Önce Kadınlar: Anaerkil Bir Anlatı
Önce Kadınlar, 22 Mayıs 2026’da Netflix’te seyirciyle buluşan Amerikan komedi filmi. Bu yazımızda, filmi mercek altına alıp yakından inceliyoruz.
Daha filmin afişini ve adını görünce direkt bir çağrışım yaptı benim için. Yıllar önce izlediğim ve yine Kazan’da öneride bulunduğumuz Éléonore Pourriat’ın 2018 Fransız filmi I Am Not an Easy Man canlandı kafamda. Ki bu çok normalmiş, sonradan öğrendiğime göre Önce Kadınlar uyarlamaymış. Hatırlayacak olursak, orijinal yapım esasında senaristin 2010 yılında Ezilen Çoğunluk adıyla yayınladığı kısa filme dayanıyordu. Detayları merak edenler önceki yazımızı inceleyebilirler.
Gelelim filmimize. Önce Kadınlar yaklaşık 2 saat sürdü, akıcıydı, izlemesi keyifliydi. Oyunculuklar da çok hoştu. Ama “derinlikli miydi?” diye soracak olursan da ona maalesef yanıtım “hayır”. Bu anlamda filmin yeteri kadar doyurucu olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. I Am Not an Easy Man kesinlikle çok daha derinlikliydi diyebilirim. Buna rağmen yine de izlenmeye değer bir film.
Ayrıca filmin başrollerinden kısaca bahsetmek isterim. Bir yanda, Borat ve Diktatör gibi filmlerden tanığımız Britanyalı oyuncu Sacha Noam Baron Cohen var. Diğer bir yanda ise Gone Girl, I Care a Lot gibi unutulmaz filmlerin yıldızı Rosamund Pike. İkisi de muhteşem oyunculuklarıyla filmin enerjisini yukarıya çıkarmışlar.
Tanıdık Bir Hikaye
Hikayesel ve dokunduğu temalar bakımından tıpkı I Am Not an Easy Man gibi, yapımda bildiğimiz bir açılış karşılıyor seyirciyi. Reklamcı, e tabii “bad boy” denilen türden ve elbette “üst düzey” bir karekterimiz var: Damien. Tam olarak, reklam sektörü rivayetlerinde sıkça bahsi geçen ve karakterini öngörebildiğimiz bir erkek kendisi. Birtakım politikalar nedeniyle ekibine formaliteden bir kadın katmak durumunda kalıyor.
Bir marka için yeni bir reklam filmi için masaya oturuyor herkes. Ekibin yeni üyesi, sözde art direktörümüz Alex Fox da toplantıda. Özellikle bu sahnede reklam sektöründe kadınların sıkça bir obje olarak sunulduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Toplantı masasında kafa kafaya veren erkeklerin bolca mansplainingleriyle de yüzleşiyoruz.
İzleyenleri yeteri kadar rahatsız etmeyi başaran bu sahnelerin ardından, bir olay sonrası erkek karekterimiz düşer ve anaerkil bir dünyada gözlerini açar.
Önce Kadınlar ve Anaerkil Toplum Anlatısı

Literatürde, üstünlüğün kadınlarda olduğu toplumsal yapı olarak tanımlanan yeni düzende gözlerini açan Damien oldukça rahatsızdır durumdan. Dilinde sürekli, “hayır, doğrusu bu değil” diyerek kabullenemez içinde bulunduğu koşulları. Açıkçası Damien’ın bu itirazları, ataerkil toplumun getirdiği dayatmaların gerçek olduğu kabulünün rahatsız ediciliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle bir kadın gözüyle filmi izleyince, içinde bulunulan toplumsal konuma dışarıdan bu kadar net bakmak oldukça can sıkıcı. Bu açıdan, Önce Kadınlar’ın iyi iş çıkardığını söyleyebilirim.
Yeni düzende; erkekler estetik yaptırır, iyi görünmek ve her zaman güleryüzlü olmak durumundadır. Aykırı hareketlerinden hoşlanılmaz, yumuşak ve uyumlu yapılarıyla kadınların gönüllerinde taht kurmayı başarırlar. Doğum kontrol hapı kullanmak zorunda olup iş ve ev hayatı arasında denge kurmak zorundadırlar. Anlayacağınız zor bir hayattır onlarınki (!)
Alex ise yönetici olarak karşısındadır bu oyunda. Bolca çekişme ve güç savaşı yaşanır ikili arasında.
Mutlu Son ya da Ütopik Son

Filmin sonlarına doğru görüyoruz ki artık Damien kadınların hem gündelik hem de iş yaşamında maruz kaldığı durumlarla yüzleşmiştir. Böylelikle konuları içselleştirmiş ve tekrar gözlerini mevcut düzene açmıştır. Tabii artık eski Damien gitmiş yerine ataerkillikten arınmış bir Damien gelmiştir.
Film bittikten sonra geriye tek bir soru kalıyor: Acaba gerçekten mümkün mü?
Hatırlayalım, filmin esinlenildiği orijinal yapımın Fransız yönetmeni Pourrat’ı harekete geçiren, zihninde dönüp duran “Anaerkil bir dünyada kadın ve erkek olmak nasıl olurdu?” sorusuydu. Kadınlar olarak bizler yalnızca ihtimaller üzerinden düşleyebiliyoruz özlem duyduğumuz yaşamı. Bu konuda gün geçtikçe bir şeyler iyiye mi gidiyor, yoksa daha da kötüye mi şüpheliyim.
Günümüz dünyasında; kadın meselesini alıp çok farklı konulara taşıyanlar mı dersiniz, bu açıkları kullanarak çarpık ilişki ve hayatların içinde olanlar mı… Her ne olursa olsun yaşamaya devam ediyoruz, koca bir nesil yetişmekte ve bu kadın meselesini tüm yanlışlara inat konuşmaya elbette devam edeceğiz. Gün sonunda, Önce Kadınlar’ın bu anlayışa hizmet eden bir yapım olduğunu düşünüyorum.
