Liste

Sinema Karakterleri: Beyaz Perdenin En Yalnız 5 Karakteri

Sinema karakterleri kendi içinde mutlu, hüzünlü, kaygılı gibi pek çok şekilde ayrılabilmekte. Bu yazıda ise beyaz perdenin en yalnız karakterileri arasından bir derleme yaptık.

Bilindiği gibi, yalnızlık gündelik yaşamda her ne kadar tek başınalık ile karıştırılsa da sinemada yalnızlık çok daha derin bir bağlamda karşımıza çıkar. Öyle ki bir insan kalabalıklar içindeyken de yalnız hissedebilir. Kendisini ait hissetmediğinde, arayıp sevdiği kişiye ulaşamadığında da etrafındaki insanlarla aynı “dili”, aynı dünyayı paylaşamadığını fark ettiğinde de…

İşte, sinema tarihi yalnızlığın türlü türlü hallerini taşıyan karakterlerle dolu. Kimisi şehirlerin kalabalığı içinde kendine yer bulamazken kimileri ise bir tercih sonucu yalnızlığı seçmiş gibi görünse de aslında yalnızlığın içinde sıkışmış kalmış durumdadır. Gelin, bu birbirinden farklı yalnızlık türünü yaşayan 5 sinema karakterine yakından bakalım!

Travis Bickle – Taxi Driver

sinema karakterleri Travis Bickle

1976 tarihli, Martin Scorsese imzalı unutulmaz film Taxi Driver‘ın Travis Bickle’ı listede yer almazsa olmaz sinema karakterlerinden. Hatta o beyaz perdenin en ikonik yalnız karakterlerden biri desem, yanlış olmaz.

Düşünsene, New York gecelerinde yüzlerce yolcu taşıyan, yüzlerce insanla karşılaşan ama bu insanlarla asla hiçbir bağ kuramayan bir karakterden söz ediyorum. Birçok insan gibi o da modern yaşamın kent yaşamını yakınlıktan ziyade yabancılaşmanın görünür hale geldiği bir yer olarak görüyor. Modern insanın dramını temsil eder aslında Bickle. Her gün dışarıda dolaşır. İnsanları gözlemler. Oradan oraya savrulur. Fakat gördüğü şey her gün giderek daha da kirlendiğini ve yozlaştığı gördüğü insanlardır.

Bu bakış açısı karakterimizi derin bir yalnızlığa çeker. Travis’in sorunu etrafında kimsenin olmamasından ziyade onun kimseyle iletişim kurmak istememesi ve insanlarla bağ kuramamasıdır. Bu haliyle sinema karakterleri arasında Travis Bickle kalabalıklar içindeki yalnızlığa güzel bir örnek teşkil eder.

Theodore Twombly – Her

Theodore Twombly

Sinema karakterleri arasında yalnızlığı iliklerine kadar hissettirenlerden bir diğeri Theodore. 2013 yapımı Her filminde tanıdık Theodore’u. Enteresandır ki kendi duygularını ifade etmekte zorlanan ama başkalarının duygularına aracı olan bir karakterdi kendisi.

Boşanma sürecinin ardından hırpalanmış yanıyla öne çıkan Theodore bir işletim sistemine aşık oluyor. Zaman içerisinde ise Samantha ile olan ilişkisi gayet insani bir noktaya evriliyor. Ki aslında film boyunca Theodore’un yalnız olmadığını görüyoruz. İş arkadaşları ve bir çevresi var. Fakat kendini olduğu gibi kabul edecek birine ihtiyaç duyan bir karakter o.

Bu nedenle de sinema tarihinde bağ kurma isteğinde olup bunu başaramamış olan bir yalnızlığı temsil ettiğini söyleyebilirim.


Joel Barish – Eternal Sunshine of the Spotless Mind

Aşk ve yalnızlık arasındaki ilişkinin farklı bir perspektiften izleyici ile buluştuğu Eternal Sunshine of the Spotless Mind ile tanıdığımız Barish sessiz ve yalnız bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Clementine isimli genç kadınla yaşadığı ilişkinin bitmesi üzerine, kadının hafızasını sildirdiğini öğrenince o da hafızasını sildirmek ister.

Joel’in yalnızlığı Bickle’a benzemez mesela. Çünkü dış dünyaya dönük bir yalnızlık değildir onunki. Daha çok içsel bir yalnızlık olarak görünür. Tabii Clementine ile yaşadığı ilişki ona iyi gelir. Fakat ayrıldıktan sonra tekrar içine düştüğü içsel yalnızlık korkutucu gelir ve bundan kaçmak için o da hafızasını sildirmek ister. Bu da bize insanın geçmişisinden kaçma isteğinin de yalnızlığını tetikleyebildiğini gösterir.

Sinema karakterleri arasında Joel’in yalnızlığı, kaybetmenin yalnızlığını temsil eder.


Amélie Poulain – Amélie

sinema karakterleri amelie

Sinema karakterleri içerisinde Amélie diğer karakterlere nazaran daha farklı bir yalnızlık örneği oluşturuyor. Hatırlayacak olursan Amélie başkalarının yaşamına mutluluk katmayı seven genç bir kadın. İnsanları mutlu etmek için küçük planlar yapar, hayatlarına müdahale eder.

Her ne kadar başkaları için gizli planlar yapsa da kendi hayatı için aynı başarıyı gösterdiğini söyleyemeyiz. Fakat belirtmek isterim ki onun yalnızlığı karanlık ya da yıkıcı bir forma sahip değil. Daha sempatik bir yalnızlığı vardır Amélie’nin. O, insanları uzaktan izlemekten ve gizlice müdahalelerde bulunmaktan hoşlanır.. Böylelikle kendi mutluluklarını erteler ve başkalarının hayatına yalnızca seyirci kalmanın yalnızlığını temsil eder.

Edward Scissorhands – Edward Scissorhands

Edward Scissorhands

Favori filmlerimden biri olan Edward Scissorhands Tim Burton imzalı unutulmaz filmlerden. Filme adını veren Edward yalnızlığı fiziksel farklılık ve toplumsal dışlanma üzerinden temsil eder.

Filmi izlediysen hatırlarsın ki,Edward parmakları keskin biçimde makas gibi olan yapay bir insan filmde. Aslında yalnızlık onun varoluşunun bir parçası diyebilirim. Çünkü insanlardan çok farklı bir görünüme ve varoluşa sahip. İlk başta insanlara çekici gelen bu durum zaman çerisinde karanlık yüzünü gösterir. Ne kadar idealize edilse de Edward insanların onu kabullenmesi hiç de kolay olmaz.

Bu nedenlerle Edward da olduğu yere kendini ait hissetmez. Farklı olmanın ve toplumsal dışlanmanın yalnızlığı yanında ait olamamanın yalnızlığını da yaşar. Dolayısıyla film karakterleri arasında yalnızlığı temsil eden özgün karakterlerden biri olarak karşımıza çıkar.

Yazıyı sonlandırırken, eğer seninde unutulmaz ya da favori yalnız karakterin varsa bizimle yorumlarda paylaşamayı unutma!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir