İfade Özgürlüğü: Yön Veren 5 Düşünür
İfade özgürlüğü, özellikle son dönemlerde sıkça gündeme gelen kavramlardan. Bu yazımızda, demokrasilerin en temel haklarından biri olarak kabul edilen ya da öyle imiş gibi yapılan ifade özgürlüğü kavramını inceliyoruz.
Bilindiği gibi Deniz Göktaş olayının ardından yeniden gündeme geldi ifade özgürlüğü kavramı. Deniz Göktaş’ın yurda ayak basar basmaz gözaltına alınıp tutuklanması kavramın neliği üzerine tartışma gerekliliğini artırdı.
Bu kavram aslında yalnızca günümüz hukuk sistemleri tarafından tartışılan bir mesele değil. Yüzyıllarca düşünürler tarafından tartışılan bir meseledir. Gündemimizi son zamanlarda belli aralıklarla meşgul eden ifade özgürlüğü problemine yön veren isimlerle inceleyelim dedik.
John Stuart Mill: Yanlış Fikirler Bile Susturulmamalı
19. Yüzyılın öne çıkan isimlerinden Mill, ifade özgürlüğünün güçlü savunucularından biri olarak biliniyor. Ona göre, bir düşünce yanlış olsa bile dile gelip tatışılmalıdır. Doğru bir fikrin ortaya çıkması için bu kesinlikle gereklidir. Öyle ki tüm fikirler karşı karşıya gelsin ve doğru olana ulaşılsın. Aksi halde gerçeğe ulaşma ihtimali düşer. Bu fikrini Özgürlük Üzerine adlı eserinde güçlü bir şekilde savunur.
Voltaire: Düşünceye Değil, Düşünme Hakkına Saygı
Hepimizin bildiği gibi, Voltaire Aydınlama Çağı’nın önemli bir ismi. Ayrıca dini ve siyasi eleştirileriyle bolca sansür yemiş bir isim.
Ona göre, burada önemli olan husus ifade özgürlüğü düzleminde sunulan bir fikri kabul etmek değildir. Önemli olan o kişinin düşüncesini ifade edebilme hakkını özgürce sürdürebilmesi.
Hannah Arendt: Konuşmak, Kamusal Alanın Temelidir
20. Yüzyıl siyaset felsefesinin önde gelen düşünürlerinden Hannah Arendt. Ona göre özgürlük yalnızca bireysel bir hak olarak kalmamalıdır. Özgürlük Kamusal alanda bireylerin refah içide yaşamasının koşuludur.
Kamusal alandaki refahı insanları birbirleriyle özgürce düşüncelerini ifade edebildikleri ortamda mümkündür. İfade özgürlüğünün olmaması kamusal tartışma alanının olmamasıdır. Böyle bir ortam ise totaliter rejimin ilk hedeflerinden biridir.
Michel Foucault: İfade Özgürlüğü ve İktidar İlişkisi
Fransız filozof ifade özgürlüğü konusunda diğerlerinden ayrılır ve farklı bir yaklaşım ortaya koyar. Ona göre yaşamın her alanında olduğu gibi düşüncelerin yanlış-doğru kabul edilmesi de iktidar ilişkilerine göre şekillenir. Çünkü bilgi ve iktidar arasında güçlü bir bağ vardır.
Noam Chomsky: Rahatsız Eden Fikirler de Geçerlidir
Ünlü dil bilimciye göre, bir toplum rahatsızlık duyuların düşüncelerin özgürce ifade edilmesine müsaade ettiği sürece gerçekten özgürdür. Bu değerli bir görüştür. Chomsky de aslında bizlerin ortak yakınması gibi yalnızca kabul edilen görüşlerin olduğu bir ortamda özgürlükten söz edemeyeceğimizi söyler.
Tüm bu düşüncelerden hareketle görüyoruz ki düşünürleri ortak kılan nokta, fikirlerin özgürce ifade edilebildiği bir ortamda gerçekten özgürlükten söz edebiliriz.
Aynı zamanda ifade özgürlüğü yalnızca bireylerin değil, demokratik toplumların gelişebilmesinin temel koşulunu oluşturuyor. Bununla beraber, bir toplumda bilim ve sanatın gelişiminde kritik bir role sahip.
