<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psk. Arzu Nur Özkan, Kazan Kültür sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/author/arzu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/author/arzu/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Dec 2024 07:55:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>Psk. Arzu Nur Özkan, Kazan Kültür sitesinin yazarı</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/author/arzu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sınırda Kişilik Bozukluğu Nedir?</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/sinirda-kisilik-bozuklugu-nedir/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/sinirda-kisilik-bozuklugu-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Dec 2024 07:55:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kazankultur.com/?p=18655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınırda Kişilik Bozukluğu, ruh hallerinde, duygularında, davranışlarda ve öz imajda yaygın istikrarsızlıkla karakterize bir ruh sağlığı durumudur. Bu belirtiler genellikle dürtüsel eylemlere ve ilişkilerde sorunlara yol açar. Bu zorlu ve yıkıcı bir bozukluk olsa da semptomlarını, nedenlerini ve tedavi seçeneklerini anlamak, durumu yönetmek ve etkilenenlerin yaşam kalitesini iyileştirmek için çok önemlidir.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sinirda-kisilik-bozuklugu-nedir/">Sınırda Kişilik Bozukluğu Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sınırda Kişilik Bozukluğu, ruh hallerinde, duygularında, davranışlarda ve öz imajda yaygın istikrarsızlıkla karakterize bir ruh sağlığı durumudur. Bu belirtiler genellikle dürtüsel eylemlere ve ilişkilerde sorunlara yol açar. Bu zorlu ve yıkıcı bir bozukluk olsa da semptomlarını, nedenlerini ve tedavi seçeneklerini anlamak, durumu yönetmek ve etkilenenlerin yaşam kalitesini iyileştirmek için çok önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-belirtileri"><strong>Belirtileri</strong></h2>



<p><strong>Yoğun Duygusal İstikrarsızlık:</strong> Bu bozukluğa sahip bireylerde şiddetli ruh hali değişimleri olabilmektedir. Genellikle küçük tetikleyicilere yanıt olarak hızla dalgalanan duygular yaşayabilirler. Bu duygusal değişkenlik bunaltıcı ve yönetilmesi zor olabilmektedir.</p>



<p><strong>Terk Edilme Korkusu:</strong> Bir diğer belirti, terk edilme veya reddedilme korkusudur. Bu korku, bazen tutunma davranışı, panik veya öfke şeklinde kendini gösterebilmektedir. Gerçek veya hayali terk edilmekten kaçınmak için çaresizce girişimlerde bulunmaya yol açabilmektedir.</p>



<p><strong>Dengesiz İlişkiler:</strong> Bu bozukluğa sahip bireylerin genellikle çalkantılı ilişkileri vardır. Başkalarını idealleştirmekten onları değersizleştirmeye doğru savrulabilirler ve bu da ilişkilerinin oldukça dengesiz olmasına neden olur. Bu kalıp hem birey hem de etrafındakiler için kafa karıştırıcı ve yorucu sonuçlara yol açabilmekte.</p>



<p><strong>Kimlik Bozukluğu:</strong> Bireylerde çarpık veya dengesiz bir benlik duygusu olabilmektedir. Bu da değerlerde, hedeflerde ve davranışlarda ani değişikliklere yol açabilmekte. Bu istikrarlı kimlik eksikliği boşluk ve kafa karışıklığı hissine katkıda bulunabilmektedir.</p>



<p><strong>Dürtüsel Davranışlar:</strong> Madde bağımlılığı, dikkatsiz araba kullanma, aşırı yeme veya para harcama çılgınlıkları gibi potansiyel olarak kendine zarar verebilecek alanlarda dürtüsellik, bu bozukluğa sahip bireylerde yaygındır. Bu davranışlar genellikle yaşadıkları bunaltıcı duygularla başa çıkmanın yollarıdır.</p>



<p><strong>Kronik Boşluk Hissi:</strong> Sınırda Kişilik Bozukluğu olan birçok kişi, amaçsızlık veya yaşamdan memnuniyetsizlik hissine yol açabilen kalıcı boşluk veya uyuşukluk hisleri bildirmektedir.</p>



<p><strong>Yoğun Öfke:</strong> Sınırda Kişilik Bozukluğu olan bireyler yoğun <a href="https://www.kazankultur.com/ofke-kontrol-etmek-icin-ne-yapabiliriz/">öfke</a> veya öfkelerini kontrol etmede zorluk yaşayabilir. Bu da sık sık öfke patlamalarına veya fiziksel kavgalara yol açabilmektedir.</p>



<p><strong>Paranoya ve Ayrışma:</strong> Stres altında, Sınırda Kişilik Bozukluğu olan kişiler geçici paranoya veya ayrışma yaşayabilirler. Sanki hayatlarını dışarıdan gözlemliyormuş gibi, kendinden kopmuş olma hissi.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-nedenler-ve-risk-faktorleri"><strong>Nedenler ve Risk Faktörleri</strong></h2>



<p>Sınırda Kişilik Bozukluğunun kesin nedeni tam olarak anlaşılmamıştı. Ancak genetik, çevresel ve nörolojik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklandığı düşünülmekte:</p>



<p>Genetik: Araştırmalar, Sınırda Kişilik Bozukluğunun ailelerde görüldüğünü ve genetik bir bileşene işaret ettiğini göstermekte. Yakın bir aile üyesinde Sınırda Kişilik Bozukluğu varsa, bozukluğu geliştirme riski daha yüksektir.</p>



<p>Çevresel Faktörler: Özellikle çocukluk döneminde yaşanan travmatik yaşam olayları, örneğin istismar, ihmal veya bakımverenden ayrılma, bu bozukluğun gelişimiyle güçlü bir şekilde ilişkilidir.</p>



<p>Beyin Yapısı ve İşlevi: Bazı çalışmalar, bu bozukluğa sahip bireylerde duygu düzenleme, dürtü kontrolü ve saldırganlıktan sorumlu beyin bölgelerinde farklılıklar bulmuştur.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-tani-ve-tedavi"><strong>Tanı ve Tedavi</strong></h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="840" height="445" src="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2024/12/sinirda-kisilik-bozuklugu-1.png" alt="" class="wp-image-18658" style="width:1140px;height:auto" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2024/12/sinirda-kisilik-bozuklugu-1.png 840w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2024/12/sinirda-kisilik-bozuklugu-1-300x159.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2024/12/sinirda-kisilik-bozuklugu-1-768x407.png 768w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /></figure>



<p>SKB’yi teşhis etmek, bir ruh sağlığı uzmanı tarafından kapsamlı bir değerlendirme gerektirir. Tanı, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/DSM">DSM</a>-5’te (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) belirtilen semptomlardan en az beşinin varlığına dayanır.</p>



<p>BPD tedavisi genellikle psikoterapi, ilaç ve desteğin bir kombinasyonunu içerir:</p>



<p><strong>Psikoterapi:</strong> Diyalektik Davranış Terapisi (DBT), en kanıta dayalı tedavidir. DBT, yoğun duyguları yönetme, ilişkileri iyileştirme ve kendine zarar verici davranışları azaltma becerilerini öğretmeye odaklanır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve psikodinamik terapi de etkili olabilmektedir.</p>



<p><strong>İlaç:</strong> Sınırda Kişilik Bozukluğu için onaylanmış belirli bir ilaç yoktur. Ancak depresyon, anksiyete veya ruh hali değişimleri gibi semptomları yönetmeye yardımcı olmak için antidepresanlar, ruh hali dengeleyiciler veya antipsikotikler gibi ilaçlar reçete edilebilmektedir.</p>



<p><strong>Destek Sistemleri:</strong> Aile, arkadaşlar ve destek grupları da dahil olmak üzere güçlü bir destek sistemine sahip olmak iyileşmede önemli bir rol oynar.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sinirda-kisilik-bozuklugu-nedir/">Sınırda Kişilik Bozukluğu Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/sinirda-kisilik-bozuklugu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stres ve 4 Farklı Türü</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/stres-ve-4-farkli-turu/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/stres-ve-4-farkli-turu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Nov 2024 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[stresvetürleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kazankultur.com/?p=18641</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stres, günümüz problemlerinin başında yer alıyor. Birbirinden farklı 4 stres türünü ele aldığımız yazımız sizlerle.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/stres-ve-4-farkli-turu/">Stres ve 4 Farklı Türü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Stres, vücudun herhangi bir tehdit, zorluk veya değişim karşısında gösterdiği doğal bir tepkidir. Günlük yaşamda herkesin karşılaştığı ve kaçınılmaz bir durum olan bu olgu, belirli bir seviyeye kadar olumlu etkiler yaratabilir. Örneğin, kısa süreli ise performansımızı artırırken dikkatimizi keskinleşebilmekte. Ancak, stresin yoğun ve uzun süreli hale gelmesi, hem bedensel hem de zihinsel sağlığımız üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir.</p>



<p>Evet, stres hayatın doğal ve kaçınılmaz bir parçasıdır. Ancak her stres aynı şekilde ortaya çıkmaz. Farklı stres türlerini tanımak, onu etkili bir şekilde yönetmek ve psikolojik iyi oluş halini korumak için önem taşır. </p>



<p>İşte dört ana türüne ve hayatlarımız üzerindeki etkilerine ayrıntılı bir bakış sizleri bekliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-akut-stres">Akut Stres</h2>



<p>Akut stres en yaygın türdür. Ani, kısa vadeli zorluklara veya taleplere yanıt olarak ortaya çıkar. Acil bir teslim tarihiyle karşı karşıya kaldığınızda, aniden bir sorunla karşılaştığınızda veya yüksek baskı gerektiren bir durumla karşılaştığınızda deneyimlediğiniz stres türüdür.</p>



<p>Akut stres hem motive edici hem de enerji verici olarak ortaya çıkar. İyi yönetildiğinde performansı ve odaklanmayı artırması söz konudur. Ancak, sıklıkla deneyimlenirse, baş ağrısı, sindirim sorunları veya sinirlilik gibi fiziksel semptomlara yol açabilmektedir. </p>



<p><strong>Yönetim Stratejileri:</strong></p>



<p>Anlık stres tepkilerini yatıştırmak için derin nefes alma veya farkındalık teknikleri uygulamak, görevleri yönetilebilir parçalara bölmek ve iş yükünüzü önceliklendirmek ve biriken gerginliği serbest bırakmak için fiziksel aktivitelerde bulunmak etkili olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-epizodik-akut-stres">Epizodik Akut Stres</h2>



<p>Sık sık akut stres ataklarıyla karakterize olur. Bu tür stresi deneyimleyen kişiler genellikle kendilerini sürekli baskı ve yüksek talep döngüsünde bulurlar. Bu, telaşlı bir yaşam tarzına veya belirli kişilik özelliklerine bağlı olarak ortaya çıkar. Tekrarlayan, genellikle kalıcı yaşam zorlukları veya yüksek stresli bir yaşam tarzı tarafından tetiklenebilmektedir. Sürekli acele içinde olmak, tekrarlayan krizlerle başa çıkmak veya mükemmeliyetçilik ve gerçekçi olmayan beklentilerle mücadele etmek gibi. Bu türde,  kronik kaygıya ve migren gibi fiziksel semptomlar görülebilmektedir. Ayrıca bu tür, ilişkileri ve iş performansını da etkileyebilmektedir.</p>



<p><strong>Yönetim Stratejileri</strong></p>



<p>Stresli durumların sıklığını azaltmak için etkili zaman yönetimi tekniklerini uygulamak, gerçekçi hedefler belirlemek ve yoga, meditasyon veya hobiler gibi stres giderici aktiviteleri düzenli olarak uygulamak yardımcı olur.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kronik-stres">Kronik Stres</h2>



<p>Uzun bir süre devam eden uzun vadeli strestir. Genellikle devam eden sorunlarla bağlantısı olabilmektedir. Veyahut finansal zorluklar, iş tatminsizliği veya ilişki sorunları gibi kalıcı yaşam zorluklarıyla bağlantılıdır. Bu türün, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık üznde ciddi etkilere sahip olabileceği konusunda yaygın görüş mevcuttur. Örneğin; kalp hastalığı, hipertansiyon, <a href="https://www.kazankultur.com/depresyon-soluk-hayatlar/">depresyon</a> ve anksiyete gibi durumlara yol açabilmekte. Ayrıca bilişsel işlevleri bozabilir ve genel yaşam kalitesini düşüren bir etkisi vardır. </p>



<p><strong>Yönetim Stratejileri</strong></p>



<p>Kronik stresin temel nedenlerini ele almak için profesyonel destek veya danışmanlık almak gerekir. Sağlığınızı iyileştirmek için dengeli beslenme başta gelen faydalardandır. Aynı zamanda düzenli egzersiz ve yeterli uyku gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmak da yararlı olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-travma-stresi">Travma Stresi</h2>



<p><a href="https://www.kazankultur.com/travma-sonrasi-stres-bozuklugu/">Travma stresi</a>, şiddetli, genellikle yaşamı tehdit eden olaylara veya deneyimlere yanıt olarak ortaya çıkar. Doğal bir afet yaşamak, şiddet içeren bir suça karışmak veya trajik bir olaya tanık olmak gibi. Travmayla ilişkilidir ve düzgün bir şekilde yönetilmezse travma sonrası stres bozukluğuna (TSSB) yol açabilmektedir. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Travma_(t%C4%B1p)">Travma</a> stresi, geri dönüşler, şiddetli anksiyete, depresyon ve duygusal uyuşukluk gibi önemli duygusal ve psikolojik rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Etkili bir yönetim için genellikle profesyonel müdahale gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-degerlendirme">Değerlendirme</h2>



<p>Anlaşıldığı gibi, stresin hayatımızda farklı şekillerde yer aldığını görüyoruz. Tabii, her bir türün kendine özgü etkileri olduğunu da anlıyoruz. Akut türü, kısa süreli durumlarda enerjimizi artırabilirken, epizodik akut ise sürekli baskı altında olmanın bir sonucu olarak sağlığımızı olumsuz etkileyebilmektedir. Kronik ve travma stresi ise, özellikle uzun süreli veya şiddetli etkilerle başa çıkmayı gerektiren ciddi durumlar olarak karşımıza çıkıyor. Her tür için önerilen yönetim stratejileri, bireylerin stresle daha sağlıklı bir şekilde başa çıkabilmelerini sağlar. Öte yandan, gerektiğinde profesyonel destek almanın önemini vurguluyor. Bu bilgiler ışığında, stres yönetimi becerilerini geliştirmek, bireylerin psikolojik ve fiziksel iyi oluşlarını korumaları için kritik bir öneme sahiptir.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/stres-ve-4-farkli-turu/">Stres ve 4 Farklı Türü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/stres-ve-4-farkli-turu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Inside Out 2: Psikolojik Analiz</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/inside-out-2/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/inside-out-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2024 15:23:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[filminceleme]]></category>
		<category><![CDATA[insideout]]></category>
		<category><![CDATA[insideout2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kazankultur.com/?p=18616</guid>

					<description><![CDATA[<p>Inside Out ilkin Pixar’ın 2015 yılında hayatımıza girmişti. Merakla beklenen devam filmi Inside Out 2, izleyicileri artık bir genç olan</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/inside-out-2/">Inside Out 2: Psikolojik Analiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Inside Out ilkin Pixar’ın 2015  yılında hayatımıza girmişti. Merakla beklenen devam filmi Inside Out 2, izleyicileri artık bir genç olan Riley’nin zihnine geri götürüyor. Film, özellikle ergenliğin zorluklarına odaklanarak, insan duygularını yöneten psikolojik süreçleri derinlemesine inceliyor. Orijinal Inside Out bizi davranışlarımızı şekillendiren temel duygularla tanıştırıyordu. Inside Out 2 ise yeni duygular tanıtarak ve ergenlik hayatının karmaşıklıklarını inceleyerek bunu genişletiyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-yeni-duygular-yeni-zorluklar">Yeni Duygular, Yeni Zorluklar</h3>



<p>Inside Out 2’de Riley’nin duygu merkezi, artık yalnızca 4 duygu ile yönetilmiyor. Yani devam filmi Sevinç, Üzüntü, Öfke, Korku ve İğrenme ile sınırlı değil. Ergenliğe girerken duygularının gelişen karmaşıklığını simgeleyen Utanç ve Kaygı gibi birkaç yeni üye kazanıyor. Bu, duygusal yelpazemizin büyüdükçe nasıl genişlediğini vurguluyor.<br>Ergenlik; hormonal değişiklikler ve artan sosyal baskılar tarafından yönlendirilen artan duygusal hassasiyet ve dalgalanan ruh halleriyle işaretlenen bir dönemdir. Bu yeni duyguların tanıtımı, ileri karmaşıklaştırır. Ergenlerin genellikle çocukluğa kıyasla daha çeşitli ve yoğun duygusal durumlar deneyimlediğini yansıtır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-kimlik-ve-benlik-kavrami">Kimlik ve Benlik Kavramı</h3>



<p>Inside Out 2deki merkezi tema, Riley&#8217;’nin gelişen kimlik duygusudur. Yeni deneyimler ve zorluklarla boğuşurken, film duygularının gelişen öz kavramını nasıl etkilediğini araştırır. Kimlik oluşumu, ergenlerin kim olduklarını, neye inandıklarını ve etraflarındaki dünyaya nasıl uyum sağladıklarını keşfetmeye başladıkları için ergenlik gelişiminin önemli bir parçasıdır.</p>



<p>Psikolog <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Erik_Erikson">Erik Erikson</a>’un psikososyal gelişim teorisine bakalım. Bu teori, ergenliği kimlik ile rol karmaşası açısından kritik bir dönem olarak tanımlar. Bu aşamada, bireyler kişisel kimliklerini tanımlamakla görevlendirilir. Bu süreç hem heyecan verici hem de göz korkutucu olabilir. Inside Out 2 bunu, Riley’nin duygularının kendini keşfetme yolculuğuna yardımcı olmak için nasıl etkileşime girdiğini gösterir. Aynı zamanda bu dönemde duygusal desteğin önemini vurgular.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-sosyal-baski-ve-akran-etkisi">Sosyal Baskı ve Akran Etkisi</h3>



<p>Inside Out 2’nin bir diğer önemli yönü ise sosyal baskı ve akran etkisi. Yani, Riley’nin bir genç olarak karşılaştığı sosyal baskıları ve akran etkilerini ele alması. Film, bu dış faktörlerin duygusal tepkileri nasıl artırabileceğini ve davranışları nasıl şekillendirebileceğini inceler. Ergenlik, akranların etkisinin genellikle ebeveynlerin etkisinden daha ağır bastığı ve sosyal kabul ve reddedilmeye karşı artan bir duyarlılığa yol açan bir zamandır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-basa-cikma-mekanizmalari">Başa Çıkma Mekanizmaları</h3>



<p>Riley, Inside Out 2’de daha karmaşık durumlarla karşılaştıkça, film onun <a href="https://www.kazankultur.com/travma-sonrasi-stres-bozuklugu/">stres</a>, <a href="https://www.kazankultur.com/sosyal-kaygi-tanisi-belirtileri-ve-bireysel-etkileri/">kaygı </a>ve duygusal zorluklarla başa çıkmak için geliştirdiği yeni başa çıkma mekanizmalarını tanıtıyor. Bu başa çıkma stratejileri, ergenlerin hem akademik hem de sosyal olarak hayatın artan talepleriyle başa çıkmayı öğrenmeleri için çok önemlidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-bellek-ve-duygusal-butunlesme">Bellek ve Duygusal Bütünleşme</h3>



<p>Bellek, Inside Out 2’de merkezi bir rol oynamaya devam ediyor. Ancak anıların işlenme ve depolanma şekli Riley olgunlaştıkça gelişiyor. Film, bir yandan, anıların nasıl daha duygusal olarak depolandığını gösteriyor. Diğer bir yandan ise Riley’nin benlik duygusuna nasıl entegre olduğunu, kararlarını ve davranışlarını nasıl etkilediğini gösteriyor. Bu, güçlü duyguları uyandıran deneyimlerin hatırlanma ve gelecekteki davranışları etkileme olasılığının daha yüksek olduğu duygusal hafızanın psikolojik kavramını yansıtıyor.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/inside-out-2/">Inside Out 2: Psikolojik Analiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/inside-out-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abraham Maslow: Hangi İhtiyacımız Ne Kadar Önemli?</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/abraham-maslow-hangi-ihtiyacimiz-ne-kadar-onemli/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/abraham-maslow-hangi-ihtiyacimiz-ne-kadar-onemli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 May 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[abrahammaslow]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaçlarhiyerarşisi]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=17581</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Maslow" denince akla "ihtiyaçlar hiyerarşisi" düşüyor. Tüm detaylar bu yazıda!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/abraham-maslow-hangi-ihtiyacimiz-ne-kadar-onemli/">Abraham Maslow: Hangi İhtiyacımız Ne Kadar Önemli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Abraham Maslow, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/rollo-may-kendini-arayan-insan-incelemesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">hümanistik psikoloji</a> alanına çığır açan katkılarıyla tanınan Amerikalı bir akademisyen ve psikolog. Bireyin dünyadaki öznel deneyimine odaklanarak, geleneksel davranışçı psikoloji yaklaşımına adeta meydan okudu.</p>



<p>Bireyin tam potansiyeline ulaşması için karşılanması gereken çeşitli ihtiyaçların ana hatlarını çizen ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi, bugün psikolojide anahtar bir kavram olmaya devam ediyor.</p>



<p>Teorisinde insanların daha sosyal, duygusal ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarını takip etmek için hiyerarşide yükselmeden önce karşılanması gereken bir dizi temel ihtiyacı olduğundan bahseder.</p>



<p>Bu yazımda Maslow&#8217;un hayatını, psikolojiye yaptığı önemli katkıları ve fikirlerinin psikoloji alanındaki kalıcı etkisini keşfedeceğiz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-abraham-maslow-un-hayati">Abraham Maslow&#8217;un Hayatı</h2>



<p>Abraham Maslow, 1 Nisan 1908&#8217;de Brooklyn, New York&#8217;ta doğdu. Rusya&#8217;dan gelen eğitimsiz göçmenler olan ebeveynlerinin yedi çocuğundan ilkiydi.</p>



<p>Ekonomik ve sosyal yönden sorunlarla geçen bir çocukluğu vardı Maslow’un. Maslow erken çocukluk dönemini mutsuz ve yalnız olarak tanımlar. Zamanının çoğunu kütüphanede kitaplarla geçirirdi. Ebeveynleriyle yakın ilişki kuramamıştı ve özellikle de annesini hiç sevemedi.</p>



<p>Annesi bir gün Maslow’un eve getirdiği kedi yavrularını tutup öldürene kadar kafalarını duvara vurmuştu. Maslow, bunu hayatı boyunca unutmadı. Annesi öldüğünde cenazesine bile katılmayı reddetmişti.</p>



<p>Ebeveynleri, onu akademik başarı için çok zorladı. Ailesini memnun etmek için önce New York Şehir Koleji’nde hukuk okumaya başladı. Fakat üç dönem sonra Cornell Üniversitesi ve ardından tekrar New York Şehir Koleji’nde psikoloji okudu.</p>



<p>Maslow, kariyerine Columbia Üniversitesi&#8217;nde primat davranışları üzerine çalışan ve daha sonra Brandeis Üniversitesi ve Brooklyn Koleji&#8217;nde ders veren bir araştırmacı olarak başladı.</p>



<p>Bu süre zarfında Adler, Fromm ve Horney gibi ünlü teorisyenlerle ilişkiler kurdu, onlarla görüşerek bilgisine bilgi kattı.</p>



<p>1950&#8217;lerde Maslow, kendini gerçekleştirme ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kisisel-gelisim-icin-5-kitap-onerisi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kişisel gelişim</a>in önemini vurgulayan hümanist psikoloji teorilerini geliştirmeye başladı.</p>



<p>Maslow&#8217;un çalışmalarının psikoloji alanında önemli bir etkisi oldu ve insan davranışının olumlu yönlerine odaklanan yeni nesil psikologlara ilham verdi. Ayrıca Hümanist Psikoloji Dergisi’ni kurdu ve Amerikan Psikoloji Derneği’nin başkanlığını yaptı.</p>



<p>Arkasında pek çok makale ve kitap bırakan Maslow, 1970 senesinde geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti. Öne sürdüğü fikir ve teorileriyle psikoloji alanına dair pek çok kapı açılmasını sağladı.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-insan-dogasi-hakkindaki-gorusu">İnsan Doğası Hakkındaki Görüşü</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/275840-0.jpg" alt="abraham maslow" class="wp-image-17585" width="842" height="522" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/275840-0.jpg 750w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/275840-0-300x186.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/275840-0-480x298.jpg 480w" sizes="(max-width: 842px) 100vw, 842px" /></figure>



<p>Abraham Maslow, önceki yazımda bahsettiğim Carl Rogers&#8217;ın insan doğasına ilişkin iyimser görüşünü paylaşmakta.</p>



<p>Maslow, insanların kendini gerçekleştirme ve kişisel gelişim için doğuştan gelen bir dürtüye sahip olduğuna inanıyordu. İnsan, doğası gereği doğru ortam ve destek verildiğinde tam potansiyellerine ulaşma yeteneğine sahip olarak gördü.</p>



<p>Başka bir ifadeyle, birey potansiyelini gerçekleştirme ve kendisinin en iyi versiyonu olma süreci olan kendini gerçekleştirmeye yönelik doğuştan gelen bir dürtüye sahiptir.</p>



<p>Doğuştan gelen eğilimlerimiz sağlıklıdır ve yapıcı büyüme, cömertlik ve sevgi kapasitesini içerirler. Buna rağmen Maslow, bu &#8220;içgüdü kalıntılarının&#8221; çok zayıf olduğu ve öğrenme ve kültür tarafından kolaylıkla yenildikleri konusunda Erikson&#8217;la aynı fikirdedir.</p>



<p>Toplumun, sınırlayıcı inançlar ve sosyal normları empoze ederek bu kendini gerçekleştirme dürtüsünü sık sık bastırdığını savunur.</p>



<p>Maslow’a göre, kendini gerçekleştirme dürtüsü, insan motivasyonunun en üst düzeyidir ve ancak bireyin temel ihtiyaçlarının karşılanmasıyla mümkündür. Bu, Maslow’un en bilinen teorilerinden biridir.</p>



<p>İhtiyaçlar hiyerarşisi teorisi, fizyolojik, güvenlik, sevgi ve ait olma, saygı ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarını içeren bu temel ihtiyaçların ana hatlarını çizer.</p>



<p>Gelin, ihtiyaçlar hiyerarşisi ve kendini gerçekleştirme kavramlarının detaylarına göz gezdirelim.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ihtiyaclar-hiyerarsisi">İhtiyaçlar Hiyerarşisi</h2>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" width="1920" height="1080" data-id="17584" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow.png" alt="ihtiyaçlar hiyerarşisi" class="wp-image-17584" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow.png 1920w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow-300x169.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow-1024x576.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow-768x432.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow-1536x864.png 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/05/Piramide-de-Maslow-480x270.png 480w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>
</figure>



<p>Abraham Maslow dendiğinde akla ilk olarak ihtiyaçlar hiyerarşisi gelir. Psikolojide oldukça önemli ve etkili bir yeri vardır teorinin. İnsanların kendini gerçekleştirme ve kişisel gelişim için karşılaması gereken temel ihtiyaçları detaylıca açıklar.</p>



<p>Maslow&#8217;un kariyerinin başlarında primatlarla çalışırken fark ettiği birçok ilginç şeyden biri, bazı ihtiyaçların diğerlerinden öncelikli olmasıydı.</p>



<p>Bu fikirle birlikte ihtiyaçlar hiyerarşisini öne sürdü. Maslow, ihtiyaçların hiyerarşik olduğuna ve temel ihtiyaçlar sırayla karşılanması gerektiğine inanıyordu.</p>



<p>Teori, bireylerin yiyecek, su ve barınma gibi temel fizyolojik ihtiyaçlardan başlayıp sevgi, saygı ve kendini gerçekleştirme gibi daha üst düzey ihtiyaçlara ilerleyen bir ihtiyaçlar hiyerarşisine sahip olduğunu varsayar.</p>



<p>Bireyin temel ihtiyaçları karşılandıktan sonra, daha üst düzey ihtiyaçlara odaklanmaya başlar. Sonunda tam potansiyelini gerçekleştirebileceği bir kendini gerçekleştirme durumuna ulaşır.</p>



<p>Maslow, öncelik sırasına göre ihtiyaçları şöyle sıraladı: fizyolojik, güvenlik, sevgi ve aidiyet, saygınlık ve kendini gerçekleştirme.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-fizyolojik-ihtiyaclar">Fizyolojik İhtiyaçlar</h3>



<p>İnsanın en temel ihtiyacı, gıda, su, oksijen, uyku ve vücut ısısının korunması gibi fizyolojik ihtiyaçlardır. Bu nedenle hiyerarşinin ilk basamağında fizyolojik ihtiyaçlar yer alır.</p>



<p>Bu ihtiyaçlar en önemli gereksinimlerdir. Daha yüksek ihtiyaçlara ilerlemek için bunların giderilmesi gerekir.</p>



<p>Örneğin, aç ve susuz olan biri resim yapmayı veya şiir yazmayı önemsemez. Önce açlığını ve susuzluğunu gidermeye çalışır.</p>



<p>Abraham Maslow, bu ihtiyaçların eksiklikten kaynaklandığını söyler. Fakat cinsellik, uyku ve dinlenmenin bir eksiklikten kaynaklanmadığını belirtir.</p>



<p>Tarihten bugüne insan, sürekli olarak fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. Yaşamımızı sürdürmeye devam etmemiz için gerekli olan bu ihtiyaçları gidermek, saygı kazanmak gibi ihtiyaçların önünde gelir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-guvenlik-ihtiyaclari">Güvenlik İhtiyaçları</h3>



<p>Fiziksel ihtiyaçlar büyük ölçüde karşılandığında, hiyerarşideki bir sonraki seviye motive edici olarak ortaya çıkar. Bu, güvenlik ihtiyaçlarını kapsar.</p>



<p>Güvenlik ihtiyaçları, istikrarlı, öngörülebilir ve endişe ve kaostan arınmış bir ortam arayışını içerir. İnsanlar, fiziksel güvenlik, savaş, hastalık, korku, endişe, tehlike ve doğal afetler gibi tehdit edici güçler de dahil olmak üzere güvenlik ihtiyaçları tarafından motive olurlar. Hukuk ve düzen ihtiyaçları da güvenlik ihtiyaçlarıdır.</p>



<p>Güvenlik ihtiyaçları şiddetli acılardan kaçınmamıza yardımcı olur. Fakat insanların bazı haklarından isteyerek vazgeçmeleri gibi, kişilik gelişimine müdahale edecek kadar güçlü hale gelebilirler. Abraham Maslow bunu şöyle açıklar:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-medium-font-size"><em><strong>&#8220;Güvenlikten vazgeçmekle büyümeden vazgeçmek arasındaki seçimde, genellikle güvenlik galip gelir.&#8221;</strong></em></p>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-ait-olma-ve-sevgi-ihtiyaci">Ait Olma ve Sevgi İhtiyacı</h3>



<p>Fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçları kısmen tatmin edildikten sonra, sosyal etkileşim ve yakınlığı içeren ait olma ve sevgi ihtiyacı motive edici olarak öne çıkar.</p>



<p>Arkadaşlara, bir sevgiliye, sevgi dolu ilişkilere, hatta bir topluluk duygusuna ihtiyaç duymaya başlarız. Ait olma ve sevgi ihtiyacı, diğer insanlarla güçlü ilişkilere sahip olmayı, ait olma duygusu hissetmeyi ve sevgi alıp verebilmeyi içerir.</p>



<p>Abraham Maslow&#8217;a göre aşk, şefkat ve sevinç duygularından, sevilen kişiye duyulan özlemden ve çoğunlukla yoğun cinsel uyarılmadan oluşur.</p>



<p>Günlük yaşamımızda, bu ihtiyaçlarımızı evlenme, bir aile sahibi olma, bir topluluğun parçası olma veya bir derneğin üyesi olmakla gidermeye çalışırız.</p>



<p>Sosyal ilişkiler aidiyet duygusu sağlar ve bireylerin desteklendiğini ve önemsendiğini hissetmesine yardımcı olur.</p>



<p>Maslow, bireyin kendini gerçekleştirme gibi üst düzey ihtiyaçlara geçebilmesi için sevgi ve ait olma ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğine inanıyordu. Bir aidiyet duygusu ve sosyal ilişkiler olmadan, bireyler kendilerini izole edilmiş hisseder ve kişisel gelişimlerini sürdüremezler.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-saygi-ihtiyaci">Saygı İhtiyacı</h3>



<p>Diğer ihtiyaçlarımızı nispeten karşıladıktan sonra öz güven, üstünlük ve saygıya ihtiyaç duymaya başlarız.</p>



<p>Maslow&#8217;un hiyerarşisinin dördüncü seviyesinde, bireyin hem kendine saygı hem de başkalarının saygısına olan ihtiyacı içeren saygı ihtiyacı vardır.</p>



<p>Kendimize güvenmek ve çevreye hakim olmak için çabalarız. Ayrıca diğer insanlardan takdir, saygı, olumlu geri bildirim ve hayranlık görmeye çalışırız.</p>



<p>Benlik saygısı, bireyin kendisine, yetenek ve başarılarına karşı değer ve güven hissetmesini içerir. Bu ihtiyacımızı, hedefler belirleyerek, bunlara ulaşarak, belirli alanda ustalaşarak ve başarılarımızdan gurur duyarak karşılayabiliriz.</p>



<p>Abraham Maslow, saygı ihtiyacının oldukça önemli olduğunu düşünür. Öz saygısı düşük olan ve diğerlerinden saygı görmediğini düşünen bireyler kendilerini güvensiz hissedebilir ve kişisel gelişimlerini sürdüremezler.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-kendini-gerceklestirme-ihtiyaci">Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı</h3>



<p>İhtiyaçlar hiyerarşisinin en üst seviyesi, bireyin kendi doğuştan gelen potansiyellerini keşfetmesi ve gerçekleştirmesinden oluşan kendini gerçekleştirmedir. Diğer ihtiyaçlarımızı büyük oranda karşıladığımızda sıra artık kendini gerçekleştirmededir.</p>



<p>Kişisel tatminin gerçekleşmesini içerir. Her insan farklı olduğu için kendini gerçekleştirme de bireye özgüdür.</p>



<p>Kendini gerçekleştirme ihtiyaçları, kişisel gelişim, yaratıcılık ve yaşamda anlam ve amaç bulma arzusunu içerir. Bu ihtiyaç, bireyin tutkularının peşinden koşarak ve benzersiz yetenekler geliştirerek karşılanabilir.</p>



<p>Bireylerin kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için kendi yollarına gidebilmeleri ve yaşamlarında bir özerklik duygusuna sahip olmaları gerekir.</p>



<p>Ek olarak faaliyetlerinde bir amaç ve anlam duygusuna sahip olmalılar. Risk alma ve yeni deneyimleri kucaklama isteğine sahip olmalılar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kendini-gerceklestiren-birey">Kendini Gerçekleştiren Birey</h2>



<p>Abraham Maslow&#8217;un kendini gerçekleştirme üzerine fikirleri, doktorasını aldıktan hemen sonra başlar. New York&#8217;taki öğretmenleri Ruth Benedict ve Max Wertheimer’in, diğer insanlardan farklı olması onu şaşırttı.</p>



<p>Maslow&#8217;a göre, bu iki insan en üst düzey insani gelişmeyi temsil etti. Bu seviyeyi de “kendini gerçekleştirme” olarak adlandırdı. Peki, kimler kendini gerçekleştirebilir veya kendini gerçekleştiren bir bireyin nasıl özellikleri var?</p>



<p>Maslow, kendini gerçekleştirme standardını karşıladığını düşündüğü bir grup insanı inceler. Bu nispeten küçük örneklem, Abraham Lincoln, Albert Einstein, Thomas Jefferson ve Eleanor Roosevelt gibi tarihi şahsiyetler ile Maslow&#8217;un araştırmasını yaptığı sırada hayatta olan ve isimsiz 12 kişiyi içermekte.</p>



<p>Kendini gerçekleştiren bireyler birçok yönden benzersiz olsalar da bazı özellikleri paylaşma eğilimindeler. Örneğin, insanları ve olayları büyük bir doğrulukla değerlendirebilirler. Daha doğru gerçeklik algısına ve yüksek problem çözme yeteneğine sahiplerdir.</p>



<p>Diğer insanlara karşı daha hoşgörülü ve saygılı davranırlar, diğerlerini veya kendilerini yargılamaktan kaçınırlar. İnsanı insan olduğu için kabul ederler. Aşağılayıcı mizahtan hoşlanmazlar.</p>



<p>Ayrıca yalnızlıktan zevk alırlar. Birçok insanla yüzeysel ilişkiler kurmaktansa, birkaç yakın arkadaş ve aile üyesiyle daha derin kişisel ilişkileri tercih ederler. Daha yaratıcı ve orijinal yeteneklere sahiplerdir.</p>



<p>Sevgi ve itibar ihtiyaçları büyük ölçüde tatmin edildiğinden, bencil amaçlar için başkalarını manipüle etme olasılıkları düşüktür. Uyum sağlamak için toplumsal baskıya boyun eğmezler.</p>



<p>Bunların yanında kendini gerçekleştiren bireyler, başkalarına karşı gerçek bir sempati ve yardım etme arzusu duyarlar. Bu, yüksek sosyal ilgileri olduğu anlamına gelir.</p>



<p>Öte yandan, kendilerinde değiştirilebilecek olumsuz nitelikleri değiştirmek için güçlü şekilde motivedirler.</p>



<p>Son olarak, daha fazla zirve deneyime sahip olma eğilimindelerdir. Zirve deneyimi, sizi kendinizden alan, kendinizi çok küçük ya da çok büyük, bir dereceye kadar yaşamla, doğayla ya da tanrıyla bütünleştiren deneyimdir. Size sonsuzluğun bir parçası olma hissini verir.</p>



<p>Bu özelliklere baktığımızda, kendini gerçekleştiren insanların mükemmel olduğunu düşünebiliriz. Ama öyle değil, Maslow da böyle olduğunu düşünmüyordu. Acımasızlık, nezaketsizlik, öfke patlamaları ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sosyal-kaygi-tanisi-belirtileri-ve-bireysel-etkileri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kaygı</a> problemleri gibi zayıflıklar sergileyebilirler mesela. Kısacası, mükemmel insan yoktur.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-elestiri-ve-degerlendirmeler">Eleştiri ve Değerlendirmeler</h2>



<p>Abraham Maslow, teorisindeki insan doğasına yönelik fazla iyimser yaklaşımı nedeniyle eleştirilmiş. Diğer eleştirilerse Maslow’un araştırma yöntemi üzerine.</p>



<p>Kendini gerçekleştirme konusunda yaptığı araştırma, aynı zeka düzeylerine sahip az sayıda insan üzerine. Dolayısıyla bu başarılı bireylerde gözlemlediği özellikler tüm insanlar için geçerli olmayabilir.</p>



<p>Ayrıca bazı eleştirmenler, ihtiyaçları listelemeyi anlamsız bularak insanların ihtiyaçları bu sırayla takip etmediğini belirtir. Kendini gerçekleştiren bireylerin özelliklerini düşündüğümüzde, daha düşük ihtiyaçları karşılamadan bu özellikleri sergileyen insanlar olabilir.</p>



<p>Örneğin, tanınmış en iyi sanatçı ve yazarların çoğu yoksulluk, kötü yetişme koşulları ve depresyonla mücadele etmişler. Zorlu yaşam koşulları ve psikolojik rahatsızlıklarla savaşan Van Gogh gibi… Yine de Maslow, ihtiyaçların sıralamasının kesin olduğunu düşünmüyordu.</p>



<p>Tüm bunlarla birlikte, Abraham Maslow psikoloji alanının en etkili figürlerinden biri. Çoğu psikoloğun insan doğasının anormal kabul edilen yönlerine odaklandığı bir zamanda, odak noktasını insanın olumlu yönlerine kaydırdı. Maslow, insanın içindeki güce ve potansiyele inanan hümanist psikolojinin öncülerinden biriydi.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Yazgan İnanç, B., Yerlikaya, E. E. (2008). Kişilik kuramları. Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.</p>



<p>Ewen, R. B. (2014). An introduction to theories of personality. 83-104. Psychology Press.</p>



<p>Healy, K. (2016). A theory of human motivation by Abraham H. Maslow (1942). <em>The British Journal of Psychiatry,</em> 208(4), 313-313.</p>



<p>Boeree, C. G. (2006). Abraham Maslow: 1908-1970. Personality theories, 11, 1-5.</p>



<p>Maslow, A.,&nbsp; Lewis, K. J. (1987). Maslow&#8217;s hierarchy of needs. Salenger Incorporated, 14(17), 987-990.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/abraham-maslow-hangi-ihtiyacimiz-ne-kadar-onemli/">Abraham Maslow: Hangi İhtiyacımız Ne Kadar Önemli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/abraham-maslow-hangi-ihtiyacimiz-ne-kadar-onemli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Carl Ransom Rogers: Hayatı ve Kuramı</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/carl-ransom-rogers-hayati-ve-kurami/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/carl-ransom-rogers-hayati-ve-kurami/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Apr 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[benlikkavramı]]></category>
		<category><![CDATA[carlransomrogers]]></category>
		<category><![CDATA[kendinigerçekleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=16933</guid>

					<description><![CDATA[<p>Carl Ransom Rogers, psikoloji alanının en önde gelen isimlerinden biri. Kendisinin yaşamına ve kuramına yakın baktığımız yazımız sizlerle!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/carl-ransom-rogers-hayati-ve-kurami/">Carl Ransom Rogers: Hayatı ve Kuramı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Carl Ransom Rogers, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/psikoloji/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">psikoloji </a>alanının en önde gelen isimlerinden biri. Birey merkezli terapi adındaki psikoterapi yöntemini geliştirmesiyle ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/rollo-may-kendini-arayan-insan-incelemesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">hümanist psikoloji</a>nin kurucularından biri olmasıyla tanınır. Birey hakkındaki fikir ve görüşleriyle psikoloji tarihinde önemli izler bıraktı Amerikalı psikolog, araştırmacı ve yazar.</p>



<p>İnsanların kendi yaşamları ve deneyimleri konusunda en iyi uzman olduğuna inanıyordu Rogers. Bireyin kendini gerçekleştirme eğilimine ve olabileceğinin en iyisi olma arzusuna sahip olduğunu öne sürdü.</p>



<p>Bugün hala terapilerde onun ileri sürdüğü fikirler ve önerdiği teknikler kullanılmakta. Carl Ransom Rogers’ın hayatına, teori ve düşüncelerine yakından bakacağımız yazım sizlerle.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-carl-r-rogers-in-hayati">Carl R. Rogers&#8217;ın Hayatı</h2>



<p>20. yüzyılın en etkili psikologlarından biri olarak bilinen Rogers, 8 Ocak 1902&#8217;de Chicago&#8217;nun bir banliyösü olan Illinois, Oak Park&#8217;ta doğdu. Babası Walter Rogers başarılı inşaat mühendisiydi, annesi Julia ise ev hanımıydı. Rogers, ailenin altı çocuğunun dördüncüsüydü.</p>



<p>Dört erkek ve bir kız kardeşin dahil olduğu birbirine sıkı sıkıya bağlı, eğitimli, muhafazakar, orta sınıf ve Protestan bir ailede büyüdü Rogers.</p>



<p>Ebeveynleri baskıcı olmasalar da Rogers’ın üzerinde güçlü bir etkiye sahipti. Bu konuda, çocukluğunun ve ergenlik yıllarının büyük bölümünde ailesinin inançları nedeniyle bunalmış hissettiğini belirtir. Duyguların dışavurumunun bastırıldığı, çocukların anne babalarının kurallarına göre yaşamaya zorlandığı kısıtlayıcı bir aile tablosu görüyoruz.</p>



<p>Beş kardeşi olmasına rağmen kendisini yalnız hissediyordu. Bunun nedeni, anne babasının büyük kardeşlerini daha çok sevdiğini düşünmesi ve ailesi dışında sosyal yaşamının olmamasıydı.</p>



<p>Bu yüzden kendisini &#8220;utangaç, yalnız, hayalperest ve çoğu zaman fantezide kaybolmuş&#8221; olarak tanımlar Rogers. Bu yalnızlığı ise zamanla onu okuyabildiği tüm kitapları okumaya yöneltti.</p>



<p>Carl Rogers 12 yaşındayken ailesi banliyöden taşrada bir çiftlikte yaşamak için taşındı. Burada çiftlik hayatı ve tarımla ilgili çokça kitap okudu, bilime olan ilgisi arttı. </p>



<p>Böylece bireysel değişkenleri incelemeyi, veri toplamayı ve analiz etmeyi öğrendi. Bu deneyimler, bir psikolog olarak gelecekteki çalışmalarına da katkı sağladı.</p>



<p>Tarıma olan ilgisi nedeniyle Wisconsin Üniversitesi’nde tarım alanında eğitim almak istedi. Fakat kısa süre sonra farklı alanlar da ilgisini çekmeye başladı.</p>



<p>Din ve tarih konularına ilgi duydu. Kiliseye girmek için, Teolojik Seminer Birliği’nde yer aldı. Fakat bir süre sonra bazı inançlara sahipmiş gibi davranmaktan rahatsız oldu. Düşünce özgürlüğünün kısıtlanmayacağı bir alan seçmesi gerektiğini düşündü ve psikolojiyle tanıştı.</p>



<p>1947&#8217;de Carl Rogers, Amerikan Psikoloji Derneği&#8217;nin başkanı oldu. 1957&#8217;den 1963&#8217;e kadar Wisconsin Üniversitesi&#8217;nde ders verdi.</p>



<p>Helen Elliot ile evlenen ve iki çocuğu olan Carl Rogers, 4 Şubat 1987&#8217;de hayatını kaybetti. Geride kariyeri boyunca psikoloji üzerine yazdığı pek çok göze çarpan kitap bıraktı. Abraham Maslow ile birlikte 1960&#8217;larda zirveye ulaşan hümanist psikoloji hareketine öncülük etti.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-insan-dogasi-hakkindaki-gorusu">İnsan Doğası Hakkındaki Görüşü</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="733" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/04/humanistic-psychologist-carl-ransom-rogers-515301772-583f04983df78c6f6a9d1091-1024x733.jpg" alt="Carl Ransom Rogers" class="wp-image-16937" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/humanistic-psychologist-carl-ransom-rogers-515301772-583f04983df78c6f6a9d1091-1024x733.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/humanistic-psychologist-carl-ransom-rogers-515301772-583f04983df78c6f6a9d1091-300x215.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/humanistic-psychologist-carl-ransom-rogers-515301772-583f04983df78c6f6a9d1091-768x549.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/humanistic-psychologist-carl-ransom-rogers-515301772-583f04983df78c6f6a9d1091-480x343.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/04/humanistic-psychologist-carl-ransom-rogers-515301772-583f04983df78c6f6a9d1091.jpg 1500w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Carl Ransom Rogers psikoloji alanında çalışmalarına başladığında, psikolojiye psikanalitik kuram ve davranışçılık hakimdi. Bu bakış açıları, davranışların ya bireyin içindeki bilinçdışı güçler ya da çevresindeki dış etkenlerle belirlendiğini öne sürer.</p>



<p>Rogers bu düşünceleri reddetti. İnsanların kendi davranışlarını şekillendirme ve kendilerini geliştirme yeteneklerine dair daha iyimser görüşleri vardı.</p>



<p>Bu inanca uygun olarak, Rogers başlangıçta yaklaşımına “danışan merkezli terapi” adını verdi. Yaklaşımı, psikolojideki hümanist hareketin merkezinde yer alıyordu.</p>



<p>Fakat fikirleri ebeveynlik, eğitim ve ırklar arası ilişkiler gibi klinik olmayan alanları içerecek şekilde genişletildiği için şu an “birey merkezli terapi” ismi tercih edilmekte.</p>



<p>Rogers’a göre, terapi insan doğasının yapıcı tarafına ve kişideki pozitif yönlere odaklanmalı. Terapide danışan pasif değil aktif bir konumdadır ve terapistin yorumlarına bağımlı değildir. Terapistin rolü tavsiye veya yorumdan çok empati, sıcaklık ve samimiyet sağlamaktır.</p>



<p>Ayrıca Carl Rogers, çocuklukta deneyimlerinin yetişkin kişiliğini oluşturmada önemli bir rol oynadığını kabul etmekle birlikte, daha çok şu anki ihtiyaçlarımız ve gerçekleştirme yönündeki amaçlı çabalarımız üzerinde durur.</p>



<p>Teorisinde gerçekleştirme eğilimi, benlik kavramı ve bireyin terapide ve yaşamında ihtiyaç duyduğu kavramlara değinir. Gelin, bunlara biraz daha yakından bakalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-gerceklestirme-egilimi">Gerçekleştirme Eğilimi</h2>



<p>Rogers, tüm organizmaların gelişme, geliştirme ve tamamlama eğilimi gibi bir temel güdüyle doğduğunu söyler. Gerçekleştirme eğilimi, bireyleri potansiyellerini gerçekleştirmeye motive eden doğuştan gelen bu güdüye atıfta bulunan bir kavram.</p>



<p>Bu eğilim, bireyleri psikolojik olarak gelişmeye, örneğin özerkliği veya kişisel gelişimi artırmaya motive eder. Carl Ransom Rogers, gerçekleştirme eğiliminin bu benzersiz, psikolojik yönüne, benliğin gelişimini içerdiğinden, kendini gerçekleştirme olarak atıfta bulunur.</p>



<p>Her insan tam potansiyeline ulaşma gücüne sahiptir. Gerçekleştirme eğilimi, onları bu hedefe doğru iten birincil güçtür. Diğer bir ifadeyle, gerçekleştirme eğilimi, büyüme, gelişme ve kendini gerçekleştirme arzusu ile karakterizdir.</p>



<p>Güçlü bir gerçekleştirme eğilimine sahip bireyler, kendi kendini motive eder. Potansiyellerine ulaşmalarını sağlayacak yeni zorluk ve deneyimler ararlar. Konfor alanlarında kalmakla yetinmezler, kendilerini ve yaşamlarını geliştirmenin yollarını ararlar.</p>



<p>Bununla birlikte, gerçekleştirme eğiliminin korku ve kendinden şüphe duyma gibi çeşitli faktörler tarafından engellenmesi mümkün. Bireyler başarısızlıktan korktuklarında veya yeteneklerinden şüphe duyduklarında, risk almaktan ve kendilerine meydan okumaktan kaçınabilirler. Bu da kendini gerçekleştirme konusunda zorlayıcı olabilmekte.</p>



<p>Ancak Carl Ransom Rogers, olumsuz koşullar gelişme yeteneğini ciddi şekilde sınırladığında bile, bireyin elinden geldiğince çabalamaya devam edeceğini ifade eder.</p>



<p>Gerçekleştirme eğilimini geliştirmek için bireyler, kendilerine karşı nazik olmayı ve güçlü ve zayıf yönlerini tanımayı içeren öz-şefkat ve kendini kabul etme pratiği yapabilirler.</p>



<p>Dahası, bireyler öğrenme, büyüme ve kişisel gelişim için fırsatlar arayabilirler. Konfor alanlarının dışına çıkıp yeni şeyler denemek, yeni sorumluluklar almak ve tutkularının peşinden gitmek için kendileriyle savaşabilirler.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-benlik-kavrami">Benlik Kavramı</h2>



<p>&#8220;Benlik&#8221; kavramı, Carl Rogers&#8217;ın teorisinin merkezinde yer alan önemli bir kavram. Rogers, benlik kavramının kişiliğin ve davranışın temeli olduğuna dikkat çeker. Ona göre benlik kavramı, bireyin deneyimleri ve çevresindeki dünyayla etkileşimleri tarafından şekillenir.</p>



<p>Öz imaj, öz değer ve ideal benlik olmak üzere üç bileşenden oluşur benlik kavramı. Benlik imajı, bireyin fiziksel görünümü ve kişilik özellikleri dahil olmak üzere şu anda kendisini nasıl gördüğünü ifade eder. Öz değer, bireyin kendisine ne kadar değer verdiği ve saygı duyduğu ile ilgilidir. Diğer yandan ideal benlik, gelecekte olmak istediği kişiyle ilgilidir.</p>



<p>Rogers, benlik kavramının sürekli geliştiğine ve bireyin deneyimleri ve başkalarıyla etkileşimleri tarafından şekillendiğini belirtir. Ayrıca benlik kavramının, bir kişinin başkalarından aldığı geri bildirimlerden etkilendiğini söyler.</p>



<p>Olumlu geri bildirim, olumlu bir benlik kavramına ve yüksek benlik saygısına yol açabilirken; olumsuz geri bildirim, olumsuz bir benlik kavramına ve düşük benlik saygısına yol açabilir.</p>



<p>Ayrıca bir kişinin benlik kavramı ile gerçek deneyimleri arasındaki uyumun önemini vurgular Rogers. Bir kişinin deneyimleri, benlik kavramıyla tutarlıysa, olumlu bir benlik kavramına sahip olma ve tatmin olma olasılığı daha yüksektir.</p>



<p>Bununla birlikte, bir kişinin benlik kavramı ile deneyimleri arasında bir tutarsızlık varsa, kaygı, kafa karışıklığı ve olumsuz bir benlik kavramı oluşması mümkün.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-empati-uyum-ve-kosulsuz-olumlu-kabul-saygi">Empati, Uyum ve Koşulsuz Olumlu Kabul/Saygı</h2>



<p>Carl Ransom Rogers, kuramında <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/empati-gelisimi-ve-onemi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">empati</a>, kabullenme ve yargılamadan dinlemenin önemini vurgular. Teorisinin anahtar kavramlarından diğer üçü uyum, koşulsuz olumlu saygı ve doğru empatik anlayıştı.</p>



<p>Uyum, bireyin içsel deneyimleri ile dışsal davranışları arasındaki uyumu ifade etmekte. Rogers, uyumlu bireylerin başkalarıyla etkileşimlerinde gerçek ve dürüst olduğunu belirtir. Sahte bir kişiliğin veya maskenin arkasına saklanmazlar, bunun yerine düşüncelerini ve duygularını açıkça ifade edebilirler.</p>



<p>Uyum oldukça önemlidir. Çünkü bireylerin kendi değer ve inançlarına göre yaşamalarına izin vererek hayatta daha fazla doyuma ulaşmalarını sağlar.</p>



<p>Koşulsuz olumlu kabul/saygı, bir terapistin veya başka birinin bireye sağlayabileceği kabullenme ve yargılayıcı olmayan tutumdur. Rogers, bireylerin, davranışları ne olursa olsun, oldukları gibi kabul edildiğini ve değer verildiğini hissetmeleri gerektiğine inanıyordu.</p>



<p>Terapist, koşulsuz olumlu saygı sağlayarak danışanın duygularını ve deneyimlerini yargılama veya reddedilme korkusu olmadan keşfetmesi için güvenli ve destekleyici bir ortam yaratır.</p>



<p>Doğru empatik anlayış, başka birinin deneyim ve duygularını anlama ve onlarla empati kurma yeteneğidir. Carl Rogers, doğru empatik anlayışın başarılı terapinin kritik bir bileşeni olduğunu söyler. Bunun için terapistin danışanın deneyimlerini yargılamadan veya yorumlamadan aktif olarak dinlemesi ve geri yansıtması gerekir. Terapist, danışanın deneyimlerini ve duygularını anlayarak, danışanın daha fazla öz farkındalık ve kendini kabul etme becerisini geliştirmesine yardımcı olur.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-elestiri-ve-degerlendirmeler">Eleştiri ve Değerlendirmeler</h2>



<p>Rogers’ın insan doğası hakkındaki düşünceleri<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/alfred-adler-hayati-kurami-ve-fikirleri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Alfred Adler</a>’inki gibi, özgür irade konusundaki vurgusu ve fazla iyimser yaklaşımı nedeniyle eleştirilmiş. Yaklaşımının aşırı bireyselci olması ve bireyin psikolojisine katkıda bulunabilecek daha geniş sosyal ve kültürel faktörleri hesaba katmaması olumsuz karşılanmış.</p>



<p>Buna karşın, fikirleri ve kuramıyla Carl Ransom Rogers, hem psikoloji hem de eğitim alanında etkili bir figürdü. &nbsp;</p>



<p>İnsanların doğasında var olan iyiliğe inandı. Empatiye, koşulsuz olumlu saygıya ve uyuma odaklanması sayısız terapiste ilham verdi.</p>



<p>Rogers&#8217;ın mirası, yaşamı boyunca yazdığı çok sayıda kitap ve makalenin yanı sıra onun fikirlerinden etkilenen birçok kişi aracılığıyla yaşıyor.</p>



<p>Rogers’ın <em>Kişi Olmaya Dair</em> adlı kitabındaki şu dizeleri hatırlatmak isterim:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>&#8220;Her insan kendinden menkul bir adadır, hem de en gerçek anlamıyla. Ve ancak kendisi olmayı isterse ve kendisi olmaya izin verirse diğer adalarla kendisi arasında bir köprü kurabilir.</em>&#8220;</p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Yazgan İnanç, B., &amp; Yerlikaya, E. E. (2008). Kişilik kuramları. Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.</p>



<p>Rogers, C. R. (1979). The foundations of the person-centered approach. <em>Education</em>, 100(2), 98-107.</p>



<p>Rogers, C. R. (1995). On becoming a person: A therapist&#8217;s view of psychotherapy. Houghton Mifflin Harcourt.</p>



<p>Ewen, R. B. (2014). An introduction to theories of personality. Psychology Press.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/carl-ransom-rogers-hayati-ve-kurami/">Carl Ransom Rogers: Hayatı ve Kuramı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/carl-ransom-rogers-hayati-ve-kurami/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğum Sırası Kişiliğimizi Etkiler mi?</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/dogum-sirasi-kisiligimizi-etkiler-mi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/dogum-sirasi-kisiligimizi-etkiler-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Mar 2023 21:14:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[alfredadler]]></category>
		<category><![CDATA[alfredadlerteorisi]]></category>
		<category><![CDATA[kişilikpsikolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=16053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tek çocuk musun, ortanca mı, yoksa en büyük mü? Bu, Adler teorisine göre kişiliğin üzerinde oldukça önemli!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/dogum-sirasi-kisiligimizi-etkiler-mi/">Doğum Sırası Kişiliğimizi Etkiler mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doğum sırası, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/alfred-adler-hayati-kurami-ve-fikirleri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Alfred Adler</a>’in öne sürdüğü ve bireyin kişiliğini etkileyen bir unsur olarak literatürde yer edinen bir kavram.</p>



<p>Kişilik gelişimi konusunda ortaya sürülen pek çok fikir ve teori bulunmakta. Bunların her biri farklı etken, değişken ve unsura dikkat çeker.</p>



<p>Bugün hala üzerine araştırmalar yapılan ve terapi tekniklerinde kullanılan doğum sırası teorisi, bireyin doğum sırasına ve kardeşleriyle olan ilişkilerine odaklanır. Bu doğrultuda bireyin kişiliğini ve doğum sırasının kişilik üzerindeki etkilerini anlamaya çalışır.</p>



<p>Doğum sıramız, kim olduğumuz, hayatımızı nasıl sürdürdüğümüz, hangi özelliklere sahip olduğumuz ve neyi nasıl yaptığımızı gerçekten etkiliyor mu? Gelin yakından bakalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kisilik-ve-kisilik-psikolojisi">Kişilik ve Kişilik Psikolojisi</h2>



<p>Kişilik ve kişilik gelişimi çalışmaları, yüzyıllardır araştırmacıların, psikologların ve bilim insanlarının ilgisini çeken bir konu.</p>



<p>Kişiliğimiz, bizi biz yapan bir dizi özellik, düşünce, davranış ve duygu kalıplarını içerir. Dolayısıyla bireylerin dünyayı nasıl gördüğü, nasıl algıladığı ve onunla nasıl etkileşime girdiği konusunda önemli bir rol oynar.</p>



<p>Kendimizi nasıl gördüğümüz ve başkaları ve çevremizdeki dünya hakkında neye inandığımızı etkileyen tüm düşünceleri, davranış kalıpları ve sosyal tutumları kapsar kişiliğimiz.</p>



<p>Amerikan Psikoloji Derneği (APA), kişiliği şöyle tanımlar:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>“<em>Kişilik, temel özellikler, ilgi alanları, dürtüler, değerler, benlik kavramı, yetenekler ve duygusal kalıplar dahil olmak üzere bir kişinin hayata benzersiz uyumunu oluşturan kalıcı özellikleri ve davranışı ifade eder. Çeşitli teoriler, kişiliğin yapısını ve gelişimini farklı şekillerde açıklar, ancak hepsi kişiliğin davranışı belirlemeye yardımcı olduğu konusunda hemfikirdir.</em>”</p>
</blockquote>



<p>Kişilik psikolojisi, bireysel özelliklere katkıda bulunan faktörleri anlamaya, kişiliklerin nasıl gelişip değiştiğini keşfetmeye çalışır. Kısaca, ilişkilerimizden yaşam tarzımıza kadar her şeyi etkileyen ve bizi eşsiz yapan kişiliğimizi derinlemesine inceler.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-dogum-sirasi-teorisi">Doğum Sırası Teorisi</h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="984" height="656" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/Birth_order-1.webp" alt="doğum sırası" class="wp-image-16057" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Birth_order-1.webp 984w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Birth_order-1-300x200.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Birth_order-1-768x512.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Birth_order-1-720x480.webp 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Birth_order-1-480x320.webp 480w" sizes="(max-width: 984px) 100vw, 984px" /></figure>



<p>Kişiliğimizin nasıl oluştuğu, şekillendiği, uyum sağladığı ve çevreden nasıl etkilendiğine dair onlarca teori bulunmakta. Bunlardan biri, psikoloji tarihinde önemli yer edinen Adler’in öne sürdüğü teori.</p>



<p>Alfred Adler, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/alfred-adler-hayati-kurami-ve-fikirleri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">bir önceki yazımda</a> detaylıca bahsettiğim gibi, bireyin yaşamının sosyal ve toplumsal yönlerinin, içsel düşünceler ve duygular kadar önemli olduğuna inanıyordu. Ona göre, aile, toplumsal ve sosyal faktörler, bireyin kişilik gelişiminin yapı taşları.</p>



<p>Adler’in bu fikir ve düşünceleri, çocuk gelişimine kadar ulaştı ve 1900’lerin başında doğum sırası teorisini geliştirdi.</p>



<p>Bu teori, bir çocuğun doğduğu sıranın onun gelişimini ve kişiliğini önemli ölçüde şekillendirdiğini ileri sürer. Bu doğrultuda doğum sırasının, ilk doğan çocuklardan en küçük çocuklara kadar çocukların davranış, düşünce ve kişiliğini nasıl etkilediğini açıklar. Örneğin, ilk doğan çocuklar belirli bir dizi kişilik özelliğine sahipken, tek çocuklar başka özelliklere sahiptir.</p>



<p>Adler’e göre, aynı ailede büyüyen her çocuk farklı deneyimler yaşar ve psikolojik durumları da farklıdır. Ayrıca çocuğun kendisi ve durumu hakkındaki görüşü ile algısı, tutum seçimini belirler.</p>



<p>Bununla birlikte Adler, aileler daha az rekabetçi ve demokratik ve daha işbirlikçi tutum sergilediğinde doğum sırası farklılıklarının ortadan kalkmaya başlayacağını belirtir.</p>



<p>Öne sürülen teori tabi ki, mutlak bir belirleyici değil. Her birey kendine has özellikler barındırır ve farklı hayatlar yaşar. Farklı ebeveyn tutumlarına maruz kalmak, sosyal ve ekonomik konum gibi çeşitli faktörler, kişilik üzerinde değişkenlik oluşturur.</p>



<p>O nedenle, bu teorinin doğru olduğuna dair kesin konuşabilmek için hala araştırmalar yapılmakta. Fakat birbirinden farklı eşsiz insanlar olsak da, bazı özelliklerimiz benzerlik taşır. Günümüzde de doğum sırası teorisine inanan ve bunu kişilik farklılıklarını açıklamak için kullananlar bulunmakta.</p>



<p>Adler, doğum sıramız ve sahip olduğunuz kardeş sayısının potansiyelimizi ve kişiliğimizi etkilediğini açıklarken beş farklı doğum sırası pozisyonu üzerinde durur.</p>



<p>Bunlar; ilk çocuk, ikinci veya ortanca çocuk, en küçük çocuk ve tek çocuktur.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ilk-cocugun-kisilik-ozellikleri">İlk Çocuğun Kişilik Özellikleri</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/sdds.png" alt="doğum sırası" class="wp-image-16058" width="841" height="478" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sdds.png 584w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sdds-300x171.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/sdds-480x273.png 480w" sizes="(max-width: 841px) 100vw, 841px" /></figure>



<p>Adler, doğum sırası teorisinde tanımladığı beş farklı grubun belirli özelliklere sahip olduğuna belirtir.</p>



<p>Bu gruplardan ilki, genellikle kardeşlerinin doğumundan önce ailesinden ve çevresinden büyük ilgi gören ilk çocuktur. İlk kez ebeveyn olan bireyler, çocuklarına fazla ilgi gösterme eğiliminde olur.</p>



<p>Bir süre sonra kardeşi doğan ilk çocuk, artık ilgi odağı olmadığı için çoğunlukla sıkıntı yaşar. Sevilmediğini ve ihmal edildiğini düşünür. Adler bunu, ilk çocuğun tahttan indirilmiş hissetmesi olarak yorumlar. Bu nedenle, ebeveynlerin dikkat ve ilgisini yeniden kazanmak için iyi veya kötü davranışlar gösterebilir.</p>



<p>Bununla birlikte, ebeveynler ilk doğan çocuğu daha büyük, daha güçlü ve daha deneyimli görür. Genellikle ilk çocuktan kardeşlerine örnek olması ve sorumlu davranması gibi beklentileri olur.</p>



<p>Bunlar, ilk doğan çocuğa güç ve üstünlük duygusu verir. Araştırmalara göre, en büyük çocukların liderlik becerileri ve kontrol duyguları yüksek oluyor. Aynı zamanda otoriter olmaya yatkındır</p>



<p>Ayrıca ilk doğanların yüksek zeka düzeyine sahip olduğu ve dışadönüklük testlerinde en yüksek puanı aldığı da araştırmalarca kanıtlanmış.</p>



<p>Güvenilir, dikkatli, kontrolcü, otoriter olarak tanımlanır ilk doğan çocuk. Bu özellikleri göstermesinin nedeni güç arayışı, küçük kardeşlere örnek olma görevi ve ebeveynlerini memnun etme arzusu olarak belirtilir.</p>



<p>Adler bunların yanında, ilk çocuğun birçok sorumlulukla ve eski ayrıcalıklı konumunun kaybıyla başa çıkmaya çalışırken, ileriki yaşlarda <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/madde-bagimliligi-zayiflik-mi-hastalik-mi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">madde bağımlılığı</a> veya duygusal sorunlar yaşama olasılığının yüksek olduğunu ileri sürer.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ikinci-ortanca-cocugun-kisilik-ozellikleri">İkinci/Ortanca Çocuğun Kişilik Özellikleri</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/5baec82d200000e500ff64fb.webp" alt="doğum sırası" class="wp-image-16059" width="841" height="421" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/5baec82d200000e500ff64fb.webp 628w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/5baec82d200000e500ff64fb-300x150.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/5baec82d200000e500ff64fb-480x240.webp 480w" sizes="(max-width: 841px) 100vw, 841px" /></figure>



<p>İkinci doğan ve ortanca çocuklar, ebeveynlerinin ilk doğanlara gösterdiği ilgiyle hayatlarına başlarlar.</p>



<p>Büyük kardeşini bir rol model olarak görür ve ona yetişmeye çalışırlar. Daha rekabetçi davranır ve bazen ilk çocukta olmayan yetenekleri geliştirmeye çabalarlar. Örneğin, büyük kardeşinin spor rekorlarını kırarak veya daha iyi notlar alarak yaparlar bunu.</p>



<p>Bunun yanında asi davranışlarda bulunma olasılıkları olduğunu belirtir doğum sırası teorisi. Bağımsız davranıp başkalarının desteğine ihtiyaç duymadan hareket edebilirler.</p>



<p>İkinci çocuğun kişilik gelişimi, büyük çocuğun kendisine karşı tutumunu nasıl algıladığına göre şekillenir. Eğer bu tutum düşmancaysa ikinci çocuk yüksek derecede hırslı veya cesaretsiz bir kişilik geliştirir.</p>



<p>Ortanca çocuk, en büyük veya en küçük gibi bir sıfata sahip olmadığı için aile dinamiğinde kendisine yer bulmaya çalışır. Kendisinden sonra doğan kardeşi nedeniyle, en küçük çocuk statüsünü kaybeder ve hayatın adaletsiz olduğunu düşünür. Sevilmediğini veya dışlandığını hissedebilir.</p>



<p>Adler, yaşadıkları bu sıkıntılara “ortanca çocuk sendromu” der. Adler&#8217;e göre ortanca çocuklar genellikle büyük ve küçük kardeşleri arasında sıkışmış hissederler.</p>



<p>Diğer yandan, uzlaşmadan zevk alırlar. Aile üyeleri arasında uzlaşma sağlayabildikleri için soğukkanlı olabilirler. İlk doğanlara göre, daha adil ve bağışlayıcıdırlar. Dışa dönük, girişken ve sosyaldirler. Genellikle farklı yaşlardaki insanlarla kolaylıkla ilişki kurarlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-en-kucuk-cocugun-kisilik-ozellikleri">En Küçük Çocuğun Kişilik Özellikleri</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="464" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/birth-order-fact-1024x464.jpg" alt="doğum sırası" class="wp-image-16060" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/birth-order-fact-1024x464.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/birth-order-fact-300x136.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/birth-order-fact-768x348.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/birth-order-fact-480x217.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/birth-order-fact.jpg 1170w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>En küçük çocuk, ailenin bebeğidir ve bu konumu asla kaybetmez. Bunun sonucunda ebeveynler ve ailedeki büyük kardeşler tarafından şımartılabilir.</p>



<p>Diğer aile üyelerine kıyasla güçsüz ve deneyimsiz olduğu için aşağılık duygusu geliştirme olasılığı yüksektir. Bu da en küçük çocuğu sürekli kendini kanıtlamaya çalıştığı bir konuma getirir.</p>



<p>Adler, bu senaryonun en küçük çocuk için iki sonuçtan birine yol açacağına inanır: Ya ailenin en yetenekli üyesi olur ya da yeterli özgüveni yoksa kendisini diğer aile üyelerinden çeker.</p>



<p>Birkaç büyük rakibin varlığıyla karşı karşıya kalan en küçük çocuk, oldukça hırslı ve yüksek motivasyona sahip olma eğilimindedir. Genellikle, bir bilim insanı ailesindeki tek müzisyen olma gibi benzersiz bir yol izler.</p>



<p>Yaratıcı, neşeli, dışa dönük ve hırslı tanımlanan en küçük çocuk genelde, en iyi müzisyen, en yetenekli sanatçı ya da en hırslı öğrenci olur.</p>



<p>Bunun yanında, kendisini tanımlayabilecek ve büyük kardeşlerinden ayırabilecek bir şey bulmaları gerektiği düşüncesiyle, yeni deneyimlere en açık olanlardır ailenin en küçükleri.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-tek-cocugun-kisilik-ozellikleri">Tek Çocuğun Kişilik Özellikleri</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/OnlyChild_1050x700-1024x683.webp" alt="doğum sırası" class="wp-image-16061" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/OnlyChild_1050x700-1024x683.webp 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/OnlyChild_1050x700-300x200.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/OnlyChild_1050x700-768x512.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/OnlyChild_1050x700-720x480.webp 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/OnlyChild_1050x700-480x320.webp 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/OnlyChild_1050x700.webp 1050w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Adler’in doğum sırası teorisi, tek çocukların çoğunlukla “mucize bebek” olduklarını ileri sürer. Ebeveynler, ilk ve tek çocuklarına yoğun ilgi ve sevgi göstermeye meyillidir. Bu durum, çocuğun şımartılmış olmasına yol açabilir. Aileden gördükleri ilgiyi yaşamın ileriki dönemlerinde de arama olasılığı vardır.</p>



<p>Tek çocuk tek odak noktası olduğundan anne baba aşırı korumacı olabilir. Genellikle bu durum, çocuğun onlara güçlü bir bağımlılık geliştirmesiyle sonuçlanır.</p>



<p>Doğduğu andan itibaren etrafı yetişkinlerle çevrilidir tek çocuğun. Yetişkinlerle birlikte büyüdüğü için yaşına göre olgun davranması ve “küçük yetişkin” gibi konuşup hareket etmesi mümkün. Aynı zamanda akranlarıyla anlaşmakta sorun yaşar ve kendinden büyüklerle arkadaşlık kurar.</p>



<p>Ebeveynlerini, kıyafet veya özel alanlarını kimseyle paylaşmak zorunda kalmaz. Bu nedenle ileriki yaşlarda paylaşma konusunda zorluk yaşayabilir.</p>



<p>Esnek olmaya ve başkalarıyla tartışmaya alışkın olmadıkları için inatçı olmaya yatkındır. Bunların yanı sıra, kendinden emin, gayretli, mükemmelliyetçi ve liderlik gibi özellikleri taşır tek çocuk. Ayrıca bağımsızdır, üretken, zeki ve başarılı tanımlanır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-teori-gercegi-yansitiyor-mu">Teori, Gerçeği Yansıtıyor mu?</h2>



<p>Alfred Adler tarafından yüzyılı aşkın bir süre önce oluşturulan doğum sırası teorisi, doğum sıramızın kişilik gelişimimizde büyük ve önemli rol oynadığını öne sürer. Teori, doğum sırası ve kardeş sayısının bir çocuğun potansiyelini ve kişiliğini nasıl etkilediğini açıklar.</p>



<p>Adler, doğum sırasının etkisinin kesinlik değil sadece bir eğilim olduğunu vurgular. Teorisinde sıraladığı kişilik özellikleri kesin ve net değildir; bireyler arasında değişkenlik gösterir.</p>



<p>Çocukluğu kişiliğin gelişiminde kilit bir dönem olarak görür Adler. Psikopatolojiyi önlemenin en iyi yollarından birinin, bir çocuğu kendisini ailenin eşit ve değerli bir üyesi olarak düşünmesi için eğitmek olduğunu belirtir. Bu yaklaşımın aşağılık veya üstünlük kompleksi gelişimini en aza indireceğini söyler.</p>



<p>Pek çok insan bu teoriyi psikoterapötik amaçlarla incelemeye ve kullanmaya devam etmekte. Ancak bu teorinin geçerliliği ile ilgili araştırmalar sınırlı ve çelişkili. Bazı araştırmalar, doğum sırasının kişilik üzerinde belirli bir etkisi olduğunu söylerken bazıları herhangi bir etki bulamamakta.</p>



<p>Doğum sırası, insanların eğilimlerinden kariyer ve ilişkilere kadar kişiliğin bazı kısımlarını açıklayabilir, ancak kişiliğin gelişiminde diğer faktörler de önemlidir. Sosyoekonomik durum, ebeveyn tutumları ve cinsiyet rolleri gibi birçok faktör, bireyin kişiliğini şekillendirmeye katkı sağlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Eckstein, D., Aycock, K. J., Sperber, M. A., McDonald, J., Van Wiesner III, V., Watts, R. E., Ginsburg, P. (2010). A review of 200 birth-order studies: Lifestyle characteristics. <em>Journal of Individual Psychology</em>, 66(4).</p>



<p>Çınarbaş, D. C., Gözde, N. (2019). Adler ve Sulloway&#8217;ın doğum sırası kuramları ve görgül bulgular ile ilgili bir derleme. <em>Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi</em>, 59(1), 125-151.</p>



<p>Gözde, N., Çınarbaş, D.C. (2018). Doğum sırası, algılanan ebeveynlik biçimleri ve erken dönem uyumsuz şemalar arasındaki ilişki.</p>



<p>Marano, K. (2017). An analysis of empirical validity of Alfred Adler’s theory of birth order. <em>Aletheia-The Alpha Chi Journal of Undergraduate Scholarship</em>. 2(1).</p>



<p>Gilmore, G. (2016). Understanding birth order: A within-family analysis of birth order effects. <em>Undergraduate Journal of Humanistic Studies</em>, 3, 1-8.</p>



<p>Sultan, H., Malik, S. (2020). Adler birth order predicts personality characteristics in young adults. <em>Pakistan Journal of Social and Clinical Psychology,</em> 18(2), 10-18.</p>



<p>Ewen, R. B. (2014). An introduction to theories of personality. Psychology Press.</p>



<p>Yazgan İnanç, B., Yerlikaya, E. E. (2008). Kişilik kuramları. Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/dogum-sirasi-kisiligimizi-etkiler-mi/">Doğum Sırası Kişiliğimizi Etkiler mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/dogum-sirasi-kisiligimizi-etkiler-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alfred Adler: Hayatı, Kuramı ve Fikirleri</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/alfred-adler-hayati-kurami-ve-fikirleri/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/alfred-adler-hayati-kurami-ve-fikirleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2023 22:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[alfredadler]]></category>
		<category><![CDATA[alfredadlerkuramı]]></category>
		<category><![CDATA[bireyselpsikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15895</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Modern Psikoloji" dendiğinde, ilk akla gelen isimlerden Adler. Gelin, Adler'e ve kuramına yakından bakalım. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/alfred-adler-hayati-kurami-ve-fikirleri/">Alfred Adler: Hayatı, Kuramı ve Fikirleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Alfred Adler, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/psikoloji/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">psikoloji </a>tarihine adını yazdırmış Avusturyalı ünlü bir doktor ve psikiyatristtir. <em>Bireysel psikoloji</em> ekolünün kurucusu olarak bilinir. İnsanı ayrı bir bütün olarak ele almış ve düşüncelerini çerçevelendirdiği kuramına bireysel psikoloji adını vermiştir.</p>



<p>Kişiliğin oluşumunda önemli bir rol oynadığına inandığı aşağılık kompleksi, sosyal ilgi gibi kavramları ve doğum sırası yorumlamalarıyla hatırlanır. Ayrıca bireyin yeniden uyum sürecinde toplumsal unsurun önemini ilk vurgulayandır.</p>



<p>Adler, Sigmund Freud’un meslektaşı ve çalışma arkadaşıydı. Bir süre sonra Freud ile fikir ayrılığı yaşadı ve yollarını ayırdı. Psikoloji alanı üzerinde muazzam bir etkisi oldu Alfred Adler’in. Abraham Maslow ve Albert Ellis gibi diğer birçok büyük düşünür üzerinde de önemli etkiler bıraktı.</p>



<p>Bu yazımda Adler’in hayatına, insan doğası ve kişiliği hakkındaki görüşlerine ve vurguladığı bazı önemli kavramlara değineceğim. Kişiliğimizin nasıl oluştuğuna bir de Adler’in gözünden bakalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-alfred-adler-in-hayati">Alfred Adler&#8217;in Hayatı</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/Alfred-Adler-5-1.jpg" alt="alfred adler" class="wp-image-15898" width="842" height="505" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Alfred-Adler-5-1.jpg 500w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Alfred-Adler-5-1-300x180.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/Alfred-Adler-5-1-480x288.jpg 480w" sizes="(max-width: 842px) 100vw, 842px" /></figure>



<p>7 Şubat 1870’te Viyana yakınlarında altı çocuklu Yahudi bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğdu Adler. Annesi bir ev hanımı ve babası Macar bir tahıl tüccarıydı.</p>



<p>Küçük yaşlarda birçok sağlık problemi ve travma yaşadı. 4 yaşına kadar raşitizm hastalığı nedeniyle yürüyememiş, 5 yaşlarında zatürreden dolayı ölümle pençeleşmiştir.</p>



<p>Bir sabah yanı başında yatağında ölen küçük kardeşinin ve kendi sağlık sorunlarının etkisiyle tıp doktoru olmaya karar verdi. Otobiyografik notlarında, hekimlik mesleğini seçerek ölüm korkusunu yenmek için bir hedef belirlediğini anlatmakta Alfred Adler.</p>



<p>Diğer yandan gençliği boyunca aşağılık duygularıyla da mücadele etti ve kendisini zayıf görürdü.</p>



<p>Geçirdiği sağlık sorunlarından dolayı özellikle annesi tarafından şımartıldı. Ancak erkek kardeşinin doğumundan sonra annesiyle ilişkisi gergin bir hal aldı. Kendisini reddedilmiş ve annesinin ilgisinden yoksun hissediyordu. Doktor olma isteğini destekleyen babasıyla daha yakın, daha güvenilir bir ilişkisi oldu.</p>



<p>Babasının desteği ve teşvikiyle eğitim hayatında ilerleme kaydetti. Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimini tamamlayarak doktor unvanını aldı.</p>



<p>Adler psikiyatriye ilgi duymaya başladı ve hastalarının sorunlarının altında yatan sadece fiziksel süreçleri değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik süreçleri de anlaması gerektiğini düşündü.</p>



<p>Özellikle Sigmund Freud&#8217;un fikirlerine ilgi duyuyordu. 1902 senesinde Freud ile tanıştı ve Freud onu psikoanalitik tartışmaların yapıldığı toplantılara davet etti.</p>



<p>Toplantılara katılan Adler, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/psikanaliz-sinemanin-bilincalti/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">psikanalizin </a>kurulmasına destek verdi ve Viyana Psikanaliz Derneği&#8217;nin kurucu üyesi oldu. Fakat iki güçlü fikirli teorisyen arasındaki fikir ayrılıkları uzlaşmaz hale geldi. Adler, derneğin başkanlığından istifa etti ve kendi görüşlerini yansıtan <em>bireysel psikoloji</em> ekolünü kurdu.</p>



<p>Raissa Epstein ile yaptığı evlilikten 4 çocuğu olan Alfred Adler, 1937’de seyahat için gittiği İskoçya’da kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetmiştir.</p>



<p>Başa çıkmak zorunda kaldığı hastalıklar ve kardeş rekabetiyle ilgili anıları, aşağılık duygusu ve üstünlük çabası kavramlarının temelini oluşturduğu düşünülmekte. Birçok ünlü isim gibi, Adler’in de şu anki psikoloji alanını oluşturan fikir ve kavramlarının çoğu, erken çocukluk deneyimlerine kadar izlenebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-insan-dogasi-hakkindaki-gorusu">İnsan Doğası Hakkındaki Görüşü</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/523771.180528_adler_624_351-2.jpg-.jpg" alt="alfred adler" class="wp-image-15899" width="841" height="473" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/523771.180528_adler_624_351-2.jpg-.jpg 960w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/523771.180528_adler_624_351-2.jpg--300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/523771.180528_adler_624_351-2.jpg--768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/523771.180528_adler_624_351-2.jpg--480x270.jpg 480w" sizes="(max-width: 841px) 100vw, 841px" /></figure>



<p>Alfred Adler’e göre, insan yaşamının ilk 6 yılının kişiliğin gelişiminde önemli rolü vardır. Bireylerin geçmişi nasıl algılayıp yorumladıkları üzerinde durmuştur.</p>



<p>Bunun yanında Adler, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Sigmund_Freud" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Freud</a>’un aksine, bir bireyi anlamak için iç ve dış güçleri birlikte dikkate almak gerektiğini belirtir. Bireyin tüm boyutlarının birbirine bağlı bileşenler olduğunu ve bu bileşenlerin hepsinin, bireyin yaşam hedefine yönelik hareketi tarafından nasıl birleştirildiğini vurgular.</p>



<p>İnsan doğasını bir bütün olarak incelemenin gerektiğini savunur. Ona göre, her insan kişiliği benzersiz ve bölünmezdir. Bu nedenle kuramına <em>bireysel psikoloji</em> adını vermiştir.</p>



<p>Bireye yaptığı vurgudan dolayı, toplumsal unsuru göz ardı etmez. İnsanların cinsel dürtülerden ziyade toplumsal ilişkilerle motive olduğunu söyler. Sosyal ve toplumsal unsur, teorisinde büyük ve önemli yer tutan faktördür. Çünkü bir birey ancak sosyal bağlamda birey haline gelebilir.</p>



<p>Bununla birlikte, seçim ve sorumluluk, yaşamdaki anlam ve başarı, tamamlama ve mükemmellik için çaba göstermenin altını çizer.</p>



<p>Adler’in kuramına genel çerçevede baktığımızda, aşağılık kompleksi, üstünlük için çaba gösterme, sosyal ilgi ve yaşam tarzı gibi kavramlara rastlarız. Ben de yazımın devamında bu kavramlara kısaca değineceğim.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sosyal-ilgi">Sosyal İlgi</h2>



<p>Sosyal ilgi, bireyin insan topluluğunun parçası olma konusundaki farkındalığını ve sosyal dünyayla ilgilenme konusundaki tutumlarını ifade eder. Bireyin dünyadaki diğer insanlara karşı olumlu tutumunu içerir.</p>



<p>Alfred Adler, diğer insanlarla ilişki kurmak için doğuştan gelen bir potansiyele sahip olduğumuzu savunur. İşbirliği yaparak ve katkıda bulunarak ait olduğumuz toplulukta hayatta kalırız.</p>



<p>Uygun kişilik gelişimi için yol gösteren, toplumsal çıkarlardır. Dolayısıyla sosyal ilgi, insanlığın daha iyi bir geleceğe sahip olması için gayret göstermeyi içerir.</p>



<p>Kişisel çıkarlardan ziyade toplumun ortak yararı için çaba harcayan bireylerin sosyal ilgisi gelişmiştir. Sosyal ilgi arttıkça aşağılık ve yabancılaşma duyguları azalır; birey, ait olma hissiyle motive olur. Ayrıca sosyal ilgi düzeyi yeterince yüksek bireyler yaşamda meslek edinme ve sosyalleşme gibi görevlerde zorluk yaşamaz.</p>



<p>Sosyal ilginin gelişimi için ilk sosyal ilişkilerin yaşandığı ebeveyn ilişkileri oldukça önemlidir. Anne figürü çocuğu cesaretlendirip desteklemelidir. Baba figürünün ise topluma karşı olumlu tutum geliştirmesi gerekir.</p>



<p>Adler’in başkasının gözüyle görmek, başkasının kalbiyle hissetmek olarak tanımladığı sosyal ilgi empatinin tanımına çok benzer. Eğer sosyal ilginin gelişmesi için uygun ortam sağlanırsa, sağlıklı kişilik yapısında oluşan sosyal ilgi, aile üyelerinden toplumdaki diğer bireylere ve sonunda tüm insanlığa kadar genişleyebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-asagilik-duygusu">Aşağılık Duygusu</h2>



<p>Adler, insanların hayata zayıf, çaresiz ve aşağı bedenlerle başladığını vurgular. Bir bebeğin başkasının bakımına ihtiyaç duyması bunu yansıtır. Ona göre, insan olmak, kendi fethine doğru sürekli olarak baskı yapan bir aşağılık duygusuna sahip olmak demek.</p>



<p>İnsanlar, hayatları boyunca sahip oldukları aşağılık duygularını telafi etmeye çalışır. Diğer bir deyişle, insanın en temel amacı mükemmellik ve üstünlüktür. Aşağılık duyguları bizim başarı ve üstünlük için çaba göstermemizi motive eder.</p>



<p>Doğduğumuz andan itibaren kendimizden çok daha güçlü ve yetenekli yetişkinler arasında hissettiğimiz yetersizlik ve aşağılık duygularından kaynaklanan bu üstünlük çabasına doğuştan sahibiz. Üstünlük için çaba göstermeyi her birey kendine özgü bir yolla yapar.</p>



<p>Alfred Adler, gösterilen bu çabanın bireyin yaşam tarzı ve kişiliğini oluşturduğuna dikkat çeker.</p>



<p>Konuyla ilgili şunları söyler:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>“<em>Her isteyiş, bir yetersizlik duygusuyla ilgilidir, insanda bir doyum, bir hoşnutluk, bir yeterlilik sağlama eğilim ve dürtüsünün doğmasına yol açar</em>.”</p>
</blockquote>



<p>Dolayısıyla, çocukların, ebeveynlerinden yeterli ilgiyi görürse, zayıflıklarını nasıl kabul edeceklerini, çabalayarak bunların üstesinden nasıl geleceklerini ve sonunda toplumda iyi işlev gören sağlıklı, dengeli yetişkinler haline geleceklerini öğreneceklerine inanıyordu Alfred Adler.</p>



<p>Beethoven’ın hayat hikâyesini düşünün örneğin. Hayatının başlarından itibaren birçok hastalıkla ve işitme yetisinin kaybıyla mücadele etmiş ünlü piyanist. Buna rağmen, dünya çapında eşsiz bir üne kavuşmuş. Adler’in bahsettiği de tam olarak bu.</p>



<p>Aşağılık duygusu, yetersizlik hissi bireyi bunalttığında ve onu depresif ve gelişemez hale getirdiğinde patolojik bir hal alır. Aynı zamanda çocuklukta yaşanan organ kusurları, şımartılma ve ihmal edilme de bu patolojinin kaynağıdır. Buna aşağılık kompleksi der Adler. Birey güçlüklerin üstesinden gelmeye çalışmak yerine onlardan kaçma eğiliminde olur.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-elestiri-ve-degerlendirmeler">Eleştiri ve Değerlendirmeler</h2>



<p>Alfred Adler’in fikirlerini bir araya getirerek bireysel psikoloji altında topladığı kuramının aldığı en büyük eleştirilerden biri, bilimsel olarak test edilmesi mümkün olmayan kavramlar içermesiyle ilgili.</p>



<p>Kavramlarının birçoğunun gözlemlenemez ve ölçülemez olması, bazı eleştirmenlerin onun yaklaşımını bilim dışı olarak nitelendirmesine yol açmıştır. Ayrıca, insan davranışını çok basitleştirilmiş bir çerçevede sunduğu, insan doğası hakkında aşırı bir iyimserlik ifade ettiği ve aşağılık duygularına çok fazla vurgu yaptığı için eleştirilmiştir.</p>



<p>Diğer yandan, kişiliğin oluşumunda sosyal faktörlerin önemine değinmesi olumlu değerlendirilir. Bu doğrultuda bazı araştırmacılar, zamanının ötesinde bir kuram olduğunu söyler. Kendisinden sonraki Maslow, Rogers, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/rollo-may-kendini-arayan-insan-incelemesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">May</a> ve Ellis gibi birçok teorisyenin çalışmalarında Adler’den etkiler görmek mümkün.</p>



<p>Nitekim Albert Ellis, “<em>Muhtemelen modern psikoterapinin gerçek babası Freud&#8217;dan çok Alfred Adler</em>&#8216;dir.” demiştir.</p>



<p>Ek olarak Adler’in kuramı eyleme rehberlik etme açısından önemli bir kılavuz niteliğinde. Psikoterapiste, öğretmene ve ebeveyne, çeşitli ortamlardaki pratik problemlerin çözümü için yönlendirici ilkeler sunmakta.</p>



<p>Bu nedenle bireysel psikoloji, ebeveyn-çocuk ve çift, aile danışmanlığı, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/grup-psikoterapisi-iyilestirici-bir-guc/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">grupla psikolojik danışma</a>; çocuklar, ergenler ve yetişkinlerle bireysel danışma gibi çeşitli yaşam alanlarına uygulanabilmekte.</p>



<p>Özellikle son dönemlerde daha da önem kazandı Adler’in bireysel psikoloji kuramı. Birçok terapistin tekniklerini kullandığı, bireyin kendi seçtiği hedeflerin kişilik gelişimi üzerindeki rolünü vurgulayan, grup ve aile terapisinin ortaya çıkmasına yardımcı olan kuram, yıllardır literatürde.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Yazgan İnanç, B., Yerlikaya, E. E. (2008). Kişilik kuramları. Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.</p>



<p>Ewen, R. B. (2014). An introduction to theories of personality. 83-104. <em>Psychology Press</em>.</p>



<p>Adler, A. (2019). The fundamental views of individual psychology. <em>The Journal of Individual Psychology</em>, 75(3), 185-187.</p>



<p>Adler, A. (2013). The practice and theory of individual psychology. 133. Routledge.</p>



<p>Adler, A. (1927). Understanding human nature. Garden City, NY: Garden City Publishing Company.</p>



<p>Altıntaş, E. (1992). Alfred Adler ve bireysel psikolojisi. <em>Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi.</em> 7(1). 49-57.</p>



<p>Boeree, D. C. G. (2006). Personality theories: Alfred Adler (1870-1937).</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/alfred-adler-hayati-kurami-ve-fikirleri/">Alfred Adler: Hayatı, Kuramı ve Fikirleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/alfred-adler-hayati-kurami-ve-fikirleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik İlk Yardım: Nedir, Neden ve Nasıl Uygulanır?</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/psikolojik-ilk-yardim-nedir-neden-ve-nasil-uygulanir/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/psikolojik-ilk-yardim-nedir-neden-ve-nasil-uygulanir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojikilkyardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15773</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikolojik ilk yardım, travma sonrası ilk sıkıntıyı azaltmayı ve kısa ve uzun vadeli uyumsal işleyişi desteklemeyi amaçlayan sistematik bir dizi</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/psikolojik-ilk-yardim-nedir-neden-ve-nasil-uygulanir/">Psikolojik İlk Yardım: Nedir, Neden ve Nasıl Uygulanır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Psikolojik ilk yardım, travma sonrası ilk sıkıntıyı azaltmayı ve kısa ve uzun vadeli uyumsal işleyişi desteklemeyi amaçlayan sistematik bir dizi yardım eyleminden oluşur. Özellikle son dönemlerde sıkça duyup gördüğümüz bu kavram, travmatik olaydan etkilenen bireyler için tartışmasız en önemli gerekliliklerden biri.</p>



<p>Gelin; ailemiz, arkadaşlarımız ve dünyadaki her bireye yardım edip destek olmaya olanak tanıyan psikolojik ilk yardım konusunu detaylıca inceleyelim.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-psikolojik-ilk-yardim-nedir-ne-degildir">Psikolojik İlk Yardım Nedir, Ne Değildir?</h2>



<p>Dünya üzerinde sayısız yıkım yaratan afet, kaza ve terör gibi olağandışı durum ve olaylar yaşanmakta. Bireysel ve toplumsal düzeyde büyük etkileri olan bu durum ve olaylar, gerçekleştiği bölgede yarattığı çevresel hasarların yanında etkilenen bireylerin fiziksel ve psikolojik bütünlüğünün bozulmasına neden olur.  </p>



<p>Hayatta kalan ve etkilenen bireyler, kaygı, stres, korku ve yas tepkileri gibi birçok duygu deneyimleyebilir.</p>



<p>Psikolojik ilk yardım, travma sonrası ilk stres ve sıkıntıyı azaltan ve kısa ve uzun vadeli uyumsal işleyişi destekleyen sistematik bir dizi yardım eyleminden oluşur.</p>



<p>Afet, kaza ve terör gibi olayların hemen ardından çocuk, ergen, yetişkin ve ailelere her türlü yardımın sağlanmasını kolaylaştıran erken dönem psikososyal müdahale yaklaşımıdır.</p>



<p>Bireylerin temel fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak ve olayın bıraktığı etkileri en aza indirmek önemlidir. Bu, psikolojik ilk yardım ile mümkündür.</p>



<p>Dünya Sağlık Örgütü, psikolojik ilk yardımı şöyle tanımlar:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Ciddi kriz yaratan olaylar sonrasında, maruz kalan insanları desteklemek için insani, destekleyici, pratik yardım.”</em></p>
</blockquote>



<p>Herkes psikolojik ilk yardıma ihtiyaç duymayabilir veya bunu istemeyebilir. Bireyi yardım konusunda zorlamamak, istediklerinde yardıma ulaşabileceklerini bilmeleri gerekir.</p>



<p>Bunların yanında psikolojik ilk yardım, bir tanı veya tedavi yöntemi değildir. Genellikle kolektif travma oluşturan olaylar sonrasında gerekli olan krize müdahale yöntemlerinden biridir.</p>



<p>Ayrıca sadece uzman psikolog veya psikolojik danışmanlar değil, herkes eğitimini alarak psikolojik ilk yardım uygulayabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-psikolojik-ilk-yardimin-amaclari">Psikolojik İlk Yardımın Amaçları</h2>



<p>Travmatik olay sonrasında bireyler, fiziksel, ekonomik, duygusal ve psikolojik her yönden olumsuz sonuçlarla baş etmek zorunda kalır.</p>



<p>Psikolojik ilk yardım, bireylerin fiziksel veya psikolojik ihtiyaçlarını tespit etmeyi ve bunların karşılanmasını hedefler. Olaydan hemen sonra bireylerin ihtiyaçlarını belirlemek ve buna göre hareket etmek, uyum sağlama sürecini kolaylaştırır.</p>



<p>Bireyleri travmatik deneyimin uzun süreli etkilerinden korumak, psikolojik ilk yardımın başlıca amaçlarından bir diğeridir.</p>



<p>Olayın gerçekleştiği bölgede psikolojik triyaj yaparak daha fazla yardıma ihtiyacı olan kişilerin belirlemek amaçlardan bir diğeridir. Belirleme sonrasında bireylerin uzman veya destekleyici hizmetlere yönlendirmeleri yapılır.</p>



<p>Bunun yanında akut travmatik stres belirtilerinin ayırt etmek ve bu konuda bireylere rehberlik etmek amaçlanır. Stabilizasyona destek vermek de önemlidir.</p>



<p>Psikolojik ilk yardım, bireylerin daha fazla zarar görmesini engellemeyi, olası sıkıntılardan onları korumayı da hedefler. Gerekli fiziksel ve psikolojik güvenliği ve konforu sağlamak, bireyin başa çıkma becerisini geliştirmesine yardım eder.</p>



<p>Hayatta kalan bireylerin mümkün olan en kısa sürede aile üyeleri veya arkadaşları gibi sosyal destek kaynaklarına ulaşmasına yardımcı olmak da psikolojik ilk yardımın hedefleri arasındadır.</p>



<p>Bir diğer hedef ise, mümkün olduğunca normal yaşam rutinlerine dönmeyi kolaylaştırmaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-psikolojik-ilk-yardimin-onemi">Psikolojik İlk Yardımın Önemi</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/psikolojik-ilk-yardim-kimler-yapabilir.jpg" alt="psikolojik ilk yardım" class="wp-image-15779" width="840" height="473" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/psikolojik-ilk-yardim-kimler-yapabilir.jpg 728w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/psikolojik-ilk-yardim-kimler-yapabilir-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/psikolojik-ilk-yardim-kimler-yapabilir-480x270.jpg 480w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /></figure>



<p>Çevremizde, yakınımızda olan, görüp duyduğumuz doğal afet ve büyük kazalar gibi olaylar <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kolektif-travma-kusaklararasi-yara-izleri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kolektif travma</a> yaratır.</p>



<p>Özellikle bulunduğumuz coğrafya nedeniyle sıklıkla karşı karşıya kaldığımız depremler, toplumumuzdaki her bireyi doğrudan veya dolaylı olarak etkilemekte.</p>



<p>Dolayısıyla her geçen gün ülkemizin çeşitli yerlerinde yaşanan depremlerin geride bıraktığı psikolojik yıkım göz ardı edilemeyecek kadar önemli.</p>



<p>Bu noktada, erken psikososyal müdahale bireylerin psikolojik durumunu kontrol altına almayı ve kaygı, stres gibi olumsuz duyguları en aza indirmeyi sağlar.</p>



<p>Hayatta kalan bireylerin temel güvenlik duygusu sarsılır. Psikolojik ilk yardım, bireyin güvenlik duygusunu geri kazanabileceği ortamın sağlanmasını kolaylaştırır.</p>



<p>Bunun yanında afetin yaşandığı saha ortamlarında uygulanabilir ve pratiktir. Yaşam boyu tüm gelişim seviyelerine uygundur. Ayrıca kültürel farklılıklara karşı esnek bir tutuma izin verir. Çeşitli yaş ve geçmişe sahip her hayatta kalan birey için uygundur.</p>



<p>Pek çok araştırma, psikolojik ilk yardımın travmatik deneyim sonrası bununla başa çıkmaya, direnci artırmaya ve risk yönetimini sağlamaya yardımcı olduğunu göstermekte.</p>



<p>Psikolojik ilk yardım, travmatik olaydan etkilenen bireylerin her türlü güvenlik, sağlık ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması konusunda hızlı ve destekleyici faaliyetlerin uygulanmasına olanak tanır.</p>



<p>Bu nedenle, Amerikan Psikoloji Derneği, Dünya Sağlık Örgütü ve ABD Ulusal Travma Sonrası Stres Bozukluğu Merkezi gibi kurum ve kuruluşlar, olağandışı durumların ardından ilk psikososyal desteğin önemini vurgular.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-psikolojik-ilk-yardim-uygulamasi">Psikolojik İlk Yardım Uygulaması</h2>



<p>Kolektif travma yaratan olaylardan sonra psikolojik ilk yardımın etkili bir şekilde ne zaman, nasıl ve kimler tarafından uygulanacağını açıklayan birçok kılavuz bulunmakta.</p>



<p>Bu kılavuzlar, psikolojik ilk yardımın “Bak, dinle, ilişkilendir ve yönlendir” temel prensipleri ile çalışan  müdahale yöntemi olduğunu belirtir.</p>



<p>Önce tehlikeleri ve güvenlik risklerini değerlendirmek gerekir. Ardından meydana gelen olay ve yardıma ihtiyacı olan bireyler, fiziksel yaralanmaları, temel ihtiyaçları ve duygusal tepkileri hakkında bilgi edinilir. Bunlar “Bak” ilkesinin gerektirdikleridir.</p>



<p>Yardıma ihtiyacı olan bireye yaklaşmak, kendinizi tanıtmak, ona dikkat verme ve aktif şekilde dinlemek gerekir. Empati yapmak, ihtiyaçlarını ve endişelerini sormak, bu konularda yardımcı olmaya çalışmak “Dinle” ilkesini ifade eder.</p>



<p>“İlişkilendir ve yönlendir” prensibi ise, ilgili bilgi, hizmet ve yardım kaynaklarını sağlamakla ilgilidir. Bireyin ailesi veya arkadaşlarıyla bağlantı kurmasına yardımcı olmayı ve sosyal destek sağlamayı içerir.</p>



<p>Bu ilkelerin temelinde psikolojik ilk yardım, eğitimini alan herkes tarafından olay sırasında veya sonrasında yürütülebilir.</p>



<p>Genellikle olayın gerçekleştiği sahada veya etkilenen bölgelerde uygulanır. Diğer yandan, ihtiyaç durumuna göre okul, hastane, iş yeri ve toplum merkezlerinde de gerçekleştirilir.</p>



<p>Psikolojik ilk yardım nerede uygulanırsa uygulansın, bireylerin güvenliği ve gizliliğin önemsenmesi ve sağlanması gerekir.</p>



<p>Tüm bu ilke ve gereklilikler doğrultusunda, kapsamlı bir afet/travma müdahalesinin ilk bileşeni olarak tasarlanan psikolojik ilk yardım, sekiz temel eylem etrafında inşa edilmiştir.</p>



<p>Bunlar: İlişki ve bağ kurma, güvenlik ve rahatlamanın sağlanması, dengeleme (stabilizasyon), bilgi edinme, temel ihtiyaçlar konusunda yardımcı olma, sosyal destek, bilgilendirme ve iş birliği kurulabilecek diğer hizmetlerle ilişkilendirmedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-iliski-ve-bag-kurma">İlişki ve Bağ Kurma</h3>



<p>Bu evre, psikolojik ilk yardım uygulayan ile hayatta kalan birey arasındaki iletişimin başladığı evredir. İnsanlarla iletişime geçmek her zaman kolay olmaz.</p>



<p>Yardım sağlayan kişinin bireyle konuşmak için izin alması, başlıca gerekliliklerden biridir. Daha sonra kendini tanıtması ve hangi amaçla orada olduğunu açıklaması gerekir. Bu, güvene dayalı bir ilişki için önemlidir.</p>



<p>İlk aşamada, bireylere temel ihtiyaçlarını sormak, su veya battaniye gibi gereksinimleri sağlamak önemlidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-guvenlik-ve-rahatlamanin-saglanmasi">Güvenlik ve Rahatlamanın Sağlanması</h3>



<p>Tüm afet ve olaylardan sonra, bireylerin güvenliğini sağlamak en önemli noktalardan biridir. Bireyleri güvenli bir alana götürmek, olası tehlikelerden korumak ve uzaklaştırmak gerekir. Bireylerin gizliliğini, mahremiyetini ihlal eden ve özellikle travmatik deneyimi tetikleyecek haber muhabiri veya etrafta toplanan diğer insanlardan korumak önemlidir.</p>



<p>Ayrıca bu evre, bireyin rahat ve psikolojik olarak güvende hissetmesi, kaygılarının azalmasına dair müdahaleleri kapsar.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-dengeleme-stabilizasyon">Dengeleme (Stabilizasyon)</h3>



<p>Afet sonrasında, hayatta kalanlar akut travmatik stres belirtileri gösterebilir. Özellikle ilk 24 saat içinde bireyler, yoğun tepkiler gösterir. Şok tepkileri, panik, aşırı korku, dalgınlık, sürekli tetikte olma ve mantıklı düşünmede zorluklar bunlardan bazıları. Bu belirtiler ve yoğunlukları kişiden kişiye göre değişir.</p>



<p>Tabi ki büyük travmatik bir olay sonrasında bazı belirtiler göstermek son derece normaldir. Fakat bu belirtiler, durumu kavrama gibi becerileri engelliyorsa, stabilizasyon gerekir.</p>



<p>Belirtileri yoğun yaşayan bireyleri rahatlatmak, sakinleştirmek ve stabilize etmek önemlidir. Bu noktada, bireyi sessiz bir yere götürmek, yönetilebilir duygu ve düşüncelere odaklanmalarına yardımcı olmak işe yarar. </p>



<p>Ek olarak,&nbsp;çevresine yönelmesini ve gördüğü bazı şeyleri tarif etmelerini istemek gibi “topraklama” tekniklerinden yararlanmak mümkün. Topraklama teknikleri, bireyin dış dünyaya odaklanarak duygularını dengelemeyi amaçlar ve oldukça işe yarar.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-bilgi-edinme">Bilgi Edinme</h3>



<p>Bu evre, hayatta kalan bireyin fiziksel veya psikolojik ihtiyaçlarını belirlemeyi kapsar. Yardım sağlayan kişiler, ihtiyaçların gerektirdiği uygun müdahaleyi planlar. Bu doğrultuda gözlem yaparak ve ihtiyaç analiz formları kullanarak bireylerden bilgi alırlar.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-temel-ihtiyaclar-konusunda-yardimci-olma">Temel İhtiyaçlar Konusunda Yardımcı Olma</h3>



<p>Psikolojik ilk yardımın en temel parçalarından biridir. Tespit edilen başta temel ihtiyaçlar olmak üzere çeşitli gereksinimlerin sağlanmasını içerir.</p>



<p>İhtiyaçların karşılanması, bireyin kaygılarının azalmasında, güven ve kontrol duygularının az da olsa artmasına yardımcı olur.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-sosyal-destek">Sosyal Destek</h3>



<p>Bu aşama, bireyin aile üyeleri gibi sosyal destek kaynaklarıyla yeniden bağlantı kurmasına destek olmayı içerir. Ayrıca yeni sosyal kaynaklar oluşturmak adına harekete geçmek, özellikle çocuk ve ergenler için yararlı olur.</p>



<p>Çünkü sosyal destek, travma deneyimi sonrası iyileşme konusunda önemli yer tutar. Tanıdıklarıyla bir araya gelen veya aynı travmayı yaşayan insanlarla bağ kuran bireylerin güven duygusu artar.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-bilgilendirme">Bilgilendirme</h3>



<p>Hayatta kalan bireyleri çeşitli konularda bilgilendirmek, psikolojik ilk yardım uygulamasının bir parçasıdır.</p>



<p>Olay hakkında doğru bilgi, sevdikleri, güvenlikleri, hakları ve ihtiyaçlarını ne zaman, nereden ve nasıl karşılayacağı konusunda bireylere bilgi vermek gerekir. Bilgilendirme, kaygının artmasını önleme ve stabilizasyonu sağlama açısından önemlidir.</p>



<p>Bunun yanında travma sonrası stres belirtileri ve bu belirtilerle başa çıkmaya yönelik psikoeğitimler vermek, mevcut endişeleri ele alma ve olumlu başa çıkma çabalarını destekleme konusunda yardım sağlar. Ek olarak basit gevşeme yöntemleri veya uyku iyileştirme gibi konularda kısa bilgilendirmeler faydalı olur.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-is-birligi-kurulabilecek-diger-hizmetlerle-iliskilendirme">İş Birliği Kurulabilecek Diğer Hizmetlerle İlişkilendirme</h3>



<p>Hayatta kalan bireyin gerekli hizmetlerle, görevli kişi veya kurumlarla bağlantı kurmasına destek olmak, psikolojik ilk yardım uygulayanın yapması gerekenlerdendir.</p>



<p>Aynı zamanda psikolojik ilk yardım görevinin sonlanması, ekip değişikliği olduğunda sürece kimlerle ve nasıl devam edeceği gibi konularda bilgi vermek, bireyin uyum sağlaması ve herhangi bir aksaklık olmaması adına önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-psikolojik-ilk-yardimda-yapilmasi-ve-yapilmamasi-gerekenler">Psikolojik İlk Yardımda Yapılması ve Yapılmaması Gerekenler</h2>



<p>Travma sonrası hayatta kalan bireylerin yaşadıkları olumsuzlukları en aza indirmek için psikososyal müdahale gerekir. Bir psikososyal müdahale içinde yer alırken zorluklarla karşılaşmak mümkün. Yardımcı olmak adına çabalarken durumu daha da kötüleştirebiliriz.</p>



<p>Dolayısıyla etkilenen bireye zarar vermeden doğru şekilde yardım etmek için bazı noktalara özen göstermek gerekir.</p>



<p>Bireylerin yaşadıklarını ve duygularını bazen anlamamız zor olabilir. Yaşadıkları veya sahip olduklarıyla ilgili varsayım, eleştiri ve değerlendirmelerden kaçınmak gerekir. Her zaman karşımızdaki kişiyle empati yapamasak da, onu anlamaya çalıştığımızı göstermek önemli olan.</p>



<p>“İyi olacaksın, boş ver.”, “Hayattasın buna şükret. Şanslısın” gibi söylemlerden uzak durulmalı. Sevdiklerini, evini kaybeden ve travma yaşayan birinin hayatta olduğu için mutlu olması beklenemez. İyi olacağına dair vaatlerde bulunmak da durumu kötüleştirir.</p>



<p>Bazen insanlar yardım almak istemez, yardımı kabul etmez. Yardım etmek için zorlamamak, buna saygı duymak gerekir. İstediği zaman yardım alabileceğini söylemek ve yardım etmeye istekli olduğunuzu göstermek en doğru yaklaşım olur.</p>



<p>Etkilenen kişiyle sürekli konuşmak gerekmez. Genellikle, sadece fiziksel olarak orada olmak, kendilerini daha güvende ve kendinden emin hissetmelerine yardımcı olur.</p>



<p>Bunun yanı sıra bireylerle sakin, açık ve net ifadelerle konuşmak gerekir. Doğru, ilgili ve yaşa uygun bilgiler vermeye dikkat etmek önemlidir. Sabırlı olmak, dikkatle dinlemek ve insanlara şefkatle yaklaşmak, iletişim kurma konusunda katkı sağlar.</p>



<p>Ayrıca bireyin kültürünü, yaşını ve cinsiyetini göz önünde bulundurarak uygun şekilde davranmak, psikolojik ilk yardım uygulamanın temelinde yer alır. Yardımın etkili olması için önyargıların farkına varıp bir kenara bırakılması gerekir.</p>



<p>Tüm bunların yanında bireyden aldığımız tüm bilgileri gizli tutmak, gizliliğe saygı gösterip onu korumak gerekir. Bu, hayatta kalan bireyin travmadan dolayı sarsılmış güven duygusuna daha fazla zarar vermemek için önemli.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-birlikte-guclenmek">Birlikte Güçlenmek</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/234493434510112020.jpg" alt="psikolojik ilk yardım" class="wp-image-15780" width="839" height="665" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/234493434510112020.jpg 690w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/234493434510112020-300x238.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/234493434510112020-480x381.jpg 480w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Her türlü afet veya kaza gibi kolektif travma yaratan olay sonrasında psikolojik ilk yardım, hayatta kalan her birey için bir hayli önem taşır.</p>



<p>Başta fiziksel olmak üzere psikolojik ve duygusal her ihtiyacı karşılamayı olanaklı kılar.</p>



<p>İnsanlar, psikolojik ve duygusal zorlukların üstesinden geldikten sonra güçlenirler. Zorlukların üstesinden gelmelerini sağlayan bu psikososyal müdahaleyi herkes uygulayabilir.</p>



<p>Birlikteliğin, yardımlaşmanın ve dayanışmanın önemini en iyi bilen toplumlardan biriyiz. Bir eli tutmak, bir cümleyi dinlemek, bir bardak su vermek ve birlikte güçlenmek… Yine ve yeniden, tarihten bugüne olduğu gibi, her zaman birlikte güçleneceğiz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Ruzek, J. I., Brymer, M. J., Jacobs, A. K., Layne, C. M., Vernberg, E. M., Watson, P. J. (2007). Psychological first aid. <em>Journal of Mental Health Counseling</em>, 29(1), 17-49.</p>



<p>Demircioğlu, M., Şeker, Z., &amp; Aker, A. T. (2019). Psikolojik ilk yardım: Amaçları, uygulanışı, hassas gruplar ve uyulması gereken etik kurallar. <em>Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar</em>, 11(3), 351-362.</p>



<p>Özkan, B., &amp; Kutun, F. Ç. (2021). Afet psikolojisi. <em>Sağlık Akademisyenleri Dergisi</em>, 8(3), 249-256.</p>



<p>Brymer, M., Layne, C., Jacobs, A., Pynoos, R., Ruzek, J., Steinberg, A., Watson, P. (2006). Psychological first aid field operations guide. <em>National Child Traumatic Stress Network</em>.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/psikolojik-ilk-yardim-nedir-neden-ve-nasil-uygulanir/">Psikolojik İlk Yardım: Nedir, Neden ve Nasıl Uygulanır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/psikolojik-ilk-yardim-nedir-neden-ve-nasil-uygulanir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öfke: Kontrol Etmek İçin Ne Yapabiliriz?</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/ofke-kontrol-etmek-icin-ne-yapabiliriz/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/ofke-kontrol-etmek-icin-ne-yapabiliriz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 08:00:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkekontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15566</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öfke, diğer tüm duygular gibi insani ve normal bir duygu. Gelin, olması gerekenden fazla olduğunda bizi her anlamda yıpratan bu duyguya yakından bakalım. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/ofke-kontrol-etmek-icin-ne-yapabiliriz/">Öfke: Kontrol Etmek İçin Ne Yapabiliriz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Öfke, diğer tüm duygular gibi insani ve normal bir duygu. Günlük yaşamımızın içinde kendini fazlaca belli eder öfke duygusu. Fakat olması gerekenden fazla olduğunda bizi her anlamda yıpratır.</p>



<p>Gelin öfke duygusunu anlamaya, kontrol etmek için neler yapabileceğimize odaklanmaya çalışalım birlikte.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ofkeyi-anlamak">Öfkeyi Anlamak</h2>



<p>Hayatın olağan akışında biz insanlar üzüntü, keder, sevinç, mutluluk, utanç ve suçluluk gibi pek çok duygu deneyimleriz. Öfke de bunlardan biri.</p>



<p>İçinde bulunduğumuz zorlu yaşam koşulları, güvenlik, sosyal ve ekonomik güvencenin yetersizliği gibi durumlar, bireyleri kaygılı, çaresiz ve sıkıntılı hissettirir. Bu kaygı, çaresizlik ve sıkıntı kronikleştiği zaman öfke bireyi etkisi altına alır. Engellenme, haksızlığa uğrama, tacize ve istismara uğrama, fiziksel yaralanmalar ve hayal kırıklığı yaşamak da öfke duygusunu ortaya çıkaran etmenlerdir.</p>



<p>Öfke, son derece doğal, normal ve evrensel bir duygudur. Sağlıklı şekilde ifade edildiğinde yapıcı ve kişiler arası iletişimi düzenleyici olabilir. Bireyin doyurulmamış istekleri, karşılık bulmayan beklentileri ve istenmeyen, rahatsız edici sonuçlar karşısında öfke ortaya çıkar.</p>



<p>Hissettiğimiz öfkenin, hem iç hem de dış olay ve durumlardan kaynaklanması mümkün. Belirli bir kişiye (bir iş arkadaşı gibi) veya bir olaya (trafik sıkışıklığı gibi) öfkelenebiliriz. Öte yandan öfkemizin nedeni, kişisel problemlerimiz hakkında endişelenmemiz olabilir.</p>



<p>Fakat öfke, kontrolden çıkması durumunda en yıkıcı ve zarar verici duygu yaşantısı olma eğilimindedir. Aşırı ve kontrolsüz olduğunda, bireyi ve toplumu ciddi şekilde etkiler.</p>



<p>Öfke, genellikle şiddet ve suça yönelik davranışların nedenlerinin başında gelmekte. Her gün görüp duyduğumuz <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/aile-ici-siddet-toplumun-aci-rengi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">aile içi şiddet</a>, taciz, istismar, cinayet ve toplumsal şiddet gibi şiddet olgularının öfke kaynaklı olduğu bilinmekte.</p>



<p>Diğer yandan öfke, sorunlu sosyal ilişkiler, iş hayatında üretkenliğin bozulması, fiziksel ve psikolojik pek çok soruna yol açabilir.</p>



<p>Bu kapsamda kontrolsüz öfkenin toplumun en yıkıcı sorunlarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Tarihten bugüne yaşanan <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/savas-cocuklari-muzesi-masum-magdurlar/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">savaş</a>lar, her türlü fiziksel, psikolojik şiddet davranışları öfkenin yarattığı onlarca yıkım…</p>



<p>Dolayısıyla deneyimlediğimiz diğer duygular gibi öfkemiz de, oldukça normal ve doğal bir tepkiyken; aşırı ve kontrolsüz oluştuğunda bireye her anlamda zarar veren duygusal bir durumdur.</p>



<p>Konuyla ilgili araştırmalar yapan uzman psikolog Charles Spielberger&#8217;e öfke, orta şiddette bir rahatsızlık ve uyarılma halinden yoğun bir husumet ve saldırganlık durumuna kadar değişen yoğunluklarda yaşanabilmekte.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ofke-durumunda-vucudumuzda-neler-olur">Öfke Durumunda Vücudumuzda Neler Olur?</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/Physical-Signs-of-Anger-1024x683.jpeg" alt="öfke" class="wp-image-15575" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Physical-Signs-of-Anger-1024x683.jpeg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Physical-Signs-of-Anger-300x200.jpeg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Physical-Signs-of-Anger-768x512.jpeg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Physical-Signs-of-Anger-720x480.jpeg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Physical-Signs-of-Anger-480x320.jpeg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/Physical-Signs-of-Anger.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Spielberger’in de belirttiği gibi öfke, hafif bir tepkiden şiddetli bir tepkiye kadar yoğunluğu değişen duygusal bir durum. Diğer duygularımız gibi öfkemize de fizyolojik ve biyolojik değişimler eşlik eder.</p>



<p>Duygularımızı uyaran olay veya durum karşısında, stres, kaygı ve gerginlik başlar veya artar. Vücudumuzdaki enerji seviyesini arttıran adrenalin ve noradrenalin hormon salgılanması artar. Kalp atışları hızlanır ve nefes alıp verme sıklaşır. Dolayısıyla kan basıncı artar. Vücut ısısında artış olur ve kas gerilimi gerçekleşir.</p>



<p>Zihin ve vücut “savaş, kaç veya donma” tepkisi için hazırlanır. Bu anlamda bireyi uyarıcı, koruyucu veya harekete geçirici olan işlevleri vardır.</p>



<p>Öfkeyi herkes aynı şekilde yaşamaz. Her birey öfkesini kendine özgü ve farklı şekilde ifade eder. Yüksek ses, sıkılmış yumruklar, çatık kaşlar, sıkılmış çene kasları, titreme ve aşırı terleme, öfkelendiğimizde vücudumuzun verdiği tepkilerden bazıları.</p>



<p>Eğer farkındalığımız yüksekse ve kendimizi dinlemeyi biliyorsak, vücudumuz bize öfkeli olduğumuz konusunda bilgi verir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ofkeyi-ifade-etmek">Öfkeyi İfade Etmek</h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="667" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/angry-man.webp" alt="öfke" class="wp-image-15569" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/angry-man.webp 1000w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/angry-man-300x200.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/angry-man-768x512.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/angry-man-720x480.webp 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/angry-man-480x320.webp 480w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p>İçgüdüsel olarak öfkemizi agresif bir şekilde tepki vererek ifade ederiz. Bu etrafımızda oluşan tehditlere karşı geliştirdiğimiz doğal ve uyumlu bir tepkidir.</p>



<p>Vücudumuzdaki değişimlerle de birlikte herhangi bir saldırı durumunda savaşmamızı, kendimizi savunmamızı veya kaçmamızı sağlar. Bu sebeple dozunda olduğu takdirde hayatta kalmamız için belirli miktarda öfke gereklidir.</p>



<p>Diğer yandan, canımızı sıkan, bizi rahatsız eden, sinirlendiren birine veya bir nesneye fiziksel olarak saldıramayız. Burada sosyal normlar, yasalar, değer ve inançlar öfkemizi ifade etme noktasında sınırlar koyar.</p>



<p>İnsanlar, öfkeleriyle baş etme konusunda bilinçli veya bilinçdışı çeşitli süreçler kullanır. Kızgınlık duygularının saldırganlıktan uzak yapıcı bir şekilde ifade etmek, öfkeyi ifade etmenin en sağlıklı yoludur.</p>



<p>Bireyin diğer insanları incitmeden ihtiyaçlarının ne olduğunu netleştirmesi ve bunları nasıl karşılayacağını öğrenmesi gerekir. Bu, kendisine ve diğer insanlara saygı göstererek öfkesini yönetebilmesi ve ifade edebilmesidir.</p>



<p>Diğer taraftan öfke bastırılabilir, dönüştürülebilir ve yeniden yönlendirilebilir. Hissettiğimiz öfkeyi içimizde tutup onun hakkında düşünmeyi bırakıp olumlu şeylere odaklanabiliriz. Böylece öfkeyi engellemeyi, bastırmayı veya onu çok daha yapıcı şekilde kullanmayı hedefleriz.</p>



<p>Fakat dışa dönük ve sağlıklı şekilde ifade etmediğimizde, öfkemiz kendimize dönebilir. Bu da fiziksel, duygusal ve psikolojik sorunlara yol açar.</p>



<p>Bunların yanında öfkemizi sağlıklı şekilde ifade ettiğimizde ve içsel tepkilerimizi kontrol ettiğimizde sakinleşme yaşarız. Bu şekilde duyguların yatışmasına izin vermiş oluruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ofkenin-etkisi">Öfkenin Etkisi</h2>



<p>Yazımın başlarında da belirttiğim gibi, öfke son derece doğal ve insani bir duygu. Öyle ki iyi sonuçlar doğurma olasılığı vardır. Hissettiğimiz olumsuz duyguları ifade etmenin bir yolunu sunabilir. Aynı zamanda sorunlara çözüm üretmek için bizi motive edebilir.</p>



<p>Ancak kontrolü kaybettiğimizde fiziksel, psikolojik ve duygusal sağlığımız için zarar verici olur.</p>



<p>Birçok araştırmaya göre, kontrol edilemeyen ve bastırılan öfke, kaygı, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/depresyon-soluk-hayatlar/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">depresyon</a>, madde bağımlılığı ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/bipolar-bozukluk-sessiz-cigliklarin-disa-vurumu/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">bipolar </a>gibi bozukluklara yol açmakta. İçimizde sıkışan ve ifade etmediğimiz öfke, yıkıcı sonuçlarla psikolojik sağlamlığımıza zarar verir.</p>



<p>Aynı zamanda kişilerarası ilişkileri yıpratır, zedeler ve bozar. Diğer insanlarla olan ilişkilerimizde kontrolsüz öfke, saldırgan davranışlara yol açar. Öfke ve kızgınlık duyguları, içsel bir duygu durumuyken, fiziksel veya sözel saldırgan davranışlar halini alabilir. Bu durumda ciddi yıkıcı sonuçlar oluşmaması için öfkenin kontrolü önemlidir.</p>



<p>Özellikle ifade edilmediğinde ve içe atıldığında, pasif-agresif davranışları, alaycı ve düşmanca görünen bir kişilik gibi patolojik öfke ifadeleri ortaya çıkabilir. Bu durumlarda insanlarla doğrudan yüzleşmek yerine öfkenin nedenini söylemeden dolaylı yoldan intikam almaya çalışmak, onları aşağılamak ve her şeyi eleştirmek sıkça görünür. Dolayısıyla birey sosyal ilişkilerde başarısız olur.</p>



<p>Bunların yanı sıra, öfkenin sağlıklı bir şekilde yönetilememesi fiziksel problemleri de beraberinde getirir. Bunların başında, baş ağrıları, yorgunluk, mide rahatsızlıkları, solunum problemleri, sinir sistemi bozuklukları, cilt ve dolaşım problemleri gelir.</p>



<p>Var olan fiziksel problemlerin daha da kötüye gitmesi, kalp damar hastalıkları, yüksek tansiyon ve çeşitli psikosomatik bozukluklar da kontrolsüz öfkenin etkileri arasındadır.</p>



<p>Öfkeye eşlik eden stres hormonlarının uzun süreli salınımı, beynin muhakeme ve kısa süreli hafıza ile ilgili bölgelerindeki nöronları yok edebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ofke-kontrolu">Öfke Kontrolü</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/190223-anger-al-1310-1024x576.jpg" alt="öfke" class="wp-image-15570" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/190223-anger-al-1310-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/190223-anger-al-1310-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/190223-anger-al-1310-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/190223-anger-al-1310-1536x864.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/190223-anger-al-1310-2048x1152.jpg 2048w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/190223-anger-al-1310-480x270.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Öfke, aile içi şiddet gibi toplumsal sorunlar ve kişiler arası problemlerden depresyon gibi psikolojik bozukluk ve ciddi sağlık sorunlarına kadar birçok sorun yaratır.</p>



<p>Bu sebeple hissettiğimiz öfkeyi yönetmek, kontrol etmek ve sağlıklı ve yapıcı bir şekilde ifade etmek fiziksel ve psikolojik pek çok açıdan önemli.</p>



<p>Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol edebilmenin ilk adımı, öfkenin varlığını kabul etmek, nasıl oluştuğunun farkına varmak ve onu tanımaktır. Bu noktada öz farkındalığın oluşumu ve gelişimi önemli rol oynar.</p>



<p>Öfkenin vücudumuzda, eylemlerimizde, duygu ve düşüncelerimizde birtakım işaretleri vardır. Öfke kontrolü stratejilerinin amacı, bu duygu ve düşünceleri bastırmak değil, onları daha iyi ve güçlü bir şekilde yönetmeye yardımcı olmaktır. Bireyin öfkesini kendisine ve diğer insanlara zarar vermeden sağlıklı şekilde ifade etmesini sağlamak önemlidir.</p>



<p>Bizi kızdıran, öfkelendiren kişi veya durumlardan kurtulup onlardan kaçamayız, ancak öfkemizi tanıyarak onu kontrol etmeyi öğrenebiliriz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ofke-kontrol-yontemleri">Öfke Kontrol Yöntemleri</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/02/breathing-techniques.jpeg" alt="öfke " class="wp-image-15571" width="842" height="562" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/breathing-techniques.jpeg 500w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/breathing-techniques-300x200.jpeg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/02/breathing-techniques-480x321.jpeg 480w" sizes="(max-width: 842px) 100vw, 842px" /></figure>



<p>Kendimizi zaman zaman kızgınlık, sinirlenme, çileden çıkma ve öfke duyguları içinde bulabiliriz. Her duygunun veya düşüncenin aşırı olması ne kadar yıpratıcıysa öfke de o denli yıpratıcı olur.</p>



<p>Yoğun öfke duygusuyla baş etmeye ve onu yönetmeye çalışmak bu yüzden oldukça mühim. Öfke kontrolü için çeşitli strateji ve yöntemler bu konuda çok yardımcı olur.</p>



<p>Bu yöntemler, öfkelendiğinize dair işaretleri tanımaya ve öfkeyi yoğunlaşmadan kontrol etmenizi sağlayacak ufak teknikleri uygulamakla ilgilidir.</p>



<p>Bunların başında öfkeyi tetikleyen durumları ve öfkenin biçimini tanımlamak yer alır. Öfke duygusunun ortaya çıkışında derin nefes almak, nabzı ve nefesi kontrol altına almak faydalı bir yöntemdir. Çeşitli nefes egzersizleri bu konuda etkilidir.</p>



<p>Kendinize zaman tanımak ve mümkünse öfkelendiğiniz ortamdan uzaklaşmak öfkenizi kontrol etmek için olanak tanır. Bu sırada nefes egzersizleri ile nefesinize odaklanabilirsiniz.</p>



<p>Kendinize “Sakin ol.”, “Bunu halledebilirsin, bununla başa çıkabilirsin.” gibi sakinleştirici ifadeler kullanmak, öz farkındalığın ve öz güvenin artmasını sağlayabilir.</p>



<p>Öfkelendiğimizde kaslarımız gerginleşir. Bu noktada çeşitli kas gevşeme teknikleri rahatlamaya yardımcı olur.</p>



<p>Her birey, öfkesini kendine özgü şekilde yaşar. Öfkelendiğinizde ihtiyacınız olanın ve size iyi gelenin farkında olmanız önemli.</p>



<p>Bunların yanında egzersiz yapmak öfkeyi kontrol etmede etkili rol oynar. Egzersiz yapmak, öfke gibi yoğun duyguları üretken bir şekilde kanalize etmenin bir yoludur. Öfkeliyken koşuya çıkmak veya yüzmek, duyguların düzenlenmesinde faydalıdır.</p>



<p>Çoğu birey için öfkesini ve tetikleyicileri tanımlamak ve bahsettiğim öfke kontrol yöntemlerini uygulamak kolaydır. Ancak bazı bireyler öfkesini tanımakta ve kontrol etmekte bir hayli zorlanır. &nbsp;</p>



<p>Kendinize veya etrafınızdaki insanlara fiziksel veya psikolojik zarar veren yoğun öfke patlamaları yaşıyorsanız, öfkenizle başa çıkmak ve onu kontrol etmek için profesyonel yardıma ihtiyacınız olabilir.</p>



<p>Bu konuda uzman psikolog veya psikolojik danışmanlardan psikolojik destek almak en doğru seçenektir. Genellikle öfkenin farkına varmak, onu tanımlamak, altında yatan nedenleri anlamak ve davranışları kontrol etmek için bilişsel davranışçı terapi sıklıkla kullanılır. Öfke kontrolü için oluşturulan grup terapilerinde de, bilişsel yeniden yapılanma, düşünceleri yeniden çerçeveleme gibi teknikler kullanılabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ogrenmek-zaman-alabilir">Öğrenmek Zaman Alabilir</h2>



<p>Günden güne artan yaşam zorluklarıyla etkili ve sağlıklı şekilde başa çıkmak her zaman kolay olmaz. Bazen üzüntümüze yenik düşeriz bazense öfkemize.</p>



<p>Her duygu gibi öfke de duygu yelpazemizin bir parçası ve ne kadar doğal bir duygu olsa da, kontrolü sağlanmadığında hem birey hem de çevresi için zararlı sonuçlar doğurabilir.</p>



<p>Bu nedenle kendimizin ve öfkemizin farkında olmak, onu kontrol altına almak psikolojik ve fiziksel sağlığımızı, aynı zamanda sosyal ilişkilerimizi düzenlemeye yardımcı olur.</p>



<p>Öfkeyle baş etmek öğrenebileceğimiz bir beceridir. Öğrenmek biraz zaman alabilir. Bu yüzden öfkelendiğinizde kendinizi eski alışkanlıklara kayarken bulduğunuzda kendinizi hırpalamayın. Önemli olan öz farkındalığınız ve bunun için çabalamanız.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Kökdemir, H. (2004). Öfke ve öfke kontrolü. <em>Pivolka</em>, 3(12), 7-10.</p>



<p>Classen, A. (2006). Anger and anger management in the middle ages. <em>Mental-Historical Perspectives. Mediaevistik</em>, 19(1), 21-50.</p>



<p>Soykan, Ç. (2003). Öfke ve öfke yönetimi. <em>Kriz dergisi</em>, 11(2).</p>



<p>Şahin, H. (2005). Öfke ve öfke denetiminin kuramsal temelleri. <em>Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi Dergisi</em>, 6(10), 1-22.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/ofke-kontrol-etmek-icin-ne-yapabiliriz/">Öfke: Kontrol Etmek İçin Ne Yapabiliriz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/ofke-kontrol-etmek-icin-ne-yapabiliriz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizlik: Olumsuzluğa Alışmak</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/ogrenilmis-caresizlik-olumsuzluga-alismak/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/ogrenilmis-caresizlik-olumsuzluga-alismak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Arzu Nur Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2023 21:48:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmişçaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmişçaresizliknedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=15022</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öğrenilmiş çaresizlik, psikoloji alanındaki pek çok teorinin önemli bileşenlerinden biri. Pozitif psikolojideki birçok kavramın temelini de oluşturmakta. İlk kez Martin</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/ogrenilmis-caresizlik-olumsuzluga-alismak/">Öğrenilmiş Çaresizlik: Olumsuzluğa Alışmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Öğrenilmiş çaresizlik, psikoloji alanındaki pek çok teorinin önemli bileşenlerinden biri. Pozitif psikolojideki birçok kavramın temelini de oluşturmakta. İlk kez <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Martin_Seligman" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Martin Seligman </a>ve Steven Maier tarafından kullanılan bu kavram, hayvan ve insan psikolojisinde kayda değer yer tutmakta.</p>



<p>Gelin çaresizliği öğrenmenin ne olduğuna, nasıl oluştuğuna ve etkilerine yakından bakalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ogrenilmis-caresizlik-nedir">Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir?</h2>



<p>Kontrolünüzün dışında çok fazla kötü şey yaşayıp bunaldığınız ve kendinize yardım etmeye çalışmaktan artık vazgeçtiğiniz zamanları düşünün. Enerjinizin tükendiği, hayattan zevk almamaya başladığınız, cesaretinizin ve umudunuzun kırıldığı ve her şeyi önemsiz gördüğünüz… Birçoğumuz yaşamışızdır bunları.</p>



<p>Yaşadıklarınızla mücadele etme yeteneğinizin köreldiğini hissettiğiniz bu zamanlar, çaresizliği öğrendiğiniz anlamına gelmekte. Bu durumlarda gelecekte olacak kötü olay ve durumlardan kaçamayacağınızı düşünürsünüz. “Ne yaparsam yapayım hiçbir şey fark etmeyecek.” düşüncesiyle eylemlerin boşuna olduğu inancı hakim olur.</p>



<p>Öğrenilmiş çaresizlik, birey sürekli olarak olumsuz, kontrol edilemeyen durumlarla karşı karşıya kaldığında ve aslında kaçmak mümkün olsa da bu durumlardan kaçmaktan vazgeçtiğinde ortaya çıkar.</p>



<p>Buna örnek olarak sigara içen birinin defalarca bırakmayı denemesi ve başarısız olmasını verebiliriz. Başarısızlığı karşısında hayal kırıklığı yaşar ve hiçbir şeyin yardımcı olmayacağını düşünür. Bu nedenle denemekten tamamen vazgeçer. Bireyin bu durumu kontrol edemediği düşüncesi, pasif kalmasına neden olur.</p>



<p>Öğrenilmiş çaresizlik oluştuğunda, öz yeterlilik, zorluklarla başa çıkma yeteneği ve problem çözme becerisi zayıflar. Bununla mücadele eden birey, düşük motivasyon, zayıf benlik algısına ve öz güvene sahiptir. Yapması gereken görevleri başarabileceğinden şüphe duyar.</p>



<p>Dolayısıyla, kararlardan kaçınma, çabuk pes etme, erteleme, denemeyi reddetme ve pasif davranış ortaya çıkar. Bireyin hayatında önüne çıkan en küçük engel bile katlanması zor hale gelir.</p>



<p>Bu kavramı ilk kez ortaya koyan Martin Seligman ve meslektaşları, öğrenilmiş çaresizliğin tanımı ve oluşumuna dair teorinin temelini oluşturan deneyler yaptı. Gelin ilgili deneylere biraz yakından bakalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ogrenilmis-caresizlik-deneyi">Öğrenilmiş Çaresizlik Deneyi</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="647" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/01/s-ad381a6370771d6741b55490f6cfa653075e04cc-1024x647.jpg" alt="öğrenilmiş çaresizlik" class="wp-image-15029" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/s-ad381a6370771d6741b55490f6cfa653075e04cc-1024x647.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/s-ad381a6370771d6741b55490f6cfa653075e04cc-300x190.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/s-ad381a6370771d6741b55490f6cfa653075e04cc-768x486.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/s-ad381a6370771d6741b55490f6cfa653075e04cc-480x303.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/s-ad381a6370771d6741b55490f6cfa653075e04cc.jpg 1305w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bu kavram, 1960’larda Martin Seligman ve Steven Maier, köpeklerle yaptıkları deneylerin sonucunda literatürde yer aldı.</p>



<p>Deneyde, önce bir köpeğe hafif bir elektrik şoku ve aynı zamanda bir zil sesi verdiler. Bir süre sonra koşullanan köpek, zil sesini duyduğunda şok verilmiş gibi tepki verdi.</p>



<p>Daha sonra, köpeği orta kısmı alçak bir çitle ayrılmış bir kutunun içine koydular. Köpek istediğinde çitin üzerinden diğer tarafa geçebilirdi. Bu çitin sadece bir tarafındaki zemine elektrik şoku verildi, diğer tarafta hiçbir şey yoktu.</p>



<p>Köpeği kutunun elektrik şokunun olduğu tarafa&nbsp; koyup hafif bir şok verdiklerinde, köpeğin diğer tarafa atlamasını beklediler. Ancak durum bekledikleri gibi olmadı. Köpek elektrik şokundan kurtulmak için çabalayıp diğer tarafa kaçmak yerine olduğu yerde durdu. Elektrik şokuna maruz kalan köpeğin depresyon ve anksiyete belirtileri gösterdiğini keşfettiler.</p>



<p>Dolayısıyla köpek, elektrik şokundan kaçmak için yapabileceği bir şey olmadığını öğrenmiş oldu.</p>



<p>Seligman’ın yaptığı deneylerden biri buydu. İlerleyen dönemlerde bu deneyini geliştirip tekrar yaptı ve fareler üzerinde ayrıca deneyler de uyguladı.</p>



<p>Bir dizi deneyin sonuçları ışığında, hayvanların durumunu öğrenilmiş çaresizlik olarak tanımladı Seligman. Geçmişte yaşadıkları, hayvanlara çaresizliği öğretmişti.</p>



<p>Bu deneylerden elde ettikleri sonuçlara göre geliştirdikleri teoriye göre, birey içinde bulunduğu durumu kontrol edemediğini fark ettiğinde, benzer durumları da kontrol edemeyeceğine dair düşünceler geliştirmekte.</p>



<p>Ayrıca Seligman, öğrenilmiş çaresizliği; travmatik olaylarla karşı karşıya kalındığında pasifleşme, kontrol duygusu eksikliği ve stres seviyesinin artması olarak tanımladı.</p>



<p>Seligman ve meslektaşlarının yaptıkları deneylerden sonra insanlar üzerinde de deneyler yapıldı. Bu kadar sert ve ağır şartlarda değildi bu deneyler. Fakat hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle benzer sonuçlar verdi.</p>



<p>Her ne kadar literatüre bir kavram eklenmiş veya insan ve hayvan davranışlarını açıklama amacı taşısa da deneylerin etik olup olmadığı hala tartışma konusu.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ogrenilmis-caresizlik-bir-psikolojik-bozukluk-mu">Öğrenilmiş Çaresizlik Bir Psikolojik Bozukluk Mu?</h2>



<p>Öğrenilmiş çaresizlik, teknik olarak bir psikolojik bozukluk değildir. DSM-V gibi tanı kriterleri kitaplarında da yer almaz. Bunun yanında öğrenilmiş çaresizlik, uyumsuz davranışlara yol açan düşünce kalıplarının bozukluğu olarak düşünülebilir.</p>



<p>Tek başına bir bozukluk olmasa da, diğer psikolojik bozuklukların semptomlarında yer alabilir veya bozuklukları şiddetlendirebilir.</p>



<p><a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/depresyon-soluk-hayatlar/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Depresyon</a>, kaygı ve <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/fobi-en-yogun-korkularimiz/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">fobi </a>gibi bozukluklar ile birlikte görünmesi oldukça yaygındır. Depresyon ve kaygı ile mücadele eden bireyler olumsuz ve çarpık düşünce kalıplarına sahip olma eğilimindedir. Bu çarpık düşünceler, bireyin olumsuz sonuçları kontrolleri dışındaki herhangi bir şeye atfetmesine neden olur.</p>



<p>Ayrıca kontrol edememe düşüncesi, düşük motivasyon, zayıf benlik saygısı ve öz güven gibi öğrenilmiş çaresizlik belirtileri, depresyon ve kaygı belirtileri ile uyuşur.</p>



<p>Dolayısıyla öğrenilmiş çaresizlik, bazı duygudurum ve kaygı bozukluklarının nedeni, belirtisi veya sonucu olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ogrenilmis-caresizlik-insanlarda-neden-olusur">Öğrenilmiş Çaresizlik İnsanlarda Neden Oluşur?</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/01/560x315_gettyimages-1338339014.jpg" alt="öğrenilmiş çaresizlik" class="wp-image-15026" width="841" height="473" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/560x315_gettyimages-1338339014.jpg 560w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/560x315_gettyimages-1338339014-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/560x315_gettyimages-1338339014-480x270.jpg 480w" sizes="(max-width: 841px) 100vw, 841px" /></figure>



<p>Öğrenme, insanların doğumundan ölümüne kadar deneyimlediği ve davranışların belirleyicisi olan bir süreç. Edindiğimiz deneyimlerle davranışlarımız, düşüncelerimiz ve hislerimizde değişim yaşanır. Tutum ve inançlarımızdan algılarımıza kadar pek çok olguyu etkiler öğrenme.</p>



<p>Dolayısıyla yaşadığımız her olay, gözlemlediğimiz ve içinde bulunduğumuz her durum bizim için birer öğrenme alanı. Öğrenilmiş çaresizlik de deneyimlediğimiz olumsuz olay ve durumlardan sonra oluşmakta.</p>



<p>Genellikle çocukluk döneminde başlayan ve tekrarlayan stresli veya travmatik olaylar sonucunda öğrenilmiş çaresizlik geliştiririz. İstismar, çocukluk ihmali, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/aile-ici-siddet-toplumun-aci-rengi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">aile içi şiddet</a> gibi travmatik deneyimler  öğrenilmiş çaresizlik için risk oluşturmakta.</p>



<p>Yardıma ihtiyaç duyan bir çocuğa bakım verenler uygun şekilde yanıt vermediğinde, çocuk durumun kontrol edilemeyeceğini öğrenebilir. Bu durumlar sık ve düzenli şekilde tekrarlarsa, öğrenilmiş çaresizlik gelişir.</p>



<p>Aynı zamanda aşırı ve korumacı ebeveynlik öğrenilmiş çaresizlik için önemli bir risk faktörü. Çocukların herhangi bir şeyi bağımsız ve tek başına denemelerine izin verilmediğinde, öz güven düşüşü yaşarlar. Bir süre sonra ise, denemek yerine bir şeyi yapamayacaklarına inanır ve çaba göstermezler.</p>



<p>Öte yandan, belirli bir alışkanlığı veya bağımlılığı bırakmaya ve ondan kurtulmaya çalıştığımızda fakat bunda defalarca başarısız olduğumuzda da öğrenilmiş çaresizlik yaşamamız mümkün. Bu alışkanlıkları kontrol edememe duygusu, öğrenilmiş çaresizliğe yol açar ve vazgeçmeye neden olur. Bunun sonucunda ise, hayal kırıklıklarıyla motivasyon ve benlik saygısı düşer.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ogrenilmis-caresizlik-sonuclari">Öğrenilmiş Çaresizlik Sonuçları</h2>



<p>Öğrenilmiş çaresizlik, günlük yaşamımızı ve psikolojik sağlamlığımızı olumsuz yönde etkiler. Yazımın genelinde de olumsuz etkilerine değindim. Biraz toparlayarak farklı etkilerine de bakalım istiyorum.</p>



<p>Tekrarlanan olumsuz deneyimler sonucunda geliştirdiğimiz öğrenilmiş çaresizlik, öz güven ve benlik saygısının düşmesine yol açmakta. Herhangi bir konuda hedeflediğimiz bir şey için çaba göstermemizi kolaylaştırdıkları ve benliğimizi oluşturdukları düşünüldüğünde,&nbsp; kendine güven ve saygı oldukça önemli.</p>



<p>Olay ve durumları kontrol edememe duygusu, öz güveni ve benlik saygısını zedeler. Bunlara başarma &#8211; inancının zayıflaması da eklenir. Bunun yanında hayattan zevk almama, memnuniyetsizlik ve umutsuzluk gibi duyguların artmasına da neden olur.</p>



<p>Daha önce belirttiğim gibi, anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi bozuklukların oluşmasında temel neden olabilir. Ayrıca bağımlılık ve maddeyi kötüye kullanma gibi davranışları yönetme, değiştirme ve baş etme sorunlarını beraberinde getirir.</p>



<p>Diğer yandan özellikle çocukluk dönemindeki bakım veren tutumlarından dolayı oluştuğunda, yetişkinlere bağımlı olma sıkça karşımıza çıkar. Bu durum öz güven eksikliğiyle de bağlantılıdır. Bu nedenle bireylerin bir görevi yardım almadan bağımsız şekilde başarmasını da engeller.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-caresizligi-ogrenen-kadinlar">Çaresizliği Öğrenen Kadınlar</h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="856" height="571" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/01/what-is-depression-the-london-psychiatry-centre.jpg" alt="öğrenilmiş çaresizlik" class="wp-image-15028" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/what-is-depression-the-london-psychiatry-centre.jpg 856w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/what-is-depression-the-london-psychiatry-centre-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/what-is-depression-the-london-psychiatry-centre-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/what-is-depression-the-london-psychiatry-centre-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/what-is-depression-the-london-psychiatry-centre-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 856px) 100vw, 856px" /></figure>



<p>Öğrenilmiş çaresizliğin tanımına, nedenlerine ve oluşumuna baktığımızda bu konuya değinmeden geçmek istemedim.</p>



<p>Biz insanlar toplum içinde yer bulmaya çalışırken biyolojik cinsiyetin yanında, toplumsal cinsiyetin etkilerine maruz kalıyoruz. Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkeğin adına toplumun yüklediği anlam ve beklentileri ifade etmekte. Yani kadının kadın erkeğinse erkek olması üzerine tanımlardır bunlar.</p>



<p>“Kadın ev işi yapar, erkek ise çalışıp para kazanır.” gibi toplumsal cinsiyet kalıplarını, sosyal çevremizden duyarak, gözlemleyerek veya yaşayarak öğreniriz.</p>



<p>Günümüzde de hala varlığını sürdüren toplumsal cinsiyet, kadın erkek arasındaki eşitsizlikleri temsil eden bir nitelik taşımakta. Kadın pasif, bağımlı ve güçsüz; erkek, egemen ve güçlü bir konumda.</p>



<p>Bir kadın doğduğu andan itibaren bu kalıpları öğrenmekte ve onlara göre yaşamakta. Hayatı boyunca toplumsal cinsiyet kalıplarına ve baskıcı topluma karşı durmaya, kendisine farklı roller belirlemeye ve benliğine göre yaşamaya çabalar. Fakat bu çaba karşısında birçok olumsuzluğa maruz kalır. </p>



<p>Çabası karşısında gördükleri ve yapamadıkları, cesaretini kırar. Hayal kırıklığı ve hüsrana uğratır. Bundan dolayı artık bir şey yapamayacağını ve bunların kendi kontrolü dışında olduğunu düşünür. Toplumda kalıplaşmış yargıların dışına çıkamayacağına inanır ve o yargılara göre yaşamak zorunda hisseder. Böylece kadın, çaresizliği öğrenmiş olur.</p>



<p>Bunun en büyük örneklerinden biri kadının yaşadığı şiddet. Defalarca maruz kaldığı ve kurtulamadığı, dur diyemediği fiziksel veya psikolojik şiddet karşısında kadın, çaresizliğe alışabilir.</p>



<p>Hepimizin sıkça duyduğu “sen kadınsın alttan al”, “kan kussan da kızılcık şerbeti içtim diyeceksin”, “senin yerin kocanın yanı” gibi cümleler, kadının şiddetten kurtulması için çabalamasının önünde engel olur, cesaretini kırar. Bu söylemlerden dolayı, kadın ne yaparsam yapayım hiçbir şey değişmeyecek şeklindeki düşünceler içine girer. Böylece öğrenilmiş çaresizlik oluşur.</p>



<p>Bu konuyu araştırırken denk geldiğim kadınların öğrenilmiş çaresizlik yaşamasıyla ilgili bir makale, yazımda buna da yer vermem gerektiğini düşündürdü. Derinlemesine baktığımızda, ne kadar gelişiyoruz, fikirlerimiz ve davranışlarımız değişiyor desek de, hala kadın erkek eşitliğinden söz edemiyoruz. Bunun sonucunda da kadın çaresizliği öğrenmek zorunda kalıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ustesinden-gelmek">Üstesinden Gelmek</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/01/vanessa_taylor_fiction_site_1552576984_1637681492-1024x576.webp" alt="öğrenilmiş çaresizlik" class="wp-image-15027" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/vanessa_taylor_fiction_site_1552576984_1637681492-1024x576.webp 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/vanessa_taylor_fiction_site_1552576984_1637681492-300x169.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/vanessa_taylor_fiction_site_1552576984_1637681492-768x432.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/vanessa_taylor_fiction_site_1552576984_1637681492-1536x864.webp 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/vanessa_taylor_fiction_site_1552576984_1637681492-480x270.webp 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/01/vanessa_taylor_fiction_site_1552576984_1637681492.webp 1800w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yolumuza çıkan zorluklarla baş etmek güç olabilir ve herkes her zaman cesaretli ve zirvede hissetmez. Bu oldukça normal. Ancak öğrenilmiş çaresizlik bundan daha da derinlerde yaşanır.</p>



<p>Öğrenilmiş çaresizlik, daha önce de bahsettiğim gibi, düşük öz güven ve motivasyon, kontrol duygusu eksikliği ve bir şeyin değişmeyeceğine inanma şeklinde kendini gösterir. Bu düşünce ve inançların üstesinden gelme veya azaltmada psikolojik terapi oldukça etkili.</p>



<p>Özellikle bilişsel davranışçı terapi, bu düşünce ve davranış kalıplarının düzenlenmesinde faydalı bir terapi şekli. Bilişsel davranışçı terapinin amacı, bireyin olumsuz düşünce kalıplarını belirlemesine yardımcı olmaktır. Bunun yanında, düşünceleri daha rasyonel düşüncelerle değiştirmektir.</p>



<p>Ayrıca Seligman, öğrenilmiş iyimserlik adlı başka bir kavram da geliştirmiş. Bununla, bireyin durumları kendisine etkili şekilde açıklayarak öğrenilmiş çaresizliği düzeltebileceğine işaret etmekte. Aynı zamanda olumlu bir iç diyalog oluşturabileceğini vurgulamakta.</p>



<p>Diğer yandan, yeterli uyku, stres yönetimi ve sağlıklı beslenme gibi öz bakım stratejileri de bireyin hayatı üzerinde kontrol duygusu geliştirmesine yardımcı olur. Bunun yanında, sosyal destek de önem taşır. Bir zorluk karşısında çaresiz hissettiğimizde, çevremizdeki insanlardan aldığımız destek motive olmamıza ve denemeye devam etmek için cesaret kazanmamıza yardımcı olur.</p>



<p>Hepimiz zaman zaman çıkış yolu yokmuş gibi hissederiz. Bir umut ışığı göremeyiz. Fakat düşüncelerimiz ve duygularımız daha da yoğunlaşmadan bunu fark etmek, üstüne gitmek önemli olan. Harekete geçmek ve olumsuz düşüncelerin üstesinden gelmek her zaman mümkün.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Seligman, M. E. (1972). Learned helplessness. <em>Annual review of medicine</em>, 23(1), 407-412.</p>



<p>Ersever, H. (1993). Öğrenilmiş çaresizlik<em>. Ankara University Journal of Faculty of Educational Sciences (JFES)</em>, 26(2), 621-632.</p>



<p>Gökkaya, V. B. (2015). Çaresizliği öğrenen kadın: öğrenilmiş çaresizlik. <em>Electronic Turkish Studies,</em> 10(14).</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/ogrenilmis-caresizlik-olumsuzluga-alismak/">Öğrenilmiş Çaresizlik: Olumsuzluğa Alışmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/ogrenilmis-caresizlik-olumsuzluga-alismak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
