<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kitapöneri arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/tag/kitaponeri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/tag/kitaponeri/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 22 Oct 2022 21:39:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>kitapöneri arşivleri - Kazan Kültür</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/tag/kitaponeri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kitap Önerisi: Koralin</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-koralin/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-koralin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[E. Nihan Acar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:44:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAP ÖNERİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[kitapöneri]]></category>
		<category><![CDATA[kitapönerisi]]></category>
		<category><![CDATA[koralinkonusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=11400</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilimkurgu, fantezi türünün en başarılı yazarlarından Neil Gaiman'ın Koralin kitabını okudunuz mu? Gelin esere birlikte göz atalım.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-koralin/">Kitap Önerisi: Koralin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kitap önerisi olarak <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Neil_Gaiman" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Neil Gaiman</a>&#8216;ın kaleme aldığı Koralin ile karşınızdayız.</p>



<p>Korku türünde yazılmış eser her ne kadar çocuk kitabı olarak lanse edilse de çocukların dünyasına fazla gelecek bir korku dozu taşıyor. Okurken tüyleri ürperten sahneler oldukça başarılı ve gerçekçi. Ülkemizde İthaki Yayınları&#8217;ndan çıkan eser şimdiye dek bir çok ödül almış:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Hugo En İyi Novella Ödülü </li><li>Nebula En İyi Novella Ödülü </li><li>Locus En İyi Genç Yetişkin Kitabı Ödülü </li><li>Bram Stoker En İyi Genç Kitabı Ödülü</li></ul>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kitabin-konusu">Kitabın Konusu</h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“<em>Çünkü,” dedi Koralin, “bir şeyi korkmana rağmen yapıyorsan, bu cesurcadır.</em>”</p><cite>sf: 57</cite></blockquote>



<p>Kitap önerisi olarak Koralin &#8216;de karakterimiz küçük bir kız çocuğu. İlgisiz anne ve babasının ona tanıdığı bolca boş zamanda kendi kendine keşif yapmayı tercih eder ve kendi hayal dünyasında yaşar gider.  Ailesiyle birlikte taşındıkları evde duvar örülü bir kapı keşfeder. Boş zamanının ve yalnızlığının etkisiyle bu kapı ilgisi çeker. Bu kapıdan geçtiğinde tıpkı &#8220;Stranger Things&#8221; dizisinde olduğu gibi upside down bir evrenin içinde bulur kendini. Bunda sonrası oldukça gerilimlidir.</p>



<p>Gerçek hayattaki annesi ve babasının aksine oldukça ilgili ve sevgi doludur bu taraftaki ailesi. Ona lezzetli yemekler hazırlayıp istediği kıyafetleri sunarlar. Vaatlerle Koralin&#8217;i evin o tarafında tutmak isterler. Koralin için bu ilk başta çok güzeldir. Ama bu ailesinde gariplikler vardır.</p>



<p>Bir kere parmakları ve boyu daha uzundur ikisinin de. En kötüsü gözleri yerine iki siyah düğme dikilidir. Bu ürkütücü uygulama eğer Koralin diğer tarafta kalırsa kendisi için de geçerli olacaktır. Koralin bir noktadan korkmaya başlar. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/her-sey-yok-olur" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Korku </a>bazı gerçekleri açığa çıkarır. Diğer taraf güvenli değildir. Annesini ve babasını da kaçıran öteki annesinin alıkoyduğu diğer üç ruhu da kurtarmaya soyunur Koralin.</p>



<p>Kitap önerisi olarak Koralin kitabını elinize aldığınızda çok gerçekçi bir anlatımla karşılaşırsınız. Öyle ki böcek ölülerin, ucubeleşmiş kötücül bedenlerin ve tiksindirici tasvirlerin ortasında bulursunuz kendinizi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kitabın Sonu</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/coraline-1024x576.jpeg" alt="kitap önerisi" class="wp-image-11682" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/coraline-1024x576.jpeg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/coraline-300x169.jpeg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/coraline-768x432.jpeg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/coraline-1536x864.jpeg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/coraline-480x270.jpeg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/coraline.jpeg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Kitap önerisi olarak Koralin küçük bir çocuğun yalnızlığında ne gibi bir boşluğa ve korkuya düşebilir konusunun çarpık bir cevabını veriyor. Eser çok başarılı bir korku novellası. Bunun yanında ailelere çok net bir mesajı var: Çocuklarınızı yapayalnız bırakmayın. Korkuları ve kötü hisleriyle bir başına kalan çocuk bununla baş etmeye mecbur kalmasın. </p>



<p>Bu eserle son dönemde ilgi gereksinimini dijital dünya ile karşılamaya çalışan çocukların düştüğü kötü durumu görür gibi oldum. Büyük korkular ardından <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kolektif-travma-kusaklararasi-yara-izleri" target="_blank" rel="noreferrer noopener">travma</a>lar yaşayan çocuğun gerçeklikle bağı ne kadar incelirse o kadar zararlı bir durum çıkıyor ortaya. Koralin gerçek hayatla sıkıntısı çoğalırken diğer tarafta korkularının cisimleşmesi bu anlamda manidar.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-koralin/">Kitap Önerisi: Koralin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/kitap-onerisi-koralin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çağdaş Türk Edebiyatı &#8211; Öykü Seçkisi</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/cagdas-turk-edebiyati-oyku-seckisi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/cagdas-turk-edebiyati-oyku-seckisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Karabulak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 21:22:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Liste]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaştürkedebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[kitapöneri]]></category>
		<category><![CDATA[kitapönerisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=8136</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitap önerisi niteliği taşıyan listemiz sizlerle. Listemizin içinde Çağdaş Türk Edebiyatından bazı isimlere yer alıyor. Listemize göz atmaya ne dersiniz?</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/cagdas-turk-edebiyati-oyku-seckisi/">Çağdaş Türk Edebiyatı &#8211; Öykü Seçkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çağdaş Türk Edebiyatı yazarlarından öykü kitabı önerileri sunduğumuz yazımız sizlerle. </p>



<p>Öykü, edebiyatın en güçlü türlerinden biridir şüphesiz. İnsana kendi hayatından bir kaçış, kısa süreliğine de olsa başka bir dünyada kaybolma imkânı sunar. Diğer yandan, yalnızca beş- on sayfada okuyucuyu karakterlere bağlamak zordur.  </p>



<p>Başarılı bir öykü okumayı bitirdiğinde insan, yüzlerce sayfalık romanda tanıştığı bir karakter kadar bağlanmış olabilir öyküdeki karakterlere. Yalnızca birkaç sayfada anlatılan bir olay insanın üzerinde öyle bir etki bırakır ki günlerce düşündürür kendini. Bence bu yüzden öykü yazmanın da okumanın da yeri ayrıdır. Bazen kendimi sayfalarda kaybetmek, kendi hayatımdan çıkıp başka insanların hayatlarına sızmak isterim. Ama yüzlerce sayfa roman okuyacak kafam olmaz. Öyle zamanlarda hemen öykülere koşuyorum. </p>



<p>Elbette, &#8220;Çağdaş Türk Edebiyatı&#8221; dendiğinde hepimizin aklına gelen usta öykücüler vardır, Sait Faik Abasıyanık, Sabahattin Ali, Tomris Uyar gibi. Ben, daha yeni öykücülerimizi keşfedip okumak istedim ve bir araştırmaya koyuldum. Kendime büyük bir iyilik yapmışım. O yüzden bugün sizlere son zamanlarda okuyup sevdiğim beş öykü kitabından ve yazarlarından bahsedeceğim. Belki benim gibi çağdaş Türk <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/edebiyat" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Edebiyat</a>ı öyküleri okumak isteyenlere bir başlangıç noktası olur bu yazı. Daha fazla uzatmadan listeye geçelim. Fakat önce, kitapları herhangi bir sıralama olmadan listeye koyduğumu belirtmeliyim.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-mahir-unsal-eris-oldugu-kadar-guzeldik-2013">Mahir Ünsal Eriş – Olduğu Kadar Güzeldik (2013) </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/Kitap-Onerisi-1024x682.jpg" alt="Kitap Önerisi" class="wp-image-8194" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Kitap-Onerisi-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Kitap-Onerisi-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Kitap-Onerisi-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Kitap-Onerisi-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Kitap-Onerisi-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Kitap-Onerisi.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Çağdaş Türk Edebiyatı öykü listemizdeki ilk yazar Mahir Ünsal Eriş. Yazar 1980 yılında Çanakkale’de doğmuş. Ankara Üniversitesi’nde Arkeoloji lisansını tamamlamış. Sonrasında birçok dilden çevirdiği kitapları dilimize kazandırmış. Birçok farklı dil bilmesi onu, duyguları bu kadar kolaylıkla karşıya geçirebilen bir yazar yapan şeylerden biri belki de. Çünkü öykülerine, oldukça karmaşık karakterler ve yoğun duygular sığdırıyor. </p>



<p>İlk öykü kitabı <em><strong>Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evd</strong></em><strong>e</strong>, 2012 yılında okuyucuyla buluşuyor. İkinci kitabı olan <em><strong>Olduğu Kadar Güzeldik</strong></em>, 2014 Sait Faik Hikâye Armağanı’na layık görülmüş. İki diğer öykü kitabı ise 2019&#8217;da birlikte yayımlanan <em><strong>Sarıyaz ve Kara Yarıs</strong></em>ı. </p>



<p>Eriş, insanların en derin, en insansı yaralarından yola çıkarak yazıyor öykülerini. Yıllar sonra, ortaokulda kendisini nasıl utandırdığını unutamadığı müdür yardımcısını yolda arabasına alan bir adam mesela. O adamın utancını iliklerimize kadar hissediyoruz. Çünkü o utancı hepimiz öyle ya da böyle yaşadık. Yaşıtlarımıza rezil olduğumuzu hissettik, öğretmen- öğrenci hiyerarşisi altında çaresizce ezildik&#8230; </p>



<p>Eriş’in öykülerinde dikkat çeken bir diğer özellik, mekâna verdiği önem. Bandırma’da, Biga’da, zaman zaman Ankara’nın Bahçeli ve Emek mahallelerinde geçiyor hikâyeleri. Yazar, o yerlerin karakterini, oradaki yaşamı, öykülerin önemli bir parçası olarak aktarıyor okuyucuya. Bahsettiği yerleri bilen okuyucular içinse daha da keyifli oluyor öyküler. Ben “işe çıkılacak gün” öyküsündeki apartmanı, Emek’te yürürken beğendiğim apartmanlardan birini gözümün önüne getirerek okudum. Sanki oradaydım ve izledim hırsızların eve girişini.</p>



<p>Kitaptaki<em><strong> Benim Adım Feridun</strong></em> isimli öykü, 2016 yılında Çağan Irmak tarafından filme de uyarlanmış. Cam kırıklarından yataklarda yatmaya, yağmurlu havalarda sızlayan eski bir kırığa benzettiği aşk acısından nereye kaçsa anlatıcı? Asıl ihtiyacı olan bir yere kaçmak değil, kendinden kaçmak. Başarıyor da bunu kısa bir süreliğine de olsa “Feridun” olarak.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-melisa-kesmez-nohut-oda-2018">Melisa Kesmez – Nohut Oda (2018)</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-1024x682.jpg" alt="Çağdaş Türk Edebiyatı Seçkisi" class="wp-image-8138" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Melisa Kesmez, 1980 yılında İstanbul’da doğmuş. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sosyoloji bölümünden mezun olmuş. Sonrasında bir süre Londra’da yaşamış. Kendisinin <strong><em>Nohut Oda </em></strong>dışında <em><strong>Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz</strong></em> (2014) ve <em><strong>Bazen Bahar</strong></em> (2015) isimli iki öykü kitabı daha var. <em><strong>Nohut Oda</strong></em>, 2019’da Sait Faik Hikâye Armağanı’na değer görülmüş. Ayrıca yazar Instagram hesabından, novella yani kısa roman türünde yeni bir kitabının yayımlanacağını duyurdu. Kitap, İletişim Yayınları tarafından yayımlanacak ve Ağustos ayının ortalarından itibaren raflarda yerini alacak.</p>



<p><em><strong>Nohut Oda</strong></em>’ya gelecek olursak, kitabı tek bir kelimeyle özetlemem gerekseydi “ev” derdim. Düşününce, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sanatta-ev-imgesi-aksamlari-eve-kac-kisi-donuyoruz" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ev </a>ne kadar da geniş bir kelime. Dört duvarı ev yapan nedir? İçine taşındığımız beton yığınını bir an önce kalabalık sofralar kurarak, çay kokusuyla kutsayarak bir eve dönüştürme arzumuz nedendir? İnsan neden bazen evini bırakıp gitmek zorunda kalır? Peki gidenlerin arkasında bıraktıklarıyla kalanlar, kalmakla nasıl baş eder? Kitapta, bir yere köklenmek ve oraya ev demek gibi insanın en büyük dertlerinden olan bu konuda yazılmış beş öykü bulunuyor. </p>



<p><em><strong>Nohut Oda</strong></em>&#8216;da, mekânın ve hatta eşyaların öykülerde karakterler kadar önemi olduğunu, onların da birer karakter olduğunu görüyoruz. Bu öyküler okuyucuya mekânın ve tabii ki evin insan yaşamında ne denli büyük bir yeri olduğunu hatırlatıyor. Ev bazen yıllardır yaşadığın apartman dairesi değil, deprem sonrası sığındığın küçük bir çadır da olabiliyor. Çünkü ev özgür ve kendin olabildiğin yerdir. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-aylin-balboa-ates-sonene-kadar-2021">Aylin Balboa – Ateş Sönene Kadar (2021)</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/aylin--1024x682.jpg" alt="Çağdaş Türk Edebiyatı" class="wp-image-8140"/></figure>



<p>Aylin Balboa’yı Kafa dergisinde yayımladığı “Osman” serisiyle tanımış birçok okuru. Ben ise kendisini bu kitabıyla yeni keşfettim. 2014’te ilk öykü kitabı <em><strong>Belki Bir Gün Uçarız </strong></em>okuyucularla buluşmuş. Henüz Haziran’da çıkmış taptaze bir öykü kitabı daha var: <em><strong>Bu Hikâye Senden Uzun Osman</strong></em>. Şu aralar sık sık adını duymuş olabilirsiniz, kısa sürede çok satanlar listesinde yerini aldı.</p>



<p><em><strong>Ateş Sönene Kadar</strong></em>, Balboa’nın ikinci öykü kitabı. Aynı zamanda kitaptaki ilk ve en uzun öykünün ismi. Kitap da ismini bu öyküden alıyor. Hayatlarının kontrolü kendi ellerinde olamayan, çocukluk arkadaşı iki kadını merkezine alıyor bu öykü. Tecavüzle, dayakla, zorla evlendirilmeyle baş edişleri, birbirlerine dayanışları ise öykünün asıl tutunduğu nokta. Bu dayanışma sayesinde o kasabadan çıkıp kendi hayatlarını kurabiliyorlar; birbirlerini kurtarıyorlar.</p>



<p><em><strong>Kargalar</strong></em> hikâyesi benim bu kitapta favorim oldu. Hikâyedeki komutan karga, bana Edgar Allan Poe&#8217;nun <em><strong>Kuzgun</strong></em>&#8216;unu hatırlattı. Eski sevgilisinin yasını tutan başkişiye &#8220;Bir daha asla&#8221; diye bağıran kuzgun gibi, Balboa&#8217;nın kargası da yerdeki kadına &#8220;Kaaalk! Kendine acımayı bıraaak!&#8221; diye bağırıyor. </p>



<p>Aylin Balboa’nın dili oldukça kolay okunabilir de olsa her bir öyküsünden sonra sindirmek için biraz durmanız gerekiyor. Çünkü epey ağır konularda yazıyor. Belli ki, ölüm de üzerinde çokça düşünüp yazmayı sevdiği bir konu. Bunun yanı sıra, adından da anlayabileceğimiz üzere kitapta bir ateş teması var. Ateşin yakıp kül etmesi, küllerin yeniden doğmak, ateşin arındırıcı gücü gibi şeyler geliyor aklıma bu isimle. Belki de acıları yazarak onlardan bir nebze de olsa arınmak mümkündür ve bunu yapmıştır yazar da.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sermin-yasar-gelirken-ekmek-al-2019">Şermin Yaşar – Gelirken Ekmek Al (2019)</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/dfg-1024x682.jpg" alt="Çağdaş Türk Edebiyatı" class="wp-image-8141" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/dfg-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/dfg-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/dfg-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/dfg-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/dfg-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/dfg.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Üç çocuk annesi olan Şermin Yaşar, hem çocuklar hem de yetişkinler için birçok kitap yazmış bir yazar. Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunudur. Bazı eserleri şunlardır;</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Kalk Yerine Yat (2021)</li><li>Babaannem Geri Döndü (2021)</li><li>Deli Tarla (2020)</li><li>Oyuncu Anne (2015)</li><li>Dedemin Bakkalı (2016)</li><li>Tarihi Hoşça Kal Lokantası (2017)</li><li>Başlarım Şimdi Anneliğe (2019)</li></ul>



<p><em><strong>Gelirken Ekmek Al</strong></em>, Şermin Yaşar’ın 2019 yılında Doğan Kitap tarafından yayımlanan öykü kitabı. Daha ilk öyküden kalbinizde bir yer edinecek ve okurken sayfaların nasıl aktığını anlamayacaksınız. Kitap on sekiz öyküden oluşuyor. İçinde kavuşmaya erememiş aşklar, paramparça aileler, yalnızlık, çocukluk&#8230;  </p>



<p>Arka arkaya okuduğumuz bu on sekiz öyküde, sanki sokakta yanlarından geçtiğimiz insanların bilmediğimiz taraflarıyla yüzleşiyoruz. Herkesin bir hikâyesi var. Şermin Yaşar bu hikâyeleri okuyucusuna duyuruyor. Karakterlere kısacık öykülerinde öyle bir derinlik vermiş ki tanıyormuş gibi hissediyorsunuz. Yazım dilinin tekdüzeleşmeden yalınlığı, yer yer güldüren yer yer duygulandıran hikâyelerin gerçekliğiyle farklı hayatlara bir pencere oluyor Şermin Yaşar&#8217;ın öyküleri.</p>



<p>Sevdiği kadını yirmi iki sene bekleyen bir adam. </p>



<p>Kırk yıldır ömürlerini ve çay bardaklarını paylaşan, aşklarıyla özendiren evli bir çift. </p>



<p>Birbirlerinin kocasına aşık, yanlış kardeşle evlendirilmiş iki kadın. </p>



<p>Ve daha birçok şey.</p>



<p>Hem hayatın içinden hem de ilginç olmayı başaran öyküler. Samimi ve yalın diliyle, bambaşka hayatlara, dertlere, aşklara tanık olmak isterseniz bir solukta bitireceğiniz bir kitap.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ahmet-buke-insan-kendine-de-iyi-gelir-2015">Ahmet Büke – İnsan Kendine de İyi Gelir (2015)</h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-1-1024x682.jpg" alt="Çağdaş Türk Edebiyatı" class="wp-image-8142" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Adsiz-tasarim-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Çağdaş Türk Edebiyatı üzerine derlediğimiz listemizin son sırasında Ahmet Büke&#8217;nin <em><strong>İnsan Kendine de İyi Gelir</strong></em> yer alıyor. Ahmet Büke, Manisa’da doğmuş, öğrencilik yıllarını İzmir’de geçirmiş ve uzun yıllar İzmir’de yaşamış bir öykü yazarı. Kendisinin yayımlanmış birçok öykü kitabı var. İlki ve belki de en çok bilineni <em><strong>İzmir Postasının Adamları </strong></em>ilk olarak Kanat Kitap tarafından 2004&#8217;te yayımlandı. <em><strong>Alnı Mavide</strong></em> (2008) adlı öykü kitabı 3. Oğuz Atay Öykü Ödülü aldı. <em><strong>Kumrunun Gördüğü</strong></em> (2010) adlı öykü kitabı ise 57. Sait Faik Hikâye Armağanı&#8217;na değer görüldü. Diğer bazı eserleri şunlar;</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Çiğdem Külahı&nbsp;(öykü, Kanat Kitap 2006, Can Yayınları, 2010)</li><li>Ekmek ve Zeytin&nbsp;(öykü, Can Yayınları, 2011)</li><li>Cazibe İstasyonu&nbsp;(öykü, Can Yayınları, 2012)</li><li>Yüklük&nbsp;(öykü, Can Yayınları, 2014)</li><li>Varamayan&nbsp;(öykü, Can Yayınları, 2019) </li></ul>



<p>Ayrıca, bu zamana kadar öykü dalında eserler vermiş olsa da bu sene <em><strong>Deli İbram Divanı</strong></em> adlı romanı Can Yayınları tarafından yayımlandı.</p>



<p><em><strong>İnsan Kendine de İyi Gelir</strong></em>’de otuz sekiz kısacık öykü var. Ege kültürünü, insanlarını, küçük ve samimi İzmir mahallelerini görüyoruz öykülerde. Kitap, Büke’nin On8 blogda yazdığı yazılardan oluşuyor. Annesiz babasız, babaannesi ve dedesiyle büyüyen bir çocuğun anılarından parçalar gibi bu öyküler. Kendisi 70’lerin İzmir’ini yazdığından, ne yazık ki bir İzmirli olarak benim yaşadığım İzmir’e benzemiyor. Mahalle kültürü çoğu yerde yok olduğundan biz o sıcaklığı artık pek göremiyoruz. O yüzden o yılları sanki korumuş öykülerine sıkıştırarak Büke.</p>



<p>Ahmet Büke’yi diğer öykücülerden farklı bir yere koyan bir dili var. Hikâye anlatıcılığında sıkça absürt öğelere yer veriyor. Hikâye oldukça sıradan başlayıp, bir yerden sonra okuyucuyu şaşırtıveriyor. Günlük dille yazmasına rağmen önemli meselelere değinip, bunu ironik bir dil kullanarak yapması ne kadar maharetli bir yazar olduğunu gösteriyor Büke’nin. Bunları yalnızca birkaç sayfada yapmayı başarması da cabası. </p>



<p><em><strong>İnsan Kendine de İyi Gelir</strong></em>, özellikle kitap okumaya vakit bulamayanların tercih edebileceği bir kitap. Yanınızdan ayırmayıp beş dakika boşluk bulduğunuzda kitabı açıp içinden bir öykü okuyabilirsiniz.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça:</h3>



<p><em>Olduğu Kadar Güzeldik</em>, Mahir Ünsal Eriş, 2021, Can Yayınları.</p>



<p><em>Nohut Oda</em>, Melisa Kesmez, 2019, İletişim Yayınları.</p>



<p><em>Gelirken Ekmek Al,</em> Şermin Yaşar, 2019, Doğan Kitap.</p>



<p><em>Ateş Sönene Kadar</em>, Aylin Balboa, 2021, İletişim Yayınları.</p>



<p><em>İnsan Kendine de İyi Gelir</em>, Ahmet Büke, 2015, On8 Kitap.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/cagdas-turk-edebiyati-oyku-seckisi/">Çağdaş Türk Edebiyatı &#8211; Öykü Seçkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/cagdas-turk-edebiyati-oyku-seckisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kahve Soğumadan Önce: Anın Değeri ve Pişmanlıklar</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/kahve-sogumadan-once-anin-degeri-ve-pismanliklar/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/kahve-sogumadan-once-anin-degeri-ve-pismanliklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Karabulak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jun 2022 21:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kahvesoğumadanönce]]></category>
		<category><![CDATA[kitapinceleme]]></category>
		<category><![CDATA[kitapöneri]]></category>
		<category><![CDATA[toschikazukawaguchi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=6868</guid>

					<description><![CDATA[<p>Japon edebiyatına dalış yapmaya ne dersiniz? Japon yazar Kawaguchi'nin ilk romanı hakkındaki yazımız sizlerle. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kahve-sogumadan-once-anin-degeri-ve-pismanliklar/">Kahve Soğumadan Önce: Anın Değeri ve Pişmanlıklar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Kahve Soğumadan Önce</em>, Japon yazar Toshikazu Kawaguchi’nin ilk romanı. Son zamanlarda bu romanın adını sosyal medyada çok duyuyordum. İnternetten konusunu da kısaca okuyunca bir an önce kitabı alıp okumak istedim. Zaman yolculuğunu mümkün kılan bir kafe… Acaba nasıl işlenmişti? Bu yazıda kitaptan biraz bahsedip, kitapla ilgili kendi izlenimlerimi, düşüncelerimi aktaracağım sizlere. Umarım keyif alırsınız. </p>



<p>Geçmişe gidebilme şansınız olsa, hangi ana gider, kimin karşısına otururdunuz? Eminim, bunu hayatında düşünmemiş olanımız yoktur. Peki, geçmişe gitseniz bile günümüzdeki hiçbir şeyi değiştiremeyeceğinizi bilseniz, yine de gider miydiniz? Ben giderdim. Hepimizin vardır söylemek isteyip söyleyemediği bir şey veya yalnızca son kez görmek istediği biri. Hiçbir şey değişmeyecek dahi olsa, içimizde bir şeyler illa ki değişir. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kahve-sogumadan-once-konusu">Kahve Soğumadan Önce Konusu  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-2-1024x682.jpg" alt="kahve soğumadan önce" class="wp-image-6872" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-2-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-2-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-2-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-2-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-2-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-2.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Tokyo’nun ara sokaklarından birinde, bodrum katında <em>Funiculi Funicula </em>isimli küçücük, penceresiz bir kafe var. Yalnızca birkaç masa ve sandalyeyle dolacak kadar küçük. Önünden geçenlerin çoğunun tabelasını fark bile etmediği bir kafe bu. Bariz sıradanlığına ve gösterişsizliğine rağmen bu kafeyle ilgili kulaktan kulağa gezen ilginç bir şehir efsanesi var: burada zamanda yolculuk yapılabiliyor! Ama bir dizi kurala uymak zorundasın. </p>



<p>Bu kurallar neler mi? </p>



<ul class="wp-block-list"><li>Zamanda yolculuk yapmak isteyen müşteriler belirli bir sandalyeye oturmalı. O sandalyede bütün gün bir hayalet oturuyor. Yalnızca bir kez, kısa bir süreliğine kalkıyor. Sandalye o aralıkta müsait oluyor sadece. </li><li>Zamanda yolculuk yapacakların görüşecekleri kişi de daha önce bu kafede bulunmuş olmalı. </li><li>Zamanda yolculuk yaptıkları sürede o sandalyeden kalkmamalılar. Kalktıkları anda şimdiki zamana geri dönerler. </li><li>Önlerindeki fincana bir seremoniyle dökülen kahveyi soğumadan önce içip, şimdiki zamana dönmeliler. </li><li>Ve en önemlisi ne yaparlarsa yapsınlar, ne söylerlerse söylesinler, şimdiki zamanı değiştiremeyeceklerini kabullenmek zorundalar. </li></ul>



<p>Bunlardan en can sıkıcısı tabii ki sonuncusu. İnsan bir şeyleri değiştiremeyecekse, neden geçmişe gitsin ki? Zaten çoğu insanın geçmişe gitmek istemesinin sebebi, bir şeyleri değiştirebilmek. </p>



<p>Bu kurallardan dolayı daha önce geçmişe gidip gelmiş biri olup olmadığı bilinmiyor. Çünkü bu kurallar geçmişe dönmenin bütün cazibesini alıyor anlaşılan. Dolayısıyla bu kafenin gizemi bir şehir efsanesi olarak kalmış. </p>



<p>Bir gün Fumiko isimli bir kadın, hakkındaki şehir efsanesini duyduğu bu kafenin kapısından içeri girip “Lütfen beni geçmişe gönder!” diye haykırıyor. Sonrasında Fumiko’nun ve üç diğer karakterin zamanda yolculuk hikâyelerini okuyoruz. Bu kadar can sıkıcı ve kısıtlayıcı kurala rağmen neden zamanda yolculuk yapmak istediklerini öğreniyoruz. Ve anlıyoruz ki, yaşananlar değişmeyecek bile olsa, insanın yüreğinde çok şey değişiyor bu zaman yolculuğunun mümkün kıldığı yüzleşmelerle. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Kitapla İlgili  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-1-1024x682.jpg" alt="Kahve Soğumadan Önce" class="wp-image-6871" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/Kahve-Sogumadan-Once-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><em>Kahve Soğumadan Önce</em>, aslında yazarın aynı isimli tiyatro oyunuymuş. Yazar Toshikazu Kawaguchi bu oyunla Suginami Drama Festivali’nde Büyük Ödülü almış. Tiyatro oyununu izlemeye giden bir editör oyunu çok beğenince, yazarını bulup ona oyunu kitaba çevirme fikrini sunmuş. </p>



<p>Kitabın Japonca orijinali 2015 yılında basılmış. 2021’de ise Epsilon Yayınevi tarafından Türkçeye kazandırılmış. <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/saticinin-olumu-modern-insanin-olumu" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Tiyatrodan uyarlanan kitap </a>çevirisi Şebnem Tansu’ya ait.&nbsp; </p>



<p>Kitabın yazım dili oldukça yalın. Bu da kitabın hızlı okunmasını sağlıyor. Hatta kitabın sayfaları kendi kendini çeviriyor dersem abartmış olmam. Bir veya iki oturuşta bitirebileceğiniz iki yüz sayfalık, hafif fantezi veya büyülü gerçekçilik diyebileceğimiz tarzda bir roman, <em>Kahve Soğumadan Önce</em>. Sakin bir Pazar sabahı kahvenizi demleyip hafif bir şeyler okumak istediğinizde, yorulmadan okuyabileceğiniz bir kitap. Ama bu üzerinizde hiçbir etki bırakmayacağı anlamına gelmiyor kesinlikle. </p>



<p>Kitabın edebi yönü biraz zayıf. Yazarın asıl amacının<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/edebiyat" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> edebiyat</a> yapmak değil sahneyi okuyucunun gözünün önüne getirmek olduğu anlaşılıyor. Oyundan uyarlandığı için böyle olması da doğal. Okurken sık sık keşke oyunu izleyebilsem, diye içimden geçirdim. Kitabı sevmeme rağmen, izlesem oyundan daha fazla tat alabileceğimi düşündüm. </p>



<p>Yine de oyundan uyarlandığını bilmek kitabı yazıldığı gibi kabul etmemi sağladı. Örneğin, kafenin penceresiz oluşu ve duvardaki antik saatler gibi iç mekâna ait detaylar neredeyse birebir aynı kelimelerle birkaç yerde anlatılıyor. Ama bu tekrar beni rahatsız etmedi. Şöyle düşündüm: bir tiyatro oyunundan uyarlandığı için, yazar kafenin ambiyansını okuyucuya hatırlatıyor ki oyundaki gibi bir etki yaratılabilsin. Yani o sahneyi tekrar kurguluyor. Belki de bu kitabın içine çok kolay girmemi sağladı. Çünkü kitabı okurken sanki o kafede bir sandalyede oturmuş, karakterleri uzaktan seyretmişim gibi hissettim. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Yüzleşmeler </h2>



<p>Hikâyeler zamanda yolculuk konusu üzerinden anlatılsa da asıl anlatılan şey fantastik bir öğe olarak “zamanda yolculuk” kavramı değil tabii ki. Bunun insanlara sağladığı yüzleşmeler asıl konu diyebiliriz. Dolayısıyla oldukça gerçek hayatları okuyoruz aslında. Karakterlerin pişmanlıklarını, içlerinde kalanları… Kısacası zamanda yolculuk etmeleri sayesinde karakterlerin en insani taraflarını görüyoruz.  </p>



<p>Benim de en keyif aldığım kitaplar ve filmler hep gerçek hayatı, gerçek kişileri anlatan ama içinde sihirli öğeler bulunduranlar oluyor. Tamamen fantastik bir kitap veya filmden, aynı zevki alamıyorum. İlhamını gerçek hayatlardan alan metinlerde, o sihir bir araç olarak kullanılıyor ya, ben de sanırım o sihrin sağladıklarını seviyorum. </p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>(Yazının diğer başlığa kadar olan bu kısmı hikâyelere dair -spoiler- içerebilir. </strong>)</h4>



<p>Romandaki hikâyeler birbiriyle iç içe geçmiş durumda. Yani dört birbirinden ayrı insanın hikâyesi değil bu. Karakterlerin hepsi ya kafenin müdavimleri ya da çalışanları. Her hikâyede diğer karakterleri de görüyoruz. Bu kafe küçük bir ev, karakterlerimiz de aile gibi. Bu da kitapta bir bütünlük olmasını sağlıyor ve bu dört hikâyeyi birbirine bağlayıp kitaba roman niteliğini veriyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Gitme diye haykırmak istedim ama gururumdan yapamadım.</em>  </p><p>sf:17 </p></blockquote>



<p>İlk zaman yolcumuz genç işkadını Fumiko, onu bırakıp Amerika’ya giden sevgilisiyle yüzleşmek için terk edildiği güne gidiyor. Gitme diye bağıramıyor yine belki ama bu seferona bir açıklama yapmadan gitmesine sitem edip, içindekileri söylüyor. Fumiko hislerinde dürüst olup sevgilisine daha ılımlı yaklaşınca, aralarına sessiz bir mesafe koyan bir sorun olduğunu öğreniyor ve bazı şeyler açıklığa kavuşuyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Yani unuttum mu? Seni unuttum mu?” diye mırıldandı Fusagi yere bakarak.</em>  </p><p>Sf: 98. </p></blockquote>



<p>Kafenin müdavimlerinden ve bir hemşire olan Kohtake isimli bir kadın, Alzheimer hastası kocası Fusagionu unutmaya başladığı için, ondan bir mektup almaya geçmişe gidiyor. Çünkü Fusagi bu mektubu yazmış ama Kohtake’yi unutmaya başladığı için verememiş. Bu mektubu okuyunca Kohtake, kocasının hastalığıyla aslında nasıl tek başına mücadele ettiğini, nelerden korktuğunu anlıyor ve ona olan sevgisi daha da güçlü oluyor. “Beni unutunca yanında bir hemşire olarak kalırım,” demesinin aslında kocasının hiç de istemediği bir şey olduğunu öğrenip, eşi gibi davranmayı ne olursa olsun bırakmıyor. </p>



<h4 class="wp-block-heading"><em>“Oteli birlikte işletmek. Seninle,” diye cevapladı. Yüzünde koskocaman bir gülümseme vardı</em>.&#8221;  </h4>



<h4 class="has-text-align-center wp-block-heading"><strong>(Sf: 146)</strong></h4>



<p>Hirai isimli bir kadın, kız kardeşinin ısrarlı görüşme girişimlerine karşılık vermediği için pişmanlık duyuyor ve onunla görüşmeye geçmişe gidiyor. Artık bazı şeyler için çok geç de olsa, kardeşini ne kadar yanlış anladığını öğreniyor bu yüzleşmede. Amacını bambaşka bir şey sanırken, küçük kız kardeşinin tek istediğinin ablasıyla olmak olduğunu anlıyor. Sonunda buradaki hayatını bırakıp kardeşinin anısına oteli devralmaya memleketine gidiyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Bana hayat verdiğin için çok mutluyum.</em> </p><p>Sf: 194.</p></blockquote>



<p>Kafenin sahiplerinden biri olan Kei isimli bir kadın, tanışamadığı kızıyla görüşmek için geleceğe gidiyor. Kızının yanında olamadığı için hep suçluluk duyan Kei, kızıyla yaşadığı yüzleşmeden sonra şimdiki zamana içini rahat bir şekilde dönüyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Kahveyi Soğutma!  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="640" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/breakfast-2575424_960_720.webp" alt="Kahve Soğumadan Önce" class="wp-image-6873" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/breakfast-2575424_960_720.webp 960w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/breakfast-2575424_960_720-300x200.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/breakfast-2575424_960_720-768x512.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/breakfast-2575424_960_720-720x480.webp 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/breakfast-2575424_960_720-480x320.webp 480w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Kitabı okurken düşündüm. Bu dört karakterimiz zamanda yolculuk edip sevdiklerinin karşısına oturduklarında, kısacık bir süreleri var. Bir sürü de kural var. Çok az şey onların kontrolündeyken, nasıl oluyor da karakterlerde bir değişime sebep olabiliyor bu yolculuklar? Aslında tam olarak bu yüzden.  </p>



<p>Sınırsız şansları, zamanları yok. Tek bir şansları ve önlerindeki kahve soğuyana kadar zamanları var içlerinde kalanları söylemek, merak ettiklerini sormak için. Zaten hiçbir şey de değişmeyecek. Yaşananlar yaşandı, gidenler gitti, geri getiremeyecekler onları. Bunu bilip kabullenmek, karşılarındakini daha anlayışla dinlemelerini sağlıyor. Çünkü ellerinde kalan tek şey bu, o anki iletişim. Birbirimizi daha iyi anlamak için bir kahve soğuyana kadarki süre yetiyor aslında. Bunu hatırlattı kitap bana. Yeter ki o zamanın geri gelmeyeceğinin ve değerinin farkında olalım. </p>



<p>Kitabı okurken kahveyi de tekrar düşündüm. Bizim de atasözümüz var ya, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır diye. Topu topu kaç dakikada içilir bir kahve? On, on beş? Ama bu kısacık sürede en derin, en keyifli sohbetlerimizi ederiz. Dostluklar kurup dertler, mutluluklar paylaşırız. Alt tarafı bir fincan kahve. Ama neler sığdırıyoruz o küçük fincanın içine.&nbsp; </p>



<p>Belki gururumuzu bir kenara bıraksak bu kısacık zamanda birbirimizi daha iyi anlarız. Yalnızca dinlemez, duyarız. Kahvemiz soğumadan söylemek istediklerimizi söylesek, sonradan pişmanlığımız olmaz. </p>



<p>Çünkü ne yazık ki gerçek hayatta romandaki gibi sihirli bir kafe yok. Geçmişe dönemiyoruz. Şu anımızla tek bir şansımız var. </p>



<h4 class="has-text-align-center wp-block-heading"><em>Eğer sandalye bir kişinin bile kalbini değiştirebiliyorsa, o halde kesinlikle bir anlamı vardı.  </em></h4>



<h4 class="has-text-align-center wp-block-heading">(<strong>sf:196)</strong> </h4>



<p>Olacağı değiştirmek elimizde değildir belki, hayat karar verir. Ama bu yaptıklarımızın anlamı olmadığı anlamına gelmez. Dünyayı, yaşanacakları değil ama kendimizi değiştirmek bizim elimizde. Ağzımızdan çıkacak sözler, karşımızdakiyle kurduğumuz iletişim bizim elimizde. </p>



<p>Bu kitaptan bana kalanlar bu mesajlar oldu. Hem okuması keyifli, insanı yormayan hem de bir derinliği bulunan bir roman okumak isterseniz, <em>Kahve Soğumadan Önce</em>’yi ilk fırsatta okumanızı <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kisisel-gelisim-icin-5-kitap-onerisi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">öneri</a>rim.  </p>



<p>Acaba karakterlerin hikâyeleri size neler anlatacak, kitabı kapatıp rafa kaldırdığınızda üzerinizdeki etkisi ne olacak?</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kahve-sogumadan-once-anin-degeri-ve-pismanliklar/">Kahve Soğumadan Önce: Anın Değeri ve Pişmanlıklar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/kahve-sogumadan-once-anin-degeri-ve-pismanliklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kişisel Gelişim İçin 5 Kitap Önerisi </title>
		<link>https://www.kazankultur.com/kisisel-gelisim-icin-5-kitap-onerisi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/kisisel-gelisim-icin-5-kitap-onerisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Kurtuluş Bilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 May 2022 21:44:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Liste]]></category>
		<category><![CDATA[kişiselgelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kitapöneri]]></category>
		<category><![CDATA[listeler]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=3772</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişisel gelişiminize katkı sağlayacağını düşündüğümüz kitapları KazanOkur için derledik. Listemize göz atmaya ne dersiniz? </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kisisel-gelisim-icin-5-kitap-onerisi/">Kişisel Gelişim İçin 5 Kitap Önerisi </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Kişisel Gelişim&#8221; ifadesi bugün kullanıldığı anlamda insan yaşamına 19. yüzyılda nüfuz ediyor. Bu anlamda ortaya konan ilk eser, Samuel Smiles’ın kaleme aldığı, <strong><em>Self-Help</em></strong> (Kendine Yardım) olarak kayıtlarda yer alıyor. Ancak belirtmek gerekir ki, esas itibariyle kişisel gelişim yazınlarının çıkış tarihi kadim felsefe geleneklerine kadar götürülebilmekte. 19. yüzyılı referans aldığımızda, görüyoruz ki Smiles’tan sonra ortaya konan pek çok eserle kişisel gelişim kitaplarının başarısı kanıtlanıyor. Bu türden yazınlar okurlar tarafından büyük bir ilgiyle karşılanıyor. Hal böyle olunca, kişisel gelişimin 21. yüzyılda artık yeni bir endüstri alanına dönüşmesi kaçınılmaz oluyor. &nbsp;&nbsp; </p>



<p>Yeni bir pazar yaratan kişisel gelişim alanı birçok tartışmayı beraberinde getiriyor. Kişisel Gelişim adı altında ortaya konan ürünleri gözlemleyen araştırmacılar fikir ayrılığı yaşıyor. Kimileri bu ürünlerin işe yaramaz olduğunu söylemekle beraber, hatta toplumsal açıdan bu ürünleri zararlı görmekte. Hemen belirtelim ki, bu konuda araştırmacılar arasında henüz herhangi bir uzlaşma söz konusu değil.&nbsp; &nbsp; </p>



<p>Bu tartışmalar yazımızın kapsamına dâhil olmadığını, birkaç noktaya dikkat çekmek için böyle bir giriş yaptığımı belirtmek isterim. Gördüğünüz gibi, yazımızda kullandığım başlık: “Kişisel Gelişim İçin 5 Kitap Önerisi”. Bu başlıkla ben, önerdiğim kitapların okurlara yeni perspektifler kazandırabileceğine ve ufuk açıcı olabileceklerine işaret ediyorum. Yani, sizlere “hayatınız tamamıyla dönüşecek”, “bütün dertlerinizden kurtulacaksınız”, “hayatınız şahane olacak” türünden bir vaatte bulunmuyorum.  </p>



<p>Ayrıca, listede yer alan kitapların birçoğu “Kişisel Gelişim” kategorisinde yer almamakta. Ki kitapları bu başlık ile kategorize etmenin pek de doğru olmadığı kanaatindeyim. Çünkü böyle olduğunda, bu türden bir kategorinin içinde yer almayan kitapların kişisel gelişimimize hiçbir katkıda bulunmadığını kabullenmiş oluruz, diye düşünüyorum. Bu da oldukça ironik. Okuduğumuz her kitap, türü fark etmeksizin bizler isteyelim ya da istemeyelim, fark edelim ya da etmeyelim kişiliğimiz üzerinde dönüştürücü bir etkiye sahip. Sanırım kimse bu gerçeği reddetmeyecektir. Bu noktayı da açıklığa kavuşturduktan sonra, artık listemizi detaylıca ele almaya geçiş yapabiliriz. &nbsp; </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-wayne-w-dyer-kendin-olmak">Wayne W. Dyer- Kendin Olmak  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/Wayne-Dyer-1024x682.jpg" alt="Wayne Dyer" class="wp-image-3877" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Wayne-Dyer-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Wayne-Dyer-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Wayne-Dyer-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Wayne-Dyer-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Wayne-Dyer-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Wayne-Dyer.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Kişisel gelişim için derlediğim listenin başında, Dyer’ın Türkçeye <strong><em>Kendin Olmak İpler Kimin Elinde</em></strong> (<strong><em>Pulling Your Own Strings</em></strong>) şeklinde çevrilen kitabına yer verdim. Onun ilk sırada yer almasının özel bir nedeni yok, öncelikle bunu belirtmek isterim.  </p>



<p>Kitaba geçmeden Dyer’ın kim olduğuna kısaca bir göz atalım. Wayne W. Dyer ABD’li bir yazar ve aynı zamanda motivasyon konuşmacısı olarak da tanınıyor. Onun kariyerine göz attığımızda ilk olarak, bir süreliğine ABD donanmasında görev aldığını görüyoruz. Dyer, donanmadaki görevinin ardından, New York’ta bulunan St. Johns Üniversitesi’nde uzun yıllar psikolojik danışma profesörü olarak görev alıyor. Zaten kendisi Wayne State Üniversitesi danışmanlık derecesine sahip. Kendisinin <em>Danışman Eğitiminde Grup Danışmanlığı Liderlik Eğitimi </em>adlı bir tez çalışması da var. Akademik kariyerinin ardından, hitabetinin güçlü olduğunu sezen adam ABD’de motivasyon konuşmaları için bir turneye çıkıyor. </p>



<p>Aynı süreç içinde, birçok yazı kaleme alıyor ve yazıları çeşitli dergilerde yayınlıyor. Yayınlanan ilk kitabı ise “çok satanlar” arasında yer alan <em>Your Erroneous Zones </em>(Hatalı Bölgeleriniz). Bu yazıda önerdiğim Kendin <em>Olmak</em> ise yazarın ikinci kitabı.&nbsp;   </p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-kendin-olmak-i-dyer-in-kendi-ifadeleriyle-soyle-ozetleyebilirim"><strong><em>Kendin Olmak</em>’ı Dyer’ın kendi ifadeleriyle şöyle özetleyebilirim:</strong></h4>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>Bu kitap yaşamı gönlünce sürdürmekle ilgilidir. Başkalarının kontrolünde bıkmış ve bundan kurtulmayı hayatta her şeyden çok isteyenler içindir. Ruhunda kanatların varsa ve bu gezegende kısıtlanmadan yaşamak istiyorsan özellikle senin içindir. Birçokları, yaşamının kontrolünü ellerinde tutmak yerine kurulu bir düzenin parçası olmaktan hoşlanır. İplerinin başkaları tarafından çekiştirilmesine itirazın yoksa, bu kitap senin için değildir. Değişimi ve değişimi nasıl sağlayacağını anlatır. Tartışmaya açık ve çok tartışılabilir fikirler ileri sürer. &nbsp;&nbsp;</em> </p></blockquote>



<p>Anlaşıldığı gibi, Dyer ve kitabı oldukça iddialı. Aslında onun kitabını günümüzün sömürü düzenin bir eleştirisi olarak da yorumlamak mümkün. Kitabın giriş bölümünde yer verilen “Sömürüye Direnme Felsefesi” başlığı bu çıkarımımı destekleyici nitelikte.&nbsp; </p>



<p>Yaşamın her alanına sızan sömürü olgusu, galiba en çok da kişiler arası ilişkilerde kendini gösteriyor. Yani; işçi-işveren, hoca-öğrenci, devlet-yurttaş gibi ilişkilerin yanı sıra, Ayşe-Mehmet veya Mehmet-Ali ilişkisinde sıklıkla rastlıyoruz sömürü cinsinden ilişki türlerine. İşte, kitap sömürü ilişkileri ağından nasıl kurtulabileceğimize dair teorik bilgilerin yanında, pratik örnekler de sunuyor okura. Bununla beraber, “normal” görülen çeşitli davranışlarının temelde sömürü unsuru taşıdığını tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. </p>



<p>Dürüst olmalıyım ki, ben bu pratiklerden uygulanabilir olduğunu düşündüklerimi hayatımda uyguladım. İşe yaradığını da gördüm. Ancak yazarın da belirttiği gibi, kitapta tartışmaya açık birçok husus mevcut. Ayrıca eleştirilecek noktalar öznel olup elbette, herkesin kendi penceresinden farklı düzlemlerde masaya yatırılabilir.&nbsp; </p>



<p>Eğer ki, sömürüye açık bir yapıya sahip olduğunuzu düşünüyor ya da toplumda “normal” addedilen yapıp etmelerin temelde nasıl bir sömürü unsuru içerdiğini merak ediyorsanız <em>Kendin Olmak</em>’ı okuyabilirsiniz. &nbsp;&nbsp; </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-erich-fromm-sahip-olmak-ya-da-olmamak">Erich Fromm- Sahip Olmak ya da Olmamak&nbsp;  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/Eric-Fromm-1024x682.jpg" alt="Eric Fromm" class="wp-image-3878" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Eric-Fromm-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Eric-Fromm-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Eric-Fromm-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Eric-Fromm-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Eric-Fromm-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/Eric-Fromm.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Kişisel gelişim kitapları için ikinci sırada yer alan önerim, herkesin en azından ismini duymuş olduğunu düşündüğüm Alman psikanalist Erich Fromm’un <em>Sahip Olmak ya da Olmamak</em>’ı.&nbsp;&nbsp; </p>



<p>Erich Fromm, psikanalist olmaktan çok daha fazlası aslında. Söz konusu kimliğinin yanı sıra, kendisi 20. yüzyılın önemli sosyologları ve filozofları arasında yer almakta. Bu açıdan, onun çalışmalarının çok yönlü olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Başka bir deyişle, eserleri sosyoloji, felsefe ve psikoloji disiplinlerinin bir nevi sentezi.&nbsp; </p>



<p><em>Sahip Olmak ya da Olmamak</em> da Fromm’un muhteşem sentezleme işleminin bir ürünü olarak gösterilebilir. Peki, neden<em> Sahip Olmak ya da Olmamak</em>? Çünkü Fromm, bu eserinde günümüzde insanlığa sirayet eden “sahip olma” olgusunu masaya yatırıyor. Bu olgunun sosyolojik, felsefi ve psikolojik köklerine gidiyor. Bu olgudan hareketle, bireylerin ve toplumların hasta olduğuna işaret ediyor. Bu hastalık, endüstri çağının insan üzerinde bırakmış olduğu “her istediğine ulaşma, sahip oldukça mutlu olma” yanılgısından kaynaklanıyor.&nbsp; </p>



<p>İşte, <em>Sahip Olmak ya da Olmamak</em> bu meseleye bir çözüm olarak “olma”yı ön plana alıyor. Fromm, “olmak” ve “sahip olmak” kavramlarıyla insan varoluşunun iki temel varoluş biçimine işaret ediyor.&nbsp; </p>



<p>Bu noktada, ben Fromm’un “sahip olmanın, olmanın tek yolu olmadığı” görüşünü oldukça kayda değer buluyorum. Gerçekten de onun belirttiği gibi, “<em>günümüz toplumsal değer yargılarına göre hiçbir şeye sahip olmayan bir kişi, bir hiç</em>” gibi algılanmakta. Bir şeylere ne kadar sahip olursak (ev, araba vs.) sanki var oluşumuzu o denli ortaya koyuyoruz. Böylelikle sahip olduklarımız bizi biz yapan özümüzmüş gibi algılanıyor. Bir kişiyle tanıştığımızda; işi, evi, arabası olup olmadığını merak etmemiz de bu çarpık bakıştan kaynaklanıyor olsa gerek. &nbsp; </p>



<p>Tüketim çılgınlığının doruklarını ulaştığı bu çağda; durmak bilmeyen sahip olma arzumuzun köklerine inmek ve sahip olmanın biz biz yapan tek seçenek olmadığını görmek için <em>Sahip Olmak ya da Olmamak</em><strong> </strong>doğru adres!&nbsp;Ayrıca kişisel gelişiminiz için bu kitabın doğru bir seçim olacağını düşünüyorum. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-david-burns-iyi-hissetmek">David Burns- İyi Hissetmek&nbsp;  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/David-Burns-1024x682.jpg" alt="David Burns" class="wp-image-3879" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/David-Burns-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/David-Burns-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/David-Burns-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/David-Burns-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/David-Burns-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/David-Burns.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Dr. David Burns, hâlihazırda Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde fahri profesörlük yapmakta. Burns’ün uzmanlık alanı Psikiyatri ve Davranış Bilimi. Kendisini tüm dünyada tanınır kılan kitabı, <em>İyi Hissetme: Yeni Duygudurum Tedavisi </em>(<em>Feeling Goog: The New Mood Therapy</em>).&nbsp; </p>



<p>Anlaşıldığı gibi, <em>İyi Hissetme</em> bizzat işin uzmanı tarafından kaleme alınan bilişsel davranışçı tedavi için elkitabı niteliğinde. Kitap ilk kez 1980’de yayınlanıyor. Burns kitabın bilişsel tedavinin faydalarını ortaya koymasının yanı sıra, bir “kendine yardım” kitabı olduğunun altını çiziyor. Bu iddiasını, kitabını okuyan kişiler üzerinde yapılan bilimsel araştırmalardan yola çıkarak temellendiriyor. </p>



<p>Kitabın çıkış noktası ise bilişsel tedavinin altında yatan bir ilkeye dayandırıyor. Bu ilke: “<em>Duygular, olaylardan ziyade ne şekilde düşündüğümüzle ilgilidir. Düşüncelerimiz duygularımızı belirler</em>.” Buradan hareketle,&nbsp;Burns kitap boyunca, pratik yaşamda karşılaştığımız sorunlarla nasıl baş edebileceğimize dair reçete veriyor. Gündelik hayattan ve vakalardan örnekler sunuyor. Aynı zamanda, kitabın içinde okurların kendilerine uygulayabilecekleri testler ve çalışma tabloları da mevcut.&nbsp; </p>



<p>Hemen belirtmek isterim ki, bu kitabı okumak için depresyonda olmanız şart değil. Zaman zaman herkesin kendisini yetersiz hissettiği anlar olur. Böyle anlarda kendimize şefkat göstermek yerine, içimizdeki yargıcın acımasız eleştirilerine kulak veririz genellikle. (Meksikalı yazar<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/2022/05/23/dort-anlasma-miguel-ruizin-cok-satan-kitabi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> Miguel Ruiz <em>Dört Anlaşma</em></a> adlı eserinde içimizdeki yargıç meselesini oldukça detaylı ele alıyor.)  </p>



<p>Bu noktada,<em> <strong>İyi Hissetme</strong></em>’nin, içimizdeki yargıca “dur” diyebilmenin pratik yolları noktasında rehber işlevi taşıdığını söyleyebilirim. Ayrıca, duygudurum bozukluğu yaşayan okurlara oldukça faydalı olabileceğini söylememe hiç gerek yok. Kitap zaten bu anlamda kendini kanıtlamış bir yapıt olarak literatürde yer alıyor. <em>İyi Hissetme</em>, kişisel gelişim için doğru adres!&nbsp; </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-clarissa-p-estes-kurtlarla-kosan-kadinlar">Clarissa P. Êstes- Kurtlarla Koşan Kadınlar&nbsp;  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/clarissa-pinkola-estes-1024x682.jpg" alt="Clarissa Pinkola Estes" class="wp-image-3880" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/clarissa-pinkola-estes-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/clarissa-pinkola-estes-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/clarissa-pinkola-estes-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/clarissa-pinkola-estes-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/clarissa-pinkola-estes-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/clarissa-pinkola-estes.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Sanıyorum ki, Clarissa’nın <em>Kurtlarla Koşan Kadınlar</em>’ını duymayan veya okumayan kalmamıştır. Özellikle de kadın okurseverler tarafından. Ancak bu başlık altında kendisine başlık açmış olmasaydım, ona haksızlık etmiş olurdum. Bu nedenle  listede kendisine yer verdim.&nbsp;Kişisel gelişim kitaplardan söz edip  K.K.K&#8217;dan bahsetmemek olmazdı!</p>



<p>Jungian analist olmasının yanı sıra, şair ve yazar olan Êstes çok satanlar listesine giren bu eseri 1992 yılında yayınladı. Bugün yeni baskıları da gelmeye devam ediyor. Kitap, başarılı analistin hastalarıyla yaptığı çalışmalarda başvurduğu masallar dizisinden oluşuyor. Bu masalların onun ailesinden ve seyahatlerinde tanıştığı diğer insanlardan duymuş olduğu anlatılar aslında. Yaşam döngüleri ve şifa biçimleri hakkında rehber niteliği taşıdığını düşündüğü bu masalları Êstes K.K.K’de okurlarıyla buluşturuyor. &nbsp;Ardından masallara dair kapsayıcı analizlerini tüm detaylarıyla paylaşıyor.&nbsp; </p>



<p>Bugün uygulamada olan kadın çemberlerine ilham veren Clarissa’nın çıkış noktası ise şöyle özetlenebilir:&nbsp; “İçgüdüsel doğa toplum tarafından yok edilmekte, bu nedenle içimizdeki doğal ritimleri tekrar geri kazanmamız gerekiyor.” Kendisi bu durumu “<strong><em>Günümüz kadını, bulanık bir etkinlikler yumağına dönüşmüş durumda. Herkes için her şey olmaya koşullandırılmıştır. Eski bilgeliğin modası, uzun süre önce geçmiştir</em></strong>.” diyerek dile getiriyor. Bu açıdan, K.K.K’nın özellikle kadınlar nezdinde bir manifesto niteliği taşıdığını söylemek mümkün.&nbsp; &nbsp; </p>



<p>Ancak bu söylenenlerden hareketle, kitabın yalnızca “kadınlara uygun olduğu” türünden çarpık bir yargıya kapılmanızı istemem. K.K.K’ı okumuş biri olarak bu yapıtın cinsiyeti olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca Êstes kitabında bu konuya kendisi de sık sık işaret ediyor. Onun, “içgüdüsel doğanın tehdit altında olduğu” sorununu, Vahşi Kadın arketipinden hareketle çözümlemek istemesi dünyanın ataerkil sisteme göre işlediği göz önüne alındığında,&nbsp;gayet anlaşılır. Kendisinin belirttiği gibi, gerçekte yetenekli kadınların üzerine çok az şey karalanmıştır tarih boyunca. Söz konusu kadının zayıflıkları olduğunda ise tam tersiyle karşılaşıyoruz.&nbsp; &nbsp;</p>



<p>Nitekim <em>Kurtlarla Koşan Kadınlar</em>, içimizde her daim taşıdığımız vahşi doğanın yitirilişi, uyanışı, sönmesi ve tekrardan canlandırılması süreçlerine etkileyici bir biçimde parmak basıyor. Bunun yanı sıra, kitabın erkek okurlar tarafından okunmasının “kadın ve erkeklerin dayanışma içinde yaşayacakları bir dünya ideali” yolunda oldukça faydalı olacağını düşünüyorum. &nbsp; </p>



<p>Tabii, kitap burada dile getirdiklerimden çok daha fazlası.&nbsp;Bu nedenle, K.K.K için ayrıca başlı başına uzun bir inceleme yapmak gerektiğini de ayrıca belirtmek isterim.&nbsp; </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-joseph-chilton-pearce-sihirli-cocuk">Joseph Chilton Pearce- Sihirli Çocuk   </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/05/joseph-chilton-1024x682.jpg" alt="kişisel gelişim" class="wp-image-3881" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/joseph-chilton-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/joseph-chilton-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/joseph-chilton-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/joseph-chilton-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/joseph-chilton-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/joseph-chilton.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Listemizin sonunda, J.C. Pearce’ın “klasik çoksatanlar” arasına giren <em>Sihirli Çocuk</em>’a (<em>Magical Child</em>) yer veriyoruz. &nbsp; </p>



<p>Pearce, 1926 doğumlu, ABD kökenli akdemiysen ve yazar. Uzmanlık alanı beşeri bilimler. O, uzun yıllar boyunca çocuk gelişimi, maneviyat, zihin gelişimi gibi alanlarda akademik ve özgün yazınlar ortaya koymuştur. </p>



<p>Yazılarında “Yaratıcı Yeterlilik” adını verdiği bir kavramla meşhurdur aynı zamanda. Bu kavramla, Pearce aktif ve yaratıcı oyun sürecinin çocuk gelişimi üzerindeki etkisine dikkatleri çekiyor. Aynı zamanda kavramla ilişkisinde, yazılarında çocuk ve ebeveyn arasındaki bağın, anne karnından tutun da doğum ve emzirme süreciyle çok yakın bir ilişkisi bulunduğuna işaret ediyor. İşte, <em>Sihirli Çocuk</em>’ta Pearce aslında tüm bu fikirlerini ayrıntılarıyla kaleme almakta. &nbsp;Bunu yaparken de mevcut eğitim sistemlerinin ve tıp sistemlerinin de sıkı bir eleştiriye tutmakta. </p>



<p>Peki, kitaba adını veren “Sihirli Çocuk” ifadesi neye işaret ediyor? Potansiyellerini tam anlamıyla ortaya çıkarmış olan bir dâhiye, diyebiliriz. Kendisi ise “<em>kısaca tanımlamak gerekirse</em>” diyor kitabın girişinde ve devam ediyor, “<em>sihirli düşünce, düşünce ile gerçeklik arasında bir bağ olduğu ve düşüncenin gerçek dünyaya karışarak onu etkileyebileceği inancına dayanır</em>.”  </p>



<p>Bu fikir, kitabın mistik bir havasının olduğuna dair sizleri düşündürebilir. Aslında kitabın bilimsel temellerinin yanı sıra, böyle bir havasının olduğunu da inkâr edemem. Ancak kitapta yer alan ve yazarın deneyimlediğini iddia ettiği örnekler oldukça düşündürücü. </p>



<p>Özetle; Pearce mevcut doğum uygulamalarının ve çocuk eğitiminin eleştirisini yapıyor Sihirli Çocuk’ta. Sihirli çocuk ve sihirli düşünce kavramlarına da açıklık getiriyor aynı zamanda. Ona göre çocukların tek bir kaygısı var, o da bu gezegen hakkında her şeyi öğrenmek. Çocuk için bu gezegen tamamen bir oyun alanı. Çocuğa yapılan en büyük kötülük onun oyun alanını elinden almak ve yaratıcı potansiyellerine ket vurmak. O, bu fikirlerini Jean Piaget&#8217;in öğretisiyle harmanlıyor. Nitekim yetişkinlerde de gömülü halde bulunan yaratıcı zekânın, nasıl eski haline getirebileceğine dair mesajlar veriyor. Pearce&#8217;a göre oyun oynamak için hiçbir zaman geç kalmış değiliz! </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-kaynaklar">Kaynaklar</h3>



<p>Clarissa P. Êstes, Kurtlarla Koşan Kadınlar, çev. Hakan Atalay, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2020.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>David Burns, İyi Hissetmek, çev.Esra Tuncer, Özlem Mescitoğlu, İrem Atak, Gönül Acar, İstanbul: Psikonet Yayınları, 2020.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;Eric Fromm, Sahip Olmak ya da Olmamak, çev. Aydın Arıtan, Ankara, Say Yayınları.&nbsp;</p>



<p>Joseph Chilton Pearce, Sihirli Çocuk, çev. Yiğit Ataman, Ankara: Görünmez Adam Yayıncılık,2020.</p>



<p>Wayne W. Dyer, Kendin Olmak, çev. Ufuk Önen, İstanbul: Kuraldışı Yayınları, 2019.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/kisisel-gelisim-icin-5-kitap-onerisi/">Kişisel Gelişim İçin 5 Kitap Önerisi </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/kisisel-gelisim-icin-5-kitap-onerisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
