Sidewalls: Kuru Kalabalıklarda Kaybolanlar
Sidewalls hakkındaki incelememiz seninle…
Sanıyorum geçen yıl ya da 2 yıl önceydi Sidewalls’ı izlediğimde. Bağımsız film arayışlarım genelde çok spontane oluyor. Yine öyle günlerden biriydi. İş dönüşü kışın yapılabilecek en iyi şeylerden biri yemeği yedikten sonra koltuğa uzanıp bir film izlemekti. Sidewalls’ı rastgele bulmuştum açıkçası, öyle özel bir çabam olmamıştı keşfetmek için. Konusunu okuduktan sonra direkt oynat’a gitti elim.
İyi ki de gitmiş. Bugün hala aklımda. Daha öncesinde bir liste içerisinde çok kısa yer vermiştim filme. Bugün ise filmi tek başına ele almak içimden geldi. 🙂
“Peki, neden?” çok haklı bir soru olur.
Ofiste, evde, bankada, sahilde, toplu taşımada, kafede… Nerede olursa olsun yoğun bir kalabalığa maruz kalıyoruz. Bir sürü insanla iletişim ihtimalimizin olduğu sokaklarda yürüyor, yüksek katlı ve korkunç binalarda yaşıyoruz birçoğumuz. Ne kadar kalabalık gibi görünse de etrafımız hayatlarımız aynı apartmanda oturduğumuz insanlarla bile kesişmiyor. Kalabalıklar içinde savrula savrula yaşıyoruz bu hayatı. Modern insanın dramından biri bu olsa gerek.
İşte, 2011 yapımı Arjantin filmi Sidewells (Medianeras) bu temadan yola çıkarak modern yaşam içindeki yalnızlığı ve tesadüfleri ele alıyor. Düşündüren hikayesinin yanında, romantik öğeleri ve bağımsız film karakterini ortak bir payda da buluşturuyor.
Penceresiz Apartmanlar
Gündelik hayatın içinden kesitlerle izleyenlerin beğenisini kazanan Sidewells 2011 yılında gösterime giriyor. Yönetmen koltuğunda Gustavo Taretto oturuyor. Javier Drolas ve Pilar López de Ayala’nın başrollerini paylaştığı yapım, yaklaşık 95 dakika sürüyor.
Filmin isim hikayesi beni çok etkilemişti. Orijinal adıyla Medianeras, penceresiz apartmanların yan cephelerini ifade eden bir kavram. Zaten başta belirttiğim gibi film, plansız şehirleşme, modern yaşamda yalnızlık gibi temaları taşıyor. Buna uygun olarak da hem filmin adına vurgu yapan hem de bu temaları destekleyen kesitlerle dolu.
Şehir yaşamı ve yalnızlığa getirdiği kendine has bakış açıyla Sidewells uluslararası film festivallerinde oldukça ilgi görmüş. Bağımsız film sevenler için iyi bir opsiyon oluşturan film, modern film anlatıları arasında yerini alıyor.
Filmin Hikayesi
Martin ve Mariana’nın hikayesine konuk oluyoruz filmde. Web tasarımcısı olan Martin, vaktinin çoğunu evde geçiren ve sosyalleşmekten uzak olan bir karakter. Vitrin tasarımcısı olan Mariana ise yeni biten ilişkisinin ardında gündelik yaşamına uyum sağlamaya çalışan bir karakter. Aynı zamanda o da Martin gibi kalabalığın içindeki yalnızı temsil ediyor.
İki karakterimiz aslında birbirine çok yakın apartmanlarda oturuyor. Aynı duyguları taşıyan iki yetişkin aynı sokaktan geçiyor, aynı kafenin önünde duruyor. Fakat bir türlü birbirlerini görmüyorlar.
Gerçekten de kafamızda binbir çeşit soruyla yürüdüğümüz yollarda, bindiğimiz metroda, oturduğumuz kafede birbirimizi görmüyoruz. Tabii işin içine giren teknolojik aletler ve bağımlısı olduğumuz sosyal medya faktörüyle birlikte aramızdaki mesafeler daha da açılmış durumda. Penceresiz duvarların bizi ayırdığı gibi dijital dünyanın görünmez unsurları da insanları birbirinden uzaklaştırıyor.
Filme eklemlenen belgesel tadındaki şehir kesitleri bu duyguyu daha da derinden hissettiriyor.
Son Olarak…
Her, Past Lives ve Before Sunrise gibi filmlerden hoşlandıysan, Sidewells’a kesinlikle şans vermeni isterim. Yukarıda anlattığım üzere bu filmde büyük olaylar yok, büyük bir aşk hikayesi yok, büyük insanlar yok. Küçük insanların derin hikayesi Sidewells.
Bunların yanında film, küçük bir tesadüfün neleri değiştirebileceğine dair de sorgulattırıcı bir yana sahip. Çünkü biliyorsun ki genelde bir şeylerin değişmesi için hepimiz büyük bir şeyler bekliyoruz. Büyük bir olay olmalı, büyük bir insan gelmeli… Oysa ki yaşamda önemsiz gibi görünen küçük tesadüfler bazen hayatı tümüyle değiştirmeye oldukça yeterli.
