<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kazankadın arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/tag/kazankadin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/tag/kazankadin/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Apr 2023 18:51:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>kazankadın arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/tag/kazankadin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yıldız Kenter: Kadını Anlatan Kadın</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/yildiz-kenter-kadini-anlatan-kadin/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/yildiz-kenter-kadini-anlatan-kadin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ece Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2023 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kazankadın]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızkenter]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızkenterbiyografi]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızkenterhayatı]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızkenterkimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=16031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir büyük ustayı ağırlıyoruz bugün Kazan Kadın'da! Gelin, hep beraber kendisini saygıyla analım...</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/yildiz-kenter-kadini-anlatan-kadin/">Yıldız Kenter: Kadını Anlatan Kadın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yıldız Kenter, &#8220;Ben Anadolu&#8221; oyunu  ve Kazan Kültür &#8220;Kadın&#8221; kategorisi üzerinden kadın görünürlüğü ve kadını anlatma ihtiyacına bir bakış&#8230;.</p>



<p>Merhaba, sevgili okur! Buradayım: Kazanı kaynatan ya da kazanda kaynayan olarak&#8230; Her şeyden önce söylemeliyim ki, buralarda yeniyim. Şöyle bir, ortamı gözlemliyorum: Anasayfa, Sinema, Edebiyat, Sanat, Psikoloji, Kadın!</p>



<p>İşte yerimi buldum, hoş buldum! Fakat neden bu sitede &#8220;<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kadin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kadın</a>&#8221; diye bir kategori var? Ben cevap vereyim: İhtiyaçtan. Kadını görünür kılma, kadını anlatma, &#8220;Bakın kadınlar da iyi işler yapıyor!&#8221; deme ihtiyacından. Mesela, Kazan Kültür kurucuları bu ihtiyacı &#8220;Kadın&#8221; kategorisi ile gidermeye çalıştı, Yıldız Kenter on altı kadını canlandırdığı &#8220;Ben Anadolu&#8221; oyunuyla. Ben mi? Ee, benim de ihtiyaçlarım var elbet, başlayalım!</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-anadolu-nun-on-alti-kadini-ben-anadolu">Anadolu&#8217;nun On Altı Kadını: Ben Anadolu</h2>



<p>Yıldız Kenter&#8217;in kızı <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Leyla_Kenter" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Leyla Kenter</a>, Anadolu medeniyetlerine meraklıydı. Bir gün annesine bir fikir verdi: Anadolu&#8217;da yaşamış mistik ya da gerçek kadın karakterleri sahneye taşımak. </p>



<p>Bu fikir, Yıldız Kenter&#8217;i heyecanlandırmıştı. Çünkü o da kadını görünür kılmak için sadece kadın olmanın hatta &#8220;başarı ve ödüllerle dolu&#8221; bir kadın olmanın yeterli olmayacağının bilincindeydi. Hemen kızından aldığı bu fikri değerli yazarlarla paylaştı. Oyun, 1984 yılında &#8220;Ben Anadolu&#8221; ismiyle, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Güngör_Dilmen" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Güngör Dilmen</a>&#8216;in kaleminden döküldü.</p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-anatanrica-kubele-den-nin-dingir-lamassi-ye">Anatanrıça Kübele&#8217;den Nin Dingir Lamassi&#8217;ye</h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/yildizkenterbenanadolu-1024x576.jpg" alt="yıldız kenter" class="wp-image-16237" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildizkenterbenanadolu-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildizkenterbenanadolu-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildizkenterbenanadolu-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildizkenterbenanadolu-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildizkenterbenanadolu.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yıldız Kenter&#8217;in eşsiz oyunculuğuyla 20. yy&#8217;da sesini duyurma imkanı bulan Anadolu&#8217;nun Anatanrıçası <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kibele" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Kübele</a>, savaşlarla harap olmuş Hitit Devleti&#8217;ni dirliğine yeniden kazandırmak için,</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Bizde, tanrıça olsun olmasın<br>bir şeyler yapmak isteyen tutkulu bir kadın<br>güçlü bir kocaya yamanır toplum içinde&#8230;<br>koşar onu arabasına&#8230;&nbsp;(kağnı gıcırtısı)<br>güder onu hiç sezdirmeden.</em></p>
</blockquote>



<p>diye seslendi. Bu cümlelere maskülist bir okuma yapmaya karar verirsek öfkelenmekte kesinlikle haklı oluruz. Fakat varoluşu erkekten geçen bir kadının trajedisidir bu cümleler. O yüzden, gelin biz bu cümlelere de feminist bir okuma yapalım ve diyelim ki, Feminizm erkekleri de kurtaracak! </p>



<p>Oyunumuzun ikinci kadını 2. Ramses&#8217;le zorla evlendirilen Hitit kraliçesi&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Puduhepa" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Puduhepa</a>. Cümleme, &#8220;Kraliçe de olsan&#8230;&#8221; gibi sınıfçı bir yaklaşımla başlamayacağım. Çorum&#8217;da, İzmir&#8217;de, Diyarbakır&#8217;da&#8230;  </p>



<p>Bugün, bu yüzyılda hala toprak bölünmesin, &#8220;yabancıya gitmesin&#8221;, varlıklı biriyle evlensin, siyasi kimliğimize zeval gelmesin diye fikri sorulmaksızın evlendirilen tüm kadınların trajedisini yükleyeceğim Puduhepa&#8217;ya.</p>



<p>Dram değil trajedidir kadının yaşadığı bu topraklarda. Günlük dilde dram, acıklı olaya işaret eder çünkü, trajedi ise kişinin karşı gelemeyeceği, kendinden üstün güçlerle savaşımına.  </p>



<p>Savaşır trajik kahraman, sonunda yenilir ama yine de savaşır. Tragedyanın doğası gereğidir bu. Marifet, Anadolu&#8217;nun trajik kahramanı kadının, kazanmasını sağlamak olamaz bu yüzden. Savaşımız, kadını trajik kahraman olmaktan çıkarmak olmalıdır. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Ben çırpınıyorum:</em></p>



<p><em>-Rahip efendi, o daha bir Şuppişara. Yani saf bir genç kız!</em></p>



<p><em>Rahip öpüyor kızı:</em></p>



<p><em>-Şuppişara!</em></p>



<p><em>Kız diyor:</em></p>



<p>&#8211;<em>Aha, haaaa!</em></p>



<p><em>Rahip diyor:</em></p>



<p>&#8211;<em>A, ha, haaa!</em></p>



<p><em>Ondan sonra, &#8220;Şuppişara, şaraşuppi, şappara, şuppuru, şup-</em></p>



<p><em>puru, şappara</em></p>



<p><em>Rahipler hep tanrı adına mı şaaparlar kutsal tapınakta?</em></p>
</blockquote>



<p>Üçüncü kadınımız Hint tüccarının eşi Lamassi, kocasının işi dolayısıyla kızıyla yalnız yaşayan bir kadın. O bir, Nin Dingir, yani Tanrı&#8217;nın Hanımı. Sözün kısası, rahibin gönül eğlencesi&#8230; Kendinden geçmiş Lamassi, feryadı küçük yaştaki kızının başına gelenlere. </p>



<p>İçeriği hazırlarken zaman mefhumumu kaybediyorum. Binlerce yıl önce ya da bu sabah haberlerinde&#8230; Nerede tanıştım Lamassi ile?  </p>



<p>Ölü çocuklarının yasını tutarken taş olmayı dileyen ve olan dördüncü kadınımız <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Niobe" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Niobe</a>&#8216;yi hatırlıyor, korkuyorum. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kayip-ve-yas-vedalarin-ardindan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Yas</a> tutmadan, taş olmadan devam etmeliyim yazıma. Meğer <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kadin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kadın</a> olmak kadar zormuş kadını anlatmak. Yıldız Kenter&#8217;in sancısına ortak oluyorum şimdi. </p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-degismeden-donus-turul-en-kadinlar">Değişmeden Dönüş-türül-en Kadınlar&#8230;</h4>



<p>Oyunun devamında Kübele, Efesli Artemis&#8217;e, Efesli Artemis, Meryem Ana&#8217;ya dönüşüyor. Gücü elinde tutmak zorunda olan kadının &#8220;piyasanın nabzını tutuşunu&#8221;, trajik kahraman olmayı reddetme yolundaki adımlarını gözler önüne seriyor Yıldız Kenter. </p>



<p>Kadın, bir ayı oynatıcısının kızı olmaktan çıkıp Bizans imparatoriçesi olan&nbsp;Theodora&#8217;ya dönüşüyor kimi zaman. Kimi zamansa Bizanslı bir kızken, Osmanlıların kurucusu Osman Bey&#8217;in gelini olan Nilüfer Hatun&#8217;a,&nbsp;Ayşe Sultana. Nasreddin Hoca&#8217;nın karısı olup,</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>&#8220;Nasrettin Hoca&#8217;nın karısıyım dedim ya, adımı merak bile etmezsiniz artık.&#8221;</em></p>
</blockquote>



<p>diye haykırıyor sahnede ve sonunda başarıyor kadın, başarıyor Kenter. Sıfatı erkek olmadan var olmak, kendi ismiyle anılmak hakları bizimdir şimdi!</p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-direksiyonda-kadin-kagnisiz">Direksiyonda Kadın: Kağnısız</h4>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Anna_Komnini" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Anna Komnena </a>adını ne babası I. Aleksios ile anıyoruz şimdi ne de kocası Nikiforos Bryennios ile. Onu dünyanın ilk kadın tarihçisi diye biliyoruz. İmparatorluk için erkekten kağnıya ihtiyaç duysa da tarihçi, yönetici, doktor, filozof olmak için ihtiyaç duymuyor artık kadın. B </p>



<p>abası, büyük bir hastane ve yetimhanenin yönetimini veriyor ona. O, tarihçi olmakla yetinmiyor, tarih yazmaya koyuluyor. Ardından yetişiyor Hemşire <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Halide_Edib_Adıvar" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Halide Adıvar</a>, Doktor <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/turkan-saylan-pervasiz-bir-kadin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Türkan Saylan</a> ve niceleri. </p>



<p>Kadın, direksiyona geçiyor artık ve kadını anlatmaya koyuluyor bir gün. On altı kadını&#8230; </p>



<p>Kadın, direksiyona geçiyor artık ve kadını anlatmaya koyuluyor bir gün. Kadını anlatan kadını&#8230;</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>Yüz kişiyi oynasak yüz birinci eksik..</em></p>



<p><em>Başladık&#8230; ya nice bitirelim oyunumuzu?</em></p>



<p><em>Zamanımız, altı bin yıl,</em></p>



<p><em>sahnemiz bütün Anadolu.</em></p>



<p><em>Ölçün enini boyunu,</em></p>



<p><em>kimi, nasıl, nereye sığdıralım?</em></p>



<p><em>Kırk kişiye ses versek kırk birinci suskun.</em></p>



<p><em>Yüz kişiyi oynasak yüz birinci eksik..</em></p>
</blockquote>



<p>diyor Ben Anadolu. Kimi anlatsak bir diğeri eksik. Bunu biliyor, anlatmaya devam ediyoruz; Kazan Kültür, Yıldız Kenter ve ben. Eksiği bir eksiltmek adına Yıldız Kenter diyorum on yedinci kadının adına.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-on-yedinci-kadin-yildiz-kenter">On Yedinci Kadın: Yıldız Kenter</h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="822" height="1024" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/yildiz-kenter-story-alternatif-822x1024-1.jpg" alt="yıldızkenter" class="wp-image-16239" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildiz-kenter-story-alternatif-822x1024-1.jpg 822w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildiz-kenter-story-alternatif-822x1024-1-241x300.jpg 241w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildiz-kenter-story-alternatif-822x1024-1-768x957.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/yildiz-kenter-story-alternatif-822x1024-1-480x598.jpg 480w" sizes="(max-width: 822px) 100vw, 822px" /></figure>



<p>Öncelikle sanatçının biyografisinin Vikipedi&#8217;den ulaşılabilecek kısmı için şuraya bir bağlantı bırakıyorum: <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Yıldız_Kenter" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Yıldız Kenter</a>. Amacım bu kıymetli sanatçının &#8220;ne&#8221; olduğuna şöyle bir değinip &#8220;nasıl&#8221; olduğunu size göstermek. Buyurun başlayalım.</p>



<p>Oyuncu, devlet sanatçısı, UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi Yıldız Kenter, 11 Ekim 1928&#8217;de İstanbul&#8217;un Çamlıca semtinde doğdu. Çocukluk yıllarından itibaren son derece temiz ve titizdi, okuldan gelir gelmez evin temizliğine girişirdi. O yıllarda ailesine destek olmak için kardeşleriyle beraber gazete kağıdından kese kağıdı yapıp satıyordu. </p>



<p>Okuduğu İltekin ilkokulunda arkadaşlarına piyesler oynayıp taklitler yaptığı için hal ve gidişten iyi aldı.  Ortaokulda okurken “Ayşe Abla” olarak bilinen radyo çocuk kulübünde çalıştı. Halk Evi Temsil Kolu&#8217;nun piyeslerinde oynuyordu. Gelecekte, okuduğu Cebeci 4. Ortaokulu&#8217;ndaki arkadaşları tarafından disiplinli, otoriter, ciddi olarak tanımlanacaktı.</p>



<p>1944 yılları hayatında dönüm noktası oldu. Okuduğu Ankara Kız Lisesi&#8217;nde cebir, geometri, kimya dersleri iyi değildi. Bu derslerden bütünlemeye girmesi gerekiyordu fakat o, girmeyip tasdikname aldı.</p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-devlet-konservatuvarinin-bugune-kadar-yetistirdigi-en-guclu-eleman">&#8221; DEVLET KONSERVATUVARININ BUGÜNE KADAR YETİŞTİRDİĞİ EN GÜÇLÜ ELEMAN&#8221;</h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080-1024x576.jpg" alt="yıldızkenter" class="wp-image-16242" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080-1536x864.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/3256173_1920x1080.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>&#8220;Kulisin tozu ve boya kokusu benim hayatım.&#8221; diyen Yıldız Kenter, konservatuvarda hocalarının dikkatini çekmeyi başardı. Başlıkta belirttiğim cümle, hocası Carl Ebert tarafından Kenter&#8217;in öğrenci dosyasına yazıldı. </p>



<p>Devlet Konservatuvarı&#8217;nda burslu okuduğu için sekiz yıl resmi hizmete tabii olan Kenter, 10.06.1948&#8217;de mezun olup Devlet Tiyatrosu Tatbikat Sahnesi&#8217;ne atanır. İlk çalışacağı oyun Shakespeare&#8217;in 12. Gece oyunuydu.</p>



<p>Prova süreci gelip çattığında Kenter&#8217;in hocalarından biri olan <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Mahir_Canova" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Mahir Canova</a>, oyunu yönetecek olan <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Muhsin_Ertuğrul" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Muhsin Ertuğrul</a>&#8216;un kulağına fısıldadı: &#8220;Olive rolünü Yıldız okusun.&#8221; Konservatuvardan henüz mezun olmuş biri için çok büyük bir roldü bu.</p>



<p>Muhsin Ertuğrul, Olive rolünü Kenter&#8217;e okutursa Kenter&#8217;in şımarmasından, sanatçı kaprisiyle yetişmesinden endişe etti. Fakat Mahir Canova, öğrencisini hem kişilik hem mesleki anlamda iyi tanıyordu. &#8220;Hak ettiği rolü vermezsek ters tesir yapar, o tip bir oyuncu değildir.&#8221; diyerek rolü Yıldız Kenter&#8217;in almasını sağladı.</p>



<p>Mahir Canova haklıydı. Yıldız Kenter, onlarca projede bulunup sayamayacağı kadar ödül aldıktan sonra bile sahneye çıkarken ilk günkü heyecanını, korkusunu yaşayacak; işini ilk günkü titizliğiyle sürdürecekti.</p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-sonraki-yillar">Sonraki Yıllar</h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2023/03/CMgtS5aWUAAe9AT-1024x768.jpg" alt="yıldızkenter" class="wp-image-16243" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/CMgtS5aWUAAe9AT-1024x768.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/CMgtS5aWUAAe9AT-300x225.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/CMgtS5aWUAAe9AT-768x576.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/CMgtS5aWUAAe9AT-480x360.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2023/03/CMgtS5aWUAAe9AT.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yıldız Kenter, 1959&#8217;da Devlet Tiyatrosu’ndan ayrıldı. 1961 yılında, kardeşi Müşfik Kenter, gelecekteki eşi Şükran Güngör, Kamuran Yüce ve Genco Erkal ile “Site Oyuncuları Topluluğu&#8221;nu kurdu.</p>



<p>Daha sonraki yıllarda sürekli olarak&nbsp;ABD ve&nbsp;Birleşik Krallık&#8217;ta &#8220;Değişen Eğitim Metotları&#8221; ve &#8220;Oyunculuk Metotları&#8221; üzerine çalışmalar yaptı. İstanbul&#8217;a döndüğünde beyaz perdeye taşınan yolculuğuyla &#8220;Kent Oyuncuları Topluluğu&#8221;nu kurdu.</p>



<p>Yazının sonuna gelirken, Nasıl etsem de Kenter&#8217;in ödüllerinden bahsetsem, diye düşünüyorum. Haydi, şöyle detaylı bir yazayım, diyecek olsam bu yazının karakter sayısı iki katına çıkar; bundan sonra hep bu uzunlukta yazmamı isterler falan&#8230; Ayrıca el emeğim, göz nurum yazım ödüllerin gölgesinde kalsın da istemem tabii. </p>



<p>&#8220;Aman Ali Rıza Bey&#8230;&#8221; düsturuyla Yıldız Kenter ödülleri için şöyle bir şey yapalım: Ben diyeyim, Finlandiya Dünya Kadın Kuruluşu tarafından yüz yılın en başarılı yüz kadınından biri olarak onurlandırıldı. Siz anlayın,  çok sayıda kadın ve yardımcı kadın oyuncu ödülü. </p>



<p>Ben diyeyim, Altın Portakal&#8217;dan dört tane var. Siz anlayın, Yaşam Boyu Başarı Ödülü. Olağanüstü Yorum Ödülleri&#8217;nden başlarsam örneğin,  yurtdışı kaynaklı ödülleriyle susturun beni! Ve ben sonuç olarak, &#8220;Onur&#8221; diye kapatayım bahsi; ödül diye sayılabileni iki, kalanı bir ömür olan &#8220;Onur&#8221;. Sanata, emeğe, yaşama adanmış bir ömrün onuru mesela&#8230;Büründüğü on altı kadının on yedincisi olarak anılmanın belki&#8230; Yıldız Kenter olmanın onuru.</p>



<p>Sadece parmak izinden, dil izine biricikliğiyle onuru gözetilen; varlığıyla saygıya yeter görünen kadın nesiller dileği ve kadını anlatmaya gerek duymayacağımız günler temennisiyle&#8230;</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/yildiz-kenter-kadini-anlatan-kadin/">Yıldız Kenter: Kadını Anlatan Kadın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/yildiz-kenter-kadini-anlatan-kadin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevgi Soysal’a Açılan Kapı: Tante Rosa</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/sevgi-soysala-acilan-kapi-tante-rosa/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/sevgi-soysala-acilan-kapi-tante-rosa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Duygu Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2023 21:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınhikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[kazankadın]]></category>
		<category><![CDATA[sevgisoysal]]></category>
		<category><![CDATA[tanterosakonusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=3628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir eser yazarını tanımaya, onun hakkında konuşabilmeye yetmez elbet ama yazarın hayatına açılan kapıyı açmaya yetebilir. Gelin Tante Rosa aracılığıyla bugün Sevgi Soysal'ı hep birlikte analım...</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sevgi-soysala-acilan-kapi-tante-rosa/">Sevgi Soysal’a Açılan Kapı: Tante Rosa</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sevgi Soysal; <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Tomris_Uyar" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Tomris Uyar</a>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Adalet_A%C4%9Fao%C4%9Flu" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Adalet Ağaoğlu</a>, Sevim Burak, Firuzan gibi önemli isimlerle aynı yıllarda yazmaya başlayan, döneminin öne çıkan kadın yazarlarından. Ardında; <em>Tutkulu Perçem, Tante Rosa, Yürümek, Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Şafak, Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Barış Adlı Çocuk</em> gibi birbirinden değerli eserler bırakan Soysal, kırk yıllık kısacık ömrüne birçok yaratıcı çalışma sığdırmayı başardı.</p>



<p>Yakın çevresince çokça sevilen, hayat dolu, hazırcevap, üretken, güler yüzlü ve enerjik bir <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kadin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kadın </a>Sevgi Soysal. Yaşam öyküsü de özgün yazın hayatı gibi oldukça hareketli. Gelin bu hikayeye biraz daha yakından bakalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-dort-nala-bir-yasam">Dört Nala Bir Yaşam</h2>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/sevgisoysal-1024x1024.jpg" alt="Sevgi Soysal" class="wp-image-5037" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/sevgisoysal-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/sevgisoysal-300x300.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/sevgisoysal-150x150.jpg 150w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/sevgisoysal-768x768.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/sevgisoysal-1536x1536.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/sevgisoysal-2048x2048.jpg 2048w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/sevgisoysal-480x480.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>30 Eylül 1936 İstanbul doğumlu Sevgi Soysal, aslen Selanikli bir babayla Alman bir annenin, altı çocuğundan üçüncüsü olarak büyür. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji mezunudur. Soysal, henüz 20 yaşındayken evlenerek eşi Özdemir Nutku ile Almanya&#8217;ya taşınır. Orada Göttingen Üniversitesi’nde arkeoloji ve tiyatro dersleri alır.</p>



<p>Almanya&#8217;da geçen iki yılın ardından Ankara’da Alman Kültür Merkezi ve İrtibat Bürosu’nda işe başlar. Aynı zamanda Ankara Radyosu’nda da çalışmaktadır. Bir yandan edebi çalışmaları da başlamıştır. &#8220;<em>Varoluşçuluk</em>&#8221; akımının etkilerini taşıyan birçok öykü ve yazı kaleme alır. Bu yazılar <em>Dost, Yelken, Ataç, Yeditepe ve Değişim</em> gibi döneminin önemli dergilerinde yer bulur. İlk öykü kitabı olan Tutkulu Perçem 1962 yılında edebiyatseverler ile buluşur. </p>



<p>Bu esnada Soysal tiyatroya olan tutkusunu da kaybetmez. 1965&#8217;de <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/yaparsin-sekerim-ilham-veren-bir-belgesel/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Haldun Dormen</a>’in yönettiği <em>“Zafer Madalyası”</em> adlı tiyatro oyununda rol alır. Bu oyunda ikinci eşi olan Başar Sabuncu ile tanışacaktır. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-tutukluluk-oncesi-ve-sonrasi-sevgi-soysal">Tutukluluk Öncesi ve Sonrası Sevgi Soysal</h2>



<p>Bugün kendisinden bolca bahsedeceğimiz <em>Tante Rosa</em>, ilk 1966 yılında <em>Dost </em>dergisinde tefrika edilmeye başlar. Sevgi Soysal toplamda 14 adet öyküden oluşan Rosa&#8217;yı teyzesinden ve büyükannesinden esinlenerek kaleme almıştır. Daha sonra bu öyküler kitap haline gelir ve <em>Tante Rosa</em> Sevgi Soysal’ın yayınlanan ikinci kitabı olur.</p>



<p>1970 yılına gelindiğinde ise Soysal ilk romanına yazar; <em>Yürümek</em>. Eser kadın-erkek ilişkisi ve evlilik teması üzerine kurulmuştur ve TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü’nü kazanır. Ancak maalesef ki 12 Mart 1971 Askeri Müdahalesince <em>&#8220;müstehcen&#8221;</em> bulunur. Eserleri toplatılan Sevgi Soysal tutuklanır.  </p>



<p>Yaşadığı bu olumsuz deneyim eserlerinin konularını başka bir yöne çevirmesine sebep olur. Artık ilişkiler yerine daha çok siyasi ağırlıklı yazılar yazar. Ancak tüm eserlerinde kadın yine başroldedir.</p>



<p>1971 yılında Sevgi Soysal Anayasa profesörü olan Mümtaz Sosyal ile evlenir. Mümtaz Soysal o esnada komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle Mamak Cezaevinde tutukludur. Kısa bir süre sonra Sevgi Soysal da ikinci kez tutuklanır. 8 ay süren bu tutukluluk sırasında da <em>Yenişehir’de Bir Öğle Vakti</em> kitabını kaleme alır.</p>



<p>Henüz 39 yaşındayken yakalandığı kanser sebebiyle birçok ameliyat geçirmek zorunda kalır Sevgi Soysal. Bu süreçte en büyük destekçisi eşi Mümtaz Soysal olur. Tedavi amaçlı gitmiş olduğu Londra’da da hastalığına çare bulunamaz. Üzerinde çalıştığı son eseri olan <em>Hoş Geldin Ölüm’ü</em> tamamlayamadan 22 Kasım 1976 yılında Türkiye’de hayata veda eder.</p>



<p>Sevgi Soysal’ın sadece yaşam öyküsü bile çok şey anlatır bizlere. Ancak gerçek Sevgi’yi tanımak için onun birer parçası olan eserlerini yakından incelemek gerekir. Kızı Funda Soysal İletişim yayınlarından çıkan Tante Rosa baskısının önsözünde şöyle der; </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>&#8221;Bu, Sevgi Soysal’ın ilk kitabı değil, ne de en başarılı, en bilinen romanı. Ama Tante Rosa, Sevgi Soysal ile ilk kez buluşacak okura, onu tanıtmak için en doğru kitap olabilir.</em>&#8221;</p>
</blockquote>



<p>Bu önerme oldukça ilgi çekici ve incelemeye değer. Bu sebeple yazının geri kalanında Sevgi Soysal’a biraz daha yakınlaşmak istiyoruz. Bunun için de Tante Rosa’yı detaylıca inceleyeceğiz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-rosa-da-sevgi-soysal-i-aramak">Rosa&#8217;da Sevgi Soysal&#8217;ı Aramak</h2>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="699" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/tanterosa-1024x699.jpg" alt="Sevgi Soysal" class="wp-image-5051" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tanterosa-1024x699.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tanterosa-300x205.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tanterosa-768x524.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tanterosa-480x328.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/tanterosa.jpg 1250w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Sevgi Soysal &#8211; Tante Rosa</figcaption></figure>



<p>Daha önceden belirttiğimiz gibi Tante Rosa birbiriyle bağlantılı 14 öyküden oluşmakta. Öyküler kahramanımızın –ki antikahraman demek sanırım daha doğru olur- çocukluğuyla başlar ve ölümüyle son bulur. Bu noktada bir bildungsroman örneği ile karşı karşıya olduğumuzu düşünsek de Sevgi Soysal&#8217;ın Rosa&#8217;sı sonunda o beklenen olgunlaşarma ve bilgeliğe erişemez.</p>



<p>Rosa hayatı boyunca hayaller kurar, hayallerinin peşinden gider ancak sonuç hep hüsrandır. Yaşamı boyunca gösterdiği tüm çabalar başarısızlıkla sonuçlanır. Bir yandan başına gelenlerle üzerken diğer bir yandan da absürtlükleri ile okuyucuyu güldürür Rosa.</p>



<p>Sevgi Soysal bu öyküleri teyzesi ve büyükannesinden esinlenerek yazdığını söyler ve ekler:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>&#8220;&#8230;aslında Tante Rosa ne büyükannemin, ne de teyzemin yaşantılarını anlatır. O, büyükannemden başlayıp bende biten bir çizgidir. Küçükten bildiğim bir benzeme korkusudur; okuduğum bir mektup; bir iki soluk fotoğraf; anımsadığım bir şarkı; birkaç damla gözyaşı; kendi deneyimlerimde yeniden yakaladığım gülünçlükler; saçmalardır. Çocukluğumda, kabahat işledikçe onun bunun yaptığı benzetmelere duyduğum unutulmuş öfkedir.&#8221;</em></p>
</blockquote>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-yanlisa-verilen-ad-tante-rosa">&#8220;Yanlışa Verilen Ad&#8221; Tante Rosa</h2>



<p>Kitabımız Rosa’nın henüz on bir yaşındayken at cambazı olmayı hayal etmesiyle başlar. Daha sonra bu hayalinden vazgeçse de içindeki prensesi hiçbir zaman öldürmez. Gönderildiği rahibe okulunda <em>&#8220;arzularına gem vuramayan günahkar&#8221;</em> olarak yaftalanır.  </p>



<p>Rosa buna da aldırmaz çünkü o bir prensestir. <em>&#8220;Prensesler hangi yasayı çiğnerlerse çiğnesinler bir şeycikler olmaz, çünkü bir gün prens atla gelerek prensesi kurtaracaktır.&#8221; </em>Sonuç olarak Rosa, rahibeler okulundan kovulur ve annesinin yanına döner.</p>



<p>Eve dönüşünün ardından yıllar geçer. Planlamadığı bir şekilde hamile kalmıştır, evlenmek zorundadır. İstemeden yaptığı bu evliliğe dayanamayıp hem kocasını hem de çocuklarını terk eder. Bu nedenle Katolik Kilisesi Rosa&#8217;yı aforoz eder.  </p>



<p>Yaşamının geri kalanında dinle olan ilişkisini keser. Hatta öldüğünde öğreniriz ki pasaportunda <em>&#8221;Dinsiz&#8221;</em> olarak kayıtlıdır. Bu kaçış sonrası kendine yeni bir hayat kurar: gazete bayii açar ve yeni bir evlilik yapar. Kocası ölünce de çocuklarıyla mezar bakım işi kurar, o iş de zamanı gelince son bulur. Rosa yine kendini yeni başlangıçlar ararken bulur.</p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-tante-rosa-hicbir-zaman-aci-cekmedi-denebilir-ama-yasamak-zorunda-olmak-surdurmek-israr-etmek-bu-tante-rosa-demektir"><em>‘‘Tante Rosa hiçbir zaman acı çekmedi denebilir. Ama yaşamak zorunda olmak, sürdürmek, ısrar etmek. Bu Tante Rosa demektir.’’</em></h4>



<p><em>&#8221;Sizlerle Başbaşa&#8221;</em> dergisinde gördüğü bir evlilik ilanının peşinden İngiltere’ye gider. Orada müstehcen bulunduğu için kapı dışarı ederler Rosa&#8217;yı. Döndüğünde evini pansiyona çevirir, o iş de yürümeyince bir tuvalet önünde hem vestiyerlik yapar hem de tuvalet temizlikçiliği. Bu işten sıkılınca istifa eder.  </p>



<p>Yeni işi ilkinden iyi değildir. Genelevde kasaya bakmaya başlar. Burada ise ahlaksızlıkla suçlarlar onu ve yaka paça kovarlar. Bu arada artık yaşlanan, iş bulamayan Rosa bu sefer de kapı kapı gezer, şişe kapağı toplar. Rosa hayatı boyunca hem iş hem eş arar.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>“Tante Rosa; iş aramak demektir. Âşık ve koca aramak demektir. Âşık ve koca, âşık ve koca’’</em></p>
</blockquote>



<p>Rosa’nın hayatında değişmeyen tek şey kurduğu hayallerdir. Çocukken prenses olduğunu, şimdiyse düşes olduğunu düşler. Yaşlanan Rosa ardında birçok evlilik, çocuk, iş denemeleri, kazanılan ve kaybedilen savaşlar bırakır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>‘’Rosa ki şu şartlarda da bu şartlarda da yaşar. O Rosa ki acıklı da gülünç de olabilir. O Rosa ki ne bir nokta ne de bir virgüldür. O Rosa ki başkası tarafından verilmiş bir ad, başkası tarafından çektirilmiş acılardır. O Rosa ki beceriksizliklerde ısrardır. O Rosa ki kimseye bir şey öğretemeyip, kimseden bir şey öğrenmeyendir.’’</em></p>
</blockquote>



<p>Rosa’nın ölümü bile toplum değerlerini tiye alır. Uzun bir süre yakınlarına ulaşılamadığı için tabutu birçok yetkili kurum arasında gider gelir. En sonunda yakılan cenazenin külleri, bir vazo içerisinde büfenin üzerine konur. Ancak Rosa’nın kedilerinden biri vazoyu devirir, diğer kedi de bunu fırsat bilerek küllerin üzerine işer. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kitaptan-beyaz-perdeye-rosa">Kitaptan Beyaz Perdeye Rosa</h2>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="641" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/rosailoveyou.jpg" alt="Sevgi Soysal" class="wp-image-5053" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/rosailoveyou.jpg 1000w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/rosailoveyou-300x192.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/rosailoveyou-768x492.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/rosailoveyou-480x308.jpg 480w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption class="wp-element-caption">Seni Seviyorum Rosa &#8211; 1992</figcaption></figure>



<p>Oldukça yaratıcı ve döneminin ilerisinde bir dille yazılan Tante Rosa günümüzde Sevgi Soysal’ın en çok ilgi gören eseri olmaya devam ediyor. Bu eser ile Sevgi Soysal’ın muzip, zeki ve özgün yazarlığını gayet net görebiliyoruz. Kitap tüm eleştirilere rağmen döneminde de oldukça ilgiyle karşılanır. Bu ilgi kitabın beyaz perdeye uyarlanmasını sağlar.</p>



<p>1992 yılı yapımlı film &#8220;Seni Seviyorum Rosa&#8221; adı ile gösterime girmiş olup, Rosa karakterini başarılı oyuncu Sumru Yavrucuk canlandırmıştır. Sumru Yavrucuk canlandırdığı bu karakter ile 28. Altın Portakal Film Festivalinde <em>En İyi Kadın Oyuncu</em> ödülüne layık görülmüştür. Aynı zamanda Ertunç Şenkay ise <em>En İyi Görüntü Yönetmeni</em> ödülünü almıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-rosa-dan-bize-kalanlar">Rosa&#8217;dan Bize Kalanlar</h2>



<p>Kitabı genel olarak ele alacak olursak Rosa’nın en büyük şansızlığı kadın olmasıdır belki de. Toplumun ona dayattığı kurallara, sınırlara başkaldırmaya çalışsa da kadın kimliği onun yenilgilerini sanki daha üzücü, daha trajik kılmaktadır. Sevgi Soysal eserinde sadece kadının toplumdaki tekliğini, yalnızlığını ele almaz. Adeta başlı başına bireyin toplum karşısındaki savunmasızlığını da vurguluyor gibidir.</p>



<p>Rosa yaptığı her hareketi, tercihi ile toplum normlarına ters düşmektedir. Aldığı her yenilgiyi <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sisifos-soyleni-uyumsuz-olmak/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">aykırı</a>lıklarının bir sonucu sanabilirsiniz. Ancak Rosa buna aldırmadan, yaşamın dayattıklarına başkaldırmaya devam eder. O her düşüşten aynı neşeyle kalkmayı bilir.  </p>



<p>Bu yeni başlangıçlarda ise kendine olan sevgisi ve inancı azalmaz, aksine artarak devam eder. Yine kendine özgü yeni bir yol çizer ve emin adımlarla o yolda ilerler. Toplumun <em>&#8220;elalemin&#8221;</em> sözleri, dışlamaları, yargıları onun için önemli değildir. Kendisi ile ilgili en iyi eleştiriyi de yine kendisi yapar. O hem kendini motive eder, hem de yerden yere vurur.</p>



<p>İnsanların <em>&#8221;</em>aykırılık<em>&#8221; </em>olarak nitelediği şeyler Rosa için gayet olağan şeylerdir. Ne iş hayatında ne de evliliklerinde istikrarlı olabilmiştir. Ama yine de aşkı da parayı da aramaya devam eder. Yürümediğini gördüğü anda işini, evliliğini, hatta çocuklarını bile arkasında bırakabilir.</p>



<p>Yayınlandığı dönemde Türkiye’de <em>&#8221;toplum değerlerine yabancı&#8221;</em> eleştirisi alma sebeplerinden biri de budur belki de. Tante Rosa’nın öyküleri Almanya’da geçer ve o dönemki Türkiye için oldukça modern bir bakış açısı ile yazmıştır Sevgi Soysal.  </p>



<p>Bir kadının eşini, çocuklarını arkasında bırakarak kendine yeni bir hayat kurma fikri aykırı bulunmuştur. Eserin toplumumuza yabancı kaldığı, değerlerimizi yansıtmadığı konusunda döneminde çokça eleştirilmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sevgi-soysal-mi-rosa-mi-demeli">Sevgi Soysal mı, Rosa mı Demeli?</h2>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="326" height="426" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/soysal.jpg" alt="Sevgi Soysal" class="wp-image-5057" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/soysal.jpg 326w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/soysal-230x300.jpg 230w" sizes="(max-width: 326px) 100vw, 326px" /></figure>



<p>Ancak eserin günümüze artan bir ilgiyle ulaşmış olması Sevgi Soysal&#8217;ın ne kadar ilerici bir dil kullandığının en büyük kanıtıdır. Funda Soysal’ın belirttiği gibi <em>&#8221;Gerçekte, kadına böyle bir yaşam alanı tanımayan bir toplum için Tante Rosa, Alman olduğu için değil, özgürlüğünü sahiplenen bir kadın olduğu için yabancıdır.</em>&#8221;</p>



<p>Hem filmi hem de kitabı ile Rosa ile Sevgi Soysal, sizi toplumsal dayatmalara kulak asmadan kendi kalbinizden geçenleri yaşamaya davet ediyor. Bu davete elbette icabet etmek zorunda değilsiniz. Elbette Rosa&#8217;nın hatalarını, kayıplarını, kendince doğrularını, yanlışlarını da benimseyecek değilsiniz.  </p>



<p>Ancak şu hayatta yenileceksek de kadın kimliğimizden dolayı değil, aksine kadın kimliğimizi ve özgür irademizi sahiplenerek yenilmek çok daha şiirsel olmaz mıydı?</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><em>‘‘Biz unutmak için, kaçmak için soyunanlardandık, kaçmak için. Oysa hatırlamak için soyunulur, hatırlamak için, yüzyıllardan beri unutulanları hatırlamak için. Neyin olmadığını, neyin olamayacağını, hatırlamak için, yeniden başlamaya gücü olmak için, seçim yapmak için, seçim yapabilecek açıklığa kavuşabilmek için. Hayır demek için, evet demek için, başkaldırmak için, yakıp yıkmak için, barış için soyunulur, soyunulur.’’</em></p>
</blockquote>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sevgi-soysala-acilan-kapi-tante-rosa/">Sevgi Soysal’a Açılan Kapı: Tante Rosa</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/sevgi-soysala-acilan-kapi-tante-rosa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
