<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>inceleme arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/tag/inceleme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/tag/inceleme/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 Jul 2022 12:41:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>inceleme arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/tag/inceleme/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pınar Kür: Yarın Yarın ve İnatla Yaşamak</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/pinar-kur-yarin-yarin-ve-inatla-yasamak/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/pinar-kur-yarin-yarin-ve-inatla-yasamak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Bulut]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2022 21:27:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[pınarkür]]></category>
		<category><![CDATA[yarınyarın]]></category>
		<category><![CDATA[yarınyarıninceleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=7119</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet yazarlarımızdan Pınar Kür'ün Yarın Yarın'ı hakkında detaylı bir inceleme sizleri bekliyor. 12 mart sürecinde toplatılan eser toplumsal normalar-bireysel tercihler çatışmasına derinlemesine yer veriyor. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/pinar-kur-yarin-yarin-ve-inatla-yasamak/">Pınar Kür: Yarın Yarın ve İnatla Yaşamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Pınar Kür, Cumhuriyet Döneminin en önemli yazarlarından. <em>Yarın Yarın</em> ise Pınar Kür’ün yayımlanan ilk romanı olma özelliğini taşıyor. <em>Yarın Yarın </em>hakkındaki incelememiz sizlerle.  </p>



<p>İncelemeye geçmeden önce biraz kitabın yazarı Pınar Kür’den bahsedelim. Pınar Kür&#8217;ün babası öğretmen Behram Kür, annesi ise yazar İsmet Kür. Pınar Kür&#8217;ün teyzesi, şair ve yazar olan Halide Nusret Zorlutuna, kuzeni de romancı Emine Işınsu.<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sanat" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Sanat</a>ın ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/edebiyat" target="_blank" rel="noreferrer noopener">edebiyat</a>ın bu kadar yakınında büyümesi Kür&#8217;ün bu alana yönelmesinde elbette etkili olmuştur. Nitekim konuşmalarında da bu duruma sıkça değinmektedir kendisi.  </p>



<p>Eğitim hayatını Türkiye, İngiltere ve New York üçlüsü içerisinde geçiren Pınar Kür; roman, hikâye ve çeviri türünde eserler vermiştir. Onun üretim hayatı her zaman &#8220;cesur&#8221; olarak tanımlanmıştır. Yazarın <em>Yarın Yarın </em>(1976) dışında kaleme aldığı eserler ise şöyle<em>:</em>   </p>



<ul class="wp-block-list"><li><em>Küçük Oyuncu</em> (1977)  </li><li><em>Asılacak Kadın</em> (1979)  </li><li><em>Bir Deli Ağaç</em> (1981) </li><li><em>Akışı Olmayan Sular</em> (1983) </li><li><em>Bitmeyen Aşk</em> (1986) </li><li><em>Bir Cinayet Romanı</em> (1989) </li><li><em>Sonuncu Sonbahar</em> (1992) </li><li><em>Hayalet Hikâyeleri</em> (2004)  </li><li><em>Beşpeşe</em> (2004)  </li><li><em>Cinayet Fakültesi</em> (2006)  </li><li><em>Aşkın Sonu Cinayettir</em> (2016) </li><li><em>Sadık Bey</em> (2016)</li></ul>



<h2 class="wp-block-heading"><em>Yarın Yarın</em>&#8216;a Genel Bakış </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/Pinar-Kur-1-1024x682.jpg" alt="Pınar Kür " class="wp-image-7139" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Pinar-Kur-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Pinar-Kur-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Pinar-Kur-1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Pinar-Kur-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Pinar-Kur-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Pinar-Kur-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><em>Yarın Yarın</em>, 1976 yılında yayımlandığı zaman dönemin yazın hayatında büyük etki uyandırmıştır. Nitekim bu etki yazara oldukça beğeni getirmiştir. Fakat aynı zamanda soruşturmalara uğrayıp eserin toplatılmasına da neden olmuştur. <em>Yarın Yarın</em>&#8216;ın 12 Mart sürecini öne çıkarması, burjuvanın, siyasal ve toplumsal çalkantıların yaşandığı 1970’ler Türkiye’sinin anlatılması bu duruma sebep olmuştur diyebiliriz. Fakat daha yakından baktığımızda, aslında romanda toplumun onayladığı insan türünü benimsemek, ona göre yaşamak yerine, hayatını ve benliğini bireysel tercihleri ve kararları üstüne kurmak isteyen karakterler karşımıza çıkar: Seyda, Selim, Aysel ve Oktay.  </p>



<p>Ancak toplumdan bağımsız yaşamaları imkânsız olan bu karakterler çevrelerinden kopamazlar. Yazar, okuyucusuna bu çatışma üzerinden kurgusunu sunar. Onlar çevrelerinin dayattığı sosyal karakter ile bireysel karakterleri arasında sıkışırlar ve bocalarlar. Sosyal çevreleri ile uzlaşamadıkça bireysel tercihleri konusunda da başarılı olamazlar. Bu beklentiler ve duyulan arzuların imkânsızlığı, sıkışıp kaldıkları meselelerdir. Bir burjuva çocuğu olarak tanımlanan Seyda’nın eşi Oktay, yine bir burjuva ailesine mensup. Fakat bu ailenin görüşlerine zıt Selim ve hayat kadını Aysel, sınıfsal ayrıma işaret eder bir şekilde eserde karşımıza çıkan diğer karakterler. Gelin, karakterlerimizi yakından tanıyalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-yarin-yarin-in-odak-noktasi-seyda"><em>Yarın Yarın</em>&#8216;ın Odak Noktası Seyda&#8230;</h2>



<p>Ailesi, ailesinin belirlediği ve ona hazır bir şekilde sunulmuş sosyal çevresi ile Seyda  romanın merkezinde bulunan bir karakter. Bu yönleriyle de eserde toplumdaki mevcut sınıfsal kutuplaşmayı açığa çıkarmakta. Böylelikle, eserde kendi içinde çıkmazlar ve kırılmalar yaşayacak biri olarak da yer alıyor Seyda. Pınar Kür, yarattığı Selim, Oktay gibi burjuva karakterleri arasında özellikle bu kadına odaklanmıştır. </p>



<p>Öğretmen anne babanın tek kızıdır o. Doğru dosdoğru bilinmiş düzende büyük bir özenle ve öz değerinden başka hiçbir değeri önemsemeyecek biçimde yetiştirilmiştir Seyda. Hep daha fazla alkış bekleyerek her daim başarıdan başarıya koşan kız, bu başarı konusunda anne ve babasına karşı tedirginlik duysa da okul hayatı boyunca sınıf arkadaşlarından bilgi konusunda her zaman ayrılmıştır. Ailesini hayal kırıklığına uğratmamıştır böylelikle. “Tüm evren sayılacak, sevilecek yalnızca üç kişi vardı; gerisi yardımcı öğe, süs öğesi ya da kısa bir süre için, o da güçlükle katlanılabilecek geçici gerekli öğelerdi.” (Kür, 2017, s.100) düşüncesi içinde geliştirilecek, büyütülecek ve pekiştirilecektir Seyda zamanla. Fakat üniversite hayatında başarısız olur. Bunun üzerine, üniversiteyi bırakır.  Ardından kendisi gibi tanınmış bir ailenin çocuğu olan Oktay ile evlenir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Büyüdükçe güzelleşti Seyda. Hiçbir zaman okul güzeli, hatta sınıf güzeli bile seçilemezdi ama bakanı bir daha baktıracak bir çekiciliği vardı. Buna karşın, uzun süre erkek arkadaşı olmadı. Okulda kızların birbirlerine anlattıkları sevda öykülerinin dışında kaldı hep. Herkesin gittiği çaylara, partilere o da gidiyordu ama nedense kendisini beğenen oğlanların hiçbirini beğenemiyor, kendi beğendiği çocuklar da ona yaklaşmıyorlardı. Peki Oktay? Oktay neden yaklaştı bana?</em> (Kür, 2017, s.110) </p></blockquote>



<h2 class="wp-block-heading">Oktay, Seyda, Aysel Üçgeni</h2>



<p>Henüz ikili ilişkileri tanıyamamışken kendisine yakın duran ve bir şeyler hissettiği ilk kişiyle evlenmesi ne Seyda’yı ne de Oktay’ı mutlu eder. Zamanla sevgilerinin geçici ve yapay bir sevgi olduğunun farkına varırlar ve bununla yaşamanın yollarını aramaya çabalarlar. Sevginin artık bir çaba olduğunu hissettikçe de birbirlerinden o kadar uzaklaşırlar. Oğulları Gil doğduktan sonra ilişkileri daha da kötüye gider. Oktay, karısına bakarken gözlerinde beliren ve durmadan artan nefreti gizlemez örneğin. Üstelik gizlemek için en ufak bir çaba bile göstermez. Seyda’yı sevmediğini ne kendisinden ne de başkalarından saklamaya niyeti vardır artık. Fakat onun şaştığı şey, Seyda’nın böyle istemeden, aldırmadan, kimsenin suratına bile bakmadan, tüm baştan savmalığıyla çevresindekilerin ilgisini çekebilmesidir.  </p>



<p>Buna ne kadar kayıtsız kalsa da, aynı zamanda bu durum onu sinirlendirmektedir de. Sevgisinin birdenbire geçmediğini, evliliklerinin bir dönemine dek bu sevgi nasıl büyümüşse, bir yerden sonra da öylesine küçüldüğünü düşünür. Evlendikten sonra içinde bulunduğu sosyal ortamla da uyuşamayan, benzeşemeyen Seyda, bu uyumsuzluğu şu şekilde belli eder: </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Modaya harfi harfine uymaksa örneğin, Seyda’nınki modanın tam tersine gitmekti. Yedi yıldır tanıyordu şu kadını. Yedi yıl içinde milletin saçı uzamış, kısalmış, gene uzamış atkuyruğu olmuş, topuz olmuş, iyice kabarmış, dümdüz bırakılmış, bin bir biçime girmişti. Seyda’nınkiyse hep erkek gibi kısacık kalmıştı. Hemen hiçbir kadının pantolon giymediği yıllarda ayağından pantolonu çıkarmazdı da, bu yaz bir kez olsun giymemişti. Herkesin etekleri dizin altındayken hanım, dizinden bir karış yukarıda eteklerle gezerdi. Saymakla bitecek gibi değildi canım özentileri! Ama başlangıçta Oktay bütün bunların özenti olduğunu çakmamış, Seyda’nın &#8220;değişikliği&#8221;ne tutulmuştu salaklar gibi.</em> (Kür, 2017, s.29) </p></blockquote>



<p>Seyda’yı, Oktay’ın parasıyla birlikte getirdiği yaşam biçimi ve bu yaşam biçiminin akıl almaz köreltme yeteneği benliğini sarmıştır artık. Oktay ise gecelerini başka kadınlarla beraber geçirmekte, bunlar arasında en tanınanı Aysel Alman’la ilişki yaşamaktadır. Aysel’in, Seyda’nın kocası Oktay’ın metresi olmasıyla, Seyda ile aralarında iki ayrı sınıfın kadını olma mevzusu karşı karşıya getirilmektedir eserde.   </p>



<h2 class="wp-block-heading">Selim</h2>



<p>Eşinin onu aldatmasına karşı bir şey hissetmeyen, ondan bağını koparan Seyda, kendisini oğluna adamıştır. Ama onun da üstüne çok düşüp anne ve babasının ona yaptıklarını kendisi de yapmak istememektedir de. Seyda, bu sıkışmışlığının ve sıkılmışlığının tam ortasında Selim’le tanışır. Selim, Paris’te öğrenim görmekte olan, Oktay’ın uzaktan akrabasıdır. Seyda ile ilk defa Oktay’la gittiği bir gece kulübünde karşılaşır. Oktay Türkiye’ye de yaz tatilini geçirmek için gelmiştir. Selim de tıpkı diğer karakterler gibi zengin ve aynı zamandan tanınan bir ailenin çocuğu. Onun  ailesiyle olan ilişkisi de sağlam bir zeminde yer almaz. Çünkü bu ikilinin de dengeli bir birlikteliği yoktur. Annesinin ve babasının değer verdiği kavramlar onun için önemsizdir. </p>



<p>Geçmişte öğrenci olaylarına karışan Selim, 1970-71 yıllarında da yine devrimci faaliyetlerine devam eder. Fakat bu durumunu Oktay’dan saklamaktadır. Seyda ve Oktay’ın evliliklerindeki sorunları ve Seyda’nın çevresinden bu kadar ayrı durmasını hemen fark eder. Aynı zamanda ona karşı yakınlık hisseder. Tanıştıkları anda birbirlerine âşık olan Selim ile Seyda tutkulu ve Seyda’nın yabancı olduğu bir birliktelik yaşarlar. Seyda ve Selim’in yasak aşkının merkezinde gelişen olaylar, Selim’in yalnız kaldığında Fransa’da tanıştığı Josette’den ve sosyalist devrimden etkilenmesiyle yeni bir boyut kazanmaya başlar.  </p>



<h4 class="wp-block-heading">Sosyalist devrim yanlısı Selim, Seyda’nın bu konuda bilinçlenmesini sağlamaya çalışır.  </h4>



<p>Aynı zamanda devrim sürecine yararlı olacağını düşündüğü işler yapması konusunda onu ikna eder. Selim, suçlunun Seyda’nın kendisi olmadığını, sorunların kaynağının çevresi olduğunu ve çevreyi aşması gerektiği konusunda onu zorlar. Oysa Seyda kendi çevresinden başka bir çevre tanımamıştır. Böyle olsa da o Selim&#8217;e güvenir. Adamın dediklerine itimat eder. Fakat 12 Mart’ta Selim kaçıp saklanmak zorunda kalır. Ne yazık ki  hayatını kaybeder. Seyda ise aldığı bu haber karşısında kendisini tutamaz ve hastalanır. </p>



<p>Bir şeyler sezen ancak aldatıldığını bu noktada anlayan Oktay, polisin uzun sorgulamalarında eşini ele vermeyip durumu anladığı hâlde hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi davranır. Bir inat gibi eşinden ve çocuğundan bu noktada vazgeçmez. Her şeyi arkasında bırakıp ülkeden gitmek ister. Tüm bu yaşananlardan sonra Seyda’nın psikolojik rahatsızlıkları olduğuna inanarak İsviçre’ye giderler. Bir süre sonra da geri dönerler. Döndüğünde Selim’in mezarına giden Seyda, onunla uzun uzun konuşur. Bu konuşma o zamana kadar her şeyin farkına varmış ama içinde tutan Seyda’yı ortaya koyar. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Yakın Bakış: Değerlendirme</h2>



<p>Anlatımın akıcı olduğu ve okuyucusunu yakalayan <em>Yarın Yarın</em>’da işlenen sosyal ve siyasal konuların yanı sıra Seyda’nın yaşadığı içsel çatışmalar ve kimlik arayışı romanın ana noktalarından. Kurguda bir kadın olarak varlığını okulda, evlilikte, toplumda, sosyal çevresinde ve aşk hayatında sürdürmeye çalışan Seyda okuyucuya verilmekte. </p>



<p>Pınar Kür, toplumsal normlar karşısında ne kadar zor da olsa içten içe kabuğunu kıran ve gelişen, pekişen bir kadın karakter yaratmıştır Seyda ile. Hep onun için hazırlanmış “olmaz”ların veya “olmuş”lukların içinde büyüdüğü için tek başına karar almakta zorlanan biridir. Bu nedenle Seyda için babasından onay almak ve takdir görmek çok önemlidir. Fakat üniversitede derslerinde başarısız olduğunda bu konuda bocalar. Böylelikle dışarıdan gelen ilgiye (Oktay) kayıtsız kalmaz. Onu bu ilgiye çeken hazır yaşantıdan kopmak ve bir şeyler yapabilmek arzusudur belki de. Fakat zamanla sevginin rutine binmesi, iki tarafın da artık birbirlerinde olan kusurları görmesi bu durumu da bozar.  </p>



<p>Selim’in Seyda’nın hayatına tam da bu noktada girmesi, onun bakış açısını değiştirmesi ve ona itiraz edip seçim-sorgulama-karar verme alanları sunması onu cazip kılar. Seyda’nın karakteri bütünüyle Selim’le kırılmış veya kurulmuş diyemeyiz. Bu Seyda’nın bu zamana kadar içinde zaten olan bir şeyler yapma arzusuna, bilinçli olmasına ters düşmekte. Selim, Seyda’nın hayatında sadece başka şeylerin de olabileceğini gösteren, buna inanmayan Seyda’nın buna inanmamasına sebep olan şeyin çevresi olduğunu fark ettiren bir karakterdir. </p>



<p>Romanın son kısımlarında ise benliğini kazandığını, dışarıya doğru bir adım attığını ve mutlu olacağına inandığı noktada her şeyini kaybeden bir karakter olarak karşımıza çıkar Seyda. Tüm inanç sistemini yeniden kurmuşken şimdi tek başına mutsuz bir evliliğin ve yabancısı olduğu toplumun ortasında kalmıştır. Ümitlidir ama, yaşamdan ve yaşamın getirdiklerinden alacağı vardır, inatla buna tutunmaktadır: </p>



<h4 class="has-text-align-center wp-block-heading">“<em>Herkes kendi yoluna&#8230; Herkes. Bir seninle ben kalakaldık orta yerde. Düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum&#8230; Hâlâ anlamadığım o kadar çok şey var ki&#8230; Karamsar değilim, inan. Olmamaya çalışıyorum hep. Yaşamakta direniyorum. Yaşama yapışmak, tutunmak sıkı sıkıya&#8230; Zorla, zorlaya zorlaya, inatla, inatla yaşamak&#8230; Buydu yapacağım, değil mi? Yapıyorum işte.</em>&#8221; (Kür, 2017, s.374)  </h4>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Kaynakça</strong></h4>



<ul class="wp-block-list"><li>Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, “Pınar Kür”, erişim: 28.06.2022, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/kur-pinar</li><li>Kür, Pınar. (2017). <em>Yarın Yarın</em>. Can Yayınları: İstanbul.</li><li>Arslan, Deniz Tuğba, Çelik Yakup. “Burjuvazi ve Pınar Kür’ün <em>Yarın Yarın</em> Adlı Romanının Burjuva Kadını Seyda”. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi. 24, 2 (2020): 39-54.</li></ul>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/pinar-kur-yarin-yarin-ve-inatla-yasamak/">Pınar Kür: Yarın Yarın ve İnatla Yaşamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/pinar-kur-yarin-yarin-ve-inatla-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Londra’dan Sevgilerle: Romantik bir Dilemma</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/londradan-sevgilerle-romantik-bir-dilemma/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/londradan-sevgilerle-romantik-bir-dilemma/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[E. Nihan Acar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 May 2022 19:55:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[kitapinceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Londradansevgilerle]]></category>
		<category><![CDATA[Sarahjoi]]></category>
		<category><![CDATA[Valentine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=4177</guid>

					<description><![CDATA[<p>Romantik temalı kitapları sever misiniz? Londradan Sevgilerle'yi iyisi ve kötüsüyle KazanOkur için kaynattık!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/londradan-sevgilerle-romantik-bir-dilemma/">Londra’dan Sevgilerle: Romantik bir Dilemma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Londra&#8217;dan Sevgilerle </em>hakkında detaylı incelememiz sizlerle.  </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Ardımızda bıraktıklarımızdan çok daha iyisi var önümüzde.</em></p></blockquote>



<p><em>Londra&#8217;dan Sevgilerle</em>&#8216;nin açılış cümlesinden kurgunun gidişatı hakkında kafamızda canlananlar doğru. Hep önüne bakmakla ve umudu yitirmemekle ilgili bir kitap bu. Ayrıca hızlı tüketime oldukça uygun. Bu umut dolu ve romantik romanı derinden incelemek ve karakterleri ve olay örgüsüne göz atmak için sizi incelememize alalım. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-yazar-hakkinda">Yazar Hakkında </h2>



<p><em>Londra&#8217;dan Sevgilerle</em> yazarı Sarah Joi, İletişim Fakültesi mezunu. Yazarlık ve gazetecilik yaptığı süre içinde çeşitli gazete ve dergilerde yüzlerce makale yayınlamıştır. Çocukluğundan beri yazan ve dünya çapında bilinirliği olan yazarın yayınladığı kitapları birçok dile çevrilmiştir. Tam yirmi yedi ülkede kitapları yayınlanan yazar Amerika’nın Seattle şehrinde yaşamakta.<em>&nbsp;Londra&#8217;dan Sevgilerle</em> yazarın son eseri.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-romanin-icine-dogru">Romanın İçine Doğru</h2>



<p><em>Londra&#8217;dan Sevgilerle</em>, Valentine isimli bir kadının başından geçenleri konu alıyor. Çoğu yeri hüzünlü ve aşk kokan bir hikâyedeki karakter annesiyle olan kırık bağı hayatının merkezine alıyor. Annesinin gidişini yıllardır hazmedemeyen Valentine iş ve aşk hayatındaki başarısızlıklarıyla da bunalımın eşiğinde. Bunları yaşadığı o dönemde annesinin vefat haberini alan kahramanımız için işler yokuş aşağı gider. Annesinden kalan kitapçıyı satılığa çıkarıp mali borçlarını kapatmaya ve yeni boşandığı eşinden duygusal olarak kopmaya hevesli. Fakat bunları aşacak gücü kendinde bulamamakta.</p>



<p>Valentine&#8217;in hikayesine odaklansa da kitabın diğer yarısı annesini anlatıyor. Bir bölüm annesi, bir bölüm Valentine derken hayatlarının nerelerde benzeştiği hatta kesiştiğine şahit oluyoruz. Bu deneyim oldukça biyografik bir izlenim veriyor. Zamansal sıralamadan vazgeçmeden, sıralı ve mantıklı bir olay örgüsü seriliyor önümüze. Valentine ile birlikte biz de tek tek çözmeye başlıyoruz gizemleri.</p>



<p>Gizem konusu romanın temposunu arttırıyor. Olayları ardını merak ediyor ve okurken sonraki hamleyi bekliyoruz. Gizemlerden biri, bu iki ayrı hayatın nerede kesişeceği konusu. Annesinin kızına bıraktığı mektuplardan gizemin nereye çıkacağı, kızına neler hazırladığı tempoyu koruyor. Salt bu sürpriz değil romanı götüren. Ortak sevdikleri bir kitap üzerinden de kurgu güç kazanıyor. Kitapta alınan notlar ve yazılan ismin izini süren Valentine’i acaba neler bekliyor?&nbsp;&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-bize-kalan">Bize Kalan</h2>



<p>Bir arada beraber hayatı paylaşma şansını kaçırmış anne kızın duygusal sorunları çok gerçekçi ele alınmış kitapta. Birbirine paralel mektuplar ise çok iyi kurgulanmış. Yazarın “<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ok_satanlar" target="_blank" rel="noreferrer noopener">çok satan</a> dili” hissediliyor. Zaten çok satanların çevirilerinin bu kadar çok satması hep ilginç gelmiştir ki çeviri ile kaybolan ne varsa demek ki bize çok dokunmuyor, konu çok satan olunca.</p>



<p>Annesinin duygusal ikilemleri, aşkı ıskalaması, hayalleri, kendine biçtiği hayat Valentine&#8217;in sonradan keşfettiği bir sandık adeta. Annesi bir şekilde ulaşamadığı kızına, yaşadığı yerde bir yuva yapmış, onun gelmesini bekliyor. Fakat Valentine annesinin ona bıraktığı kitapçıyı, dostları ve ilişkileri yaşamaya başlayınca fikirleri tamamen değişiyor. Annesinin ona hazırladığı mektuplu sürprizlerle onunla bağ kurmaya başlıyor ve kitapçıyı satmaktan vazgeçiyor.  </p>



<p>Kitap büyük sürprizler içermiyor. Atılan ekmek kırıntılarının yolu nereye çıkaracağını az çok tahmin ediyorsunuz. Çünkü bir çok satan sizi ne kadar şaşırtabilir? <em>Londra&#8217;dan Sevgilerle&#8217;</em>nin iyi bir çok satan olmasının altında yata en geçerli sebep başarılı bir romantik eser olması olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-romantik-eser-okuma-rehberi">Romantik Eser Okuma Rehberi </h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="960" height="540" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/londradan-sevgilerle.webp" alt="londra'dan sevgilerle" class="wp-image-5272" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/londradan-sevgilerle.webp 960w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/londradan-sevgilerle-300x169.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/londradan-sevgilerle-768x432.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/londradan-sevgilerle-480x270.webp 480w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-biraz-duygu">Biraz Duygu</h3>



<p>Romantik eserlerde asıl konu, hikâyedeki duyguyu yakalamak ve bunu yaşamaktır. Hele ki çok satan romanların, alıcısı çok olduğu için yakaladığı insan sayısı fazladır, çemberi geniştir. Bu gibi romanlardan beklentinizi salt duygu ve yanı sıra iyi bir kurgu üzerinde kurarsanız isabetli olur.&nbsp;Yazarın kitaplarında yaptığı aslında tam olarak bu. Duygu ve biraz daha duygu ve biraz da kurgu. </p>



<p>Romantizmin sularında gezebileceğiniz eserlerde birkaç romantik konsept yer alır. Bu konseptlere kanca atmış hikâyeler, iyi bir üslupla yoğrulduğunda başarıya ulaşır. Bu konseptler ise, şık ve pahalı bir yerde bir akşam yemeği, ayarlı ve ya ayarsız bir doz cinsellik, güzelliği ile tasvir bulan karakterler, sürprizli karşılaşmalar, çok güzel giden bir şeylerin ardından gelen büyük hayal kırıklıkları, zamanında söylenmemiş sözler, atılmamış adımlar… Bunların hepsi romanda yer alıyor. Yazar bunları o kadar iyi yerleştiriyor ki hikâyenin hakkını veriyor. Ama hikâyede bir takım çatlaklar da yok değil.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-biraz-gizem">Biraz Gizem</h3>



<p><em>Londra&#8217;dan Sevgilerle</em>&#8216;de gizemi desteklemek için bırakılan boşlukları mevcut. Örneğin, annesi Valentine’e niye yıllarca ulaşamamış, muamma. Hadi kızı küçükken önlemi alan eşi, sonra kızı reşit olunca bu nasıl bir çabasızlık, dedirtiyor. Annesinden kalan bir kitap meselesi var, kitabın içindeki ismi arıyor Valentine ve buluyor ve hemencecik ilişkiye başlıyor. Bu riskli hareket Valentine&#8217;in kayıplarla yoğrulmuş hayatında sırıtmıyor gibi görünse de başından evlilik geçmiş biri için fazla cesur. Bu noktada karakter, kitapların rehberliğinden vazgeçmiyor. Ama annesinin ona bıraktığı bir anının peşinden koşarken içinde olduğu aşk arayışı mantıklı değil. </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-biraz-hayalkirikligi">Biraz Hayalkırıklığı</h3>



<p>Sonrasında Valentine kitapta adı geçen kişinin aradığı kişi olmadığını anlıyor. Hem de ailesiyle bir araya geldikleri sıcacık yemekte oluyor bu. Adamın ailesi iyi ve zengin ama duygusal kopukluk yaşayıp ayrılıyor. Yani ilişkiyi mantıklı bir tabana oturtmak adına eline geçen tek şans olan iyi aile profili bile onu ilişki içinde tutmaya yetmiyor. Çünkü illa ki aşk&#8230; Bu ayrılık kararını hızlı veriyor. Bu karakteri ilerleyen vakitte okuyanın dikkatini dağıtmak için konulduğu ortaya çıkıyor ve sonuçta  geriye tek bir isim kalıyor Val’in aşk listesinde.&nbsp;</p>



<p>Romantik bir çok satanın vaad ettiği gibi <em>Londra&#8217;dan Sevgilerl</em>e de duygusal kararlara ve hayal kırıklıkları ile bezeli ilişkilere tanık oluyoruz bol bol. Peki bizi kitabın içinde tutan bunlar değil de ne? Tabii ki biraz gizem de romantizm severlerin baş tacı. Bu kitapta bu gizemi, annesinin Valentine&#8217;e bıraktığı mektuplar sağlıyor. Fakat akıcılığa çelme takan bu unsur da okuyanın elinde patlıyor.</p>



<p>Yorucu bir çabaya dönen geçmişten mektup işi de normal hayatta bu kadar zincirlemeyi kaldıramazdı sanırım. Yani tüm mektupların hedefi bulması pek inandırıcı değil. Ben bir yerde bu mektup işinin patlamasını ve spontane olarak Val&#8217;in hedefe ulaşmasını beklerdim çünkü yeterince tanımadığı kızının atacağı adımları ve düşüneceği yolları bilmek imkansız. Bunu annelik üzerinden açıklamak çok romantik. Pardon bu bir romantik romandı, değil mi?</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kitapci-hakkinda">Kitapçı Hakkında</h2>



<p><em>Londra&#8217;dan Sevgilerle</em>&#8216;nin en can alıcı yönlerinden biri de annesinin Valentine’e bıraktığı güzelim kitapçı. Bu kitapçı, kitaba ilgi duyan ve kitapçıda vakit geçirmeyi her şeyden fazla seven kişilerin duygusal bağ kurabileceği bir mekan. Yeni dönem kitapları satan güncel bir satıcı olmasının yanı sıra meraklısının nadir eserleri de bulabileceği bir sahaf gibi iş görüyor. </p>



<p>Annesiyle ortağının tüm kalpleriyle işlettiği mekan bir tür gönüllerin buluşma yeri ve en önemlisi kitabın ana mekanı. Eski kitapçıları özlemle andığımız, sahafların değerlerinin göreceli hale geldiği bu dönemde okuyanı düşündürüyor. Çünkü huzuru kitapçıda bulan, kitabın içindeki notların hayatını yönlendirmesine izin veren bir kitap kurdunun hikâyesi bu. </p>



<p>Bunun yanı sıra kitabın içine alınan notlara bel bağlayıp hayatına yön veren bir kadın Valentine. Kitap, kitapçı ve annesinin dostları üçgeninde yeni bir hayat kurmak Valentine için yeni bir sayfa. Bu noktada kitaplarla yoğrulan hayatında bir gün bir kitapçı sahibi olması ve en önemlisi çok az gördüğü annesiyle bu yolla bağ kurması yerli yerinde.  </p>



<p>Kitapçı meselesi ilham verebilir, kitapların derin dünyasında arayışımıza anlam verebilir yani her an her şey olabilir. Yazar bu konuda kendi içsel yolculuğundan da ipucu veriyor. Kitaplarla arası iyi olmayan bir yazar bulmak elbet zor ama kitaplarla kurulan derin ilişkinin yazıya yansıması başka bir konu. Yazarın iletmeye çalıştığı ileti kitap ve kitapçı üçgeninde bir yol hikâyesi adeta.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-bitmeyen-arayislar-manifestosu">Bitmeyen Arayışlar Manifestosu</h2>



<p>Kendini arayan ve yolculuğu devam eden herkes dönüşüme ve değişime açıktır. Bu ikisinin kaçınılmaz olduğu noktada kendini keşfeden kişinin geri dönülmez bir yolda olduğu kesin oluyor. İşte romanda izini sürdüğümüz ve sonunu görmek istediğimiz konu tam da bu. Karakterin bir yerlere varmasını istiyoruz. Değişsin istiyoruz. Önce fikri değişsin, sonra hayatı, buna dahil olmak istiyoruz. Pamuk şekeri pembeliğinde romantik hikâye bunu bize göstermeye çalışıyor. Başarılı oluyor mu?</p>



<p>Valentine yol alırken biz de onunla yolda kalıyor muyuz? Aslında kişisel menkıbe mevzusunun gidişi  oldukça risksiz eserde. Hayatını geçireceği yere ulaşmak, hayatının erkeğini bulmak, aşkı bulmak vs ne zaman menkıbe meselesi haline gelir? Gelmez. Bu menkıbenin sonucudur. Hayatının aşkına varmak hikâyenin sonudur. Gideceğiniz durağa varmaktır. </p>



<p>Peki, Valentine&#8217;nın hikâyesi böylesine derinleşip bize bazı kapılar açıyor mu?  </p>



<p>Maalesef hayır. Sonuçta sürecin kendisinin önemli olduğu bu yolda Valentine dağları aşmıyor. Hayatı için bir kaç seçim yapıyor ve yoluna bakıyor. Açılan kapılardan giriyor, bir takım mektuplar okuyor ve bol bol annesine kızıyor. Bu anlamda Valentine’in yolu biz okuyuculara pek bir şey vaat etmiyor. Sonunda kolay tüketilen pamuk şekeri romanımız hakkında büyük beklentiler bizi yolumuzdan elimiz boş döndürebiliyor.</p>



<p>Eğer çok satan okuyayım, keyfime bakayım diyorsanız <em>Londra&#8217;dan Sevgilerle</em> tam size göre. Duygular, virajlar, erkekler, kadınlar derken kitap bitiveriyor. Geriye pamuk şekerin damakta bıraktığı gibi bıktırıcı bir şeker tadıyla kalakalıyorsunuz. Şeker seviyorsanız ne ala. Bu şekerli his iyi bile hissettirir. Ama günün sonunda biten şekerin de aşkın da üzerine bir bardak su içmek gerekir.  </p>



<p><strong>Kaynakça </strong></p>



<p>Sarah Joi, Londra&#8217;dan Sevgilerle, çev. Yasemin Büte, Epsilon Yayınevi, 2022. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/londradan-sevgilerle-romantik-bir-dilemma/">Londra’dan Sevgilerle: Romantik bir Dilemma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/londradan-sevgilerle-romantik-bir-dilemma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
