<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı: İmge yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/uzun-surmus-bir-gunun-aksami-imge/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/uzun-surmus-bir-gunun-aksami-imge/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Mar 2023 21:40:38 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>
	<item>
		<title>
		Yazar: Ziya		</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/uzun-surmus-bir-gunun-aksami-imge/#comment-267</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ziya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 21:40:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15941#comment-267</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://www.kazankultur.com/uzun-surmus-bir-gunun-aksami-imge/#comment-266&quot;&gt;Tanser&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

Sayın Okur,

Şerh mesabesinde görüşünüz gayet isabetli, katılıyorum.

Akademik çıktı noktasını şimdi daha iyi anladım. O makalede ölüm teması ile ele alınıyor eser. Ben ise bu temaya dayanmıyorum; makalenin tamamını analiz etmekle beraber, alıntıladığım kısmını kendi kurguma bir pekiştireç olarak kullandım sadece. Ama eleştirdiğiniz bağlama dayandığım zaten ortada; makale ile pek ilişiği yok bu dayandırmanın, bunu belirtmek istedim sadece.

Paylaştığınız bağlantıyı okudum. Kastınızı daha iyi anladım. Mevzubahis tekdüzeliği kendi yazımda da görebiliyorum sanırım; hele ki irdelenen eser Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı gibi bir yapıt olunca, daha iyi gözüküyor. 

Analiziniz şahane. Evet, merhamet dilencisi yapabilir. İnsanın kendisini tanımladığı ifade, kendiliğini nasıl yansıtır ki düşüncesi geliyor aklıma hemen. Büyük oyuncuyum herhalde. Bu pasajı oynamayı da severim. İzlemiş olmanızı isterdim. 🙂

Saygılarımla.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.kazankultur.com/uzun-surmus-bir-gunun-aksami-imge/#comment-266">Tanser</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>Sayın Okur,</p>
<p>Şerh mesabesinde görüşünüz gayet isabetli, katılıyorum.</p>
<p>Akademik çıktı noktasını şimdi daha iyi anladım. O makalede ölüm teması ile ele alınıyor eser. Ben ise bu temaya dayanmıyorum; makalenin tamamını analiz etmekle beraber, alıntıladığım kısmını kendi kurguma bir pekiştireç olarak kullandım sadece. Ama eleştirdiğiniz bağlama dayandığım zaten ortada; makale ile pek ilişiği yok bu dayandırmanın, bunu belirtmek istedim sadece.</p>
<p>Paylaştığınız bağlantıyı okudum. Kastınızı daha iyi anladım. Mevzubahis tekdüzeliği kendi yazımda da görebiliyorum sanırım; hele ki irdelenen eser Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı gibi bir yapıt olunca, daha iyi gözüküyor. </p>
<p>Analiziniz şahane. Evet, merhamet dilencisi yapabilir. İnsanın kendisini tanımladığı ifade, kendiliğini nasıl yansıtır ki düşüncesi geliyor aklıma hemen. Büyük oyuncuyum herhalde. Bu pasajı oynamayı da severim. İzlemiş olmanızı isterdim. 🙂</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Tanser		</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/uzun-surmus-bir-gunun-aksami-imge/#comment-266</link>

		<dc:creator><![CDATA[Tanser]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 09:08:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15941#comment-266</guid>

					<description><![CDATA[Sayın yazar,

Yorumumu bir sürü emek verip yazmış olduğunuz yazının bir parçası olarak görmenize sevindim ancak ben yorumumun bir şerh olarak görülmesinden yanayım.  Böylece fikirlerimiz iki kontrast renk gibi daha net algınabilir. Okuyanlar dışarıdan bakabilirler ya da -sizin deyiminizle- tanrılaşabilirler. Dolayısıyla yazıyla ilgili temel tartışma noktası ile ilgili yorumlarımızı ortada bırakmak ve daha ilerletmemek taraftarıyım. Belki birileri gelip bunların üzerine bir şeyler ekler. O zaman yine düşünür konuşuruz.  

Yorumumla ilgili tali bazı kısımları aydınlatmanın ise önemli olduğunu düşünüyorum. Bunların yorumunun bağlamdan kopmaması adına anlaşılması mühim.  

Öncelikle akademik çıktıdan kastım yazı kaynakçasında da gözüken ve büyük puntolarla belirtme ihtiyacı hissetiğiniz Avcı&#039;nın &quot;...Bu nedenle her okuyucunun tanıklığı ve çıkardığı anlam birbirinden farklı olacaktır.&quot; ifadesidir. Buna benzer ifadeleri hem yazının başında hem de sonunda zikretmeniz beni böyle bir söyleme itti. 

ikinci olarak &quot;tek bir cümle için bu kadar debelenmeye gerek var mı?&quot; sorusu ile ilgili kafanızda oluşmuş olan belirsizliği gidermek isterim. Bu benim çok da iyi fade edemediğim bir konu olmuş. Verdiğim örnek de muhtemelen sadece bendeki hissiyata işaret ediyor. Buradaki kastımı çok iyi açılayan bir yazı linki bırakıyorum. 
https://fatmagulunyengesi.substack.com/p/murat-omur-tuncer-3bd
Bu linkte oldukça sert bir eleştiri var. Kastımın bu olmadığını belirtmek isterim. Yazının sadece fikir&#062;eylem&#062;sonuç arasındaki ilişkinin tek düzeliğine yaptığı kritik esas alınmalıdır. 

Son olarak da korkaklıkla ilgili hususu da konuşmak gerek. Benim kastettiğimin kişisel bir özellikle değil bir davranış olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Dolayısıyla kendinize korkak olarak görmeniz ya da  tanımlamanız her durumda böyle davranacağınız manasına gelmeyecektir. Hatta kendinizi böyle tanıtmanız bile aslında pek de korkak olmadığınızı düşündürür. Bu sizi cesur yapmaz ama merhamet dilencisi yapabilir :)

selamlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın yazar,</p>
<p>Yorumumu bir sürü emek verip yazmış olduğunuz yazının bir parçası olarak görmenize sevindim ancak ben yorumumun bir şerh olarak görülmesinden yanayım.  Böylece fikirlerimiz iki kontrast renk gibi daha net algınabilir. Okuyanlar dışarıdan bakabilirler ya da -sizin deyiminizle- tanrılaşabilirler. Dolayısıyla yazıyla ilgili temel tartışma noktası ile ilgili yorumlarımızı ortada bırakmak ve daha ilerletmemek taraftarıyım. Belki birileri gelip bunların üzerine bir şeyler ekler. O zaman yine düşünür konuşuruz.  </p>
<p>Yorumumla ilgili tali bazı kısımları aydınlatmanın ise önemli olduğunu düşünüyorum. Bunların yorumunun bağlamdan kopmaması adına anlaşılması mühim.  </p>
<p>Öncelikle akademik çıktıdan kastım yazı kaynakçasında da gözüken ve büyük puntolarla belirtme ihtiyacı hissetiğiniz Avcı&#8217;nın &#8220;&#8230;Bu nedenle her okuyucunun tanıklığı ve çıkardığı anlam birbirinden farklı olacaktır.&#8221; ifadesidir. Buna benzer ifadeleri hem yazının başında hem de sonunda zikretmeniz beni böyle bir söyleme itti. </p>
<p>ikinci olarak &#8220;tek bir cümle için bu kadar debelenmeye gerek var mı?&#8221; sorusu ile ilgili kafanızda oluşmuş olan belirsizliği gidermek isterim. Bu benim çok da iyi fade edemediğim bir konu olmuş. Verdiğim örnek de muhtemelen sadece bendeki hissiyata işaret ediyor. Buradaki kastımı çok iyi açılayan bir yazı linki bırakıyorum.<br />
<a href="https://fatmagulunyengesi.substack.com/p/murat-omur-tuncer-3bd" rel="nofollow ugc">https://fatmagulunyengesi.substack.com/p/murat-omur-tuncer-3bd</a><br />
Bu linkte oldukça sert bir eleştiri var. Kastımın bu olmadığını belirtmek isterim. Yazının sadece fikir&gt;eylem&gt;sonuç arasındaki ilişkinin tek düzeliğine yaptığı kritik esas alınmalıdır. </p>
<p>Son olarak da korkaklıkla ilgili hususu da konuşmak gerek. Benim kastettiğimin kişisel bir özellikle değil bir davranış olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Dolayısıyla kendinize korkak olarak görmeniz ya da  tanımlamanız her durumda böyle davranacağınız manasına gelmeyecektir. Hatta kendinizi böyle tanıtmanız bile aslında pek de korkak olmadığınızı düşündürür. Bu sizi cesur yapmaz ama merhamet dilencisi yapabilir 🙂</p>
<p>selamlar.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Ziya		</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/uzun-surmus-bir-gunun-aksami-imge/#comment-265</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ziya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 12:24:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15941#comment-265</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://www.kazankultur.com/uzun-surmus-bir-gunun-aksami-imge/#comment-264&quot;&gt;Tanser&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

Öncelikle, yorumunuz için çok teşekkür ederim; samimiyetle.

“Kusura bakmayın ama korkakça değil mi?” diye belirtmişsiniz. İyi ki belirtmişsiniz zira korkakça evet. Hayatı yaşayamayan/göğüsleyemeyen insanların -benim gibi- idealizasyonlarının çoğu korkaklıktan. Bu, yazıdan bağımsız bir kişilik betimlemem. Tabi, benim kişiliğim yazdıklarımdan nasıl bağımsız olabilir ki? Değil mi!

Benim aktarımımdaki noksanlığı da daha iyi farketmemi sağladınız. Hata biraz şundan kaynaklı zannediyorum, pastişvari yazarken vurguları nitelikli aktaramamış olabilirim. Zira ben, anlam örüntülerimizi pasif bir edim olarak benimsemeyi salık vermiyorum; bilakis, örüntülerin bizim düşüncelerimizdeki belirleyiciliğinin farkındalığını vurgulamak istedim. Bu vurguyu yapmakla, “herkesin anladığı gibi duyumsaması” durumunu ‘meşrulaştırma’ olarak ele alışın karşısında konumlanıyorum aslında. Farkında olmak: neleri anlam olarak seçtiğimizin, neleri hayatımızın örüntüsü haline getirdiğimizin farkında olmak. Belki bu sayede, belirttiğiniz gibi, “anlamı kabul etmekten daha öteye” geçebiliriz. Heretik olmak gerekiyor. Nitekim, yaptığınız “…parça parça duvarlar kendisine verilen arsanın her yerini doldurmuş. Ama hepsi ayrı duruyor. Hepsi birleştirilmeyi bekliyor” alıntısı çok yerinde olmuş bu bağlamda.

Bir akademik çıktıya dayandırdığımı göremedim ben. Örnek verdim sadece Weber’in rasyonalite sınıflandırmasını.

Bir cümle için bunca debelenmeye gerek var mıydı? Güzel soru. Şahsi kanaatim, olduğu yönünde. Yoğun bir cevheri deşmek gibi geliyor bana.

Benim bir durum betimlemesi olarak ele almaya çalıştığım farklı örüntülere sahip olma noktasını, meşrulaştırma/normalleştirme bağlamında savunduğumu/aktardığımı ifade edişinize üzüldüm. Bu değil ki! 

Bugün, korkakça idealizasyonlarına hapsolmuş Ziya’nın kendince anlam örüntüleri olduğu gibi; Elmadağ’da duvara “Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı” yazan Andronikos’un, uğrunda eylem ile var olduğu bir anlam örüntüsü yok muydu? Elbette daha farklı, daha hakiki: eylemiydi Onun anlamı.

Kazancakis’in Zorba’sının ifadesiyle; yorumunuzun her zerresine imzamı atıyorum. Yazının devamı niteliğinde olsun. Müteşekkirim, samimiyetle.

Saygılarımla.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.kazankultur.com/uzun-surmus-bir-gunun-aksami-imge/#comment-264">Tanser</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>Öncelikle, yorumunuz için çok teşekkür ederim; samimiyetle.</p>
<p>“Kusura bakmayın ama korkakça değil mi?” diye belirtmişsiniz. İyi ki belirtmişsiniz zira korkakça evet. Hayatı yaşayamayan/göğüsleyemeyen insanların -benim gibi- idealizasyonlarının çoğu korkaklıktan. Bu, yazıdan bağımsız bir kişilik betimlemem. Tabi, benim kişiliğim yazdıklarımdan nasıl bağımsız olabilir ki? Değil mi!</p>
<p>Benim aktarımımdaki noksanlığı da daha iyi farketmemi sağladınız. Hata biraz şundan kaynaklı zannediyorum, pastişvari yazarken vurguları nitelikli aktaramamış olabilirim. Zira ben, anlam örüntülerimizi pasif bir edim olarak benimsemeyi salık vermiyorum; bilakis, örüntülerin bizim düşüncelerimizdeki belirleyiciliğinin farkındalığını vurgulamak istedim. Bu vurguyu yapmakla, “herkesin anladığı gibi duyumsaması” durumunu ‘meşrulaştırma’ olarak ele alışın karşısında konumlanıyorum aslında. Farkında olmak: neleri anlam olarak seçtiğimizin, neleri hayatımızın örüntüsü haline getirdiğimizin farkında olmak. Belki bu sayede, belirttiğiniz gibi, “anlamı kabul etmekten daha öteye” geçebiliriz. Heretik olmak gerekiyor. Nitekim, yaptığınız “…parça parça duvarlar kendisine verilen arsanın her yerini doldurmuş. Ama hepsi ayrı duruyor. Hepsi birleştirilmeyi bekliyor” alıntısı çok yerinde olmuş bu bağlamda.</p>
<p>Bir akademik çıktıya dayandırdığımı göremedim ben. Örnek verdim sadece Weber’in rasyonalite sınıflandırmasını.</p>
<p>Bir cümle için bunca debelenmeye gerek var mıydı? Güzel soru. Şahsi kanaatim, olduğu yönünde. Yoğun bir cevheri deşmek gibi geliyor bana.</p>
<p>Benim bir durum betimlemesi olarak ele almaya çalıştığım farklı örüntülere sahip olma noktasını, meşrulaştırma/normalleştirme bağlamında savunduğumu/aktardığımı ifade edişinize üzüldüm. Bu değil ki! </p>
<p>Bugün, korkakça idealizasyonlarına hapsolmuş Ziya’nın kendince anlam örüntüleri olduğu gibi; Elmadağ’da duvara “Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı” yazan Andronikos’un, uğrunda eylem ile var olduğu bir anlam örüntüsü yok muydu? Elbette daha farklı, daha hakiki: eylemiydi Onun anlamı.</p>
<p>Kazancakis’in Zorba’sının ifadesiyle; yorumunuzun her zerresine imzamı atıyorum. Yazının devamı niteliğinde olsun. Müteşekkirim, samimiyetle.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Tanser		</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/uzun-surmus-bir-gunun-aksami-imge/#comment-264</link>

		<dc:creator><![CDATA[Tanser]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2023 20:58:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15941#comment-264</guid>

					<description><![CDATA[Sayin yazar,

Kitapla ilgili tum elestirinizi yavan bir akademik ciktiya dayandirmaniz bana İhtiyarlara Yer Yok filmini izledikten sonraki dusuncelerimi hatirlatti. Bir tek cumle soylemek icin, onu da en sonda soylemek icin, bütün bunlara gerek var miydi? Gerci hakkinizi yemeyeyim siz basta da soyluyorsunuz zaten. &quot;Ya da bambaşka anlam örüntüleriniz vardır...&quot; Yani hepimiz farkli seyler anlariz, algilariz bu da normaldir. Kabullenip bunlari birer celiski olarak gorelim. Hem kendimizi hem de butun etki alanimizi da normallestirelim. Hayatimiza da renk olur. Acaba oyle mi?

Kitabin anlamdan bahsetmesi &quot;herkesin anladigi gibi&quot; duyumsamasi cikarmaniza izin vermez. Aksine kitap bunun normal olmadigi gercegi uzerine kuruludur. Hatirlayiniz: &quot;...parca parca duvarlar kendisine verilen arsanin her yerini doldurmus. Ama hepsi ayri duruyor. Hepsi birlestirilmeyi bekliyor&quot;

Herkesi oldugu yerde kabul etmek kacak dovusmektir. Hayat buna izin vermez. Daha dogrusu izin verir de bedelini odetir. Ioakim&#039;e yaptigi gibi.  

Bir sandalla adaya cikmak kacmak olmayabilir kabul etmek de bir kacis olabilir bazi durumlarda. Yeniden dogmak mi? Bilgisayar resetlemek gibi? Biraz fazla kolay degil mi? Hatta kusura bakmayin ama korkakca degil mi? 

Cemberin bir noktasindan yolla cikip kurek ceke ceke ayni yere gelmek yeniden dogus olabilir belki. Ama ben kahramanlik demeyi tercih ederim. Siradanligin kahramanligi ayni sizin dediginiz gibi.

Anlami kabul etmekten daha oteye gecmeliyiz. Kabul ederken harcadigimiz zaman bizi ancak kacisa surukler. Andronikos kabul etmedi. Itiraz da etmedi. Geldi ve kendini sundu. Susma hakkini kullanip gercegi bir ruya gibi uykusuzca yasadi. Daha kahramanca ne olabilir ki? 
 
O sehir niye yandi Andronikos uzaktan  izlerken? Hadi Andronikos&#039;u denklemden cikartalim. O sehir gercekten de yandi. Hem de ayni nedenlerle. Bu durumda gorece olan ne? Anlam mi? Bence degil. Cunku bin sene sonra bir gece o sehir yine yanarken gazlar, bagiris cagirislar, polisler, tomalar arasinda Elmadag&#039;da bir duvara Uzun Surmus Bir Gunun Aksami yazilmisti ve bunu yazan Andronikos olamazdi.

Selamlar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin yazar,</p>
<p>Kitapla ilgili tum elestirinizi yavan bir akademik ciktiya dayandirmaniz bana İhtiyarlara Yer Yok filmini izledikten sonraki dusuncelerimi hatirlatti. Bir tek cumle soylemek icin, onu da en sonda soylemek icin, bütün bunlara gerek var miydi? Gerci hakkinizi yemeyeyim siz basta da soyluyorsunuz zaten. &#8220;Ya da bambaşka anlam örüntüleriniz vardır&#8230;&#8221; Yani hepimiz farkli seyler anlariz, algilariz bu da normaldir. Kabullenip bunlari birer celiski olarak gorelim. Hem kendimizi hem de butun etki alanimizi da normallestirelim. Hayatimiza da renk olur. Acaba oyle mi?</p>
<p>Kitabin anlamdan bahsetmesi &#8220;herkesin anladigi gibi&#8221; duyumsamasi cikarmaniza izin vermez. Aksine kitap bunun normal olmadigi gercegi uzerine kuruludur. Hatirlayiniz: &#8220;&#8230;parca parca duvarlar kendisine verilen arsanin her yerini doldurmus. Ama hepsi ayri duruyor. Hepsi birlestirilmeyi bekliyor&#8221;</p>
<p>Herkesi oldugu yerde kabul etmek kacak dovusmektir. Hayat buna izin vermez. Daha dogrusu izin verir de bedelini odetir. Ioakim&#8217;e yaptigi gibi.  </p>
<p>Bir sandalla adaya cikmak kacmak olmayabilir kabul etmek de bir kacis olabilir bazi durumlarda. Yeniden dogmak mi? Bilgisayar resetlemek gibi? Biraz fazla kolay degil mi? Hatta kusura bakmayin ama korkakca degil mi? </p>
<p>Cemberin bir noktasindan yolla cikip kurek ceke ceke ayni yere gelmek yeniden dogus olabilir belki. Ama ben kahramanlik demeyi tercih ederim. Siradanligin kahramanligi ayni sizin dediginiz gibi.</p>
<p>Anlami kabul etmekten daha oteye gecmeliyiz. Kabul ederken harcadigimiz zaman bizi ancak kacisa surukler. Andronikos kabul etmedi. Itiraz da etmedi. Geldi ve kendini sundu. Susma hakkini kullanip gercegi bir ruya gibi uykusuzca yasadi. Daha kahramanca ne olabilir ki? </p>
<p>O sehir niye yandi Andronikos uzaktan  izlerken? Hadi Andronikos&#8217;u denklemden cikartalim. O sehir gercekten de yandi. Hem de ayni nedenlerle. Bu durumda gorece olan ne? Anlam mi? Bence degil. Cunku bin sene sonra bir gece o sehir yine yanarken gazlar, bagiris cagirislar, polisler, tomalar arasinda Elmadag&#8217;da bir duvara Uzun Surmus Bir Gunun Aksami yazilmisti ve bunu yazan Andronikos olamazdi.</p>
<p>Selamlar</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
