<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psikoloji arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/psikoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/psikoloji/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Dec 2024 07:55:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>Psikoloji arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/psikoloji/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sınırda Kişilik Bozukluğu Nedir?</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/sinirda-kisilik-bozuklugu-nedir/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/sinirda-kisilik-bozuklugu-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Dec 2024 07:55:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kazankultur.com/?p=18655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınırda Kişilik Bozukluğu, ruh hallerinde, duygularında, davranışlarda ve öz imajda yaygın istikrarsızlıkla karakterize bir ruh sağlığı durumudur. Bu belirtiler genellikle dürtüsel eylemlere ve ilişkilerde sorunlara yol açar. Bu zorlu ve yıkıcı bir bozukluk olsa da semptomlarını, nedenlerini ve tedavi seçeneklerini anlamak, durumu yönetmek ve etkilenenlerin yaşam kalitesini iyileştirmek için çok önemlidir.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sinirda-kisilik-bozuklugu-nedir/">Sınırda Kişilik Bozukluğu Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sınırda Kişilik Bozukluğu, ruh hallerinde, duygularında, davranışlarda ve öz imajda yaygın istikrarsızlıkla karakterize bir ruh sağlığı durumudur. Bu belirtiler genellikle dürtüsel eylemlere ve ilişkilerde sorunlara yol açar. Bu zorlu ve yıkıcı bir bozukluk olsa da semptomlarını, nedenlerini ve tedavi seçeneklerini anlamak, durumu yönetmek ve etkilenenlerin yaşam kalitesini iyileştirmek için çok önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-belirtileri"><strong>Belirtileri</strong></h2>



<p><strong>Yoğun Duygusal İstikrarsızlık:</strong> Bu bozukluğa sahip bireylerde şiddetli ruh hali değişimleri olabilmektedir. Genellikle küçük tetikleyicilere yanıt olarak hızla dalgalanan duygular yaşayabilirler. Bu duygusal değişkenlik bunaltıcı ve yönetilmesi zor olabilmektedir.</p>



<p><strong>Terk Edilme Korkusu:</strong> Bir diğer belirti, terk edilme veya reddedilme korkusudur. Bu korku, bazen tutunma davranışı, panik veya öfke şeklinde kendini gösterebilmektedir. Gerçek veya hayali terk edilmekten kaçınmak için çaresizce girişimlerde bulunmaya yol açabilmektedir.</p>



<p><strong>Dengesiz İlişkiler:</strong> Bu bozukluğa sahip bireylerin genellikle çalkantılı ilişkileri vardır. Başkalarını idealleştirmekten onları değersizleştirmeye doğru savrulabilirler ve bu da ilişkilerinin oldukça dengesiz olmasına neden olur. Bu kalıp hem birey hem de etrafındakiler için kafa karıştırıcı ve yorucu sonuçlara yol açabilmekte.</p>



<p><strong>Kimlik Bozukluğu:</strong> Bireylerde çarpık veya dengesiz bir benlik duygusu olabilmektedir. Bu da değerlerde, hedeflerde ve davranışlarda ani değişikliklere yol açabilmekte. Bu istikrarlı kimlik eksikliği boşluk ve kafa karışıklığı hissine katkıda bulunabilmektedir.</p>



<p><strong>Dürtüsel Davranışlar:</strong> Madde bağımlılığı, dikkatsiz araba kullanma, aşırı yeme veya para harcama çılgınlıkları gibi potansiyel olarak kendine zarar verebilecek alanlarda dürtüsellik, bu bozukluğa sahip bireylerde yaygındır. Bu davranışlar genellikle yaşadıkları bunaltıcı duygularla başa çıkmanın yollarıdır.</p>



<p><strong>Kronik Boşluk Hissi:</strong> Sınırda Kişilik Bozukluğu olan birçok kişi, amaçsızlık veya yaşamdan memnuniyetsizlik hissine yol açabilen kalıcı boşluk veya uyuşukluk hisleri bildirmektedir.</p>



<p><strong>Yoğun Öfke:</strong> Sınırda Kişilik Bozukluğu olan bireyler yoğun <a href="https://www.kazankultur.com/ofke-kontrol-etmek-icin-ne-yapabiliriz/">öfke</a> veya öfkelerini kontrol etmede zorluk yaşayabilir. Bu da sık sık öfke patlamalarına veya fiziksel kavgalara yol açabilmektedir.</p>



<p><strong>Paranoya ve Ayrışma:</strong> Stres altında, Sınırda Kişilik Bozukluğu olan kişiler geçici paranoya veya ayrışma yaşayabilirler. Sanki hayatlarını dışarıdan gözlemliyormuş gibi, kendinden kopmuş olma hissi.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-nedenler-ve-risk-faktorleri"><strong>Nedenler ve Risk Faktörleri</strong></h2>



<p>Sınırda Kişilik Bozukluğunun kesin nedeni tam olarak anlaşılmamıştı. Ancak genetik, çevresel ve nörolojik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklandığı düşünülmekte:</p>



<p>Genetik: Araştırmalar, Sınırda Kişilik Bozukluğunun ailelerde görüldüğünü ve genetik bir bileşene işaret ettiğini göstermekte. Yakın bir aile üyesinde Sınırda Kişilik Bozukluğu varsa, bozukluğu geliştirme riski daha yüksektir.</p>



<p>Çevresel Faktörler: Özellikle çocukluk döneminde yaşanan travmatik yaşam olayları, örneğin istismar, ihmal veya bakımverenden ayrılma, bu bozukluğun gelişimiyle güçlü bir şekilde ilişkilidir.</p>



<p>Beyin Yapısı ve İşlevi: Bazı çalışmalar, bu bozukluğa sahip bireylerde duygu düzenleme, dürtü kontrolü ve saldırganlıktan sorumlu beyin bölgelerinde farklılıklar bulmuştur.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-tani-ve-tedavi"><strong>Tanı ve Tedavi</strong></h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="840" height="445" src="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2024/12/sinirda-kisilik-bozuklugu-1.png" alt="" class="wp-image-18658" style="width:1140px;height:auto" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2024/12/sinirda-kisilik-bozuklugu-1.png 840w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2024/12/sinirda-kisilik-bozuklugu-1-300x159.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2024/12/sinirda-kisilik-bozuklugu-1-768x407.png 768w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /></figure>



<p>SKB’yi teşhis etmek, bir ruh sağlığı uzmanı tarafından kapsamlı bir değerlendirme gerektirir. Tanı, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/DSM">DSM</a>-5’te (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) belirtilen semptomlardan en az beşinin varlığına dayanır.</p>



<p>BPD tedavisi genellikle psikoterapi, ilaç ve desteğin bir kombinasyonunu içerir:</p>



<p><strong>Psikoterapi:</strong> Diyalektik Davranış Terapisi (DBT), en kanıta dayalı tedavidir. DBT, yoğun duyguları yönetme, ilişkileri iyileştirme ve kendine zarar verici davranışları azaltma becerilerini öğretmeye odaklanır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve psikodinamik terapi de etkili olabilmektedir.</p>



<p><strong>İlaç:</strong> Sınırda Kişilik Bozukluğu için onaylanmış belirli bir ilaç yoktur. Ancak depresyon, anksiyete veya ruh hali değişimleri gibi semptomları yönetmeye yardımcı olmak için antidepresanlar, ruh hali dengeleyiciler veya antipsikotikler gibi ilaçlar reçete edilebilmektedir.</p>



<p><strong>Destek Sistemleri:</strong> Aile, arkadaşlar ve destek grupları da dahil olmak üzere güçlü bir destek sistemine sahip olmak iyileşmede önemli bir rol oynar.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sinirda-kisilik-bozuklugu-nedir/">Sınırda Kişilik Bozukluğu Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/sinirda-kisilik-bozuklugu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stres ve 4 Farklı Türü</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/stres-ve-4-farkli-turu/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/stres-ve-4-farkli-turu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Nov 2024 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[stresvetürleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kazankultur.com/?p=18641</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stres, günümüz problemlerinin başında yer alıyor. Birbirinden farklı 4 stres türünü ele aldığımız yazımız sizlerle.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/stres-ve-4-farkli-turu/">Stres ve 4 Farklı Türü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Stres, vücudun herhangi bir tehdit, zorluk veya değişim karşısında gösterdiği doğal bir tepkidir. Günlük yaşamda herkesin karşılaştığı ve kaçınılmaz bir durum olan bu olgu, belirli bir seviyeye kadar olumlu etkiler yaratabilir. Örneğin, kısa süreli ise performansımızı artırırken dikkatimizi keskinleşebilmekte. Ancak, stresin yoğun ve uzun süreli hale gelmesi, hem bedensel hem de zihinsel sağlığımız üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir.</p>



<p>Evet, stres hayatın doğal ve kaçınılmaz bir parçasıdır. Ancak her stres aynı şekilde ortaya çıkmaz. Farklı stres türlerini tanımak, onu etkili bir şekilde yönetmek ve psikolojik iyi oluş halini korumak için önem taşır. </p>



<p>İşte dört ana türüne ve hayatlarımız üzerindeki etkilerine ayrıntılı bir bakış sizleri bekliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-akut-stres">Akut Stres</h2>



<p>Akut stres en yaygın türdür. Ani, kısa vadeli zorluklara veya taleplere yanıt olarak ortaya çıkar. Acil bir teslim tarihiyle karşı karşıya kaldığınızda, aniden bir sorunla karşılaştığınızda veya yüksek baskı gerektiren bir durumla karşılaştığınızda deneyimlediğiniz stres türüdür.</p>



<p>Akut stres hem motive edici hem de enerji verici olarak ortaya çıkar. İyi yönetildiğinde performansı ve odaklanmayı artırması söz konudur. Ancak, sıklıkla deneyimlenirse, baş ağrısı, sindirim sorunları veya sinirlilik gibi fiziksel semptomlara yol açabilmektedir. </p>



<p><strong>Yönetim Stratejileri:</strong></p>



<p>Anlık stres tepkilerini yatıştırmak için derin nefes alma veya farkındalık teknikleri uygulamak, görevleri yönetilebilir parçalara bölmek ve iş yükünüzü önceliklendirmek ve biriken gerginliği serbest bırakmak için fiziksel aktivitelerde bulunmak etkili olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-epizodik-akut-stres">Epizodik Akut Stres</h2>



<p>Sık sık akut stres ataklarıyla karakterize olur. Bu tür stresi deneyimleyen kişiler genellikle kendilerini sürekli baskı ve yüksek talep döngüsünde bulurlar. Bu, telaşlı bir yaşam tarzına veya belirli kişilik özelliklerine bağlı olarak ortaya çıkar. Tekrarlayan, genellikle kalıcı yaşam zorlukları veya yüksek stresli bir yaşam tarzı tarafından tetiklenebilmektedir. Sürekli acele içinde olmak, tekrarlayan krizlerle başa çıkmak veya mükemmeliyetçilik ve gerçekçi olmayan beklentilerle mücadele etmek gibi. Bu türde,  kronik kaygıya ve migren gibi fiziksel semptomlar görülebilmektedir. Ayrıca bu tür, ilişkileri ve iş performansını da etkileyebilmektedir.</p>



<p><strong>Yönetim Stratejileri</strong></p>



<p>Stresli durumların sıklığını azaltmak için etkili zaman yönetimi tekniklerini uygulamak, gerçekçi hedefler belirlemek ve yoga, meditasyon veya hobiler gibi stres giderici aktiviteleri düzenli olarak uygulamak yardımcı olur.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kronik-stres">Kronik Stres</h2>



<p>Uzun bir süre devam eden uzun vadeli strestir. Genellikle devam eden sorunlarla bağlantısı olabilmektedir. Veyahut finansal zorluklar, iş tatminsizliği veya ilişki sorunları gibi kalıcı yaşam zorluklarıyla bağlantılıdır. Bu türün, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık üznde ciddi etkilere sahip olabileceği konusunda yaygın görüş mevcuttur. Örneğin; kalp hastalığı, hipertansiyon, <a href="https://www.kazankultur.com/depresyon-soluk-hayatlar/">depresyon</a> ve anksiyete gibi durumlara yol açabilmekte. Ayrıca bilişsel işlevleri bozabilir ve genel yaşam kalitesini düşüren bir etkisi vardır. </p>



<p><strong>Yönetim Stratejileri</strong></p>



<p>Kronik stresin temel nedenlerini ele almak için profesyonel destek veya danışmanlık almak gerekir. Sağlığınızı iyileştirmek için dengeli beslenme başta gelen faydalardandır. Aynı zamanda düzenli egzersiz ve yeterli uyku gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmak da yararlı olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-travma-stresi">Travma Stresi</h2>



<p><a href="https://www.kazankultur.com/travma-sonrasi-stres-bozuklugu/">Travma stresi</a>, şiddetli, genellikle yaşamı tehdit eden olaylara veya deneyimlere yanıt olarak ortaya çıkar. Doğal bir afet yaşamak, şiddet içeren bir suça karışmak veya trajik bir olaya tanık olmak gibi. Travmayla ilişkilidir ve düzgün bir şekilde yönetilmezse travma sonrası stres bozukluğuna (TSSB) yol açabilmektedir. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Travma_(t%C4%B1p)">Travma</a> stresi, geri dönüşler, şiddetli anksiyete, depresyon ve duygusal uyuşukluk gibi önemli duygusal ve psikolojik rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Etkili bir yönetim için genellikle profesyonel müdahale gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-degerlendirme">Değerlendirme</h2>



<p>Anlaşıldığı gibi, stresin hayatımızda farklı şekillerde yer aldığını görüyoruz. Tabii, her bir türün kendine özgü etkileri olduğunu da anlıyoruz. Akut türü, kısa süreli durumlarda enerjimizi artırabilirken, epizodik akut ise sürekli baskı altında olmanın bir sonucu olarak sağlığımızı olumsuz etkileyebilmektedir. Kronik ve travma stresi ise, özellikle uzun süreli veya şiddetli etkilerle başa çıkmayı gerektiren ciddi durumlar olarak karşımıza çıkıyor. Her tür için önerilen yönetim stratejileri, bireylerin stresle daha sağlıklı bir şekilde başa çıkabilmelerini sağlar. Öte yandan, gerektiğinde profesyonel destek almanın önemini vurguluyor. Bu bilgiler ışığında, stres yönetimi becerilerini geliştirmek, bireylerin psikolojik ve fiziksel iyi oluşlarını korumaları için kritik bir öneme sahiptir.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/stres-ve-4-farkli-turu/">Stres ve 4 Farklı Türü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/stres-ve-4-farkli-turu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Inside Out 2: Psikolojik Analiz</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/inside-out-2/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/inside-out-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2024 15:23:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[filminceleme]]></category>
		<category><![CDATA[insideout]]></category>
		<category><![CDATA[insideout2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kazankultur.com/?p=18616</guid>

					<description><![CDATA[<p>Inside Out ilkin Pixar’ın 2015 yılında hayatımıza girmişti. Merakla beklenen devam filmi Inside Out 2, izleyicileri artık bir genç olan</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/inside-out-2/">Inside Out 2: Psikolojik Analiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Inside Out ilkin Pixar’ın 2015  yılında hayatımıza girmişti. Merakla beklenen devam filmi Inside Out 2, izleyicileri artık bir genç olan Riley’nin zihnine geri götürüyor. Film, özellikle ergenliğin zorluklarına odaklanarak, insan duygularını yöneten psikolojik süreçleri derinlemesine inceliyor. Orijinal Inside Out bizi davranışlarımızı şekillendiren temel duygularla tanıştırıyordu. Inside Out 2 ise yeni duygular tanıtarak ve ergenlik hayatının karmaşıklıklarını inceleyerek bunu genişletiyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-yeni-duygular-yeni-zorluklar">Yeni Duygular, Yeni Zorluklar</h3>



<p>Inside Out 2’de Riley’nin duygu merkezi, artık yalnızca 4 duygu ile yönetilmiyor. Yani devam filmi Sevinç, Üzüntü, Öfke, Korku ve İğrenme ile sınırlı değil. Ergenliğe girerken duygularının gelişen karmaşıklığını simgeleyen Utanç ve Kaygı gibi birkaç yeni üye kazanıyor. Bu, duygusal yelpazemizin büyüdükçe nasıl genişlediğini vurguluyor.<br>Ergenlik; hormonal değişiklikler ve artan sosyal baskılar tarafından yönlendirilen artan duygusal hassasiyet ve dalgalanan ruh halleriyle işaretlenen bir dönemdir. Bu yeni duyguların tanıtımı, ileri karmaşıklaştırır. Ergenlerin genellikle çocukluğa kıyasla daha çeşitli ve yoğun duygusal durumlar deneyimlediğini yansıtır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-kimlik-ve-benlik-kavrami">Kimlik ve Benlik Kavramı</h3>



<p>Inside Out 2deki merkezi tema, Riley&#8217;’nin gelişen kimlik duygusudur. Yeni deneyimler ve zorluklarla boğuşurken, film duygularının gelişen öz kavramını nasıl etkilediğini araştırır. Kimlik oluşumu, ergenlerin kim olduklarını, neye inandıklarını ve etraflarındaki dünyaya nasıl uyum sağladıklarını keşfetmeye başladıkları için ergenlik gelişiminin önemli bir parçasıdır.</p>



<p>Psikolog <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Erik_Erikson">Erik Erikson</a>’un psikososyal gelişim teorisine bakalım. Bu teori, ergenliği kimlik ile rol karmaşası açısından kritik bir dönem olarak tanımlar. Bu aşamada, bireyler kişisel kimliklerini tanımlamakla görevlendirilir. Bu süreç hem heyecan verici hem de göz korkutucu olabilir. Inside Out 2 bunu, Riley’nin duygularının kendini keşfetme yolculuğuna yardımcı olmak için nasıl etkileşime girdiğini gösterir. Aynı zamanda bu dönemde duygusal desteğin önemini vurgular.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-sosyal-baski-ve-akran-etkisi">Sosyal Baskı ve Akran Etkisi</h3>



<p>Inside Out 2’nin bir diğer önemli yönü ise sosyal baskı ve akran etkisi. Yani, Riley’nin bir genç olarak karşılaştığı sosyal baskıları ve akran etkilerini ele alması. Film, bu dış faktörlerin duygusal tepkileri nasıl artırabileceğini ve davranışları nasıl şekillendirebileceğini inceler. Ergenlik, akranların etkisinin genellikle ebeveynlerin etkisinden daha ağır bastığı ve sosyal kabul ve reddedilmeye karşı artan bir duyarlılığa yol açan bir zamandır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-basa-cikma-mekanizmalari">Başa Çıkma Mekanizmaları</h3>



<p>Riley, Inside Out 2’de daha karmaşık durumlarla karşılaştıkça, film onun <a href="https://www.kazankultur.com/travma-sonrasi-stres-bozuklugu/">stres</a>, <a href="https://www.kazankultur.com/sosyal-kaygi-tanisi-belirtileri-ve-bireysel-etkileri/">kaygı </a>ve duygusal zorluklarla başa çıkmak için geliştirdiği yeni başa çıkma mekanizmalarını tanıtıyor. Bu başa çıkma stratejileri, ergenlerin hem akademik hem de sosyal olarak hayatın artan talepleriyle başa çıkmayı öğrenmeleri için çok önemlidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-bellek-ve-duygusal-butunlesme">Bellek ve Duygusal Bütünleşme</h3>



<p>Bellek, Inside Out 2’de merkezi bir rol oynamaya devam ediyor. Ancak anıların işlenme ve depolanma şekli Riley olgunlaştıkça gelişiyor. Film, bir yandan, anıların nasıl daha duygusal olarak depolandığını gösteriyor. Diğer bir yandan ise Riley’nin benlik duygusuna nasıl entegre olduğunu, kararlarını ve davranışlarını nasıl etkilediğini gösteriyor. Bu, güçlü duyguları uyandıran deneyimlerin hatırlanma ve gelecekteki davranışları etkileme olasılığının daha yüksek olduğu duygusal hafızanın psikolojik kavramını yansıtıyor.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/inside-out-2/">Inside Out 2: Psikolojik Analiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/inside-out-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abraham Maslow: Hangi İhtiyacımız Ne Kadar Önemli?</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/abraham-maslow-hangi-ihtiyacimiz-ne-kadar-onemli/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/abraham-maslow-hangi-ihtiyacimiz-ne-kadar-onemli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 May 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[abrahammaslow]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaçlarhiyerarşisi]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=17581</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Maslow" denince akla "ihtiyaçlar hiyerarşisi" düşüyor. Tüm detaylar bu yazıda!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/abraham-maslow-hangi-ihtiyacimiz-ne-kadar-onemli/">Abraham Maslow: Hangi İhtiyacımız Ne Kadar Önemli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Abraham Maslow, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/rollo-may-kendini-arayan-insan-incelemesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">hümanistik psikoloji</a> alanına çığır açan katkılarıyla tanınan Amerikalı bir akademisyen ve psikolog. Bireyin dünyadaki öznel deneyimine odaklanarak, geleneksel davranışçı psikoloji yaklaşımına adeta meydan okudu.</p>



<p>Bireyin tam potansiyeline ulaşması için karşılanması gereken çeşitli ihtiyaçların ana hatlarını çizen ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi, bugün psikolojide anahtar bir kavram olmaya devam ediyor.</p>



<p>Teorisinde insanların daha sosyal, duygusal ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarını takip etmek için hiyerarşide yükselmeden önce karşılanması gereken bir dizi temel ihtiyacı olduğundan bahseder.</p>



<p>Bu yazımda Maslow&#8217;un hayatını, psikolojiye yaptığı önemli katkıları ve fikirlerinin psikoloji alanındaki kalıcı etkisini keşfedeceğiz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-abraham-maslow-un-hayati">Abraham Maslow&#8217;un Hayatı</h2>



<p>Abraham Maslow, 1 Nisan 1908&#8217;de Brooklyn, New York&#8217;ta doğdu. Rusya&#8217;dan gelen eğitimsiz göçmenler olan ebeveynlerinin yedi çocuğundan ilkiydi.</p>



<p>Ekonomik ve sosyal yönden sorunlarla geçen bir çocukluğu vardı Maslow’un. Maslow erken çocukluk dönemini mutsuz ve yalnız olarak tanımlar. Zamanının çoğunu kütüphanede kitaplarla geçirirdi. Ebeveynleriyle yakın ilişki kuramamıştı ve özellikle de annesini hiç sevemedi.</p>



<p>Annesi bir gün Maslow’un eve getirdiği kedi yavrularını tutup öldürene kadar kafalarını duvara vurmuştu. Maslow, bunu hayatı boyunca unutmadı. Annesi öldüğünde cenazesine bile katılmayı reddetmişti.</p>



<p>Ebeveynleri, onu akademik başarı için çok zorladı. Ailesini memnun etmek için önce New York Şehir Koleji’nde hukuk okumaya başladı. Fakat üç dönem sonra Cornell Üniversitesi ve ardından tekrar New York Şehir Koleji’nde psikoloji okudu.</p>



<p>Maslow, kariyerine Columbia Üniversitesi&#8217;nde primat davranışları üzerine çalışan ve daha sonra Brandeis Üniversitesi ve Brooklyn Koleji&#8217;nde ders veren bir araştırmacı olarak başladı.</p>



<p>Bu süre zarfında Adler, Fromm ve Horney gibi ünlü teorisyenlerle ilişkiler kurdu, onlarla görüşerek bilgisine bilgi kattı.</p>



<p>1950&#8217;lerde Maslow, kendini gerçekleştirme ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kisisel-gelisim-icin-5-kitap-onerisi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kişisel gelişim</a>in önemini vurgulayan hümanist psikoloji teorilerini geliştirmeye başladı.</p>



<p>Maslow&#8217;un çalışmalarının psikoloji alanında önemli bir etkisi oldu ve insan davranışının olumlu yönlerine odaklanan yeni nesil psikologlara ilham verdi. Ayrıca Hümanist Psikoloji Dergisi’ni kurdu ve Amerikan Psikoloji Derneği’nin başkanlığını yaptı.</p>



<p>Arkasında pek çok makale ve kitap bırakan Maslow, 1970 senesinde geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti. Öne sürdüğü fikir ve teorileriyle psikoloji alanına dair pek çok kapı açılmasını sağladı.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-insan-dogasi-hakkindaki-gorusu">İnsan Doğası Hakkındaki Görüşü</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/275840-0.jpg" alt="abraham maslow" class="wp-image-17585" width="842" height="522" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/275840-0.jpg 750w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/275840-0-300x186.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/275840-0-480x298.jpg 480w" sizes="(max-width: 842px) 100vw, 842px" /></figure>



<p>Abraham Maslow, önceki yazımda bahsettiğim Carl Rogers&#8217;ın insan doğasına ilişkin iyimser görüşünü paylaşmakta.</p>



<p>Maslow, insanların kendini gerçekleştirme ve kişisel gelişim için doğuştan gelen bir dürtüye sahip olduğuna inanıyordu. İnsan, doğası gereği doğru ortam ve destek verildiğinde tam potansiyellerine ulaşma yeteneğine sahip olarak gördü.</p>



<p>Başka bir ifadeyle, birey potansiyelini gerçekleştirme ve kendisinin en iyi versiyonu olma süreci olan kendini gerçekleştirmeye yönelik doğuştan gelen bir dürtüye sahiptir.</p>



<p>Doğuştan gelen eğilimlerimiz sağlıklıdır ve yapıcı büyüme, cömertlik ve sevgi kapasitesini içerirler. Buna rağmen Maslow, bu &#8220;içgüdü kalıntılarının&#8221; çok zayıf olduğu ve öğrenme ve kültür tarafından kolaylıkla yenildikleri konusunda Erikson&#8217;la aynı fikirdedir.</p>



<p>Toplumun, sınırlayıcı inançlar ve sosyal normları empoze ederek bu kendini gerçekleştirme dürtüsünü sık sık bastırdığını savunur.</p>



<p>Maslow’a göre, kendini gerçekleştirme dürtüsü, insan motivasyonunun en üst düzeyidir ve ancak bireyin temel ihtiyaçlarının karşılanmasıyla mümkündür. Bu, Maslow’un en bilinen teorilerinden biridir.</p>



<p>İhtiyaçlar hiyerarşisi teorisi, fizyolojik, güvenlik, sevgi ve ait olma, saygı ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarını içeren bu temel ihtiyaçların ana hatlarını çizer.</p>



<p>Gelin, ihtiyaçlar hiyerarşisi ve kendini gerçekleştirme kavramlarının detaylarına göz gezdirelim.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ihtiyaclar-hiyerarsisi">İhtiyaçlar Hiyerarşisi</h2>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" width="1920" height="1080" data-id="17584" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow.png" alt="ihtiyaçlar hiyerarşisi" class="wp-image-17584" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow.png 1920w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow-300x169.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow-1024x576.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow-768x432.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow-1536x864.png 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow-480x270.png 480w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>
</figure>



<p>Abraham Maslow dendiğinde akla ilk olarak ihtiyaçlar hiyerarşisi gelir. Psikolojide oldukça önemli ve etkili bir yeri vardır teorinin. İnsanların kendini gerçekleştirme ve kişisel gelişim için karşılaması gereken temel ihtiyaçları detaylıca açıklar.</p>



<p>Maslow&#8217;un kariyerinin başlarında primatlarla çalışırken fark ettiği birçok ilginç şeyden biri, bazı ihtiyaçların diğerlerinden öncelikli olmasıydı.</p>



<p>Bu fikirle birlikte ihtiyaçlar hiyerarşisini öne sürdü. Maslow, ihtiyaçların hiyerarşik olduğuna ve temel ihtiyaçlar sırayla karşılanması gerektiğine inanıyordu.</p>



<p>Teori, bireylerin yiyecek, su ve barınma gibi temel fizyolojik ihtiyaçlardan başlayıp sevgi, saygı ve kendini gerçekleştirme gibi daha üst düzey ihtiyaçlara ilerleyen bir ihtiyaçlar hiyerarşisine sahip olduğunu varsayar.</p>



<p>Bireyin temel ihtiyaçları karşılandıktan sonra, daha üst düzey ihtiyaçlara odaklanmaya başlar. Sonunda tam potansiyelini gerçekleştirebileceği bir kendini gerçekleştirme durumuna ulaşır.</p>



<p>Maslow, öncelik sırasına göre ihtiyaçları şöyle sıraladı: fizyolojik, güvenlik, sevgi ve aidiyet, saygınlık ve kendini gerçekleştirme.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-fizyolojik-ihtiyaclar">Fizyolojik İhtiyaçlar</h3>



<p>İnsanın en temel ihtiyacı, gıda, su, oksijen, uyku ve vücut ısısının korunması gibi fizyolojik ihtiyaçlardır. Bu nedenle hiyerarşinin ilk basamağında fizyolojik ihtiyaçlar yer alır.</p>



<p>Bu ihtiyaçlar en önemli gereksinimlerdir. Daha yüksek ihtiyaçlara ilerlemek için bunların giderilmesi gerekir.</p>



<p>Örneğin, aç ve susuz olan biri resim yapmayı veya şiir yazmayı önemsemez. Önce açlığını ve susuzluğunu gidermeye çalışır.</p>



<p>Abraham Maslow, bu ihtiyaçların eksiklikten kaynaklandığını söyler. Fakat cinsellik, uyku ve dinlenmenin bir eksiklikten kaynaklanmadığını belirtir.</p>



<p>Tarihten bugüne insan, sürekli olarak fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. Yaşamımızı sürdürmeye devam etmemiz için gerekli olan bu ihtiyaçları gidermek, saygı kazanmak gibi ihtiyaçların önünde gelir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-guvenlik-ihtiyaclari">Güvenlik İhtiyaçları</h3>



<p>Fiziksel ihtiyaçlar büyük ölçüde karşılandığında, hiyerarşideki bir sonraki seviye motive edici olarak ortaya çıkar. Bu, güvenlik ihtiyaçlarını kapsar.</p>



<p>Güvenlik ihtiyaçları, istikrarlı, öngörülebilir ve endişe ve kaostan arınmış bir ortam arayışını içerir. İnsanlar, fiziksel güvenlik, savaş, hastalık, korku, endişe, tehlike ve doğal afetler gibi tehdit edici güçler de dahil olmak üzere güvenlik ihtiyaçları tarafından motive olurlar. Hukuk ve düzen ihtiyaçları da güvenlik ihtiyaçlarıdır.</p>



<p>Güvenlik ihtiyaçları şiddetli acılardan kaçınmamıza yardımcı olur. Fakat insanların bazı haklarından isteyerek vazgeçmeleri gibi, kişilik gelişimine müdahale edecek kadar güçlü hale gelebilirler. Abraham Maslow bunu şöyle açıklar:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-medium-font-size"><em><strong>&#8220;Güvenlikten vazgeçmekle büyümeden vazgeçmek arasındaki seçimde, genellikle güvenlik galip gelir.&#8221;</strong></em></p>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-ait-olma-ve-sevgi-ihtiyaci">Ait Olma ve Sevgi İhtiyacı</h3>



<p>Fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçları kısmen tatmin edildikten sonra, sosyal etkileşim ve yakınlığı içeren ait olma ve sevgi ihtiyacı motive edici olarak öne çıkar.</p>



<p>Arkadaşlara, bir sevgiliye, sevgi dolu ilişkilere, hatta bir topluluk duygusuna ihtiyaç duymaya başlarız. Ait olma ve sevgi ihtiyacı, diğer insanlarla güçlü ilişkilere sahip olmayı, ait olma duygusu hissetmeyi ve sevgi alıp verebilmeyi içerir.</p>



<p>Abraham Maslow&#8217;a göre aşk, şefkat ve sevinç duygularından, sevilen kişiye duyulan özlemden ve çoğunlukla yoğun cinsel uyarılmadan oluşur.</p>



<p>Günlük yaşamımızda, bu ihtiyaçlarımızı evlenme, bir aile sahibi olma, bir topluluğun parçası olma veya bir derneğin üyesi olmakla gidermeye çalışırız.</p>



<p>Sosyal ilişkiler aidiyet duygusu sağlar ve bireylerin desteklendiğini ve önemsendiğini hissetmesine yardımcı olur.</p>



<p>Maslow, bireyin kendini gerçekleştirme gibi üst düzey ihtiyaçlara geçebilmesi için sevgi ve ait olma ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğine inanıyordu. Bir aidiyet duygusu ve sosyal ilişkiler olmadan, bireyler kendilerini izole edilmiş hisseder ve kişisel gelişimlerini sürdüremezler.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-saygi-ihtiyaci">Saygı İhtiyacı</h3>



<p>Diğer ihtiyaçlarımızı nispeten karşıladıktan sonra öz güven, üstünlük ve saygıya ihtiyaç duymaya başlarız.</p>



<p>Maslow&#8217;un hiyerarşisinin dördüncü seviyesinde, bireyin hem kendine saygı hem de başkalarının saygısına olan ihtiyacı içeren saygı ihtiyacı vardır.</p>



<p>Kendimize güvenmek ve çevreye hakim olmak için çabalarız. Ayrıca diğer insanlardan takdir, saygı, olumlu geri bildirim ve hayranlık görmeye çalışırız.</p>



<p>Benlik saygısı, bireyin kendisine, yetenek ve başarılarına karşı değer ve güven hissetmesini içerir. Bu ihtiyacımızı, hedefler belirleyerek, bunlara ulaşarak, belirli alanda ustalaşarak ve başarılarımızdan gurur duyarak karşılayabiliriz.</p>



<p>Abraham Maslow, saygı ihtiyacının oldukça önemli olduğunu düşünür. Öz saygısı düşük olan ve diğerlerinden saygı görmediğini düşünen bireyler kendilerini güvensiz hissedebilir ve kişisel gelişimlerini sürdüremezler.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-kendini-gerceklestirme-ihtiyaci">Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı</h3>



<p>İhtiyaçlar hiyerarşisinin en üst seviyesi, bireyin kendi doğuştan gelen potansiyellerini keşfetmesi ve gerçekleştirmesinden oluşan kendini gerçekleştirmedir. Diğer ihtiyaçlarımızı büyük oranda karşıladığımızda sıra artık kendini gerçekleştirmededir.</p>



<p>Kişisel tatminin gerçekleşmesini içerir. Her insan farklı olduğu için kendini gerçekleştirme de bireye özgüdür.</p>



<p>Kendini gerçekleştirme ihtiyaçları, kişisel gelişim, yaratıcılık ve yaşamda anlam ve amaç bulma arzusunu içerir. Bu ihtiyaç, bireyin tutkularının peşinden koşarak ve benzersiz yetenekler geliştirerek karşılanabilir.</p>



<p>Bireylerin kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için kendi yollarına gidebilmeleri ve yaşamlarında bir özerklik duygusuna sahip olmaları gerekir.</p>



<p>Ek olarak faaliyetlerinde bir amaç ve anlam duygusuna sahip olmalılar. Risk alma ve yeni deneyimleri kucaklama isteğine sahip olmalılar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kendini-gerceklestiren-birey">Kendini Gerçekleştiren Birey</h2>



<p>Abraham Maslow&#8217;un kendini gerçekleştirme üzerine fikirleri, doktorasını aldıktan hemen sonra başlar. New York&#8217;taki öğretmenleri Ruth Benedict ve Max Wertheimer’in, diğer insanlardan farklı olması onu şaşırttı.</p>



<p>Maslow&#8217;a göre, bu iki insan en üst düzey insani gelişmeyi temsil etti. Bu seviyeyi de “kendini gerçekleştirme” olarak adlandırdı. Peki, kimler kendini gerçekleştirebilir veya kendini gerçekleştiren bir bireyin nasıl özellikleri var?</p>



<p>Maslow, kendini gerçekleştirme standardını karşıladığını düşündüğü bir grup insanı inceler. Bu nispeten küçük örneklem, Abraham Lincoln, Albert Einstein, Thomas Jefferson ve Eleanor Roosevelt gibi tarihi şahsiyetler ile Maslow&#8217;un araştırmasını yaptığı sırada hayatta olan ve isimsiz 12 kişiyi içermekte.</p>



<p>Kendini gerçekleştiren bireyler birçok yönden benzersiz olsalar da bazı özellikleri paylaşma eğilimindeler. Örneğin, insanları ve olayları büyük bir doğrulukla değerlendirebilirler. Daha doğru gerçeklik algısına ve yüksek problem çözme yeteneğine sahiplerdir.</p>



<p>Diğer insanlara karşı daha hoşgörülü ve saygılı davranırlar, diğerlerini veya kendilerini yargılamaktan kaçınırlar. İnsanı insan olduğu için kabul ederler. Aşağılayıcı mizahtan hoşlanmazlar.</p>



<p>Ayrıca yalnızlıktan zevk alırlar. Birçok insanla yüzeysel ilişkiler kurmaktansa, birkaç yakın arkadaş ve aile üyesiyle daha derin kişisel ilişkileri tercih ederler. Daha yaratıcı ve orijinal yeteneklere sahiplerdir.</p>



<p>Sevgi ve itibar ihtiyaçları büyük ölçüde tatmin edildiğinden, bencil amaçlar için başkalarını manipüle etme olasılıkları düşüktür. Uyum sağlamak için toplumsal baskıya boyun eğmezler.</p>



<p>Bunların yanında kendini gerçekleştiren bireyler, başkalarına karşı gerçek bir sempati ve yardım etme arzusu duyarlar. Bu, yüksek sosyal ilgileri olduğu anlamına gelir.</p>



<p>Öte yandan, kendilerinde değiştirilebilecek olumsuz nitelikleri değiştirmek için güçlü şekilde motivedirler.</p>



<p>Son olarak, daha fazla zirve deneyime sahip olma eğilimindelerdir. Zirve deneyimi, sizi kendinizden alan, kendinizi çok küçük ya da çok büyük, bir dereceye kadar yaşamla, doğayla ya da tanrıyla bütünleştiren deneyimdir. Size sonsuzluğun bir parçası olma hissini verir.</p>



<p>Bu özelliklere baktığımızda, kendini gerçekleştiren insanların mükemmel olduğunu düşünebiliriz. Ama öyle değil, Maslow da böyle olduğunu düşünmüyordu. Acımasızlık, nezaketsizlik, öfke patlamaları ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sosyal-kaygi-tanisi-belirtileri-ve-bireysel-etkileri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kaygı</a> problemleri gibi zayıflıklar sergileyebilirler mesela. Kısacası, mükemmel insan yoktur.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-elestiri-ve-degerlendirmeler">Eleştiri ve Değerlendirmeler</h2>



<p>Abraham Maslow, teorisindeki insan doğasına yönelik fazla iyimser yaklaşımı nedeniyle eleştirilmiş. Diğer eleştirilerse Maslow’un araştırma yöntemi üzerine.</p>



<p>Kendini gerçekleştirme konusunda yaptığı araştırma, aynı zeka düzeylerine sahip az sayıda insan üzerine. Dolayısıyla bu başarılı bireylerde gözlemlediği özellikler tüm insanlar için geçerli olmayabilir.</p>



<p>Ayrıca bazı eleştirmenler, ihtiyaçları listelemeyi anlamsız bularak insanların ihtiyaçları bu sırayla takip etmediğini belirtir. Kendini gerçekleştiren bireylerin özelliklerini düşündüğümüzde, daha düşük ihtiyaçları karşılamadan bu özellikleri sergileyen insanlar olabilir.</p>



<p>Örneğin, tanınmış en iyi sanatçı ve yazarların çoğu yoksulluk, kötü yetişme koşulları ve depresyonla mücadele etmişler. Zorlu yaşam koşulları ve psikolojik rahatsızlıklarla savaşan Van Gogh gibi… Yine de Maslow, ihtiyaçların sıralamasının kesin olduğunu düşünmüyordu.</p>



<p>Tüm bunlarla birlikte, Abraham Maslow psikoloji alanının en etkili figürlerinden biri. Çoğu psikoloğun insan doğasının anormal kabul edilen yönlerine odaklandığı bir zamanda, odak noktasını insanın olumlu yönlerine kaydırdı. Maslow, insanın içindeki güce ve potansiyele inanan hümanist psikolojinin öncülerinden biriydi.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Yazgan İnanç, B., Yerlikaya, E. E. (2008). Kişilik kuramları. Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.</p>



<p>Ewen, R. B. (2014). An introduction to theories of personality. 83-104. Psychology Press.</p>



<p>Healy, K. (2016). A theory of human motivation by Abraham H. Maslow (1942). <em>The British Journal of Psychiatry,</em> 208(4), 313-313.</p>



<p>Boeree, C. G. (2006). Abraham Maslow: 1908-1970. Personality theories, 11, 1-5.</p>



<p>Maslow, A.,&nbsp; Lewis, K. J. (1987). Maslow&#8217;s hierarchy of needs. Salenger Incorporated, 14(17), 987-990.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/abraham-maslow-hangi-ihtiyacimiz-ne-kadar-onemli/">Abraham Maslow: Hangi İhtiyacımız Ne Kadar Önemli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/abraham-maslow-hangi-ihtiyacimiz-ne-kadar-onemli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rutin ve İnsan Psikolojisine Etkisi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/rutin-ve-insan-psikolojisine-etkisi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/rutin-ve-insan-psikolojisine-etkisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytiye Nur Turhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 May 2023 22:36:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[21günkuralı]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[rutinoluşturma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=17530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizin gündemi malum. Yaşadığımız stresi azaltmanın ise en basit yolu rutinler oluşturup onlara sıkı sıkıya tutunmak. Gelin detayları yazımızda birlikte inceleyelim.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/rutin-ve-insan-psikolojisine-etkisi/">Rutin ve İnsan Psikolojisine Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rutin, aslında hemen hemen herkesin sahip olduğu alışkanlıklar bütünüdür. Sözlük anlamı ise “alışılagelmiş düzen içinde yapılan” dır. </p>



<p>Her ne kadar son zamanlarda &#8220;sabah rutini&#8221;, &#8220;cilt bakım rutini&#8221; gibi kalıpları daha fazla duysak da bu terim hayatımıza yeni girmiş bir kelime değildir. Bu yazıda rutin oluşturmayı ve rutin oluşturmanın insan psikolojisine olan etkisini inceleyeceğiz. </p>



<p>Belirlenen rutinler belli bir süre yapıldığında alışkanlıkların oluşmasına temel hazırlar. Ancak aynı zamanda duygu durum değişikliklerini de kontrol eder. Bu da kişiliğin büyük bir parçasını oluşturur. </p>



<p>İnternette mutlaka şöyle başlıklara rastlamışsınızdır: Bill Gates’in Sabah Rutini, Başarılı İnsanların Günlük Rutinleri&#8230; Bunun sebebi tarihte ve günümüzde başarılı olan birçok insanın hayatlarında belli rutinlere sahip olmasıdır. Örneğin, Microsoft&#8217;un kurucusu <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Bill_Gates">Bill Gates</a> her sabah koşu bandında 1 saat koşarak güne başlıyor, ardından gündemi takip ediyor. Sonrasında ise gün içinde yapması gerekenlerin listesini hazırlıyor.</p>



<p>Yapılan araştırmalarda özellikle güne iyi başlayan kişilerin günün devamında da iyi geçirme eğilimlerinin yüksek olduğu görülmüştür. Çünkü güne iyi başlamak kişilerin günü verimli kullanabilmelerine olanak sağlar. Bu yüzden belirli bir rutin sahibi olmak kişiye güne başlamada ve devam ettirmede motivasyon sağlayabilir. </p>



<p>Ancak şunu söylemeden de geçmemek gerek, rutin sahibi olmak mutlu olmak demek değildir. Elde zaten var olan zamanın veya sağlığın daha verimli halde kullanılması insana mutluluk verir. Yani her gün aynı saatte sağlıksız atıştırmalık tüketmek bir günlük rutin değildir. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-rutin-nasil-olusturulur">Rutin Nasıl Oluşturulur?</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/self-care-gd16a8cf88_1280-1024x682.jpg" alt="rutin" class="wp-image-17533" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/self-care-gd16a8cf88_1280-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/self-care-gd16a8cf88_1280-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/self-care-gd16a8cf88_1280-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/self-care-gd16a8cf88_1280-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/self-care-gd16a8cf88_1280-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/self-care-gd16a8cf88_1280.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Araştırmalara göre rutin sahibi olmak hem fiziksel bakım için hem de ruh sağlığı için oldukça büyük bir öneme sahip. Çünkü zihin gün içinde neler yapması gerektiğini biliyorsa karar vermeye ihtiyaç duymadığı için bu <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Stres">stres</a> ortadan kalkıyor. </p>



<p>Bir rutin sahibi olmadığımızda beynimiz sabah uyandığında ne yapması gerektiğini bilmiyor; toplantı var mı, duş almam gerekir mi, bu gün bitirmem gereken bir iş var mı gibi… Bu da ister istemez beynimizde bir kaosa sebep oluyor ve vücut stres hormonları salgılamaya başlıyor. Ancak düzenli bir rutine sahip vücut psikolojik olarak kişiyi güvende hissettirir ve ani duygu değişimlerini stabilize eder.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-21-gun-kurali">21 Gün Kuralı</h3>



<p>Genelde bir rutini alışkanlığa çevirebilmek için 21 güne ihtiyaç olduğu söylenir. Başlangıçta düzene sokması zor olan rutinler bir süre sonra alışkanlık haline döneceği için tekrarlanması için motivasyona ihtiyaç duymayacaktır. </p>



<p>Bu yüzden rutin oluştururken bir süre gayret ve sabır göstermek önemlidir. Ancak sonrasında bu rutinleri vücut otomatik hale getireceği için tekrar motivasyon istemeyecektir. Bu da kişinin hayatı üzerindeki kontrol isteğini de düzene sokmuş olacak. </p>



<p>Rutinler sabah, gündüz ve gece olmak üzere bölünebilir. Örneğin sabah için güzel bir kahvaltı yapmak, kahve içerek müzik dinlemek iyi bir rutin olabilir. Gündüz ise genelde yapılması gereken işler için ayrılır. Gece ise cilt bakımı, kitap okuma gibi aktivitelere ayrılabilir. </p>



<p>Bunlar sadece bir örnek, çünkü her rutinin kişiden kişiye değişeceğini unutmamak gerekir. Ayrıca hangi rutinin kime ne kadar iyi geleceğini kimse bilemez. Kişi rutinlerini deneyerek, neyin ona nasıl geldiğini bilerek oluşturmalıdır.</p>



<p>Yazımın en başında da söylediğim gibi aslında hemen hemen herkesin hayatında rutinleri vardır. Ama biz bunları rutin diye adlandırmamış olabiliyoruz. Örneğin kahve içerken sevdiğiniz bir programı izlemek, temizlik yaparken müzik dinlemek gibi şeyler rutin gibi gelmese de bunları günlük olarak belli zamanlarda yaptığınızda günlük bir rutine sahip olmuş oluyorsunuz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-rutin-ve-uyku">Rutin ve Uyku</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/sleep-ga85880f34_1280-1024x682.jpg" alt="rutin" class="wp-image-17535" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/sleep-ga85880f34_1280-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/sleep-ga85880f34_1280-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/sleep-ga85880f34_1280-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/sleep-ga85880f34_1280-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/sleep-ga85880f34_1280-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/sleep-ga85880f34_1280.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Sağlıklı rutin sahibi kişilerin uyku saatlerinde de düzen oluşur. Çünkü gün içinde yapılması gerekenleri yapmış olan kişi uyumak için yatağa girdiğinde daha az şey düşünerek uykuya dalar. Uykuya zamanında dalmak ve yeterince uyumak ertesi gün için iyi bir yatırımdır. </p>



<p>Uyku iki gün arasında bir hazırlık süreci gibidir. Vücudun ertesi gün için enerji toplamasını sağlar. Özellikle <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Uyku_d%C3%B6ng%C3%BCs%C3%BC">REM uyku saatlerini </a>düzene sokan kişi beynini de toparlayarak uyanmış olur. İyi bir REM uykusu da ertesi gün mutlu uyanmak demektir. Ayrıca uyumadan önce elektronik cihazlardan uzak durarak vücudu uykuya hazırlamak oldukça önemli&nbsp;bir adım olabilir.</p>



<p>Her ne kadar herkesin bildiği bir aktivite gibi dursa da fiziksel temizlik de rutinler için önemlidir. Özellikle sabahları yüz yıkamak, diş fırçalamak gibi temizlik rutinleri kişinin uykulu ruh halinden ayılmasına yardımcı olur. </p>



<p>Aslında çoğumuz yoğun iş veya okul hayatında fiziksel aktiviteye vakit ayırmakta zorlanıyoruz. Ancak uzun sürelerden ziyade çok kısa süreler bile vücudun fiziksel olarak rahatlaması ve stresini atması için oldukça önemli. Pilates, meditasyon ve yoga gibi aktiviteler ise hem ruhsal hem de fiziksel olarak rahatlama sağlar. Ayrıca vücut sağlığı için de oldukça önemlidir.</p>



<p>Yukarıdakiler vücut sağlığımız için de önemli rutinlerdi aslında. Ama tüm bunların planlamasını yapmak da burada çok önemli. Plan yapmak ve bunlara uymak kişinin hayatını daha da düzene sokar. Ayrıca sorumluluklarını da düzenlemesine yardımcı olur. Bu yüzden plan yapmak da bir rutinin bir parçasıdır. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Farklı Rutinler</h2>



<p>Kişisel rutinlerden az çok bahsettik. Bunların dışında farklı rutinler de mevcut. Örneğin ilişki rutinleri, aile rutinleri veya kişisel gelişim ve kariyer rutinleri gibi. Örneğin partnerinizle işten geldiğinizde neler yaptığınızı düşünün. Her gün beraber bir bölüm dizi izlemek, kahve eşliğinde o gün hakkında sohbet etmek de bir rutindir. Bunun gibi rutinlere sahip olmak da ilişkiyi besler. </p>



<p>Aile rutinleri ise aile bağlarını kuvvetlendirmek ve birlikte geçirilen vaktin kıymetini bilmek için oldukça mühim. Örneğin birlikte telefonlardan uzak durarak yenilen bir yemek güzel bir aile rutini olabilir. Haftanın bir gününü ailenize ayırmak, akşamları aileden biriyle yürüyüş yapmak da örnek olarak verilebilir.</p>



<p><a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kisisel-gelisim-icin-5-kitap-onerisi/">Kişisel gelişim</a> veya kariyer rutinlerine gelecek olursak, hepimiz her gün yeni bir bilginin doğduğu bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla dünyadaki haberlere ve gelişmelere güncel kalmak da oldukça önemli. Günün belli bir saatini gündemi takip etmek ve bilgi sahibi olmak için değerlendirebilirsiniz. Ya da mesleğinizle ilgili yeni bir makale veya dergi okumak da bir rutindir.</p>



<figure class="wp-block-pullquote is-style-default"><blockquote><p>Kişi dürüst bir şekilde dönüp kendi içine baktığında, aslında istediğini sandığı şeylerin ne kadar rutin olduğunu (cuma günü balık tutmak gibi) ya da istediği şeyleri aslında istemesi gerektiğini düşündüğünü (işinde başarılı olmak gibi) fark etmez mi? İstemek istediği şeyler değil midir bunlar?</p><cite>Kendini Arayan İnsan, Rollo May</cite></blockquote></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Rutin ve Psikoloji</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="732" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/wellness-g3ce323d54_1280-1024x732.jpg" alt="rutin" class="wp-image-17534" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/wellness-g3ce323d54_1280-1024x732.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/wellness-g3ce323d54_1280-300x214.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/wellness-g3ce323d54_1280-768x549.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/wellness-g3ce323d54_1280-480x343.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/wellness-g3ce323d54_1280.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>İnsan psikolojisi günden güne değiştiği gibi gün içinde de dalgalanmalar&nbsp;yaşayabilir. Bu yüzden kişilerin ruhsal dengesini kontrol altına alabilmesi için sahip olduğu rutinlerin önemi büyüktür. Çünkü kişi kendi hayatı üzerinde kontrolünün olduğunu hisseder. </p>



<p>Kontrol sahibi olmak da kişide stres seviyesini azaltır. Ayrıca ruh halinin dengesini sağlayabilen kişi depresyon belirtilerini de aza indirebilir. Hayat düzeni ve odaklanacak şeyi olmayan insanlar yapacakları ve yapması gereken şeylere daha fazla kafa yorarlar. Bu da zaten var olan streslerini daha da arttırır.</p>



<p>Çok iyi bir hayat rutininizin olması fiziksel veya psikolojik hiçbir sağlık sorununuzun olmaması gerektiği anlamına gelmez. Rutinler günlük hayatın stresini biraz olsun azaltmaya ve ruhunuzu dinlendirmeye yardımcı olur. Ancak başlı başına tüm hayatı kontrol altına alabilecek bir sihirli değnek değildir. Sağlıklı beslenmek, kişilik, yaşanılan kültür ve çevre gibi diğer faktörlerin de önemi oldukça büyüktür. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Elbette günlük planlar değişir, hayat hep planladığımız gibi gitmeyebilir. </h3>



<p>Bazen çok iyi başladığımız günü kötü bir haber aldığımız için durgun, bazen kötü başladığımız bir günü iyi bir haber alarak harika bir hale getirebiliriz. Rutin demek hayata katı kurallar koymak demek değildir. </p>



<p>Eğer vücudunuz bazen tüm gün uzanıp yatmak istiyorsa bunu da yapmak gerekir. Unutmayın ki her gün mutlu olmak veya her günü harika verimli geçirmek zorunda hissetmek bir rutin değildir. Vücudunuzun neyi istediğini ve o gün size neyin iyi geleceğini bilmek ve bunu karşılamak bazen çok verimli geçirilen bir günden bile iyi gelebilir. </p>



<p>Her konuda olduğu gibi elbette rutinle ilgili de karşı görüşler mevcut. Rutinin insan hayatını monotonlaştırdığı ile ilgili bazı görüşler var. Ayrıca insanların bazı rutinleri hiçbir fayda sağlamamasına rağmen devam ettirmeye çalışması da farklı bir bakış açısı. </p>



<p>Burada bu yüzden iyi bir rutine karar vermek devamlılık açısından da önemli bir konu. Yani faydası olmadığı halde bir şeyi rutine zorlamak asıl yapılması gereken şeylere vakit kalmamasına sebep olabilir. Ancak yine de aslında totale bakıldığında olumlu yanlarının daha ağır bastığını söylemek mümkün.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kaynakça</h2>



<p>Bilir, A. K. (2022). Kişisel Gelişim İçin 5 Kitap Önerisi. <em>Kazan Kültür</em>. https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kisisel-gelisim-icin-5-kitap-onerisi/</p>



<p><em>Bill Gates &#8211; Vikipedi</em>. (2004, December 31). https://tr.wikipedia.org/wiki/Bill_Gates</p>



<p>Wikimedia projelerine katkıda bulunanlar. (2008). Stres. <em>Vikipedi</em>. https://tr.wikipedia.org/wiki/Stres</p>



<p>Wikimedia projelerine katkıda bulunanlar. (2020). Uyku döngüsü. <em>Vikipedi</em>. https://tr.wikipedia.org/wiki/Uyku_d%C3%B6ng%C3%BCs%C3%BC</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/rutin-ve-insan-psikolojisine-etkisi/">Rutin ve İnsan Psikolojisine Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/rutin-ve-insan-psikolojisine-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Carl Ransom Rogers: Hayatı ve Kuramı</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/carl-ransom-rogers-hayati-ve-kurami/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/carl-ransom-rogers-hayati-ve-kurami/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Apr 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[benlikkavramı]]></category>
		<category><![CDATA[carlransomrogers]]></category>
		<category><![CDATA[kendinigerçekleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=16933</guid>

					<description><![CDATA[<p>Carl Ransom Rogers, psikoloji alanının en önde gelen isimlerinden biri. Kendisinin yaşamına ve kuramına yakın baktığımız yazımız sizlerle!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/carl-ransom-rogers-hayati-ve-kurami/">Carl Ransom Rogers: Hayatı ve Kuramı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Carl Ransom Rogers, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/psikoloji/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">psikoloji </a>alanının en önde gelen isimlerinden biri. Birey merkezli terapi adındaki psikoterapi yöntemini geliştirmesiyle ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/rollo-may-kendini-arayan-insan-incelemesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">hümanist psikoloji</a>nin kurucularından biri olmasıyla tanınır. Birey hakkındaki fikir ve görüşleriyle psikoloji tarihinde önemli izler bıraktı Amerikalı psikolog, araştırmacı ve yazar.</p>



<p>İnsanların kendi yaşamları ve deneyimleri konusunda en iyi uzman olduğuna inanıyordu Rogers. Bireyin kendini gerçekleştirme eğilimine ve olabileceğinin en iyisi olma arzusuna sahip olduğunu öne sürdü.</p>



<p>Bugün hala terapilerde onun ileri sürdüğü fikirler ve önerdiği teknikler kullanılmakta. Carl Ransom Rogers’ın hayatına, teori ve düşüncelerine yakından bakacağımız yazım sizlerle.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-carl-r-rogers-in-hayati">Carl R. Rogers&#8217;ın Hayatı</h2>



<p>20. yüzyılın en etkili psikologlarından biri olarak bilinen Rogers, 8 Ocak 1902&#8217;de Chicago&#8217;nun bir banliyösü olan Illinois, Oak Park&#8217;ta doğdu. Babası Walter Rogers başarılı inşaat mühendisiydi, annesi Julia ise ev hanımıydı. Rogers, ailenin altı çocuğunun dördüncüsüydü.</p>



<p>Dört erkek ve bir kız kardeşin dahil olduğu birbirine sıkı sıkıya bağlı, eğitimli, muhafazakar, orta sınıf ve Protestan bir ailede büyüdü Rogers.</p>



<p>Ebeveynleri baskıcı olmasalar da Rogers’ın üzerinde güçlü bir etkiye sahipti. Bu konuda, çocukluğunun ve ergenlik yıllarının büyük bölümünde ailesinin inançları nedeniyle bunalmış hissettiğini belirtir. Duyguların dışavurumunun bastırıldığı, çocukların anne babalarının kurallarına göre yaşamaya zorlandığı kısıtlayıcı bir aile tablosu görüyoruz.</p>



<p>Beş kardeşi olmasına rağmen kendisini yalnız hissediyordu. Bunun nedeni, anne babasının büyük kardeşlerini daha çok sevdiğini düşünmesi ve ailesi dışında sosyal yaşamının olmamasıydı.</p>



<p>Bu yüzden kendisini &#8220;utangaç, yalnız, hayalperest ve çoğu zaman fantezide kaybolmuş&#8221; olarak tanımlar Rogers. Bu yalnızlığı ise zamanla onu okuyabildiği tüm kitapları okumaya yöneltti.</p>



<p>Carl Rogers 12 yaşındayken ailesi banliyöden taşrada bir çiftlikte yaşamak için taşındı. Burada çiftlik hayatı ve tarımla ilgili çokça kitap okudu, bilime olan ilgisi arttı. </p>



<p>Böylece bireysel değişkenleri incelemeyi, veri toplamayı ve analiz etmeyi öğrendi. Bu deneyimler, bir psikolog olarak gelecekteki çalışmalarına da katkı sağladı.</p>



<p>Tarıma olan ilgisi nedeniyle Wisconsin Üniversitesi’nde tarım alanında eğitim almak istedi. Fakat kısa süre sonra farklı alanlar da ilgisini çekmeye başladı.</p>



<p>Din ve tarih konularına ilgi duydu. Kiliseye girmek için, Teolojik Seminer Birliği’nde yer aldı. Fakat bir süre sonra bazı inançlara sahipmiş gibi davranmaktan rahatsız oldu. Düşünce özgürlüğünün kısıtlanmayacağı bir alan seçmesi gerektiğini düşündü ve psikolojiyle tanıştı.</p>



<p>1947&#8217;de Carl Rogers, Amerikan Psikoloji Derneği&#8217;nin başkanı oldu. 1957&#8217;den 1963&#8217;e kadar Wisconsin Üniversitesi&#8217;nde ders verdi.</p>



<p>Helen Elliot ile evlenen ve iki çocuğu olan Carl Rogers, 4 Şubat 1987&#8217;de hayatını kaybetti. Geride kariyeri boyunca psikoloji üzerine yazdığı pek çok göze çarpan kitap bıraktı. Abraham Maslow ile birlikte 1960&#8217;larda zirveye ulaşan hümanist psikoloji hareketine öncülük etti.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-insan-dogasi-hakkindaki-gorusu">İnsan Doğası Hakkındaki Görüşü</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="733" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/humanistic-psychologist-carl-ransom-rogers-515301772-583f04983df78c6f6a9d1091-1024x733.jpg" alt="Carl Ransom Rogers" class="wp-image-16937" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/humanistic-psychologist-carl-ransom-rogers-515301772-583f04983df78c6f6a9d1091-1024x733.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/humanistic-psychologist-carl-ransom-rogers-515301772-583f04983df78c6f6a9d1091-300x215.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/humanistic-psychologist-carl-ransom-rogers-515301772-583f04983df78c6f6a9d1091-768x549.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/humanistic-psychologist-carl-ransom-rogers-515301772-583f04983df78c6f6a9d1091-480x343.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/humanistic-psychologist-carl-ransom-rogers-515301772-583f04983df78c6f6a9d1091.jpg 1500w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Carl Ransom Rogers psikoloji alanında çalışmalarına başladığında, psikolojiye psikanalitik kuram ve davranışçılık hakimdi. Bu bakış açıları, davranışların ya bireyin içindeki bilinçdışı güçler ya da çevresindeki dış etkenlerle belirlendiğini öne sürer.</p>



<p>Rogers bu düşünceleri reddetti. İnsanların kendi davranışlarını şekillendirme ve kendilerini geliştirme yeteneklerine dair daha iyimser görüşleri vardı.</p>



<p>Bu inanca uygun olarak, Rogers başlangıçta yaklaşımına “danışan merkezli terapi” adını verdi. Yaklaşımı, psikolojideki hümanist hareketin merkezinde yer alıyordu.</p>



<p>Fakat fikirleri ebeveynlik, eğitim ve ırklar arası ilişkiler gibi klinik olmayan alanları içerecek şekilde genişletildiği için şu an “birey merkezli terapi” ismi tercih edilmekte.</p>



<p>Rogers’a göre, terapi insan doğasının yapıcı tarafına ve kişideki pozitif yönlere odaklanmalı. Terapide danışan pasif değil aktif bir konumdadır ve terapistin yorumlarına bağımlı değildir. Terapistin rolü tavsiye veya yorumdan çok empati, sıcaklık ve samimiyet sağlamaktır.</p>



<p>Ayrıca Carl Rogers, çocuklukta deneyimlerinin yetişkin kişiliğini oluşturmada önemli bir rol oynadığını kabul etmekle birlikte, daha çok şu anki ihtiyaçlarımız ve gerçekleştirme yönündeki amaçlı çabalarımız üzerinde durur.</p>



<p>Teorisinde gerçekleştirme eğilimi, benlik kavramı ve bireyin terapide ve yaşamında ihtiyaç duyduğu kavramlara değinir. Gelin, bunlara biraz daha yakından bakalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-gerceklestirme-egilimi">Gerçekleştirme Eğilimi</h2>



<p>Rogers, tüm organizmaların gelişme, geliştirme ve tamamlama eğilimi gibi bir temel güdüyle doğduğunu söyler. Gerçekleştirme eğilimi, bireyleri potansiyellerini gerçekleştirmeye motive eden doğuştan gelen bu güdüye atıfta bulunan bir kavram.</p>



<p>Bu eğilim, bireyleri psikolojik olarak gelişmeye, örneğin özerkliği veya kişisel gelişimi artırmaya motive eder. Carl Ransom Rogers, gerçekleştirme eğiliminin bu benzersiz, psikolojik yönüne, benliğin gelişimini içerdiğinden, kendini gerçekleştirme olarak atıfta bulunur.</p>



<p>Her insan tam potansiyeline ulaşma gücüne sahiptir. Gerçekleştirme eğilimi, onları bu hedefe doğru iten birincil güçtür. Diğer bir ifadeyle, gerçekleştirme eğilimi, büyüme, gelişme ve kendini gerçekleştirme arzusu ile karakterizdir.</p>



<p>Güçlü bir gerçekleştirme eğilimine sahip bireyler, kendi kendini motive eder. Potansiyellerine ulaşmalarını sağlayacak yeni zorluk ve deneyimler ararlar. Konfor alanlarında kalmakla yetinmezler, kendilerini ve yaşamlarını geliştirmenin yollarını ararlar.</p>



<p>Bununla birlikte, gerçekleştirme eğiliminin korku ve kendinden şüphe duyma gibi çeşitli faktörler tarafından engellenmesi mümkün. Bireyler başarısızlıktan korktuklarında veya yeteneklerinden şüphe duyduklarında, risk almaktan ve kendilerine meydan okumaktan kaçınabilirler. Bu da kendini gerçekleştirme konusunda zorlayıcı olabilmekte.</p>



<p>Ancak Carl Ransom Rogers, olumsuz koşullar gelişme yeteneğini ciddi şekilde sınırladığında bile, bireyin elinden geldiğince çabalamaya devam edeceğini ifade eder.</p>



<p>Gerçekleştirme eğilimini geliştirmek için bireyler, kendilerine karşı nazik olmayı ve güçlü ve zayıf yönlerini tanımayı içeren öz-şefkat ve kendini kabul etme pratiği yapabilirler.</p>



<p>Dahası, bireyler öğrenme, büyüme ve kişisel gelişim için fırsatlar arayabilirler. Konfor alanlarının dışına çıkıp yeni şeyler denemek, yeni sorumluluklar almak ve tutkularının peşinden gitmek için kendileriyle savaşabilirler.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-benlik-kavrami">Benlik Kavramı</h2>



<p>&#8220;Benlik&#8221; kavramı, Carl Rogers&#8217;ın teorisinin merkezinde yer alan önemli bir kavram. Rogers, benlik kavramının kişiliğin ve davranışın temeli olduğuna dikkat çeker. Ona göre benlik kavramı, bireyin deneyimleri ve çevresindeki dünyayla etkileşimleri tarafından şekillenir.</p>



<p>Öz imaj, öz değer ve ideal benlik olmak üzere üç bileşenden oluşur benlik kavramı. Benlik imajı, bireyin fiziksel görünümü ve kişilik özellikleri dahil olmak üzere şu anda kendisini nasıl gördüğünü ifade eder. Öz değer, bireyin kendisine ne kadar değer verdiği ve saygı duyduğu ile ilgilidir. Diğer yandan ideal benlik, gelecekte olmak istediği kişiyle ilgilidir.</p>



<p>Rogers, benlik kavramının sürekli geliştiğine ve bireyin deneyimleri ve başkalarıyla etkileşimleri tarafından şekillendiğini belirtir. Ayrıca benlik kavramının, bir kişinin başkalarından aldığı geri bildirimlerden etkilendiğini söyler.</p>



<p>Olumlu geri bildirim, olumlu bir benlik kavramına ve yüksek benlik saygısına yol açabilirken; olumsuz geri bildirim, olumsuz bir benlik kavramına ve düşük benlik saygısına yol açabilir.</p>



<p>Ayrıca bir kişinin benlik kavramı ile gerçek deneyimleri arasındaki uyumun önemini vurgular Rogers. Bir kişinin deneyimleri, benlik kavramıyla tutarlıysa, olumlu bir benlik kavramına sahip olma ve tatmin olma olasılığı daha yüksektir.</p>



<p>Bununla birlikte, bir kişinin benlik kavramı ile deneyimleri arasında bir tutarsızlık varsa, kaygı, kafa karışıklığı ve olumsuz bir benlik kavramı oluşması mümkün.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-empati-uyum-ve-kosulsuz-olumlu-kabul-saygi">Empati, Uyum ve Koşulsuz Olumlu Kabul/Saygı</h2>



<p>Carl Ransom Rogers, kuramında <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/empati-gelisimi-ve-onemi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">empati</a>, kabullenme ve yargılamadan dinlemenin önemini vurgular. Teorisinin anahtar kavramlarından diğer üçü uyum, koşulsuz olumlu saygı ve doğru empatik anlayıştı.</p>



<p>Uyum, bireyin içsel deneyimleri ile dışsal davranışları arasındaki uyumu ifade etmekte. Rogers, uyumlu bireylerin başkalarıyla etkileşimlerinde gerçek ve dürüst olduğunu belirtir. Sahte bir kişiliğin veya maskenin arkasına saklanmazlar, bunun yerine düşüncelerini ve duygularını açıkça ifade edebilirler.</p>



<p>Uyum oldukça önemlidir. Çünkü bireylerin kendi değer ve inançlarına göre yaşamalarına izin vererek hayatta daha fazla doyuma ulaşmalarını sağlar.</p>



<p>Koşulsuz olumlu kabul/saygı, bir terapistin veya başka birinin bireye sağlayabileceği kabullenme ve yargılayıcı olmayan tutumdur. Rogers, bireylerin, davranışları ne olursa olsun, oldukları gibi kabul edildiğini ve değer verildiğini hissetmeleri gerektiğine inanıyordu.</p>



<p>Terapist, koşulsuz olumlu saygı sağlayarak danışanın duygularını ve deneyimlerini yargılama veya reddedilme korkusu olmadan keşfetmesi için güvenli ve destekleyici bir ortam yaratır.</p>



<p>Doğru empatik anlayış, başka birinin deneyim ve duygularını anlama ve onlarla empati kurma yeteneğidir. Carl Rogers, doğru empatik anlayışın başarılı terapinin kritik bir bileşeni olduğunu söyler. Bunun için terapistin danışanın deneyimlerini yargılamadan veya yorumlamadan aktif olarak dinlemesi ve geri yansıtması gerekir. Terapist, danışanın deneyimlerini ve duygularını anlayarak, danışanın daha fazla öz farkındalık ve kendini kabul etme becerisini geliştirmesine yardımcı olur.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-elestiri-ve-degerlendirmeler">Eleştiri ve Değerlendirmeler</h2>



<p>Rogers’ın insan doğası hakkındaki düşünceleri<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/alfred-adler-hayati-kurami-ve-fikirleri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Alfred Adler</a>’inki gibi, özgür irade konusundaki vurgusu ve fazla iyimser yaklaşımı nedeniyle eleştirilmiş. Yaklaşımının aşırı bireyselci olması ve bireyin psikolojisine katkıda bulunabilecek daha geniş sosyal ve kültürel faktörleri hesaba katmaması olumsuz karşılanmış.</p>



<p>Buna karşın, fikirleri ve kuramıyla Carl Ransom Rogers, hem psikoloji hem de eğitim alanında etkili bir figürdü. &nbsp;</p>



<p>İnsanların doğasında var olan iyiliğe inandı. Empatiye, koşulsuz olumlu saygıya ve uyuma odaklanması sayısız terapiste ilham verdi.</p>



<p>Rogers&#8217;ın mirası, yaşamı boyunca yazdığı çok sayıda kitap ve makalenin yanı sıra onun fikirlerinden etkilenen birçok kişi aracılığıyla yaşıyor.</p>



<p>Rogers’ın <em>Kişi Olmaya Dair</em> adlı kitabındaki şu dizeleri hatırlatmak isterim:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>&#8220;Her insan kendinden menkul bir adadır, hem de en gerçek anlamıyla. Ve ancak kendisi olmayı isterse ve kendisi olmaya izin verirse diğer adalarla kendisi arasında bir köprü kurabilir.</em>&#8220;</p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Yazgan İnanç, B., &amp; Yerlikaya, E. E. (2008). Kişilik kuramları. Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.</p>



<p>Rogers, C. R. (1979). The foundations of the person-centered approach. <em>Education</em>, 100(2), 98-107.</p>



<p>Rogers, C. R. (1995). On becoming a person: A therapist&#8217;s view of psychotherapy. Houghton Mifflin Harcourt.</p>



<p>Ewen, R. B. (2014). An introduction to theories of personality. Psychology Press.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/carl-ransom-rogers-hayati-ve-kurami/">Carl Ransom Rogers: Hayatı ve Kuramı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/carl-ransom-rogers-hayati-ve-kurami/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saldırganlık: Nedenleri, Türleri, Tedavisi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/saldirganlik-nedenleri-turleri-tedavisi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/saldirganlik-nedenleri-turleri-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytiye Nur Turhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Apr 2023 21:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[saldırganlıknedir]]></category>
		<category><![CDATA[saldırganlıktürleri]]></category>
		<category><![CDATA[saldırkanlıktedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=16858</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türleriyle ve nedenleriyle "saldırganlık" hakkında konuştuğumuz yazımız sizlerle! </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/saldirganlik-nedenleri-turleri-tedavisi/">Saldırganlık: Nedenleri, Türleri, Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Saldırganlık (agresyon); düşmanca veya şiddetli davranışları içeren  günlük hayatımızda son zamanlarda en çok karşılaştığımız konulardan biri. Bu yazımda saldırganlığın türleri, sebepleri ve günlük hayatımızdaki yeri üzerine odaklanacağız. </p>



<p>Saldırganlığın çeşitli birçok sebebi vardır. Bu sebeplerden bazıları sosyokültürel etmenler, genetik problemler veya çevresel etkiler olabilmektedir. Özellikle çocukluk ve ergenlik dönemleri saldırganlığa eğilim veren dönemlerdir.  </p>



<p>Ancak saldırganlık söz konusu olduğunda dikkat edilmesi gereken şey eylemin ne olduğudur. Eylem bazen karşıdaki kişiyi sadece incitmeyi amaçlarken, bazen de fiziksel <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?s=%C5%9Fiddet" target="_blank" rel="noreferrer noopener">şiddet</a> barındıran kavga, cinayet ve silahlı çatışmalar da içerebilmektedir.</p>



<p>Bu yüzden saldırganlık eylemin nedenine ve amacına göre çeşitli türlere ayrılır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-saldirganlik-turleri">Saldırganlık Türleri</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="635" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/violence-against-women-gf7aeea54f_1280-1024x635.jpg" alt="saldırganlık" class="wp-image-16861" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/violence-against-women-gf7aeea54f_1280-1024x635.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/violence-against-women-gf7aeea54f_1280-300x186.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/violence-against-women-gf7aeea54f_1280-768x476.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/violence-against-women-gf7aeea54f_1280-480x298.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/violence-against-women-gf7aeea54f_1280.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Temelde saldırganlık tepkisel ve araçsal olmak üzere ikiye ayrılıyor. Tepkisel saldırganlık bir olay üzerine tepki olarak ortaya çıkar. Araçsal saldırganlık ise bir amaç uğruna veya amaca ulaşmada kullanılan saldırganlık türüdür.  </p>



<p>Örneğin, size hakaret eden birine karşı gösterdiğiniz davranış tepkisel bir saldırganlıkken, kalabalık bir ortam içinde dikkat çekmek için sergilenen davranışlar araçsal tepkilerdir. Yani birinde bir olaya karşı tepki varken, diğerinde ise farklı bir amaç için saldırganlığı araç olarak kullanma söz konusudur. </p>



<p>Saldırganlığın ifade ediliş şekli de türünü belirlemede önemlidir. Saldırganlık bazen direkt, dolaylı, sözel, fiziksel ve pasif, aktif şekilde değişebiilmekte. Örneğin; tepki gösterilmek istenen kişiye doğrudan saldırmak bir direkt saldırganlık örneğiyken, başka birine söyleyip onu saldırmaya teşvik etmek dolaylı yoldan olan bir saldırganlık örneğidir.</p>



<p>Diğer yandan saldırganlık bazen pasif bazen de aktif olarak açığa çıkar. Örneğin; tepki göstermek istenilen şeye, kişiye ve olaya direkt tepki vermek aktif bir saldırganlık iken, arkadan iş çevirerek veya kişiye fark ettirmeden yapılan tepkiler ise pasif saldırganlıktır.</p>



<p>Gördüğümüz üzere saldırganlık nedenine, amacına ve ifade ediliş şekline göre farklılık göstermektedir. Şimdi de saldırganlığın arkasında yatan sebeplerinin neler olabileceğine bakalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Saldırganlığın Nedenleri</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/dna-gf1589c599_1280-1024x682.jpg" alt="saldırganlık" class="wp-image-16862" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/dna-gf1589c599_1280-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/dna-gf1589c599_1280-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/dna-gf1589c599_1280-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/dna-gf1589c599_1280-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/dna-gf1589c599_1280-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/dna-gf1589c599_1280.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<h3 class="wp-block-heading">Hormonlar </h3>



<p>Beynin amigdala bölgesi duygusal hafıza ve tepkilerin oluşmasında rol alan bölgedir. Bu yüzden saldırganlığın büyük ölçüde amigdala tarafından kontrol edildiğini söylemek mümkün.  </p>



<p>Ancak bu saldırganlığın biyolojik temelli olan açıklamasıdır. Bu biyolojik temel bazen yaşanan kafa <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?s=travma" target="_blank" rel="noreferrer noopener">travma</a>larından, bazen de doğuştan kaynaklanan hasarlardan kaynaklıdır.</p>



<p>Başka bir biyolojik açıklama ise hormonların etkisidir. Özellikle <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Testosteron" target="_blank" rel="noreferrer noopener">testesteron</a> hormonu erkeklerde ve hayvanlarda etkili role sahiptir. Testesteron hormonu yükseldiğinde amigdala “savaş ya da kaç” tepkisi verir.  </p>



<p>Bu da vücutta alarm durumuna sebep olur ve stres seviyesi yükselmeye başlar. Araştırmalar, yüksek seviyede testeseron hormonuna sahip bireylerde daha fazla saldırganlığın görülebildiğini söylüyor. Her ne kadar testesteron hormonu sadece erkeklere özgü gibi düşünülse de aslında kadınlarda bulunan testesteron miktarı da saldırganlık üzerinde etkili olduğunu unutmamak gerekir.  </p>



<p>Öte yandan, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Serotonin" target="_blank" rel="noreferrer noopener">serotonin</a> hormonu da saldırganlığı engellemede görev alabilmektedir. Yüksek serotonin saldırganlığı önlerken düşük serotonin saldırganlık eğilimini arttırabilir. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Sosyal Çevre</h3>



<p>Diğer yandan saldırganlıkta önemli olan diğer bir faktör de sosyal çevredir. Kişinin etrafında eğer saldırganlık sergileyen aile bireyi veya arkadaş varsa kişi bu davranışı zamanla öğrenecektir. Çünkü insan etrafında gördüğü davranışları taklit eder.  </p>



<p><a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/skinner-odul-mu-ceza-mi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Skinner</a> yazımda da bahsettiğim gibi saldırganlık davranışının sıklıkla görüldüğü ortamlarda eğer ödüllendirme mekanizması da varsa davranış ister istemez öğrenilecektir ve taklit edilecektir.  </p>



<p>Örneğin, evde saldırgan davranışları olan abi çevresinde değer veya saygı görüyorsa, çocuk abinin gördüğü saygıyı ve sevgiyi saldırgan davranışların ödülü gibi algılar ve ileride kendisinin de saldırgan tavırlar göstermesi muhtemeldir.</p>



<p>Freud’a göre saldırganlık doğuştan gelerek başlayan ve aslında bütün canlılarda var olan bir güdüdür. Ayrıca bu güdü aynı zamanda cinsel iç güdü ile de bağlantılıdır. Freud cinsel arzuların engellendiği ya da bastırıldığı durumlarda saldırganlığın daha fazla görülebileceğini düşünür. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Madde Kullanımı</h3>



<p>Saldırganlık üzerinde etkili olan başka bir faktör ise alkol ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?s=travma" target="_blank" rel="noreferrer noopener">madde </a>etkisidir. Alkol ve madde kişilerde hem ruhsal bozukluklara hem de biyolojik deformasyonlara sebep olabilmekte. Çok fazla tüketilen alkol miktarı kişilerde kontrol mekanizmasının bozulmasına yol açar. Bu yüzden kişi kendini ve tepkilerini kontrol edemez ve saldırgan davranışlar sergileyebilmektedir.  </p>



<h3 class="wp-block-heading">Kültür</h3>



<p>Bir başka etkili faktör ise içinde yaşanılan kültürdür. Özellikle ülkemizde Doğu kültüründe Batı kültürüne göre, daha fazla saldırgan davranışlarla karşılaşıldığını söyleyebiliriz. Özellikle kan davalarının, aşiret problemlerinin sıklıkla yaşandığı bölgelerde kültürün saldırgan davranışlar üzerindeki etkisini görmek mümkündür.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çocuklarda Saldırganlık</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="710" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/do-not-share-a-toy-g95a07022b_1280-1024x710.jpg" alt="saldırganlık" class="wp-image-16863" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/do-not-share-a-toy-g95a07022b_1280-1024x710.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/do-not-share-a-toy-g95a07022b_1280-300x208.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/do-not-share-a-toy-g95a07022b_1280-768x533.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/do-not-share-a-toy-g95a07022b_1280-480x333.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/do-not-share-a-toy-g95a07022b_1280.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Çocuklarda bazı saldırgan davranışlara yetişkinler anlam veremeyebilir. Ancak çocuklar için öfke veya saldırganlık istediklerini elde edemediklerinde ortaya çıkan doğal bir tepkidir. Çünkü çocuklar istediklerini daha bildikleri bir yolla ifade edebilirler. Hele ki bir de etraflarında veya ailelerinde saldırgan davranışlar sergileyen bir çevre varsa saldırgan tepkilerin görülmesi oldukça muhtemeldir.</p>



<p>Çocuk mutluluğu, güvenliği veya istekleri karşılanmadığı durumlarda doğal olarak tepki gösterir. Örneğin akranlarına vurmaya başlar, ısırabilir, oyuncaklarını fırlatabilir, tekmeler veya tükürür. Çünkü bu davranışlarının isteklerinin veya ihtiyaçlarının karşılanmasında yararlı olabileceğini düşünür.   </p>



<p>Saldırganlığı bir araç olarak kullanır. Bu tepkileri verdiğinde ilgiyi üzerinde toplayabileceğini ve isteklerinin yerine getirileceğini zanneder. </p>



<p>Sık sık saldırgan davranışlar sergileyen çocuklar etrafındaki insanlarla doğru iletişim kurmakta da zorlanır. Hızlı ve sert tepkiler gösterir, ilişkilerinde gergin ve streslidirler. Bu çocuklarda kural koymak pek işe yaramaz çünkü kuralları çiğnerler.  </p>



<p>Ceza almak onları etkilemez ya da çok kısa süreli etikler.  Aynı zamanda saldırganlığa eğilimli çocuklar okulda akranlarıyla da çok fazla problem yaşarlar.</p>



<p>Saldırganlık hem erkek hem de kız çocuklarında sıklıkla görülebilir. Ancak cinsiyetler arasındaki hem fiziksel hem de biyolojik farklılıklardan dolayı tepkileri birbirinden farklı olabilir. Örneğin, erkek çocukları daha fiziksel tepkiler verirken kız çocukları ise daha sözlü tepkiler verebilir.</p>



<p>Önemli bir diğer faktör ise saldırgan davranışları sonrasında ailelerin verdiği tepkilerdir. Eğer gösterilen saldırgan davranışa ödül niteliğinde tepkiler verirseniz çocuk bu davranışı yapmaya devam eder çünkü pekiştirmiş olursunuz.  </p>



<p>Ya da tam tersi şekilde çocuğun normal tepkilerine fazla katı ve anlayışsız tepkiler gösterirseniz de çocuklarda saldırgan davranışların oluşmasına sebep olabilirsiniz. Burada önemli ve etkili olan ebeveynlerin davranışa ve davranışın sebebine bakarak yerinde ve mantıklı tepkiler vermesidir.  </p>



<p>Fazla ve sert tepkiler çocukta agresif tepkilere yol açabileceği gibi, hiç tepki vermemek de var olan davranışların artarak devam etmesine sebep olabilir. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Öfke ve Saldırganlık Farkı</h2>



<p>Öfke saldırganlığa göre daha çok engellenmiş tepkilerin birikmesinden ortaya çıkar. Tepkiler birikir, birikir ve bir anda patlayarak öfkeye dönüşür. Öfke engellenmesi gereken bir duygu değildir. Aksine oldukça doğal ve birikmiş bir tepkidir ve ancak burada önemli olan doğru şekilde ifade etmektir. Saldırganlık ise tam tersine karşıdaki kişiyi incitmeyi amaçladığından öfkeye göre daha hoş karşılanmayan bir davranıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Saldırganlık Nasıl Tedavi Edilebilir?</h2>



<p>Saldırgan davranışlarının tedavi sürecinde çoğunlukla bilişsel davranışçı terapi (BDT) yöntemleri kullanılır. Böylece BDT ile saldırgan davranışların yerini daha sakin, ılımlı, yapıcı ve mantıklı davranışların alması sağlanır. Stresli anların nasıl yönetilebileceğini ve başlıca başa çıkma mekanizmalarını öğretir.</p>



<p>Çocuklarda ve ergenlerde karşılaşılan saldırganlık ise farklı yöntemler ile sakinleştirilebilir. Örneğin çocuk enerjisini atabileceği sporlara yönlendirilebilir. Böylece çocuk içindeki kontrol edemediği mekanizmayı hem topluma hem de kendisine fayda sağlayabileceği bir uğraşa dönüştürebilir. </p>



<p>Yazımı bitirmeden önce yeniden üzerinde durmak isterim ki saldırganlık bir bozukluk veya bir hastalık değildir. Yalnızca kişilerin olaylar karşısında verdikleri tepkilerin agresif ve zarar verici şekilde olmasıdır. Yani aslında sadece gayet normal olan tepkinin stil olarak yanlış verilmesindendir.  </p>



<p>Tepkiler bastırıldığında veya engellendiğinde ise bu öfkeye dönüşür. Hepimiz günlük hayatımızda her gün iyi veya kötü, pasif veya aktif, dolaylı ya da direkt bir şeye tepki veriyoruz.  </p>



<p>Çok basit bir örnek üzerinden gidelim: Sosyal medyaya girdiğinizde aslında çok sevmediğiniz bir ünlünün güzel bir fotoğrafını gördünüz diyelim. Bu fotoğrafı beğenip geçmek veya hiç beğenmeden bakıp geçmek de bir tepkidir. Ama aynı zamanda sırf sevmediğiniz için fotoğrafın altına kırıcı cümleler yazmak da bir tepkidir.  </p>



<p>Ancak ikincisi, ünlü olan kişiyi incitme amaçlı olduğundan daha çok saldırganlığa yakın bir tepkidir. Bu yüzden önemli olan tepkilerimizi nasıl ifade ettiğimizdir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kaynakça</h2>



<p><em>Serotonin &#8211; Vikipedi</em>. (2005, December 17). https://tr.wikipedia.org/wiki/Serotonin</p>



<p><em>Testosteron &#8211; Vikipedi</em>. (2006, April 18). https://tr.wikipedia.org/wiki/Testosteron</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/saldirganlik-nedenleri-turleri-tedavisi/">Saldırganlık: Nedenleri, Türleri, Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/saldirganlik-nedenleri-turleri-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karanlık Sır: Psikolojik Bir Bakış</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/karanlik-sir-psikolojik-bir-bakis/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/karanlik-sir-psikolojik-bir-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytiye Nur Turhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Apr 2023 09:43:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[karanlıksır]]></category>
		<category><![CDATA[karanlıksırfilminceleme]]></category>
		<category><![CDATA[kişilkbozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[şizorfreni]]></category>
		<category><![CDATA[travmasonrasıstresbozukluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=11394</guid>

					<description><![CDATA[<p>Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve Dissosiyatif Kişilik Bozukluğunu gelin birlikte Karanlık Sır filmi üzerinden konuşalım. Keyifli okumalar...</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/karanlik-sir-psikolojik-bir-bakis/">Karanlık Sır: Psikolojik Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Karanlık Sır</em>, &#8220;En iyi İspanyol Korku Filmi&#8221; listesinde yer alan <em>Yetimhane</em>’nin senaristi Sergio G. Sanchez’in yazdığı ve yönettiği 2017 yapımı psikolojik gerilim filmi. Bu yazıda, orijinal adıyla Marrowbone&#8217;ü psikolojik açıdan masaya yatırıyoruz.  </p>



<p>Sanchez’in ilk uzun metraj filmi olan <em>Karanlık Sır</em> korku türünün farklı örneklerinden çünkü içinde psikolojik açıdan birçok unsur taşıyor. Filmi incelediğimizde bizi oldukça etkileyici bir karakter bekliyor: Jack.  </p>



<p>Gelin, önce filmin konusuna hep beraber yakından bakalım. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Filme Yakın Bakış</h2>



<p>Aslında film boyunca kullanılan sahneler, ortam ve müzikler geleneksel korku filmlerine oldukça benziyor. Ancak finali bazı izleyiciler için hayal kırıklığı olabilecekken bazı izleyiciler içinse filmi baştan sona tekrar izleme isteği yaratması mümkün. İzleyiciyi bu ikilemde bıraktığı ve oldukça şaşırttığı için beğeni toplamış bir film <em>Karanlık Sır</em>.</p>



<p>Filmin başında babalarından kaçmak için annelerinin eski evine yerleşen ve soyadlarını Marrowbone yapan 4 kardeş ve annelerini görüyoruz. Sevgi bağlarını oldukça hissettiğimiz ilk sahnelerden bir süre sonra ne yazık ki anne hastalanarak ölüyor.  </p>



<p>Kardeşler ise birbirilerinden kopmamak için annelerinin ölümünü bir süre herkesten saklamak zorunda kalıyorlar. Bu sır onları uzunca bir süre idare ederken babalarının onları bulmasıyla hikâye bambaşka bir yere gidiyor ve evlerinde yaşayan bilinmeyen bir varlığa karşı mücadele başlıyor.  </p>



<p>Sıradan korku filmleri gibi çığlık sesleri, gerilim müzikleri, kaçma, kovalama gibi şeyler beklemeyin, tam aksine hikâyenin sonunda bir hüzün hissedebilirsiniz. Evde gizemli bazı sahneler görüyoruz. Kırılmış ve perdeyle kapalı aynalar, çatıdan gelen sesler olayları yorumlarken gizemli bir olay örgüsü yaratmakta.</p>



<p>Aslında filmi izledikten sonra tam olarak ne olduğunu anlayamayacaksınız. Hikâyeyi siz nereye koymak isterseniz film sizin için farklı bir anlam ifade edecek.  </p>



<p>(<strong>Yazının devamı filmin sonuna dair tat kaçırıcı detaylar içermekte.</strong>)</p>



<p>Jack’in zihninde yaşananlar ile gerçek yaşamda yaşananları ayırt etmek biraz zor. İpuçlarını anlamak ve neler yaşandığını tahmin etmek de&#8230; Çünkü filmin sonunda aslında kardeşlerin ölmüş olduğunu ve görülen tüm karakterlerin aslında Jack olduğunu anlıyoruz.</p>



<p>Olan bitenler Jack’in günlüğünü okuyan kız arkadaşından sonra anlam kazanıyor. Özellikle filmin sonunda doktorun da söylediği gibi Jack’in yaşadığı ciddi travma onda kişilik bölünmesine sebep oluyor.  </p>



<p>Örneğin, kendisini aynada tek başına gördüğü anda aynayı kırıyor ve bu andan itibaren zihnindeki çığlık sesleri kesilerek yeni kişiliklere dönüşmeye başlıyor. Çünkü hep bir arada kalacaklarına dair annesine verdiği sözü yerine getirmek istiyor. Olanları ve kardeşlerinin babaları tarafından öldürüldüğünü kabullenmek istemiyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sizofreni">Şizofreni?</h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Karanlık Sır | Türkçe Altyazılı Fragman | 6 Nisan 2018" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/E_dgkU6XHWI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Filmi izledikten sonra Jack’in <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sizofreni-sanrilarla-dolu-bir-dunya/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">şizofren</a> olduğunu düşünebilirsiniz ancak yaşadıkları tam olarak bu tanıyı karşılamıyor. Çünkü şizofreni olması için evin içinde özellikle çatı katından duyduğu seslerin gerçek olmamasını bekleriz.  </p>



<p>Ancak babasının kardeşlerini öldürdükten sonra 6 ay kadar çatı katında kapalı kaldığını öğreniyoruz filmin sonunda. Bu yüzden Jack&#8217;in evde gördüğü ve duyduğu sesler bir halüsinasyon değil, gerçekti. Bu yüzden semptomlar şizofreni kriterlerini karşılamıyor. &nbsp;</p>



<p>Jack’in yaşadığı gibi ciddi travmatik olaylarda, kişilerde<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/travma-sonrasi-stres-bozuklugu/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Travma Sonrası Stres Bozukluğu </a>(TSSB) görülmesi mümkün. Çünkü film boyunca onu depresif bir halde görüyoruz. Ancak Jack’te ek olarak bir de <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/coklu-kisilik-bozuklugu-tek-bedende-bircok-kisi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Dissosiyatif Kişilik Bozukluğu</a>’nu (DKB) beraberinde geliyor.  </p>



<p>Zaten TSSB ve DKB&#8217;nin bazen birlikte görülmesi mümkündür. Ancak her ikisinin de kendine özgü semptomları vardır. Şimdi biraz bu iki bozukluğa Jack üzerinden bakalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)</h2>



<p>Jack’in küçükken gördüğü kötü baba figürü psikolojisinin ve kişiliğinin etkilenmesinde tabii ki önemli bir faktördür. Ancak babasının gelip kardeşlerini öldürmesi çok daha ciddi bir travma.</p>



<p>DSM-5&#8217;e göre (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2013), TSSB&#8217;de kişinin geçmişte travmatik bir olaya maruz kalması gerekir. Jack aslında babasıyla olan geçmiş sorunlarında yeterince travmatize olmuştu. Ancak annesinin ve kardeşlerinin yeni evlerinde ölmesiyle yaşadığı travmalar yönetilemez hale geliyor ve bazı tekrarlayan travmatik belirtiler gösteriyor.  </p>



<p>Örneğin, filmde aynalardan ve çarşaflardan korktuğunu ve hatta bakamadığını gözlemliyoruz. Ayrıca tavanın kardeşlerinin ölü bedenlerinden dolayı çürümüş olan kısmına ara ara boya sürüyor ve çatı katının kapısını da tuğla ile örüyor.  </p>



<p>Bu davranışlar yaşananlardan kaçmaya çalıştığını gösterse de bu detaylar onda şiddetli bir baş ağrısına da sebep oluyor. Kardeşlerinin öldüğü odayı hem babaları dışarı çıkmasın diye hem de yaşananlarla yüzleşmemek için engelleme çabası oldukça baskın.  </p>



<p>Ayrıca kız arkadaşına başından geçenleri bile söyleyemiyor uzunca bir süre ve bence kardeşlerini koruyamadığı için kendini çok suçlu hissediyor. Diğer bir semptom ise Jack&#8217;in uyku ve uyanma sorunları yaşaması ve bazen uykusunda büyük sıçrayışlar yaşamasıdır. Tüm bu belirtiler doğrultusunda aslında yoğun TSSB yaşadığını anlayabiliriz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu’nu (DKB)</h2>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="633" data-id="11398" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/art-2174145_960_720.jpg" alt="karanlıksır
" class="wp-image-11398" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/art-2174145_960_720.jpg 960w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/art-2174145_960_720-300x198.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/art-2174145_960_720-768x506.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/art-2174145_960_720-480x317.jpg 480w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>
</figure>



<p>Öte yandan DSM-5&#8217;teki (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2013) DKB kriterleri çerçevesinde Jack&#8217;in DKB’de beklenen tüm tanı kriterlerini karşıladığını görebiliriz. Dissosiyatif kimlik bozukluğu kişinin kendi kimliğinin dışında zaman zaman “alter kişilik” denilen farklı kimliklere bürünmesidir.  </p>



<p>DKB, daha çok çoklu kişilik bozukluğu olarak da bilinmekte. Kişinin esas kimliğinin dışında birden fazla kişiye bölünmesidir. Bu alter kişilikler birbirinden çok farklı yaşlarda, cinsiyetlerde, görünüşlerde ve kişiliklerde olabilirler.  </p>



<p>Dolayısıyla bu tanıdaki kişiler birbirinden bağımsız kişiliklere bürünebilirler. Bu bağımsız kişiliklerden dolayı kişilerde hafızada boşluklar, şiddetli baş ağrıları, kimlik yitimi, çevreye yabancılaşma ve asosyalleşme görülmesi yaygındır.</p>



<p>Jack&#8217;te, üç kardeşi için de karakter bölünmesini görebiliriz. Bazı sahnelerde erkek kardeşi gibi saldırganken bazı sahnelerde kız kardeşi gibi anaç bir tavır sergiliyor. Aynı zamanda şiddetli baş ağrıları ve ara sıra uyandığında neler olduğunu hatırlamakta zorlanması da DKB kriterlerini karşılayan semptomlar. Aslında kafasındaki mantık çok belli, annesine tamamen kardeşlerinin yanında olacağına söz verdiği için kardeşlerini hayatta tutmaya çalışıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tedavi Süreci</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="571" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/Ekran-goruntusu-2022-10-10-141602-1024x571.png" alt="karanlıksır" class="wp-image-11397" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/Ekran-goruntusu-2022-10-10-141602-1024x571.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/Ekran-goruntusu-2022-10-10-141602-300x167.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/Ekran-goruntusu-2022-10-10-141602-768x428.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/Ekran-goruntusu-2022-10-10-141602-480x268.png 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/Ekran-goruntusu-2022-10-10-141602.png 1088w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bu tip Jack gibi vakalarda öncelik, uygun bir tedavi yöntemi ile dissosiyatif kimlik bozukluğunun ana belirtilerini azaltmak olabilir. DKB tedavisinin amacı “değişen” kişilikleri tutarlı bir şekilde bir araya getirmek ve hastanın kendisini yeniden anlaması için rehberlik etmektir.  </p>



<p>Bu nedenle doğrudan ilaç tedavisi yöntemine başvurmak DKB için etkili olmayabilir. Alternatif kişileri bütünleştirirken, her bir kardeşin, yani Jack&#8217;in alter kişiliklerinin zaman zaman ortaya çıkmasına izin vermek gerekir.  </p>



<p>Alter kişilik, kişinin büründüğü farklı kişiliklere denir. Yani Jack için her kardeşi farklı bir alter kişiliği idi. Jack’in her alter kişiliğinin baş etmeye çalıştığı bazı travmalar ve stresler vardı; örneğin kardeşi Jane için, babasının onu taciz etmesi onun için büyük bir travmaydı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bilişsel-Davranışçı Terapi (BDT)</h2>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Bili%C5%9Fsel_davran%C4%B1%C5%9F%C3%A7%C4%B1_terapi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Bilişsel-davranışçı terapi (BDT) </a>bu bozukluk için yaygın olarak kullanılan ve etkili bir tedavi yöntemidir. Jack&#8217;in kardeşlerini çok sevdiğini ve onları yaşatmak istediğini bilerek, süreci kabullenmeyi teşvik edecek BDT tedavisi uygulanabiliyor.  </p>



<p>İlk olarak kişiye yaşadığının ne olduğu ve nasıl iyileşeceği yani kısaca tedavi süreci anlatılır. İlerleyen süreçlerde bölünmeye neden olan travmatik olaylar üzerine konuşulur ve yüzleşme sağlanır. Tedavi süreçlerinin sonuna doğru ise alter kişilikler tek bir bedende toplanmaya ve yeniden kişiyle entegre edilmeye çalışılır.  </p>



<p>Bu durum kişinin tekrar bölünmediği sürece kadar devam eder. BDT’de zaman zaman alterlerle seans yapma, haritalandırma, birleştirme veya alterleri karşı karşıya getirme gibi özel teknikler kullanılabilmekte.</p>



<p>TSSB için ise tedavi yöntemlerinde genelde travmalarla yüzleştirmek ve hayatındaki stresi azaltmak amaçlanmakta. Bu yüzden TSSB için de BDT kullanılabilir. Çünkü bilişsel davranışçı terapi TSSB için de gerçekten etkilidir ancak ilaç, EMDR gibi farklı tedavi yöntemlerinin olduğunu da unutmamak gerekir.</p>



<p>Örneğin, BDT sürecinde Jack’in özellikle yavaş yavaş korktuğu aynalarla yüzleşmesi sağlanarak Jack&#8217;te sistematik duyarsızlaştırma uygulanabilir. Sistematik duyarsızlaştırmada danışanın korktuğu ve karşılaşmak istemediği şeye adım adım yaklaşması ve zamanla duyarsızlaşması, korkusunun gitmesi sağlanır.  </p>



<p>İlk aşamada korktuğunda kişinin nasıl rahatlayacağı, gevşeme egzersizleri öğretilmekte. Sonraki aşamalarda ise korktuğu şeylerle adım adım yüzleşmesi sağlanır. Bu süreç her zaman kolay olmaz ve zaman zaman danışan ters tepkiler verebilmektedir.  </p>



<p>Böyle kötü hissettiği durumlarda gevşeme teknikleri kullanılabilir. Mesela Jack’in aynalara bakamadığını ve çarşafla kapattığını biliyoruz. Tedavi sürecinde önce aynanın önündeki çarşaflar indirilebilir, ilerleyen zamanlarda ise aynada kendisine bakması istenebilir. Böylece korktuğu ve kaygı duyduğu aynaya zamanla sistematik bir şekilde duyarsızlaşacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kaynakça</strong></h2>



<p>American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). https://doi.org/10.1176/appi.books.9780890425596</p>



<p>Nolen-Hoeksema, S., &amp; Marroquin, B. (2020). <em>Abnormal psychology.</em> New York, NY: McGraw-Hill Education.</p>



<p>Wikipedia contributors. (2020, March 9). <em>Bilişsel davranışçı terapi</em>. Vikipedi. Retrieved October 10, 2022, from https://tr.wikipedia.org/wiki/Bili%C5%9Fsel_davran%C4%B1%C5%9F%C3%A7%C4%B1_terapi</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/karanlik-sir-psikolojik-bir-bakis/">Karanlık Sır: Psikolojik Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/karanlik-sir-psikolojik-bir-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Empati: Gelişimi ve Önemi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/empati-gelisimi-ve-onemi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/empati-gelisimi-ve-onemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. İrem Erdoğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Mar 2023 21:21:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[empatinedemek]]></category>
		<category><![CDATA[empatinedir]]></category>
		<category><![CDATA[empatitürlerinelerdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=16124</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eksikliğinden şikayet ettiğimiz olgulardan biri olan empati hakkında konuşuyoruz bu yazıda! </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/empati-gelisimi-ve-onemi/">Empati: Gelişimi ve Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Empati, kişinin kendisini bir başkasının yerine koyabilmesi, duygu ve düşüncelerini anlayabilmesi demektir. Yunanca kökenli empathia kelimesinden gelir. ‘’Em’’ içinde, içerde demekken ‘’pathia’’ ise hissetme anlamına gelmektedir.  </p>



<p>Köküne bakıldığı zaman empati, başkasının hissiyatını kendi içinde de hissedebilme anlamını taşır. Empati kavramı ilk olarak Theodor Lipps tarafından ortaya atılmıştır. Lipps, empatiyi ‘’bir insanın kendisini karşısındaki nesneye yansıtması, karşısındaki nesneyi içine alarak anlama süreci’’ olarak tanımlamıştır.&nbsp;</p>



<p>Empati kavramını farklı psikoloji ekollerine ve yaş düzeyine göre  ele aldığım yeni yazım sizlerle. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Türleriyle Empati</h2>



<p>Empati kavramı bilişsel, duygusal ve empatik olmak üzere 3&#8217;e ayrılıyor. Bilişsel empati, başka bir kişinin nasıl düşündüğünü idrak edebilme yeteneğidir. Diğerlerinin zihinsel durumunu ve sürecini, bu duruma karşılık ne düşünebileceğini kavrayabilmemizdir. </p>



<p>Bilişsel empatiye sahip kişiler problemlere karşı çözüm üretmede başarılıdırlar. Durumları analiz etmeye, çözüm üretmeye, mantıksal davranmaya ve rasyonel düşünmeye daha yatkın kişilerdir.&nbsp;</p>



<p>Duygusal empati, karşımızdakinin duygularını anlamak ve duygularına uygun tepkiler verebilmek demektir. Aynı zamanda bir başkası adına endişelenmek de duygusal empat bireylerin özelliğidir. Diğerinin duygusunu hissetmek, sıkıntıları hissetmek, şefkatli ve kapsayıcı olmak da empatinin duygusal türüne dahildir.</p>



<p>Empatik türü ise bir başkasının durumunu fiziksel olarak kendimize yansıtmak ve tepki vermektir. Örneğin, çok utanç verici bir durum yaşayan biri adına kızarmak. Stresli durumda birine şahit olunca midemizin bulanabilmesi de buna örnektir. Empatik becerileri kuvvetli insanlar yardım etmeye gönüllüdürler. Sosyal bağlantıları güçlü, bilişsel becerileri kuvvetlidir.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-psikoterapi-yaklasimlarinda-empati-kavrami">Psikoterapi Yaklaşımlarında Empati Kavramı</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Psikanalitik Yaklaşım</h3>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/SIGMUND-FREUD-scaled-1-1024x682.jpeg" alt="empati" class="wp-image-16135" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/SIGMUND-FREUD-scaled-1-1024x682.jpeg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/SIGMUND-FREUD-scaled-1-300x200.jpeg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/SIGMUND-FREUD-scaled-1-768x512.jpeg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/SIGMUND-FREUD-scaled-1-720x480.jpeg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/SIGMUND-FREUD-scaled-1-480x320.jpeg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/SIGMUND-FREUD-scaled-1.jpeg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Sigmund Freud</figcaption></figure>



<p>Freud, analistin kendi bilinçdışını hastanın bilinçdışına karşı alıcı ve kapsayıcı bir organa dönüştürmesi gerektiğini savunmuş. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/psikanaliz-sinemanin-bilincalti/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Psikanalitik</a> yaklaşımla çalışan bir psikologun empat birey olması gerektiğine vurgu yaptığını söyleyebiliriz.  </p>



<p>Ayrıca empatiyi iki yönüyle ele almış ve önemini belirtmiştir. Birincisi serbest çağrışımların ortaya daha rahat çıkabilmesi için terapistin empatisi konusu. İkincisi ise hastanın duygularını gösterebileceği ortamın varlığıdır.&nbsp;</p>



<p>Psikanalize kendisini adamış bir başka isim olan Sandor Ferenczi de u konuyu ele almıştır. Nevroz oluşumunun ödipal dönem çatışmalarından kaynaklandığı düşüncesine karşın, erken çocukluk dönemindeki empati yetersizliğinden olduğunu öne sürmüştür.  </p>



<p>Bu sebeple kendi terapilerinde yetişkin bireylerin içlerindeki çocuklara yönelmiştir. Danışanların hoşgörülü ve empatik yönlerini keşfetmelerine uygun bir <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?s=terapi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">terapi</a> ortamı yaratmaya çalışmıştır.</p>



<p>Kavramımızın popülerliğini arttıran diğer bir kişi ise Kohut’tur. Kohut’a göre empati(kendi tanımıyla aracılı gözlem) bir başkasının iç dünyasını anlayabilmek için en önemli yoldur. Bir terapistin kendini hastanın yerine koyabilmesi, duygularını kendi içinde hissedebilmesi, zihninden geçenleri kapsayarak çalışması gereklidir.  </p>



<p>Kohut, Olden, Schafer gibi isimler sayesinde 1960’ların başında empati sıradan bir kavram olmaktan çıkmış, terapideki ana amaçlardan biri haline gelmiştir. Özellikle analitik kuram için konuşursak, empati gücü yüksek bir terapistin seans becerisi iki kat fazla görülmekte.&nbsp;</p>



<h3 class="wp-block-heading">Davranışçı-Bilişsel Terapi</h3>



<p>Davranışçı-bilişsel terapilerde empati, danışan ve terapist arasındaki işbirliğinin oluşması ve devamlılığı için oldukça önemlidir. Danışanın kendini anlaşmış, görülen ve duyulan bir pozisyonda görmesi sürecin devamlılığı ve iyileştiriciliği için yardımcı bir unsurdur.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Nörobiyolojik Bakış Açısı</h3>



<p>Psikolojinin biyoloji temeline de dayandığını göz önünde bulundurarak nörobiyoloji alanında da empati ile ilgili yapılan çalışmalar mevcut. Kesin bilgi pek fazla olmasa da, empati ve nörobiyoloji denince akla ilk gelen şeylerden biri ağrı ve empatik yanıtıdır.  </p>



<p>Buna dair çalışmalardan elde edilen bulgu, başka birinin deneyimlediği ağrı kendimizin bir ağrısı olduğunda aktive olan nöral ağları aktive edebiliyor. Yani bir başkasının o anki ağrısı, bizim daha önce ağrımız olduğunda aktifleşen nöronlarımızı aktive edip aynı ağrıyı yaşıyormuşuz hissiyatı verebiliyor. Gördüğümüz gibi empati sadece hissiyatı anlamayı değil, fiziksel ve biyolojik boyutu da olan bir kavram.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çocuklarda Empatinin Gelişimi</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/motherhood-4624889_1280-1024x682.png" alt="empati" class="wp-image-16127" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/motherhood-4624889_1280-1024x682.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/motherhood-4624889_1280-300x200.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/motherhood-4624889_1280-768x512.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/motherhood-4624889_1280-720x480.png 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/motherhood-4624889_1280-480x320.png 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/motherhood-4624889_1280.png 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bebeklerin empati duygusunu tam olarak hangi gelişim döneminde geliştirdiği bilinmese de, bir süre sonra yetişkinlerin duygu ve mimiklerine karşın tepki verdiklerini görüyoruz. Bebek büyüdükçe empatik tepkileri de büyüyüp gelişir.  </p>



<p>Psikolojik kurama göre çocuklarda empatinin başlangıcı ve gelişimine dair farklı görüşler mevcut. Örneğin, Freud ve Piaget’e göre okul öncesi döneme kadar çocuklar egosentriktir. Yani düşünce yapıları benmerkezcidir, empatik tepkileri gelişmemiştir çünkü bilişsel süreçleri henüz yeterli değildir. Empatik tepki verebilmek için belirli bir akıl yürütme becerisine sahip olmak gereklidir.&nbsp;</p>



<p>Fakat bazı araştırmacılar, çocukların okul öncesine kadar benmerkezci olduğu düşüncesine karşı çıkmıştır. Örneğin; Lennon ve Eisenberg, Freud ve Piaget’in aksine 4-5 yaş çocuğunun da empatik tepkiler verebildiğini ve empatik düşüncelerini ölçtüğünü belirtmiştir.&nbsp;</p>



<p>0-1 yaş arası bebeklerin özellikle annenin tepkilerine ve hislerine kendilerince tepki verdikleri söylenebilir. Örneğin anne ağladığı zaman bebeğin de ağlaması, empatinin insandaki ilk belirtileri sayılır. Fakat 0-1 yaş arası bebeğin ağlamaya ağlamakla karşılık vermesi demek empati yeteceği geliştiğinden değildir. Taklit sebebiyle de olabilmekte. Bu sebeple tarihte psikologların empatinin gelişmeye başladığı yaş ile ilgili farklı görüşleri bulunuyor.&nbsp;</p>



<p>2-3 yaş grubu çocuklar ise yardım etme, ağlayan birini görünce yanına gitme gibi hareketleri karşısındakinin hislerine dair bir empati geliştirmeye başladığının göstergesi olabilir. Bu yaş çocuğu, herkesin duygularının kendisininki gibi olmadığını kavramaya başlar. 3 yaşından itibaren ise artık diğer insanların duygu ve düşüncelerinin kendisininkinden farklı olduğunu ve bireye özgü olduğunu kavramış olurlar.&nbsp;</p>



<p>Araştırmalar, çocuğa karşı şefkatli ve empatik tutumdaki anne-babalar ile öğretmenlerin bu olumlu davranışlarının çocukların empatik becerilerinin gelişmesinde rolü olduğunu göstermekte. Bu sebeple pek çok becerimizin şekillendiği çocukluk döneminde empatinin çocuğa aşılanması oldukça önemli.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Empati ve Sosyal Zekâ</h2>



<p>Öğretmen sadece bilgi aktaran değil aynı zamanda çocukları sosyal ve gelişimsel olarak da etkileyen kişidir. Öğretmen ve okul ortamı da çocuğun empati yeteceğini geliştirdiği belki de en önemli alandır. Diğer insanlar gibi hissedebilme, kendine özgü düşünceleri kapsayabilme amacıyla empati bir öğretmen, okuldaki sosyal ortamın verimini artırabilmekte. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Sonuç Olarak&#8230;</h2>



<p>Sonuç olarak, erken çocukluktan itibaren gelişmeye başlayan empati yeteneklerimiz önemli bir yere sahip. Özellikle ruh sağlığı çalışanı olmak için empati becerilerimizin gelişmiş olması gereklidir. Olumlu davranışları teşvik edebilmek, insan ilişkileri, mesleki başarı gibi birçok alanda empati yeteneğimiz bizi geliştiren bir rol de.  </p>



<p>Başkalarına yardım etme ve başkalarının duygularını anlamamızı sağlayan bu yetenek, aynı zamanda toplumsal hayat için de önemli. Bireylerin birbirleriyle yardımlaştığı ve hislerini göz önünde bulundurarak hareket ettiği toplum, yaşamak için her zaman daha elverişli olacaktır. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Kaynakça</h2>



<p>Ersoy, E., &amp; Köşger, F. (2016). Empati: Tanimi ve Önemi/empathy: Definition and its importance. <em>Osmangazi tıp dergisi</em>, <em>38</em>(2), 9-17.</p>



<p>Özbek, M. (2005). İnsan ilişkilerinde empatinin yeri ve önemi. In <em>Journal of Social Policy Conferences</em> (No. 49).</p>



<p>Hüseynova, S. (2018). Empati ve çocuklarda empatinin gelişimi. <em>TURAN-SAM</em>, <em>10</em>(39), 166-172.</p>



<p>Basch, M.F. (1983). Empathic understanding: A review of the concept and some theoretical considerations. J Am Psychoanal Assoc, 31,101-126.</p>



<p>Shlien, J. (1999). Empathy in psychotherapy: A vital mechanism? Yes. Therapist’s conceit? All too often. By itself enough? No. Empathy: Reconsidered: New directions in Psychotherapy, 2nd edition. Bohart A.C., Greenberg L.S. (ed.). Washington, D.C.: American Psychiatric Press.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/empati-gelisimi-ve-onemi/">Empati: Gelişimi ve Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/empati-gelisimi-ve-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Skinner: Ödül mü, Ceza mı?</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/skinner-odul-mu-ceza-mi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/skinner-odul-mu-ceza-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytiye Nur Turhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Mar 2023 08:52:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[davranışçılıknedir]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojikkuramlar]]></category>
		<category><![CDATA[skinnerteorisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Skinner, edimsel koşullanmanın kurucusu ve aynı zamanda ödül ve ceza sistemi üzerine de çalışmalar yapan psikologtur. Bu yazıda edimsel koşullanmayı ve ödül-cezanın hayatımızdaki yerini inceleyeceğiz. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/skinner-odul-mu-ceza-mi/">Skinner: Ödül mü, Ceza mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Skinner, edimsel koşullanmanın kurucusu ve aynı zamanda ödül ve ceza sistemi üzerine de çalışmalar yapan psikologtur. Bu yazıda edimsel koşullanmayı ve ödül-cezanın hayatımızdaki yerini inceleyeceğiz. Keyifli okumalar..</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-burrhus-frederic-skinner-kimdir">Burrhus Frederic Skinner kimdir?</h2>



<p>Skinner 1904 yılında ABD’de dünyaya geldi. Yazar olmak için girdiği Hamilton College’de İngiliz Edebiyatı üzerine okudu ve 1926 yılında mezun oldu. Ancak daha sonra hayata dair yeterince deneyimi olmadığı için yazarlık üzerine başarılı olamadığını düşündü. Bu süreçten sonra kendini <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/felsefe-ile-mesafeleri-asmanin-3-yolu/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">felsefe</a> ve psikolojiye adadı. Harvard Üniversitesi’nde psikoloji eğitimi almaya başladı ve çoğunlukla ilgisi davranışçılık ekolü üzerineydi.</p>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Davran%C4%B1%C5%9F%C3%A7%C4%B1l%C4%B1k" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Davranış</a> bilimleri üzerinde oldukça katkısı bulunan Skinner kullandığı materyalleri ve bilgileri “Bilim ve İnsan Davranışı” kitabında bir araya getirdi. Aynı zamanda programlı eğitimin de kurucusu olarak bilinir. En önemli ve popüler katkıları ise edimsel koşullanma ve ödül-ceza üzerine çalışmalarıdır. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Edimsel Koşullanma</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/image-1.png" alt="" class="wp-image-15959" width="840" height="559" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/image-1.png 770w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/image-1-300x199.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/image-1-768x511.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/image-1-720x480.png 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/image-1-480x319.png 480w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /></figure>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Edim">Edimler</a> içimizden gelerek yaptığımız hareketlerdir ancak Skinner edimlerin de şartlanabileceğini ve bu sayede öğrenebileceğimizi söyler. Bizler etrafımızda gördüğümüz nesnelerle etkileşim kurup bu etkileşimlere göre farklı davranışlarda bulunuruz.  </p>



<p>Edimler organizmanın bir ihtiyacı karşılığında otomatik olarak ortaya çıksa da edimler aynı zamanda davranışın sonuçlarından da etkilenir. Ne demek istediğimi birazdan daha iyi anlayacağız.  </p>



<p>Skinner’e göre uyarıcılar tepkileri doğurur ancak edimleri doğurmaz. Ancak uyarıcılar ile edimler çeşitlendirilebilir. Örneğin, farklı dükkânlara girdiğinizde birbirinden farklı tepkiler verebilirsiniz. Çünkü içeride karşılaştığınız kişiler birbirilerinden ayırt edici özelliklerle farklı tepkilere neden olabilir. </p>



<p>Skinner davranışa neden-sonuç ilişkisi üzerinden yaklaşır. Örneğin, bir olaya karşı verdiğiniz tepki hoş bir şekilde karşılanırsa organizma bu tepkiyi tekrar vermeye yönelir. Ancak tam tersi olan hoş bir tepki almadığınızda da organizma bir sonraki durumda bu tepkiyi vermekten kaçınır.  </p>



<p>Başka bir deyişle, eğer karşılaştığı hoş bir tepkiyse organizma bunu bir ödül olarak algılar ve yapmaya devam eder ancak ters bir tepkiyle karşılaşırsa bu tepkiyi ceza olarak algılar ve tekrar etmekten kaçınır. Böylece neye nasıl davranacağını öğrenmiş olur.  </p>



<p>Bir önerkle devam edelim: Çocuğunuzun eğlence olsun diye koltuğa çıkıp aşağıya atladığını düşünün. Eğer ortamdaki insanlar onun yere düşmesine gülmeye başlarsa çocuk tekrar koltuğa çıkıp atlamaya devam edecektir. Çünkü etraftan hoşuna giden bir tepki almıştır ve bunu ödül olarak algılar.  </p>



<p>Ancak çocuğunuz yere atladıktan sonra ona yaptığının tehlikeli olduğunu ve kendine zarar verebileceğini söylerseniz yaptığının doğru karşılanmadığını anladığı için tekrar etmekten kaçınacaktır.</p>



<h2 class="has-text-align-left wp-block-heading">Skinner Kutusu</h2>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/image-2.png" alt="skinner" class="wp-image-15960" width="345" height="347" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/image-2.png 800w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/image-2-298x300.png 298w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/image-2-150x150.png 150w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/image-2-768x773.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/image-2-480x483.png 480w" sizes="(max-width: 345px) 100vw, 345px" /></figure>



<p>Skinner’in edimsel koşullanma için tasarladığı ses ve ışık geçirmeyen kutusuna Skinner Kutusu&nbsp;denir. Bu kutuda hayvan tarafından basıldığında yiyecek veren bir buton veya manivela (response lever) bulunur. Kutudaki buton aynı zamanda butona basma sayısını sayan ve grafiğe döken bir sisteme bağlıdır.  </p>



<p>Böylece basma sayısı deneysel olarak da rahatça ölçülebilmektedir. Butona basıldığında kutunun içindeki bölgeden (food dispenser) hayvan bir yiyecek ile karşılaşabilir ve böylece davranışı pekişebilir. </p>



<p>Peki, basma davranışını nasıl koşullandırıyoruz?</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ödül Vermek</h2>



<p>Skinner kutusundaki hayvan butona bastığında yiyecek kazanır. Böylece düğmeye basmasıyla yiyecek kazanması arasında bir ilişki kurar. Dolayısıyla burada hayvanın yemek kazanmasının davranışını pekiştirdiğini söyleyebiliriz. Mesela bir çocuğa “Ödevini yaparsan dışarı çıkabilirsin.” denirse, ödevi yapmayı Skinner kutusunda butona benzetiriz, dışarı çıkması da ödül olur.</p>



<p>Ödül vermek davranışı pekiştirmeye yöneliktir. Ancak pekiştirme tarifesi ödülün sıklığına göre farklılık gösterir. Pekiştireçle davranış değiştirilmek istenirse çeşitli zaman aralıklarıye ve tutarlı bir tarife ile davranış değiştirilebilir. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Ceza vermek</h2>



<p>Ceza, herhangi bir organizmanın istemediği bir şeydir. Skinner de edimsel koşullanma sisteminde “ceza” kavramının üzerine çalışmıştır. Skinner cezayı istenmeyen davranışın önüne geçmek için kullanmıştır. Örneğin Skinner kutusununda butona ses sistemi bağlanıyor ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/hayvanlarda-iletisim-danslar-ve-sarkilar/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">hayvan</a> butona bastığında korkutucu bir ses ile karşılaşıyor. Bu yüzden ürkütücü sesi ceza olarak algıladığından bir süre sonra butona basmaktan vazgeçiyor. </p>



<p>Ancak Skinner&#8217;in de üzerinde durduğu gibi ceza maalesef her zaman işe yarayan sağlıklı bir yöntem değil. Örneğin, yapılan araştırmalarda hapse giren insanların yeniden suç işleme olasılığının daha yüksek olduğu gözlemlenmiş.  </p>



<p>Yani burada hapis bir cezaysa, kişilerin bir daha suç işlememesini beklerdik ancak maalesef ceza kesin bir çözüm olmuyor. Çünkü ceza her ne kadar istenmeyen davranışı baskılasa da kişi bir süre sonra eski alışkanlıklarına geri dönebilir.  ,</p>



<p>Bu nedenle psikologların, eğitimcilerin veya psikolojik danışmanların en çok tercih ettiği yöntem ceza vermek yerine ödül vermektir. Ancak yine de davranış değişikliğinin sağlanabilmesi için doğru ödülü bulmak ve ödülü sağlarken kararlı bir sistem uygulamak da önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Skinner&#8217;in Ceza Yerine Tercih Ettiği Etkili Yöntemler</h2>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/girl-g9c3677f16_1280-1024x682.jpg" alt="Skinner" class="wp-image-15985" width="839" height="558" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/girl-g9c3677f16_1280-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/girl-g9c3677f16_1280-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/girl-g9c3677f16_1280-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/girl-g9c3677f16_1280-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/girl-g9c3677f16_1280-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/girl-g9c3677f16_1280.jpg 1280w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Bu başlığı bazı örnekler üzerinden gidelim istiyorum. Sürekli televizyon izlemek isteyen bir çocuk örneğinden gidelim. Skinner ilk olarak şunu öneriyor: Bir davranışın azalmasını istiyorsanız davranışın gerçekleştiği ortamı değiştirin.  </p>



<p>Yani örneğimizde televizyonu bir süre ortadan kaldırmak iyi bir çözüm olabilmekte. Bir yakınımın kızında bunun gerçekten işe yaradığını görmüştüm. 6 ay kadar televizyonu kaldırdılar. Bu aslında aile içi iletişimi de güçlendirdi, televizyon izlemek yerine birlikte oyunlar oynadılar.</p>



<p>İkinci önerdiği yöntem ise önlemek istediğiniz davranışı bıkana kadar yapmasını beklemek. Mesela çocuğunuzun sürekli şeker yemek istediğini düşünelim. Siz ona sayıyla veya belli aralıklarla şeker verdiğinizde bunu ödül mekanizması haline getirebilmekte. Çünkü ulaşılması zor olan şeyler çocuklara çekici gelir. Ancak bir hafta boyunca masanın üzerinde şekerleri bıraktığınızda bir süre sonra aynı şekerin o kadar dikkatini çekmeyeceğini görebilirsiniz.</p>



<p>Skinner’in ceza vermeye alternatif olarak sunduğu bir başka etkili yöntem ise “sönme” yöntemidir. Ancak bu yöntem uzun dönem ve sabır isteyebilir. Sönmeyi kısaca istemediğiniz davranışı görmezden gelip kendiliğinden geçmesini beklemektir.  </p>



<p>Örneğin, kızınızın makyaj malzemelerinizi dokunmak istediğinizi düşünelim. Bu yöntem ile önce onun oynayabileceği bazı malzemeleri bırakıp onu görmezden geliyorsunuz. Bu görmezden geldiğiniz süreçte davranışın sıklığı zaman zaman artabilmekte. Ancak bir süre sonra artık kızınızın ilgisini çekmemeye başlayacaktır.</p>



<p>Şunu da unutmamak gerek, bazen çocuğunuzda istemediğiniz bir özellik gelişim döneminin bir parçası olabilir. Çocuklar gelişim süreçlerinde çeşitli atak dönemleri geçirir. Etrafınızda &#8220;2 yaş sendromu&#8221;, &#8220;3 yaş sendromu&#8221; gibi ifadeleri sıklıkla duymuş olabilirsiniz. Böyle dönemlerde çocukların davranış ve tutumlarında farklılıklar görülebilmekte. Bazen bu davranışların farkında olup sabırla geçmesini beklemek en doğru çözüm olacaktır. &nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ceza Vermenin Olumsuz Yanları</h2>



<p>Skinner bir organizmaya ceza verildiğinde korkunun ortaya çıktığını ifade eder. Ancak bu korku o anda ilişkilendirilen etraftaki her şeye yansıyabilmekte Bir örnekle üzerinden geçelim. Örneğin, bir restoranda yediğiniz yemeğin bir midenize dokunduğunu düşünelim (midenize dokunması bu örnekte ceza durumunda), muhtemelen bir daha aynı yemeği yemekten kaçınmanın yanı sıra o restoranda yemekten kaçınacaksınız. Yani hissettiğiniz korkuyu etrafınızdaki şeylerle de eşleştirmiş oluyorsunuz aslında.</p>



<p>Ayrıca ceza kişiye yalnızca istenmeyen davranışın ne olduğunu gösterir. Istenmeyen davranış yerine ne yapılması gerektiğini öğretmez. Sadece aynı davranışı sergilediğinde hangi cezayı alabileceğini öğretir. Ceza kişinin davranışlarını baskı altında tutmasına ancak bir süre sonra da bu baskının saldırganlığa dönüşmesine sebep olur.</p>



<p>Anladığımız üzere Skinner her ne kadar ceza sistemini çalışmalarında kullansa da ceza uzun vadede bir davranışı değiştirme konusunda başarısız bir sistemdir. Ceza etkisini hemen gösterir. Anlık olarak istenmeyen davranışı keser. Ancak uzun vadeli bir öğrenme için sağlıklı bir karar değildir.  </p>



<p>Skinner’e göre eğitim denilen şey bireye yararlı olan şeyi öğretmektir. Bu nedenle birine bir şeyi öğretebilmek için önce öğretilen şeyin neyi hedeflediğini bilmek gerekir. Belirlenen hedefe ulaşmak adına ödül ve cezanın hedeflere davranışsal olarak uyumlu olması ve tutarlı karar verilmesi gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kaynakça</h2>



<p><em>Burrhus Frederic Skinner &#8211; Vikipedi</em>. (2010, January 3). https://tr.wikipedia.org/wiki/Burrhus_Frederic_Skinner</p>



<p>Wikimedia projelerine katkıda bulunanlar. (2005b, November 24). <em>Edim</em>. Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Edim</p>



<p>Wikimedia projelerine katkıda bulunanlar. (2005, November 13). <em>Davranışçılık</em>. Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Davran%C4%B1%C5%9F%C3%A7%C4%B1l%C4%B1k</p>



<p>Wikipedia contributors. (2023, January 29). <em>Operant conditioning chamber</em>. Wikipedia. https://en.wikipedia.org/wiki/Operant_conditioning_chamber</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/skinner-odul-mu-ceza-mi/">Skinner: Ödül mü, Ceza mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/skinner-odul-mu-ceza-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
