<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>filminceleme arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/tag/filminceleme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/tag/filminceleme/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 02 Nov 2024 15:23:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>filminceleme arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/tag/filminceleme/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Inside Out 2: Psikolojik Analiz</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/inside-out-2/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/inside-out-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2024 15:23:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[filminceleme]]></category>
		<category><![CDATA[insideout]]></category>
		<category><![CDATA[insideout2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kazankultur.com/?p=18616</guid>

					<description><![CDATA[<p>Inside Out ilkin Pixar’ın 2015 yılında hayatımıza girmişti. Merakla beklenen devam filmi Inside Out 2, izleyicileri artık bir genç olan</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/inside-out-2/">Inside Out 2: Psikolojik Analiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Inside Out ilkin Pixar’ın 2015  yılında hayatımıza girmişti. Merakla beklenen devam filmi Inside Out 2, izleyicileri artık bir genç olan Riley’nin zihnine geri götürüyor. Film, özellikle ergenliğin zorluklarına odaklanarak, insan duygularını yöneten psikolojik süreçleri derinlemesine inceliyor. Orijinal Inside Out bizi davranışlarımızı şekillendiren temel duygularla tanıştırıyordu. Inside Out 2 ise yeni duygular tanıtarak ve ergenlik hayatının karmaşıklıklarını inceleyerek bunu genişletiyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-yeni-duygular-yeni-zorluklar">Yeni Duygular, Yeni Zorluklar</h3>



<p>Inside Out 2’de Riley’nin duygu merkezi, artık yalnızca 4 duygu ile yönetilmiyor. Yani devam filmi Sevinç, Üzüntü, Öfke, Korku ve İğrenme ile sınırlı değil. Ergenliğe girerken duygularının gelişen karmaşıklığını simgeleyen Utanç ve Kaygı gibi birkaç yeni üye kazanıyor. Bu, duygusal yelpazemizin büyüdükçe nasıl genişlediğini vurguluyor.<br>Ergenlik; hormonal değişiklikler ve artan sosyal baskılar tarafından yönlendirilen artan duygusal hassasiyet ve dalgalanan ruh halleriyle işaretlenen bir dönemdir. Bu yeni duyguların tanıtımı, ileri karmaşıklaştırır. Ergenlerin genellikle çocukluğa kıyasla daha çeşitli ve yoğun duygusal durumlar deneyimlediğini yansıtır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-kimlik-ve-benlik-kavrami">Kimlik ve Benlik Kavramı</h3>



<p>Inside Out 2deki merkezi tema, Riley&#8217;’nin gelişen kimlik duygusudur. Yeni deneyimler ve zorluklarla boğuşurken, film duygularının gelişen öz kavramını nasıl etkilediğini araştırır. Kimlik oluşumu, ergenlerin kim olduklarını, neye inandıklarını ve etraflarındaki dünyaya nasıl uyum sağladıklarını keşfetmeye başladıkları için ergenlik gelişiminin önemli bir parçasıdır.</p>



<p>Psikolog <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Erik_Erikson">Erik Erikson</a>’un psikososyal gelişim teorisine bakalım. Bu teori, ergenliği kimlik ile rol karmaşası açısından kritik bir dönem olarak tanımlar. Bu aşamada, bireyler kişisel kimliklerini tanımlamakla görevlendirilir. Bu süreç hem heyecan verici hem de göz korkutucu olabilir. Inside Out 2 bunu, Riley’nin duygularının kendini keşfetme yolculuğuna yardımcı olmak için nasıl etkileşime girdiğini gösterir. Aynı zamanda bu dönemde duygusal desteğin önemini vurgular.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-sosyal-baski-ve-akran-etkisi">Sosyal Baskı ve Akran Etkisi</h3>



<p>Inside Out 2’nin bir diğer önemli yönü ise sosyal baskı ve akran etkisi. Yani, Riley’nin bir genç olarak karşılaştığı sosyal baskıları ve akran etkilerini ele alması. Film, bu dış faktörlerin duygusal tepkileri nasıl artırabileceğini ve davranışları nasıl şekillendirebileceğini inceler. Ergenlik, akranların etkisinin genellikle ebeveynlerin etkisinden daha ağır bastığı ve sosyal kabul ve reddedilmeye karşı artan bir duyarlılığa yol açan bir zamandır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-basa-cikma-mekanizmalari">Başa Çıkma Mekanizmaları</h3>



<p>Riley, Inside Out 2’de daha karmaşık durumlarla karşılaştıkça, film onun <a href="https://www.kazankultur.com/travma-sonrasi-stres-bozuklugu/">stres</a>, <a href="https://www.kazankultur.com/sosyal-kaygi-tanisi-belirtileri-ve-bireysel-etkileri/">kaygı </a>ve duygusal zorluklarla başa çıkmak için geliştirdiği yeni başa çıkma mekanizmalarını tanıtıyor. Bu başa çıkma stratejileri, ergenlerin hem akademik hem de sosyal olarak hayatın artan talepleriyle başa çıkmayı öğrenmeleri için çok önemlidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-bellek-ve-duygusal-butunlesme">Bellek ve Duygusal Bütünleşme</h3>



<p>Bellek, Inside Out 2’de merkezi bir rol oynamaya devam ediyor. Ancak anıların işlenme ve depolanma şekli Riley olgunlaştıkça gelişiyor. Film, bir yandan, anıların nasıl daha duygusal olarak depolandığını gösteriyor. Diğer bir yandan ise Riley’nin benlik duygusuna nasıl entegre olduğunu, kararlarını ve davranışlarını nasıl etkilediğini gösteriyor. Bu, güçlü duyguları uyandıran deneyimlerin hatırlanma ve gelecekteki davranışları etkileme olasılığının daha yüksek olduğu duygusal hafızanın psikolojik kavramını yansıtıyor.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/inside-out-2/">Inside Out 2: Psikolojik Analiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/inside-out-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Women Talking: Güçlü Bir Kadın Dayanışması</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/women-talking-guclu-bir-kadin-dayanismasi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/women-talking-guclu-bir-kadin-dayanismasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[filminceleme]]></category>
		<category><![CDATA[filmönerileri]]></category>
		<category><![CDATA[womentalking]]></category>
		<category><![CDATA[womentalkingkonusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=16687</guid>

					<description><![CDATA[<p>Women Talking incelemesi sizlerle... Feminizmin (toksik olmayan) en derinliklerine kadar işlendiği yürek burkan bir hikâye ile karşınızdayız. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/women-talking-guclu-bir-kadin-dayanismasi/">Women Talking: Güçlü Bir Kadın Dayanışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Women Talking</em> incelemesi sizlerle&#8230; Feminizmin (toksik olmayan) en derinliklerine kadar işlendiği yürek burkan bir hikâye ile karşınızdayız. </p>



<p><em>Women Talking</em> kısaca birden farklı görüşe sahip insanların birbirlerini kırmadan fakat fikirlerini ısrarla savunup tartışarak sorunları çözebileceklerini çok net gösteriyor. Yobazlık, cahillik ve kadına karşı olan her türlü istismarla <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?s=%C5%9Fiddet" target="_blank" rel="noreferrer noopener">şiddet</a>i çok katmanlı bir hikâye içerisinde anlatıyor.  </p>



<p>Türkiye&#8217;de bir erkek olarak kadınların veya marjinal grupların neler hissettiklerini anlamam imkansız. Fakat elimden geldiğince filmde gördüklerimi, işlenen temaları yine kadına şiddet ve tecavüzün bu kadar yoğun olduğu ülkedeki bir erkek olarak anlatmaya çalışacağım.</p>



<p>Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Gerçek anlamda bir <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/nazan-oncel-muzigin-sokak-kizi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kadının</a> bu filme olan bakış açısını çok merak ediyorum. Bu yüzden eğer izleme fırsatı bulursanız muhakkak yorum yazmayı unutmayın. Sizde bıraktığı etki ile bende bıraktığı etki elbette çok farklı olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-woman-talking-konusu">Woman Talking Konusu</h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="WOMEN TALKING | Official Trailer" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/pD0mFhMqDCE?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption class="wp-element-caption"><em>Woman Talking Fragmanı</em></figcaption></figure>



<p><em>Women Talking</em>, bir grup Mennonit kadının yaşadıklarıa odaklanıyor. Kadınlar tecavüz ve örtbasın getirdikleri neticesinde içinde bulundukları <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/keep-sweet-pray-and-obey-inceleme/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">topluluğu</a> terk etmeyi tartışıyorlar. Yazar ve yönetmenliğini Sarah Polley yapıyor. Film ayrıca 2023 Oscar adaylarından.</p>



<p>Hikâyede kadınlar ve kızlar tecavüze uğramış, uyuşturulup cinsel istismara maruz kalmışlar yıllarca. Durumu çözmeye çalıştıklarında ise olay kapatılmak istenmiş. Bunun tamamıyla şeytanın sorumluluğunda olduğu ya da hayal ürünü olduğu söylenir bu mağdurlara.  </p>



<p>Ancak bu kadınların bazıları hamile kalır, bazıları ölür, hatta bazı mağdurlar çocuktur. Film boyunca kadınlar bu durumlar karşısında ne yapacaklarını tartışırlar sürekli. Hiçbir şey yapmamayı, mücadele etmeyi ya da ayrılmayı seçebilirler. Tüm bu tartışmalar boyunca her seçenek artıları ve eksileri ile ele alındığını görürüz. Bunların yanı sıra onlarca temayı da filmin arka planında gözlemleriz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-gercek-bir-hikayeden-uyarlama">Gerçek Bir Hikâyeden Uyarlama</h2>



<p>İşin kötü ve üzücü taraflarından biriyse bu filmle alakalı, filmin gerçek bir hikâyeden uyarlama olması. Miriam Toews kendisi zaten Mennonit kökenli bir kadın ve <em>Women Talking</em> adlı kitabın da yazarı. Film de bu kitaptan uyarlanıyor. Roman, Mennonit bir topluluğunda yaşanan tecavüz olayları sonrasında tecavüze uğrayan kadınların toplanarak yaşadıkları olayları ele alıyor. </p>



<p>Roman, üç gün boyunca toplanan kadınların konuşmalarına odaklanıyor. Bu kadınların ne kadar güçlü olduklarını ve kararlı bir şekilde kendi hayatlarını nasıl kontrol altına almaya çalıştıklarını anlatır. Ayrıca roman, Mennonit toplumunun iç dünyasına da ışık tutar. Bu toplumdaki cinsiyet eşitsizliği ve kadınların maruz kaldığı zorbalık gibi konuları ele alır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-mennonitler">Mennonitler</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-1-1024x682.jpg" alt="Women Talking" class="wp-image-16693" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption"><em>Kaynak: MGM</em></figcaption></figure>



<p>Şimdi, mennonitler kavramına pek hakim olmayanlar için şöyle kısa bir araştırmayla öğrendiklerimi sizlerle paylaşayım. Filmde pek geçmeyen &#8220;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Mennonitler" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Mennonitler</a>&#8221; inanılmaz ilginç bir grup. 16. yüzyılda İsviçre&#8217;de ortaya çıkan bir Protestan mezhebinin mensuplarından oluşuyor. İsmini Hollandalı bir lider olan <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Menno_Simons" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Menno Simons</a>&#8216;tan alıyor.  </p>



<p>Genellikle barışçıl bir yaşam tarzı sürdürmeyi ve pasifizm savunuyorlar. Sadeliği ve toplumsal yardımı önemserler. Ayrıca, Hristiyanlıkta önemli olanın barışçıllık ve pasifizm ilkelerine sıkı sıkıya bağlı olması gerektiğini söylerler. Bu nedenle savaş karşıtıdırlar ve askerlik hizmetini ivedilikle reddederler.  </p>



<p>Bunların yanı sıra, doğal kaynakların korunması ve doğayla uyumlu yaşamayı da amaç edinmişlerdir. Mennonitler, güya lüks tüketimden kaçınıp mütevazı bir yaşam sürmenin derdindedirler. Ayrıca Hristiyanlığı kabul eden ve yaşamını Hristiyan prensiplerine göre düzenleyen kişilerin vaftiz edilmesi gerektiğine inanırlar. Yani anlayacağınız diğer mezheplerin aksine vaftizin kişinin özgür iradesi ile seçilebileceğini savunurlar.</p>



<p>Şimdi, bu bilgileri okuyunca &#8220;aslında kendi çaplarında yaşayan kaliteli bir topluluk&#8221; gibi düşünebilirsiniz. Fakat öyle değil, ki filmin uyarlanan romanın yazarı Miriam Toews de bunu gösteren nitelikte. Mennonit toplulukları sözde barışı ve saygıyı savunuyorlarmış. Tek kelimeyle rezillik…  </p>



<p>Film, Mennonit topluluklarında cinsel taciz, ensest ve diğer istismar olaylarını çok net gösteriyor. Ayrıca ufak bir araştırmayla daha koyu ve zır cahil olan insanların topluluğun liderleri olduğunu görebiliyorsunuz. Liderlik konusunda ki rolleri adeta ilkel çağdan kalma.  </p>



<p>Kadınlar konusunda tamamen geleneksel rolleri koruyan bir topluluk kendileri. Bu topluluklarda kadınlar genellikle ev işlerinden, çocuk bakımından sorumluyken; liderlik rollerinde erkekler daha üstün haliyle. Yine de son yıllarda bazı Mennonit gruplarında kadınların liderlik rolleri ve eşitlikleri konusunda ilerlemeler kaydedildiği dile getiriliyor. Ne kadar doğru emin değilim.</p>



<p><em>Women Talking</em> bunları işlediği için kısaca bahsedeyim dedim. Nitekim topluluğun dinamiklerini öğrenmek filmi izlerken önemli gözükebilir. Gel gör ki, siz filmdeki insanların zır cahil, yobaz bir topluluk olarak da okuyabilirsiniz. Aslında isimlerinin bir önemi de pek yok.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-temalarin-korkutucu-gercekligi">Temaların Korkutucu Gerçekliği</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-2-1024x682.jpg" alt="Women Talking" class="wp-image-16694" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-2-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-2-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-2-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-2-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-2-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-2.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption"><em>Kaynak: MGM</em></figcaption></figure>



<p>Şimdi <em>Women Talking</em> işlediği tema ve konulardan tek tek inceleme çıkar. İlk kavramların din ve inanç olduğunu söyleyebilirim. Topluluğun kolektif inançları ve kabullenilmiş dininin kadınların hayatındaki rolü, filmin ana temalarının başında geliyor.  </p>



<p>Din ve inanç bazen kadınların hayatında bir kısıtlama kaynağı olabildiğini görebiliyorsunuz. Fakat bazen de güçlü bir dayanak ve topluluk desteği sağlıyor bu mağdur kadınlar adına. Ayrıca cinsiyet rollerinin toplum içindeki eşitsizliği de pek çok sahnede gözünüze çarpıyor. Kadın, erkek gibi kavramların toplumdaki rolleri arasındaki farklar, kadınların erkeklerin gölgesinde kalmaları ve toplumsal cinsiyet rollerinin kalıplaşmışlığı filmin diğer bahsettikleri arasında. </p>



<p>Bir de ailenin kadınlar üzerindeki etkilerine de değiniliyor. Fakat benim izlerken kanımı donduran ve ister istemez içinde bulunduğum toplumu aklıma getirten asıl temalar: <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/donma-noktasi-bir-babanin-adalet-mucadelesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Adalet</a> ve ceza kavramları oldu. Tecavüz mağduru olan kadınlara suçlayıcı gözlerle toplumda bakanların mağdur olanların üzerinde bıraktığı travmaları görmek çok can yakıcı.  </p>



<p>Tüm bunlarla aslında tecavüzcülerin adalet karşısında cezalandırılmasının ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyorsunuz. Ayrıca bir toplumda adalet olmadan özgürlüğün olmayacağı açıkça görülebiliyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Aslında şu cümle pek çok şeyi de özetliyor:</p>
<cite><strong>Artık orada olmayan elleri hissederek uyandığımızda, yaşlılar bize bunun hayaletlerin işi olduğunu söylediler. Veya şeytanın… Ya da dikkat çekmek için yalan söylediğimizi… Ya da bunun vahşi bir &#8220;kadın hayal gücü&#8221; olduğunu.</strong></cite></blockquote>



<p>Tüm bu kötü durumlara ve temaların korkutuculuğuna rağmen filmin dayandığı, kitapta da işlendiği bariz olan konu: &#8220;Kadınların gücü ve dayanıklılığı&#8221; diyebilirim. Tecavüze uğradıktan sonra kadınların verdikleri mücadele şahane. Toplum tarafından maruz kaldıkları zorbalık ve eşitsizlik ise karşı oldukları duruşu simgeliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kabullenmek-savasmak-ayrilmak">Kabullenmek, Savaşmak, Ayrılmak</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-3-1024x682.jpg" alt="" class="wp-image-16695" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-3-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-3-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-3-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-3-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-3-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-3.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption"><em>Kaynak: MGM</em></figcaption></figure>



<p>Bu film bana aslında şu an ki içinde bulunduğum ülke ve toplumun yanı sıra tüm dünya düzenini de daha net gösterdi. Cahilliğin, yobazlığın ve zamana ayak uyduramamanın kirliliği feminist bir kadın grubun sırtlarına yükleniyor.</p>



<p>Filmin başardığı en iyi şeylerden biri de izleyiciye bilerek ve isteyerek, &#8220;İzlediğin şeyleri orta çağda geçen bir kolonide geçiyor sanabilirsin, çünkü at arabaları var, daha da önemlisi yozlaşmış fikirlerle dolu&#8221; dedirtmesi. Fakat filmin ilerleyen kısımlarında aslında tüm olayların modern bir toplumda olduğunu görebiliyorsunuz.  </p>



<p>Hemen başlardaki sahnelerle bu kadar kötülük, yobazlık ve cahilliğin herhalde orta çağın belirli bir noktasında geçtiğini düşünürken; filmin ortalarında hikâyenin 2010&#8217;larda geçtiğini anlamak insana büyük bir darbe vuruyor.</p>



<p><em>Women Talking</em> ayrıca tamamen diyalog odaklı. Bu açıdan bazı izleyicileri sıkabilir. Fakat bu diyalogları takip ederken kadınların yaşadıklarından ötürü birbirleri arasındaki tartışma, genç kuşak ve yaşlı kuşak arasındaki dine, erkeğe, yaşadıklarına bakış açılarını izliyoruz. Bu başta da dediğim gibi tartışmanın birbirini anlayarak da olabileceği göstergesinde kafa açıyor.</p>



<p>Filmdeki grubun inanç kavramları o kadar yobaz ki bazı sahne ve diyaloglarla kişilerin nasıl pasifize edildiğini çok net anlaşılıyor. <em>&#8220;Biri sana tokat mı attı, diğer yanağını dön&#8221;</em> metaforunu kendi topluluklarının arasındaki inanç kavramında büyümüş kadınlardan okuyabiliriz.  </p>



<p>Tecavüze uğradıktan sonraki bazı bakış açıları bunu savunur nitelikte. Gebe kalmasındaki çocuğun günahsız oluşunda arıyor kurtuluşu bazı kadın. Ya da ona tecavüz eden erkeğin de berbat bir eğitim ve inançla büyüdüğü için bunu yaptığı fikrini düşünüyor. Yani bu sistem yüzünden suçlunun olmadığını savunan da var. Fakat bu fikirleri tartışıyorlar elbet.  </p>



<p>İzledikçe bazı kadınların bir kısmının konuyu kabullenmiş olduğunu anlayabiliyorsunuz. Bir kısmı ise &#8220;biz mağduruz neden kabullenelim, hakkımızı arayalım&#8221; kafasında. Aslında toplumumuzda da başka bir gösterge bu. Anlayacağınız filmde hiçbir şey kesilip atılmıyor. Aksine herkes birbirini dinleyip anlamaya çalışıyor. Tabii bu süreçte bol bol tartışılıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kissadan-hisse">Kıssadan Hisse</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-4-1024x682.jpg" alt="" class="wp-image-16697" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-4-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-4-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-4-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-4-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-4-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/women-talking-gorsel-4.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption"><em>Kaynak: Mubi</em></figcaption></figure>



<p>Şimdi oralarda bir yerde bu satırları okuyan ve &#8220;herhalde film tamamen erkeklerin kötülendiği ve kadınlar için yapılmış bir feminizm filmi&#8221; gibi düşünen erkekler olabilir. Neticesinde &#8220;evet&#8221;, bu film tecavüz mağduru kadınları işliyor.  </p>



<p>Gel gör ki, empati kurabileceğiniz bir erkek karakter içeriyor film, onu da siz keşfedersiniz. Tüm bu anlattıklarımdan aslında başta söylediklerimi neden söylediğimi daha net anlamışsınızdır. Bu film Türkiye&#8217;de dini ve toplumsal her türlü baskı altında yaşayan bir kadının gözünden çok daha farklı algılanıp hissedilebilir.  </p>



<p>Film, toplumun cinsiyet rollerine, inançlara ve aile yapısına eleştirel bir bakış açısı sunsa da ben sadece bunları fark edebiliyorum. Hissetmek ve anlatmak çok daha farklı olduğunu biliyorum. </p>



<p>Filmde tecavüze uğrayan kadınların, toplumlarının kalıplaşmış cinsiyet rollerinin getirdiği baskılar nedeniyle susmak zorunda kaldıklarını gördükçe, etrafımda tacize uğramış arkadaşlarımın bana anlattıkları aklıma geldi ve bu beni tekrar o dostlarım için göz yaşı dökemediğim anlara geri götürdü.  </p>



<p>Ancak filmde kadınların yaşadıklarına sessiz kalmamalarını ve adaletin sağlanması için savaşmaya karar vermelerini izlemek de; sokakta, orada burada tecavüze uğrayıp, öldürülen kadınların sesi olmaya çalışan pek çok kadının verdiği mücadeleyi de tekrar düşünmemi sağladı.</p>



<p>Filmin eleştirel kısmı bazı fikirlerin çok net göze sokuluyor olması. Fakat sanırım böyle bir dünya düzeninde &#8220;Tecavüze uğrayan kadın neden suçlu değildir&#8221; mesajının en arka sırada oturana da en net şekilde anlatılması gerekiyor. Sizleri de bu karanlık konuyu cesurca gözler önüne süren <em>Women Talking</em> filmi hakkındaki görüşleriniz için yorumlara bekliyorum. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynaklar">Kaynaklar</h2>



<p><a href="https://www.researchgate.net/publication/316053922_Mennonit_Kilisesi%27nin_Ortaya_Cikisi_ve_Tarihcesi">https://www.researchgate.net/publication/316053922_Mennonit_Kilisesi%27nin_Ortaya_Cikisi_ve_Tarihcesi</a></p>



<p><a href="https://www.literaedebiyat.com/post/konusan-kadinlar-miriam-toews">https://www.literaedebiyat.com/post/konusan-kadinlar-miriam-toews</a></p>



<p class="wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><a href="https://www.youtube.com/watch?v=DWpu6OCf5BE&amp;t=6461s">https://www.youtube.com/watch?v=DWpu6OCf5BE&amp;t=6461s</a></p>



<p><a href="https://medium.com/simon-dillon-cinema/film-review-women-talking-cc54519be96e">https://medium.com/simon-dillon-cinema/film-review-women-talking-cc54519be96e</a></p>



<p><a href="https://www.mgm.com/movies/women-talking">https://www.mgm.com/movies/women-talking</a></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/women-talking-guclu-bir-kadin-dayanismasi/">Women Talking: Güçlü Bir Kadın Dayanışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/women-talking-guclu-bir-kadin-dayanismasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok: Savaşın Soğuk Tarafı</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/bati-cephesinde-yeni-bir-sey-yok-savasin-soguk-tarafi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/bati-cephesinde-yeni-bir-sey-yok-savasin-soguk-tarafi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Apr 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[baticephesindeyenibirseyyok]]></category>
		<category><![CDATA[filminceleme]]></category>
		<category><![CDATA[netflixtürkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genelde savaşların kötü tarafında olan ve İkinci Dünya Savaşı anlatısı üzerinden sinemaya aktarılan Almanlar; Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok filmiyle Birinci</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/bati-cephesinde-yeni-bir-sey-yok-savasin-soguk-tarafi/">Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok: Savaşın Soğuk Tarafı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Genelde savaşların kötü tarafında olan ve İkinci Dünya Savaşı anlatısı üzerinden sinemaya aktarılan Almanlar; <em>Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok</em> filmiyle Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda bir kahraman hikâyesi aracılığıyla karşımıza çıkıyorlar. Klişe gibi gözükse de arkasında çok eskilere dayanan ve bilindik filmlere (Er Ryan&#8217;ı kurtarmak gibi) ilham olmuş başarılı bir kitap var.</p>



<p>Çok iyi savaş filmleri olmasına rağmen bu film genel hatlarıyla insana daha çok odaklanmakta. Bu noktada, yapımı <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/1917_(film,_2019)" target="_blank" rel="noreferrer noopener">1917</a> filmiyle benzettim, diyebilirim. İlk sahnede çekim açısı olarak “<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/dune-bir-the-one-hikayesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">one shot</a>” tercih etmeleri savaş atmosferinin içine bizi daha çok sokmasına neden oluyor. Gelin, Netflix aracılığıyla izleyebileceğiniz bu filme biraz daha yakından bakalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-bati-cephesinde-yeni-bir-sey-yok-ne-anlatiyor">Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok&nbsp;Ne Anlatıyor?</h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok | Resmi Fragman | Netflix" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/BWi8bdr_LTw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption class="wp-element-caption"><em>Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok Fragmanı</em></figcaption></figure>



<p><em>Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok</em>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Erich_Maria_Remarque" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Erich Maria Remarque</a>&#8216;ın aynı adlı romanından uyarlanmakta. 2022 yapımı Alman filmi; <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/savas-cocuklari-muzesi-masum-magdurlar/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">savaş</a> karşıtı pek çok tema barındırıyor içinde. Edward Berger&#8217;in yönettiği filmin oyuncu kadro geniş. Daniel Brühl, Albrecht Schuch, Sebastian Hülk, Felix Kammerer gibi önemli isimler yer alıyor.  </p>



<p>Film I. Dünya Savaşı&#8217;nın son zamanlarını anlatıyor. Hevesli arkadaşlarıyla Alman Ordusuna yazılan ve savaşın gerçekleriyle karşılaşınca kendini her türlü psikolojik durumda bulan Paul Bäumer&#8217;in yaşadıklarını konu alıyor.</p>



<p>Filmin sinematografik olarak da oldukça başarılı olduğunu söyleyelim. Özellikle seçilen gri, siyah, kahverengi ve yeşil tonları savaşın dehşetini daha çok ön plana çıkarmış. Elbette buna kış, kar ve soğuk da eklenince drama seviyesi renk tonlarını arasına yayılmakta.  </p>



<p>Genelde &#8220;kırmızı&#8221; ölüme en yakın olarak gösterilen (kan&nbsp;tasvirinden dolayı) bir renktir. Buna rağmen bu filmin savaş sahnelerinde gri ve kahverenginin baskın olduğunu görüyoruz. Bu da cephedeki o korkunç renk ahengiyle insana daha soğuk bir&nbsp;ölümü çağrıştırıyor.</p>



<p>Filmin bir güzel noktası da ses kullanımı. Çamur, bot&nbsp;ve yürüme sesleri, yağmur sesleri, yemek yeme anlarındaki çiğneme sesleri&#8230; Savaşın içinde olabilecek her türlü çarpıcı ses; vurucu müziklerle bezenip karşımıza çıkıyor.&nbsp;Böylece savaş atmosferini insan etkisi üzerinden daha efektif kılabilmişler.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-temiz-kiyafetler">Temiz Kıyafetler&nbsp;</h2>



<p><em>Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok</em>,&nbsp;oldukça&nbsp;çarpıcı bir başlangıca sahip. Doğrudan savaşın içine&nbsp;sizi sokuyor. Başlangıcın “one shot” olarak çekilmesi (1917 filminde tamamına yayılmış olan çekim)&nbsp;izleyicinin adeta o ana kapılıp filmin içine çekilmesini&nbsp;sağlayan pozitif bir etken.</p>



<p>Soğukluk kavramı&nbsp;çoğu zaman ölümle bağdaştırılmakta. Şiirlerde, kitaplarda metafor olarak bu ikilinin&nbsp;sık sık&nbsp;kullanıldığını görürüz. Bu filmde de bazı sahnelerde bu tasvire rastlayabiliyoruz. Savaşın soğuk kısmına yani insan çarpışmalarının arkasında kalan&nbsp;binlerce ölünün donmuş bedenlerine odaklanıyorlar. Ve bu bedenlerin birer hiç gibi; sadece amaca hizmet eden yakılacak çalı çırpıymışcasına tekrarlanışını izlemek savaşın gerçek yüzünü ortaya koyuyor. </p>



<p>Belki de çoğu&nbsp;<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/savasin-golgeleri-gercek-bir-trajedi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">savaş filmi</a>nde görmediğimiz bir durum bu. En acı, en donuk, en iç karartan bu anlatı;&nbsp;savaşta ölen birinin yıkanan kanlı kıyafetlerine ve bu kıyafetlere ne olduğuna kadar gösteriyor. Bunu izlemek de boğulmanıza, boynunuzda parmak uçlarınıza uzanan bir ürperti yayıyor vücuda. Henüz daha ilk on dakikayı bitirdiğinizde&nbsp;sanki iki saat izlemişsiniz gibi bir izlenim uyandırıyor. Tabii bu sıkıcı ve kötü anlamda değil, sizi içine çekebilmesi anlamında.</p>



<p>Uzun&nbsp;süredir savaşın içinde olan toplumun hayatları için neler ifade ettiğini de gözlemleyebiliyorsunuz. Asıl hikâye de aslında başkasına ait olan ama sadece isimliği koparılıp ölüme gidecek olan bir gencin; hevesle o kıyafetleri eline almasıyla başlıyor.  </p>



<p>Savaşa gülümseyerek ve keyifle, her şeyden bir haber giden bu gençlerin; zamanla gerçeklerle yüzleşecek olmalarını ilk sahnedeki nefes nefese kalan cephedeki asker sayesinde biliyor&nbsp;olmak da filmin sonunu kafanızda istemsizce tamamlamanıza neden oluyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-temiz-yakalilar">Temiz Yakalılar</h2>



<p>Bir de filmde savaşın seyrinde en büyük etkiye sahip&nbsp;eden kumandalar, generaller kısmı var. Burada anlatılanlar aslında savaşta olanlar kadar çarpıcı değil. Fakar tüm askerlerin kaderlerini ellerinde tutan bu kişilerin&nbsp;olduğunu düşününce,&nbsp;gerçekler daha çok acı veriyor.&nbsp; </p>



<p>Film tamamen savaş karşıtı. Bunu da kitaptan uyarlandığı anlarda generallerin ne kadar faşist ve umarsızca kararlar verdikleri anlarda görüyoruz.&nbsp;Soğukluk&nbsp;kavramı&nbsp;burada da var&nbsp;diyebiliriz.&nbsp;Çünkü bazı umarsız kararların verilmesini izlemek savaşa sebep olanların göğüs kafeslerinin içinde soğuk&nbsp;ve donmuş bir kalbe sahip olduklarını düşündürtüyor.</p>



<p><em>Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok</em>, zıtlığı savaşa dair metaforlala bezeyerek acının farklı noktalarına değiniyor.&nbsp;Askerler sürekli şalgam ekmeği yeyip&nbsp;ve soğuktan titrerlerken, şömine başlarında&nbsp;kumandanlar viski&nbsp;içerler. Çamur&nbsp;ve kana bulanmış askerlerle,&nbsp;tertemiz omuz işaretlerinde&nbsp;leke dahi olmayanların, yüksek kültür düzenindeki her türlü dengeyle, ölen bedenlerin cephedeki düzensizliği&nbsp;resmedilip filmde ekrana taşınır. Bu da ister istemez her sahneye daha dikkatli bakmanızı sağlıyor.</p>



<p>Film insana sınır ve vatan mücadelesi verirken savaşın kaçınılmaz olabileceğini&nbsp;düşüyor. Bir yandan da cephede gördükleriyle bunun katlanılamayacak bir acı olduğunu hissettiriyor insanda. Aslında bu da bizim üzerimizde filmin bıraktığı&nbsp;fikirsel karşıtlık&nbsp;diyebiliriz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-baget-ve-tank">Baget ve Tank </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/Bati-Cephesinde-Yeni-Bir-Sey-Yok-2.jpg" alt="Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok " class="wp-image-15335" width="840" height="466" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Bati-Cephesinde-Yeni-Bir-Sey-Yok-2.jpg 800w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Bati-Cephesinde-Yeni-Bir-Sey-Yok-2-300x167.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Bati-Cephesinde-Yeni-Bir-Sey-Yok-2-768x426.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Bati-Cephesinde-Yeni-Bir-Sey-Yok-2-480x266.jpg 480w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /></figure>



<p>Almanya&#8217;nın&nbsp;kötü taktiğinin&nbsp;ve tabii askerlerin her türlü eğitimsizliği neticesinde&nbsp;ölüm kaçınılmaz oluyor.&nbsp;Buna karşın Fransa’nın daha donanımlı teçhizatı var. Çok daha mantıklı taktikleri, savaşa hazır ve açlık çekmeyen askerleri mevcut. Böyle bir durumda da neden savaşı kazandıklarını anlayabiliyorsunuz.</p>



<p>Fransızların&nbsp;müthiş istilası ve üstün savaş güçleriyle&nbsp;savrulup kaybetmeye yakın&nbsp;Almanların;&nbsp;bir cephenin gerçekten nasıl olduğu hissiyatını çok iyi yansıtıyor.&nbsp;Beni savaşın içinde sürekli aynı şeyleri yiyip kaz çalmak için uğraşan askerler etkiledi.  </p>



<p>Açlıkla o kadar çok sınanmışlar ki; Fransızların cephesine kısa süreliğine geldiklerinde gördükleri lezzet dolu yemekler gözlerini kör ediyor. Aç bir karınla her şeyini veren bu askerleri izlemek insana çaresizlik hissini tekrar yaşatıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-bir-imza-ve-72-saat">Bir İmza ve 72 Saat</h2>



<p>Temiz yakalıların arasından işin zor kısmını halletmeye çalışan, aklı başında ve savaşı bitirip milyonlarca insanın ölümüne bir dur demek için uğraşan&nbsp;Alman demokrat&nbsp;çıkıyor. Ne ki, bu kişi berbat bir durumda olduklarını ve Fransızların&nbsp;söylediklerini kabul etmeye hazır. Çünkü her gün on binlerce kayıp verdiklerinin farkında. Pek çok yer işgal altında ve yiyecek yemekleri neredeyse yok. Alman demokratla bazı generaller arasındaki diyaloglar&nbsp;içinde bulundukları feci durumu&nbsp;bir kez daha ortaya çıkarıyor:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>General: <em>Kış geldi. Tren ve erzak olmadan bolşevikler bizi mahveder. Askerler savaşta onurlarıyla ölmek yerine eve dönerken açlıktan ölecekler.&nbsp;</em></p>



<p>Alman Demokrat: <em>Onurlarıyla mı? Oğlum savaşta öldü. Onur falan duymuyor.</em></p>
</blockquote>



<p>Tüm bu durumların neticesinde kendilerine sunulan şartları kabul etmek için 72&nbsp;saatleri var. Ayrıca cephede çarpışan binlerce insan için ise barış tek bir imza uzaklıkta. Bunun ve her geçen dakika bir askerin öldüğünün farkında olan demokratın asıl amacıysa; itilaf devletlerinin sundukları şartlara razı olup mümkün olduğunca merhamet göstermelerini sağlamak. Böylece savaşı bitirip barışı imzalayabileceklerine inanıyorlar.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-11-11-11">11-11-11 </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="640" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/Bati-Cephesinde-Yeni-Bir-Sey-Yok-1024x640.webp" alt="Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok" class="wp-image-15337" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Bati-Cephesinde-Yeni-Bir-Sey-Yok-1024x640.webp 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Bati-Cephesinde-Yeni-Bir-Sey-Yok-300x188.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Bati-Cephesinde-Yeni-Bir-Sey-Yok-768x480.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Bati-Cephesinde-Yeni-Bir-Sey-Yok-480x300.webp 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Bati-Cephesinde-Yeni-Bir-Sey-Yok.webp 1049w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Filmin sonu da oldukça tatmin ediciydi. Fakat bu konuda bir şey söylemeyeceğim. Sadece ana karakterimiz hakkında filmin başında söylenenlerden de yola çıkarak beklenen sona ulaştığını söyleyebilirim. Ayrıca başlangıcı ve sonuyla narativi doğru işleyen filmin anlatmak istediklerine yakışan bir son yapmış.  </p>



<p>Aslında sürekli&nbsp;tekrarlanan asker yığınlarının,&nbsp;savaş için bir araç olduğunu görmek kalbinizi dağlıyor. Sırf bu anlatıyı yazarın dilinden okumak için kitabı almayı düşündürttü bana.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-savas-ve-sanat">Savaş ve Sanat&nbsp;</h2>



<p>Savaşı sanat filmi noktasına çekip klişeleşmiş&nbsp;kahraman hikâyesinden koparmayarak bunu başarmak takdir edilesi. Ayrıca senaryo ve oyunculuklar&nbsp;dışında kullanılan efektler,&nbsp;ses yönetmenliği, çekim açıları da mükemmel. Neden 2023 yılında dört Oscar aldığını rahatlıkla anlayabiliyorsunuz.  </p>



<p>Savaşın mücadele kısmında açlık, lezzet algıları ve tabi anılarda belki&nbsp;de ses, görüntüden&nbsp;çok daha etkin olan koku tasviri&nbsp;üzerinden yapmaları da;&nbsp;sanatın farklı bir boyutuna değinmelerine&nbsp;neden olmuş.&nbsp;</p>



<p>Özellikle bir sahnede ana kahramanımızın yüzünün bir tarafının kurumuş çamura bulanmasıyla temsil ettiği savaşın kirli kısmı, öldürdüğü Fransız askerine yardım etmeye çalışırken onun cebinden çıkarıp gördüğü kızının resmi ve mektuplarıyla hissettiği keder yüzünün&nbsp;nispeten daha temiz ve çamur görmeyen kısmını temsil ettiği sahne metaforun dibi olarak söyleyebiliriz. Ben bu sahneden çok etkilendim. Biraz derin bir okuma&#8230; Farkındayım&#8230;</p>



<p>Kendinizi filme daha çok kaptırabilmek&nbsp;adına ufak bir not: <em>Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok&nbsp;</em>Netflix’de ana dilinde değil İngilizce&nbsp;olarak başlıyor (en azından bende öyle başladı),&nbsp;orijinal diline yani Almancaya almanızı ve ses kullanımını daha net algılanabilmeniz&nbsp;adına kulaklıkla dinlemenizi tavsiye ederim.&nbsp;</p>



<p>Sadece birkaç yüz metre kazanmak için milyonlarca insanın canını kaybettiği bu savaşın derinliğine inmek, her anında tüylerimin&nbsp;ürperdiğini hissetmek çok ilginç&nbsp;bir deneyimdi. Bir filmden daha ne bekleyeyim.</p>



<p>Peki, siz film hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım&#8230;&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/bati-cephesinde-yeni-bir-sey-yok-savasin-soguk-tarafi/">Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok: Savaşın Soğuk Tarafı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/bati-cephesinde-yeni-bir-sey-yok-savasin-soguk-tarafi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çizmeli Kedi: Son Dilek İncelemesi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/cizmeli-kedi-son-dilek-incelemesi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/cizmeli-kedi-son-dilek-incelemesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Mar 2023 21:47:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[cizmelikedi]]></category>
		<category><![CDATA[cizmelikedisondilek]]></category>
		<category><![CDATA[filminceleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluğunda Şrek ile büyüyenlerin hafızalarında yer etmiş Çizmeli Kedi hikâyesine daha yakından tanıklık ettiğimiz bir filmle karşınızdayız.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/cizmeli-kedi-son-dilek-incelemesi/">Çizmeli Kedi: Son Dilek İncelemesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Çizmeli Ked</em>i hakkında detaylı bir inceleme sizleri bekliyor. </p>



<p>Çocukluğunda <em>Şrek</em> ile büyüyenlerin hafızalarında yer etmiş <em>Çizmeli Kedi</em> hikâyesine daha yakından tanıklık ettiğimiz bir filmle karşınızdayız. <em>Çizmeli Kedi</em>: Son Dilek işlediği farklı temalarla çocuklukta bizi etkileyen boncuk boncuk gözlerin arkasına değerli anlamlar sıkıştırmayı başarmış.</p>



<p>Bu filmi&nbsp;ilk izlediğimde bunun çocuklar&nbsp;için uygun olup olmayacağını düşündüm. Çünkü ben&nbsp;de&nbsp;bu karaktere&nbsp;herkes gibi&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Şrek" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Şrek</a>&nbsp;evreninde çocukken hayran kalmıştım. Şunu söyleyebilirim ki şimdiki çocuklar&nbsp;daha şanslı. Çünkü karşılarından hem hayran olabilecekleri hem de örnek alabilecekleri bir kahraman var.  </p>



<p>Filmi izlemek oldukça keyifli ve eğlenceli. Bunun&nbsp;yanı sıra yetişkinlerin çok daha farklı çıkarımlar yapabilecekleri&nbsp;bir yapım olmuş.&nbsp;Metaforik&nbsp;anlatımlarının yanı sıra&nbsp;korku temasını çok iyi yansıtır.&nbsp; </p>



<p>Çocuklar için&nbsp;de mükemmel görsel efektler ve tatlılıktan bayılacakları kediler barındırıyor. Farklı anlatılar sunan&nbsp;<em>Çizmeli Kedi</em>, hikâyesi ile beklentilerimin üzerine çıktı diyebilirim.</p>



<p>İncelemeye geçmeden önce değinmem gereken bir nokta var. Bir pedagog değilim ya da çocuk psikolojisinden anlamam. Fakat on yaşının altındaki çocukların filmi tek başına izlemeleri sakıncalı olabilir. Bu açıdan “ya içinde benim bildiğim tatlış çizmeli kedi var, nasıl bir sakıncası olabilir ki” diye düşünüp tablette bu filmi çocuğun önüne açıp yalnız bırakmayın, birlikte izleyin derim.</p>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Örümcek-Adam:_Örümcek_Evreninde" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Örümcek-Adam: Örümcek Evreninde</a> animasyondan ilham alınarak <em>Çizmeli Kedi</em>: Son Dilek filminin animasyonlarının ortaya çıktığını da dile getireyim. Filmi izlerken de dikkatli gözlerin görselliği ve çizimleri bir filme çok benzeteceklerine eminim.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-cizmeli-kedi-konusu-nedir">Çizmeli Kedi Konusu Nedir?</h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Puss In Boots: The Last Wish - Official Trailer 2" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/RqrXhwS33yc?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption class="wp-element-caption"><em>Çizmeli Kedi: Son Dilek Fragmanı</em></figcaption></figure>



<p>Bu evrene pek hakim olmayanlar için son dilek bir devam filmi. İlk filmde çeşitli olaylar yaşayan çizmeli kedi, hayatındaki heyecanı ve maceraya olan şehvetini kaybettiğini görürüz.  </p>



<p>Dokuz hayatından sekizini kaybetmiş olan ve geriye sadece bir hakkının kaldığını fark eden <em>çizmeli kedi</em> kendini yaşamı ve yaşadıklarını sorgulamaya başlar. Çıkış yolunu ise yaşadıkları hayatları geri almakta bulur. Bu yüzden &#8220;Dilek Yıldızı&#8221; denilen, dilediği her şeyi gerçekleştiren gizemli yıldızın peşine düşer.</p>



<p>Ben filmi İngilizce olarak izledim. Bunun da en büyük nedeni seslendirme kadrosu. <em>Çizmeli Kedi</em> seslendirmesiyle ön plana çıkan ünlü oyuncu &#8220;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Antonio_Banderas" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Antonio Banderas</a>&#8221; ve Kitty Softpaws seslendirmesiyle “<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Salma_Hayek" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Salma Hayek</a>” çok iyi iş çıkarmışlar. Fakat Türkçesi’nin de iyi olduğunu tahmin ediyorum.  </p>



<p>Çizmeli kedinin ilk filmini izlemeyenlerin konuyu kaçıracaklarını düşünmüyorum. Fakat bu filmi severseniz dönüp ilk filmi de izleyebilirsiniz elbette.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-korkusuz-kahraman">Korkusuz Kahraman</h2>



<p>Kedimizin kendi mütevazilikten uzak müzikaliyle başlar çizmeli kedimizin yolculuğu.&nbsp;Sorduğu çok güzel bir soru var: “En sevdiğiniz <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/fobi-en-yogun-korkularimiz/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">korkusuz</a> kahraman kim?”&nbsp;</p>



<p>Sonuçta neden korkusun ki? Ona hiç insan eli dahi değmedi. Henüz daha ilk dakikalarda mükemmel bir kontrastla minicik bir kedinin vadinin en büyük devine karşı merhamet dilettiği sahneleri izleriz.&nbsp;Böyle olunca &#8220;korkusuz kedimizi korkutacak ne olabilir&#8221; diye düşünürüz ister istemez.&nbsp; </p>



<p>Gel gör ki,&nbsp;insanların da korkulu rüyası olan zamanın akışına ve yaşlanmaya karşı&nbsp;elindeki kılıç paslanmaktan başka bir işe yaramaz çizmeli kedinin.&nbsp;Korkusuz kahraman olarak yıllarca üzerimizde etkisi büyük olmuş bu karakterin korkusunun tüylerini diken diken edişine tanıklık etmeye başlarız.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-dokuzdan-geriye-bir-kaldi">Dokuzdan Geriye Bir Kaldı </h2>



<p>&#8220;Ölümün&nbsp;yüzüne gülerim ben&#8221; deyip koca bir kahkaha attıktan sonra ölümlerinin ne kadar aptalca olduğunu ve kendi canına değer vermeyip cidden gülerken canlarını yitirdiği anlara tanıklık ederiz.&nbsp;Bu ölümlerin her biriyse sarhoş, obur ya da kendi kibrine yenik düşerek ölüme davetiye&nbsp;çıkaran türden.  </p>



<p>Bir yedi ölümcül günah&nbsp;metaforu yapmak zor değil bu sahnelerin bazılarında. En azından ben öyle çıkardım diyebilirim. Çünkü bazı ölümlerinde kendisini&nbsp;oburluk, kibir, şehvet ve öfke&nbsp;gibi&nbsp;hallerin içinde gördük.&nbsp;Ki zaten bu özelliklerin çoğuna normal hayatında da sahip kendisi.&nbsp;</p>



<p>Neticesinde doktorunun yazdığı “biraz durul ve kalan son canını doğru kullan” reçetesini ciddiye almayan çizmeli kedi; asla emekliye ayrılıp &#8220;sevilecek bir kedi&#8221; olmadığını düşünür ve kendini bir bara atar.&nbsp;Sütünü yudumlarken de tüm bu düşüncelerini kifayetsiz çıkaran biriyle karşılaşır: Tırpanlı Kurt.&nbsp; </p>



<p>İlk izlenimde bunun bir Azrail teması olduğunu ve dolayısıyla&nbsp;ölümle tanıştığını izleyici olarak anlıyoruz. Fakat <em>çizmeli kedi</em> için o sadece bir düşman. Burada kedi ve kurt tasvirleri de aslında yaşlanmanın simgesi olarak okunabilir. <em>Çizmeli kedi</em> bu düşmanla başa çıkamayacağını ve onu asla yenemeyeceğini anlayınca ilk defa farklı bir duygu ile tanışır: Korku.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-korkuyla-tanisip-cizmelerini-gommek">Korkuyla Tanışıp Çizmelerini Gömmek</h2>



<p>Hayatı yeşil kocaman gözlerinin önünden geçen kedimiz hayatında ilk defa o tatlı tüyleri diken diken olur ve korkuyla tanışır. İleride korku temasına&nbsp;daha fazla değineceğim. Fakat şunu söylemem gerekir ki bu film korkuyu tam anlamıyla&nbsp;doruklarına kadar&nbsp;işliyor.&nbsp;Çünkü her insanın hem merak hem de korku ikileminde düşündüğü “ölüm” temasına odaklıyor korkuyu.</p>



<p>Ölümden korkan ve doktorun reçetesini uygulamaya kara veren <em>çizmeli kedi</em>&nbsp;düello attığı bardan kaçar. Artık çizmelere layık olmadığını düşünüp cüppesini ve şapkasını çizmeleriyle birlikte gömer. Böylece çok sevilen kahraman kimliğinden uzaklaşır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sevilesi-bir-kedi">Sevilesi Bir Kedi</h2>



<p>Doktorun asıl önerisiyse&nbsp;kedi besleyen&nbsp;bir teyzenin evinde huzurlu&nbsp;bir yaşam sürmeye başlaması. Fakat burada kendi alışkanlıklarından uzaklaşması lazım. Yani klasik bir kedi gibi yaşamayı öğrenmesi gerekiyor. Tuvaleti geldiğinde&nbsp;kedi kumuna gitmesi, yemek için ocağı değil herkes gibi mama sırasını beklemesi lazım. Bu duruma zor da olsa alışıyor tabi.</p>



<p>Burada köpekle taşınıp arkadaşlık kurar. Kahramanlık hikayesi sona eren kedimiz korkusuyla yüzleşmeden&nbsp;kendini bu yakın olmaya uzak olan köpek dostuyla farklı bir hikâyede&nbsp;bulur. Ve umutları sönüp yeni haline alışmaya, yaşlılığı kabullenmeye başlamışken&nbsp;“dilek yıldızı”&nbsp;diye bir şeyin varlığından haberdar olur.  </p>



<p>Dilek&nbsp;yıldızını çalıp eski hayatına dönebileceğini, dokuz canını geri alabileceğini düşünüp çizmelerini gömdüğü yerden çıkartır.&nbsp;Fakat her şey planladığı gibi gitmez.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-olum-takibi-birakmaz">Ölüm Takibi Bırakmaz </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/cizmeli-kedi-2.jpg" alt="çizmeli kedi " class="wp-image-15860" width="842" height="474" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/cizmeli-kedi-2.jpg 750w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/cizmeli-kedi-2-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/cizmeli-kedi-2-480x270.jpg 480w" sizes="(max-width: 842px) 100vw, 842px" /></figure>



<p>Tüm peri masalı ve efsanelerin farklılıklarını izlerken ölümün de çizmeli kediyi izlediğini ayrıntılardan ve bazen de gözümüze sokularak görürüz. Bu süreçte yani dilek yıldızını bulurken aramıza yeni bir arkadaş daha katılıyor. Çizmeli Kedi&#8217;nin eski sevgilisi olan Kitty Softpows ile geçmişinin derinliklerine ineriz.  </p>



<p>Bu üçlü dilek yıldızını bulmak için bir yolculuğa çıkarlar.&nbsp;Kitty Softpows’un kendi planları varken, aralarında en masumu yavru köpek (Perrito) dostumuzdur.&nbsp;Film de aslında bu üç arkadaşın birlikte karanlık ormana girmelerinden sonra başlıyor diyebilirim.&nbsp; </p>



<p>Ölümün yanı sıra sevimli&nbsp;ama kötü niyetli ayıcıklar da var. Goldilocks onların arasında kendine gerçek bir aile kurmanın hayalini düşler. Jack&nbsp;Horner&nbsp;da kendi planladıklarıyla çizmeli kedili ve ekibimizin peşini bırakmaz. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-dostuluk-takimi">Dostuluk Takımı</h2>



<p>Jack Horner klasik bir kötü karakter olarak&nbsp;resmedilip dilek yıldızının peşine düşer. Fakat&nbsp;kendi içindeki vicdanı&nbsp;ile yüzleştiği anlara da tanıklık ederiz bazı sahnelerde.&nbsp;Ayıcıkların&nbsp;aile&nbsp;temsilleri oldukça ilham verici türden.&nbsp;Goldilocks&nbsp;karakteri ise kendini kabullenememenin, yine öz güvensizliğin bir yansıması olarak ayıların arasındadır.  </p>



<p>Ailesini kabul edemeyen Goldilocks&nbsp;karakterini gerçek bir aile için dilek yıldızının peşinde olduğunu anlarız.Kitty ise içten içe çizmeli kediye olan hayranlığının yanı sıra güvenebileceği birini aradığı için dilek yıldızının peşindedir.&nbsp;</p>



<p><em>Çizmeli Kedi</em> zaten başlı başına bir karakter gelişimine sahip&nbsp;filmde. Başlardaki o öz güven,&nbsp;ölümle karşılaştıktan sonra kaybolur&nbsp;ve o eski atikliğini kaybettiğini çabucak anlaşılır. Korku onu yiyip bitirirken tutkusunu da köreltir.  </p>



<p><em>Çizmeli Kedi</em> sık sık panik atak geçirip git gide ölüme sürüklenir. Bir yandan da Kittyle olan aşklarını ve onu terk edişine üzülüp hatalarını düşünür. Perrito (ufak köpek) saflığı ve yaşadıklarından ders çıkarıp hüzünlü bir yaşam hikayesi olmasına rağmen umudu, sahip olduklarıyla mutlu olan bir karakter&nbsp;olarak anime edilir. Bu üçlü diğerlerinin arasından sıyrıldığı Perrito’nun değimiyle dostluk takımı olarak dilek yıldızını bulmaya çalışırlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-eski-guzel-seylerin-yansimasi">Eski Güzel Şeylerin Yansıması</h2>



<p><em>Çizmeli Kedi</em> her filminde olduğu gibi kendine aşık&nbsp;ve bencil&nbsp;bir karakter. Fakat bu filmin sonlarına doğru başkalarına da değer vermeye başlamasını görüyoruz. Özellikle çizmeli kedinin önceki hayatlarıyla karşılamasında, eski güzel şeylerin yansımasını buz üzerinde görüp bazı şeyleri kabullenmeye başlar. Eski güzel şeyler pişmanlıkları da temsil ediyor. Sonuçta her güzel şey içinde pişmanlık da barındırır.</p>



<p>Bu yansımalarının arasında çizmeli&nbsp;kedinin bir karar vermesi gerekir. Tekrar yanlız çalışıp efsane mi olacak yoksa dileği&nbsp;mi paylaşacak mı? Ölüm tek tek yansımalarını&nbsp;kırarken o da içindeki korkuyu kırıp kaçmaya çalışır. Çizmeli Kedi aşkı, sevgiyi, dostluğu&nbsp;tekrar bulmak ve bazı şeyleri düzeltmek istediğini fark etse de bencilliği ağır basar. &nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-son-dilek">Son Dilek</h2>



<p>Son sahnede ayıcıklarla Goldilocks&nbsp;hikâyesi tam ayarına gelir.&nbsp;Aileni olduğun gibi kabullenmeyi ve kendini bir şekilde onların içinde yer bulmayla&nbsp;bağlanır. Jack&#8217;in sonsuzluğa gömüldüğünü,&nbsp;Perito’nun yol göstericiliği&nbsp;ve dostluğa olan inancını kaybetmeyişini görürüz.&nbsp;Ve çizmeli kedinin korkuyla &nbsp;yüzleşip sevgiyle, dostlarına olan güveni düşünüp tekrar bir olmasını izleriz.  </p>



<p>Ölümü yenemese de ona karşı sonuna kadar&nbsp;savaşacağını öğrenir. Ve son dileğin gereksiz bir kavram olduğunu her şeyin olması gibi gerektiğini dilek dilemenin değil var olduklarına sahip çıkmanın önemini bizimle birlikte o da öğrenir.</p>



<p>Filmle alakalı aslında daha anlatılacak çok fazla şey var. Sizler <em>Çizmeli Kedi</em>: Son Dilek hakkında neler düşünüyorsunuz? Filmi izlemeyi planlıyor musunuz? Yorumlarda buluşalım.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/cizmeli-kedi-son-dilek-incelemesi/">Çizmeli Kedi: Son Dilek İncelemesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/cizmeli-kedi-son-dilek-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Fabelmans: Bir Spielberg Hikâyesi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/the-fabelmans-filmler-asla-unutmayacagimiz-ruyalardir/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/the-fabelmans-filmler-asla-unutmayacagimiz-ruyalardir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 12:58:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[fabelmansincelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[filminceleme]]></category>
		<category><![CDATA[stevenspielberg]]></category>
		<category><![CDATA[thefabelmans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15604</guid>

					<description><![CDATA[<p>The Fabelmans hakkında detaylı bir inceleme sizleri bekliyor. 2023 yılının Altın Küre ödüllerinde en iyi film seçilen yapıma gelin yakından bakalım.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/the-fabelmans-filmler-asla-unutmayacagimiz-ruyalardir/">The Fabelmans: Bir Spielberg Hikâyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>The Fabelmans </em>hakkında detaylı bir inceleme sizleri bekliyor. 2023 yılının Altın Küre ödüllerinde en iyi film seçilen yapıma gelin yakından bakalım.</p>



<p>Spielberg büyük işlere imza atmış, oldukça popüler bir yönetmen. Bu kimliğinin arkasında doğal olarak hak ettiği kendini beğenmişlik hissi de gizli. Elbette mütevazi olmasına da gerek yok! Çünkü <em>Jaws</em>,<em> E.T</em>, <em>Jurassic Par</em>k ve<em> Schindler&#8217;in Listesi</em> gibi filmleri; kült filmler arasına rahatlıkla girer.</p>



<p><em>Fabelmans</em> ise kendi otobiyografisini anlattığı oldukça başarılı bir iş olarak vizyona girdi. Bu incelemede filmden spoiler vermeden bazı kritik noktalara değinmeye çalışarak, kendimce çıkarımlarımda bulunacağım. O halde buyurun&#8230;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-the-fabelmans-ne-anlatiyor">The Fabelmans Ne Anlatıyor?</h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="The Fabelmans | Official Trailer [HD]" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/D1G2iLSzOe8?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption class="wp-element-caption"><em>The Fabelmans Fragmanı</em></figcaption></figure>



<p>Spielberg&#8217;in nostaljik anılarına uzanan ve kendi çocukluğuna atıfta bulunduğu filmi, ailesinin soyadının ilk harfi olan &#8220;F&#8221; harfine dayanıyor. Kısaca Spielberg&#8217;in kendi hayatından kesitler içeren film, 1950&#8217;lerin ve 1960&#8217;ların Amerika&#8217;sında geçiyor.  </p>



<p><em>The Fabelmans</em> vizyona girdiği andan itibaren hem eleştirmenlerden hem de sinemaseverlerden tam not aldı diyebilirim. Oscar&#8217;a da aday gösterilen yapım içerisinde pek çok farklı tema da işliyor.</p>



<p>Sammy Fabelman rolünde Gabriel LaBelle oynuyor. Spielberg&#8217;ü ne kadar iyi canlandırmış bilemeyeceğim fakat oyunculuğu gayet başarılıydı. Sammy&#8217;nin annesi rolünde <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Michelle_Williams_(oyuncu)" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Michelle Williams</a> ve babası rolündeyse Paul Dano yer alıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-spielberg-un-sirlari">Spielberg&#8217;ün Sırları</h2>



<p>Spielberg, <em>The Fabelmans</em> ile oldukça drama dolu bir iş sergilemiş ekrana. Kendi hayatının bir nevi sırlarını bize sunuyor. Yine de yaşadıklarında belki biraz da oynamalar ve abartmalar yaparak gözler önüne serdiği söyleyelim. Fakat anlatmak istediğini iyi anlatmış.  </p>



<p>Oscar&#8217;ı ne kadar hak ettiği tartışılır. Fakat özellikle eleştirmenler ve sinemaseverler nezdinde çok beğenilmiş bir film oldu. Düz izleyici ise biraz sıkılmış olabilir filmi izlerken. Bu oldukça doğal. Çünkü bu film bir otobiyografi. Ve bir insanın hayatı en azından bazıları için ilgi çekici gelmeyebiliyor.</p>



<p>Halbuki film kendi içerisinde aile travmalarına, Spielberg&#8217;in ergenliğinden yetişkinliğine geçerken yaşadığı zorlu sürece, ailesinin boşanmasında yaşadığı kaybolma hissine odaklanıyor.  </p>



<p>Ayrıca çocukluğunun en derinliklerinde başlayıp hayatının en büyük parçası olan sinema sevgisini çok iyi işleyerek; izleyiciyi kendi hayatının içinde yaşadığı sorunla ve edindiği tutkuların peşinden koşmasıyla hayat arasındaki sıkışmışlık arasında empati kurabilmesini sağlıyor.  </p>



<p>Bununla da kalmayıp hayallerin peşinden koşmanın ne kadar zorlu olduğunu gösteriyor. Fakat bu zorluğun sonunda kendini gerçekleştirme hissinin bir ödül olarak insana neler katabileceğini de gösteriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-filmler-asla-unutmayacagimiz-ruyalardir">Filmler Asla Unutmayacağımız Rüyalardır  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/1-1024x576.jpg" alt="the fabelmans" class="wp-image-15749" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/1-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/1-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/1-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/1-1536x864.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/1-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/1.jpg 1778w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bu başlıktaki cümle beni oldukça etkiledi. Çünkü hiç bu açıdan düşündürtmemişti beni filmler konusunda. Belli ki Spielberg&#8217;in de hayatında önemli bir yer kaplıyor bu cümle. Çünkü film ufak Sam&#8217;in ailesiyle birlikte &#8220;The Greatest Show on Earth&#8221;&#8216; filmini izlemeye gitmesiyle başlıyor. </p>



<p>Bu filme gitme aşaması onu ufak bir çocuk bakış açısından hareket eden fotoğrafları canavarlaştırmasıyla korkutuyor. Fakat sonrasında üzerinde önemli bir etki bırakıyor. Ki bunu ilerleyen sahnelerde kendince filmdeki sahneleri tekrar kurgulamasında görüyoruz.  </p>



<p>Tren sahnesine olan hayranlığı korku duymasına neden oluyor. Ve bu korkuyu kontrol altına alması için annesi aracılığıyla kamerayla ilk kez tanışıyor.</p>



<p>Daha sonrasında film ve sinemayı ailesinin boşanmasıyla başa çıkmak için kullanan genç Spielberg&#8217;in ne kadar yetenekli olduğunu görürüz. Kendisinin yıllar içerisinde hayatıyla alakalı, özellikle çektiği filmlere yansıttığı ve sonrasında bahsettiği birçok röportajı var.  </p>



<p>Bunlardan anı kırıntılarını ekranda dramatize bir şekilde oldukça iyi yansıtarak ekrana taşıması da takdir edilesi. Kendi rüyasının ne kadar derin olduğunu gösterir nitelikteki sahneleri izlemek ise çok keyifli.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-her-seyin-bir-sebebi-var">Her Şeyin Bir Sebebi Var</h2>



<p>Ufak Sammy&#8217;nin hayatının derinliklerinden başladığımız anlatı bizi daha farklı bir noktaya doğru sürüklüyor. Kardeşleri ve çevresinden gördükleriyle etkileşimleri sayesinde kamera kullanmaya ve görsel algılara olan eğilimi daha da gelişiyor.  </p>



<p>Büyüdüğünde ise izci arkadaşlarıyla eğlenmek için çektikleri düşük bütçeli filmlerle bu yetenekleri daha da belirginleşiyor. Burada ailesinin üzerindeki etkisinden bahsetmemek olmaz. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sanat-neden-dolandirir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Sanata</a> olan eğilimini annesinden gelen Sam&#8217;in babası daha içe dönük bir kişiliğe sahip. </p>



<p>Bilim insanı kimliğiyle Sam&#8217;in her şeye daha lineer bakmasını sağlıyor. Ve sinema üzerinde mühendisliği kullanmasında ilham oluyor. Elbette babasının kendisinin tutku olarak ele aldığı film yapmayı &#8220;hobi&#8221; kelimesi altında sınırlamalarına da bazı sahnelerde gözlemliyoruz. Ve ister istemez bu onu irrite ediyor. Gel gör ki, babası zekice hazırlanan görsel efekt sahnelerinin arkasında yatan matematiği görünce çocuğuna takdir etmeden duramıyor.</p>



<p><em>The Fabelmans</em> ile yönetmen bir kişinin erken yaşlarda zihninin altında yatanlarını izliyoruz. Aslında bu işin, yani sinemaya yansıyan her bir görüntü ve anının bir yönetmen için ne kadar anlamlı olduğunu görebiliyoruz.  </p>



<p>Aynı bir yazarın kelimeleri kullanışı, bir ressamın boya darbelerini doğru seçişi, bir piyanistin hata yapmamak için tırnaklarını kesişi gibi; yönetmen de her bir kareyi doğru ayarlaması gerektiğini öğreniyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sanat-ve-aile">Sanat ve Aile</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/the-fabelmanes-1024x576.jpg" alt="the fabelmans" class="wp-image-15748" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/the-fabelmanes-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/the-fabelmanes-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/the-fabelmanes-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/the-fabelmanes-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/the-fabelmanes.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Neden <em>The Fabelmans</em> demiş de kendi ismini verememiş filme? Bunun cevabı açık. Ailesi her türlü kimlik kazanmasında ve kendisini mükemmeliyetçiliğe itmesinde öncü güç olmuş. Kardeşleri ve akrabaları da dahil her noktada ona farklı bakış açıları kazandırmışlar.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Aile, sanat&#8230; Seni iki parçaya böler bu. Biz bağımlıyız ve sanat da bizim uyuşturucumuz.</em></p>
</blockquote>



<p>Aslında bu cümleyle pek çok şey açıklanıyor Spielberg&#8217;in hayatının içinde sanata ve ailesine karşı yaklaşımı. Ve amacasıyla olan (bir nevi deli gibi sahnelendirilmiş) konuşmasıyla aklındaki karmaşa da çözülüyor. Sanat  yapıp kafasını aslanların ağzına mı sokacak, yoksa önünde çok iyi bir örnek olan annesi gibi (muazzam bir piyanist olabilecekken) kendisini tamamen ailesine ve onların dediklerine mi adayacak?  </p>



<p>Bu sinema aşkı aynı kelebek koleksiyonculuğu gibi başka insanların ağzında hobi olarak kalacak bir şey değil onun için. Sam&#8217;in istediği sanata atılıp sinemaya yön vermek ve dünyanın en büyük ödüllerini kazanmak. Tabii bunu fark etmesi zamanını alıyor genç Sam&#8217;in.</p>



<p>Özellikle annesi ile olan yakın ilişkisi çektikleri ve gördükleriyle etkilenen Sam&#8217;in; onu üzmemek adına nelerden fedakarlık ettiğini ve sır olarak bazı şeyleri saklamaya karar verdiğini de görüyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Suçluluk boşa harcanmış bir duygudur.</em></p>
</blockquote>



<p>Annesiyle sakladıkları sırla aslında hayata dair ne kadar olgunca kararlar verdiğini erken yaşta fark ediyoruz. Ayrıca gençlik yıllarında çektiği her anda drama yüklü sahnelerin arkasında yatan etkenlerin de ailesinden geldiği ve kendisine yaratıcılık kazandırdığı ortada.</p>



<p>Burada oyunculuklara da ayrı bir parantez açmak lazım. Film Spielberg&#8217;in hayatını anlatsa da annesini oynayan Michelle Williams resmen karakteri yaşamış. Michelle Williams muazzam bir iş çıkarmış,  oyunculuğunun yanında anne kimliğini de iyi yansıtmış.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-bullyler-ve-hobiler">Bullyler ve Hobiler</h2>



<p>Sam in Californiaya taşındıktan sonra ailesi ile yaşadıklarını ve elbette pek çok öğrencinin ufakken yaşadığı <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Zorbalık#:~:text=Zorbalık%3B%20psikolojide%20ve%20hukukta%2C%20daha,etkilemesi%2C%20ezmesi%20ve%20gözünü%20korkutması." target="_blank" rel="noreferrer noopener">bully</a>likleri izliyoruz. Bu çok sıkıcı açıkça. Nitekim yaşadıkları onda travma veya tecrübe yaratmış. Evet, yaşadıkları gerçek de olabilir.  </p>



<p>Evet, dönemim bazı ırkçı ve dini ayrımcılıklarını, kötü tavırları gözler önüne de sürebilir. Fakat tüm bu sahnelerin klişe ve sıkıcı olduğu gerçeğini de değiştirmiyor. Yaşananları daha gerçekçi bir perspektiften anlatmış olmasına rağmen; bunları çok fazla gördüğümüz için bana sıkıcı geldi diyebilirim. Yine de Sam&#8217;in bu bullyliklere karşı yine kaçışını sinemada bulması ilham verici bir nokta diyebilirim.</p>



<p>Nitekim Monica ile tanışmaları ve sevgili olmaları da Spielberg&#8217;in hayatında önemli bir noktada olduğunu anlıyoruz bu gençlik yıllarında. Özellikle yitip gitmeye başlayan sinema sevgisi kendisiyle tekrar gün yüzüne çıkıyor. Ve yine kendisini yıpratan bu kişileri çektiği filmlerde birer altınmış gibi göstermesi de aslında işine olan saygısını, sinemaya olan saygısının ergenlik yıllarından geldiğini gösteriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-baskasina-benzemek">Başkasına Benzemek</h2>



<p>Aslında sinemanın bir oyuncu üzerindeki etkisini de gözlemiyoruz <em>The Fabelmans</em> filmiyle. Sam istemeden ve sadece hoş gözüktüğünü düşündüğü şeyi yapıyor. Buna rağmen onu sürekli zorbalık yapan Logan karakterini filminde bir ilah gibi göstermesi; Logandan hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaşmasına neden oluyor.  </p>



<p>Başkasına benzediğini ve onu olmadığı biri gibi, asla uğraşsa hayal etse ve çalışıp çabalasa ulaşamayacağı biri gibi gösterdiğini söyleyip ona kızması; aslında bir oyuncunun rolünün altında ne kadar ezilebileceğini bizleri gösteriyor. Ve şu sözü bazı şeyleri özetliyor:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Hayat filmlerdeki gibi değil, Fabelman..</em>.</p>
</blockquote>



<p>Sam&#8217;de filmin sonlarında bir başkası gibi davranmaması gerektiğini, tutkusunun peşinden ne türlü acılar çekerse çeksin, kim hayır derse desin devam etmesi gerektiğini öğreniyor. Ve bunu en beklemediği yerden babasının öğütüyle alıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-nostaljik-bir-dipnot">Nostaljik Bir Dipnot</h2>



<p><em>The Fabelmans </em>kısaca izlemeye değer. Fakat totalinde Spielberg&#8217;in kendi için yaptığı oldukça dokunaklı ve nostaljiyle dolu bir iş olmuş. Diğer filmleriyle kıyaslamak ne kadar doğru pek emin değilim. İzleyicilere hayatlarıyla alakalı belirli fikirler uyandırabilir ama bir başyapıt noktasına koyulmaz. Daha çok Spielberg&#8217;in anılar denizinde yüzdüğü, izlerken Spielberg&#8217;in sürekli çalıştığı isimlerin de yapımın içinde olduğu bir iş çıkmış diyebilirim.</p>



<p>Peki, siz bu nostalji denizinin bir parçası olan The Fabelsman hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynaklar">Kaynaklar</h2>



<p>https://medium.com/simon-dillon-cinema/film-review-the-fabelmans-7579208c9de5</p>



<p>https://www.oggusto.com/sanat/sanatci/steven-spielberg-hayati-eserleri-ve-bilinmeyenleri</p>



<p>https://variety.com/2022/film/reviews/the-fabelmans-review-steven-spielberg-1235368194/</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/the-fabelmans-filmler-asla-unutmayacagimiz-ruyalardir/">The Fabelmans: Bir Spielberg Hikâyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/the-fabelmans-filmler-asla-unutmayacagimiz-ruyalardir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Menu: Bir Bakış Açısı ve Estetik</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/the-menu-bir-bakis-acisi-ve-estetik/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/the-menu-bir-bakis-acisi-ve-estetik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2023 21:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[filminceleme]]></category>
		<category><![CDATA[themenuincelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[themenukonusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=13663</guid>

					<description><![CDATA[<p>Game of Thrones, Shameless gibi dizilerin yönetmenliğini yapan Mark Mylod'un sayılı uzun metrajlarından the Menu filmini izlediniz mi? Gelin hem filmi hem de biraz gastronomiyi konuşalım...</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/the-menu-bir-bakis-acisi-ve-estetik/">The Menu: Bir Bakış Açısı ve Estetik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>The Menu</em> anlattıklarıyla ve sunduğu görsel şölenle muhakkak zaman ayrılması gereken bir yapım. Yer yer damaklarınızı sulandıracak, çoğu zaman mide bulandıracak, tabağın kanla dolduğu bir film incelemesi ile karşınızdayız.</p>



<p>Mark Mylod&#8217;un yönetmen koltuğunda oturduğu film; Seth Reiss ve Will Tracy tarafından kaleme alındı. Anlatısı, hikâyesi ve çekim açılarının yanı sıra belki de diziye sizleri asıl çekecek etken oyuncu kadrosu.  </p>



<p>Hemen hemen herkesin çok sevdiği, oyunculuğuyla son yıllarda adından söz ettiren aktris <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Anya_Taylor-Joy" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Anya Taylor-Joy</a> başrollerden biri. Onun dışında; Ralph Fiennes, Nicholas Hoult, Hong Chau, Janet McTeer, Reed Birney, Judith Light ve John Leguizamo gibi değerli isimler de filmde yer alıyor.</p>



<p>Filmi spoiler vermeden inceleyeceğim. Başta biraz konusundan bahsedip ardından gastronomi uzmanı bakış açısıyla kendimce yaptığım çıkarımlara değineceğim. Öyle uzman falan dedim ama bu satırları yazarken bir yandan salçalı ekmek kemirdiğimi bilmenizi isterim 🙂</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-the-menu-konusu">The Menu Konusu </h2>



<p><em>The Menu</em> üst kültür olarak adlandırabileceğimiz, <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Fine_dining" target="_blank" rel="noreferrer noopener">fine dining</a> restoran konseptini benimsemiş bir restoran&nbsp;ve oraya giden genç bir çift üzerinden anlatılıyor. Zamanla görüyoruz ki mutfak şefinin kâh yemeğe olan bakış açısı kâh bu seçkin kültüre olan yaklaşımı oldukça farklı.</p>



<p>Restoran özel bir adada. Restoranda başkarakterlerimiz dışında oldukça seçkin insanlar da var. Ünlü bir yemek eleştirmeni, film yıldızı, meşhur editörler gibi. Restoran sadece bir akşam yemeği değil aynı zamanda konuklarına tecrübeler sunmakta.  </p>



<p>Film zamanla bu gösterilerin şiddete kayması ile faklı boyut kazanıyor. Özellikle baş şefin zenginlerin sömürüsü üzerinden yaptığı bazı diyaloglar anlatıyı güçlendirirken oyunculuklar da hikâye için tam anlamıyla meze oluyorlar.</p>



<p>İçerisinde bir nevi <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/her-sey-yok-olur" target="_blank" rel="noreferrer noopener">korku ve gerilim</a> temaları barındıran film, pek çok eleştirmenden olumlu yorum aldı. Ne ki filmi izledikten sonra şöyle çevremdeki yorumları biraz dinleyip okuduğumda bazıları monologları gereksiz bulduklarını ve filmin sonunu beğenmediklerini dile getirmişlerdi. Ben ise aksini düşünüyorum.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-tabaktaki-elitizm-kirintisi">Tabaktaki Elitizm Kırıntısı </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="597" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film-1024x597.jpg" alt="the menu film" class="wp-image-13813" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film-1024x597.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film-300x175.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film-768x448.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film-480x280.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Benim sıklıkla karşılaştığım bir kısım bu sözde elit kimseler. Eminim siz de hayatınızda bu insanlara rastlıyorsunuz. Zenginlikle gelen lüksün elitliğin bir göstergesi olduğunu düşünüyorlar. Halbuki elit olmak kafada başlar ve akıllar şekillenir. Zenginlerin güç göstergelerine tanıklık edip sözde “elit” sohbetlere tanıklık ediyoruz filmin başlangıcında. Şefi gördüğümüzde ise iş başka boyuta kapı açıyor.</p>



<p>Baş şefimizin filmde anlatı olarak tam bir vaiz olarak betimlendiğini söyleyebilirim. İnsanların iki dudağının arasına baktığı, elini çırpmasıyla altında çalışanları hazır ola getirdiği ve yemeğe olan bakış açısını görüyoruz.  </p>



<p>Yemeği yemek için değil tatmak için servis ettiğini konsept sunumlarından ve söylevlerinden anlayabiliyoruz. Filmde yemeğe bakan iki farklı bakış açısına tanıklık ediyoruz. Birincisi başkarakterlerimizden biri olan Tyler’ın şefi idolleştirdiği (hatta tanrılaştırdığı) ve yemeğe tapıyor olmasını görürken; Margot ise sadece hizmet olarak görüyor.  </p>



<p>Burada Margot’un bakış açısına daha yakın olduğumu söyleyebilirim. Özellikle fine dining restoranların her biri size bir tecrübe sunacaklarını söyleyip yemeği tanrı katına çekerler. Muazzam sunumlarla, ışıkla, ses ve kokuyla algılarınızla oynayıp karnınızın doymadığı bir sofra sunarlar. Bunu tercih edene saygım sonsuz ama bana göre değil.</p>



<p>Restoranların iki yüzlü tavırlarını sıklıkla görürüz böyle yerlerde. Size “misafir” derler ama gün sonunda cebinizden binlerce lira alırlar. Hangi misafirlikte soyulduğunuzu hissederek sofradan kalkarsınız ki?  </p>



<p>Ve bence filmin komedi kısmı da zenginlerin öylece para saçmalarından kaynaklı ve sözde kültürel bakış açılarını yemeğe yansıtmaya çalıştıkları kısımlarda başlıyor. Şef ise yemeği tam anlamıyla anlamış biri ama bu anlayış sırasında kafayı sıyırmış ve zenginlerle yemek üzerinden oyun oynaması oldukça ilginç bir gösterimdi benim açımdan.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-her-serden-bir-parcayla-hazirlanmis-the-menu">Her Şerden Bir Parçayla Hazırlanmış: The Menu  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film-inceleme-1024x576.jpg" alt="the menu film inceleme" class="wp-image-13815" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film-inceleme-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film-inceleme-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film-inceleme-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film-inceleme-1536x864.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film-inceleme-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-film-inceleme.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>İstisnasız her anlatıyı yemekle bağdaştırıp menu’nün bir parçası olarak yorumluyor şef. Yolsuzluk yapanları, sahtekarları, sorgulamadan inananları, aldatanları, aç gözlüleri, asla tatmin olmayanları, yalancıları tabağında yansıtıyor. Şefin de söylediği gibi:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Tabaklarımı asla tatmin olmayacak insanları tatmin etme yanılgısına düşerek hazırladım. Bu bizim kültürümüz değil mi? Ve restoranım da bu sorunun bir parçası.</em></p>
</blockquote>



<p><em>The Menu</em>&#8216;nün her noktası bir şefin, yani her anını özenerek geçinen birinin; tatmin olmayan insanların arasında nasıl kafayı sıyırdığını gösteriyor. Ya da körü körüne ona tanrı gibi bakan insanların idol olarak gördükleri insanların imajlarında kavrulmak uğruna nasıl kendi benliklerinden çıktıklarını&#8230;</p>



<p>Biraz daha derinlere inelim. Sanat, edebiyat, film, dizi, manga, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/hayao-miyazaki-dunyasi-1-kadin-ve-kokler" target="_blank" rel="noreferrer noopener">anime</a>, müzik, resim, yemek&#8230; Ne derseniz deyin; içinde bir anlatı, hikâye, tını barındıran her yolculuk insanın hayatına, karakterine ve prensiplerinin belirlenmesinde katkıda bulunur.  </p>



<p>Kimisi kulaklarına değen o müziğin melodisi ile huzur bulur, kimisi baktığı bir resimden çıkardığı anlamlarla düşüncelerini şekillendirir. Bazısı da okuduğu bir kitabın/manganın sayfalarıyla hayatına yön verirken; izlediği bir film/dizi/anime ile entelektüel birikimler kazanan insanlar çoktur. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-itinali-bakis-acisi">İtinalı Bakış Açısı</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/the-menu.jpg" alt="the menu" class="wp-image-13816" width="838" height="465" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu.jpg 800w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-300x167.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-768x426.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-480x266.jpg 480w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>



<p>Bu kadar yolculuğun ve hikâyenin arasında akıllara bir soru geliyor elbet. Bunların hiçbiri olmadan yaşayabilir misiniz? Cevabınız büyük ihtimalle “evet” olacaktır. Tatsız tuzsuz bir hayat olur ama neticede onlarsız yaşarsınız.  </p>



<p>Müzik dinlemeden uyuyabilirsiniz. Kitap okumadan hayatınızı değiştirebilir, bir ekrana bakmadan entelektüel birikim kazanabilirsiniz. Ne ki bu anlatıların, sanatın, düşünce yolculuklarının arasında biri var ki; onsuz yaşayamazsınız. O da: “Gastronomi”</p>



<p>Biliyorum, belki çoğunuz “gastronomi” kelimesine pek aşina değil. Lisanslı ve bu işin master’ını yapan bir gastronomi uzmanı olarak size kısaca tanımlayayım. Gastronomi: yemeği yapmaktan ziyade yemeği anlamak üzerine kurulu entelektüel bir serüvendir. Kimisi için bir bakış açısı, bir estetiği ifade ederken; kimisi içinse lezzetli yemek arayışı olarak tanımlanır.  </p>



<p>Gastronominin olduğu yerde; sanat, edebiyat, kimya, biyoloji, antropoloji, tarih gibi pek çok alan da vardır. Kısaca insanın olduğu her yerdedir gastronomi. Ve insan varsa, hikâye vardır. İşte bu yüzden onsuz olmayan yegane anlatı yemektir, gastronomidir.  </p>



<p>Filmi izlerken benim aklıma bunun farkında olan şefler geldi. Şefler ulvi bir iş yaptıklarının, sanata katkıda bulunduklarının farkında olarak yemek hazırlıyorlar. Özenle yemek hazırlayan bir şefin elinden çıkmış yemeği öylece mideye indirirken; arkasında yatan mükemmeliyetçi tavrı düşünüyor musunuz?</p>



<p>Muhtemelen “hayır”. Pek çok insan düşünmüyor. Ama bir şef, hele bu filmdeki gibi yemeği kafasına takmış bir şef için o tabak çok önemli. Ressamın tuvali, müzisyenin enstrümanı, yazarın kalemi, yönetmenin kamerası gibi adeta. Bu mükemmeliyetçi tavırla, itinalı bakış açısıyla sanat yapmaya çalışan birini izliyoruz filmde. Ne ki şöyle de bir ikilemle karşı karşıya kalıyoruz zamanla, bu ikilem filmde şöyle açıklanıyor:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Bir sanatçı amacını kaybettiğinde ne olur?</em></p>



<p><em>Acınası hale düşer.</em></p>
</blockquote>



<p>Aslında şefin de yaptığı sanatla artık bir amacı olmadığını, bunun da acınası insanlar yüzünden olduğunu anlıyoruz. Bu da doğrudan bizi acılarla dolu bir tabağa ve kanlı bir sunuma yöneltiyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kanli-sunum">Kanlı Sunum </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-incelemesi-1024x682.jpg" alt="the menu incelemesi" class="wp-image-13819" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-incelemesi-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-incelemesi-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-incelemesi-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-incelemesi-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-incelemesi-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-incelemesi-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-menu-incelemesi.jpg 2000w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><em>The Menu</em> filmine bir gastronomi uzmanı bakış açısıyla baktığınızda arkasında yatan şahane mesajları istemsizce alıyorsunuz. Gastronominin sadece yüksek kültür olarak gösterilip fine dining restoranlardaki anlamsız beyaz tabaklara sıkıştırılmasına tanıklık ettim. Ve bunun ne kadar fayda sağlamadığına da. Ne gastronomiye, ne gıdaya, kimseye&#8230;  </p>



<p>Mutfağın bir insanı ne kadar hasta ruhlu yapabileceğine bu filmle tekrar gözlemle fırsatı buldum. Şeflerin kendi hırsları doğrultusunda etrafındaki çalışanlarına nasıl kötü davrandıklarını izlemek oldukça ilginç ama bildiğim bir deneyimdi. Ki eminim mutfaklarda çalışan bir aşçı daha farklı hissedecektir. Ayrıca aşçıların o kaostan kurtulmak adına nasıl birer askere dönüştükleri, daha doğrusu robotlaştıklarını görmek bir açıdan da canımı yaktı.</p>



<p>Hani dedim ya mükemmeliyetçi bakış açısı diye. İşte bu ne kadar gerekli? Kendime bunu sormuşumdur hep. Evet, gastronomi estetik algılara dokunur lakin şu anki dünyamızda bu bir lüks değil mi? Açlık, susuzluk, gıda israfı bu kadar had safhadayken mükemmel tabaklar oluşturmak uğruna yemeği hazırlarken tonlarca fire vermek ne kadar mantıklı?  </p>



<p>Şimdiki dünyamızda bence alt tema olarak sürdürülebilir gastronominin ve veganizmin getirdiği tüketim toplumu olmaktan sıyrılma düşüncesine bağlı kalarak yemekler hazırlamalıyız.</p>



<p>İtinalı olmak sadece tabaklarda değil, tabağı hazırlarken çöpe giden gıdalarda da olmalı. Sıfır atıkla, atık olduğu düşünülen kabuklar, çekirdekler, poslar, saplar, kökler, sularla hazırlanan her bir yemek; gastronomiye “fine dining” adı altında hazırlanan süslü tabaklardan daha çok hizmet ediyor. Ve bu mutfağın her bir ferdinin bilmesi, uygulaması, belki de sadece ve sadece robotlaşmaları, asker gibi savunmaları gereken bir konu olmalı.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-entelektuel-bir-egzersiz">Entelektüel Bir Egzersiz </h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="The Menu | Altyazılı Teaser Fragman" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/aUSMonGrUdg?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Mise en place (ön hazırlık) yapan yamaktan, maydanoz saplarını ayıklayan komiden tutun da; eti dakikası dakikasına mühürleyen aşçıya, tabaktaki beyazlık ayarına dikkat eden baş şefe kadar herkes gıdayı koruyarak yemek yapmalı.  </p>



<p>&#8220;Bu filmden bunu nasıl çıkardın?&#8221; diye sorabilirsiniz. İşte sanat böyle bir şey. <em>The Menu</em> de anlatmak istedikleriyle benim gibi bu işin eğitimini almış ve yıllarca sektörde çalışmış birinin zihninde farklı şeyler uyandırdı.  </p>



<p>Ayrıca filmi izledikçe bu özenli yaklaşımla çıkan tabakların ne kadar lezzetli olabileceklerini kendime sordum. Yemek yüzeysel olamaz mı? Olmalı mı? Eğer böyle bir restoranda yüzeysellikten tamamen uzak tabaklar hazırlamak şartsa annemizin elinden yediğimiz salçalı ekmeğin lezzetini damağımızda hangi lezzet noktasına koyarız?  </p>



<p>Bu da sizin ve benim çıktığımız gastronomi yolculuğunda her daim kendimize soracağımız sorulardan biri olmalı. Filmin son kısmını ve incelememin sonunu, fine dining restoranlara ve gastronomiyi sadece yüksek kültür gibi görenlere yapılan filmden leziz bir alıntı ile yapayım:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Bugün servis edilen her yemek entelektüel bir egzersizdi. Oturup tadı çıkarılacak şeyler değildi. Yemeğinizi yediğim zaman sevgisiz yapıldığı anlaşılıyordu. Takıntıyla yemek yapıyorsun, sevgiyle değil! Sıcak yemekleriniz bile soğuk. Eğer bir şefsen dünyadaki tek amacın insanlara gerçekten sevecekleri yemekler sunmak!</em></p>
</blockquote>



<p>Siz <em>The Menu</em> filmini izlediyseniz ne düşünüyorsunuz? Ayrıca gastronomiye bakış açınızı da bu film nezdinde merak ediyorum. Yorumlarda buluşalım.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/the-menu-bir-bakis-acisi-ve-estetik/">The Menu: Bir Bakış Açısı ve Estetik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/the-menu-bir-bakis-acisi-ve-estetik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>White Noise: Baumbach&#8217;dan Bir Kara Komedi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/white-noise-baumbachdan-bir-kara-komedi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/white-noise-baumbachdan-bir-kara-komedi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Kozak Arman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2022 21:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[adamdriver]]></category>
		<category><![CDATA[filminceleme]]></category>
		<category><![CDATA[netflix]]></category>
		<category><![CDATA[noahbaumbach]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[whitenoise]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=14439</guid>

					<description><![CDATA[<p>79. Venedik Film Festivali ile açılışını yapan ve çokça beğenilen filmi bugün itibariyle Netflix'de izleyebilirsiniz. Ama öncesinde sizi tüm detayları ile ele alınan inceleme yazımıza bekliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/white-noise-baumbachdan-bir-kara-komedi/">White Noise: Baumbach&#8217;dan Bir Kara Komedi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>White Noise, açılışını 79. Venedik Film Festivali ile yaptı. Aynı zamanda festivalin de açılış filmiydi. Bu filmle ilk defa bir Netflix filmi Venedik Film Festivali’nin açılış filmi oldu. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Don_DeLillo" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Don DeLillo</a>’nun romanından Noah Baumbach tarafından sinemaya uyarlanan White Noise’in başrolünde ise Adam Driver ve <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Greta_Gerwig" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Greta Gerwig</a> oynuyor. Film, 30 Aralık itibariyle Netflix Türkiye kataloğunda yer almaya başladı. Gelin şimdi White Noise’ı beraber inceleyelim. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-white-noise-uyarlamak-mumkun-mu">White Noise: Uyarlamak mümkün mü?</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-55-1024x682.png" alt="white noise" class="wp-image-14442" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-55-1024x682.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-55-300x200.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-55-768x512.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-55-720x480.png 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-55-480x320.png 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-55.png 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Don DeLillo, Amerikan’ın en büyük ve ilgi çeken romancılarından biri. Her çıkan eseri dünya çapında büyük bir yankı uyandırıyor. White Noise de kendisinin büyük romanlarından biri. Ülkemizde de Siren Yayınları tarafından Beyaz Gürültü ismiyle yayımlandı. Postmodern bir edebi dünya ortaya koyduğu için de eserleri sinemaya uyarlama konusunda çok kolay seçimler değil. Tam da bu yüzden Noah Baumbach gibi bir yönetmen Don DeLillo’nun eserini sinemaya aktaracağı haberi geldiğinden beri heyecanla beklenen bir filmdi. Konu olarak, liberal bir üniversitede Hitler profesörü olan Jack Gladney (Adam Driver), eşi Babette (Greta Gerwig) ve dört çocuğu ile kendilerini havadan gelen toksik yağış ve kimyasal bir bulutla başlayan bir felaketin içerisinde bulurlar. Filmin tam ortasına oturmuş olan ölüm korkusu, bu felaketle beraber filmin devamında bir ölümle yüzleşme seyrine bürünür. White Noise, bir felaketten kaçış hikayesi değil. Tam tersi felaketi, filmin yan karakterlerinden biri gibi işleyen bir yapı kurmuş.&nbsp;</p>



<p>White Noise, çok boyutlu bir edebi metnin sinemaya aktarılışı. Noah Baumbach metni tam anlamıyla yansıtabilmek için filmin yapısını da sürekli değişen bir şekilde kurmuş. Sadece yapı olarak da değil. Aynı zamanda film farklı türleri de içinde barındırıyor. Yer yer kara film yer yer müzikal yer yerse western türüne ait yapıları izliyoruz. Bu film bir kere daha postmodern bir edebi yapıtı sinemaya uyarlamak ne kadar mümkün sorusunu da tekrar sordurtuyor. Edebi metnin içerisindeki katmanları ve alt metinleri sinemada anlatmaya çalışmak geleneksel sinema anlatısına uygun bir anlatım oluşturmuyor. O yüzden de yönetmeni belli yapı bozumlara zorluyor. Bu filmde de Noah Baumbach’ın bu yolu seçtiğini görüyoruz. White Noise, genel olarak sinemasını diyalog ve ilişki üzerinden kuran Baumbach’ın da sinemasında bambaşka bir yere oturuyor. Bana yer yer sanki Wes Anderson filmi izliyormuşum gibi bir his verdi. Yapı ve renk kullanımı açısından Wes Anderson sineması ile kesişen yerler göze çarpıyor.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-olum-korkusu">Ölüm Korkusu&nbsp;</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-56-1024x682.png" alt="white noise" class="wp-image-14443" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-56-1024x682.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-56-300x200.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-56-768x512.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-56-720x480.png 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-56-480x320.png 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-56.png 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>White Noise, merkezini karakterlerin ölüm korkusu üzerinden kuruyor. Orta yaşlarda olan Jack Gladney, ölümden kaçmak adına her şeyi yapıyor. Bir yandan da tam seksenlere özgü bir anlatım kurularak eşi Babette’i histerik bir şekilde görüyoruz. Karakterler arasında en stabil izlediklerimiz ise çocuklar. Çocukların hepsi çok iyi karakterler. Filmin onların olduğu kısımlarının seyir zevki çok yüksek. Film tam anlamıyla bir felaket komedisi tarzında. Fakat bu metnin bir Don Delillo metni olduğunu unutmayalım. Filmin her yanına zamane kültürü üzerine taşlamalar serpiştirilmiş. Bence bu filmde romanda olduğu kadar iyi çalışmıyor. Romanda, katmanlara yedirilmiş haldeyken filmde bu bir şekilde seyircinin gözüne sokuluyor. Filmin bana göre işlemeyen taraflarından biri bu. İzlerken istemsiz olarak bazı şeyler araya sıkıştırılmış gibi hissettiriyor. Bu da yer yer filmi sekteye uğratıyor. Burada en büyük dezavantaj bir roman uyarlaması olması. Romandaki çoğu şeyi filme geçirmek filmin yapısını sekteye uğratıyor.</p>



<p>Karakterlerin ölüm korkusundan ve ölümün kendisinden kaçış olarak buldukları yöntem ise modernizm ve tüketim. Karakterler tüm ihtişamı ile kurulan tüketim merkezlerine adeta çekiliyorlar. Tüm bunların yanında filmde meydana gelen felaketin insanlar üzerindeki etkileri filmin seksenlerde geçmesine rağmen bugüne dair çok fazla şey söylüyor. Herhangi bir felaket karşısında insanların kolektif olarak gösterdiği tepkiler çok iyi bir şekilde ortaya konulmuş. Bambaşka bir felaket izliyor olsak da pandemide yaşadığımız hissin çok benzerini izliyoruz. İstemsiz olarak o anla büyük bir empati kuruyoruz. Herkesin aynı anda kaçma refleksi, düşünmeden başkaları yapıyor diye yapılan hareketler ve o bilinmezliğin verdiği korku o sahnelerde seyirciye çok iyi bir şekilde geçiyor. Bir anda sanki bir tür felaket filmi izliyormuşuz gibi bir yapının içine giriyoruz. Filmin devamı da bu şekilde geçecek sanarken bir anda yapıyı farklı bir yere kaydırıyor. Filmin alameti farikalarından biri de türler arasında geçişi kolay bir şekilde kurması.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kampus-hitler-ve-elvis">Kampüs, Hitler ve Elvis</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-57-1024x682.png" alt="white noise" class="wp-image-14444" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-57-1024x682.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-57-300x200.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-57-768x512.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-57-720x480.png 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-57-480x320.png 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-57.png 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>White Noise’in eleştiri oklarından bir diğerini yönelttiği yer ise <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/the-chair-akademi-dunyasinda-kadin-olmak/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">akademi</a>. Başrolümüz Jack, filmin başında bir trafik kazası ve uçak kazası görüntüleri izletiyor. Tepedeki Üniversite diye geçen bu okulun içerisinde bir kampüs hicvi izliyoruz. Bir yanda tüm dünyanın üzerine konuşmaktan çekindiği, hassas bulunan konular arasında yer alan bir kişinin dersini veren Jack, diğer bir yanda ise Amerika’nın idollerinden biri olan Elvis dersi veren diğer Profesör Murray. Bu ikisinin Elvis ve Hitler’in annelerine düşkünlüğünü anlatıp, adeta bir şova dönen dersleriyle aslında ikonik insanlara dair halkın bakışı ve hayatlarının da altı çizilmiş oluyor. Tasarım açısından filmin güçlü sahnelerinden biri, adeta bir müzikal edası ile ilerliyor. Bir yerden sonra anlatılan kişilerden çok, anlatımdaki tutkuya esir düşüyoruz. Hipnoz olmuş bir şekilde iki kişiyi izliyoruz. Bu sahnede de gerek kostümler, gerek de mekan açısından yoğun bir renk kullanımı var. Film görsel dili yer yer bu şekilde kuruyor.</p>



<p>White Noise&#8217;in akademiye bakışı, bilgi kirliliği ve felaketlere olan bakışımızın da altını çiziyor. Filmin başında gösterilen o görkemli kaza sahnelerini izlemekten kendimizi alamıyoruz. Filmin devamında gerçek olarak gördüğümüz felaketten de. İnsanlık olarak felaketleri izlemeyi seviyoruz. Tüm o korkunçluğun yanında bir çeşit görkem de görüyoruz. Seyir zevki yüksek bambaşka bir şey. Kavga duyduğu an çıkıp izlemek gibi ya da bir apartmanın yıkılışını izlemek gibi. Belki de ortada dönen bir felakette seyirci olmanın verdiği rahatlıkla bundan keyif alıyoruz. Film de başta öne sürdüğü tezi kanıtlamak istercesine görkemli, sinematik felaket sahneleri ortaya koyuyor. Biz de tüm dikkatimizle izliyoruz. Kendi sunduğu fikirleri filmin içerisinde de tekrar kanıtlıyor. Market sahnelerinin tüm görkemiyle ve renkleriyle yansıtılması, bizim de adeta hipnotize olmuşçasına gözlerimizi alamamamız da filmin seyirci üzerinden kurduğu anlatımlardan bazıları.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-white-noise-teknik-detaylar">White Noise: Teknik Detaylar&nbsp;</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-59-1024x682.png" alt="white noise" class="wp-image-14446" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-59-1024x682.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-59-300x200.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-59-768x512.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-59-720x480.png 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-59-480x320.png 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/Adsiz-tasarim-59.png 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Noah Baumbach’ın filmografisine baktığımızda Frances Ha, Mistress America, Greenberg, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/bosanma-ve-iletisim-eksikligi-marriage-story-ornegi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Marriage Story</a> gibi seyirci tarafından çok sevilen filmleri görüyoruz. Daha önce Frances Ha’da yine beraber çalışan Baumbach, Driver ve Gerwig üçlüsü bu filmde de beraberler. Zaten Baumbach genelde benzer oyuncularla çalışan bir yönetmen. Eşi Greta Gerwig’i de çoğu filminde görüyoruz. Alıştığı oyuncularla çalışmanın şüphesiz ki filmlerine olumlu bir etkisi var. Genel olarak filmleri karakter ve oyunculuk odaklı olduğu için oyuncular ile olan bu ilişkisi onun güçlü taraflarından biri. Bu filmde de Adam Driver ve Greta Gerwig yine iyi oyunculuklar sergiliyorlar. Yine de Marriage Story’deki kavga sahnesinin üzerine çıkamayan bir Adam Driver performansı vardı.&nbsp;</p>



<p>White Noise, Baumbach filmografisinde tamamen farklı bir yerde duruyor. Öncelikle diğer filmleri gibi karakter üzerinden işleyen bir film izlemiyoruz. Onun yerine daha dinamik bir film izliyoruz. Filmin geçişleri ve renkleri Wes Anderson’ı andırıyor. Hatta onun filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz belli sahneler de görüyoruz. Renk kullanımı da bu filmde filmin ana unsurlarından biri haline gelmiş. Sadece sahne üzerinden değil, karakterlerin kıyafetleri de o anki hislerine, kişiliklerine uygun şekilde bir anlatım kuruyor.</p>



<p>White Noise’in seksenler havasını oluşturan kostümleri, mekân dizaynları da çok başarılı. Bizi direkt o zamanlara ışınlıyor. Aynı zamanda birçok büyük ismi gördüğümüz oyuncu seçimleri de çok başarılıydı. Film genel olarak dinamik bir eksende ilerliyor. Bu yüzden de kurgu filmin önemli parçalarından biri haline gelmiş. Gayet başarılı bir kurgu izliyoruz. Müzik kullanımı ve ses tasarımı açısından da sahnelere ve türe uygun müzikler kullanılmış. Filmin müzikleri için birçok başarılı yapımda ismi olan Danny Elfman ile çalışılmış. Filmin görüntü yönetmeni ise daha önce Humans, Black Mirror, The OA isimli yapıtlardan tanıdığımız Lol Crawley. Crawley, bu tarz bir film için çok doğru bir görüntü yönetmeni olduğunu da bize bir kere daha gösteriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-izlemeye-deger">İzlemeye Değer</h2>



<p>Kısacası Noah Baumbach’ın son filmi White Noise, alışık olduğumuz tarzından farklı olsa da seyir zevki yüksek bir film. Dol DeLillo’nun eserlerini ve taşlamalarını sevenler için de onun eserini sinemada izlemek adına bakılası bir film. Filmin, komedi unsuru da filmin çoğu yerinde iyi bir şekilde çalışıyor. Tüm bunların yanında ortaya koyduğu hikâyeyi açması ve nerdeyse her insanın baş etmeye çalıştığı şey olan ölüm düşüncesi ve korkusu üzerinden hikâyeyi açması birçok noktada kolay empati yapmamızı sağlıyor. Her şey bir yana Adam Driver’ın coşkuyla Hitler anlattığı o sahne için bile izlenebilir. Hazır Netflix’e de gelmişken bence kaçırmayın.&nbsp;&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="White Noise | Official Trailer | Netflix" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/SgwKZAMx_gM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/white-noise-baumbachdan-bir-kara-komedi/">White Noise: Baumbach&#8217;dan Bir Kara Komedi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/white-noise-baumbachdan-bir-kara-komedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avatar: Suyun Yolu İncelemesi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/avatar-suyun-yolu-incelemesi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/avatar-suyun-yolu-incelemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2022 21:15:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[avatarinceleme]]></category>
		<category><![CDATA[avatarkonusu]]></category>
		<category><![CDATA[avatarsuyunyolu]]></category>
		<category><![CDATA[filminceleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=14200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avatar Suyun Yolu&#160;incelemesi sizlerle&#8230; James Cameron’ı zamanında sinema dünyasını kasıp kavurmuş biri olarak tanıyoruz. Eskiden her iki, üç kişiden birine</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/avatar-suyun-yolu-incelemesi/">Avatar: Suyun Yolu İncelemesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Avatar Suyun Yolu</em>&nbsp;incelemesi sizlerle&#8230;</p>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/James_Cameron#:~:text=James%20Francis%20Cameron%20(d.,gibi%20ödüllü%20Hollywood%20filmleri%20bulunur." target="_blank" rel="noreferrer noopener">James Cameron</a>’ı zamanında sinema dünyasını kasıp kavurmuş biri olarak tanıyoruz. Eskiden her iki, üç kişiden birine <em>“en sevdiğin film ne?”</em> sorulduğunda genelde onun filmlerinden birini söylüyordu. <em>Terminatör</em>, <em>Titanic</em>, <em>Aliens</em> ve tabii <em>Avatar</em> gibi kült filmlerin yönetmeni kendisi.  </p>



<p>Bizim konumuz ise geçenlerde aramıza katılan ve akıllara &#8220;<em>yıllarca beklemeye değdi mi?</em>&#8221; sorusunu getiren, <em>Avatar: Suyun Yolu</em>&nbsp;filmi. &#8220;Avatar&#8221; derken; son hava bükücü olanla karıştırılmasın, bunlar oradan oraya koşturan mavi yaratıkların yer aldığı film. Bu sefer yüzüyorlar gerçi. 🙂</p>



<p>2009 yılında çekilmiş olan ilk filmdeki kadro neredeyse tamı tamına aynı diyebiliriz. Sam Worthington, Zoe Saldana, Sigourney Weaver gibi zamanında adından çok söz ettirmiş isimler, elbette devamı olan <em>Avatar </em>2&#8217;de de yer alıyorlar.  </p>



<p>Fakat bu sefer baş rollerimizi sadece <em>Avatar</em> hallerinde izliyoruz. Belki de böylesi daha iyi. Tabii yönetmen koltuğunda da yine yaşlı kurt James Cameron var. İlk filmde olduğu gibi senaryoda onun elinden çıkıyor.</p>



<p><em>Avatar Suyun Yolu</em>&#8216;nu incelerken ilk olarak filmdeki detaylardan bahsedeceğim, ardından yine ilk filmle olabildiğince kıyaslamaya çalışarak ikinci filmin iyi ve kötü yanlarına değiniyor olacağım. Merak etmeyin hiç bir anında spoilera maruz kalmayacaksınız. O halde buyurun&#8230;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-avatar-konusu">Avatar Konusu</h2>



<p>Sanskritçe dilinde “cisimleşme” anlamına gelen <em>Avatar</em>; sinemada yayınladığı 2009 yılından sonra gişede 2 milyar hasılatı geçmiş ilk film olma özelliği taşıyor. 2,789,700,000 dolar gibi rakamlarını sayarken bile yorulduğumuz bu hasılat; sonraları ortalığı bir &#8220;The snap&#8221; belasıyla (tatlı bela diyelim) sarsan Marvel&#8217;in en gözde filmi olan <em>Avengers: Endgame</em>&#8216;e bırakmıştı.</p>



<p><em>Endgame</em>’i bir külliyat olarak kabul edelim. Yani arkasından gelen onlarca filmin etkisini ve bir dönemi bitiren film diye düşünürsek; <em>Avatar</em>&#8216;ın tek başına yaptığı iş bambaşka. Hele hele 2009 yılında&#8230; Peki bu filmi bu kadar popüler kılan, insanların zamanında sinemada belki de defalarca izlemesini sağlayan şey neydi? Ve buna bağlı olarak ikinci filme karşı beklentimiz ne yönde olmalı?</p>



<p>Birinci sorunun cevabı çok basit. Avatar 3D formatta çekilip dünyaya muazzam bir reklamla sunuldu. CGI kullanımı bambaşka bir boyut kazandı<em> Avatar</em>la. Film çıktıktan sonra ise Oscar’da pek çok kategoride aday gösterilip en iyi görsel efekt ve en iyi görüntü yönetmeni ödüllerini aldı.  </p>



<p>İkinci sorunun cevabı ise biraz kafamı karıştırıyor. Çünkü şu anki dünyada 3D gibi bir yeniliği sinemaya taşımaya benzer bir yenilik ne kadar mümkün olabilir ki? Fakat insan ister istemez farklı bir şey bekliyor değil mİ James Cameron’dan?</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Avatar - Behind The Scenes (B-Rolls)" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/61kMpOgkZRs?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption class="wp-element-caption"><em>Avatar 1 Çekim Aşamaları</em></figcaption></figure>



<p>Biraz ilk filmin ve genel anlamda <em>Avatar</em>&#8216;ın konusunu hatırlamayanlar için özet geçelim. 2154’te bir uzay kolonisi olan &#8220;Pandora&#8221; adlı gezegende geçiyor hikâyemiz. Bu gezegende yaşayan &#8220;Na&#8217;vi&#8221; adlı yerli halk, insanların kendi çıkarları doğrultusunda tüm doğal kaynakları sömürmeye çalışan bir şirket tarafından tehdit ediliyor.  </p>



<p>İnsanlar aç gözlülüklerini o zengin kaynaklara dikip Pandora&#8217;ya “Avatar” adı verilen yerli biyolojik yapıda robotlar yaratarak; Na&#8217;vi halkına benzeyen görünüşlerine benzetiyorlar. Böylece yerlilerin güvenini kazanmayı ve onların desteğini almayı hedefliyorlar.  </p>



<p>Ne ki, filmin başkarakteri olan Jake Sully adlı askerimiz, oradaki yaşamı keşfederken Pandoranın muazzam doğası ve Na&#8217;vi halkının ilgisi ve yaşam tarzına hayran kalıyor. Böylece Na&#8217;vi&nbsp;halkının yanında yer almaya karar veriyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-lezzetli-gozuken-bir-kek">Lezzetli Gözüken Bir Kek</h2>



<p>Bilim kurgu sayılabilecek filmlerde gerçekçilik ve inandırıcılık önemli bir rol oynar. Cameron’da aslında Avatarı yaratırken ilhamını çocukken okuduğu bilim kurgu kitaplarından almış. Buna rağmen ilk filmin gerçekçiliği ve anlatısı bana pek yeterli gelmiyor. İlk filmin arkasında duramayacağım ne yazık ki.  </p>



<p>2009 yılında izleyen biri için ele aldığı konu ve tabii görsel efektler doğal olarak insanların filme bakışlarını etkilese de şimdilerde izlemek insanı gerçeklere daha çok odaklıyor. Filmin ana teması dünyada karşılaştığımız tüm çevre sorunları ve doğanın sömürüsü olması takdir edilesi gözükse de bu; filmin akışında zamanla arka plana itiliyor.  </p>



<p>Ayrıca oyuncuların da böyle milyon dolarlar harcanmış bir filmin için yeterli olduklarını düşünmüyorum. Başkarakterimiz yerine Matt Demon düşünülüyormuş; acaba o olsa ne olurdu merak etmiyor değilim.</p>



<p><em>Avatar</em>&#8216;ın ilk filmi lezzetli olması için içine tatlı olan ne var ne yok konulmuş bir keki andırıyor bana. Başarı için şimdiye kadar Hollywood’da kullanılan pek çok klişe entegre edilmiş. Harcanan milyonlarca dolar para ve pazarlama başarısı bu lezzetli gibi gözüken kekin üzerine dökülen çikolatalı bir sos gibi&#8230;</p>



<p>Açıkçası <em>Avatar Suyun Yolu</em> filmi birincinin aksine daha keyifliydi. Oldukça eğlenceli, senaryo boşlukları barındırmayan, çok güzel gözüken bir filmdi. Kimisi için birinci film de böyle değerlendirilebilir ama ben ilk filmi savaş kısımlarında ve anlatının asker üzerinden yapılmasında sıkılmıştım.</p>



<p>Hayatımda ilk defa <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgisayar_tabanlı_görüntü#:~:text=Bilgisayar%20üretimli%20imgeleme%2C%20kısaca%20CGI,simülatörlerde%20bulunan%20görselleri%20oluşturmada%20kullanılır." target="_blank" rel="noreferrer noopener">CGI </a>karakterlerin gerçek insanlarla olan etkileşimini bir sinema perdesinde bu kadar pürüzsüz gördüm. İlla bakışlarda, duruşta veya hareketlerde bir dalgalanma, göze çarpan devinimler gözlemlenir. Bunu mükemmele yakın başarmak oldukça zor. Filmde bu başarıyı; CGI karakterlerin arasına insanları ve özellikle bir karakteri (spider) entegrasyonu ile daha net görüyoruz. </p>



<p>Neticede ikinci filmin senaryosu bire nazaran daha keyifli bulduğumu dile getireyim, birazdan anlatıdan daha detaylı bahsedeceğim. Fakat asıl olay, teknik yenilikler ve görüntüler. Cameron iyi bir senarist mi, değil mi bilemiyorum ama görüntü yönetmenliği, kurgu, ses kalitesi, görsel efektler her iki filmi asıl izleten yegâne unsular.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-imax-efekt-ve-dogru-sinema-secimi">IMAX Efekt, ve Doğru Sinema Seçimi</h2>



<p>Oralarda bir yerde filme gitme planı olana ama “<em>değer mi ki?</em>” düşüncesiyle ayakları hareketlenmeyen birileri varsa; gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bu film imax’de izlenmeli. Belki de imax’de yayına yaklaşabilecek başka bir film daha yok deyip biraz abarta da bilirim.  </p>



<p>Size naçizane bir tavsiye vermek isterim. Ola ki filme gideceksiniz, muhakkak imax’de gidin ve perdeyi tam olarak görebileceğiniz bir yerde oturun. Böylelikle bu filmin görselliğini çok daha net algılayabilirsiniz. Bu 3D için de geçerli.</p>



<p>Dediğim gibi öyle Nolan filmleri gibi beyin yakan veya Villeneuve&nbsp;gibi narativi ön planda tutan bir film değil; Cameron’un yarattığı <em>Avatar Suyun Yolu</em>. Bu film tamamen görsellik üzerine. Film Pandora dünyasının detaylarını daha fazla iniyor, karakterlerin her bir noktasına odaklanmayı seçiyor.  </p>



<p>Ses ve görüntü imax üzerinde gerçek anlamda bambaşka bir deneyim sunuyor insana. Bu filmden de beklenti aslında bu olmalı. Çünkü her karesine özenilen bu işe çok fazla para döküldü. Ki gişe başarısı gelecekse bu görüntü kalitesi sayesinde gelecek.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-13-yillik-bekleyis">13 Yıllık Bekleyiş</h2>



<p>Şimdi açıkçası ben <em>Avatar Suyun Yolu</em> filmini öyle yıllardır beklemiyordum. İkincisi çıkacağını duyduğumda “<em>Ha böyle bir film vardı, di mi?</em>” olmuştum kendi kendime. Fakat eminim ki bu yazıyı okuyanlar arasında yıllardır bu filmin ikincisini bekleyenler, haberlerle heyecanlananlar var.  </p>



<p>Benim <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sanatta-kaynak-problemi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">sanata</a> veya sinema bakışıma göre beklentimi karşıladı diyebilirim. Yine de bir eleştiri getirmem gerekirse şunu sorgulayalım: Sinema eğer izleyiciye anlatı ve senaryo açısından bir yenilik sunmayacaksanız; en doğru yol belirli bir SIG ve görsel efekt kalitesini aynı Cameron’un yaptığı gibi alıp “<em>en iyisini biz yaparız</em>” diyerek ortaya bir film çıkarmak mıdır? Kimisi sinema ekranında bambaşka teknik farklılıklar görmek isteyebilir. </p>



<p>Eğer 13 yıl boyunca bekleyip <em>Avatar 2</em> gelecek ve inovasyonu ile sinemada aynı 2009 yılında 3D ile yaptığı gibi çığır açacak diye düşünüyorsanız; öyle bir durum yok. Onu söyleyeyim. Ne ki, dediğim gibi belki de var olanlar arasında görsel kalite olarak şimdiye kadar beni en çok etkilemiş yegâne film oldu. O yüzden ben biraz daha görsellik övmek istiyorum izninizle.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-su-yolunun-ne-basi-ne-sonu-vardir">Su Yolunun Ne Başı Ne Sonu Vardır</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/avatar-suyunyolu-1024x576.jpg" alt="avatar-suyunyolu" class="wp-image-14372" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/avatar-suyunyolu-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/avatar-suyunyolu-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/avatar-suyunyolu-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/avatar-suyunyolu-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/avatar-suyunyolu.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>İlk filmi izleyenler filmin içerisindeki karakterlerin daha çok ormanda geçtiğini hatırlarlar. Cameron’un dünyasında kurgulanmış mavi yaratıklar Pandora dünyasında arasında oradan oraya koşturuyorlardı. Bu sefer ise işin içine su giriyor. Ve su demek çok büyük risk demek!  </p>



<p>Bilen bilir, biraz oyun dünyasına hakimseniz eğer; oynadığınız oyunların içerisinde insanın gözüne en yapay gelen şey “su” olur. Oyunların ve filmlerin çoğu da bunu çok iyi beceremez (burada <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Sea_of_Thieves" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Sea of thives</a> oyununu bir kenara ayırayım).  </p>



<p>Bu filmle ise inanılmaz bir risk alarak olayı su boyutuna çekmişler. Suyun yolu denmesi elbette senaryosal ama bence suyun gerçekçiliği böyle bir CGI evreninde şimdiye kadar karşılaştığım en etkili akışa sahipti. Suyun sıçramaları, dalgalanmalar ve mavi yaratıklarımızın suyun her anında gezinmeleri kusursuzdu. Var olan bir şeyi yani “<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/İşleme#:~:text=İşleme%20ya%20da%20rendering%2C%20(bilgisayarda,işlemi%20yapan%20yazılımlara%20işleyici%20denir." target="_blank" rel="noreferrer noopener">renderlama</a> (işleme)” işini bambaşka bir seviyeye çıkarmayı başarmış James Cameron.</p>



<p>Böylelikle harcanan para ve dolarların aslında bu teknoloji için harcandığını da tekrar anlamış oluyoruz. Bu bir inavasyon mudur? Değildir ama var olan bir şeyi alıp mükemmelleştirerek sunmak da bence her sene izleyemeyeceğimiz bu tarz filmlerin ortaya çıkmasını sağlıyor.</p>



<p>Pandora&#8217;nın denizinde derinliklere dalmak; beni adeta büyüledi. Ve dikkatimi yine CGI kalitesine bağlı olarak bir şey çekti. İlk filmde de olduğu gibi burada da savaş ve kaos dolu sahneler bol. Kaosun içerisinde pürüz bulmak basit değil, leke temiz bir yüzeyde daha kolay anlaşılır. Zor olan durgunluğun içinde mükemmeli yaratabilmek. Bu kusursuzluğu &#8220;suyun yolunun&#8221; her anında görebiliyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-aile-her-seydir">Aile Her Şeydir</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/avatar-suyun-yolu-hasilat-1024x576.jpg" alt="avatar-suyunyolu" class="wp-image-14374" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/avatar-suyun-yolu-hasilat-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/avatar-suyun-yolu-hasilat-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/avatar-suyun-yolu-hasilat-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/avatar-suyun-yolu-hasilat-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/avatar-suyun-yolu-hasilat.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Görsellik hakkında çok şey söyledim. Son olarak hikâye ve senaryoya değineyim. Film senaryo kalitesi olarak ilki gibiydi. Eksisi artısıyla aynıydı hatta. Hep bildiğimiz şeyler. İnanın farklı bir şey yok. Bu filme senaryosu veya “<em>acaba ne anlatıyor?</em>” diye gidecekseniz yeni bir şey bulmanız imkansız.</p>



<p>Fakat ilkine nazaran biraz daha keyif aldım diyebilirim. İlk filmde savaş sahneleri ve bir asker üzerinden anlatılan hikâye çok klişe ve bayıcı geldiğini söylemiştim. Ayrıca pek çok şey de sevgiyle çözülmüştü. İkinci filmde sevginin biraz daha derinine inmeye çalışmışlar. Bunu da aile üzerinden yapmışlar daha çok.  </p>



<p>Özellikle baba-anne-oğul-kız gibi önemli bağların kurulduğu ve işlendiği kitaplar, filmler, diziler, oyunlar hayatımda önemli yer kaplamakta.<em> Avatar 2</em> onlardan biri olamayacak elbette ama ilkine kıyasla sevginin daha anlaşılır boyutlarda işlendiği bir hikâye vardı.  </p>



<p>Ne ki, Amerikan filmi &nbsp;bayatlıkları ilkinde olduğu gibi bu filmde de&nbsp;çok fazla. Spoiler sayılmaz diye söylüyorum “ölen geri geliyor”. Ölen geri gelmesin lütfen ya! Kalsın! Başka karakter niye yaratamıyorsunuz ki? Yine bir klişe olarak daha insanlar kötü ve cani; Pandora canlıları pirüpak taraf.</p>



<p>Yine insanlar sözde “ölümsüzlüğü” bir balığın içinde bulmuşlar ve bunun için yakıp yok ediyorlar. Mavi tatlışlar da orada oraya kaçıyorlar ve yaşamaya çalışıyorlar. E sonunda yine kazanan yok! Ölüm var, kan var, gözyaşı var, intikam var! Böyle muazzam bir dünya yaratmışken yine ilk filmde olduğu gibi; tüm anlatıyı “savaş” ve “yok oluş” üzerinden yapmak ne kadar mantıklı? Oysaki Eywa bize &#8220;varoluşu&#8221; göstermiyor mu?</p>



<p>Evet, aile bağları içerisinden ergen çocuklarımızın ve tabii anne babamızın aralarında kurdukları ve kendi başına kalkıştıkları yaramazlıklarla edindikleri tecrübeyle karışık karakter gelişimleri keyifli. Jake baba olmayı öğrenmiş, şu lafı beni etkiledi açıkçası:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Baba dediğin korur, ona anlam katan budur. Bir hayat biter bir hayat başlar.</em></p>
</blockquote>



<p>Ne ki, karakterlerin yaptıkları o kadar saçma şey ve karar var ki, göz devirmeden duramıyorsunuz. Bunu birinci filmin bazı noktalarında da yaşamıştım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-son-olarak">Son Olarak</h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Avatar: Suyun Yolu | Yeni Altyazılı Resmi Fragman" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/KusPPRI8ubg?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption class="wp-element-caption"><em>Avatar: Suyun Yolu Fragmanı</em></figcaption></figure>



<p>Avatar serisinin neden 13 yıl sonra devam filmi geldiği aslında aşikâr. Hollywood klişeyi çok seviyor ve özellikle Disney, Netflix gibi dijital platformların varlığı sinemaya olan ilgiyi azaltması; yapımcıları daha garanti oynamaya itiyor. Şu an <em>Avatar</em>&#8216;ın ilk filmi Disney Plus&#8217;ta mevcut. Belki seneye falan da ikincisi gelir. Fakat ne olursa olsun hiçbir ekranın, sinemada bu filmi izlerken ki verdiği deneyimi sunacağını düşünmüyorum.</p>



<p><em>Avatar</em>&#8216;ın ikinci filmiyle kalmayacağını da söyleyelim. 2028 yılına kadar 3,4 ve 5’inci filmlerini de izlemiş olacağız.</p>



<p>Bu kadar anlattık, konuştuk. İlk filmin detaylarına ardından da ikinci filmin üzerimde bıraktığı etkiden söz ettik. Peki, sizler <em>Avatar</em> hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk filmi, o muazzam 3D deneyimini sinemada ilk defa deneyimleme şansınız oldu mu? Ya da <em>Avatar Suyun Yolu</em>&#8216;na gitmeyi düşünüyor musunuz? Gittiyseniz sizi filmde en çok neler etkiledi? Yorumlarda buluşalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>https://tr.wikipedia.org/wiki/Avatar_(film)<br>https://www.reddit.com/t/avatar_the_way_of_water/<br>https://filmloverss.com/avatar-hakkinda-mutlaka-bilinmesi-gereken-15-detay/</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/avatar-suyun-yolu-incelemesi/">Avatar: Suyun Yolu İncelemesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/avatar-suyun-yolu-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Witcher: Kitap, Oyun, Dizi, Anime, Ne Ararsan Var!</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/the-witcher-kitap-oyun-dizi-anime-ne-ararsan-var/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/the-witcher-kitap-oyun-dizi-anime-ne-ararsan-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Turan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Dec 2022 21:21:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[filminceleme]]></category>
		<category><![CDATA[netflixfilm]]></category>
		<category><![CDATA[thewitcher]]></category>
		<category><![CDATA[thewitcherbloodorigin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=14018</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merakla beklenen Blood Origin Netflix'te yayınlandı. Witcherların yaradılışının anlatıldığı mini diziyi izlemeden önce gelin birlikte Witcher evreninin külliyatından konuşalım.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/the-witcher-kitap-oyun-dizi-anime-ne-ararsan-var/">The Witcher: Kitap, Oyun, Dizi, Anime, Ne Ararsan Var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>The Witcher</em> sizlerle. 2022 yılının son ayında aramıza katılmakta olan <em>The Witcher: Blood Origin</em> dizisi ile <em>The Witcher</em> dünyasına tekrardan giriş yapıyoruz.</p>



<p>Bu sene fantastik eserlere tam anlamıyla doyduk diyebiliriz. <em>Game of Thrones</em>’un spinoff’u olan <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/house-of-the-dragon-1-ve-2-bolum-inceleme" target="_blank" rel="noreferrer noopener">House of Drogons</a> ile ejder ve entrika dolu, oyucuların değişimlerine ayak uyduramadığımız bir dünyadan; öncesinde çok büyük beklentisi olan ama bittikten sonra çabucak unutulmuş Lotr’un biricik dizisi <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/guc-yuzukleri-1-ve-2-bolum-incelemesi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Rings of Power</a>’a geçiş yapmıştık.  </p>



<p>Aralık ayının sonuyla birlikte ise hayatımıza <em>The Witcher: Blood Origin</em> katılıyor. Ben de bu vesileyle; kendi çapımda okuyup, oynayıp ve izleyip tükettiğim, ayrıca insanların yorumlarını sıklıkla takip ederek hayatımın bir parçası haline getirdiğim <em>The Witcher</em> külliyetını ele almaya çalışacağım.</p>



<p>Fantastik edebiyatı çok seven biri olarak <em>The Witcher</em> benim için Got veya Lotr evrenine nazaran daha alt sıralarda diyebilirim. Buna rağmen Witcher 3 oyunu tecrübe ettiğim, ayakları yere sağlam basan yegane Rpg diyebilirim.  </p>



<p>Ayrıca Netfilx’te yayımlanan <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/The_Witcher:_Nightmare_of_the_Wolf" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><em>The Witcher: Nightmare of the Wolf</em> </a>animesi de oldukça başarılıydı. Kitabının bir kısmını okumuş ve sıkılıp bıraktığımı, ayrıca yine Netflix üzerinde yayımlanmış olan ana dizilerini öyle aman aman sevdiğimi söyleyemeyeceğim.  </p>



<p>Her şeye rağmen iyi ki fantastik edebiyat var diyorum. Çünkü gerçek anlamda böyle işler ve özellikle bilim kurgular sayesinde de; insanlar bu zorlayıcı dünyanın içinden az da olsa uzaklaşıp renkli dünyalarda kafa dağıtabiliyorlar.</p>



<p><em>The Witcher</em> ile ilgili söyleyeceğim her şeyi spoiler vermeden yapacağımı bilmenizi isterim. Başta witcher evreninden biraz bahsedip ardından kitap, oyun ve sinema boyutunda dört farklı başlıkla ele almaya çalışacağım. Yine de belirtmek isterim ki özellikle kitap ve oyunların tamamını tüketmedim. Bu eserlere bakış açım biraz da içeriklerini tükettiğim kişiler sayesinde gelişti.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-the-witcher-evreni">The Witcher Evreni</h2>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Andrzej_Sapkowski" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Andrzej Sapkowski</a>&#8216;in yazdığı fantastik bir dünya. Ana hikâye bir canavar avcısı olan Geralt of Rivia üzerinden ilerliyor. Geralt diyardaki veya hikâyedeki tek Witcher değil. Aslında &#8220;Witcher&#8221; demek; mutasyon geçirip kılıç eğitiminde ustalaştıktan sonra yaratıklarla savaşan, genç yaşta yetiştirilen kişilere deniyor. Yani pek çok Witcher var.  </p>



<p>Tabii, bu Witcherların her birinin kendine özgü motivasyonları var. Ayrıca muhakkak eğitim aldıkları yerin kolyesini taşıyıp 2 uzun kılıçla dolaşıyorlar. Gözleri ise kediye benziyor. Hikâye genel anlamıyla elflerin denizaşırı yerlerinden gelip geçtiği yılların sonrasını işliyor. </p>



<p>Elfler ve gnomelar savaştıktan sonra cüceler dağlara, elfler ise ova ve ormanlara dağılıyorlar. İnsanlar beş yüz yıl sonra geldikten sonra pek çok savaş kazanıp diğer ırkları bir nevi dışlıyorlar. Kürelerin birleşimi denilen bir olay sonucunda ise farklı farklı yaratıklar evrene yayılıyor.  </p>



<p>Nilfgaard İmparatorluğu kuzey kıtasını kaybettikten sonra kuzey krallıkları ile anlaşma sağlar ve Witcher&#8217;ın ana hikâyesi Nilfgaard İmparatorluğu ve Kuzey Krallık arasındaki ilk efsanevi savaşının sonunda başlar. Genel hatlarıyla baktığımızda Andrzej Sapkowski&#8217;in Tolkien edebiyatından çok etkilendiğini görebiliyoruz.</p>



<p>Geralt&#8217;ın hikâyesi ve Witcher evreni o kadar beğenildi ki film, dizi, animasyon, oyun, ne varsa kitaptan uyarlandı. Bu dünya bu kadar kişiye ulaşmasına rağmen Andrzej Sapkowski Witcher&#8217;ın tüm haklarını oldukça ucuza satmış.  </p>



<p>Böylece yazarın tüm bu eserlerden çok cüzi bir miktar kazandığını bilmek ister istemez can yakıyor. Belki de eserinin bu kadar popüler olacağını bilmiyordu. Ne ki, asıl popülerliğini kazanmasını sağlayan şey ise oyunlar oldu. The Witcher 3 oyunu; <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/The_Game_Awards" target="_blank" rel="noreferrer noopener">The Game Awards</a>, Oyun Geliştiricilerinin Seçimi Ödülleri, SXSW Oyun Ödülleri gibi oldukça önemli yerlerden yılın oyunu ödülünü aldı.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kitaplar-ne-vadediyor">Kitaplar Ne Vadediyor?</h2>



<p>Netfilix&#8217;in işin içine girmesi ve tabii öncesinde oyunların yakaladığı başarı ile Witcher evrenine olan ilgi insanların bu eserin kitaplarına da yönelmesini sağladı. Ortalama 450 sayfadan tam sekiz kitabı var serinin.&nbsp;Peki bu kitaplar okumaya değer mi?</p>



<p>Kitabın ana ilerleyişinin Geralt üzerinden ve dolayısıyla bir karakter hikâyesi olduğunu söyleyelim. Diğer evrendeki başkarakterlerimize nazaran aldığı kararların daha anlamsız ve okuyucuyu sorgulatan türden olduğunu bir gerçek.  </p>



<p>İlk iki kitabı göz atmış biri olarak araya serpiştirilmiş hikâyelerle ilerleyişin dengeli olduğunu söyleyebilirim. Yani okurken sizi yormuyor ama devam kitaplarını biraz inceleyip eleştirilere baktığımda buradaki temponun git gide bozulduğunu ve sürekli ana hikâyelerden kopuk bir şekilde ilerlediğini gördüm.</p>



<p>Kitabı fazla sevmememin nedenlerinden bir diğeri ise karakterlerin yapay olmaları. Sonuçta insan bir fantastik evrene girdiğinden ya hikâyenin çok iyi veya özgün olmasını ister ya da karakterlerin derinliği görmek.  </p>



<p>Mesela <em>Game of Thrones</em>&#8216;ta her karakter adeta bir şaheser gibi işlenmiş ve özenilmiştir (özellikle ana karakterler). Ya da Lotr size adeta içinden kopamadığınız, sayfaları sürekli çevirdiğiniz bir hikâye verir. Geralt&#8217;ın aldığı ilginç kararların yanı sıra kitabın bazı yerlerinde söyledikleri ile sık sık çeliştiğine de denk geldim. E tabii bu da tutarlılığı bozan yegâne etken.</p>



<p>Karakterler bu kadar derin değilken, yanlış ve anlamsız kararlar kitapta boy gösterirken; insan hikâyeye odaklanayım diyor. Ama orada da akıcılık alınan sert kararlarla sizi koparıyor.</p>



<p>Tüm bunlara rağmen seneler önce okuduğum ilk birkaç kitabın tüm kitaplarını alarak baştan tekrar okumam gerektiğini düşünüyorum. Çünkü fantastik dünyalara hayran biri olarak işin ne kadar tuhaflaştığını (iyi veya kötü anlamda) görmem lazım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-the-witcher-3-wild-hunt-efsanesi">The Witcher 3: Wild Hunt Efsanesi </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/the-witcher-1024x576.jpg" alt="the witcher" class="wp-image-14217" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-witcher-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-witcher-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-witcher-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-witcher-1536x864.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-witcher-2048x1152.jpg 2048w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-witcher-480x270.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Witcher evrenini bu kadar popüler kılan kuşkusuz yegâne şey oyunları. Hepimiz kabul edelim kitaplar oyunlar kadar başarılı değil belli ki. Açıkça söylemem gerekirse <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/CD_Projekt" target="_blank" rel="noreferrer noopener">CD Projekt Red</a> (oyun yapımcısı) ana karakterimiz Geralt&#8217;ı tam anlamıyla çok daha katlanılası biri haline getirmeyi başarmış. Ama özellikle serinin üçüncü oyunu olan: <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/The_Witcher_3:_Wild_Hunt" target="_blank" rel="noreferrer noopener">The Witcher 3: Wild Hunt</a> oyun dünyasında hemen hemen herkesin hem fikir olduğu yegane iş. Ki oyunun hangi ödülleri aldığından bahsetmiştim.</p>



<p>Oyuncular arasında oyuna bakılan belli başlı şeyler vardır. Kimisi oynanışa, kimisi grafiklere, kimisiyse narativ ve hikâyeye önem verir. Bu oyun ise bu üç özelliğin tamamında başarılı iş çıkararak herkese hitap edebiliyor.</p>



<p>Hikâyede ve oynanışta Geralt&#8217;ın dışında Yennefer ve Ciri gibi karakterlerin işin içerisinde olması anlatıyı kuvvetlendiriyor. Ama benim asıl sevdiğim şey oynanış&#8230; Birçok oyun oyuncuyu bir boncuktan başka bir boncuğa sürükleyerek belirli bir akışın içerisinde ana hikâyenin çerçevesinde tutmak ister.   </p>



<p>Yani asıl olay ana görevlerde ilerleyip grafikler ve ara demolarla coşmak olur. Bu oyunda bu seçeneği seçebiliyor olmanızın yanı sıra size müthiş bir açık dünya sunuyor. Elbette <em>Skyrim </em>gibi inanılmaz bir açık dünyası yok, ya da <em>The Legend of Zelda</em> gibi. Yine de evrenin içinde yapabileceğiniz, Geralt&#8217;la at üstünden oradan oraya gezebileceğiniz çok macera var.</p>



<p>Grafikler de çıktığı döneme göre muazzam. Ne ki son zamanlarda oyuna gelen yeni grafik güncellemesi ile oyun resmen seviye atladı diyebiliriz. Eğer Pc veya Konsola sahipseniz ve durgun, güzel akan bir oyun arayışındaysanız; <em>The Witcher 3: Wild Hunt</em> oyununa bir şans verin derim. Şahane bir deneyim yaşayacağınıza eminim.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-netflix-dunyasinda-witcher">Netflix Dünyasında Witcher</h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="The Witcher: Blood Origin | Official Teaser Trailer | Netflix" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/ry6HYg3AsHA?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption class="wp-element-caption"><em>The Witcher: Blood Origin</em></figcaption></figure>



<p>Netflix&#8217;in ana diziye muazzam bir bütçe yatırdığı ortada. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Henry_Cavill" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Henry Cavill</a>&#8216;in işin içinde olması zaten buna başlı başına bir kanıt. Ayrıca Cavill&#8217;in Geralt karakterine kitapları okuyup oyunları oynayarak yani; külliyatın tamamına hakim olarak hazırlanması takdire şayan. Ki kendisinin diziden ayrıldığını duymak baya canımı sıktı diyebilirim.</p>



<p>Neyse, konumuz diziler&#8230; <em>İlk sezon</em> genel anlamıyla içerisinde pek çok abes sahne barındırsa da kitaba yakışan bir işti. Oyunla kıyaslamak elbette haksızlık olur. İkisi farklı deneyimler sonuçta. Ciri ile Geralt&#8217;ın arasında kurulan bağı izlemek keyifliydi. İki karakterimizin kavuşuyor olması da oldukça duygu yüklüydü ilk sezonda.</p>



<p><em>İkinci sezona</em> gelecek olursak ilkine nazaran daha fazla aradığımı bulmuştum. Ciri&#8217;yi Geralttan daha çok seven biri olarak; ona daha fazla vakit ayırılması ve anlatılan hikâye daha çok tatmin etti. Ayrıca her geçen sahnede grafik kalitesi, kostüm ve elbette müzikleri övmemek olmaz. Üçüncü sezon açısından da çok umutluyum ama ne yazık ki Henry Cavill yok&#8230;! </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-anime-olarak-the-witcher">Anime Olarak The Witcher </h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/the-witcher-1.jpg" alt="the witcher" class="wp-image-14218" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-witcher-1.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-witcher-1-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-witcher-1-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/the-witcher-1-480x270.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><em>The Witcher: Nightmare of the Wolf </em>animesini şimdiye kadar izlediğim Witcher işleri arasında en üstte koyarım rahatlıkla. Çünkü cevaplanmamış pek çok sorunun asıl nedenlerini bize sunup yeni kapılar açıyor. Ayrıca animasyon tasarımı ile de kendine özgü bir anlatıya sahip. Bu evrene yakışan yegâne şey diyebilirim bu anime için. </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-the-witcher-blood-origin"><em>The Witcher: Blood Origin</em> </h3>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/12/TWBO_keyart_chars.webp" alt="the witcher" class="wp-image-14221" width="417" height="521" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/TWBO_keyart_chars.webp 810w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/TWBO_keyart_chars-240x300.webp 240w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/TWBO_keyart_chars-768x960.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/12/TWBO_keyart_chars-480x600.webp 480w" sizes="(max-width: 417px) 100vw, 417px" /></figure>



<p><em>The Witcher: Blood Origin</em> ise 25 Aralık 2022 itibariyle hayatımıza girdi. Dizi Geralt&#8217;ın ana hikâyesinden yaklaşık 1200 yıl öncesine &nbsp;dayanıyor. Yazının başında belirttiğim gibi tek bir Witcher yok. Bu hikâyeyle de ilk Witcher&#8217;ın yaratılışını izliyor olacağız.  </p>



<p>Kafasında sürekli gelişen bir evren yaratmış olan Sapkowski; detay vermeyi sevmiyor yazdığı kitaplarda ve Witcherların yaratılışı da genellikle efsanelere dayanıyor. Bu baya ilgi çekici bir konu benim için. Çünkü ne oyunlarda ne de kitaplarda tam anlamıyla net bilgiler yok Witcherların yaratılışıyla ilgili.</p>



<p>Peki sizler <em>The Witcher </em>külliyatı hakkında ne düşünüyorsunuz? Oyunlarını eğlenerek oynadınız mı? Ya da dizinin sezonları nasıldı? Ve tabii yeni katılan witcher dizisi hakkındaki görüşleriniz neler? Yorumlarda buluşalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca"><em>Kaynakça</em></h2>



<p>https://www.asillertoplulugu.com/post/the-witcher-kitap-serisi<br>https://www.merlininkazani.com/the-witcher-3-wild-hunt-81836-inceleme<br>https://www.youtube.com/watch?v=yyl73gbDoZY&amp;t=21s<br>https://geekyapar.com/haber/kemerleri-baglayin-ilk-witcherin-yaratilisina-gidiyoruz-the-witcherin-spin-offu-blood-origin-ismiyle-duyuruldu/</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/the-witcher-kitap-oyun-dizi-anime-ne-ararsan-var/">The Witcher: Kitap, Oyun, Dizi, Anime, Ne Ararsan Var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/the-witcher-kitap-oyun-dizi-anime-ne-ararsan-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Film Önerisi: Sofra Sırları</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/film-onerisi-sofra-sirlari/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/film-onerisi-sofra-sirlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Aktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2022 21:44:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FİLM ÖNERİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[filminceleme]]></category>
		<category><![CDATA[filmönerisi]]></category>
		<category><![CDATA[sofrasırları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=10884</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haftasonu için güzel bir film önerisi ile karşınızdayız. İzledikten sonra yazıya geri dönüp yorumlarınızla bizi haberdar etmeyi unutmayın...</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/film-onerisi-sofra-sirlari/">Film Önerisi: Sofra Sırları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Film önerisi köşemizde bu hafta <em>Sofra Sırları</em> filmi ile sizlerleyiz. 2017 Yılında ilk gösterimi Adana Altın Koza Film Festivali&#8217;nde yapılan film, her yönüyle <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Cmit_%C3%9Cnal" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ümit Ünal </a>imzası taşıyor. Yapım, hayatını kocasına adamış mutsuz bir ev kadınının hikâyesine odaklanmakta. Dram ve suç kategorisinde sınıflanan <em>Sofra Sırları</em>;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Demet Evgar</li>



<li>Fatih Al</li>



<li>Alican Yücesoy</li>
</ul>



<p>gibi başarılı oyuncu kadrosuyla da adından söz ettiriyor. Filmi, genel hatlarıyla kişisel hayatı yok sayılan ve aşağılanan tüm <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kadin" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kadın</a>lar adına işlenmiş bir hikâye olarak değerlendirebiliriz. O halde gelin hep birlikte gerek hikayesi gerekse anlatım tarzı ile birçok mesaj bırakan yapımı incelemeye başlayalım!</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-domates-kabugu">Domates Kabuğu</h2>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="1280" height="853" data-id="11056" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-4-3.png" alt="film önerisi" class="wp-image-11056" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-4-3.png 1280w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-4-3-300x200.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-4-3-1024x682.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-4-3-768x512.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-4-3-720x480.png 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-4-3-480x320.png 480w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sofra Sırları</em>&#8216;nın hikâyesi, aslında her zaman karşılaştığımız sıradan bir ailenin trajedisi. Yapım, bu sıradanlığın da bazen sıra dışılığa dönüşünü aktarıyor. Film, hayatını kocasının peşinde heder eden  Neslihan&#8217;ın yaşamına odaklanıyor. Neslihan büyükşehirde yetişmiş bir kadın. Kocası Ethem ise muhasebecilik yapan ve Anadolu&#8217;nun her köşesinde çalışan bir memur. Tabi eşi de onunla birlikte köy köy gezmekte. Peki, bunca emeğin karşılığı ne dersiniz? Aşağılanma, psikolojik şiddet ve değersizlik. Ethem için bir &#8220;domates kabuğu&#8221; bile buna yeter. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-5-1-1024x682.png" alt="film önerisi" class="wp-image-11070" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-5-1-1024x682.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-5-1-300x200.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-5-1-768x512.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-5-1-720x480.png 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-5-1-480x320.png 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-5-1.png 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Neslihan bir ev hanımı olarak, kocasının işten çıkmasını bekleyen ve onun için harika yemekler yapan bir eş. Tabi böyle olması Ethem için önemli değil. Onun aklında Neslihan&#8217;ın aksine özgüveni yüksek ve farkındalığı olan kadınlar var. Komşusu gibi. Yani hem bir kadını bu hale getirirken hem de farklı bir kadın imajı arzulayan karakter profili ile karşılaşmaktayız. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-iki-farkli-bakis-acisi">İki Farklı Bakış Açısı</h2>



<p>Film önerisi olarak değerlendirdiğimiz <em>Sofra Sırları</em>&#8216;nda farklı kılan bir aktarım da söz konusu. Olayların yaşayış şekli ile Neslihan&#8217;ın anlatış şekli arasında kocaman bir uçurum söz konusu. Aslında Neslihan&#8217;ın anlattıkları belki de kocasıyla yaşamak istedikleri şeyler. Onun dünyasında Ethem&#8217;i görmek istediği yer tam olarak orası. Ama gerçekler ise bambaşka.  </p>



<p>Hikâyenin bütününde önemli parçalar sunan bir başka nokta ise çiftimizin komşuları. Sürekli akşam yemeklerinde toplanan bu komşular, aynı zamanda Ethem&#8217;in iş arkadaşları. Tabi iş arkadaşlarının yanı sıra eşleriyle de Neslihan arasında bir bağ kuruluyor. Onun gibi komşuları da son derece monoton, duygusuzca akan hayatlarında her şeyi kabullenmiş durumdalar. Fakat kahramanımız, serüven boyunca bir sevgi bağına tutunmak için çabalıyor. Ama her defasında eli boş dönüyor. Yemekler ise onun kaçış noktası.</p>



<p>Peki olaylar nasıl başlıyor?  Her akşamkinden farklı olarak o akşam Ethem eve telaşlı bir şekilde geliyor. Her zamanki tavrının aksine bu sefer karısına nazik davranarak bir şeyler anlatmaya çalışsa da nafile. Nihayetinde o gece yaşananlar, Neslihan&#8217;ı geri dönülmez yollara sokuyor. Evde yaşanan ölümler,  Amerika&#8217;dan gelen komiserin dikkatini çekiyor ve olayları çözmek için ısrarcı davranıyor. Fakat Neslihan&#8217;ın zekası karşısında şaşıp kalıyoruz. Böylece film bizlere, çelimsiz görülen bir ev kadınının içinde baskıladığı o isyanı yeri gelince nasıl da güzel kullandığını aktarıyor. Zira Neslihan&#8217;ın soğukkanlı ve akıllıca yaklaşımlarına karşı hayret etmemek imkansız.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-amacina-ulasmis-bir-trajedi">Amacına Ulaşmış Bir Trajedi</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-8-2-1024x682.png" alt="film önerisi" class="wp-image-11071" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-8-2-1024x682.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-8-2-300x200.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-8-2-768x512.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-8-2-720x480.png 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-8-2-480x320.png 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-8-2.png 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Özetle <em>Sofra Sırları</em>; üzerine düşünülmüş bir senaryo, oyunculuklar ve atmosfer açısından son derece etkileyici bir yapım. Soğuk kasaba havasını ve karakterlerin içindeki buhranları yansıtan gri puslu tonlar, hikayeye hizmet ediyor.  </p>



<p>Oyunculuk açısından ise Demet Evgar adeta döktürmekte. Bir yanda duygusuz ve mutsuz bir kadını resmederken diğer yandan neşeli ve canlı haliyle karşılaşıyoruz. Adeta tek bir vücutta iki karakter yaşatıyor. Bizlere de bunu son derece başarılı bir şekilde sergiliyor. Sonuç olarak Ümit Ünal&#8217;ın yönettiği projenin bir kadın trajedisi olarak başarıya ulaştığını söyleyebiliriz. İzleyemeyenler için kaçırılmayacak bir film önerisi. Tabi yine son söz sizlerin. İyi seyirler.</p>



<p> </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/film-onerisi-sofra-sirlari/">Film Önerisi: Sofra Sırları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/film-onerisi-sofra-sirlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
