta Hak Meselesi &#8211; Yakın Bakış </h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>“Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.”</em> (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 64. Madde)</p></blockquote>



<p>Anayasada ne kadar güzel cümleler yer alıyor, farkındasınız değil mi? Kağıt üzerinde kelimeleri yan yana dizmenin, bulunduğumuz ülkede -kağıdın vasfı fark etmeksizin- bir anlamı yok. Yani bizim tarafımızla ilgili olanların yok. Karar alıcıları tatmin eden cümlelerden de zaten bahsetmeye gerek yok. </p>



<p>Sürekli mücadeleyle geçen günlerin ardı arkası kesilmezken kendimi -devletle- toksik bir ilişkinin içindeymiş gibi hissediyorum. Yakın arkadaşlarınızın “<em>Ayrıl artık, bu ilişki sana yaramıyor.” </em>dedikleri türden rezil bir ilişki söz konusu. Görüyorum da işte, ayrılamıyorum… Sizin ayrılamadığınız gibi. Ayrılmanız gereken tüm imkanlar elinizden alındığı için ayrılamamaktan bahsediyorum. Romantizmden değil. </p>



<p>Sanatta hak meselesi her zaman sorunlar yaratan bir mesele oldu. Meselenin kaynağı, hakkın kendisi değil anayasal düzlemde uygulamanın pasif kalması. Dolayısıyla sanatçının çıkıp değil detaylardan bahsetmesi, telif demesine dahi çoğu zaman izin verilmiyor.  </p>



<p>Tahmin edebileceğiniz gibi konu sadece para/sermaye de değil. Konu sanatçının kendi emeğini kendi adına üstlenebilmesi, üretebilmesi, yakasından düşülmesi. Sanatın ve Sanatçının Korunması Maddesi, anayasada şaka gibi kalan maddelerden sadece biri. </p>



<p>Sanatçının ilk satışta aldığı payın büyük bir sınırlamaya tabi tutulması, tekrar satışlarda hakkı olan payı alamaması gibi durumlar söz konusu. Tekrar satışlardan elde edilen gelirde sanatçıların alması gereken “hak” payları var. Bu paylar bilinmesine rağmen çoğu galeri/müze/aracı konu açıldığında ölüm sessizliğine gömülüyor. Sanatçının hakkını araması için biçilen süre ve yöntemlerinse sınırsız bir belirsizlik içermesi mahkemelere boş dilekçeler verilmesine neden oluyor. </p>



<p>Şimdi durum böyleyken, gelip de “<em>resmimde maviyi kullandım.</em> Ç<em>ünkü bu renk bana sonsuz huzuru anımsatıyor” </em>diye açıklama yapanları da izninizle şuradan iteliyorum. Konu renge hangi anlamın, biçime hangi özelliğin yüklendiği olmadı hiçbir zaman. Konu hep, haktı. Çoğu sanatçı da isim yapmak uğruna -özellikle- genç sanatçılara büyük bir dehliz bıraktı. Çık şimdi çıkabilirsen. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-hak-ortusu-derinden-geliyor">Hak Örtüsü, Derinden Geliyor!   </h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="561" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/justitia-2597016_960_720.jpg" alt="sanatta hak meselesi" class="wp-image-9471" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/justitia-2597016_960_720.jpg 960w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/justitia-2597016_960_720-300x175.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/justitia-2597016_960_720-768x449.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/justitia-2597016_960_720-480x281.jpg 480w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>“Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.”</em> <em>(Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 64. Madde)</em></p></blockquote>



<p>Anayasada ne kadar yalnız cümleler yer alıyor, farkındasınız değil mi? Tıpkı <em>Madde 58 </em>ile gençlerin sadece spor ve alkolden ibaretmiş gibi gösterilerek yalnızlaştırılmaları gibi. Aynı zamanda, tıpkı genç bireylerin (birey olan gençlerin, genç olan bireylerin, bireyler, genç = birey) yok sayılması, yurttaş olarak kabul edilmemesi gibi. Tıpkı, gençlerin kültürel ve sanatsal aktivitelerinin sürekli olarak yasaklara maruz kalması ve ona rağmen anayasada hala Madde 64’ün yer alması gibi. Vitrin. </p>



<p>Anayasayı (sunulan haklarımızı) indirip içerisinde “sanat” kelimesini aratırsanız 12 sonuç ile karşılaşacaksınız. Bu 12, sonucun 7’si Madde 64’e yedirilmiş. 3 Tanesi <em>esnaf ve sanatkarlar </em>maddesinde, kalan 2 tanesi ise birazdan değineceğim <em>Bilim ve Sanat Hürriyeti</em> maddesinde yer alıyor. </p>



<p>Anayasada “genç” kelimesini arattığınızda nicelik olarak daha vahim bir durum ile karşılaşıyoruz. Sadece 5 sonuç çıkıyor. Bu 5 sonucun 4’ü, <em>Madde 58</em>’in içinde bulunuyor. Gençlerin korunması, “onlar için” tedbir alınması gereken insanlarmış gibi verilen cümleler… Son genç kelimesi ise Geçici Madde 2’de yer alıyor. Ayrıca cümlede Diyanet İşleri de yer alıyor. Hadi bakalım, aman aman. </p>



<p>Fakat biliyoruz ki anayasada bu kelimeler isterler ise 5 katı kadar yer alsın. Mevcut düzende parantez olmaktan, yok sayılmaktan öteye gidilmeyecektir. Yani değişmesi gereken şey nicelik değil niteliktir. Hal böyleyken genç sanatçıların haklarından bahsetmek, görünürlükleri için çalışmak, yaratmaları için alan açmak daha zor oluyor. Sansürlenen resimler, iptal edilen sergiler, kataloglardan çıkarılan sanatçılar… Bunların hepsi pembe bulutların ardında kalan capcanlı örnekler. </p>



<p>İsim yapmış ve çok kazandırmış olan sanatçılar dünyanın her yerinde avukat ordularıyla korunuyor. Hak işlesin işlemesin, sanatçının korunması noktasında mesele yine sermayeye geliyor. Ciddiye alınmayan ve sürekli yıldırma politikaları ve ihlaller ile karşılaşanlar da genç sanatçılar oluyor. Bu bizi harekete geçmeye değil, harekette kalmaya itmeli. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Sanatçının Maddi Hakkını Alması  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="726" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/sanatta-hak-meselesi-1024x726.jpg" alt="sanatta hak meselesi" class="wp-image-9469" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sanatta-hak-meselesi-1024x726.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sanatta-hak-meselesi-300x213.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sanatta-hak-meselesi-768x544.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sanatta-hak-meselesi-480x340.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sanatta-hak-meselesi.jpg 1400w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>“Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.”</em> <em>(Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 64. Madde)</em></p></blockquote>



<p>Anayasadaki maddelerin bir karşılığı yok, farkındasınız değil mi? Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile çerçevelendirilen tüm haklar, aracıların sanatçılara yönelik hazırladıkları diğer sözleşmeler ile yok sayılıyor. Bir <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sanat" target="_blank" rel="noreferrer noopener">sanat</a> galerisi tarafından, sanatçı için hazırlanan pay &amp; hak sözleşmesini gördünüz mü hiç? Ya da genç sanatçılara destek adı altında duyurulan karma sergi desteğinde, genç sanatçılardan fahiş fiyatlar istendiğini duydunuz mu? Aklınız karışmasın doğru anladınız. </p>



<p><a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/locus-solus-dilin-otesindeki-mekan" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Sergi </a>desteğiyle bahsedilen faaliyet, genç sanatçıya tek bir eserini yerleştireceği duvar ya da kaide verilmesi. Bunun için de gencin görünürlüğüne destek diyerek yüksek fiyatlar ile kiralama yapılıyor. Bu kiralama sadece görünürlük sağlamak için. Eğer ki bu karma sergi kapsamında, genç sanatçının eseri satın alınır ise haklar sanatçıya değil. Galeriye/aracıya ait. Süslü kelimeler ile havalı şekillerde anlattıkları genç sanatçı karma destek çalışmalarının arkası bu şekilde. </p>



<p>Yardım/destek adı altında eserin temsil, mali, işleme, çoğaltma ve yayma haklarında da böylelikle sanatçıdan tereyağından kıl çeker gibi alınıyor. Doğrudan sanatçının belirlediği fiyatın ödemesini yapıp eseri satın alan aracı/galerilerden, pay odaklı olanlara kadar çoğunda durum böyle. Bu durum sadece Türkiye için değil birçok farklı ülke için de söz konusu. Örnekleri çok sık görülen galeri/oda kiralama ve eser satışı gibi unsurları iyileştirmek adına hak odaklı çalışmalar yapılsa da bunların sayısı oldukça yetersiz. </p>



<p>Bu sebep ile de sanatçı haklarının iyileştirilmesi, iyileştirilemiyorsa en gerçek haliyle kullanılmaya başlanması çok önemli. Ancak bu da söz konusu olmadığında geriye aktivizme sarılmak ve hareketi bırakmamaktan başka seçenek kalmıyor. Güç kazanırken her seferinde ateşi yeniden bulmadan, mevcut aktivist sanatçılarla iletişime geçilmesi ve destek mekanizması yaratılması da yine değerli unsurlardan biri. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Sanatta Hak Meselesi-Kültür Kısıtlamaları </h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>“Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.”</em> <em>(Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 64. Madde)</em></p></blockquote>



<p>Bu maddeyi her geçen gün, her an hatırlatmaktan vazgeçmememiz gerekiyor. Sanatçıların ve sanatın korunması gereken noktada karşılaşılan kısıtlamalar, özgürlüğün ömrünü kısaltıyor. Türkiye’de özgürlüğün dahi yaşlanması, dikkatli bakarsan çok şey görmemizi sağlar. Sanat ve kültür alanında yapılan kısıtlama ve müdahaleler, üretimin sadece sayısını değil kalitesini de düşürüyor. </p>



<p>Yanlı/yancı olarak nitelendirilen ya da sadece seçilmiş bir kitlenin kültür-sanat fonlarından yararlanması bu konuda önemli bir örnek. Sadece fon noktasında değil. Aynı zamanda alan açılması ve faaliyete geçilmesi gibi aşamalarda da yine aynı tarafcılıkla karşılaşılıyor. Bu durumlar ise üretimin tek bir düşünce/fikir odağında gerçekleşmesine neden oluyor. </p>



<p>Dolayısıyla özerk ve özgün kalması gereken asıl alan tekdüzeleşirken, yaratıcılık ve özgürlük gibi kavramlar da yaşlanmaya başlıyor. Müzik yasağının temel ve kabul edilebilir bir dayanağının olmaması da bu konunun en net ve güncel örneklerinden biri. Sanatçı hali hazırda temel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayamayacak bir duruma indirilirken, kalan her şey basitleştiriliyor. </p>



<p>Sanatçıların sadece temsil, üretme ve diğer haklarla kısıtlanmaması gerekiyor. Sosyal güvenlik haklarının da sürece dahil edilmesi önemli. Ancak hiçbiri gerçekleşmiyor. Hak ettikleri payı dahi alamıyorlarken sosyal güvenlik hakkına gelmemize daha çok yol var. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Aktivist Sanatçıların Desteklenmesi </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/sanatta-hak-meselesi-1-1024x768.jpg" alt="sanatta hak meselesi" class="wp-image-9470" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sanatta-hak-meselesi-1-1024x768.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sanatta-hak-meselesi-1-300x225.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sanatta-hak-meselesi-1-768x576.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sanatta-hak-meselesi-1-480x360.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/sanatta-hak-meselesi-1.jpg 1399w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>“Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.”</em> <em>(Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 64. Madde)</em></p></blockquote>



<p>Madde 64’ü akılda tutmak sadece bugün değil yarın için de önemli. Aktivizmi; başkaldırı, ses çıkarma ve sorgulama gibi kelimelerle özetleyebilirim. Hak odağında hazırlanan sergiler, sözleşme düzenlemeleri ve tartışma alanlarının açılmasıyla devam etmeli. Öncelikle sorunun ne olduğunu aktarmak -ki bu noktada bilinçlendirme oluyor- ardından hareketi desteklemek de mümkün. Günümüzde birçok sektörel sorun için tartışma alanları açılmaya çalışılıyor. Günün sonunda bu tartışmaya katılan kişiler sadece, o ana dek bilinen tüm gerçekleri tekrarlamanın ötesine geçemiyor. </p>



<p>Sorunun çözümüne odaklanıldığında, alandaki kişi sayısının azalması ve süreçte en çok söz alanların, çözümde pasifleşmesi de bu yüzden. İşin içine girmek, köşede sorunun altını çizmekten ibaret olmamalı. Aktivist sanatçıların önemi özellikle bu perspektif ile birleştiğinde daha da anlam kazanıyor. Sadece köşeden bakmak değil, içine girmek, dahil olmak, üretmek ve desteklemek de aktivizmin parçası. </p>



<p>Dünyaca ün kazanmış aktivist sanatçıların yanı sıra yerelde çalışmalar yapan genç isimler de göz ardı edilmemeli. Sanatın her alanında olduğu gibi aktivizm ekseninde de sadece popülerliğe odaklanmamak gerek. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>“Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.”</em><strong> (</strong>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 27. Madde)</p></blockquote>



<p>Sevgilerimle.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sanatta-hak-meselesi/">Sanatta Hak Meselesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/sanatta-hak-meselesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
