İyi Hissettiren Filmler ve Diziler – 2026
İyi Hissettiren Filmler ve Diziler konulu listemiz sizlerle…
Hayatımız yolunda gitsin ya da gitmesin. Öyle bir an geliyor ki iyi hissettirecek bir şey arayışına girişiyoruz. Bu noktada Xanax etkisi yaratan sanat imdadımıza koşuyor. En azından benim için rahatlıkla böyle olduğunu söyleyebilirim. 🙂 Bu tarz durumlarda müzik, resim, tiyatro bir yana, yedinci sanat bir yana. Elbette derinliğin yanı sıra, kaliteli ama bazen yüzeysel kalan yapımlarda iş görüyor açıkçası.
Dürüst olmak gerekirse, Kazan dışında da dört elle sarıldığım yayınlardan bu konuda destek almayı seviyorum. Bu nedenle öneri içeriklerine Kazan’da bolca yer vermeye çalışıyorum. Benim gibi bu arayışa giren insanlara destek olmak benim için büyük bir mutluluk.
Lafı uzatmayayım. Hadi gelin, sizin için hazırladığım listeye bakalım!
How To Make Millions Before Grandma Dies (2024)

Orijinal adıyla Lahn Mah, 2024 yapımı Tayland filmi. Filmi izleyeli tam tamına 2 yıl geçmiş olsa da etkisi hala sürüyor desem yalan olmaz. Dram ve komediyi başarılı bir şekilde buluşturan bu yapım, bir aile hikayesiyle çıkıyor karşımıza. How To Make Millions Before Grandma Dies; maddi sıkıntılar için de olan M ile tanıştırıyor bizleri. Bir yakınının ailenin yaşlı üyesine bakarak parayı kırdığını görünce, başkarakterimiz benzer bir fırsatı değerlendirmeye çalışıyor.
Ardından, büyük miras beklentisiyle kanser teşhisi koyulan büyükannesi Amah’a bakmayı görev biliyor kendine. Böylelikle büyükannesinin yaşantısını yakından tanık oluyor. Aile içi çatışmaları, üyeler arası öfkeyi ve sevgiyi yakından gözlemliyor. M’nin çıkış amacı olan miras kaygısı zamanla yerini gerçek bir bağa bırakıyor. Asya’da oldukça yankı uyandıran film, kesinlikle izlemeye değer filmler arasında. İçinizi yumuşatacak, kapattığınızda iyi hissetirecek derinlikli nadir yapımlardan.
I Swear (2025)

İyi Hissettiren Filmler ve Diziler konulu yazımızda ikinci sırada, favori filmlerim arasında yer alan I Swear yer alıyor. İskoç aktivist John Davidson’ın gerçek yaşam hikayesine dayanan yapım bir biyografi filminden çok daha fazlası diyebilirim. Davidson’a hayat veren Robert Aramayo’nun oyunculuğu ise film dışında ayrı olarak ele alınması gereken bir konu.
Film bizi çok da aşina olmadığımız bir sendromla tanıştırıyor: Tourette Sendromu. 80’li yıllların başında teşhis konulan Davidson’ın hayatı hiç de kolay ilerlemiyor. Parlak ve gelecek vaad eden gencin hayatı bir anda beliren sendromla tepetaklak oluyor.
Film; önyargı, dışlanma ve empati gibi derinlikli kavramlar üzerine düşünmeye sevk ediyor izleyeni 2 saat boyunca. Bunu da mizah ve dramayı ustalıkla harmanlayarak yapıyor. Gerçekten de filmi izlediğim süre boyunca hüzün, öfke, mutluluk gibi duyguları bir arada yaşadım. Fakat film bittiğinde gerçekten içim ısındı.
When Life Gives You Tangerines (2025)

2025’in en çok konuşulan dizileri arasındaydı When Life Gives You Tangerines. Bunun nedenini tabii ki de sağlam hikayesine bağlamakla birlikte, muhteşem oyunculuklar ve harika çekimlere bağlıyorum. Tabii Güney Kore filmi olması ve toplumsal yapımızın birbirine benzeşiyor olması da bunda etkili kanaatimce.
1 sezon 16 bölümden oluşan mini dizi, sıradan insanların sıra dışı hayatlarını ele alıyor. 50’li yıllara gidiyoruz bu kez. Jeju Adası’nda iki çocukluk arkadaşı olan Ae-sun ve Gwan-Sik’in büyümelerine şahit oluyoruz. Bu noktada dizinin basit bir aşk hikayesini olmadığını hemen belirtmek isterim.
Toplumsal dönüşüm, kadının toplumdaki yeri, aile bağları, ekonomik mücadeleler gibi yaşamlarımıza dokunan temalara sahip yapım. Bu temalar eşliğinde karakterlerin yıllar içindeki gelişimine tanık oluyoruz yakından. “Çok hayatın içinden” olarak nitelendirebileceğim When Life Gives You Tangerines izlemeye değer dizilerden!
Crashing (2016)

Tek bir oturuşta 2.5 saatinizi ayırarak bitirebileceğiniz mini dizi Crashing, senaristini öğrendiğinizde bile sorgulamaksızın izleyebileceğiniz yapımlardan. Phoebe Waller-Bridge imzalı yapım, gerçekçi karakteriyle kendini daha ilk bölümden sevdiriyor. Bu nedenle de İyi Hissettiren Filmler ve Diziler konulu listemizde olmayı hak ediyor.
Dizinin konusuna gelecek olursak; Londra’da yıkılmayı bekleyen bir hastanede düşük kira karşılığında yaşamaya devam eden gençlerin hayatlarına şahit oluyoruz. Yer yer romantizm, yer yer de kariyer ve kimlik bunalımlarına dokunan yapım, hızlı temposuyla bitmesini hiç istemediğimiz türden dizilere örnek teşkil ediyor.
The Good Place (2016)

Bilenler bilir, felsefe kırmızı çizgimiz! Etik zateen… Bu açıdan The Good Place hem Kazan hem de şahsi olarak ayrı bir yere sahip. Platon’dan Kant’a, J. Stuart Mill’den Kierkegaard’a uzanan etik yaklaşımları mizah yoluyla gündelik hayata taşıyor The Good Place.
Bir yandan kahkahaya dalarken, öbür yandan “ama hiç bu açıdan bakmamıştım” diyeceğiniz türden ters köşeleriyle bölümleri nasıl bitirdiğiniz anlamayacaksınız. Yapım, Eleanor Shellstrop isimli genç kadının öldükten sonra gözlerini İyi Yer’e açması, ardından bir yanlışlık yapıldığının farkına varması ve kurduğu bağlar sonrası yaşanan olaylara odaklanıyor.
İyi nedir, iyi insan olmak nedir, bir davranışı ahlaki kılan nedir? gibi felsefi sorular üzerine odaklanan dizi, öne çıkan karakterlerden etik profesörü Chidi Anagonye ile daha da keyifli bir hale geliyor.
