<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>netflixbelgesel arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/tag/netflixbelgesel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/tag/netflixbelgesel/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Aug 2022 07:27:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>netflixbelgesel arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/tag/netflixbelgesel/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kızımın Katili: Mücadele</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/kizimin-katili-mucadele/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/kizimin-katili-mucadele/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kumsal Kıvılcım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 21:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[kızımınkatili]]></category>
		<category><![CDATA[kızımınkatiliinceleme]]></category>
		<category><![CDATA[mydaughterskiller]]></category>
		<category><![CDATA[netflixbelgesel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=7843</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kızımın Katili (My Daughter's Killer) 2022 yapımı suç belgeseli. Kanınızı donduracak cinsten olan belgesel hakkındaki yazımız sizlerle. Hiçbir şey göründüğü gibi değil!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kizimin-katili-mucadele/">Kızımın Katili: Mücadele</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Kızımın Katili</em>; Antoine Tassin tarafından yönetilen 2022 yapımı bir <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/tinder-avcisi-sakali-mavi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">suç belgesel</a>i hakkındaki incelememiz sizlerle. Daha önce pek çok kısa filmin yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen Tassin, bu belgeselde görünenin ardındaki gerçeği gözler önüne seriyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-surukleyici-bir-belgesel">Sürükleyici Bir Belgesel   </h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="My Daughter’s Killer Review |Netflix|" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/BCk4kb1xc1o?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Herkes tarafından saygı duyulan ve yetenekli bir doktorun evinde yaşanan bir kayıp her şeyi değiştirebilir mi? Hayat kurtaran bir adam nasıl olur da bir katil zanlısına dönüşür? </p>



<p>Bu soruların cevaplarını bir dedektif gibi aradığımız sürükleyici bir belgesel <em>Kızımın Katili</em>. Suç belgesellerinde genellikle güçlükle çözülen olaylar anlatılmakta. Böylelikle seyirci olacaklar hakkında tahmin yürüterek belgeselin sürükleyiciliğine kapılıyor.<em>  </em></p>



<p><em>Kızımın Katili</em>, işlenişi bakımından diğer belgesellerden ayrılıyor. Seyirci ekran başına oturduğu dakika itibariyle yaşanan ölümün bir cinayet olduğunu biliyor. Sonunu bildiğimiz bir filmi en başından izliyor olmak teorik olarak sıkıcı görünse de gerçeklerin ortaya çıkış hikâyesini seyretmek ekran başına kilitliyor insanı. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/belgesel-film-onerileri-2022" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Belgesel</a>in başından beri işlendiğine emin olduğumuz cinayetin tüyler ürpertici detaylarının ortaya çıkışını nefeslerimizi tutarak seyrediyoruz. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Olay Örgüsüne Kısa Bir Bakış  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili-1024x576.jpg" alt="kızımın katili" class="wp-image-7896" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Telefonda tanımadığımız bir sesin, yüzü gözü dağılmış ve sokağa bırakılmış birini tarif etmesiyle başlamakta <em>Kızımın Katili</em>. Ölmek üzere olan birinin anlatıldığı bu tarif, kurbanın ölüm anından bir kesit gibi hissettiriliyor. Bu başlangıcı, ilk bakışta olay örgüsüne hızlı bir atlayış olarak yorumlamak mümkün. Fakat belgeselin ilerleyen dakikalarında telefon konuşması seyirci tarafından unutulmakta.&nbsp;Olaylar son bulduğunda ise taşlar yerine oturuyor. Nitekim belgeselin başındaki tarif başka bir boyut kazanıyor seyircinin belleğinde. </p>



<p>10 Temmuz 1982’de Almanya’nın Lindau kentinde ambulansın çağırılmasıyla başlıyor esas hikâye. Her gün defalarca kez ambulans istenmesine rağmen, bu kez sağlık görevlileri bir terslik olduğunu hissediyorlar. Çünkü bu kez o telefon Lindau’nun saygın bir doktorunun evinden aranıyor. Eve vardıklarında henüz 18 yaşında bile olmayan talihsiz bir kızın cansız bedeni karşılıyor sağlık görevlilerini.  </p>



<p>Ölümün etkisiyle sertleşen bir ceset ve kolundaki enjeksiyon izi… Güneş çarpması nedeniyle öldüğü söylenen Kalinka Bamberski’nin. Kızın kolundaki izin ise doktor olan üvey babası tarafından kurtarılmak için yapılan masum bir kalsiyum iğnesi olduğu söylenmekte. Fakat kızın morgdaki üzeri kapalı cesediyle karşı karşıya kaldığımızda bunun “doğal bir ölüm olmadığı’’ açıkça gözler önüne seriliyor.  </p>



<p>Bu durumda seyirci ilk olarak şunu düşünüyor: Katilinden bile emin olunan bir cinayette çözülmesi gereken ne olabilir ki?  </p>



<p>(Yazının devamı belgesele dair &#8211;<strong>spoiler</strong>&#8211; sürprizbozan içermekte.)</p>



<h2 class="wp-block-heading">Buzdağı  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/images.jpg" alt="my daughter's killer" class="wp-image-7898" width="838" height="580"/></figure>



<p>Dünya’nın neresinde olursanız olun saygın bir adam hakkında söylenen her şey iki kez düşünülmekte. Aynı zamanda, buzdağının görünmeyen kısmındaki gerçekler insanların geneli tarafından reddedilmekte. Peki, hayatlarını bir adamın ellerine emanet eden insanlar onun en yakınındakine zarar verebilme ihtimalini nasıl karşıladılar? Cevap çok basit. Sessiz kaldılar. </p>



<p>Bu cesaretten yoksun tavrın karşısında bir adam duruyordu. Fransa’nın Pechbusque kentinde yaşayan ve kızının ölüm haberiyle derinden sarsılan bir baba. Andre Bamberski. </p>



<p>Kızının ölüm haberini alan Andre Bamberski bu olayın doğal bir sürecin sonucu olmadığını çok iyi bilmekteydi. Kızını defnettiği gün ise duyduğu dedikodular bir babanın kanını dondurmaya yetecek türden. Küçücük kızı aşırı dozdan mı ölmüştü? Ya üvey babasının ona esmerleşmesi için iğne yaptığı doğru olsaydı? Bizim izlerken bile kanımızın donduğu bu ihtimallere yüreği paramparça olan bir baba daha fazla soruyla göğüs gerdi. Ve yapılması gerekeni yaparak kızının otopsi sonuçlarını istedi. Sonrasında ne mi oldu dersiniz? Sonuçlar babanın eline ulaştırılmadı. </p>



<p>Andre Bamberski aylar boyunca kızının otopsi raporunu görmek için savaştı. Ve Ekim 1982’de amacına ulaştı. Üstünkörü yazılan rapor karşısında dudağı uçuklayan baba raporun ardında gizlenen gerçeklerin peşine düştü. Bamberski, olanları detaylarıyla öğrenmek için ilk olarak eski eşiyle iletişime geçiyor. Ve telefonun ucundaki buz gibi ses otopsi raporunu okumadığını söyledi Andre Bamberski’ye. Yüreğinde kızının acısı ve aklındaki tonlarca soru işaretiyle savaşmaya başladı Bamberski. Kızının katilini elini kolunu sallayarak ortalıkta dolaşmaya devam etmemesi için. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Deli mi, Yoksa Dâhi mi?  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili-1-1024x682.jpg" alt="kızımın katili" class="wp-image-7902" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili-1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/kizimin-katili-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Adalet arayışıyla yanıp tutuşan bir babanın çarptığı ilk sert kaya çocuklarının annesinin mesafeli tavrı oluyor belgeselin başında. Bu tavrı hak ettiği düşünülmekte eski eşi Daniele Gonnin tarafından. Gözlerinin önünde kaybettiği kızını hayata döndürmeye çalışan yeni kocasına akıllara durgunluk veren bir güven duyuyor Kalinka’nın annesi. </p>



<p>Bu tavır karşısında bizlerin aklına “Neden?’’ sorusundan başka bir şey gelmiyor. Neden göz ardı ediyor çocuklarının babasının söylediği ihtimalleri? Bu sorunun cevabı ilişkilerindeki güvensizliğe yani cinayetten yıllar önceye dayanıyor. </p>



<p>Karısını seven Andre Bamberski evde gördüğü sıradan parçaları birleştirerek Daniele’nin onu aldatıyor olabileceği ihtimaliyle yüzleşiyor. Bu ihtimalin üzerine giderek gerçekleri açığa çıkaran Andre, yeri geldiğinde çok iyi bir dedektif olabileceğini gözler önüne seriyor. Fransa’daki evlerinde bulduğu Almanca kitapları ona komşusuyla karısının bir ilişkisi olabileceğini düşündürüyor. Peki komşusu kim dersiniz? Saygın ve herkes tarafından sevilen Alman bir doktor, Dieter Krombach. Kızının gelecekteki katili. </p>



<p>Geçmişte yaşanan bu kuyruk acısı, çocuklarının annesine Andre’nin attığı her adımı sorgulatıyor. Terk edilmişliğinin Andre’yi delirttiğini düşünmekte Daniele. Belki de bu olayla birlikte eski kocasının yeni eşinden intikam aldığını düşünmesi de olası. Tabii ihtimallerden biri de Andre’nin terk edilmenin ve küçük kızı Kalinka’yı kaybetmenin acısıyla delirmiş olabileceği. </p>



<p>Tüm bunlar Dieter Krombach’ın ekmeğine yağ sürüyor. Böylelikle Andre Bamberski’nin adalet arayışını soğukkanlılığıyla geri püskürtüyor. Öyle kendine güveniyor ki Krombach ifadesini bile yazılı olarak veriyor. Çünkü Almanya’da kimse onu sözlü görüşmeye çağırmıyor. Zaman ayırıp ifade vermeye bile gelmemesinin nedenini ise hayat kurtarmak zorunda olduğu ve çok yoğun çalıştığı yalanlarıyla süslüyor. </p>



<p>İşte bu hukuksuzluk acılı bir babayı mücadeleci bir savaşçıya dönüştürüyor. Delilik ile dâhilik arasındaki ince çizgide bir cambaz gibi yürüyen Andre Bamberski, kızının katilinin o olduğunu ispatlayabilmek için yıllarca çalışıyor. Evine çağırdığı gazeteciler Andre’nin hazırladığı dosyaları şaşkınlıkla karşılıyor. Öyle ki yüreği paramparça olan babanın zeki bir dedektife dönüşmesini hayranlıkla seyrediyorlar. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Soğukkanlı Bir Katilin Anatomisi </h2>



<p>Andre Bamberski’nin adalet arayışı süresince insana izlerken sinir krizleri geçirten bir soğukkanlılıkla yaşamına devam ediyor Krombach. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/ted-bundy-amerikan-seri-katillerinin-oncusu" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Etrafındaki insanların sonsuz güvenini kazanan katil</a> tüm sapıklıklarını sürdürüyor. Suçlamaları kesin ve iğreti edici bir dille reddediyor Krombach. Gazetecilere &#8220;ne yazarsanız yazın&#8221; cevabıyla umursamazlığını gözler önüne seriyor.  </p>



<p>Yalnızca işiyle ilgileniyor gibi görünen ve suçlamalara saçmalık gibi yaklaşan bu adamın bir sapık olduğuna kim inanır ki? Bu tavırları çevresindeki insanların ona daha çok güven duymasına neden oluyor. Çünkü insanlar inanmak istediklerine inanıyorlar. Karanlığın orta yerinde gizlenen gerçekler Kalinka’nın yaşadıklarının pek çok kız tarafından defalarca yaşanmasına neden oluyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-adaleti-kim-saglayacak">Adaleti Kim Sağlayacak?  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="640" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/justice-2060093_960_720.jpg" alt="my daughter's killer" class="wp-image-7904" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/justice-2060093_960_720.jpg 960w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/justice-2060093_960_720-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/justice-2060093_960_720-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/justice-2060093_960_720-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/justice-2060093_960_720-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Belgeselde hukukçuların röportajlarına yer verilmesi adalet kavramı üzerine düşündürüyor bizleri. Birkaç saygın adamın suçlamalara verdiği tepkiler, kan donduran adalet anlayışlarını bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Karartılan deliller, olay anında ordaymış gibi kesin konuşan avukatlar&#8230; Vatandaşını sonsuz bir güven duygusuyla koruyan Alman hükümeti… </p>



<p>Andre Bamberski’nin kararlı adalet arayışı kızının vatandaşı olduğu Fransa hukuk sisteminde beklenen ilgiyi görüyor. Nihayetinde küçük kızlara tecavüz eden Krombach&#8217;a Fransa’da ağırlaştırılmış bir ceza verilmekte. </p>



<p>Fakat ne oluyor dersiniz?  </p>



<p>Almanya vatandaşını teslim etmiyor. Gerekçeleri ise kendi ülkelerinde Krombach gibi saygın bir doktorun temize çıkarılmış olması. Ne kadar acı değil mi? İnsanların sonsuz bir güvenle girip hayatlarını emanet ettikleri odada kaç küçük kız, kendilerine yapılan felç edici iğnenin etkisiyle seslerini çıkaramadan, hareket dahi edemeden tecavüze uğramış. Üstelik yapılan iğnenin yalnızca bir demir veya kalsiyum iğnesi olduğunu düşünmüşler. Ayrıca bu korkunç varlık, adalet temsilcisi gibi görünen insan müsveddeleri tarafından yıllarca korunuyor da. Bu koruma çemberini gören küçük kızlar, ona duyulan güvenin altında ezilerek başlarına geleni en yakınlarına bile anlatamamışlar. </p>



<p>Böylesine korkunç şeylerin yaşandığı bu dünyada adaleti kim sağlayacak? </p>



<h2 class="wp-block-heading">Elbet Bir Gün&#8230;</h2>



<p>Yaşanan tüm adaletsizliği kendi adaletiyle çözen bir babanın portresiyle karşı karşıyayız bu belgeselde. Kızının katilinin bir sapık olduğunu bilen ve pek çok kıza aynı işkenceleri yaptığından emin olan Andre Bamberski bir ilan veriyor. Bu ilanda Almanya’dan Fransa’ya gerçek adaletin karşısına çıkması için götürülmesi gerektiğini anlatıyor kızının katilinin. Ve kız babası olan ve Andre’nin yaşadığı acıyı kendi, yüreğinde hisseden bir barmen bu teklifi kabul ediyor. Bir gece yarısı evinden alıp Fransa’ya götürüyorlar caniyi.  </p>



<p>İşte o zaman gün yüzüne çıkıyor gerçekler. Belgeselin başında anlam veremediğimiz telefon konuşmasında yüzü gözü dağılan ve kaldırımda bekletilen kurbanın sapık bir katil olduğu çarpıyor yüzümüze. Serin bir suyu yüzümüze çarpmış gibi içimiz ferahlıyor bu gerçekle birlikte. Belgeselde gelinen bu nokta, arkamıza yaslanıp derin bir nefes almamızla sonuçlanmakta. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Yeryüzünün Solan Kalinkaları </h2>



<p>Belgeselin başında Andre kızının adının anlamını yutkunarak söylüyor. Kalinka. Bir çiçek adı. Ömür boyu açmasını dileyerek dünyaya getirilen bir kız çocuğunun tomurcukken solup gitmesinin hikâyesi <em>Kızımın Katili</em>. </p>



<p>Polisiye bir suç belgeselinden çok matem havasında geçen bir atmosfere sahip bu belgesel. Tıpkı<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/keep-sweet-pray-and-obey-inceleme" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> <em>Keep Sweeet: Pray and Obey</em></a> gibi. İnsanlar yalnızca birer siluet olarak görünmekte. Ayrıca kana ve vahşet görüntülerine yer verilmiyor bu belgeselde. Çünkü bir saygı söz konusu.  </p>



<p>Belgeselde anlatılan bir caninin öyküsü değil. Solup giden bir çiçeğin toprağının öyküsü. Ondan başka çiçekler solmasın diye tüm benliğini suyla dolduran baba toprağının. </p>



<p><em>Kızımın Katili</em> bittikten sonra bir süre kapatamadım ekranı. Kimselerin haberi yokken, onlar için savaşacak birileri yokken solup giden tüm kalinkaları düşündüm. Gözlerini ve kulaklarını açıp toprağı dilemeli insan. Bir çiçeğin solmaya başladığını fark ettiği ilk anda harekete geçmeli. Bir kızın ağzından dökülen tek bir kelime, gözlerinden süzülen tek bir damla yaş karanlığın içindeki bir ışık olabilir hepimize. Ve bir kalinkayı kurtarmak tüm ormanı kurtarmaktır çoğu zaman. </p>



<p>Hiçbir çiçeğin solmaması umuduyla…</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kizimin-katili-mucadele/">Kızımın Katili: Mücadele</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/kizimin-katili-mucadele/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tinder Avcısı: “Sakalı Mavi”   </title>
		<link>https://www.kazankultur.com/tinder-avcisi-sakali-mavi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/tinder-avcisi-sakali-mavi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Kurtuluş Bilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jun 2022 22:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[kurtlarlakoşankadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[netflixbelgesel]]></category>
		<category><![CDATA[netflixtürkiye]]></category>
		<category><![CDATA[tinderavcısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=3682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tinder Avcısı'nı Mavisakal masalı eşliğinde düşünmeye ne dersiniz? Pişman olmayacaksınız!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/tinder-avcisi-sakali-mavi/">Tinder Avcısı: “Sakalı Mavi”   </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tinder Avcısı; sahtekâr bir adamın kadınları manipüle etme hikâyesini konu alan, yapımını Netflix’in üstlendiği, gerçek olaylara dayanan suç belgesel-filmi. &nbsp; </p>



<p>Şubat ayında, dijital platformların gözdesi Netflix’te yayına giren Tinder Avcısı gündemde bomba etkisi yarattı. Herkes, kendini elmas kralı Lev Leviev’in oğlu olarak tanıtan, Tinder Avcısı lakaplı Shimon Hayut’un dolandırıcılık hikâyesini konuşur oldu. Onun hikâyesini bu kadar dikkat çekici kılan yanın, sahip olduğu üst düzey manipüle yeteneği olduğu söylenebilir. </p>



<p>Hemen belirtmek isterim ki, başlıktan anlaşıldığı gibi ben bu yazıda Tinder Avcısı üzerine C.P.Estês’in <em>Kurtlarla Koşan Kadınlar</em>’ından hareketle bir inceleme denemesi yapmaya çalışacağım. İncelemeye geçmeden, ilk olarak Tinder Avcısı’nın hikâyesini kısaca ele alacağım. Ardından, yapımın merkezinde yer alan Cecilie ve Simon arasındaki ilişkiye yakından göz atacağım. Akabinde, incelememde görüşlerinden faydalanacağım Estês’in <em>Kurtlarla Koşan Kadınlar</em>’ında yer alan masallar arasından <em>Mavisakal</em>’dan bahsedeceğim. Tabii Estês’in yorumları eşliğinde. Son olarak da Mavisakal ve Tinder Avcısı arasında kurulabileceğini düşündüğüm bağlantılardan hareketle, birtakım sonuçlar çıkarmaya gayret edeceğim. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-tinder-avcisi-konusu"><em>Tinder Avcısı</em> Konusu </h2>



<p>Tinder Avcısı, adından anlaşıldığı gibi Tinder üzerinden kadınları avlayan bir sahtekârın gerçek hikâyesini konu alıyor. Şöyle ki: Gerçek adı Shimon Hayut olan sahtekâr adam, popüler arkadaşlık uygulaması üzerinden kadınlara kendini ünlü elmas kralının oğlu olarak tanıtır. Çizdiği zengin iş adamı imajının yanında, fotoğraflarıyla sosyal becerileri yüksek olan romantik bir adam izlenimi verir. Başarılı da olur. Ardından kendisiyle eşleşen kadınlarla tanışır, onlarla arkadaşlık veya gönül ilişkisi kurar. &nbsp; </p>



<p>Kadınlara kurduğu tuzağın kurgusu ise hep aynıdır: Öncelikle, gerçekten zengin ve prestijli bir iş adamı olduğuna inandıracak tarzda yaklaşır kadınlara. Ardından kurbanlarına görkemli hediyeler alır, lüks mekânlarda yemeklere götürür, hunharca para harcayarak bir centilmen edasıyla çeşitli şovlar yapar. Böylelikle ilk görev tamamlanmış olur, onlara özel hissettirmiş ve artık güvenlerini kazanmıştır.  </p>



<p>Bundan sonra, tuzağının ikinci aşamasını uygulamaya geçer. Bu aşamada, zengin bir iş adamı olduğu için rakiplerinin oldukça fazla olduğuna dair mesajlar verir kadınlara. Sözde bir iş adamı olduğu için de sürekli seyahatlerdedir Simon. Yine seyahate çıktığı bir gün, kadınlara güvenliğinin tehdit altında olduğuna dair mesajlar atar. Sahte görüntülerle içinde bulunduğu durumu kanıtlar. Ardından güvenlik nedeniyle kredi kartlarını kullanmadığı için kurbanlarından borç ister. &nbsp; </p>



<p>Kadınlar neredeyse hiç sorgulamaksızın onun bu isteklerini yerine getirir. Fakat Simon’un harcamalarının ardı arkası kesilmez. Kadınlar en son bankadan krediler de çeker. Ancak kadınlar verdikleri borcun karşılığını alamayınca tuhaf bir şeyler olduğunu sezerler. Simon’un sahtekâr olduğunu öğrenen kadınlar güçlerini birleştirir ve bu adamın yetkilikler tarafından yakalanması için ellerinden geleni yaparlar.&nbsp; </p>



<p>Belgesel-filmde, bu hikâye iki kadın üzerinden işleniyor: Cecilie ve Perilla. Simon Cecilie ile gönül ilişkisi yaşar, Perille ile ise çok yakın dost olur. Olayın çıkış noktası Cecilie olduğu için, ben de incelememi direkt onun üzerinden yapacağım. Bu nedenle, Cecillie ve Simon’un ilişkilerinin evrimine göz atmakta fayda görüyorum. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-av-avci-cecilie-simon">Av-Avcı: Cecilie- Simon  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-kimdir-1024x682.jpg" alt="tinder avcısı kimdir" class="wp-image-3894" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-kimdir-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-kimdir-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-kimdir-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-kimdir-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-kimdir-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-kimdir.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-aski-arayan-kadin">Aşkı Arayan Kadın </h3>



<p>Yukarıda belirttiğim gibi, yapımda sahtekâr adamın kurduğu tuzağa düşen kadınlardan ilki, Cecilie Fjellhøy. O, hayatın anlamının aşk olduğunu düşünen, bu düşüncesini de “en mutlu anlarının âşık olduğu zamanlar olduğu” görüşüne dayandıran bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Kendisinden bahsederken kullandığı cümleler bu tespiti doğrular nitelikte: </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“<em>Aşkın en muhteşem yanı, çok kalp kırıklığı yaşamış olsanız da peşinden gitmeniz</em>.”</p></blockquote>



<p>Bu kadarla kalmaz Cecilie devam eder ve aşk ile ilgili anılardan bahsederken, bu anılardan ilkinin <em>Güzel ve Çirkin</em> masalına dayandığını belirtir. Burada masalı anlatırken, kullandığı cümlelerin daha sonra yapacağım inceleme açısından kritik olduğunu düşündüğümden paylaşmak istiyorum:&nbsp; </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“<em>Belle’e bayılırım. O da benim gibi küçük kasaba kızı. Büyük umutları var. Biriyle tanışıyor ve bir bakıma onu kurtarıyor. Erkek de onu kurtarıyor. Farklı bir hayata adım atıyorlar. Sizi kurtarmaya gelen bir prensin hissiyatı insanın içine işliyor</em>.” &nbsp;</p></blockquote>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-romantik-iliski">Romantik İlişki </h3>



<p>Anlaşıldığı gibi, aslında Cecilie tam bir romantik. Zaten kendisi amacının hayatının aşkını bulmak olduğunu vurgular. Tinder’ı da hayallerindeki beyaz atlı prensi bulmak için kullanır. En nihayetinde o prensi bulduğuna inandıracak biri karşısına çıkar: Pırlanta kralının oğlu, prens Simon Leviev. </p>



<p>Adamın profilinden oldukça etkilenen Cecilie uygulama üzerinden adamla eşleşir. İkili görüşmeye karar verir. Cecilie adamın şatafatlı giyiminden, sohbetinden, tavırlarından adeta büyülenir. Çok dürüst ve samimi de görünür bu adam Cecilie’in gözüne.&nbsp;&nbsp; </p>



<p>Simon, kadına özel uçağı ile gideceği Bulgaristan’a gelmesini teklif eder. Cecilie bu teklif karşısında çok heyecanlanır ve kabul eder teklifi. Sonra arkadaşlarına hemen haber verir. Arkadaşları bu durumun “hiç de güvenli olmadığı” yorumunda bulunurlar. Bu kadar kısa sürede gelişen ilişki karşısında hayrete düşüp Cecilie’e uyarırlar: “Kim bu adam? Nereden tanıyorsun? Kaçırılabilirsin.” Cecilie’in cevabı ise “insan hayata bir kez gelir.” olur.&nbsp; &nbsp;&nbsp; </p>



<p>Seyahatten döndükten sonra Cecilie ve Simon pek görüşemezler. Çünkü Simon çok yoğun bir iş adamı olduğu için sürekli seyahat etmekte. Ancak kadını boş bırakamaz ve ara ara ziyaretlere gelir. Yokluğunda ise kadına sürprizler yapar, çiçekler gönderir.&nbsp;&nbsp; &nbsp; </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-mutsuz-son">Mutsuz Son </h3>



<p>Sonunda sevgili olan ikilinin ilişkileri ciddi bir boyut kazanır. Bu aşamada, Simon&#8217;ın sırları açığa çıkar. Bu adamın peşinde olduğunu iddia ettiği kötü adamlar devreye girer. Kadın bu duruma çok üzülür ve hatta acır da adama.&nbsp;Öğrendiklerinden sonra, adamı hep merak eder ve onun için endişe duyar. Artık Simon için asıl planı devreye sokma vakti gelmiştir. Gece Simon’dan mesaj alan Cecil onun kanlar içinde ambulansta olduğunu görsel olarak paylaştığı bir mesaj alır. Tinder Avcısı saldırıya uğradığını güvenliğinin tehlikede olduğunu söyler. Yerini tespit etmemeleri için de kredi kartlarını kullanmadığını belirtip Cecilie’den yardım ister.&nbsp; </p>



<p>Cecilie sevgilisine gözü kapalı yardım eder. Kredi kartını Simon’a devreder, onun için bankalardan krediler çeker. Yüklü bir borcun altına giren kadın Simon’un borcunu ödeyeceğinden emindir tabii. Ancak Simon ona çekle ödeme yaptığında, çeki bozduramaz. En sonunda adamın sahtekâr olduğu ortaya çıkar. Cecilie, hayal kırıklığına uğrar, annesinin yanına Norveç’e gider. </p>



<p>Simon’ı her yerden engeller. Bir şekilde kadına ulaşmanın yolunu bulan Simon, ona “dikkatli olmasını ve her etkinin bir tepki yaratacağını” söyleyerek tehdit eder kadın. Cecilie polisi arar durumu anlatır. Ancak istediği dönüşü alamaz. En sonun psikolojik bunalımın içine düşen kadın intihar etmeyi düşünür. Psikiyatri koğuşunda kalır uzun bir süre, yaşadıklarını atlatamaz. Bu sırada, Tinder Avcısı hakkında derin araştırmalar yapar. Onun dünya çapında bir sahtekâr olduğunu, tek mağdurun kendisi olmadığını öğrenir. Onu durdurmak ister. Norveç in en büyük gazetesinden VG’ye gider. Haberi duyan mağdur kadınlar bir araya gelir ve adamın yakalanması için ellerinden geleni yaparlar. &nbsp; </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-mavisakal"><em>Mavisakal</em> </h2>



<p><em>Kurtlarla Koşan Kadınlar</em>’ı okuyanlar hemen hatırlayacaktır ki, Mavisakal Estês’in eserinde incelemeye aldığı ikinci masal. Ben, bilmeyenler için kısaca masalı özetlemeye çalışacağım. Fakat öncelikle şunu belirteyim: Mavisakal adlı masalın sözlü anlatımının ilk ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Masalın sözlü uyarlamaları birçok coğrafyada farklılık gösteriyor. Ancak masalın yazın dünyasına girmesi 1697’de gerçekleşiyor. Yazılı olarak masalı aktaran ilk kişi, Fransız yazar Charles Perrault. Aynı zamanda masalın Alman masal yazarları Grimm Kardeşler’in kalemlerinden çıkmış olan uyarlaması da mevcut.  </p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-bu-yazida-ben-estes-in-kendisine-ailesi-tarafindan-sozlu-olarak-anlatildigini-belirttigi-uyarlamayi-kullanacagim"><strong>Bu yazıda ben, Estês’in kendisine ailesi tarafından sözlü olarak anlatıldığını belirttiği uyarlamayı kullanacağım. &nbsp;&nbsp;</strong> </h4>



<p>Bir zamanlar uzak diyarda bulunan manastıra nasıl geldiği bilinmeyen bir mavisakal varmış. Rivayete göre, bu sakal Mavisakal adıyla bilinen başarısız bir sihirbaza aitmiş. Bu adam kadınlara kur yapma konusunda uzmanmış. Yine bir gün üç kız kardeşe kur yapma peşinde imiş. Kadınlar onun sakalından korkar, bu nedenle ondan uzak dururmuş. Fakat Mavisakal’ın üç kız kardeşin peşini bırakmaya hiç de niyeti yokmuş. Onları tavlamak amacıyla anneleriyle beraber bir geziye davet etmiş. Anlattıklarıyla, yaptıklarıyla etkilemeye çalışmış kadınları. En sonunda kızlardan küçük olanı, bu adamın söylendiği ve görüldüğü kadar kötü olmadığını düşünmüş. Ablaları tam tersini düşünmüş olsalar da.  </p>



<p>Küçük kız adamın iyi olduğuna dair kendine telkinlerde bulunmuş, en sonunda Mavisakal ile evlenmişler. Adam bir gün seyahate çıkacakmış. Kıza tek bir şartla istediği her şeyi yapabileceğini söylemiş, o şart da Mavisakal’ın yasakladığı odaya girmemesiymiş. Kadın söz vermiş, Mavisakal evin tüm odalarının anahtarlarını kadına bırakıp gitmiş. Kız ablalarını eve davet etmiş, onlara Mavisakal’ın yasağından söz etmiş onlara. &nbsp; </p>



<p>Kızlar bu odayı çok merak etmişler, başlamışlar aramaya. Nihayetinde odayı bulmuşlar ve yasaklı odanın kapısını açmışlar. Karanlık odanın içindekileri görünce dehşete düşmüşler. İçerde bir sürü ceset varmış. Oda kanlarla kaplıymış. Hemen odadan çıkmışlar. Fakat odanın kapısının anahtarı kan lekesi olmuş. Ne yaptılar ne ettilerse kan lekesini çıkaramamışlar. </p>



<p>Küçük kız anahtarı saklamaya karar vermiş. Mavisakal eve döndüğünde, kadından verdiği anahtarları geri istemiş. Kadın anahtarlarından birini kaybettiğini söyleyince Mavisakal küplere binmiş. Başlamış kadını saçlarından sürüklemeye. Kızı cesetlerle dolu odaya götürmüş. Meğer bu cesetler Mavisakal’ın eski eşlerine aitmiş. Şimdi sıranın küçük kızda olduğunu söylemiş, bu sırada küçük kız kendisini öldürmeden önce dua etmek istediğini söylemiş. Mavisakal bu isteğini kabul etmiş. Kız, surlara saklanan kardeşlerine başlamış seslenmeye. Mavisakal kısa bir süre sonra kızı çağırmış, ondan cevap alamayınca bir terslik olduğunu anlamış. Hemen kızın yanına çıkmış. O kızın yanına gidene kadar, kardeşleri nihayet sesini duymuş. Artık erkek kardeşleri şatodaymış. Tam Mavisakal kızı öldürmek için onu yakalamaya çalıştığı sırada kızın erkek kardeşleri Mavisakal’ı öldürmüşler. [1] </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-estes-in-mavisakal-incelemesi">Estês’in Mavisakal İncelemesi<strong> &nbsp;</strong> </h2>



<p><em>Kurtlarla Koşan Kadınlar</em>’ı okuyanlar bilecektir ki, Estês’in masallar üzerine getirmiş olduğu yorumlar oldukça geniş kapsamlı. Bu nedenle, ben yalnızca <em>Tinder Avcısı</em> ile ilişkisinde bağlantı kurulabileceğini düşündüğüm noktalara değineceğim.&nbsp; &nbsp; </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-mavisakal-yok-edici">Mavisakal: Yok Edici </h3>



<p>Bilindiği gibi, Estês kadın doğasını Vahşi Doğa/Kadın arketipi eşliğinde ele alır. Onun açısından kadınların bireyselleşmelerinin yolu içgüdüsel doğa anlamına gelen, vahşi kadın ile ilişki kurmaktan geçer. Sağlıklı sınırların bulunduğu bir yaşamın, dişilere destek veren bir gücün ifadesidir temelde Vahşi Kadın. İşte, kitapta yer alan tüm masalları olduğu gibi Mavisakal’ı da bu temel görüşüyle bağlantısında masaya yatırır Estês. </p>



<p>Bu düzlemde, ilk olarak Mavisakal’ı analiz etmekle işe başlar. Mavisakal onun belirttiği üzere, yok edici bir adamı temsil eder aslında. Peki, neleri yok eder böyle bir adam? Kadınların yaratıcılığını, zevklerini, yaşam enerjilerini alır elinden. Anlaşıldığı gibi, kadınların doğasının canlılığını solduran bir adamdır Mavisakal. Çünkü her fırsatta kadınların içgüdülerine gem vurur ve iç seslerine sağır olmalarını ister. Böylelikle kendisi güçlenirken, kadınlar ise ona kulak verdiğinden av olmaya açık hale gelir. Estês’in deyişiyle:  </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Her ne kadar erkeklerin psişelerinde aynı ya da farklı şeklilerde simgeleştirilebilse de, bu karmaşa hem eski çağlarda hem de günümüzde her iki cinsin düşmanıdır.</em> [2] &nbsp; </p></blockquote>



<p>Aynı zamanda, Mavisakal türünden yok edicilerin tek bir amacı olduğuna da işaret eder Estês. Bu amaç, karşısındakinin üstünde güç kurmaktır. Diğer bir deyişle, onun efendisi olmak. Bu türden kişilikler ise “bir tür psikolojik şişkinlik” [3] taşır. İşte, Mavi Sakal küçük kızın avlanmaya müsait olduğunu sezer ve sinsice kurbanı olarak onu seçer.&nbsp; </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-kucuk-kiz-safdil-kadin">Küçük Kız: Safdil Kadın </h3>



<p>“En küçük kız kardeş, kardeşlerin en gelişmemiş olanı, safdil kadınlarla ilgi en insani öyküyü koyar sahneye,” der Estês. Fakat ona göre bu öykü yalnızca safdil kadınlar için değil aynı zamanda yok edici doğayı tam anlamıyla öğrenemeyen yaşlı kadınlar için de kritik bir öneme sahip:&nbsp; </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“<em>Mavisakal öyküsü ister çok genç olup yok ediciyi yeni öğrenenler, isterse on yıllarca onun tarafından rahatsız ve taciz edilmiş olup sonunda, onunla nihai noktayı koyacak savaşa hazırlananlar olsun, bütün kadınlar için değerli</em>.”[4] </p></blockquote>



<p>Estês küçük kızın aslında yaratıcı potansiyeli en yüksek olanı ve üretken hayatı temsil ettiğini ancak dikkatli olma konusunda içgüdüleri yeteri kadar gelişmediğinden yolunun şaştığını belirtir. Bu noktada, uyanık olma açısından insanların birinin aynı olmadığına dikkatleri çeker. Kimileri yok edici doğayı daha uzaktan tanırken, kimileri dibine kadar gelen yok ediciyi hiç tanımayabilir de. Bu noktada, Estes’in şu tespiti de oldukça dikkate değer: </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Psikolojik olarak, genç kızlar ve delikanlılar, kendilerinin av oldukları gerçeğini sanki görmek istemezler</em>. [5] </p></blockquote>



<p>İşte, küçük kızın başta, adamdan korkmasına rağmen, sonradan fikrini değiştirmesi sezgilerini dinlememesinden kaynaklanır. Kendini Mavisakal’ın iyi biri olduğuna inandırır. Aslında ilk etapta “kızın vahşi doğası durumun farkına varmıştır ve mavi sakallı adamın ölümcül olduğunu bilir, ama safdil psişe bu içsel bilgiyi yadsımaktadır.” [6] </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-buyuk-kizlar-erginlesmis-icgudu">Büyük Kızlar: Erginleşmiş İçgüdü </h3>



<p>Êstes, küçük kızın ablalarının ise onun aksine bilinçlilik durumunu temsil ettiklerini belirtir. Çünkü bu iki büyük kız Mavisakal ne yaparsa yapsın onun sihirlerine aldanmazlar. Onun sakalının mavi olduğu konusunda hemfikirdir ikisi de. Ayrıca Estês’in belirttiği gibi, bu iki kız yok ediciyi asla romantize de etmezler. Bu bakımdan iki kızın sezgilerine kulak verir, çünkü onların güdüleri erginleşmiştir. &nbsp;&nbsp; </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-anahtar-bilincli-benlik">Anahtar: Bilinçli Benlik </h3>



<p>Estês, başka bir bölümde, kızın kullanmasının yasaklandığı anahtarın bilinçli benliği sembolize ettiğini söyler. Tam olarak da bu nedenle anahtarı kullanmasını yasaklamıştır Mavisakal. Çünkü sakalının mavi olduğunu görmesini istemez kızın. Hep safdil kalmasını ister. Fakat işler istediği gitmez. Kız anahtarı kullandığında artık Estês’in belirttiği üzere, içgüdüsel duyumları erginlenir. Öldürüleceğini anladığında, adama yalan söyleyerek (dua etmek istediğini söylemesi) zaman kazanması bunun bir kanıtı:  </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Bu, esir düşmüş kadının kurban statüsünden çıkıp cin fikirli, kurnaz bakışlı, keskin kulaklı bir hale geçtiği andır</em>. [7] &nbsp; </p></blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-tinder-avcisi-mavisakal">Tinder Avcısı: Mavisakal  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-1-1024x682.jpg" alt="tinder avcısı" class="wp-image-3895" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tinder-avcisi-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yazıyı baştan sona okuyanlar, Tinder Avcısı ve Mavisakal arasındaki benzerliği hemen fark etmiş olacaklardır, diye düşünüyorum. İşte, bu benzerlik Estês’in Mavisakal üzerine yürütmüş olduğu çıkarımları Tinder Avcısı üzerinden okumamıza yardımcı oluyor. </p>



<p>Bu çerçevede, masalda değindiğimiz sembollerle ilişkisinde Simon’un “yok edici”yi sembolize eden Mavisakal’a karşılık geldiğini söyleyebiliriz. Simon’un duygusal manipülasyonu kullanarak Cecilie’i sindirmeye çalışması bu tespiti doğrular nitelikte. Mavisakal gücünü yaptığı sihirlerden alırken, Simon ise gücünü üstün duygusal manipüle etme yeteneğinden alıyor. Ancak unutmamak gerekir ki, Mavisakal başarısız bir sihirbazdır ve Simon da. Ne kadar güçlü olsalar da gerçek benliklerinin ortaya çıkmasına karşı koyamazlar. </p>



<p>Hatırlanacak olunursa, bir diğer sembol safdil kadındı. Bu sembolle ilişkisinde Cecilie’in kendi hikâyesinde safdil kadını temsil ettiğini söylemek mümkün görünüyor. Çünkü o da tıpkı küçük kız gibi sezgilerine kulak asmıyor. Simon’dan şüphelendiği anlarda bile, hemen onun iyi bir adam olduğuna dair kendine telkinlerde bulunuyor. Simon, Cecilie’i manipüle ettikçe kadın zayıf düşüyor ve adama “hayır” deyip sınır çekmek aklına bile gelmiyor.&nbsp; </p>



<p>Öte yandan, Cecilie’in ona uyarıda bulunan arkadaşlarını masaldaki küçük kızın ablalarıyla özdeşleştirebiliriz. Tıpkı, ablaların kız kardeşlerini uyarması gibi arkadaşları da Cecilie’e uyarıda bulunurlar. Bu açıdan, arkadaşlarını erginleşen iç görünün birer örneği olarak değerlendirebiliriz. Ancak Cecilie henüz yok ediciyi tanımayı öğrenmediğinden arkadaşlarının uyarılarını dikkate almamıştır. </p>



<p>Cecilie’in öngörülerinin erginleşmesi için, ne yazık ki olayların tuhaflaşması gerekmiştir. Böyle olduğu vakit Cecilie, küçük kız gibi yasaklı odaya girmeye karar verir. Simon’dan tehditler almasına rağmen, onun esasında kim olduğunu araştırmaktan kendini alamaz. Bu açıdan, sahtekâr adam hakkında araştırma yapma arzusu onun için masaldaki anahtar işlevini taşır. Tinder Avcısı hakkında tüm gerçekleri öğrenen Cecilie artık kuralına göre oynamaya başlar. Bu adamın başkalarının canını yakmaması için elinden geleni yapar. Böylelikle artık bilinçli benliğin kapıları Cecilie için açılmıştır. Artık iç görüsü erginlenmiştir Cecilie’in.</p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-bir-baska-acidan-bakacak-oldugumuzda-ise-su-cikarimi-yapabiliriz"><strong>Bir başka açıdan bakacak olduğumuzda ise şu çıkarımı yapabiliriz:</strong></h4>



<p>Filmi izleyenler hatırlayacaklardır ki, Cecilie ve diğer kadınlar cesurca hikâyelerinin medyada yayılmasına izin verdiklerinde yalnızca destek görmezler insanlardan. Aynı zamanda linç de edilirler. İnsanlar hakarete varan yorumlar yaparlar kadınlar hakkında. “Ahmak” olmak ve daha ağır söylemlerle suçlanırlar.&nbsp;  </p>



<p>İzleyenler de mutlaka içlerinden kadınların bu adama neden kanmış olabilecekleri üzerine kafa yormuşlardır. Ben, bu noktada kadınlara haksızlık etmek yerine bakış açımızı değiştirmemiz gerektiğini ve Estês’in şu cümlelerinin bu soruya verilecek en iyi yanıt olduğu düşünüyorum: &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;  </p>



<h4 class="has-text-align-center wp-block-heading"><strong>“<em>Canavarla evlenmeye böyle rahatlıkla razı olunması, aslında kızlar daha çok küçükken, genellikle beş yaşından önce yapılan bir seçimin sonucudur. Kızlara, her türlü tuhaflığı –ister sevimli, isterse de sevimsiz olsun- görmezden gelmeleri, onları hoşa gider hale getirmeleri öğretilir. En küçük kız kardeşin “hımm, sakalı aslında o kadar da mavi değil” diyebilmesinin nedeni bu eğitimdir. “Nazik olma”ya dönük bu eğitim, kadınların sezgilerini umursamamalarına neden olur. Bu anlamda onlara bilerek yok ediciye boyun eğmeleri öğretilmiştir.</em>”[8] </strong></h4>



<p>Anlaşıldığı gibi, aslında kadınların Tinder Avcısı veya Mavisakal türünden yok edicilerin manipülasyonlarına aldanmalarının kök sebepleri toplumun dayatmış olduğu cinsiyet rollerine kadar götürülebilir. Cecilie’in <em>Güzel ve Çirkin</em> masalının kendisi üzerinde derin izler bıraktığına dair söylemleri ve kendini Belle ile özdeşleştirmesi de kültürün Vahşi Kadın üzerindeki yıkıcı tutumlarının bir uzantısıdır aslında.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </p>



<p>Bu tarz durumlarda kadınları “ahmak” olmakla itham etmek yerine, olayları rasyonel temellere dayandırmak sanki daha sağlıklı bir yol. Sonuçta Estês’in de işaret ettiği gibi;  </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Bir kadını kuşatan kültür, derin içgüdüsel ve ruhsal doğaya karşı yıkıcı tutumları desteklediği, beslediği ve koruduğunda bu yıkıcı sürecin de şiddetlendiğini görürüz</em>. [9] </p></blockquote>



<p>Üzücüdür ki, Tinder Avcısı’nın sonunda Simon’ın yakalandıktan üç ay sonra serbest bırakıldığını öğreniyoruz. Aynı zamanda, kendisine yalnızca sahte kimlikten soruşturma açıldığını, kadınlar üzerindeki maddi ve manevi yıkımlarının hesabının sorulmadığını da. Bu da kültürün tam da Estês’in işaret ettiği gibi, ruhsal doğaya karşı yıkıcı tutumları destelemekte olduğunu gösteriyor. Sahtekâr adam her ne kadar kimliği deşifre edilmiş olsa da hayatına kaldığı yerden devam ediyor. &nbsp; </p>



<p>Umut verici olan şu ki, kültür yok ediciyi destekliyor olsa da bugün kadınlar kendilerine ve doğalarına dair farkındalık noktasında bilinçlenmekte. Bilinçlenmeye devam etmekte. Yazıyı sonlandırırken dileğim, her kadının bir gün cesurca ve yüksek sesle “<strong>SAKALI MAVİ</strong>” diyebilmesi yönünde.  </p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h4>



<p>C.P. Estês, <em><strong>Kurtlarla Koşan Kadınlar</strong></em>, çev. Hakan Atalay, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2020.</p>



<p>[9] A.g.e., s.83.</p>



<p>[8]A.g.e., s. 63-64.</p>



<p>[7] A.g.e., s. 75.</p>



<p>[6] A.g.e., s. 62.</p>



<p>[5]A.g.e., s. 61</p>



<p>[4] A.g.e., s. 61.</p>



<p>[3] A.g.e., s. 60.</p>



<p>[2]A.g.e., s. 59.</p>



<p>[1]C.P. Estês, <em><strong>Kurtlarla Koşan Kadınlar</strong></em>, çev. Hakan Atalay, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2020, s. &nbsp;54-58.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/tinder-avcisi-sakali-mavi/">Tinder Avcısı: “Sakalı Mavi”   </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/tinder-avcisi-sakali-mavi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belgesel Film Önerileri- 2022</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/belgesel-film-onerileri-2022/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/belgesel-film-onerileri-2022/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alp Karaçaylı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 May 2022 21:21:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Liste]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[belgeselfilm]]></category>
		<category><![CDATA[belgeselöneri]]></category>
		<category><![CDATA[güncelbelgesel]]></category>
		<category><![CDATA[netflixbelgesel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=3654</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belgesel sever misiniz? Sizleri birbirinden güzel belgesel filmler ile buluşturuyoruz. Ne izlesek diye bilemeyenler için bu liste hayat kurtarıcı!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/belgesel-film-onerileri-2022/">Belgesel Film Önerileri- 2022</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Belgesel Film Önerileri başlıklı özenle derlediğimiz listemiz sizlerle. Belgeseverlerin dikkatine!  </p>



<p>Bilindiği gibi, belgeseller üretilme biçimlerine göre birbirinden farklılık gösteriyor. Bunun yanında, tematik bağlamları düşünüldüğünde de pek çok kaynaktan beslenme özelliği göstermekteler. Sizin için hazırladığımız listemizde ise son yıllarda üretilen ve birbirinden farklı alanlarda karşımıza çıkan 10 belgesel filmi incelemeye çalışacağız.</p>



<p>Hazırladığımız liste kapsamında neler yok ki!  </p>



<ul class="wp-block-list"><li>Yaşanmış olayların ve hikâyelerin aslına uygun bir biçimde aktarıldığı belgeseller. </li><li>Anlattığı hikâyeyi kendi kontrol eden ve belgesel olduğunun bilincinde olduğunu aktaranlar. </li><li>Tamamen deneysel bir yöntem benimseyerek karşımıza çıkan belgeseller.  </li></ul>



<p>Anlaşıldığı gibi, listemizi hazırlarken yalnızca tek bir belgesel türüne bağlı kalmadık. Bunun yerine son yıllarda karşımıza çıkan farklı eğilimleri listemiz kapsamında sunduk. </p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Platform ve Tür Fark Etmeksizin Belgesel Yaşıyor !</strong></h2>



<p>Listemizde streaming platformlarında ses getiren belgeseller var. Uluslararası film festivallerinin belgesel ve en iyi yabancı film kategorilerinde öne çıkan örnekleri de. Spor tarihine ilgi duyanlar, tarihsel kişi ve olayları daha yakından merak edenler, müziğe ve müzik tarihine aşıklar ve politik temaları kaçırmadan izlerim diyenler, sizin için hazırladığımız listenin de başucu listeleriniz arasına gireceğine eminiz.</p>



<p>Listemize geçmeden önce belgeselin dünü ve bugününden bahsetmeden olmaz dedik. Şüphesiz belgeselin sinema kadar eski olduğunu biliyoruz. Hatta zorlarsak belgeselin sinemanın kendisi olduğunu, sinemanın ruhuna üfleyen türler arasında yer aldığını söyleyebiliriz. Tıpkı film-noir, yani <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kara_film" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kara film</a> türünde olduğu gibi belgeselde sinemanın imkanlarını bizzat sergilediği ilk alanlardan birisi olarak dikkat çekmekte. </p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Belgeselin Tarihi Amacı</strong></h2>



<p>Belgesel sinema, insan faaliyetlerini ve gündeliklerini belgeleme olarak ortaya çıkmıştı. Tarihsel akış boyunca pek çok farklı tür ile melezlendi. Aynı zamanda öz bütünlüğünü koruyan türler arasında da yer almakta. Böylelikle belgesel çeşitli temalar ve türler ile ilişkiye girmekten geri durmadı.  </p>



<p>İşte, belgeseli günümüze taşıyan ve bu kadar zengin bir alan yapanın da bu durum olduğunu söyleyebiliriz. </p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sinemanın İlk Yılları ve Belgesel Film</strong></h2>



<p>Eadweard Muybridge’in 1878’de koşan bir atın dört ayağının havaya sıçradığını belgelemesiyle başladı her şey. Ardından kısa sürede Lumière Kardeşlerin, <em>Lumière Fabrikasından Çıkan İşçiler</em>&#8216;i kayıt altına aldılar. İşte, tüm bunlar, bu anlatının tarihsel başlangıcı ve orijini olarak kabul edilmekte. Kamera adını verdiğimiz büyülü nesnenin günümüze dek süren yolculuğunun ilk adımları bu yıllarda atılmıştır. Belgeselin tarihi de bu yıllara rastlamakta. </p>



<p>Sıradan insanların gündelik yaşamlarını belgeleme fikri ya da hiç düşünülmemekteydi. Kanıtlanması beklenen bir deney, sinema tarihinin en eski türlerinden birisi olan belgesel aracılığıyla ele alınmıştır. 20. yüzyıl ile birlikte kamera aygıtı neredeyse pek çok coğrafyaya transfer olmuştur bile. Bu yerlerden birisi de Anadolu. Makedon Kardeşler, Janaki ve Milton Manaki aracılığıyla kamera ve doğal olarak sinema Osmanlı başkenti İstanbul’a ve Balkanlar’a da ayak basar. Manaki Kardeşler’in çektiği onlarca filmin tamamı belgesel film formatında olup çeşitli insan hareketlerini incelemekteydi. &nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Belgesel Anadolu ve Balkanlar&#8217;a Adım Atıyor!</strong></h2>



<p><em>Dokumacı Kadınlar</em>, <em>Büyükanne Despina</em> , <em>Sultan 5. Mehmet Reşad’ın Bitola’yı Ziyareti</em>, <em>Yunan Kutlaması</em> ve daha pek çok film üretmiştir Manaki Kardeşler. Ayrıca filmlerinde; tarihi olayları, ritüelleri, sıradan insanları ve politik olayları da konu edinmiştir. Esasen çevrelerinde olup biten hemen her şeyi kayıt altına aldıkları söylenebilir. Böylece onların belgesel sinemanın yakın coğrafyamızdaki ilk örneklerini ürettikleri de söylemek mümkün.</p>



<p>Biçimsel ve tematik olarak ilk belgesel filmin ise pek çok kaynak tarafından Robert J. Flaherty’in<em> Kuzeyli Nanook </em> filmi olduğunu belirtelim. Bu anlamıyla sinema tarihindeki ilk belgeselin ne olduğu konusunda tartışmalar sürmekte, diyebiliriz. Tartışmalar yalnızca bu filmin orijini ile kalmıyor. İlerleyen yıllarda üretilen pek çok filmde karşımıza çıkmaya devam edecektir. </p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Farklı Diyarlar Farklı Temalar</strong></h2>



<p>Örneğin Leni Riefenstahl’ın <em>İradenin Zaferi</em>&#8216;ni ele alalım. Bu belgesel Almanya’da Hitler ve Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi’nin yükselişini ve Alman toplumu için ne anlama geldiğini belgeleyen bir propaganda. Pek tabii, Riefenstahl bu belgeseli yaptıktan sonra Hitler ve Nazilerin savaş suçları ve uyguladıkları sistematik soykırım planının ardından yönetmene sinema kamuoyu tarafından çeşitli tepkiler gelmiştir. Bu anlamıyla <em>İradenin Zaferi</em>’nin sinema tarihinin tartışmalı belgeselleri arasında yer aldığını söyleyebiliriz.</p>



<p>Gelgelelim listemize konu olan filmlere. Riefenstahl’ın filmi kadar olmasa da tematik bağlamları düşünüldüğünde birbirinden farklı 10 filmi sizlerle buluşturmanın artık zamanı geldi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İşte sizin için hazırladığımız ve gerçekliğe bakışınızı değiştirecek 10 film:</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Postkolonyal Bir Belgesel: Overseas (2019) &#8211; Sung-a Yoon</strong></h3>



<p><em>Overseas</em>, dünyanın çeşitli yoksul bölgelerinden Filipinler’e gelen kadın işçilerin, çalıştıkları alanların zorluklarını anlatan bir belgesel. Filmin temasını kurarken yaptığı yenilik, kadın işçilerin hayatta kalmak için çıktıkları yolculuğun sonunu ele alması. Aynı zamanda hizmet sürecini belge altına alma çabası.  </p>



<p>Belgeselde birbirini daha önce görmemiş ve zaman geçirmemiş onlarca kadının, farklı bir kişiye ya da aileye hizmet etmek için ön eğitimden geçişini izleriz. Bu ön eğitim sürecinde kadınlar bir kişi tarafından eğitilirler. Ardından çeşitli baskı türlerine maruz kalırlar. Akabinde, bu kadınların birbirleri ile deneyimlerini paylaştıklarını görürüz belgesel boyunca. Onların aralarında kurdukları bağa şahit oluruz.  </p>



<p><em>Overseas</em>’in son yıllarda dikkat çeken filmler arasında yer almasını sağlayan unsurlar:  </p>



<ul class="wp-block-list"><li>Göçmen işçilerin hayatlarını ele alması.  </li><li>Bunları izleyiciye kamera merceği ile ulaştırması.  </li><li>Bunu yaparken onların hikâyesini onlar tarafından bize sunması.</li></ul>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Politik Bir Cehennemin Belgeseli: Collective (2019) &#8211; Alexander Nanau</strong></h3>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="454" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/04/collective.event_.wspabvfqzwbw-1024x454.jpg" alt="belgesel film" class="wp-image-3798" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/collective.event_.wspabvfqzwbw-1024x454.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/collective.event_.wspabvfqzwbw-300x133.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/collective.event_.wspabvfqzwbw-768x340.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/collective.event_.wspabvfqzwbw-1536x680.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/collective.event_.wspabvfqzwbw-2048x907.jpg 2048w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/collective.event_.wspabvfqzwbw-480x213.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><em>Collective</em>, 2021 yılında düzenlenen 93. Oscar Ödülleri’nde Romanya’nın en iyi uluslararası film kategorisinde yarışan film. Yapım; toplumsal hafıza, kamu vicdanı ve kolektif belleğin en düşünülmüş örnekleri arasında.  </p>



<p>Bükreş’te 2015&#8217;te bir gece kulübünde çıkan yangının ardından gelişen olaylara, bir gazeteci bakışı ile yaklaşıyor yönetmen. Gece kulübünde yangının çıkması, ardından izdihamın engellenmemesi ve çok daha kötüsü yangın sırasında hafif ve ağır olmak üzere yaralanan kişilerin çok daha fazlasının hastanelerde sağlık sisteminin yetersizliği yüzünden yaşamını kaybetmesi.  </p>



<p>Yönetmen tüm bunlar yaşanırken kamerasını olan bitenin tam da ortasına koyuyor. Böylece bir toplumun yakın tarihteki olaylara ilişkin vicdanını ve belleğini de belgelemeye çalışıyor. Kamu kavramının ve beraberinde getirdiği sorumlulukların siyasetçiler tarafından nasıl manipüle edildiğinin de en iyi örneklerini bize sunmakta. </p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Brezilya&#8217;dan Dünyaya Bir Mücadele Belgeseli: Indianara (2019) &#8211; Aude Chevalier-Beaumel, Marcelo Barbosa</strong> </h3>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-724x1024.jpg" alt="belgesel" class="wp-image-4694" width="838" height="1185" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-724x1024.jpg 724w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-212x300.jpg 212w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-768x1086.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-1086x1536.jpg 1086w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-1448x2048.jpg 1448w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-480x679.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel.jpg 1800w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>



<p>Latin Amerika’nın tekil fakat en büyük alanlarından birisi olan Brezilya’da geçiyor Indianara’nın hikâyesi. Çağdaşı pek çok politikacı ile birlikte tartışmalara konu olan ve post-truth kavramının da Latin Amerika’daki temsilcisi sayılabilecek Jair Bolsonaro’nun seçim süreci ve bu süreçte trans aktivist Indianara Siqueira’nın çevresinde olup bitenleri anlamlandırma süreci belgeselin merkezini teşkil ediyor. </p>



<p>Indianara, yalnızca radikal Hristiyan ve muhafazakâr Jair Bolsonaro’nun seçim kampanyasına tezat oluşturan bir karakter olarak değil. Aynı zamanda Brezilya’daki özgürlükçü hareketlerin ve sosyalist partilerin trans aktivizmine ve genel olarak LGBT+ yaşamına bakışını yansıtmakta. Belgesel boyunca Indianara’nın her anına ve mücadelesine tanık oluyoruz. </p>



<p>Bu açıdan film politik bir belgesel olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca yapım Brezilya modernleşmesi ve yakın tarihi bakımından oldukça etkili bir örnek. Kültür, alt kültür, popüler kültür ve baskın kültür gibi pek çok kavramın karşılığını bulduğu belgesel mutlaka izlenmesi gereken bir örnek olarak dikkat çekiyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Pastoral Belgesel Yaşıyor: Honeyland (2019) &#8211; Ljubomir Stefanov, Tamara Kotevska</strong></h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/04/thumbs_b_c_f0eeaa010718cd06674070b1cae0b925.jpg" alt="belgesel film" class="wp-image-3799" width="840" height="472" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/thumbs_b_c_f0eeaa010718cd06674070b1cae0b925.jpg 864w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/thumbs_b_c_f0eeaa010718cd06674070b1cae0b925-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/thumbs_b_c_f0eeaa010718cd06674070b1cae0b925-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/thumbs_b_c_f0eeaa010718cd06674070b1cae0b925-480x270.jpg 480w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /></figure>



<p><em>Honeyland</em>, bizi içine soktuğu doğası ile pastoral bir senfoni. Aynı zamanda bu pastoral yapının zorlukları ve rekabeti de beraberinde getirdiğini en iyi şekilde özetliyor. Taşrada bal üretimi yapan Hatidzhe’nin doğa ve kendi sosyal çevresi ile kurduğu ilişkilerin biz de birer komşusu haline geliyoruz belgesel süresince. </p>



<p>Doğanın kendine özgü yasalarının içinde kalmayı tercih ediyor Hatidzhe. Bunun yanında, doğayı istila etmek olarak gören komşularının ve daha pek çok şeyin hikâyesini sunuyor bize Honeyland. Aynı yıl Oscar Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Film kategorisinde yarıştığını da belirtelim. Yapım doğa ile kurulan ilişkinin en sevecen, naif ve his dolu örneklerinden birisi.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-bir-gosteri-belgeseli-rolling-thunder-revue-a-bob-dylan-story-by-martin-scorsese-2019-martin-scorsese"><strong>Bir Gösteri Belgeseli: Rolling Thunder Revue: A Bob Dylan Story by Martin Scorsese (2019) – Martin Scorsese</strong>  </h3>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-1-1024x576.jpg" alt="belgesel" class="wp-image-4696" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-1-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-1-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-1-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-1-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Müziği ve müzik dünyasını derinden sarsan insanları saymaya başlarsak şüphesiz listemizin ilk sıralarında Bob Dylan’ın olacağı kesin. Dylan, müziğe bakışı, Amerikan toplumunda müziğe getirdiği yeni anlam ve hayat hikâyesi ile tarihin en önemli sanatçıları arasında yer alıyor. Yıl 2019’u gösterdiğinde ise sinema tarihinde aynı öneme sahip isimlerden biri olan Martin Scorsese’nin bir Bob Dylan hikâyesi ile karşımıza çıktığını gördük. </p>



<p>Yaşamının tartışmalı olayları, müziği ve felsefesi ile Bob Dylan’a bütüncül bir bakış sinema perdesine yansımıştı. 68 Kuşağı ve Amerikan modernleşmesinde müziğin etkisi gibi pek çok konuyu belgeselde bulabilmek mümkün. Bob Dylan ve indie severler için çok önemli bir deneyimin parçası Rolling Thunder Revue: A Bob Dylan Story by Martin Scorsese.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Futbola Aşık Eden Bir Adamın Belgeseli: Diego Maradona (2019) – Asif Kapadia</strong></h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/04/maradona-800x533-1.jpeg" alt="belgesel film" class="wp-image-3800" width="839" height="559" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/maradona-800x533-1.jpeg 800w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/maradona-800x533-1-300x200.jpeg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/maradona-800x533-1-768x512.jpeg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/maradona-800x533-1-720x480.jpeg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/maradona-800x533-1-480x320.jpeg 480w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Maradona; futbolu ve futbol kültürünü sevdiren, endüstriyel futbol öncesi dönemin öne çıkan yıldızlarından. O,  futbolu ve yeteneği ile akıllara kazınan bir isim. Yönetmen Asif Kapadia ise güncel tartışmalara konu olan, futbolu sevdiren ve tarihe damgasını vuran sporcular arasına giren Maradona hakkında bir belgesel ile sahneye çıkıyor. </p>



<p>Tanrı’nın Eli, efsanevi dünya kupası hikâyesi, yerel kulüp kariyeri gibi pek çok yaşantısı ile karşımıza çıkıyor belgesel. İçinde bulunduğumuz kurak futbol ikliminden biraz olsun kaçabilmemizi sağlıyor. Her şeyin endüstri uğruna feda edildiği ve ortadan kalktığı bir dönemdeyiz. Bu açıdan, yapım nostaljik olduğu kadar derin bir hikâye ile bizi yalnız bırakıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Sosyal Medya&#8217;nın Gücüne Odaklanan Bir Belgesel: Don’t F**k with Cats: Hunting an Internet Killer (2019) – Mark Lewis</strong> </h3>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="512" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-2-1024x512.jpg" alt="belgesel" class="wp-image-4697" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-2-1024x512.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-2-300x150.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-2-768x384.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-2-480x240.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-2.jpg 1400w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Don’t F**k with Cats: Hunting an Internet Killer pek çok konuda modern yoruma sahip. Aynı zamanda, yeni ses getiren bir vizyona da. Sosyal medyanın adaleti sağlayan ve tartışmalara hep gebe olan yanına, karanlık bir hikâyeye yakından bakışa ve bu karanlık anlatının dedektiflik anlatılarını aratmayan gerçek hikâyesi. Film-noir türüne, gerilim, suç ve gizem temalarına aşina olanların mutlaka kaçırmaması gereken gerçek bir anlatı. </p>



<p>Hayvan istismarı ile başlayan bir dizi olayın günün sonunda vardığı yer ustalıkla işlenen bir anlatı. Yapım, belgesel dizi serisi olarak Netflix’te izleyiciyle buluştu. Her bölümde gizemini koruyan yapım son dönemin ilgi çekici işleri arasında yer alacağa benziyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Belgesel Çılgınlığa Işık Tutuyor: Tiger King: Murder, Mayhem and Madness (2020) &#8211; Eric Goode, Rebecca Chaiklin</strong> </h3>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="640" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-3-1024x640.jpg" alt="belgesel" class="wp-image-4698" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-3-1024x640.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-3-300x188.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-3-768x480.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-3-1536x960.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-3-2048x1280.jpg 2048w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-3-480x300.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Anlatı geleneklerinin neredeyse tamamında karşımıza çıkan ve anlatının bel kemiği rolüne sahip antagonistik-protagonist yapı, en modern versiyonu ile Tiger King: Murder, Mayhem and Madness’ta karşımıza çıkıyor. </p>



<p>Yapım, hayvan istismarı hakkında oluşan toplumsal bilinç ile sinemanın buluştuğu bir alanın ürünü. Son dönemde streaming platformunun üst sıralarında yer edinmişe benziyor. </p>



<p>Bilindiği gibi; sirk, su parkı ve hayvanat bahçesi gibi mekanların kültürel olarak geçmişinin sorgulanıyor günümüzde. İşte, Tiger King tam da bu sorunların sinematik temsili olarak vücut buluyor. Yapım belgesel dizi serisi olarak ilerliyor. Sürecin tamamında ise hemen herkese söz vererek demokratik bir görünüme sahip. Aynı zamanda temanın tüm derinliklerine de başarıyla sızmayı başarıyor. Amerikan modernleşmesinin çarpık yanlarını merak eden herkesin kaçırmaması gereken bir yapım olduğunu ayrıca belirtelim.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Dick Johnson is Dead (2020) – Kirsten Johnson</strong></h3>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/04/174623-1024x683.jpg" alt="belgesel film" class="wp-image-3801" width="839" height="559" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/174623-1024x683.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/174623-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/174623-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/174623-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/174623-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/174623-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/04/174623.jpg 1920w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Kirsten Johnson, daha önceki yıllarda Camera Person ile büyük bir belgesel işine imza atmıştı. Bu kez de kendisi yine akıllara kazınacak bir iş ile Netflix&#8217;te izleyiciyle buluştu. Sanıyorum ki, bu yapım sinema tarihinin ileri dönemlerinde çok kritik bir konuma sahip olacak.  </p>



<p><em>Dick Johnson is Dead</em>, hayatı anlatan ve ölüme meydan okuyan bir belgesel. Bu açıdan, listemizin medarı iftiharı. Kısaca, belgesel babasının yaşamının son günlerini kayıt altına alan bir çocuğun hayat dolu enerjisinin ürünü. Kirsten Johnson bu yapımla kendi hayatını seçmekte. Böylelikle hem kendisi için bir aile mirası hem de sinema mirası oluşturmakta. Cesur adam rengarenk dokusu ve biçimsel tercihiyle ölüm ile yüzleşmekten korkmayan bir anlatı sunuyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>My Octopus Teacher (2020) &#8211; Philippa Ehrlich, James Reed</strong> </h3>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-4-1024x576.jpg" alt="belgesel" class="wp-image-4699" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-4-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-4-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-4-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-4-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/belgesel-4.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><em>My Octopus Teacher</em>, geleneksel doğa belgesel anlayışına yeni bir soluk kazandırıyor. Özellikle çok daha öznel ve yakından temas olarak dikkat çekmekte. Yıllarca profesyonel dalış yapan Craig Foster’ın yine dalış yaptığı günlerden birini kayıt altına alıyor. Aynı zamanda onun edindiği dostluğun izinden giden belgesel, doğa ile insanın ilişkisine son dönemde etkili şekilde parmak basan işler arasında. </p>



<p>Belgeseli Netflix’te izlemek mümkün. İyi hissetmeye yarar sağladığı gibi aynı zamanda doğaya yönelik düşündürücü bir misyona sahip. İnsan merkezli kültürün tarih boyunca süren hakimiyeti düşünüldüğünde My Octopus Teacher, bunu belki tam olarak sarsan bir yöne sahip diyemeyiz. Fakat yine de odağını insandan kaydırması bakımından belgesel yapımına yeni bir soluk kazandırabilir. Bu açıdan heyecan verici bir yapım. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/belgesel-film-onerileri-2022/">Belgesel Film Önerileri- 2022</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/belgesel-film-onerileri-2022/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
