<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mînaurgan arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/tag/minaurgan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/tag/minaurgan/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Nov 2025 10:06:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>Mînaurgan arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/tag/minaurgan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mîna Urgan: İhtiyar ve Sevimli Bir Dinozor</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/mina-urgan-ihtiyar-ve-sevimli-bir-dinozor/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/mina-urgan-ihtiyar-ve-sevimli-bir-dinozor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Kurtuluş Bilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 10:06:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Mînaurgan]]></category>
		<category><![CDATA[Mînaurganhayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Mînaurgankimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kazankultur.com/?p=18728</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mîna Urgan hakkındaki yazımız sizlerle&#8230; Uzun bir aradan sonra “Kadın” kategorimize yakışır bir isimle sizlerleyiz: Mîna Urgan. İster yazar deyin</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/mina-urgan-ihtiyar-ve-sevimli-bir-dinozor/">Mîna Urgan: İhtiyar ve Sevimli Bir Dinozor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Mîna Urgan hakkındaki yazımız sizlerle&#8230;</p>



<p>Uzun bir aradan sonra “<a href="https://www.kazankultur.com/iz-birakan-kadinlar/">Kadın</a>” kategorimize yakışır bir isimle sizlerleyiz: Mîna Urgan. İster yazar deyin ister filolog isterseniz de çevirmen… Çok yönlülüğü ile karşımıza çıkan, kendine hayran bırakan tecrübeleriyle Urgan’ı kaleme almak mutluluk verici.</p>



<p>Kendisiyle tanışmam Urgan gibi güçlü, bilgili ve bir o kadar sol görüşlü, 68 kuşağının temsilcilerinden bir isimle oldu. Urgan’ı hayatıma kattığı için o’na teşekkür ediyorum.</p>



<p>Şimdi gelelim kendisine “dinozor” lakabını takan bu tatlı mı tatlı kadını tanımaya…</p>



<p>Dinozoru bir direniş sembolü olarak kullanır Urgan. Cesaretin ve başkaldırının simgesidir onun nezdinde. Bu nedenle de gurur duyar kendine yaptığı yakıştırmadan. Aşağıdaki sözleriyle de sanki onu tanımak isteyenlere bu yakıştırmanın arka planını sunar:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Ben tarafsız değilim. Açık seçik taraf tutuyorum. Yobazlığa karşıyım, ırkçılığa karşıyım, gericiliğe karşıyım. İnsanların sömürülmesine ve savaşa karşıyım. Eşitlikten, sevgiden, kardeşlikten ve aydınlıktan yanayım.</p>
</blockquote>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="890" height="500" src="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Mina-Urgan-3.png" alt="" class="wp-image-18732" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Mina-Urgan-3.png 890w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Mina-Urgan-3-300x169.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Mina-Urgan-3-768x431.png 768w" sizes="(max-width: 890px) 100vw, 890px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-erken-cocuklukta-mina-nin-yasami">Erken Çocuklukta Mîna’nın Yaşamı</h2>



<p>1 Mayıs 1916’da dünyaya gelir Mîna Urgan. Fakat şöyle ki, doğum gününün özellikle 1 Mayıs olarak geçmesini ister kayıtlara.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Annem Şefika, doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu bilmediğim bir hesaplar yaptı ve günümüzün takvimine göre 14 Mayıs’ta doğduğuma karar verdi. Ne var ki, nüfus cüzdanım yenilenirken bana yardım eden solcu bir genç arkadaş, bunun hoşuma gideceğini tahmin ettiğinden, doğum günümü 1 Mayıs olarak kaydettirdi.</p>
</blockquote>



<p>Kökleri İstanbul’a dayanan ve varlıklı bir aileden gelen Urgan’ın babası Fecr-i Ati ekolü şairlerden Tahsin Nahit Bey. Annesi ise sanatla ve edebiyatla hep yakından ilgili olan Şefika Hanım. Hiç okula gitmemiş olan Şefika Hanım evinde aldığı özel eğitimlerle günümüzün eğitimli insanlarından hayli ileri seviyede. Anadili gibi Fransızca konuşuyor. Ayrıca Arapçayı çok iyi biliyor. Durmadan okuyor ve konser ile tiyatrolara gitmekten çok keyif alıyor.</p>



<p>Şefika Hanım ile yaşamayı “<em>ne zaman patlayacağı belli olmayan bir kraterde yaşamaya benziyordu”</em> diye anlatır hatırlarında. 2 yaşındayken kaybettiği babasından ise şöyle bahseder:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>O aklıma geldikçe, “delikanlı” babam derim kendi kendime ve şimdi o yaşta bir torunum olabileceğini düşünürüm.</p>
</blockquote>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="890" height="500" src="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Mina-Urgan-1.png" alt="" class="wp-image-18733" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Mina-Urgan-1.png 890w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Mina-Urgan-1-300x169.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Mina-Urgan-1-768x431.png 768w" sizes="(max-width: 890px) 100vw, 890px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-mina-urgan-olma-yolunda">Mîna Urgan Olma Yolunda…</h2>



<p>Aradan geçen zamanla Şefika Hanım yaşamını Falih Rıfkı Atay ile birleştiriyor. Mîna Urgan anılarında öz baba eksikliği görmediğini Atay’ın bu konuda çok iyi olduğunu söyler.  “Babam” diye bahsettiği Atay ile Şefika Hanım arasında sorun çıkmaması için hep çabalarmış. Hatta o İstanbul’a yatılı okula gidince annesi ile babasının arası açılmış.</p>



<p>Robert Koleji mezunu olan Urgan, annesinin yönlendirmesiyle üniversiteyi İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Filoloji Bölümü’nde tamamlar. Doktorasını aynı üniversitede İngiliz filolojisi üzerine gerçekleştirir.</p>



<p>1960’dan 1977 yılına kadar öğretim üyeliği yapan Urgan, birçok klasiğe çevrileriyle hayat verir. Balzac’tan Shakespeare’e, “sevgilim” diye hitap ettiği Thomas More’dan Herman Melville’e kadar isimlerin çevrilerini yapar. “<em>Her ne kadar biraz ekstra para kazanmak için çeviri yaptıysam da, hiçbir değersiz kitap çevirmedim.</em>” der.</p>



<p>Tüm bunlar yetmezmiş gibi “feminizm” denilince akla gelen ilk isimlerden <a href="https://www.kazankultur.com/uc-gine-golgede-kalmis-feminist-bir-okuma/">Virginia Woolf</a>’u da bize kazandırıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-feminizme-bakis">Feminizme Bakış</h2>



<p>Hal böyle olunca kendisinin feminist olup olmadığı sorulduğunda verdiği cevap ile her ne kadar tartışmalara yol açar aslında. Fakat Urgan’ın yaşadığı dönem göz önüne alındığında makul bir cevapla yanıtlıyor bu soruyu:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Benim fikrim çok başka. Ben kadın-erkek ayrımına inanmıyorum; bence insan var. Ve bu insan erkek ve kadın niteliklerinin bir uyuşması. Salt erkek ya da kadın bir yaratık düşünün. İki durumda da korkunç bir yaratık çıkıyor ortaya. O yüzden feministlerin davasını anlamıyorum. Son derece matriarkal bir ailede büyüdüm; ailede her kararı kadınlar verirdi. Gençliğim de Cumhuriyet’in ilk yıllarında geçti. Dolayısıyla yetiştiğim ortamda ezilmiş kadın görmedim. Feministleri anlamam bu yüzden. Ama elbette görüyorum, kadınlar eziliyor. Nerede eziliyor? Küçük memur kadınlar, kasabalı kadınlar eziliyor, evet. Ama mesela köylerde kadın çalıştığı için o kadar ezildiğine inanmıyorum ben. Çünkü üretimi elinde tutan kadın ezilmez bence. Bütün mesele kadının ekonomik olarak yaşama ağırlığını koyması. Ancak, kolejde veya iyi bir okulda okumuş kadının ezilmesini aklım almıyor. Böyle bir durumda ezilmek için kadının kabahati olması gerekir. En azından günümüzde böyle bu. Eskiden koşullar böyle değildi. Feminist arkadaşlarım diyorlar ki ‘Kadın koşullandırılıyor’. Buna inanmıyorum. Örneğin benim koşullanmam bunun tam tersi oldu. Şimdi, şehirde yaşayan hali vakti yerinde bir kızın koşullanmasını anlamıyorum. Bana öyle geliyor ki, kadınlarda bir katlanma, kolayına gitme var.</p>
</blockquote>



<p>Yine kadın-erkek eşitsizliğine ilişkin kayda değer bir diğer görüşü ise şöyle:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Feministlerin sosyalizmden yana çıkmaları gerekir; çünkü ancak sosyalizm onların sorunlarına bir çözüm getirebilir. Kabahat erkeklerde değil, törelerin ve düzenin bozukluğunda. Erkekler eziliyor ve kendileri ezildikçe, kadınları ezmeye kalkıyorlar.</p>
</blockquote>



<p>Bir başka yerde:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Ezilen kadın da erkekten hıncını almak istiyor. İşverenlerin sömürdüğü erkek, evine gelince, karısını sömürüyor. Kadın da onu sömürmek istiyor. Böylece kadın-erkek ilişkisi, bir sevgi bağı olmaktan çıkıyor, içine hem kinlerin hem de çıkarların karıştığı bir kepazeliğe dönüşüyor, ayrılmalarla sonuçlanıyor.</p>
</blockquote>



<p>Her ne kadar başta da belirttiğim gibi bu görüşler tartışmaya açık olsa da insan doğasına bütüncül bakış açısı ve sistem odaklı eleştirisinden dolayı Urgan’ın görüşlerini değerli buluyorum.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-siyasete-dair">Siyasete Dair</h2>



<p>Dönemin ruhuna uygun olarak Urgan’ın siyaset hayatına atılması 60’lı yıllarda gerçekleşiyor. Kendisi TİP’in (Türkiye İşçi Partisi) de kurucularından. 12 yaşına kadar maddi olanaklar bakımından tam bir burjuva gibi yaşadığından utandığını belirtir Urgan. Siyasete dair ses getiren görüşleri ve özellikle Urgan’ın tanınmasında büyük bir payı olan Bir Dinazor’un Anıları’yla dile gelir. Kitap yayınlandığında tam tamına 83’ündedir Mîna.</p>



<p>Hayatı boyunca gururla komünist olduğunu belirten Mîna Urgan’ın iktidara yönelik paylaştığı anısını ise çok kıymetli buluyorum:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Tam ve mutlak bir iktidarı ise ancak beş dakika yaşadım ömrüm boyunca: Bodrum’da Kasım sonuydu. Şakır şakır yağmur yağıyordu. Ben, sırtımda sarı muşambadan yapılmış, kukuletalı çöpçü yağmurluğum, elimde bir naylon torba, torbanın içinde bir simitle bir Cumhuriyet gazetesi sabahleyin bakkaldan evime dönüyordum. Derken, o daracık tek yönlü Cumhuriyet caddesinde, iki kocaman Mercedes burun buruna geldi. Mercedeslerin direksiyonunda, deve tüyü paltolu, kel kafalı, bıyıklı ve ablak yüzlü, paraları paçalarından akan, birbirine çok benzeyen iki kodaman. O daracık yolda benden başka kimsecikler olmadığı için, trafik polisi rolünü üstlenmek zorunda kaldım. Bir de baktım ki, o güzel huyum dakikasında değişiverdi. Terbiye diye bir şey kalmadı bende. Ece Ayhan’ın dediği gibi, masanın öteki tarafına geçmiştim, yani iktidar bendeydi. Çocuklarıma bağırıp küfretmeyen; torunum küçükken ve akim alamayacağı kadar canavarken ona bile bağırmayan ben, o para babalarına bangır bangır bağırıyordum: “Bu sokak tek yönlü. Bundan haberiniz yok mu, aptallar.” “Sağ yap dedim sana, budala!” “Geriye gitsene be! Şimdi sen, sol yap! Geri bas dedim sana, geri zekalı!” Ben böyle bağırıp küfrettikçe, adamların afrası tafrası kalmamıştı. Ürkek çocuk yüzleriyle bakıyorlardı bana. Beş dakikalık iktidarın bile beni ne hale getirdiğini görünce, kendimden korktum. Trafik sıkışıklığı halledildikten sonra, adamcağızlar bana bir de teşekkür edince, büsbütün rezil olduğumu hissettim. Ve inanmadığım Tanrıya şükrettim bana para bağışlamadığı gibi, iktidar da bağışlamadığı için.</p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-neden-urgan">Neden Urgan?</h2>



<p>Bir diğer kıymetli anısı ise soy ismini alma hikayesi üzerine. Bilindiği üzere Urgan “keten, kenevir, pamuk, jüt gibi türlü dokuma maddelerinin herhangi birinden yapılan ince halat.” anlamına geliyor.</p>



<p>Bu soy ismini almasına vesile olan ise sonradan muhafazakâr eğilimi nedeniyle araları açılan Necip Fazıl Kısakürek. İki dost bir aradayken Mîna “u” harfi ile başlayan bir soy ismi kullanmak istediğini söyler. Bunun üzerine Kısakürek “Urgan” önerisinde bulunur. Mîna nedenini sorduğunda şu yanıtı alır:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Komünist olduğun için sonunda nasıl olsa seni bir urganın uca sallandıracaklar.</p>
</blockquote>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="890" height="500" src="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Mina-Urgan-2.png" alt="" class="wp-image-18731" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Mina-Urgan-2.png 890w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Mina-Urgan-2-300x169.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2025/11/Mina-Urgan-2-768x431.png 768w" sizes="(max-width: 890px) 100vw, 890px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-son">Son…</h2>



<p>Anlat anlat bitiremeyeceğimiz türden Mîna’nın yaşamı. Herkesin kendisi için pay alabileceği bir sürü anekdotlarla dolu.</p>



<p>Sonuçta, Atatürk’le tanışıp dans etmiş, Abin Dinolarla, Halide Ediplerle, Neyzen Tevfiklerle; edebiyat dünyasında sanat camiasına kadar aklınıza gelebilecek tüm isimlerle dolu bir hayattan söz ediyoruz.</p>



<p>Onu daha yakından tanımak isteyenler tabii ki de mutlaka ve mutlaka Bir Dinazor’un Anıları ile temas etmeli.</p>



<p>Yazıya son verirken yine kendisinin ağzından çok hoşuma giden bir cümleyle kapanış yapmak isterim:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Zaten insanlar gülümseyerek mutsuzluklarını hem gizlemesini hem de biraz yenmesini öğrenirler. Gülümsemeyi, gülmeyi/ gülmece yeteneğini, “humour” denilen şeyi, yani başkalarının halinden çok kendi haline gülebilmeyi işte bu yüzden önemserim. Bu gülmece yeteneğinden yoksun olanlar, kendilerini hafiften alaya alamayanlar, tam insan değildirler benim gözümde.</p>
</blockquote>



<p>İyi ki vardın&#8230;</p>



<p></p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynaklar">Kaynaklar</h2>



<p><a href="https://www.panzehirdergi.com/mina-urgan-buyuyunce-ben-de-dinozor-olmak-istiyorum-birsen-karaloglu/">https://www.panzehirdergi.com/mina-urgan-buyuyunce-ben-de-dinozor-olmak-istiyorum-birsen-karaloglu/</a></p>



<p><a href="https://www.uzelomur.com/post/di-nozor-hanim-mîna-urgan">https://www.uzelomur.com/post/di-nozor-hanim-mîna-urgan</a></p>



<p><a href="https://www.cafrande.org/mina-urgan-bizi-yaralayan-olaylari-unutmus-gibi-yapmak-zorundayiz-yasamaya-icin/">https://www.cafrande.org/mina-urgan-bizi-yaralayan-olaylari-unutmus-gibi-yapmak-zorundayiz-yasamaya-icin/</a></p>



<p><a href="https://www.cafrande.org/mina-urgan-ben-insanlari-sadece-sevmekle-yetinmem-onlara-merakla-bakarim/#google_vignette">https://www.cafrande.org/mina-urgan-ben-insanlari-sadece-sevmekle-yetinmem-onlara-merakla-bakarim/#google_vignette</a></p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/mina-urgan-ihtiyar-ve-sevimli-bir-dinozor/">Mîna Urgan: İhtiyar ve Sevimli Bir Dinozor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/mina-urgan-ihtiyar-ve-sevimli-bir-dinozor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
