Feminist Yazarlar: Yön Veren Ama Az Konuşulanlar
Feminist yazarlar konulu yazımız sizlerle…
“Feminist yazarlar” denildiğinde Virginia Woolf, Simone de Beauvoir, Sylvia Plath gibi yazarlar düşer aklımıza. Düşmesi de normaldir ki feminizme yön verme noktasında iz bırakan isimlerdendir kendileri. Peki ya diğerleri? Adını daha az duyduklarımız, belki de hiç duymadıklarımız.
Aslında nice kadın var feminizm ardında. Kendi dünyasında attığı adımlarla kendilerinden hiç haberdar olmadığımız. Sokağında, karşı apartmanında, işte hemen yanında oturuyordur belki de… Hepimiz belli başlı mücadelelerin içindeyiz bu hayatta. Ama biliyoruz ki kadın olmak, negatif anlamda artı katıyor mevcut yaşam mücadelemize. Ne yazık ki, bu bir gerçek. Bunu öyle çok radikal bir yerden söylemiyorum. Aksine çok yumuşak tondan, kendimce deneyimlerimden ve etrafımda gördüğüm kadın yaşantılarından hareketle söylüyorum.
Bu konuuuuu çooook derin ve uzun bir mesele. Biz konuyu saptırmadan feminizme yön veren ama az konuşulduğunuzu düşündüğümüz isimlere bakalım.
Sara Ahmed

Feminist yazarlar konulu listemizin başında Sara Ahmed yer alıyor. Kendisi çağdaş feminist kurumun önemli isimlerinden. İngiltere doğumlu akademisyen ve teorisyenimizin çalışmalarında yoğunlaştığı konular şöyle: Toplumsal Cinsiyet, Queer Kuram, Feminist Teori, Duyguların Politikası ve Kuramsal Ayrımcılık.
Sara Ahmed’i dikkat çekici kılan gündelik hayat deneyimlerini politik bir okuma biçimine dönüştürmesi. Bununla beraber üniversiteden ayrılarak, akademik taciz ve kurumsal ayrıcılık gibi hemen hemen hepimizin yaşadığı ama bir yerlerde susmak zorunda hissettiği konularla salt bir teorisyen olarak kalmaz. Aynı zamanda aktivst yönü de ön plana çıkan bir isim.
Yazarımızın Türkçeye çevrilen bazı eserlerini meraklıları için sıralayalım: Duyguların Kültürel Politikası, Mutluluk Vaadi, Oyunbozan Feministin El Kitabı.
Emma Goldman

Biz kendisine Emma Queen diyoruz. Çünkü kendisi yalnızca feminizme yön veren bir isim değil. Aynı zamanda anarşist düşüncenin ve büyük mücadelenin önemli isimlerinden. Genç yaşlarında Amerika’ya göç eden Emma, birçok önemli konuya temas etmiştir eserlerinde. Tabii yalnızca bunları kaleme almakla kalmamış, aktif şekilde siyaset hayatı olmuştur. İşçi hakları, ifade özgürlüğü, doğum kontrolü ve kadın özgürlüğü gibi büyük konular üzerine tartışmıştır.
Onu diğer feministlerden ayıran nokta ise, Emma’nın kadınların yalnızca oy kullanarak özgürleşmeyeceği konusudur. Ona göre, oy hakkının yanında bireysel özgürlük, cinsel özgürlük ve maddi özgürlük gibi konular çok kritik bir önem taşır. Bu nedenle, kadın özgürlüğü daha büyük bir mücadelenin parçasıdır. Birçok kez tutuklanıp serbest bırakılan Emma, radikal bulunan görüşleri nedeniyle de ABD’den sürülmüştür.
Dans Etmeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir, Kadın Özgürleşmesi ve Diğer Yazılar, Yaşamımı Yaşarken adlı yapıtlar Emma Queen’in en önemli eserleri arasında.
bell hooks

Gerçek adıyla Gloria Jean Watkins, bell hooks adını babaannesinden almıştır. Özellikle adını küçük olarak kullanmasının bir nedeni vardır elbet. Ona göre asıl odaklanılması gereken kısım fikirlerdir, gerisi çok da önemli değildir.
Kendisi kesişimsel feminizm adı verilen yaklaşımın gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Bir kere feminizmi akademinin dışına taşımıştır. İkinci olarak, ırkçılık, sınıf eşitsizliği ve toplumsal cinsiyet konularının birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini savunmuştur.
Aynı zamanda hooks’a göre feminizmin yalnızca kadınların değil, cinsiyetçilik altında yaşayan her kim varsa onların özgürleşme hareketi olduğunu düşünür. Bu yaklaşımıyla da farkını çok net ortaya koyar.
Feminist yazarlar arasında yer alan bell hooks’un Türkçeye çevrilen eserleri mevcut. Feminizm Herkes İçindir, Değişme İsteği: Erkekler, Erkeklik, Sevgi, Ben Kadın Değil miyim? Siyah Kadınlar ve Feminizm bunlardan bazıları.
Silvia Federici

Feminist yazarlar konulu yazımızın bir diğer konuğu İtalyan akademisyen Federici. Kendisi daha çok kapitalizm, tarih ve kadın emeği üzerine yazılarıyla tanınıyor. Zaten Federici Marksist Feminizmin temsilcisi olarak kabul görülmüş.
O kadar haklıdır ki ev içi emeğin görülmemesinin kapitalizmi besleyen en önemli unsurlardan biri olduğunu söyler. Çığ etkisi yaratan eseri ise belki de duyduğunuz üzere, Caliban ve Cadı. Bu kitabıyla Federici cadı avlarını dini ve kültürel olarak yorumlamaktan ziyade siyasi bir dönüşüm olarak yorumlar. Bu yorumun temeli kadın emeğinin kontrol altına alınmasıdır.
Caliban ve Cadı dışında yazarımızın Sıfır Noktasında Devrim ve Patriyarka ve Ücret isimli eserleri de Türkçe’de mevcuttur.
Angela Davis

İnsan hakları aktivisti olarak da bilinen akademisyenimizin yaklaşımlarında çıkış noktası siyah kadınların deneyimleridir. Sınıf eşitsizliğinin yanı sıra ırkçılık ve ceza sistemi eleştirisiyle tek potada buluşturur feminizmi.
Tabii bu kadar can alıcı noktaları birleştirince uzun bir süre FBI tarafından aranmış. Yakalandıktan bir süre sonra beraat eden Davis 70’lerde sembolik bir isme dönüşmüş.
Ayrıca kendisi tıpkı hooks gibi kesişimsel teorinin önemli isimleri arasında yer alıyor. Bu elbette kölelik tarihi, ceza sistemi, hapishane sistemi gibi konuları feminist teoriyle harmanlayan bakış açısından kaynaklanıyor. Irkçı Kuşatma ve Kadınlar ve Özgürlük Sürekli Bir Mücadeledir eserleri yazarımızın öne çıkan eserlerinden.
Sen de bu listeye eklemek yapmak istersen yorumlarda buluşalım lütfen.
