Gustav Klimt: Modern Sanat Rekortmeni
Gustav Klimt, geçtiğimiz günlerde New York’ta düzenlenen açık artırmada Elisabeth Lederer Portresi’yle modern sanat kategorisinde satış rekoruyla gündeme düştü.
Hal böyle olunca biz de bu yazımızda, eseri tam tamına 236,4 milyon dolara satılan sanatçıyı yakından tanıyalım istedik.
1862 doğumlu Avusturyalı sanatçımız 19. Yüzyıl sanat dünyasının adından bolca söz ettiren temsilcilerinden.
Sanatçımızın etkilendiği akımlar sembolizm ve art nouveau olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle Klimt’in eserlerinde sık sık ince dekoratif öğelere rastlıyoruz. Fakat sanatçımız yalnızca tablolarıyla değil, kamusal duvar resimleri ve eskizleriyle de döneminde bilinen bir isim.
Aynı zamanda kendini soyutlayan karakteriyle tanımlayan sanatçı, Var Olmayan Bir Otoportre Üzerine Yorum adlı yazısında öz değerlendirmesini ortaya koyuyor:
Hiç otoportre yapmadım. Bir resmin konusu olarak kendimle, diğer insanlarla ilgilendiğimden daha az ilgileniyorum, her şeyden önce kadınlar…Benim özel bir yanım yok. Ben günden güne sabahtan akşama resim yapan bir ressamım… Hakkımda bir şeyler öğrenmek isteyen resimlerime dikkatlice baksın.
Kendi sözlerinden de anlaşıldığı gibi Klimt’in sanat icrasında öncelikli teması hep kadındır. Söylentilere göre, özellikle aşık olduğu bir kadına sürekli eserlerinde yer vermiştir.
Kadınla ilgili eserlerini de erotik öğelerle destekler. Hatta bazı resimleri fazla pornografik bulunarak eleştirilmiştir. Eserlerinde belirttiğim unsurlar, aynı zamanda mitolojik öğelerle harmanlanır.
Erken Dönem
Viyana yakınlarında dünyaya gelen Klimt toplamda 7 çocuktan biri olarak dünyaya geliyor. Babası altın oymacısı Ernst Klimt, annesi müziğe tutkusuyla bilinen Anna Klimt.
Sanatçı şimdiki adıyla, Viyana Uygulamalı Sanatlar Üniversitesi mezunu. Babası gibi oymacılıkla ilgilenen kardeşiyle ve bir arkadaşıyla beraber “sanatçılar şirketi” adlı bir ekip oluştururlar. İlk siparişlerini böylelikle alır.
Aynı dönemde kamu binalarında tavan ve duvar süslemelerine başlar. Burada gösterdiği başarıyı Altın Liyakat Nişanı ile taçlandırır. Arından Viyana Üniversitesi fahri üyesi olur.
Kardeşi ve babasını 1892’de kaybeden Klimt ailesine bakmak durumunda kalır. Bu dönem eserlerinde bireysel üslubu ön plana çıkmaya başlar. Moda tasarımcısı Louise Flöge portresi ve beş yıl sonra meşhur Öpücük portresiyle üslubu daha da belirginleşir.
1897 Sonrası…
1897’de Viyana Ayrılıkçılığı’nı kurarak dönemin sanat kurumlarına karşı bağımsız bir tavır alır Klimt.
Genç sanatçılar ile bir araya gelerek Wiener Sezession adlı bir grup kurarlar. Yunan adalet, sanat ve bilgelik tanrıçası ve Klimtin 1898’de resmedeceği Pallas Athena ise grubun simgesiydi.
Bu grup ile Ver Sacrum (Kutsal Bahar) adlı yayın yaparlar. Grubun kurucu üyesi olan Klimt ve arkadaşları hem sergiler açmak hem de iyi eserleri burada sergilemek isterler. Devletin desteğini de alırlar. Yunan adalet, sanat ve bilgelik tanrıçası ve Klimtin 1898’de resmedeceği Pallas Athena ise grubun simgesiydi.
Sanatçı, 1899 yılında Nuda Veritas ile kimliğini daha radikal bir şekilde ortaya koyar. 1894’te üniversiteden aldığı son kamu işi üzerine aldığı eleştirilerden sonra adeta bu eseriyle statükoya meydan okur.
Eserin üstünde yer verdiği Schiller’in alıntısıyla başkaldırısını şöyle açığa vuruyor:
Yaptıkların ve sanatınla herkesi memnun edemiyorsan lütfen sadece birkaçını memnun et. Çoğunluğu memnun etmek kötüdür.
1900’lardan sonra gerçekten sevdiği diğer bir tür olan manzara resimlerine ilgisini yöneltir.
Altın, 1900 sonrası eserlerinde ise altın detayı ön plana çıkmağa başlar. Sık sık seyahatlere çıkan Klimt’in Bizans tasvirlerinden etkilenerek altın tekniğini kullandığı söylenmekte. Tabii burada babasının altın oymacılığı yaptığını unutmamak gerekir.
Gustav Klimt’e Veda
Klimt, daha çok varoluş temasını gördüğümüz “Ölüm ve Yaşam” adlı tablosuyla Roma’daki (1911) dünya sergilerinde birincilik ödülü alır. 1915’te annesi Anna’yı kaybeder. Üç yıl sonra ise Viyana’da o yılın dünya çapında grip salgını vardır. Salgına yakalanan Klimt inme ve zatürre geçirerek 1918’de yaşama veda eder. Viyana’daki Hietzing’deki Hietzinger Mezarlığı’na gömülür.
Klimt ve Eserlerine Kısa Bakış
Portrait of Elisabeth Lederer (Elisabeth Lederer Portresi); 1914-1916

İlk olarak Klimt’in aniden gündeme düşmesine neden olan Elisabeth Lederer’in Portresi’ne bakalım. Tablo, Viyanalı aile August ve Serena Lederer’in kızlarını resmetme talepleri üzerine hayata geçiyor. Tabloda resmedilen kadın genç Elisabeth Lederer. Ailenin evi 1938’de Naziler tarafından yağmalandı. Buna rağmen tablo kurtarılmayı başardı.
Belki de tabloyu bu kadar değerli kılan, yağmalama macerası olabilir. Şöyle ki: Nazi Almanyası’nın ardından 1948’de Elisabeth’in kardeşi Erich Lederer’e iade ediliyor. Ölümünden iki yıl önce ise bir koleksiyonere satılıyor. Tarihler 1985’i gösterdiğinde ise tablo Leonard Lauder tarafından alınıyor. Vefatının ardından 2025 yılına kadar tablo, 55 eserden oluşan Lauder Koleksiyonu’na eklendi.
236,4 milyon ABD dolarına satılmasıyla 2015’te 179,4 milyon dolara satılan Picasso’nun Les Femmes d’Alger (“Version O”) eserini geride bıraktı ve dünyanın en pahalı modern sanat eseri unvanının sahibi oldu.
Danae; 1907

Eser aslında Danae isimli Yunan mitolojinin figürlerinden biri olarak karşımıza çıkar. Danae Argos kralı Acrisius’un kızıdır. Kehanete göre, Acrisius kızının oğlu tarafından öldüreleceiği haberini alınca kızını bir zindana kapatır. Fakat bir şekilde Danae ile bir araya gelen Danae Zeus’tan hamile kalır. Kehanet gerçekleşir, Acrisius ölür.
Biz de Klimt’in yorumuyla tabloda hamile kalan Danae’nin erotik diyebileceğimiz tasvirine rastlarız. Tabii altın detaylar ve figürler eşliğinde.
Tree of Life (Hayat Ağacı); 1905-1909

Hayat Ağacı; Belçikalı finansçı Adolphe Stoclet’in talebi üzerine hazırlanıyor. Stoclet Palais Stoclet adıyla bilinen yemek odası için bir duvar panosu hazırlatıyor Klimt’e. Hayat Ağacı da bu panonun bir parçası. Yine motiflerin ve kadının ön planda yer aldığı bir eser Hayat Ağacı.
The Kiss (Öpücük); 1908

Öpücük, sanatçımızın en bilinen ve sevilen eserlerinden. Günümüzde de bir bardağın, bir tablonun ve yahut herhangi bir objenin üstünde rastlamak çok mümkün esere. Bu eserde Klimt’in sıkça işlediği kadına rastlıyoruz. Aynı zamanda bu kadına eşlik eden bir erkek vardır tabloda. Erotik ve dekoratif öğelerle beslenen Öpücük, kadın hayranlığını yansıtan eserler arasında yer alıyor.
Ölüm ve Yaşam;

Klimt’in altın merakının bir ürünü. Varoluşsal bir temaya sahip olan bu eserin hikayesi ilginç. Şöyle ki: Klimt 1911’de Roma’da düzenlenen sergiden birincilik alan eserin mevcut versiyonundan memnun değildi. Bu nedenle 1915 yılında esere bazı rötuşlar yaptı. Kaynaklarda, tabloda gördüğümüz koyu arka planın bir zamanlar altın renginde olduğu söylenmekte.
Kaynaklar
https://en.wikipedia.org/wiki/Portrait_of_Elisabeth_Lederer
https://news.artnet.com/art-world/gustav-klimt-best-works-ranked-2592960
