Türkiye’de Sansürlenen Kitaplar: Bir Dönem Raflardan Kaldırılan 10 Kitap
Türkiye’de sansürlenen kitaplar başlığıyla, belli dönemlerde çoğunluğu politik gerekçelerle raflardan indirilen kitapları listeledik bu yazımızda!
Kitapların, filmlerin, gösterilerin yani sanat ve edebiyatın belli dönemlerde çeşitli politikaları korkutacak güçte olup sansüre uğramaları beni hep çok etkilemiştir. Ama aralarında en çok etkileyen kitaplar olmuştur. Sinema ve sanatın görselle somutlaşması bakımından kitaba kıyasla daha korkutucu bulunmasını anlayabiliyorum. Çünkü aynı anda işitsel, duyusal, düşünsel ve görsel olmak üzere çok daha kompleks ve daha uyaranlı. Fakat kitap çok daha düşünsel, çok daha içsel bir alanda kalıyor. Bu nedenle kitaplardan korkulmasını ve kitapların sansürlenmesini çok daha karizmatik ve etkileyici buluyorum.
Yazımda, Türkiye’de sansürlenen kitaplara yer verme isteğim de aslında bu sempatimden dolayı. Hadi, James Joyce’tan Pınar Kür’e uzanan listeye beraber göz atalım.
Komünist Manifesto
Marks ve dostu Engels tarafından kaleme alınan Komünist Manifesto‘yu “Türkiye’de sansürlenen kitaplar” listesinde gördüğüne şaşırmazsın diye düşünüyorum. 🙂 E tabii yalnızca dünya siyasetini etkilemekle kalmadı. Yayıncılık tarihini de etkileyen bir eserden söz ediyoruz. Sınıf mücadelesi, işçi sınıfı, emek ve kapitalizm eleştirisi taşıyan kitap Türkiye’de uzun yıllarca üstüne tartışılan kitaplardan biriydi.
Soğuk savaş ve akabinde askeri müdahalenin ardından Komünist Manifesto baskıları için toplatılma kararı alınıp bazı yayınevlerine soruşturmalar açıldı. Burada tek bir yasak kararı yoktu. Ancak farklı zaman dilimlerinde farklı yayın evleri üzerinden hukuki süreçler yürütülmekteydi.
Böyle olsa da kitap hiçbir zaman unutulmadı. Yasaklı olduğu dönemlerde bile elden ele dolaştı. Bugün ise siyaset bilimleri ve sosyal bilimlerde okunmazsa mezun etmeyecekleri kitaplardan biri olarak raflarda. 🙂 Benim de bölümde okumak için en heyecan duduğum kitaplardan biriydi. Kitabın o muhteşem giriş cümlesini kim unutabilir ki! 🙂
Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor – Komünizm hayaleti. Eski Avrupa’nın bütün güçleri bu hayaleti defetmek üzere kutsal bir ittifak içine girdiler.
835 Satır
Yalnızca 835 Satır ile değil, birçok eseri Türkiye’de sansürlenen kitaplar arasına giren nice eserin sahibi Nazım Hikmet’i bilmeyen yoktur. O, 1929’da yayınlandığı 835 Satır ile aynı zamanda Türk şiirinde de bir çığır açmıştır. Geleneksel şiir kalıplarını yıkan eseriyle Nazım, serbest ölçüyü kullanarak kalıpların dışına çıkmıştır.
Elbette, toplumsal meselelere yer vermiştir şiirinde. İşçi sınıfı, savaş, eşitsizlik gibi temalarla harmanlanan şiiri ve daha birçok eseriyle döneminin aranan isimlerinden biri olmuştur Nazım. Dönemin yönetimlerini rahatsız eden fikirleriyle 1930’dan itibaren kitapları çeşitli soruşturmalara ve yasal süreçlere konu olmuştur.
Bugün ise 835 Satır, Türk şiirinin önde gelen eserlerinden biri olarak görülmekte. Kitabın açılış şiiri Güneşi İçenlerin İlk Türküsü‘nden ilk dizeyi bırakıyorum:
Bu bir türkü: – toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü: – alev bir saç örgüsü!
Sınıf
Hababam Sınıfı ile gönüllerde taht kurmuş bir isim Rıfat Ilgaz. Biz kendisini her ne kadar mizahi yönüyle bilsek de aslında kendisi toplumsal gerçekçilerin önemli bir temsilcisiydi. Sınıf adlı eseri de bunun en güçlü örneği.
1940 yılında yayınlanan eserde Ilgaz, toplumsal eşitsizliğe ve dönemin sosyal sorunlarına yakından bakar şiirinde. Bu nedenle eser dönemin siyasi atmosferinde tehlikeli eserler arasında yerini almıştır. Yazıları nedeniyle soruşturmaya tabii tutulan yazar bir süre cezaevinde kaldı. Kitabın kapak rengi (kırmızı) ve bunun yanında “sınıf” adını taşıması komünizm propagandası olarak yorumlanmaktaydı.
Sonuç olarak şimdilerde ise kitap toplumcu gerçekçi yaklaşımın en iyi örneklerinden biri olarak bilinmekte.
Gazap Üzümleri
Gazap Üzümleri, Amerikan yazar John Steinbeck’e ait. Türkiye’de sansürlenen kitaplar arasında yer alan eser, 1939 yılında yayına girmişti. Steinbeck kitabında emek, sınıfsal eşitsizlik, adalet gibi temalara yer veriyordu. Bu temaları zamansal olarak Buhran Dönemi’nde işlemişti. Topraklarını kaybedip iyi yaşam haliyle Oklahamo’dan Kaliforniya’ya göç eden bir aile üzerinden işçi sınıfının yaşadığı acımasız zorluklara yer veriyordu kitapta.
Sömürü düzenin getirdiği eşitsizliğe yer verdiği kitap döneminin ideolojik çatışmalarından elbette nasibini aldı. Amerika’da büyük tartışmalara yol açtı. Hal böyle olunca özellikle 70’li yıllarda Türkiye’de de sakıncalı kitaplar arasına girdi.
Gazap Üzümleri, bugün edebiyat dünyasının en önemli eserleri arasında yer alıyor. Ayrıca edebiyatın toplumsal sorunları görünür kılma gücünü gösteren en iyi anlatılardan biri olarak karşımıza çıkıyor.
Oklahoma’nın bütün kırmızı topraklarına ve kül rengi topraklarının bir kısmına son bir iki hafif yağmur düştü.
Sırça Köşk
“Türk Edebiyatı” denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri Sabahattin Ali. 1947’de yayınlanan Sırça Köşk yazarın son kitaplarından olma özelliği taşıyor. Kitabın içinde yer verdiği hikayeler toplum, iktidar ve insan ilişkilerine yönelik eleştiriler barındırıyor.
Yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkiye dair ufuk açan ve sorgulamalara iten kitap haliyle sansürlenen kitaplar arasında yer aldı. Direkt dönemin politik ruhuna başkaldırı olarak yorumlandı. Yaklaşık 50 yıl gibi bir süreden sonra tekrar basıma girdi.
Şimdilerde Türk klasiklerinden biri olarak görülen Sırça Köşk kitabında aynı ismi taşıyan hikaye halkın emeğini sömüren asalak yöneticiler üzerine bir eleştiri getirmişti. Kitabın yasaklanmasına neden olan ve dikkatleri üzerine çeken alıntıyı bırakıyorum:
Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuz buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeterdir.
On Bir Bin Kamış
Fransız yazar ve şair Guillaume Apollinaire modernist anlayışın öncüleri arasında yer alıyor. 1907 yılında yayınlanan eseri, erotik olarak adlandırılan edebiyatın içinde yer alır. Fakat dönemin ahlak alayışını zorladığı düşüncesiyle birçok ülkede sansürle karşılaştı. Bu ülkelerden biri de Türkiye oldu. 2000’li yıllarda müstehcenlik gerekçisiyle yeniden gündeme gelen kitap hakkında hukuki süreçler yürütüldü.
Kitap Türkiye’ye1999 yılında gelmişti. Aradan çok kısa bir süre sonra mahkemeye devredildi. 2004 yılında ise toplatıldı. Kitabın yayıncısının konuyu AİHM’ye taşımasıyla işler değişti. Hatta AİHM’de Akdaş-Türkiye davası olarak kayıtlara geçen dava sonucunda eserin “Avrupa edebiyat mirasının” parçası olduğu sonucuna ulaşıldı. Demokratik bir toplumda kitabın kaldırılması ifade ve yayın özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirilmekteydi.
Toplatıldıktan 10 yıl sonra 2020’da yeniden tüm kitapçılarla ve okurlarla buluşan kitaba bugün her yerden erişmek mümkün.
Azizname
Türkiye’de mizah denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri Aziz Nesin. Duymayan yoktur ismini diye düşünüyorum. Mutlaka bir alıntısına dahi denk gelmiş olabilirsiniz bir yerlerde. Aziz Nesin de toplumsal ve siyasi eleştirileriyle birilerinin canının sıkan yazarlarımızdan. Bu nedenle de Türkiye’de sansürlenen kitaplar listesi oluşturup ona yer vermemek olmazdı.
Azizname de yazarın ironik diliyle eleştirilerinin ön plana çıktığı kitabı. Tabii burada sorun olan yalnızca kitap değildi. Aziz Nesin zaten genel eleştirel tavrıyla birçoklarını rahatsız eden bir isimdi. Yalnızca Azizname ile de bu sorunu yaşamamıştı. Daha nice kitabı nedeniyle hakkında soruşturma açıldı ve hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Fakat Azizname tartışmalara yol açınca yazar 4 ay cezaevinde kaldı.
1948’de yayınlanan kitap birçok kitapta karşılaştığımız gibi komünizm propagandası ve dönemin hükümetini hedef aldığı gerekçesiyle resmi olarak yasaklamıştır. Yaklaşık 64 yılın ardından resmi yasak hukuken son bulmuştur.
Sayın bayanlar baylar merhaba; / Sayın olmayan bayanlar baylar sizlere de merhaba … / Bindiği dalı kesenler/Öksürüğe göre esenler/ Çabuk kırılıp küsenler / Kendi yağlarıyla kavrulanlar / El kapılarına savrulanlar, merhaba.
Ulysses
Modern edebiyatın dönüm biri olarak kabul edilen, James Joyce imzalı Ulysses de Türkiye’de sansürlenen kitaplar arasında yer alıyor. Kitap bilinç akışı tekniği, Joyce’un dili kullanma biçimiyle dikkatleri üzerine topladı.
Dublin’de bir gün geçiren Leopold Bloom’un hayatına odaklanıyor Ulysses. Gündelik hayatı detaylarıyla ele alan kitabın rahatsız edici bulunuşu cinsellik içeren bölümlerinden kaynaklanıyor. Bu bölümler birçok ülkede tartışma konusu oldu. 1990’lı yıllarda Türkçe çevirisinin ardından ükemizde de “müstehcenlik” tartışmalarına yol açtı ve sansürlendi. Bugünlerde üniversitelerde okutulan kitap birçok akademik çalışmada da inceleme konu olarak yer aldı.
Asılacak Kadın
Türk edebiyatının önemli kadın yazarlarından Pınar Kür’ün Asılacak Kadın‘ı 1979’da yayınlandı. Pınar Kür, bildiğin gibi eserlerinde ataerkil yapıları, kadının toplumdaki yerini ve bireyselleşmeyi ele alan yazarlardan.
Asılacak Kadın da bu eserlerinden biri. (Detaylı incelemek için buraya tıklayabilirsin.) Şiddet, adalet, kadın temalarının yer aldığı kitap cinsellik ve şiddeti barındırması nedeniyle sansürlendi. Pınar Kür baslında u temalarla kadın üzerindeki ataerkil gücü eleştirmeyi amaçlıyordu. Fakat kitabı “müstehcenlik” iddiasıyla yasaklandı.
Yıllar sonra kitap Türk Edebiyatı’nın önemli yapıları arasında yer alarak raflara geri döndü.
Şeytan Ayetleri
Gelelim listenin en tartışmalı romanlarından Şeytan Ayetleri‘ne. İngiliz-Hint yazar Salman Rushdie imzalı kitap 1988 yılında yayınlandı.
Göç, kimlik, inanç gibi konuları büyülü gerçekçi anlatımla işler yazar. İngiltere’ye göç eden insanların kimlik sorunlarını ele alır. Bazıları kitabın İslam dinine yönelik hakaretler içerdiğini ileri sürdü. Bu durum büyük bir tartışma yarattı. Hatta ve hatta olay daha da büyümekteydi. Rushdie hakkında ölüm fetvası verilmesine kadar uzanan bir süreç yaşanıyor.
Roman hala bugün tartışmalı eserlerden biri olarak görülüyor. Fakat Rushdie dünya edebiyatının en önemli çağdaş yazarlarından biri kabul edilmeye devam ediyor.
