<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yağmur Gülerer, Kazan Kültür sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/author/yagmur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/author/yagmur/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 Jul 2022 12:16:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>Yağmur Gülerer, Kazan Kültür sitesinin yazarı</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/author/yagmur/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Love Death&#038;Robots : Bambaşka Dünyalara Yolculuk</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/love-deathrobots-bambaska-dunyalara-yolculuk/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/love-deathrobots-bambaska-dunyalara-yolculuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yağmur Gülerer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Jul 2022 21:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[animasyondizi]]></category>
		<category><![CDATA[lovedeathrobots]]></category>
		<category><![CDATA[lovedeathrobotsinceleme]]></category>
		<category><![CDATA[netflixdizisi]]></category>
		<category><![CDATA[netflixtürkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=6973</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilimkurguseverler bu yazı kaçmaz! Netflix dizisi Love, Death&#038;Robots görünenden çok daha fazlası!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/love-deathrobots-bambaska-dunyalara-yolculuk/">Love Death&#038;Robots : Bambaşka Dünyalara Yolculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Love, Death&amp;Robots</em>, yetişkin animasyonu kategorisinde bulunan bir <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/maid-ozgurluge-dogru" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Netflix dizisi</a>. Dizinin yapımcıları David Fincher, Jennifer Miller, Tim Miller ve Joshua Donen.  </p>



<p>Hemen belirtmek isterim ki, yapım Google kullanıcıları tarafından %94 oranında beğenilmiş. Bu oran belki dizi hakkında izlemeyenler için bir fikir oluşturabilir. Bunu belirttikten sonra, genel hatlarıyla dizinin içeriğine bakalım. Ne anlatıyor Love, Death&amp;Robots?   </p>



<p>Öncelikle, insanlığın geleceğini ve sonunu görebileceğiniz bir yapım olduğunu söylemek mümkün. Evrenin farklı yerlerinde geçen bölümleri dolayısıyla ve olası gelecek senaryolarını anlattığı için, özellikle<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/ursula-k-le-guin-bir-uzayli-kocakari-seckisi" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> bilimkurgu</a> sevenlerin kaçırmaması gereken bir dizi olduğunu söyleyebilirim. Birçok toplumsal konuyu ve insanlığın sınırlarını görüyoruz dizide. Yapıma bütünsel olarak baktığımızda ise şiddetin hayatlarımızın ayrılamaz bir parçası olduğu sonucuna varmak da mümkün görünmekte. </p>



<p>Anlaşıldığı gibi, Love, Death&amp;Robots  beşeri bilimlerin birçok konusunun işlendiği bir dizi aslında. Özellikle de bazı bölümlerin üzerine söylenecek şeyler var. Böyle olduğunu düşünerek her sezondan seçtiğim bölümlere gelin birlikte göz atalım.  </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-birinci-sezondan-secmeler">Birinci Sezondan Seçmeler  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-1024x682.jpg" alt="Love, Death&amp;Robots" class="wp-image-6975" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><em>Love, Death&amp;Robots</em> ilk sezonuyla 15 Mart 2019 yılında izleyici ile buluştu. 18 bölümden oluşan birinci sezonun her bölümü diğer sezonlarda olduğu gibi farklı bir hikâyeyi konu alıyor. Bölümlerin süresi ise 5 dakika ile 18 dakika aralığında değişmekte. Her bölümü çok sürükleyici olan bu sezondan dört bölümü sizler için ele aldım. Bu sezonda en beğendiğim bölüm ise sezonun son bölümü olan, <em>Zima Mavisi </em>oldu. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Üç Robot </h3>



<p class="has-text-align-left">Dizinin ilk bölümünde kıyamet sonrası insanlığın yok olduğunu görüyoruz. Üç robot insan iskeletleriyle dolu hayalet bir şehirde turistik geziye çıkıyor. Çeşitli insan yapımı gereçleri inceliyorlar ve bunlara anlam vermekte zorlanıyorlar.&nbsp; Bölümün sonunda robotlardan biri insanlığın yok oluşunu şu sözlerle anlatıyor:  </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Aslında sonları kibirlerinden gelmiş. Yaradılışın merkezi oldukları inancıyla suları zehirleyip, toprağı öldürüp, göğü boğdular. Sonunda nükleer bir kışa gerek kalmadı. Özsaygılarının uzun ve pervasız bir sonbaharı yetti.</em>  </p></blockquote>



<p class="has-text-align-left">Son olarak kedileri seviyorsanız <em>Üç Robot</em> bölümü sizi çok eğlendirecek. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Aquila Yarığı’nın Ötesi </h3>



<p>Bir uzay gemisinde çalışan üç kişi uzay boşluğunda gördükleri yarıktan içeriye giriyor. Prosedür gereği uyku tanklarına giriyorlar. Geminin sorumlusu Thom uyandığında karşısında daha önce tanıştığı Greta’yı görüyor. Greta, rota hatası yüzünden yüzlerce ışık yılı uzakta olduklarını söylüyor. Daha sonrasında gelişen olaylarda gerçeğin böyle olmadığını anlıyoruz. </p>



<p>Bu bölüm bana “kavanozdaki beyin” senaryolarını hatırlattı. İnsan vücudundan ayrılan beyin özel bir sıvı içerisinde bir tüpe konulup süper bilgisayara bağlanıyor. Süper bilgisayar bu beyne sanal bir gerçeklik oluşturuyor. Burada Matrix filmi ya da Platon’un Mağara Metaforunu anımsayabiliriz. Gerçeklikte yaşamıyoruz! Bize gösterilenler kurmaca ve kendi irademizle bu sanal dünyadan çıkma imkanımız yok. Şu an bile kavanozun içinde bir beyin olmadığımızı kanıtlayamayız. </p>



<p><em>Aquila Yarığı’nın Ötesi</em> bölüm size gerçeklik algınızı sorgulatacak! </p>



<h3 class="wp-block-heading">Balık Gecesi </h3>



<p>Çok uzun zaman önce tüm dünya suyla kaplıydı. Şu an çöl olan alanlar bir zamanlar okyanusun bir parçasıydı ve okyanusta yaşayan canlılarla doluydu. Çölde geçirdiğiniz bir gecede daha önce okyanusta yaşayan canlıların hayaletlerini gördüğünüzü düşünün. Gökyüzünde süzülen canlılar…  </p>



<p><em>Balık Gecesi</em> bölümü bizden önce yaşamış olanlarla bağlantı kurma isteği uyandıracak! </p>



<h3 class="wp-block-heading">Zima Mavisi </h3>



<p>Zima adında muhteşem sanatçı, yaptığı yeni eserlerin tam ortasına mavi bir kare yerleştirir. Zamanla bu kare bir daireye dönüşür. En sonunda tamamen mavi bir eser yapar. Mavinin bu tonuna Zima Mavisi adı verilir.  </p>



<p>Bu noktada, <em>Zima Mavisi&#8217;</em>nin varoluş ve yaşamın anlamı ilgili bir bölüm olduğunu söylemek mümkün. Varoluşçuluk ya da egzistansiyalizm göre bireyin yaşantısını ve hayatı nasıl anlamlandırması gerektiği gerçek özü oluşturur. Varoluşçuluk için “Varoluş özden önce gelir.” Bu nedenle, Zima’nın varoluşçuluk felsefesiyle yakından ilgi olduğunu düşünüyorum. </p>



<p>Platon’a göre hayatın anlamı “Daha çok öğrenmektir.”, Aristo’ya göre “iyi olmak” hayatın anlamıdır. Anisthetes’e göre “basit bir yaşam” sürdürmek hayatın anlamıyken, Hedonizm için hayatın anlamı “zevk”tir. Nihilizme göre ise hayatın hiçbir anlamı yoktur. Zima için hayatın anlamı o mavi karedir!  </p>



<p>İşte, <em>Zima Mavisi</em> hayatın anlamının kişiye özel olduğu izleyiciye gösteren bir bölüm. </p>



<h2 class="wp-block-heading">İkinci Sezondan Seçmeler </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-1-1024x682.jpg" alt="Love, Death&amp;Robots" class="wp-image-6976" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>İkinci sezon<em> Love, Death&amp;Robots</em> dizisinin en beğendiğim sezonu oldu. Sekiz bölümden oluşan bu sezonda gizem ve gerilim hâkim. Bu açıdan, 2. sezonun uzun uzun düşüneceğiniz ve gelecek için endişeleneceğiz bir sezon olduğunu söyleyebilirim.  </p>



<p>Bu sezon içinden de 4 bölüme yer verdim. Ayrıca <em>Nüfus Kontrol Ekibi&#8217;</em>ni diğer bölümlere kıyasla çok beğenerek izlediğimi de belirtmek isterim. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Otomatik Müşteri Hizmetleri </h3>



<p>Birçok işinizi sizin yerinize robotların yaptığını düşünün. Sizin yerinize köpeğinizi gezdiriyor, sizin yerinize çamaşırlarınızı katlıyor hatta sizin yerinize arabanızı kullanıyor. Love, Death&amp;Robots’un bu bölümünde karşımızda böyle bir dünya var.<em> Otomatik Müşteri Hizmetleri</em>, evin temizliğinden sorumlu olan robotun bir anda ölüm makinesine dönüşmesini konu alıyor. Sık sık bilimkurgu filmlerinde işlenen insanlara yardım etmek için üretilmiş makinelerin insanlara zarar vermeye başlaması konusunu ince detaylarla bu bölümde ele alınmış. </p>



<p><em>Otomatik Müşteri Hizmetleri</em>&#8216;nde robotundaki tuhaflıkları fark eden ev sahibi, müşteri hizmetlerini arıyor. Ancak gerçek bir insanla saatler sonra konuşabileceğini öğreniyor. Robotu durdurmaya çalışırken evcil hayvanını feda etmesi isteniyor, tam bu kısmın bir insanın insanlığının ve yaşama verdiği değerin ölçüldüğünü düşünüyorum. Bölümün finalinde bu felaketten kurtulmak için robotu üreten firmanın tavsiyesi de bir şeyleri satmak üzerine kurulu düzenin gelebileceği noktayı bizlere gösteriyor. </p>



<p>Bir başka açıdan bakacak olursak şunları söylemek mümkün: Havuz başında insanların robotlar eşliğinde, hiç sosyalleşmeden, vakit geçirmeleri ya da insanlar yerine robotların tenis oynamaları Alman düşünür <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/marksizm-ve-beyaz-perde-marksist-sinema" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Karl Marx</a>’ın yabancılaşma kavramını düşündürüyor. Yabancılaşma kapitalist toplumlarda görülen bir durum. Yabancılaşma kavramı Marx&#8217;a göre dört aşamalı, burada bahsettiğim kısım yabancılaşmanın son aşaması olan insanın “insani varoluşuna” yabancılaşması. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Buz </h3>



<p>On altı yaşında bir gencin ailesi dahil herkes tarafından “öteki” olarak görüldüğü bir hikâyeyi izliyoruz <em>Buz</em>&#8216;da. İnsanlığın bir kısmı modifiye olmuş ve bu buzla kaplı gezegene gelip koloni kurmuş. Sedgewick, 100 ışık yıllık mesafedeki modifiye edilmemiş (değiştirilmemiş) tek genç. Ötekilerin dünyasında normal kalmış ve “öteki”ye dönüşmüş. </p>



<p>Sedgewick ailesinin kendisiyle ilgili yaptığı konuşmayı duyduktan sonra kardeşi Fletcher ile dışarı çıkmaya karar veriyor. Dışarıdaki insanların hepsi modifiye edilmiş. Modifiye edildiklerini sıradan insanların kapasitesini aşacak hareketler yapmaları ve gözlerinin parlamasından anlıyoruz. Sedgewick’in normal bir insan olduğunu görenler hemen anlıyor.&nbsp; </p>



<p>Fletcher’ın arkadaşlarıyla birlikte buz balinalarını görmeye gidiyorlar. Balinalar buzu kırmadan buzun üzerinde koşup güvenli yere ulaşmaları gerek. Sedgewick’in bedeni modifiye edilmişlerin bedeni gibi üstün yeteneklere sahip olmadığı için büyük bir çaba göstermesi gerekiyor. Burada antik çağ filozoflarından beri bedenin ruhun kafesi olarak görülmesine hak veriyorum, çünkü insan bedeninin yapabileceklerinden daha fazlasıdır. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Nüfus Kontrol Ekibi </h3>



<p>İnsan öleceğini bildiği için yaşamı anlamlı kılmaya çalışır. Amerikalı sosyolog Parsons’a göre, Aristo’nun fikirlerinden hareketle, toplumun beklentisi bireylerin rolünü üstlenip yerine getirmesi ve sonucunda ölerek toplumu onurlandırmasıdır. Benzer şekilde Freud’a göre tüm yaşamın hedefi ölümdür. <em>Nüfus</em> <em>Kontrol Ekip</em>’te insanlık genç kalmanın ve dolasıyla ölümsüzlüğün sırrını çözmüş. Kimse doğal yollarla ölmediği bu dünyada nüfusu kontrol altında tutmak için yeni doğumlara müsaade edilmiyor. </p>



<p>Briggs nüfus kontrolünden sorumlu bir polis. İşi çocuk sahibi olmuş kişileri bulmak, onları tutuklamak ve çocukları öldürmek. İnsanlar ebeveyn olmak istemiyor, çocuk sahibi olmak isteyenleri anlayamıyor. Briggs son yaptığı işten sonra vicdanı onu rahatsız ediyor. Çocuk sahibi olan bir kadınla neden bunu yaptığını tartışıyor. Kadının verdiği cevaplardan şu çıkarılabilir ölümsüzlük sadece sonsuza kadar yaşamakla değil yaşatmakla da ilgili. Öleceğimizi bilmek sonunu göremediğimiz karanlık bir tünelde olmak gibi gelir ama aslında sonumuz bellidir, gerçek bilinmezlik ölümsüzlüktedir. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Snow Çölde </h3>



<p>Dünya dışında başka yaşam formlarıyla birlikte farklı bir gezegende yaşayan insanlar Snow adında albino bir adamın peşinde. Snow’un testislerini almak niyetindeler sebebi ise Snow’un ölümsüz olması. Snow sadece ölümsüz değil aynı zamanda kopan uzuvları da yeniden çıkabiliyor. SnowÇöl’de bölümünde yalnızlığın ve eşsiz olmanın bir insan için ne kadar zor olabileceğini görüyoruz. </p>



<p>Bu gibi bilim kurgu senaryolarında insanların başka gezegenlerde karşılaştığı tüm farklı canlıların insana benzer özelliklerinin olması çok dikkat çekici; hırs, öfke, sevgi, şefkat&#8230; Snow kendisine eşlik etmek isteyen Merkezi İstihbarat’tan olan Hirald’a “Ahlak insan yapımıdır. Yapay zekâ bunu umursamaz.” diyor. Şu an bile günlük hayatımızda yapay zekâ etkilerini görüyorken gelecekte insan hayatının, değerlerin ve kültürün neye dönüşeceği büyük bir merak konusu. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Üçüncü Sezondan Seçmeler </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-2-1024x682.jpg" alt="Love, Death&amp;Robots" class="wp-image-6977" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-2-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-2-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-2-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-2-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-2-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Love-DeathRobots-2.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><em>Love, Death&amp;Robots</em>&#8216;un yayınlanan son sezonu dokuz bölümden oluşuyor. Bu sezonun en dikkat çeken bölümü <em>Jibaro </em>olmasına rağmen, beni en çok etkileyen bölüm anlattıkları ve alt metni ile <em>Makinenin Nabzı</em> bölümüydü. <em>Makinanın Nabzı </em>dışında, aşağıda üç bölüme daha yer verdim.  </p>



<h3 class="wp-block-heading">Üç Robot: Çıkış Stratejileri </h3>



<p><em>Üç Robot</em>&#8216;un devamı niteliğinde olan <em>Üç Robot: Çıkış Stratejileri</em>&#8216;nde insanlık yok olduktan sonra turistik amaçlı dünyayı ziyarete gelen üç robotu izliyoruz. İnsanlığın yok olacağını anladığında milyonerler kendilerine denizin ortasında yaşam alanları kurmuş. Bazıları yer altına çekilmiş. Parası olmayanlarsa kendi imkânlarıyla hayatta kalmaya çalışmış. Dünyadaki sayılı zenginler ise Mars’a giderek orada medeniyet kurmaya çalışmışlar.  </p>



<p><em>Üç Robot: Çıkış Stratejileri</em>&#8216;nde doğayı mahvetmeye devam etmemiz ve geliştirilen yapay zekâları göz önüne alırsak muhtemelen insanlığın geleceğini izliyoruz. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Makinenin Nabzı </h3>



<p>Jüpiter’in uydularından birinde keşfe çıkan astronotlar kaza geçirir. Kazada sağ kalan astronot, ölen astronot aracılığıyla kendisiyle konuşan gezegen iletişime geçer. <em>Makinenin Nabzı</em> bana panteizm görüşünü anımsattı. Panteizme göre her şey Tanrı’dır. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Mason’un Fareleri </h3>



<p>Farelerin insanlar gibi gelişip bir medeniyet kurmaya başladıklarını düşünün. <em>Mason’un Fareler</em>i&#8217;nde Mason çiftliğindeki fare problemi için haşere ilaçlama şirketi ile anlaşır ancak fareler ayaklanmıştır. Bu açıdan, insanların çevresindeki diğer canlılardan üstün olduğunu düşüncesini yerle bir eden bir bölüm olmuş <em>Mason&#8217;un Fareleri</em>. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Jibaro </h3>



<p>Suda yaşayan ve sesiyle kendisine çeken mitolojik bir kadının güçleri sağır olan şövalye üzerinde işe yaramaz. Şövalye mitolojik kadının üzerindeki altınları almak için onu baştan çıkarır. Suda yaşayan kadının esinlendiği mitolojik yaratığın “Siren” olduğunu düşünüyorum. Çünkü Sirenler, popüler kültürdeki yeriyle denizkızları, sesleriyle denizcileri kendilerine çeker ve onlardan beslenirmiş. </p>



<p>Ayrıca, bu bölümde günümüzün çıkara dayalı ilişkilerinin renkli bir anlatımla işlendiğini düşünüyorum. Benzer hisleri <em>Malefiz </em>(Robert Stromberg) filmini izlerken de hissetmiştim. Şunu söylemeden geçmemeliyim ki özellikle dans sahneleri muazzam. Tutku, sevilme arzusu ve ihaneti işleyen bu bölümde karmaşık duygular hissedeceksiniz. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Love, Death&amp;Robots Üzerine Son Sözler&#8230;</h2>



<p>Anlaşıldığı gibi <em>Love, Death&amp;Robots</em> fazlasıyla emek harcanmış bir yapım. Bol bol kıyamet senaryosu ve yüksek teknoloji örnekleri görüyoruz, her biri de güzel düşünülmüş. Ancak dizinin isminde geçen aşk temasının işlendiği bölüm sayısı bir, o da farklı açılardan bakarak aşk fikrinden tamamen uzaklaşabilir.  </p>



<p>Öte yandan, hayatın birçok gerçeğini bize gösteren <em>Love, Death&amp;Robots</em>’un<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/tinder-avcisi-sakali-mavi" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> arkadaşlık uygulamaları </a>üzerine bir bölümünün olmaması beni hayal kırık kılığına uğrattı diyebilirim. </p>



<p>Ele aldığım bölümler dışında ise <em>Yoğurt Dünyayı Ele Geçirdiğinde</em> ve <em>Tanık ve İyi Avlar</em> da çok beğendiğim bölümler arasında.  </p>



<p>Ufkunuzu açacak, sizi düşündürecek ve yorulmadan izleyeceğiniz bir dizi arıyorsanız <em>Love, Death&amp;Robots</em> tam size göre!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/love-deathrobots-bambaska-dunyalara-yolculuk/">Love Death&#038;Robots : Bambaşka Dünyalara Yolculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/love-deathrobots-bambaska-dunyalara-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toskana: Yemeğe Davetlisiniz!</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/toskana-yemege-davetlisiniz/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/toskana-yemege-davetlisiniz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yağmur Gülerer]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2022 21:28:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[netflixfilm]]></category>
		<category><![CDATA[netflixtürkiye]]></category>
		<category><![CDATA[toskanafilminceleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=6110</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toscana sizleri lezzetinden parmaklarınızı ısıracağınız bir yemeğe davet ediyor! Yapım hakkında merak edilenler bu yazıda! </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/toskana-yemege-davetlisiniz/">Toskana: Yemeğe Davetlisiniz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Toskana</em> (Toscana), 2022 yapımı bir <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/2022/06/05/tinder-avcisi-sakali-mavi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Netflix içeriği</a>. Filmin yönetmeni İran kökenli Danimarkalı Mehdi Avaz. Başrollerde Anders Matthesen ve Chirstiana Dell’Anna yer alıyor. Film babasından kalan mirası satmak için Toscana’ya gelen bir şefi konu ediniyor. </p>



<p>Ana karakterimiz Theo’yu açacağı yeni restoran için iyi bir yatırımcıyla anlaşmak üzereyken görüyoruz. Bu sebeple çok stresli olduğu her halinden belliyken bir mektup alıyor. Bu mektupta babasının üç hafta önce vefat ettiğini ve hatırı sayılır bir mirası Theo’ya bıraktığını öğreniyoruz. Küçük yaşta babasından ayrılan Theo’nun babasına kızgın olduğunu anlıyoruz. İlk tepkisi mirası reddetmek oluyor haliyle. Ancak aldığı ölüm haberiyle hassaslaşan Theo yatırımcıyla anlaşamıyor. Bu anlaşmazlık sonucu paraya ihtiyacı olan Theo babasından kalan Ristonchi Şatosu’nu satmak üzere Toskana’ya gitmeye karar veriyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-toskana-ristonchi-satosu-nun-ruhu">Toskana: Ristonchi Şatosu’nun Ruhu   </h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="999" height="545" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-Ending-Explained-Do-Theo-And-Sophia-End-Up-Together-2.webp" alt="Toscana" class="wp-image-6113" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-Ending-Explained-Do-Theo-And-Sophia-End-Up-Together-2.webp 999w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-Ending-Explained-Do-Theo-And-Sophia-End-Up-Together-2-300x164.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-Ending-Explained-Do-Theo-And-Sophia-End-Up-Together-2-768x419.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-Ending-Explained-Do-Theo-And-Sophia-End-Up-Together-2-480x262.webp 480w" sizes="(max-width: 999px) 100vw, 999px" /></figure>



<p>Theo, Toskana’ya vardığında onu eski ama harika görünen taştan bir bina karşılıyor. Bu taştan bina Ristonchi Şatosu. Şato bir restorana çevrilmiş. Girişte Theo’nun babasının bir heykeli bulunuyor. Theo’nun babası burada muhtemelen ömrü boyunca yaşamış ve bir şef olarak çalışmış. Theo bir şeyler yemek için bu restorana oturuyor. Bu sahnelerde Theo’nun masaları, gelen yemeği inceleyişini izliyoruz. İki Michelin Yıldızı olan bir şefin ufak bir kasabanın restoranındaki yargılayıcı tavırları izlenmeye değer. </p>



<p>Theo şatodaki yemek deneyimi sırasında oranın işletmecisi olan Sophia ile tanışıyor. Daha sonra Sophia’nın Theo’nun babasının yanında büyüdüğünü, onu babası gibi gördüğünü öğreniyoruz. Filmin bu bölümünde Theo’nun babasını çalan bir çocuk olarak Sophia’yı görmesini bekledim ancak Theo hiçbir tepki göstermedi. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz: Theo babasını hayatından ve aklından tamamen çıkarmış bir adam. </p>



<p>İlerleyen sahnelerde Theo, kendisine mektup gönderen aynı zamanda babasının avukatı olan Pino’yu buluyor. Ristonchi Şatosu’nu satmak istediğini söylüyor. Pino böyle büyük bir mülkün hemen satılamayacağını söyleyip Theo’yu bir süre Toskana’da kalmaya mecbur bırakıyor. </p>



<p>Theo, Ristonchi Şatosu’nuda kaldığı ilk gece mutfağa iniyor ve onu inanılmaz bir dağınıklık karşılıyor. Bir an bütün mutfağı temizlemeye başlıyor. Daha sonra kendisine enfes görünen bir sandviç hazırlıyor. Theo’nun yemek hazırlayışı tam bir görsel şölen. Ayrıca Theo’nun mutfağı toplayışı daha çok kafasını toplamak istiyormuş hissi yaratıyor izleyicide. </p>



<p>Theo sandviçiyle bahçedeki bir banka oturuyor ve yanına bir şişe şarapla Sophia geliyor. İkili burada kısa bir konuşma yapıyor. Bu konuşmadan Theo’nun Toskana’daki bu şatonun ruhu hiç anlamadığını hissediyoruz.&nbsp;Bu noktada, Theo&#8217;nun Ristonchi Şatosu’nun ruhunu reddetmekle aslında babasının varlığını reddettiği çıkarımını yapmak mümkün.  </p>



<p>(Yazının devamı filmin sonuna dair &#8211;<strong>spoiler</strong>&#8211; içermektedir)</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-bir-dugun-telasi-meselesi">Bir Düğün Telaşı Meselesi  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/AAAABbxlY2wf1TYtuPEC0K7g3eC_VamyfbNvswwJ_8WFQY0Jgz9W0g4TSUYhOszYjwioZhGJ1UBepTrShveI7B4pO8TLmyZFfnhh0z-D.jpg" alt="Toscana" class="wp-image-6114" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/AAAABbxlY2wf1TYtuPEC0K7g3eC_VamyfbNvswwJ_8WFQY0Jgz9W0g4TSUYhOszYjwioZhGJ1UBepTrShveI7B4pO8TLmyZFfnhh0z-D.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/AAAABbxlY2wf1TYtuPEC0K7g3eC_VamyfbNvswwJ_8WFQY0Jgz9W0g4TSUYhOszYjwioZhGJ1UBepTrShveI7B4pO8TLmyZFfnhh0z-D-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/AAAABbxlY2wf1TYtuPEC0K7g3eC_VamyfbNvswwJ_8WFQY0Jgz9W0g4TSUYhOszYjwioZhGJ1UBepTrShveI7B4pO8TLmyZFfnhh0z-D-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/AAAABbxlY2wf1TYtuPEC0K7g3eC_VamyfbNvswwJ_8WFQY0Jgz9W0g4TSUYhOszYjwioZhGJ1UBepTrShveI7B4pO8TLmyZFfnhh0z-D-480x270.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Theo sabah uyandığında Sophia’dan şatoda bir düğün olacağını öğreniyor. Öncelikle gidip düğün yemeğinin tadına bakıyor ve hiç beğenmiyor. Maddi sıkıntılarla boğuşan Sophia güçlerinin ancak buna yettiğini söylediğinde, Theo birçok malzemenin şatonun arazisinde yetiştiğini söyleyerek Sophia’ya karşı çıkıyor. Ristonchi Şatosu’nda yemek yapma fikrinin Theo’nun aklına burada girdiğini düşünüyorum. </p>



<p>Kısa bir süre sonra Theo, gerçekleşecek düğünün Sophia ve Pino’nun düğünü olduğunu öğreniyor. Düğün için Sophia’ya yardım etmeye başlıyor. Sophia ve Theo bu süreçte arkadaş oluyor. Birlikte gittikleri mandıra İtalya’da geçen bir filmin olmazsa olmazıdır. Bu mandırada yüzlerce tekerlek parmesan peyniri görüyoruz.&nbsp; Theo peynirin tadına baktığında mest oluyor. Onu Tosckana’ya yaklaştıran şeylerden biri kesinlikle böyle lezzetli ve taze ürünler bulabilmesi olduğu görüşündeyim. </p>



<p>Sonraki sahnelerde Pino, Ristonchi Şatosu’nu satın almak isteyen bir müşteriyle şatoya geliyor. Para konusunda Theo’yla anlaşamıyorlar. Theo, Ristonchi Şatosu’nun iyi işletilirse potansiyelinin olduğunu kanıtlamak için Danimarka’dan kendi ekibini düğün yemeğini yapmak üzere Toskana’ya getirmeyi teklif ediyor ve şatonun talibi ile anlaşmış oluyorlar. Daha sonra Theo, Sophia’ya düğün yemeğini yapmak istediğini söylüyor ama anlaşmadan bahsetmiyor. Burada, Theo’nun Sophia’yı etkilemeye çalıştığını düşünüyoruz ister istemez. </p>



<p>Düğün hazırlıklarıyla uğraşan Sophia ve Theo yakınlaşıyor. Düğün günü sabahı Theo Sophia’nın yanına gidiyor. Sophia ise Pino’dan Theo’nun şatonun talibi ile yaptığı anlaşmayı öğrenmiş, hayal kırıklığı içerisinde. Düğünde Theo konuşma yapıyor. Konuşmasında babasının bilmediği bir yönünü öğrendiğini, babasının Theo ve annesi dışındaki herkese ne kadar iyi davrandığını anlatıyor. Düğün gerçekleşiyor ve Theo şatoyu satarak Danimarka’ya dönüyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-herkes-kadar-sira-disi">Herkes Kadar Sıra Dışı  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="507" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-1024x507.jpg" alt="Toscana film inceleme" class="wp-image-6112" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-1024x507.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-300x149.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-768x380.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-480x238.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Filmin devamında olanlar Theo’nun iç dünyasıyla ilgili.&nbsp; Sophia ile olan çocukluk anıları, babasıyla geçirdiği kısa süre her şey aklında dolaşıyor. Çocukluğumuzda tamamlamamız gereken döngüler yarım kaldığında yetişkinlik hayatımızı nasıl etkilediğini görüyoruz. Theo filmin başında annesine sıradan bir hayatla mutlu olmayacağını söylüyor. Sıra dışı olmak istediğini görüyor ve izliyoruz. Annesi Theo’ya: “Sıra dışı insanlar da mutlu olmak ister,” diyor. Theo bu cümleyi ancak Toskana deneyiminden sonra anlayabiliyor. </p>



<p>Ristonchi Şatosu’nun önünde duran Theo’nun babasının heykelinin altında şu sözlerin yazması da çok manidar: “Herkes kadar sıra dışı.” Ne kadar uzakta olursa olsun bir şekilde seçtiği meslekle, tutkusuyla, istekleriyle Theo’nun babasına çok benzediğini görüyoruz. Finalde Theo hayal ettiği gibi olmasa da gerçekten sıra dışı bir yaşam tercih ediyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-toskana-ya-gelis-ve-toskana-dan-gidis">Toskana’ya Geliş ve Toskana’dan Gidiş </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="429" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-Filmi-1024x429.jpg" alt="toscana" class="wp-image-6118" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-Filmi-1024x429.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-Filmi-300x126.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-Filmi-768x321.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-Filmi-1536x643.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-Filmi-480x201.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Toscana-Filmi.jpg 1613w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><em>Toskana </em>bize günümüz şehirli insanın sınırlarını gösteriyor. Theo Danimarka’da yaşayan şehirli bir adam; kuralları var, temiz, disiplinli… Oysa Sophia küçük yaşta Toskana’ya gelmiş ve bir daha oradan dışarıya çıkmamış. Yemekleri ölçüsüz yapıyor, hissettiği gibi yaşıyor&#8230; </p>



<p>Filmde Theo’nun Toskana’ya gelişiyle kendini sıkı sıkı koruyan kalkanlarının aralandığını, aşkı, arkadaşlığı hatta belki de köklerine dönüşünü izliyoruz. Finalde duygularını ve geçmişini kabul etmiş mutlu bir Theo görüyoruz. </p>



<p><em>Toskana</em>’nın bize verdiği mesajlardan bir tanesi de bir ilişki bittiğinde her iki tarafında sorumlu olduğu. Theo’nun annesi Theo’ya sürekli babasını suçladığını ama kendisinin de suçu olduğunu, ilişkilerde asla tek tarafın suçlu olmayacağını söylüyor. </p>



<p>Altını çizmek gerek ki, film boyunca Sophia her daim güçlü bir<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/category/kadin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> kadın</a>. Toskana’dan çıkmamış olması ya da maddi olarak zor durumda olması onun için engel değil. Sophia’nın bir mekana, duygulara, insanlara bağlılığının kırılışı izleyiciye harika yansıtılmış. Finalde hayallerini gerçekleştirmek için uğraşan özgür bir Sophia görüyoruz. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-dogalligin-samimiyeti">Doğallığın Samimiyeti  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="562" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/toscana-izle-filmini.jpeg" alt="toscana" class="wp-image-6116" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/toscana-izle-filmini.jpeg 1000w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/toscana-izle-filmini-300x169.jpeg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/toscana-izle-filmini-768x432.jpeg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/toscana-izle-filmini-480x270.jpeg 480w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p>Oyuncu seçimlerini çok başarılı buldum. Özellikle Theo (Anders Matthesen) her haliyle bir restoran şefini bizlere sundu. Yemekleri hazırlarken kendine olan güveni izleyiciye işliyor. Sophia (Chirstiana Dell’Anna) inanılmaz doğal bir oyunculuk sergilemiş. Bunlarla beraber seçilen her karakterin kıyafeti, duruşu izleyiciye günlük hayatta bir olayı uzaktan izliyormuş hissi yaratıyor. Sophia ve Theo’nun ilk karşılaştığı sahnede, Sophia’nın sürekli İtalyanca söylenmesi eğlenceli bir detay olmuş. </p>



<p>Mutfakta geçen sahneler özenle çekilmiş, sebzelerin hazırlanışı, yemeklerin yapılış aşaması çok gerçekçi. Sunum için hazırlanan tabaklar birer sanat eserine dönüşüyor. Düğün sahnelerinde ışık ve renkler çok iyi ayarlanmış. Bir tabloya bakıyormuşsunuz hissi yaratıyor. Kadehlerdeki şarabın rengi sahneye sıcak bir hava katmış. </p>



<p>Ristonchi Şatosu ya da Kalesi, şu an İtalya Toskana’da üç yıldızlı bir otel. Bin yaşından büyük olan bu tarihi bina filmde tüm hatlarıyla görülmese de görebildiğiniz her yerine hayran kalacaksınız. Doğasıyla ve tarihi dokusuyla muazzam bir mekan seçimi olduğunu söylemeden geçmeyelim. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-son-bakis">Son Bakış  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/toscana-2022.jpg" alt="toscana" class="wp-image-6117" width="841" height="438" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/toscana-2022.jpg 640w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/toscana-2022-300x156.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/toscana-2022-480x250.jpg 480w" sizes="(max-width: 841px) 100vw, 841px" /></figure>



<p><em>Toskana</em>’da aşkın yetersiz kaldığını düşünüyorum.&nbsp; Sophia’nın duygularını yeterince görememiş olmak daha çok Theo’nun iç dünyası yansıtılmaya çalışıldığı için kabul edilebilir. Ancak filmin finalini Theo’nun duygularını daha çok belli etmesini umarak izledim. </p>



<p>Theo’nun babasına kızgınlığı, annesi ve babası ayrıldıktan sonra babasının Theo ile ilgilenmemiş olmasından kaynaklanıyor. Ama Theo ne kadar kızgın hatta kırgın olursa olsun babasının izinden gitmiş. Bu konunun daha uzun anlatılması, Theo’nun babasıyla arasındaki görünmez bağın nasıl devam ettiğinin işlenmesi çok daha keyif verici olabilirdi. Tüm bunlarla birlikte arkadaşlığın çok iyi işlendiğini düşünüyorum. Arkadaşlık için yapılan fedakarlıklar, küçük jestler filme neşeli bir hava katmış. </p>



<p>Theo’nun Danimarka’ya dönmeden önce babasının heykelini kırarak tüm öfkesini göstermesi çok çarpıcı bir sahneydi. Bu sahneleri izlerken Theo’nun kendisine olan öfkesini de gösterdiğini düşünebiliriz. Kırılan heykelin içinden yumurta kabukları çıkıyor. Theo çocukken babasının ona yumurta kırmayı öğretişini hatırlayarak geçmişe dönüyor. </p>



<p><em>Toskana</em> izleyenlere duygularını takip etmelerini öğütleyen, hayatın zaman zaman sürprizler getireceğine inanmakla ilgili bir film. Theo’nun değişimi izleyenlere ilham verecek.  </p>



<p><em>Toskana</em>’ya genel bir bakış yapacak olursak; kapitalizmin her şeyi tüketen anlayışına bir başkaldırı olduğunu düşünüyorum. Çünkü büyük kazançlar yerine ve popüler olan yerine daha mütevazı kendi kendine yetebilen bir yaşam tercih ediliyor. </p>



<p><em>Toskana</em> sizi düşündürecek ve düşündürürken acıktıracak!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/toskana-yemege-davetlisiniz/">Toskana: Yemeğe Davetlisiniz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/toskana-yemege-davetlisiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kristal Kızlar: Dostluk ve Aşkın Hikâyesi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/kristal-kizlar-dostluk-ve-askin-hikayesi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/kristal-kizlar-dostluk-ve-askin-hikayesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yağmur Gülerer]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 May 2022 21:12:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[kristalkızlar]]></category>
		<category><![CDATA[kristalkızlarinceleme]]></category>
		<category><![CDATA[netflix]]></category>
		<category><![CDATA[netflixtürkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=4266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Black Swan severler Kristal Kızları da çok sevecek! Yapım hakkındaki detaylı değerlendirmemiz sizlerle!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kristal-kizlar-dostluk-ve-askin-hikayesi/">Kristal Kızlar: Dostluk ve Aşkın Hikâyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-left"><em>Kristal Kızlar</em> hakkındaki incelememiz sizlerle. </p>



<p class="has-text-align-left"><em>Kristal Kızlar</em> (Las niñas de cristal) İspanyol yapımı bir Netflix filmi. Yapımın ilk gösterimi 25 Mart 2022’de oldu. <em>Kristal Kızlar</em>&#8216;ın yönetmeni İspanyol yönetmen Jota Linares. Başrollerde ise María Pedraza ve Paula Losada yer alıyor. Film müziklerinin bestecisi Ivan Plomares. </p>



<p><em>Kristal Kızlar</em>, özetle Giselle Balesi&#8217;ne başrol olarak seçilen bir dansçının yaşadıklarını konu alıyor. Bu nedenle, incelemeye geçmeden önce, kısaca Giselle Balesi’nden bahsedelim:  </p>



<p>Giselle, Kont Albrecht aşık olan bir köylü kızı. Kontun başkasıyla nişanlandığını öğrendiğinde deliriyor ve ölüyor. Öldüğünde ise onu orman ruhları Wililer karşılıyor. Bu ruhlar evlenmeden ölen kadınların ruhları. Giselle çok fazla kostüm değiştirilmesi ve zorluğuyla balenin Hamlet’i olarak bilinir. Öyküsü Fransız yazar ve şair <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Th%C3%A9ophile_Gautier" target="_blank" rel="noreferrer noopener">&nbsp;Théophile Gautier</a>’e ait. Librettosu ise Jules-Henri Vernoy de Saint-Georges kaleminden çıkmış. Koreografisini&nbsp;Jean Coralli&nbsp;ve&nbsp;Jules Perrot hazırlamış.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bir İntihar, Bir Sıçrayış</strong></h2>



<p>Film kısa bir dans performansıyla başlıyor. Ardından dansçının intihar ettiğini görüyoruz. Bu intiharı bireysel değil de toplumsal olarak incelemek mümkün. İntihar ettiğini gördüğümüz dansçı Maria, yani Giselle Balesi’nin baş dansçısı. Film ilerledikçe anlıyoruz ki, Maria’nın intiharı Fransız sosyolog Durkheim’ın intihar kuramı içerisinde <em>egoistic </em>intihar türünün bir örneği.  </p>



<p>Egoistic intihar, bireyin toplumla bütünleşemediğinde ortaya çıkan intihar türü. Maria ailesiyle sorunlar yaşamış, kendini suçlamış, Giselle rolünü kaybetmekten korkmuş, adeta Giselle’ye dönüşmüş. Tüm bunlar onu çevresinden uzaklaştırmış, yalnızlaşmış ve sonucunda intihar etmiş.</p>



<p>Film, Maria’nın ölümünde sonra Giselle rolünün Irene’ye verilmesi üzerinden ilerliyor. Maria’nın en iyi arkadaşı Ruth (Olivia Baglivi) bu durumu hazmedemiyor Irene rolü almasıyla tahmin edebileceğimiz gibi kıskanılıyor. Irene kıskançlıklar karşısında paranoyaklaşıyor mu yoksa düşündüklerinde haklı mı seyirciye bırakılmış.</p>



<p>İlerleyen sahnelerde Irene topluluğa yeni katılan Aurora ile sıkı bir dostluk kuruyor. İki genç kadının kurduğu bağ danslarını etkiliyor. Ayrıca Aurora’nın film boyunca karakter gelişimine tanık oluyoruz. Şöyle ki: İlk olarak Aurora&#8217;yı sessiz ve çekingen olarak tanıyoruz. Irene ile dostluğu geliştikçe daha neşeli bir Aurora izliyoruz. Filmin sonunda ise Aurora her şeyi göze almış cesur bir kadına dönüşüyor.</p>



<p>Filmde dikkat çeken ayrıntılardan bir diğeri ise kızların aileleri. Irene’nin ailesi kızların seçtiği kariyeri önemseyen hatta bir açıdan onaylamayan bir aileyken, Aurora’nın annesi eski bir balerin ve Aurora’nın kariyeri için takıntı sayılabilecek kadar titiz davrandığını izliyoruz. Irene’nin babası birçok ebeveyn gibi kızının iyi gelirli, emekliliği olan bir işte çalışmasını istiyor. Ancak aileleri nasıl olursa olsun Irene de Aurora da büyük bir yalnızlık içinde. Bu iki balerin kendilerine gizli bir hayal dünyası yaratıyor. Aurora bir anda Irene’nin ilham perisi ve sığındığı liman oluyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kristal-duygular"><strong>Kristal Duygular</strong> </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-1-1024x683.jpg" alt="kristal kızlar" class="wp-image-5324" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-1-1024x683.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-1-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-1.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Filmin ilerleyen sahnelerinde yaşanan bir olay üzerine de bazı çıkarımlar yapmak mümkün. Şöyle ki: Irene ve Aurora modern dans gösterisi için bilet satan Jon (Fernando Delgado-Hierro) ile tanışıyor. Jon ve Aurora arasında yakınlaşma oluyor. Onun Jon ile yaşadığı ilişki günümüz ilişkilerinin adeta harika bir temsili; hızlı ve güvensiz bir ilişki. Biliyoruz ki, bu yüzyıl her şeyi hızla tüketip bir yenisine geçmeyi uygun görüyor. Jon bu iddiaları haksız çıkarmıyor da. Irene ile konuşmasında Jon, bu ilişkinin bir günlük bir şey olduğunu açıkça söylüyor ve asla sorumluluk kabul etmiyor. </p>



<p>Aurora’nın başına gelenlerden sonra Irene ve Aurora arasındaki çekim dostluk sınırlarından aşk sınırlarına ulaşıyor. Birçok kişinin sözüne karşılık birlikte olmak istemeleri onları zorlu bir yola sokuyor. Açıkçası, Irene’nin Aurora’ya ilgisi daha uzun işlenebilirdi görüşündeyim. Çünkü filmin sürprizli finalinde yaşananlarının o noktaya kadar gelişi yeterince tatmin edici değil.</p>



<p>Bir başka detay ise: Irene&#8217;nin kendi ailesinden göremediği ilgiyi Aurora’nın annesinde bulması. Aurora’nın annesi Pilar (Marta Hazas) baleye çok bağlı ve Aurora’nın da Irene gibi başrol olmasını istiyor. Pilar, dansçıları konu alan birçok filmde görmeye alışkın olduğumuz anne tipi. Zorunlu olarak baleyi bırakmış ama ondan asla kopamamış. Bu konuda İrene ile kendini özdeşleştirdiğini söylemek mümkün. Bu nedenle de kendi tecrübeleriyle Irene’yı rahatlatıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Görmemiz Gerekeler</strong> </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="512" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/Dancing-on-Glass-1-1024x512.webp" alt="Kristal kızlar" class="wp-image-5325" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Dancing-on-Glass-1-1024x512.webp 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Dancing-on-Glass-1-300x150.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Dancing-on-Glass-1-768x384.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Dancing-on-Glass-1-480x240.webp 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Dancing-on-Glass-1.webp 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Filmde iki tür dans performansı görüyoruz; ilki klasik bale, ikincisi ise modern dans. Modern dans performansının icra edildiği yer ve klasik balenin sahnesi bizler için sanattaki hiyerarşik yapılanmayı somutlaştırıyor. Klasik bale, belli bir kesime hitap eden yüksek kültür ürünü. Katı kuralları vardır, mükemmel olmak zorundadır, yıllar içinde oluşturulan bir geleneği temsil eder.  </p>



<p>Modern dans ise sahne istemeyen, daha esnek ve halka hitap eder. Bale gibi sabit alt metinleri yoktur. Film profesyonel dansçı olan iki karakterin modern dans karşısındaki şaşkınlığını ince bir detay olarak bizlere sunuyor. Burada klasik bale adeta Irene ve Aurora&#8217;yı temsil ediyor. Klasik baleyi icra eden iki sanatçıdan çok, her şeyiyle klasik baleye dönüşmüş iki kadın görüyoruz. Çünkü onlar disiplinli zorlu bir hayatın sonunda mükemmelliğe ulaşmaya çalışıyorlar.</p>



<p>Ayrıca, konusu dans ve dansçılar olan birçok filmde eksik olan oyuncuların gerçek dansçılar gibi dans edememesi sorunu kesinlikle bu filmde yok. Dans sahneleri büyük bir özenle hazırlanmış. Oyuncuların gerçekten Giselle’i sahneye koyacak gibi çalıştıkları her ayrıntıda izleyiciye hissettiriliyor. Dans performansları sırasında seçilen kostümlerin de çok etkileyici olduğu su götürmez bir gerçek.</p>



<p>Söylemeden geçmemeliyim ki, oyuncu seçimleri muazzam. Irene’nin saf güzelliği, Aurora’nın çok zayıf ve dikkat çekmeyen biri olması, Ruth’un akıllardaki balerin görüntüsüyle birebir örtüşüyor olması ve tabi ki dans öğretmenin gerçekten daha önce balerin olduğuna herkesi inandırabilecek duruşu. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-mekan-karanlik-tarafa-dogru"><strong>Mekan:</strong> <strong>Karanlık Tarafa Doğru</strong> </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-1024x683.webp" alt="kristal kızlar" class="wp-image-5327" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-1024x683.webp 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-300x200.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-768x512.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-720x480.webp 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar-480x320.webp 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/kristal-kizlar.webp 1284w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yapım, Madrid’de geçiyor. Kullanılan mekânlar konuyla tam anlamıyla uyum içerisinde. İlk görüşümüzde  Irene’nin odası aydınlık, rahat bir genç odasıyken daha sonra dağınık ve rahatsız bir görüntüde. Aurora’nın odası ise karanlık, kalabalık ve kasvetli. Bu noktada, seçilen evlerin iki balerinin ailesini yansıttığını söylemek mümkün. Irene&#8217;nin ailesi filmin başlarında çok rahat ve Irene&#8217;nin evi aydınlık. Aurora&#8217;nın annesi kontrolü elden bırakmayan ve Auroraa&#8217;yı sıkan bir kadın bunlarla paralel olarak Aurora&#8217;nın evi de sıkışık ve bunaltıcı.   </p>



<p>Bale okulu ise önce aydınlık görünürken zaman ilerledikçe provalarla karanlıklaşıyor. Irene zorlandıkça karanlığı daha da baskın görüyoruz. Yönetmen prova sahnelerini daha aydınlık çekebilecekken böyle bir yöntem seçmiş olması ve Irene’nin duygularıyla paralelliğini koruması güzel bir ayrıntı. </p>



<p>Filmde dansçıların çok büyük fedakârlıklar yaptıklarına şahit oluyoruz. Dans ederken yaralanmalarına rağmen devam etmeleri, bunları normal karşılamaları ulaşmak istediğimiz hedefe giderken fedakârlık göstermemiz gerektiğini izleyicilere tekrar hatırlatıyor. Ancak her şeyin sınırları olduğunu unutmamalıyız.  </p>



<p>Irene’nin dans provalarında zorlandığı anlarda Aurora ile paylaştıkları dünyayı düşünüp mükemmel işler çıkarması ise bizlerin modern dünya şartlarında verimliliğimizin nasıl düştüğünün bir göstergesi. Irene’nin hayal ettiği dünyaya dönüp orada mükemmelleşmesi izleyenler için ilham kaynağı olacağını düşünüyorum.</p>



<p>Bir başka detay: Irene’yi film boyunca sadece bir kez yemek yerken görüyoruz. Bize gösterilenlerden anlıyoruz ki, Irene birçok dansçı ve mankenin mücadele ettiği bulimia nevroza ile karşı karşıya olabilir. Irene dans öğretmenin kuruduğu baskı yüzünden bedenine takıntılı hale gelmiş durumda.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Son Sözler</strong></h2>



<p><em>Kristal Kızlar</em> bize tutkuyu somut bir biçimde gösteriyor. Hayallerin gerçeğe dönüştürürken karışılacağımız zorlukların bizleri nasıl değiştirdiğine tanık oluyoruz. Her zaman, yaptığımız işte mükemmel mi olmalıyız?  </p>



<p>Tam da bu soruyu sorduruyor <em>Kristal Kızlar</em> bize. Aurora’nın dansının güzelliği mükemmel olmasından ya da mükemmel olmaya çalışmasından gelmiyor. Aurora kendini sakinleştirebilen, düş gücü yüksek genç bir kadın. Bu özellikler onu yaptığı işte çok iyi yapıyor.  </p>



<p>Irene çalışkan, disiplinli bir dansçı ama kendisiyle savaş halinde. Bu savaştan kurtulamadığı zamanlarda asla yeterince iyi dans edemiyor. Savaşı kazanması ya da kaybetmesi değil burada önemli olan, o savaştan kurtulabilmesi. Irene bu savaştan Aurora ile birlikte kurtulabiliyor.</p>



<p>Bir şeyi başarmak için öncelikle onu başardığımızı hayal etmemiz öğütlenir. <em>Kristal Kızlar</em> da bize bir şeyi başardığımızı hayal etmektense, o şeyi başarmak için kendimize bir dünya kurmamızı ve sakinleşmeyi öğrenmemizi öğütlemekte. “Ancak güvende olduğumuzda potansiyelimiz ortaya çıkar” da verilmek istenen mesajlardan bir tanesi. </p>



<p>Yapım, “zirve tek kişiliktir” klişesini yıkıp atıyor. Filmde Giselle Balesi’nin zirvesinin Irene ve Aurora’nın paylaştığını açıkça görebiliyoruz. Gençlere sosyal hayatların izole olmalarını aşılıyoruz. Başarının her şeyden değerli olduğunu öğretiyoruz. Dans öğretmeni Irene’ye, “dansçıların sahnede dostu olmaz,” diyor. Irene söylenenleri dinleyerek kendisini izole etseydi asla rolün altından kalkamazdı. <em>Kristal Kızlar</em>&#8216;ın mesajlarından biri ilişkilerimizin bizleri ne denli rahatlatabileceği. İnsanın sosyal bir canlı olduğunu tekrar tekrar hatırlıyoruz.</p>



<p>Irene, annesine Giselle’in hikâyesini anlattığında nazikçe toplumun en büyük sorunlarından birine dokunmuş oluyor. Irene’nin annesi bir kadının erkeğin aşkından delirip ölecek kadar güçsüz gösterilmesini uygunsuz buluyor. Kadınlar böylesine güçsüz varlıklar değildir!</p>



<p>Film şu sözlerle son buluyor:  </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>İfade ettiği anlamı bulabilsem dans etmenin anlamı kalmazdı.</em></p></blockquote>



<p>Dans performansları, dansçıların yaşamları, fedakârlıkları ilginizi çekiyorsa bu film sizler için bulunmaz bir nimet. Eğer <em>Black Swan</em> (Darren Aronofsky) filmini ve <em>Fi </em>(Mert Baykal) dizisini sevdiyseniz, <em>Kristal Kızlar</em> tam size göre.</p>



<p><em><strong>Not:</strong> Irene’nin film içerisinde dinlediği şarkılar sırasıyla şöyle:</em></p>



<p><em>Jake Shillingford &amp; Nick Evans – Get Good</em></p>



<p><em>Levi Stark – We’re Not Ordinary</em></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kristal-kizlar-dostluk-ve-askin-hikayesi/">Kristal Kızlar: Dostluk ve Aşkın Hikâyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/kristal-kizlar-dostluk-ve-askin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
