Film Önerisi: The Leisure Seeker
Film önerisi köşemizde 2017 yapımı İtalyan yönetmen Paolo Virzì imzalı The Leusure Seeker sizlerle…
Ablamın önerisi üzerine birlikte izlediğimiz bu filme Kazan’da da yer vermek istedim. Filmi dün akşam geç saatlerde izledik. Daha fragmanı benimle paylaştığında heyecanlanmıştım. Ki o da heyecanlanmıştı ki benimle paylaşmıştı “hemen izleyelim” diye. Yorgun bir hafta sonunun ardından Pazar akşamı yapılacak en iyi şey film izlemekti tabii ki de…
Gecenin sonunda son sigaralarımızı içerken biraz mutlu, biraz düşünceli biraz da hüzünlü bir şekilde ayrıldık. Sonuç olarak ikimiz de memnunduk filmi izlediğimiz için. İyi ki de bekletmemiştik.
Filmi izlemeniz için hemen bir neden sunayım, yapım bir yol hikayesi. Bilirsin ki yol hikayeleri genelde şaşırtmaz, her zaman iyi filmler çıkar buradan. 🙂 İkinci nedenim, iyi bir kitap uyarlaması olması. Üçüncüsü işlenen konu. Dördüncüsü sağlam oyuncu kadrosu. Başrolleri Helen Mirren ve Donald Sutherland birlikte paylaşıyor. Beşincisi de yolun Ernest Hemingway’e uzanan bir yol olması ve filmde sık sık kendisinden bahsedilip kitaplarından anekdotlara yer verilmesi.
Bu detaylardan sonra The Leusure Seeker‘ın konusuna yakından bakalım.
Film Önerisi The Leusure Seeker‘ın Konusu
Uzun yıllar evli olan, tatlı mı tatlı, ikisi de şahıslarına münhasır olan Ella ve Spencer’ın yaşamlarına konuk oluyoruz filmde. Spencer alzheimer ile boğuşmakta olan emekli bir akademisyen. Ella ise kanserle mücadele eden ama hayat dolu bir kadın.
Çiftimiz her şeye rağmen eski günlerdeki gibi The Leusure Seeker isimli karavanlarıyla yola çıkar. Türkçeye “keyif peşinde” olarak çevirilen karavanlarıyla Ella ve Spencer Amerika’nın güneyine doğru yola koyulurlar. Ella’nın ilk hedefi edebiyat aşığı ve Hemingway hayranı olan Spencer’ı ünlü yazarın evine ulaştırmaktır. Tabii yolda çiftimizin başlarına hem komik hem de dramatik diyebileceğimiz türlü türlü işler gelir.
Yalnızca fiziksel bir rotadan ibaret olmayan bu yolda, çiftimiz anılarını tazeler. Hataları, mutlulukları, pişmanlıkları, birbirilerine olan tutkulu aşkları… Film boyunca çiftimizin yaşamlarına şahit oluyoruz.
Şunu belirtmek isterim ki şimdi çiftimiz yaşlı diye kafanızda acınası bir durumda canlanmasın. Yani bizdeki gibi bir kültür yok onlarda biliyorsun. İnsanları 70-80 yaşlarına geldiklerinde de dinamik ruhlarını korumaya devam ediyorlar. Bir ayakları toprakta gibi acınası bir psikolojide değiller.
Aksine filmde, kadın-erkek ilişkisinin yıllar içindeki evrimi ve yaşlılığa dair anlam yüklü derinlemesine bir okuma yapıyoruz. Zaten tam olarak bu nedenle The Leusure Seeker‘a film önerisi olarak yer almasını istedim Kazan’da.
Yazıyı sonlandırırken eklemek isterim ki bu film bir dramdan ziyade daha çok yaşamın kendisini anlatan bir film. “Yaşlılık” adı verilen eşikte dahi insanın seçim hakkının devam ettiğine ve yaşamını yönlendirebileceğine dair tatlı bir anlatı.
