<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psk. Zeynep Temel, Kazan Kültür sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://www.kazankultur.com/author/zeynep/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kazankultur.com/author/zeynep/</link>
	<description>Burada Taşırmak Serbest!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Oct 2022 19:57:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-favicon1-32x32.png</url>
	<title>Psk. Zeynep Temel, Kazan Kültür sitesinin yazarı</title>
	<link>https://www.kazankultur.com/author/zeynep/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hayvanlarda İletişim: Danslar ve Şarkılar</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/hayvanlarda-iletisim-danslar-ve-sarkilar/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/hayvanlarda-iletisim-danslar-ve-sarkilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Zeynep Temel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Oct 2022 21:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[alarmçağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[balarısıdansı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlardailetişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=11539</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan dostlarımızın hem kendi aralarında hem de bizlerle kurduğu iletişime dair yazımız sizleri bekliyor. Keyifli okumalar...</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/hayvanlarda-iletisim-danslar-ve-sarkilar/">Hayvanlarda İletişim: Danslar ve Şarkılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hayvanlarda iletişim ağını anlayabilmek, onların dünyasına bir adım daha yaklaşmak gibi. Çok zaman zihnimi kurcalayan sorulardan biri hayvanların bizlerle, birbirleriyle veya kendileriyle ne derece iletişebildikleri olmuştur. Uçsuz bucaksız bir iletişim ağları olsa da, küçük bir kısmına erişebilmiş insanoğlu. Bu yazımda sizlere hayvanların insanlarla ve kendi aralarında kurabildiği <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/bosanma-ve-iletisim-eksikligi-marriage-story-ornegi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">iletişim</a> kapasitesini aktaracağım. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-iletisimin-temeli">İletişimin Temeli</h2>



<p>İletişimin uzun vadede temel nedeni hayatta kalmak, kısa vadede temel nedeni ise reproduksiyondur. Besin kaynaklarına erişebilmek, karşı cinsle etkileşime geçebilmek gibi temel fonksiyonları yerine getirmek için kullanılan bir araçtır. Hayvanların ve insanların farklı iletişim sistemleri kullandığı düşünüldüğünde, her ikisinde de iletişim bir sinyal, gönderici ve alıcıdan oluşur.  </p>



<p>Sinyaller, nasıl görüntülendiklerine göre değişir ve anlamları içerisinde bulundukları duruma göre değişiklik gösterir. Aynı şekilde sinyaller, benzer durumlarda farklı şekillerde ortaya çıkabilirler. Örneğin, korku duygusunun ön planda olduğu bir durumda hayvanlar ve insanlar, benzer tepkiler verirken sinyallerini farklı şekillerde alıcıya ulaştırırlar. Bu; hayvanlarda kükreme reaksiyonu iken, insanlarda genellikle çığlık atma gibi reaksiyonlarla sinyale dönüşür.</p>



<p>Hayvanlarda iletişim ve insanlarda iletişimin temel farkı, dil sembolizasyonu olarak tanımlanabilir. Bir organizmanın bir dile sahip olması için, görünür veya duyulabilir sinyalleri sembolik bir biçimde kullanabilmeli ve başka bir organizma ile iki yönlü iletişim kurmalıdır (Ristau, 1983).&nbsp;  </p>



<p>Hayvanların dili etkili bir şekilde kullanıp kullanmadığı tartışmalı bir konu olsa da, birbirleriyle sözlü ve sözsüz tekniklerle iletişim kurduğunu gösteren kanıtlar mevcut. Bu bağlamda en çok merak edilen sorulardan biri, hayvanların insan dilini anlayarak bu iletişimin bir parçası olup olamayacağı. Bu merakı gidermek adına birkaç hayvan dostumuzu tanıtacağım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-insan-ile-iletisim">İnsan ile İletişim</h2>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/pilley-chaser-grass-1.jpg" alt="hayvanlarda iletişim" class="wp-image-11542" width="833" height="554" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/pilley-chaser-grass-1.jpg 729w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/pilley-chaser-grass-1-300x199.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/pilley-chaser-grass-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/pilley-chaser-grass-1-480x319.jpg 480w" sizes="(max-width: 833px) 100vw, 833px" /></figure>



<p>&#8220;Chaser&#8221; isimli patili dostumuz, hayvanların insan diliyle kurulan iletişim ağına katıldığının en güzel örneklerinden. Chaser, 1000&#8217;den fazla kelimeyi bilen, anlamlarını anlayan, ve komutları yerine getiren bir dişi köpek. Uzun süreli bir eğitimden sonra Chaser, köpeklerin dilbilimsel sinyalleri algılayabilme kapasitesini kanıtlıyor bize.   </p>



<p>Eğitimleri 3 yıl boyunca günde 4-5 saati sürmüş. Üstelik öge kategorizasyonunda çok başarılı. Sahibi şöyle anlatıyor:  </p>



<p>”<em>Ortak isimleri öğrendikten sonra kategori gruplarını öğrendi. 30 topu vardı ve hepsini renklerine ve boyutlarına göre biliyordu. Chaser&#8217;a topu atıp başka bir top getirmesini istemek mümkün. Renkleri ayırt edebiliyor. Ayrıca &#8220;daha büyük&#8221;, &#8220;küçük&#8221;, &#8220;daha hızlı&#8221; ve &#8220;daha yavaş&#8221; gibi sıfatları biliyor.&#8221;</em> </p>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-large"><img decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/nim-1024x576.jpg" alt="hayvanlarda iletişim" class="wp-image-11658" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/nim-1024x576.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/nim-300x169.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/nim-768x432.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/nim-480x270.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/nim.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bu doğrultuda bir başka örnek ise işaret dilini öğrenen şempanze &#8220;Nim Chimpsky&#8221;. Nim&#8217;in araştırması, şempanzelerin insan dilini öğrenmesi üzerine Columbia Üniversitesi’nde yürütülmüş. Araştırma, şempanzelere işaret dili öğretilip insanlara benzer bir ortamda yetiştirildiklerinde dili kullanıp kullanamayacaklarını keşfetmeyi amaçlamış.   </p>



<p>Nim, eğitim süresince 125 işaret öğrenmiş. İşaret dizilimlerinde &#8220;Ver portakalı bana ver portakal bana portakal ver bana ye portakal&nbsp;sen ver portakal&#8221; gibi kelime öbekleri var.  Anlamsal bütünlüğü olmasa da, taleplerini dile getirmeyi başarmış. Fakat dil eğitimi almış şempanzeler üzerinde yapılan ek bir çalışma;  şempanzelere göre bir işaretin bir nesneyi belirleyebileceğini, ancak bunun tersini yapamayacağını göstermiş. (Cheney &amp; Seyfarth, 1998).</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="762" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/kanzi-1024x762.jpg" alt="hayvanlarda iletişim" class="wp-image-11661" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/kanzi-1024x762.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/kanzi-300x223.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/kanzi-768x571.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/kanzi-480x357.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/kanzi.jpg 1440w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Hayvanlarda iletişimin insan iletişimi boyutlarında incelendiği örneklerden bir diğeri ise &#8220;Kanzi&#8221;. Kanzi, yaşlı bir erkek bonobo. Kanzi&#8217;nin iletişim yetenekleri bebekken keşfedildi. Alanda uzman bir psikolog, Kanzi&#8217;nin annesine geometrik sembollerle iletişimi öğretmeye çalışıyordu. Ancak Kanzi annesinin eğitim oturumları sırasında dili çok daha hızlı öğrendi.  </p>



<p>Oturum başlarında 6 sembol kullanabiliyorken, bu sayı 350&#8217;lere çıktı. Semboller genellikle Kanzi,&#8217;nin sevdiği gıdaları, objeleri ve aktiviteleri anlatmasına yardımcı oluyordu. &#8220;Yoğurt&#8221;, &#8220;gıdıklamak&#8221; gibi. Buna ek olarak, biyolojik benzerlikten yola çıkarak şempanzeler üzerinde insan dili deneyleri geliştirildi. İşaret dili ve sembollerin ötesinde, şempanzelere sözel eğitimler verildi. Fakat sonuçlar, şempanzelerin anatomik sebeplerden ötürü insan dilinde konuşamadıkları yönündeydi. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-ozel-iletisim">Özel İletişim</h2>



<p>Üst paragrafta hayvanların insanlar ile kurdukları iletişimin örneklerini inceledik. Şimdi ise size hayvanların kendi aralarında kurdukları iletişimden bahsedeceğim. Hayvanlar âleminde iletişim için çeşitli yöntemler kullanılır. Çoğu hayvan türü, kendilerine özel bir iletişim dili oluşturmuştur. Bu dilleri inceleyelim. </p>



<p>Hayvanlar, duygularını ve düşüncelerini diğer hayvanlara aktarmak için çeşitli sesler çıkartır. Bu seslerin her biri, taşıdıkları&nbsp;farklı anlamlara ve çıkarıldıkları&nbsp;farklı&nbsp;zamanlara göre değişik özelliklere sahiptir. Bu seslere genellikle birtakım bedensel hareketler ve mimikler de eşlik eder. Örneğin kendi alanından bir yabancıyı&nbsp;uzaklaştırmak isteyen bir hayvanın, gürültülü&nbsp;ve mümkün olduğunca ürkütücü bir ses sinyali gönderir.  </p>



<p>Bu durumda eşlikçi kompleks vücut hareketlerine rastlamak mümkündür. Asıl önemlisi, bahsedilen ses sinyallerinin yalnızca ağız yoluyla üretilen sesler olmadığını bilmektir. Buna örnek olarak çoğu böcek türü, farklı vücut bölgelerinin birbirine sürtülmesi ile çıkan sesler yardımıyla haberleşir.&nbsp;Ayrıca ses, hayvanlarda yalnızca bir iletişim aracı olarak kullanılmaz. Yarasalar, görme yeteneği oldukça zayıf olan hayvanlardır. Bu sebepten uçarken etrafı göremediklerinde, ağız veya burunlarından bir ses dalgası gönderirler. Bu dalgaların nesnelere çarpınca yankı yaratması ile etraflarında bulunan cisimleri algılarlar ve uça yönlerini belirlerler. </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-bal-arisi-dansi">Bal Arısı Dansı</h3>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/ari.jpg" alt="hayvanlarda iletişim" class="wp-image-11592" width="841" height="560" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/ari.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/ari-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/ari-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/ari-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/ari-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 841px) 100vw, 841px" /></figure>



<p>&#8220;Ses&#8221;, hayvanlarda iletişim sağlayan yöntemlerden yalnızca biridir. Çoğu hayvan ise iletişimi koku, hareket, ışık, renk, kimyasal salgılar ile gerçekleştirir.</p>



<p>İletişimin değişik türlerinden birine ise arılarda rastlarız. Arıların yiyecek için birbirleriyle iletişim kurduğunu gösteren bir kanıt vardır:  &#8220;bal arısı dansı&#8221;. Sallama dansı olarak da bilinen bu dans, rutin hareketlerin tekrarlanmasından oluşur. Aynı zamanda besin kaynaklarının yeri hakkında bilgi verir. Arılar dikey olarak hareket ederse, kaynağın güneşe doğru yönde olduğunu gösterir.  </p>



<p>Besin kaynağı 100 metreden daha az bir yerdeyse, arılar daireler ve sıra halinde sola ve sonra sağa döner. Diğer arılar toplanıp uçarlar. Kaynak en az 100 metre ötedeyse, yan yana sallanırlar. Bu dansta, dans eden bir arı tarak yüzeyinde dümdüz hızlı ve kısa ileri hareketler gösterir, ters yöne doğru yarım daireler halinde geri döner ve bu döngüyü tekrarlar (Riley ve ark., 2005).  </p>



<p>Bu dans dili ile ilgili en önemli şey, dansçı arının vücudunun yerçekimi dikkate alınarak yönlendirilmesine dayanarak besinin yönünü kavramaktır. Bal arılarının polen, nektar ve su kaynaklarından haberdar olmalarına yardımcı olur.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-alarm-cagrilari">Alarm Çağrıları</h3>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized is-style-default"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/10/birds.jpg" alt="hayvanlarda iletişim" class="wp-image-11595" width="838" height="394" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/birds.jpg 700w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/birds-300x141.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/10/birds-480x226.jpg 480w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>



<p>Hayvanların iletişiminde &#8220;alarm çağrıları vermek&#8221; adı verdiğimiz haberleşme yolu da farklı bir iletişim türüdür. Aynı hayvan grubuna mensup hayvanlar arasında tehlike veya tehdit haberleşmesi olarak tanımlanır. Alarm çağrıları, hayvanlara bağlı olarak görsel / işitsel sinyaller yoluyla veya kimyasal maddeler salgılayarak yollanır.  </p>



<p>Struhsaker (1967), Kenya Milli Parkı&#8217;nda Vervet maymunlarını ve birbirlerine alarm verme ve alma süreçlerini gözlemlemiş. Özellikle yılanlar, kartallar ve leoparlar&nbsp;gibi yırtıcı hayvanların arasında 21 farklı alarm çağrısı saptamış. Bu gibi yırtıcı hayvanlardaki alarm çağrılarının raporu, çağrıların ciddi boyutta içgüdüsel olduğunu ortaya koyuyor.</p>



<p>Dahası kuşlar, iletişim çağrıları olan kuş şarkıları ile alarm çağrı sisteminin bir parçasıdır. Ahenk içinde cıvıldayan bu şarkılar; üreme, lokasyon, yemekle ilgili sinyal verme, uçuşu koordine etme vb. açısından geniş bir fonksiyon yelpazesine sahiptir. Alarm çağrıları, kuşlarda cıvıldama tonlarını ayarlayarak karşı cinsi etkilemekte de yardımcı olur.</p>



<p>Alarm çağrıları, çağrının aciliyet düzeyi hakkında da bilgi içerir. Mirketlerin yırtıcılığa bağlı olarak düşük / yüksek aciliyet açısından farklı alarm sinyalleri vardır (Manser, 2001). Hedef yırtıcı, gönderici mirkete çok yakınsa, yüksek bir aciliyet bildirir. Bu bildirinin şiddetine göre de alarm çağrısını şekillendirir. Kimyasal salgılayarak iletişim kuran hayvanlardan bahsedecek olursak; öncelikle birçok hayvan çeşidinin kimyasal uyarıcılara tepki verdiğini bilmeliyiz.  </p>



<p>Mesela balıklar, bu tepki türünün bir parçası olarak kimyasal alarm sinyalleriyle iletişim kurabilirler. Gönderici balık, mekanik yaralanma meydana geldiğinde kimyasalları salmaya başlar. Sonrasında alıcı balık sinyali algılar ve yırtıcılara karşı koruyucu bir davranışa yol açar.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-hayvan-dili-uzerine">Hayvan Dili Üzerine</h2>



<p>Toparlamak gerekirse; hayvanlar belirtli bir boyutta insanlar ile iletişim sağlayabilirler ve kendi aralarında iletişim için farklı özel yolları vardır. Dilin tanımına bağlı olarak, iletişimsel semboller, sesler ve sinyaller aracılığıyla hayvanların dili kullandıkları sonucuna varmak mümkündür.  </p>



<p>Söylediğim gibi bu iletişimsel unsurlar hem sözlü hem de sözsüzdür. Özellikle acil bir durum söz konusu olduğunda, farklı hayvan türleri farklı dil sistemleri üretir. İletişimi üretilen sinyallerle sağlarlar. Uzun süreli hayatta kalma, beslenme ve üreme için aktif bir iletişim halindelerdir.  </p>



<p>İletişim kurabilmelerine ve benzersiz dil becerilerine sahip olmalarına rağmen, hayvanlarda insan dilini uygulamaya çalışırken belirli limitasyonlar ortaya çıkar. Anatomik açıdan hayvan dili, insan dili kadar gelişmiş ve işlevsel değildir; ancak temel ihtiyaçları ve ortak hayatta kalma stratejileri için yeterli düzeydedir. </p>



<p>Hayvanlar alemi bana hep çok ilginç gelmiştir. Bu alem; en gelişmiş düzenekli deneylerin, araştırmaların bile erişemeyeceği birtakım sırları barındırıyor. Bu yazımda hayvanlarda birçok farklı iletişim şekli aktardım size. Çünkü okudukça, öğrendikçe hep büyülendim bu üstün kapasitelerinden.  </p>



<p>Biz insanlardan çok daha geniş ve renkli bir iletişim skalaları olduğunu fark ettim. İçerisinde dansları, şarkıları barındırıyor! Umarım siz de hayvanlarda iletişimi biraz daha yakından tanıma fırsatı bulmuşsunuzdur bu yazıda.  </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Manser, M. B. (2001). The acoustic structure of suricates&#8217; alarm calls varies with predator type and the level of response urgency. Proceedings of the Royal Society of London B: Biological Sciences, 268(1483).</p>



<p>Riley, J. R., Greggers, U., Smith, A. D., Reynolds, D. R., &amp; Menzel, R. (2005). The flight paths of honeybees recruited by the waggle dance. Nature, 435(7039), 205-207.</p>



<p>Ristau, C. A. (1983). Language, cognition, and awareness in animals?. Annals of the New York Academy of Sciences, 406(1), 170-186.</p>



<p>Seyfarth, R. M., Cheney, D. L., &amp; Marler, P. (1980). Vervet monkey alarm calls: semantic communication in a free-ranging primate. Animal Behaviour, 28(4), 1070-1094</p>



<p>Struhsaker, T. T. (1967). Social structure among vervet monkeys (Cercopithecus aethiops). Behaviour, 29(2-4), 83-121.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/hayvanlarda-iletisim-danslar-ve-sarkilar/">Hayvanlarda İletişim: Danslar ve Şarkılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/hayvanlarda-iletisim-danslar-ve-sarkilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hafıza Hataları: Günahkâr Bellek</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/hafiza-hatalari-gunahkar-bellek/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/hafiza-hatalari-gunahkar-bellek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Zeynep Temel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Oct 2022 21:50:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hafızahataları]]></category>
		<category><![CDATA[hafızanınyedigünahı]]></category>
		<category><![CDATA[hatalıatıf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=10837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hafıza hataları, günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız bellek yanılgılarımızdır. Bu hataları işleyen ve belleğimizin sanıldığı kadar güvenilir olmadığına işaret eden yazımız sizlerle.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/hafiza-hatalari-gunahkar-bellek/">Hafıza Hataları: Günahkâr Bellek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hafıza hataları, günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız bellek yanılgılarımızdır. Bu hataları işleyen ve belleğimizin sanıldığı kadar güvenilir olmadığına işaret eden yazım sizlerle.</p>



<p>İnsan beyni oldukça karmaşık bir yapıdır ve insanların yaşamlarını sürdürmek için çeşitli işlevlere sahiptir. Bellek, bu işlevlerden biridir ve bilginin işlenme süreçlerinde ciddi bir rolü vardır. Bellek prosesinde yer alan hipokampus, amigdala ve beyincik gibi belirli beyin bölgeleri vardır. Bunlar bilgiyi kodlama, depolama ve geri alma süreçleriyle bilgiyi korumanın psikolojik işlevini ifade eder (Colman, 2015). Ancak hafızanın dinamik yapısı her zaman kusursuz işlemez.  </p>



<p>Bahsedilen bu süreçlerin tamamlanamaması veya yanlış tamamlanması çeşitli hatalara yol açar. Bu tür hatalar hem hafıza kaybı gibi klinik durumlarda, hem de günlük hayatta meydana gelen yanılmalar gibi klinik olmayan durumlarda ortaya çıkar. Gelin beraber yaygın hafıza hatalarına göz atalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sahte-anilar">Sahte Anılar </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/bellek-hatalari.jpg" alt="hafıza hataları" class="wp-image-11004" width="839" height="428" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/bellek-hatalari.jpg 666w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/bellek-hatalari-300x153.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/bellek-hatalari-480x245.jpg 480w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Hafıza hatalarının türü ile bilginin işlenme prosesinde tamamlanamayan sürecin arasında bir ilişki olduğu ortaya konulmuş. Bu ilişkinin incelendiği pek çok bilimsel araştırma yürütülmüş. Örneğin; bir araştırma, bilginin geri alınma/kurtarılma sürecinde belleğin yanılabildiğini bir fotoğraf deneyi ile ortaya sürmüş (Cardwell, 2016).  </p>



<p>Bu araştırmanın hipotezi, yanlış delillerin ve yönlendirmelerin hafızanın yanılmasına yol açması yönünde. Bahsedilen hipotez üzerine inşa edilen deney, daha önce sıcak hava balonu deneyimi olmayan bir baba-oğul üzerinden yürütülüyor.  </p>



<p>Herhangi bir delil göstermeden birkaç yıl önce sıcak hava balonunda olup olmadıkları sorulan baba ve oğul, bunu reddediyorlar. Fakat daha sonra, hava balonu içerisine fhotoshop yapılmış bir görüntüleri sunuluyor. Bunun sonucunda hızla bir anı oluşturarak balonun içinde olduklarını doğruluyorlar.  </p>



<p>Böylece zihinlerinde &#8220;sahte anı&#8221; oluşturuyorlar. Bu bağlamda&nbsp; kurtarılan bilgi gerçek bir olayın yansıması olabildiği gibi konfabülasyonun bir ürünü olabiliyor. Kısacası zihnimizde beliren ve hatırladığımıza inandığımız her olay için kesin bir gerçeklikle örtüştüğünü söyleyemiyoruz. Bu ise zihnin anıları yeniden inşa edebileceğinin önemli bir işareti.</p>



<p>Sahte anılar, yanlış yönlendirmelerle oluşabildiği gibi travmatik anıların kurtarılma sürecinde de sıkça rastladığımız psikolojik yanılmalardır.&nbsp;Bu alanda Sigmund Freud’un çeşitli araştırmalarıyla karşılaşıyoruz. Özellikle bastırılmış çocukluk yılları merkezli anılarda sahte anılar çoğunlukla ortaya çıkarlar.  </p>



<p>Çocukluk döneminde yaşanan cinsel istismar, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/aile-ici-siddet-toplumun-aci-rengi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">aile içi şiddet </a>gibi istenmeyen anılara sahip olan bireylerde de sahte anılara sıkça rastlarız. Zihnin sahte anı üretimi, bu bağlamda savunma mekanizması görevi görür. Bireyin bilinçaltında kendini korumaya yönelik bir hareketin ürünü olarak karşımıza çıkar. Bu tarz klinik vakalarda kurtarılan anıların sahtelik payı, klinik olmayan vakalardan daha yüksektir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-mandela-etkisi">Mandela Etkisi</h3>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/mandela-1024x512.png" alt="" class="wp-image-10877" width="839" height="420" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/mandela-1024x512.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/mandela-300x150.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/mandela-768x384.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/mandela-1536x768.png 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/mandela-480x240.png 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/mandela.png 2000w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Dahası, sahte anıların bir alt türü olan &#8220;Mandela Etkisi&#8221;ni tanıyalım. Bu, kolektif yanlış anıları veya alternatif anıları ifade eden bir etkidir. Mandela etkisi, halkın kolektif hafızası ve tarihin veri depolaması ile ilgilidir.  </p>



<p>Günlük hayatımızda, özellikle medya alanında Mandela etkisine dair pek çok örnekle karşılaşmak mümkün. Kısaca özetlemek gerekirse; bu etki, çevremizdeki bazı detayları mevcut olmamalarına rağmen mevcutmuş gibi algılama durumudur. Posterlerde, kutu oyunlarında, logolarda gördüğümüze inandığımız ancak bütünde yer almayan görsel ögeleri kapsar.</p>



<p>Örneğin, ünlü çikolata markası &#8220;Kitkat&#8221;ı düşünelim. Ambalajın üzerinde Kit ve Kat kelimeleri arasında aslında olmayan bir tire veya boşluk olduğu yaygın bir algıdır. Benzer şekilde ünlü animasyon karakteri Pikaçu&#8217;yu göz önüne getirelim. Sarı küçük karakterin kuyruğunda bir siyahlık hayal ediyoruz değil mi? Ancak bu da yalnızca bir hafıza hatasından ibarettir.  </p>



<p>Bu tür sahte anılar, bilginin sosyal olarak aktarılmasının, hafızanın çarpıtılmasının veya yanlış bilgiye maruz kalmanın bir sonucu olabilir. Herhangi bir kaynaktan yanlış bilgi alırken, sosyal aktarımın katkısıyla, bu yanlış bilgi bireyler ve gruplar içinde yayılır ve gelişir(Maswood &amp; Rajaram, 2018).</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-hafizanin-yedi-gunahi">Hafızanın Yedi Günahı</h2>



<p>Daniel L. Schacter, yaygın hafıza hatalarını &#8220;Hafızanın Yedi Günahı&#8221; başlığı altında tanımlamıştır: geçici, psikolojik farkındalığın yokluğu, engelleme, hatalı atıf, önerilebilirlik, önyargı, kalıcılık. </p>



<p>Geçicilik, basit bir anlatımla zaman içerisinde belleğe erişimin azalmasıdır. Yaşlanma ile doğal olarak gerçekleşse de, bazı etkenler süreci hızlandırabilir. Hipokampus hasarı, travmatik beyin hasarı, demans gibi bozukluklar geçiciliğe neden olabilir.  </p>



<p>Psikolojik farkındalığın yokluğunu geçicilikten ayıran, temel sebebinin belleğe erişimin azalması durumu olmamasıdır. Bilgileri hafızaya ilk aşamada kodlayamadığımızda meydana gelir. Bu günaha günlük yaşamımızdan aşinayız. Evden çıkarken almayı unuttuğumuz anahtar, bu günahın başlıca temsilcilerinden. </p>



<p>Tanımlanmış bir diğer günah ise, önerilebilirkiktir. Önerilebilirlik, yanlış bilgilerin, yönlendirici sorular veya aldatma yoluyla hafızaya dahil edilmesidir.&nbsp;Yukarıda işlenen sıcak hava balonu deneyi bu hafıza hatasına verilebilecek bir örnektir.  </p>



<p>Sıradaki hafıza hatası, önyargıdır. Bu, kendimiz ve mevcut dünya hakkında inancımızla birlikte olan inançların, hatırlama biçimimiz üzerinde bir etkisi olma durumunu anlatır.&nbsp;Bazı hatıraları bilinçsiz bir şekilde, bugün sahip olduğumuz inancı yansıtmak üzere düzenleyebiliriz.  </p>



<p>Bunun yanı sıra kalıcılık,  bizi duygusal olarak en çok yıpratan hafıza hatalarındandır. Unutmak istediğimiz şeyleri daha sık hatırlamak, düşünmek istemediğimiz şeyleri daha çok düşünmek gibi. Buna güzel bir örnek verecek olursak; <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/panik-bozukluk-panige-sarilmak" target="_blank" rel="noreferrer noopener">&#8220;Pembe Fili Düşünme</a>&#8220;yi duyduğumuz vakit, aklımızda beliren koca pembe fili öne sürebiliriz.</p>



<p>Kalan iki günah olan &#8220;engelleme&#8221; ve &#8220;hatalı atıf&#8221;ı biraz daha detaylandırarak işleyeceğim.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-engelleme">Engelleme</h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/engell.jpg" alt="hafıza hataları" class="wp-image-10876" width="840" height="504" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/engell.jpg 700w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/engell-300x180.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/engell-480x288.jpg 480w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /><figcaption>Hafıza Hataları &#8211; Engelleme </figcaption></figure>



<p>Günlük hafıza hatası örneklerinden &#8220;engelleme&#8221;,  bilincin içine giren ve ilişkili bir hafızanın çıkarılmasının önüne geçen bir durumdur. (Colman, 2015). Bazı bilim adamları,  bu duruma &#8220;çirkin kardeş etkisi&#8221; lakabını takmış.  </p>



<p>Hikâyesi ise Külkedisi&#8217;ne ulaşmaya çalışan ama prensesin üvey kardeşleri tarafından engellenen prensten geliyor. Engelleme, diğer ismi ile blokaj, beynin bilgileri kodlama ve geri alma aşamalarında gerçekleşir. Bu aşamada başka bir hafızanın müdahalesiyle saklanan bilgiye geçici bir süre erişim engellenir.  </p>



<p>&#8220;Dilin ucu&#8221; fenomeni, engellenmiş hafızanın en yaygın örneklerinden biridir. Dilin ucu fenomeni, bir öğenin geri alma sürecindeyken kısa sürede erişilemezliğine verilmiş bir isimdir. (Schwartz vd., 2011). Günlük hayatımızda &#8220;dilimin ucunda ama çıkmıyor&#8221; kalıbını çok kullanırız. Bildiğimize emin olduğumuz ama hatırlayamadığımız olayları ve durumları tasvir ederiz. İşte bu sırada da belleğimizin bize bir oyun oynadığını fark ediyoruz. </p>



<p>Alandaki çalışmalar, 18 ila 22 yaş aralığındaki insanların &#8220;dilin ucu&#8221; fenomenini haftada bir veya iki defa yaşadıklarını öne sürmüş. Öte yandan bu sayı, yaşlılar için (65-75 yaş arası) haftada iki veya daha fazlası. Benzer şekilde kısa süre önce okudukları bir cümleyi unutmak, bir şeyi nereye koyduklarını unutmak veya yakın zamanda tanıştıkları birinin adını hatırlayamamak, bu kesimin en sık yaşadığı hafıza hatalarından (Ossher et al, 2013).&nbsp;  </p>



<p>Bu tür hataların altında yatan nedenler dikkat eksikliği, yaşlandıkça zayıflayan bilişsel ağlar ve bellekteki bilgiyi kodlamanın güvensiz süreci olarak sıralanabilir. Bir şeyi hatırlamaya çalıştığımızda, koordine beyin bölgeleri &#8220;şifrelenmiş&#8221; hafızalara erişim sağlamak üzere beraber çalışır.&nbsp;Yaşlandıkça ise bu erişim ağı zayıflar, kısacası anılar tozlanır. Bu ise, erişim üzerinde çeşitli engellerin oluşumuna yol açar. Engellenme ise  &#8220;dilin ucu&#8221; ve benzeri hafıza hataları oluşumunda rol oynar.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-hatali-atif">Hatalı Atıf </h3>



<p>Hatalı atıf günahında olay/durumla ilgili bir anı vardır fakat yanlış bir zaman, yer veya kişiye atıf yapılır. Üç alt tipi vardır. Birinci alt tip, kişilerin geçmiş bir deneyimden bir parça veya durumu doğru olarak hatırlayıp bunu yanlış bir kaynağa bağladığı tiptir. Örneğin, bir haberin içeriği doğru olarak hatırlanır fakat bu haber aslında televizyonda izlenmişken, gazetede okunduğu zannedilebilir.  </p>



<p>Bununla ilgili bir vaka, bellekle ilgili çalışmalarıyla tanınan Psikolog D. Thomson’un başına gelmiştir. Tecavüz kurbanı bir kadın, tecavüzcüsünün tanımını vermiş ve tanıma çok uyan D.Thomson tecavüz ile yargılanmıştır. Daha sonrasında, tecavüz kurbanının televizyonda Thomson’un bir konuşmasını dinledikten hemen sonra tecavüze uğradığı ve kurbanın televizyondaki Thomson’un yüzünü tecavüzcünün yüzüne yanlış olarak atfettiği ortaya çıkmıştır.</p>



<p>İkinci tip yanlış atıfta; hatırlamayla ilgili herhangi bir subjektif deneyim yoktur. Kişi, bazen kendiliğinden bir düşünceyi kendi hayal gücüne atfeder, gerçekte ise bilinçli olarak farkında olmadan geçmiş bir deneyimini geri çağırmıştır.&nbsp;Yanlış atıfın üçüncü alt tipinde kişi gerçekte olmamış bir durumu veya olayı hatırlar veya tanır. Özet olarak hafıza, bazı bilgileri yanlış eşleştirebilme özelliğine sahiptir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-hafizanin-oyunu">Hafızanın Oyunu</h2>



<p>Toparlamak gerekirse; bellek yanıltıcı bir yapıdır ve bellekteki süreçlerle ilgili farklı nedenlerden meydana gelen ve farklı şekillerde sonuçlanan birçok hafıza hatası vardır. Yanlış bilgilerin hatırlanması, gerçekte hiç yaşanmamış anıların üretilmesi, anıların engellenmesi, hafızanın yanlış eşleştirmeleri gibi pek çok hafıza hatası mevcuttur.  </p>



<p>Klinik vakalar altında incelenen bazı hafıza hataları vardır. Ancak yaygın hafıza hataları normaldir ve çoğunlukla bilinçsizlerdir. Beynin yapısını her ne kadar büyüleyici bulsak da;  hafızamızın bize oynadığı oyunları da es geçmemek gerekir. Bazen kendimizi suçladığımız kısa süreli hafıza tıkanmalarının aslında bellek süreçlerinden kaynaklı oluştuğunu hatırlamakta fayda var. Gördüğünüz gibi hafıza da günahsız değil&#8230;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Cardwell, B., Henkel, L., Garry, M., Newman, E., &amp; Foster, J. (2016). Nonprobative photos rapidly lead people to believe claims about their own (and other people&#8217;s) pasts. Memory &amp; Cognition, 44(6), 883-896.</p>



<p>Colman, A.M. (2015). Dictionary of Psychology. 5th edn. New York, USA: Oxford University Press</p>



<p>Maswood, R., &amp; Rajaram, S. (2018). Social transmission of false memory in small groups and large networks. Topics in cognitive science.</p>



<p>Ossher, L., Flegal, K. E., &amp; Lustig, C. (2013). Everyday memory errors in older adults. Neuropsychology, development, and cognition. Section B, Aging, neuropsychology and cognition, 20(2), 220–242. doi:10.1080/13825585.2012.690365</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/hafiza-hatalari-gunahkar-bellek/">Hafıza Hataları: Günahkâr Bellek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/hafiza-hatalari-gunahkar-bellek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş Çocukları Müzesi: Masum Mağdurlar</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/savas-cocuklari-muzesi-masum-magdurlar/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/savas-cocuklari-muzesi-masum-magdurlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Zeynep Temel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2022 21:47:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=10195</guid>

					<description><![CDATA[<p>Savaş Çocukları Müzesi, savaş çocuklarının savaş anılarına yolculuk yaptığımız bir duygu seli. Derin izler bırakan bu müzede sizleri de küçük bir gezintiye çıkarıyoruz.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/savas-cocuklari-muzesi-masum-magdurlar/">Savaş Çocukları Müzesi: Masum Mağdurlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Savaş Çocukları Müzesi, savaş çocuklarının savaş anılarına yolculuk yaptığımız bir duygu seli. Bende derin izler bırakan bu müzede sizleri de küçük bir gezintiye çıkarmak istiyorum. Küçücük kalplerin taşıdığı kocaman yükleri fark etmek benim için epey duygusal bir süreç oldu. Bu yazımda sizlere müzedeki eserlerden yola çıkarak savaşın çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerini aktarmaya çalışacağım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-war-childhood-museum">War Childhood Museum</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/war-childhood-museum2-1.jpg" alt="" class="wp-image-10200" width="840" height="756" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/war-childhood-museum2-1.jpg 500w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/war-childhood-museum2-1-300x270.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/war-childhood-museum2-1-480x432.jpg 480w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /></figure>



<p>Evrensel adıyla War Childhood Museum, kendisi de bir savaş çocuğu olan&nbsp;Jasminko Halilovic&#8217;in kendi hatıralarının ve deneyimlerinin izini akranlarıyla birlikte sürmesi ile hayat bulmuş. Bosna Savaşı mağdurlarından Halilovic, bir gün sosyal medya aracılığıyla akranlarına savaşa ve savaş çocukluğuna ilişkin deneyimlerini sorduğu bir paylaşım yapmış.  </p>



<p>Bu paylaşım, beklenenden çok daha popüler olmuş ve yüzlerce geri dönüş almış. Halilovic, cevapların derlemesinden <em>War Childhood</em> adında bir kitap yayımlamış. Kitapta cevapları bulunan savaş çocukları, haberleşerek bir araya gelmişler. Savaş döneminden kalma oyuncaklarını, mektuplarını, eşyalarını getirmişler. Böylelikle bir koleksiyon oluşmuş. Bu koleksiyondan ve videolardan bir sergi oluşturmaya karar vermiş Halilovic. Sergiyi belirli müzelerde misafir ettikten sonra Saraybosna&#8217;daki kalıcı müzesine taşımışlar. İşte bu müzenin hikâyesi böyle.</p>



<p>Jasminko Halilovic&#8217;in yaptığı paylaşımdaki ve kitapta cevaplarını derlediği soru, &#8220;Sizin için savaş çocukluğu neydi?&#8221; sorusu. Buna gelen cevaplar arasında &#8220;Tekrar yaşamak istemediğim bir kabus.&#8221; cevabından, &#8220;Bodrum katındaki mumun ışığında gitar, Monopoly ve domino oynamak.&#8221; cevabına kadar farklı deneyimler yer alıyor. Fakat beni bu kitabın sayfalarında gezinirken en çok etkileyen cevap &#8220;300&#8217;den fazla çikolata ambalajı topladım, sadece tatlarını hayal ederek.&#8221; oldu.  </p>



<p>Savaşın çocuklar üzerinde bıraktığı etkinin değişkenlik gösterebildiği gibi, çocukların savaş imgesi de değişkenlik gösterebiliyor. Bu deneyimde kimi insanlar savaşı &#8220;yeryüzündeki cehennem&#8221;, kimi ise &#8220;adrenalin dolu bir macera&#8221; olarak tasvir ediyor.  </p>



<p>Bu tasvirlerde yaşanmışlığın payı kadar çocukluk döneminde savaşın neyle bağdaştırılmış olduğunun da payı büyük. Ancak tasviri ne olursa olsun, savaşın her bir birey üzerinde belki de silinemeyen izler bıraktığı aşikar. Savaşın bu izlerini çocukların gözünden izlediğimiz<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/savasin-golgeleri-gercek-bir-trajedi"> filmin incelemesine</a> de göz atmayı unutmayın.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-savastan-geriye-kalanlar">Savaştan Geriye Kalanlar</h2>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-isirik-izli-elma">Isırık İzli Elma</h3>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3302-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-10237" width="839" height="1119" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3302-768x1024.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3302-225x300.jpg 225w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3302-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3302-1536x2048.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3302-480x640.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3302-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Savaş Çocukları Müzesi&#8217;nde beni duygulandıran, çocuk yüreklerle empati yapmamı sağlayan pek çok eser var. Bunlardan biri, &#8220;ısırık izli elma&#8221;. Ancak öyle sıradan bir elma değil. Şimdi bu elmanın hikâyesini 8 yaşında kendini savaşın içinde bulan Ljiljan&#8217;dan dinleyelim: </p>



<p class="has-text-align-center">&#8220;<em>Savaş esnasında fazla bir şeyimiz yoktu. Savaşın sonlarına doğru bir zamanda bize bu elmayı yolladılar. Gördüğümde o kadar heyecanlandım ki, ilk tepkim onu hızlıca ısırmaya çalışmak oldu. Ancak elma, bir mumdu. Dişim üzerinde bir iz bıraktı &#8211; savaş çocukluğumun bir hatırlatıcısı</em>.&#8221;</p>



<p>Ljijlan&#8217;ın bu elmayı bir yiyecek sanıp tereddütsüzce ısırmaya çalışması, temel ihtiyaçlara ne kadar muhtaç olduğu gerçeğini yüzümüze vuruyor. Savaş süresince bakım gereksinimleri ve temel ihtiyaçları yeterince sağlanamadığından, fiziksel olarak da savaştan en çok etkilenen grubun çocuklar olduğunu anlıyoruz (Özdemir, 2017).</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-kucuk-firin">Küçük Fırın</h3>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3295-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-10238" width="839" height="1119" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3295-768x1024.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3295-225x300.jpg 225w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3295-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3295-1536x2048.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3295-480x640.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3295-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Sanja, bu küçük fırının hikâyesini şöyle aktarıyor:  </p>



<p class="has-text-align-center">&#8220;<em>Ölümü hissettik, küçük kardeşim papağanımıza çimen toplamaya giderken bahçede kalbinden vurulduğunda. Sadece 10 yaşındaydı. Cenazesine bile gidemedik. Dünyamız, parçalara ayrıldı. / Yaşamı hissettik, en küçük kardeşim savaşın tam ortasına doğduğunda. Bodrum katında yaşadık. Gökyüzünü, güneşi, yağmuru aylarca göremedik. Yeni doğan kardeşim bize umut oldu. Aynı zamanda da yaşamın ölümden üstünlüğünün bir sembolü. / Hayatta kalmaya çalıştık. Bu fırın bana hayatta kalma sanatımızı sembolize ediyor. Babam 1993&#8217;te Saraybosna&#8217;da yapmış. Ana bölümü düdüklü tencerenin bacakları ise sopalardan. Teneke kapısı ise binamızdan düşen malzemelerden. Üzerinde fasulye, pilav, mercimek pişirdiğimizi hatırlıyorum. Ayrıca ısınmak için de bunu kullanırdık. Onu yakmak için çokça kitap, gazete ve ayakkabı feda etmiştik. Bütün bunlar hayatlarımızı tamamıyla değiştirdi</em>.&#8221;</p>



<p>Savaşın yakının kaybetme ve yeni bir aile üyesi kazanma olgusunu bir arada yaşayan Sanja için kaçınılmaz bir <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kolektif-travma-kusaklararasi-yara-izleri" target="_blank" rel="noreferrer noopener">travma</a> olduğu ortada. 10 yaşındaki kardeşinin gözünün önünde vurulmuş olması, bodrum katında sürekli diken üstünde sürdükleri yaşamın ona yeni bir kardeş vermiş olması gibi olaylar bir birey için oldukça travmatik deneyimlerdir. Aynı zamanda yeni doğan bebeğin anne karnında introjekte ettiği yas ve anksiyete bağlamında onu da sağlıklı bir erken yaşantının beklemediğini söyleyebiliriz. </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-mavi-tavsan">Mavi Tavşan</h3>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3304-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-10252" width="841" height="1121" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3304-768x1024.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3304-225x300.jpg 225w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3304-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3304-480x640.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/09/IMG_3304-rotated.jpg 1512w" sizes="(max-width: 841px) 100vw, 841px" /></figure>



<p>Meliha ise savaşa dair anılarını mavi bir tavşanda gizlemiş:  </p>



<p class="has-text-align-center">&#8220;<em>Abimi hatırlamıyorum. Benden yalnızca birkaç yaş büyüktü. Onu annemin kollarından alıp öldürdüler. Evimizden arkamızdaki kapıyı kitleme şansımız bile olmadan kaçmak zorunda kaldık. Sonrasında ise bir mülteci kampına yerleştik. Bu mavi tavşan, bana eğlenceli gelen tek şeydi. Renkleri ve gülümsemesi en karanlık günleri bile aydınlatırdı. Çocukluğumdan kalan tüm oyuncaklarımı bağışladım, yalnızca mavi tavşanı saklıyorum.</em>&#8220;</p>



<p>Mavi Tavşan hikâyesi ise savaşın ve masum kurbanlarının geride bıraktığı can yakıcı izleri anlatıyor. Bir ailenin evini kitleyecek vakti bulmadan arkasını dönüp kaçması, yaşanan <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/panik-bozukluk-panige-sarilmak" target="_blank" rel="noreferrer noopener">panik</a> ve kaygı&#8230; Bunları teker teker gözden geçirdiğimizde yaşanan çaresizliği daha yakından tanıyabiliyoruz. Normal şartlarda büyüyen bir çocuğun sahip olduğu eğlenme hakkı elinden alınmış çocukların öyküsüne kulak verdik. Mavi tavşanı onun tek arkadaşı olmuş bir çocuğun. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-savasin-yiktiklari">Savaşın Yıktıkları</h2>



<p>Bu müzede savaş çocuklarının sadece bir avuç kadarına tanıklık ediyoruz. Halbuki günümüzde milyonlarca çocuk terör saldırılarının, politik çatışmaların ve savaşların masum mağdurları, kurbanları oluyor. Temel gereksinimlerine ulaşamayan milyonlarca çocuk açlık, hastalık ve yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veriyor.  </p>



<p>Bunun yanı sıra birçok çocuk yakınlarını kaybediyor; fiziksel, cinsel veya duygusal istismara maruz kalıyor. Zorunlu göçe maruz kalan çocuklar, beraberinde göç bölgelerinde kötü muameleye ve ötekileştirmeye de uğruyorlar. Milletlerinden, kültürlerinden uzaklaşmak zorunluluğunda bırakıyorlar. Aynı zamanda okuldan ve diğer sosyal destek yapılarından yoksun hale geliyorlar (Erden &amp; Gürdil, 2009).  </p>



<p>Fiziksel ve duygusal ihtiyaçları karşılanmadığı gibi, sosyal ihtiyaçları da karşılık bulamıyor. Tabii bu sıralananlar, buzdağının görünen kısmı. Nitekim aldıkları psikolojik hasarın sözü çok geçmese de, ileri yetişkinlik hayatlarının şekillenmesinde en önde gelen faktör.</p>



<p>Süregiden travmatik yaşantılar içerisinde büyüyen çocukların yetişkinlik dönemlerinde psikososyal alanda ciddi bozulmalar meydana gelir. Birçok araştırma, savaş çocuklarının ileri yaşantılarında TSSB ile mücadele ettiğini ortaya koymuş.  </p>



<p>Bu bozukluğa çoğunlukla öfke, tedirginlik, huzursuzluk ve saldırganlık hissi eşlik eder. Savaşın neden olduğu travmanın ardından gözlenen bir diğer durum ise kendini suçlamadır (Terr, 1983). Henüz muhakeme yeteneği gelişmemiş çocuklar, başlarına gelen olayların ya da yaşadıkları&nbsp;kayıpların kendilerinden kaynaklandığını&nbsp;düşünürler. Daha büyük yaş grubu çocuklarda ise suçluluk, &#8220;Önlemek için bir şey yapmalıydım.&#8221; hissi ile ön plana çıkar. </p>



<p>Bu suçluluk hissiyatı ise sosyal hayatlarının büyük bir parçası haline gelerek beraberinde psikolojik rahatsızlıklara ve kaçınmacı davranışlara yol açabilir. Ek olarak, savaş çocuklarının ileri dönemlerinde travmatik olayın yarattığı&nbsp;duygudurumun hafifletilmesi amacıyla alkol veya madde kötüye kullanımına yönelim gibi davranışlara rastlanabilir. Bu kullanım, travmayı yeniden yaşama ihtimallerini bastırmak amaçlı da tercih edilebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-savasin-yiktiklari-ii">Savaşın Yıktıkları &#8211; II</h2>



<p>UNICEF, raporunda savaşın çocuklar üzerinde bıraktığı psikolojik etkileri şu şekilde özetliyor:  </p>



<p class="has-text-align-center">“<em>İster doğrudan ister dolaylı olsun, çocuklar her zaman silahlı çatışmalardan ilk etkilenen nüfus kesimini oluşturur. Silahlı çatışma çocukların yaşamında birçok yönden değişikliğe yol açar. Hayatta kalabilseler bile, yakınlarını yitirebilirler, yoldan çıkarılabilirler, tecavüze maruz kalabilirler. Şiddetin, yerlerinden yurtlarından olmanın, yoksulluğun ve sevdiklerini yitirmenin getirdiği derin duygusal yaralar ve&nbsp;psikososyal travma ile baş başa kalabilirler</em>” (UNICEF, 2015).</p>



<p>Konu üzerinde yapılan çeşitli araştırmalar, TSSB semptomlarının yanı sıra savaş çocuklarında uzun süreli depresif belirtiler, anksiyete bozuklukları ve özgül fobiler geliştirdiklerini ortaya koymuş. Üstelik çatışma esnasında ebeveyn kaybı yaşayan çocukların genç yetişkinlik döneminde birtakım ruhsal problemlere rastlanmış.  </p>



<p>Aynı zamanda ebeveyn kaybının savaşla ilgili travmanın etkilerini daha da arttırdığını saptanmış (Kızmaz, 2018). Savaş ortamında gelişen semptomların bireyi yetişkinliğinde etkilediği boyuta dair bir uzlaşım mevcut değil. Ancak psikolojik yardımın ve travmaların üzerinde çalışması ile etkileme alanının azaltılması mümkün.</p>



<p>Lafı toparlamak gerekirse; savaş çocukları, travmatize olmuş çocukluklarının bedelini yetişkinliklerinde de ödemeye devam ederler. Savaşın yıktıkları, yalnızca devletler arası politik çatışmaların arasında sıkışan binalar, parklar, insanlar değil; milyonlarca çocuğun hakları, umutları, hayalleri ve geleceğidir. Bu gerçeği suratıma çarpan yer ise Savaş Çocukları Müze&#8217;si oldu.  </p>



<p>Eğer yolunuz Saraybosna taraflarına düşer ise bu müzeyi mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Sizlere dijitalden de olsa küçük bir aktarımını yaptığım bu müze, her bir savaş çocuğunun katkısı ile gittikçe sonsuzlaşıyor. Onların acı deneyimlerine çok küçük bir pencereden ortak olmak benim için çok anlamlıydı. İçerisinde pek çok duyguyu barındıran bu müzeden istediğiniz duyguyu alıp çıkabilirsiniz. Umarım okurken keyif almışsınızdır ve bu müze sizde bir merak uyandırmıştır. Savaşın kazananı yoktur; yalnızca kayıptır, yıkımdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Erden, G., &amp; Gürdil, G. (2009). Savaş yaşantılarının ardından çocuk ve ergenlerde gözlenen travma tepkileri ve psiko-sosyal yardım önerileri. Türk Psikoloji Yazıları, 12(24), 1-13.</p>



<p>Kızmaz, Z. (2018). Çatışma, Terör ve Savaşın Çocuklar Üzerindeki Etkisi. <em>TERÖR VE UYUŞTURUCU MADDE ŞİDDETİ</em>, 1.</p>



<p>Özdemir, S. (2017). Savaşın Çocuklar Üzerindeki Etkileri, Sağlık ve Umut. Turkiye Klinikleri Journal of Nursing Sciences, 9(4).</p>



<p>Terr, L. C. (1983). Chowchilla revisited: The effects of psychic trauma four years after a school-bus kidnapping. <em>American Journal of Psychiatry, 140</em>, 1543-1550&nbsp;</p>



<p>UNICEF (2005), Dünya Çocuklarının Durumu: Çocukluk Tehdit Altında, Ankara</p>



<p></p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/savas-cocuklari-muzesi-masum-magdurlar/">Savaş Çocukları Müzesi: Masum Mağdurlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/savas-cocuklari-muzesi-masum-magdurlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fleabag: Kahkahaların Ardına Gizlenen Kadın</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/fleabag-kahkahalara-saklanan-kadin/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/fleabag-kahkahalara-saklanan-kadin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Zeynep Temel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Aug 2022 21:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[fleabag]]></category>
		<category><![CDATA[fleabaginceleme]]></category>
		<category><![CDATA[fleabagkonusu]]></category>
		<category><![CDATA[karakteranalizi]]></category>
		<category><![CDATA[phoebewallerbridge]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=9163</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fleabag'in iç dünyasını ve davranışlarını psikolojik bağlamda ele aldığımız yazımız sizlerle... Keyifli okumalar!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/fleabag-kahkahalara-saklanan-kadin/">Fleabag: Kahkahaların Ardına Gizlenen Kadın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Fleabag</em>, Phoebe Waller-Bridge yapımı bir İngiliz dramedisi. İçinde bastırılmış yasları, çalkantılı aile dinamiklerini ve bağ kuramayan romantizmleri barındıran bir kadının öyküsünü sunuyor bize. Bu yazımda diziye adını veren ana karakter Fleabag&#8217;in iç dünyasını ve davranışlarını psikolojik bağlamda incelemeye çalışacağım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-fleabag-i-tanimak">Fleabag&#8217;i Tanımak </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-1024x576.webp" alt="fleabag" class="wp-image-9311" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-1024x576.webp 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-300x169.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-768x432.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-1536x864.webp 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-480x270.webp 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag.webp 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Dizinin ilk bölümünde Fleabag&#8217;le tahmin ettiğimizden daha çok tanışıyoruz aslında. Hayatında problem alanı olarak nitelendirebilecek bölgelere yüzeysel bir giriş yapıyoruz bu bölümde. Fleabag, romantik ilişkilerinde bağlanmaktan oldukça kaçan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor önce. Birliktelik yaşadığı insanlara bağlanmak konseptinin onun için alışılmadık ve anlamsız olduğunu görüyoruz.  </p>



<p>Erkek arkadaşıyla ilişkisini yürütmekte, onunla bağ kurabilmekte de pek başarılı değil. Yine aynı bölümde karakterin ablasıyla olan ilişkisine tanıklık ediyoruz. Ablasıyla beraber feminist konferansına gidiyorlar. Fleabag karakterini yakından tanıdığımız, kara mizahını ve sarkastik yönünü kavradığımız kapsamlı sahnelerden biri. Ablası Claire ile &#8220;tuhaf&#8221; olarak nitelendirilebilecek mesafede bir ilişkileri var. </p>



<p>Konferansta geçen diyalogları, izleyiciye annelerin vefat ettiğinini haberini veriyor. Babaları ile ilişkilerinden de ipuçları vermeyi ihmal etmiyor. Fleabag, izleyiciye babalarının annesinin ölümünden sonra çocuklarıyla iletişimi kestiğini ve vaftiz anneleriyle ilişkide olduğunu söylüyor.  </p>



<p>Dizi, dördüncü duvarı yıkma yöntemine başvurduğundan Fleabag&#8217;in sıkça izleyiciyle iletişim kurduğuna şahit oluyoruz. Bu sahne ile babasıyla ilişkilerinin dinamiklerini bizzat izleyiciye aktarıyor. Bu tarz direkt aktarımları sayesinde karakterin iç dünyasına daha hakim olmaya başlıyoruz.  </p>



<p>Bölümün sonlarında taksiciye erkek arkadaşı tarafından ihanete uğradıktan sonra trajik bir şekilde ölen en yakın arkadaşı Boo&#8217;nun hikâyesini anlatıyor. Fark ediyoruz ki annesinin ve Boo&#8217;nun ölümünden bahsettiği, babasından ve ilgisizliğinden yakındığı sahnelerde ve aktarımlarda dahi mizahı elden bırakmıyor.  </p>



<p>Karakterimiz, umursamaz ve şakacı yönüyle ön planda. Fleabag&#8217;in iç dünyasına yolculuğa çıktıkça bunun bir savunma mekanizması olduğuna emin oluyoruz. Pervasız görünümünün arkasında birçok yarası olduğunu, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kolektif-travma-kusaklararasi-yara-izleri" target="_blank" rel="noreferrer noopener">travma</a>larını bastırmak için mizahı tercih ettiğini fark ediyoruz. Gelin, Fleabag&#8217;in iç dünyasına biraz daha yakından dahil olmaya çalışalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-degersizlik-sancilari">Değersizlik Sancıları </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-inceleme-1-1024x682.jpg" alt="fleabag inceleme" class="wp-image-9349" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-inceleme-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-inceleme-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-inceleme-1-768x511.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-inceleme-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-inceleme-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-inceleme-1.jpg 1368w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Fleabag&#8217;i gündelik akışında seyrederken bana seslendiği hislerden biri, &#8220;değersizlik&#8221; hissi. Cinsellik konsepti hayatında büyük bir yer kaplamasına rağmen partnerinin isteklerini kendi isteklerinin üstünde tutuyor. Cinsel yaşantısını kendi arzularını geri plana atarak partnerinin arzuları doğrultusunda yönlendiriyor.  </p>



<p>Buna ek olarak, Harry ile ayrılıma sebepleri sorulduğunda “İşim konusunda çok nazik ve destekleyici biriydi. Sürekli yemek yapar, banyomu hazırlar, evi süpürürdü. Tüm esprilerime gülerdi. Ailemle arası çok iyiydi ve arkadaşlarım ona bayılırdı. Ayrıca çok sevgi dolu biriydi.&#8221; tarzında ifadeler kullanıyor. Mizahının ve çarpıklaşmış ilişki anlayışının yanı sıra,  bunların bir ilişki için &#8220;aranan&#8221; özellikler olduğunun farkında. Ancak kendisini buna layık görmediğinden ötürü kendini cezalandırıyor. Böylelikle onunla bir bağ kurmayı da reddediyor. Dışarıdan özgüvenli olmasını tahmin edeceğimiz bir karakterken, değersizlik sancılarının yarattığı kaçınmacı kişiliğin izlerini dizi boyunca sürüyoruz. </p>



<p>Bu kişilik örüntüsünün yansımalarını Claire&#8217;de de yakalamak mümkün. Claire, iş alanında uzun süredir beklediği Finlandiya terfisini alıyor. Ancak eşi Martin&#8217;e duyduğu sorumluluktan ötürü teklifi reddetmeyi düşünüyor. Bu noktada Fleabag, Martin&#8217;in kendisini öpmeye çalıştığını itiraf ediyor ve Claire&#8217;in teklifi yeniden değerlendirmesini bekliyor. Claire&#8217;le Fleabag&#8217;in bu itiraftan sonra kurduğu duygusal işbirliğine ve nadir gerçekleşen sarılmalarına şahitlik ediyoruz.  </p>



<p>Claire eşinden <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/bosanma-ve-iletisim-eksikligi-marriage-story-ornegi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">boşanacağını </a>ve teklifi kabul edeceğini söylüyor. Ancak kararının arkasında duramıyor. Claire, son derece mükemmeliyetçi bir karakter ama kendisini de bir o kadar eksik görüyor. Zaman zaman kardeşinin gölgesinde hissettiğini gözlemliyoruz. Güzel ve başarılı bir <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/kadin" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kadın</a> olmasına rağmen benlik algısı öylesine çarpıtılmış ki, kendisini Martin&#8217;e layık görüyor. Martin&#8217;le fiziksel yakınlık bile kuramıyor fakat onla ayrılmakta güçlük çekiyor. Üstelik elinde çok somut nedenler var. Bu, bize Claire&#8217;in bağlanma ve ayrılma ekseninde sorunlar olduğuna işaret ediyor. Tıpkı Fleabag gibi.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-duygulardan-kacmak">Duygulardan Kaçmak </h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/Fleabag-cab.webp" alt="fleabag inceleme" class="wp-image-9314" width="839" height="475" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Fleabag-cab.webp 779w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Fleabag-cab-300x170.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Fleabag-cab-768x435.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/Fleabag-cab-480x272.webp 480w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>İki kız kardeşin de karakter altyapısında kusurluluk şemasından parçalara rastlıyoruz. İkili ilişkilerde kendilerini eksik ve değersiz görmeleri, duygusal yakınlıktan kaçınmaları, başka insanların sevgisine değer olmadıklarını düşünmeleri gibi pek çok tutum ve davranışlarını bu şemayla ilişkilendirebiliriz.  </p>



<p>Eleştirilmeye ve reddedilmeye karşı hassas olmaları da kaçınmacı kişiliklerinin bir parçası. Çünkü eleştiri ve ret, değersizlik hissini onaylayan eylemler. Karakterlerimiz, değersizlik hislerini onaylayabilecek herhangi bir eylemden hızla uzaklaşıyorlar. Bağ kurmakla ilgili yaşadıkları sorunlar ve ilişkilerinde yakınlıktan kaçınmaları da tam olarak bu yüzden. Fleabag&#8217;in cinselliği sıklıkla bir duygu bastırma yöntemi olarak kullanmasını da aynı bağlamda değerlendirebiliriz.</p>



<p>İki kardeşin benzeşen karakter altyapısının oluşumunda erken yaşantıları ve aile içi dinamikleri önemli bir rol oynuyor. Anneleriyle ilişkilerine tanık olamasak da, annenin yasının tutulmuyor olması dikkatimizi çekiyor. Bu, ailenin duyguları yönetmek ve duyguları işlemek ile ilgili bir problemi olduğunun büyük bir göstergesi aslında.  </p>



<p>Baba, eşinin vefatından kısa bir süre sonra eşinin en yakın arkadaşıyla birlikte yaşamaya başlıyor. Fleabag ve Claire ile iletişimini de iyice koparıyor. Ortak bir yasları olmasına rağmen kızlarıyla bunu paylaşmak yerine onlara konferans biletleri, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/grup-psikoterapisi-iyilestirici-bir-guc" target="_blank" rel="noreferrer noopener">terapi</a> seans çekleri alıyor. Babaları tarafından sergilenen reddediliş ve duygusal yoksunluk, kusurluluk şemasının ortaya çıkışında en büyük etken (Jones vd., 2006). Genel olarak bakıldığında duygu dışavurumunun kuvvetli olduğu hiçbir aile ferdi için söylenemez. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-iz-birakan-karakterler">İz Bırakan Karakterler  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-dizi-incelemesi.webp" alt="fleabag dizi incelemesi" class="wp-image-9351" width="838" height="471" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-dizi-incelemesi.webp 740w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-dizi-incelemesi-300x169.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-dizi-incelemesi-480x270.webp 480w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>



<p>Fleabag&#8217;in hayatına dokunan iki tane karakter gözlemliyoruz: Boo ve Rahip. </p>



<p>Dizinin başından beri hakim olduğumuz Boo karakterinin Fleabag&#8217;deki yeri bizlere düzenli olarak geçmişten kesitlerle aktarılıyor. Kesitler; aralarında kurulmuş gerçek bir bağı, Fleabag&#8217;in yakınlık kurmaktan kaçınmadığı bir dostluğu yansıtıyor bize.  </p>



<p>İlk sezonun final bölümünde ise bu dinamiğe yeni bir duygu eklenmekte: Suçluluk. Boo&#8217;nun dolaylı yoldan ölüm sebebi olan ihanetin, aslında Fleabag tarafından gerçekleştiğini öğreniyoruz. Bu sahneye izleyiciler de öylesine dahil ediyor ki, Fleabag ara ara iletişim kurduğu izleyiciden kaçarcasına bir tavır sergiliyor. Sanki büyük sırrı ortaya dökülmüş gibi&#8230; Bu sahne izleyiciler için bir dönüm noktası. Çünkü bu sahneden sonra, Fleabag&#8217;in iç dünyasındaki karmaşıklık ve bunun davranışlarına yansıyışı bizler için çok daha anlamlı bir hale geliyor. </p>



<p>Fleabag&#8217;in Boo&#8217;nun yasını tutmaktan da kaçtığını, aklına getirmemek için çabaladığını görüyoruz. Bu kaçışında kişilik örüntüsünün yanısıra suçluluk duygusunun da payı olduğu aşikar. Fleabag, hayatta belki de kaçınmadan yakınlık kurabildiği tek insanı ihanete uğrattığından ötürü kendini suçluyor. Dolaylı yoldan ölümüne de sebebiyet verdiğini düşünmekte. Belki bu ihanetten sonra bir yakınlığı ve şefkati kendine yakıştırmıyor ve kendini cezalandırıyor. Belki de duygusal bağın kurulmadığı ve kendi arzularının önemsenmediği bir cinsellik, kendisine layık gördüğü ve izin verdiği tek yakınlık çeşidi.  </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-1024x683.jpg" alt="fleabag inceleme" class="wp-image-9316" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-1024x683.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-2048x1365.jpg 2048w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/fleabag-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bir diğer önemli karakterimiz ise Rahip. Ancak sıradan bir Rahip değil. Bu yola kendini adamış birindense, zaaflarının ve korkularının önüne geçebilmek adına bu mesleği tercih etmiş bir adamla karşılaşıyoruz. Fleabag ile birbirlerinden çok hoşlanıyorlar. Bu noktada romantik ilişkilere yaklaşımlarındaki benzerlik dikkatimizi çekiyor.  </p>



<p>İkisi de (farklı yöntemlerle) bağ kurmaktan kaçan bireyler. Belki de Fleabag&#8217;in Rahip&#8217;den hoşlanmasının ve ona açılabilmesinin altında yatan motivasyon, asla birleşmeyeceklerini bilmesi. Çünkü kendi gözünde Fleabag, kimseyle bağ kurmayı hak etmeyen biri. Tahmin edildiği gibi Fleabag sevgisini ilan ettiğinde Rahip&#8217;ten aldığı cevap &#8220;Geçecek.&#8221; oluyor. Rahip de ona karşı benzer duygular beslese de, verdiği cevap kimseyi şaşırtmıyor. Zaten bu ilişkide aktarılan duygular, sonunun bu olduğu bilinmese böylesine aktarılabilir miydi?</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-terapi-sahnesi">Terapi Sahnesi  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="538" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/SEI_56397506-1024x538.webp" alt="fleabag inceleme" class="wp-image-9322" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/SEI_56397506-1024x538.webp 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/SEI_56397506-300x158.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/SEI_56397506-768x403.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/SEI_56397506-480x252.webp 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/SEI_56397506.webp 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Fleabag, babasının gecikmeli doğum günü hediyesi olan terapi seansı hediye çekini kullanmaya karar veriyor. Dizinin terapi sahnesi çok uzun sürmese de, Fleabag&#8217;in iç dünyasıyla ilgili izleyiciye bolca malzeme veren bir sahne.  </p>



<p>Sorunları mizahıyla bastıran Fleabag, terapistiyle olan diyaloğunda bunu tümüyle uygulayamıyor. Terapisti ona babasının neden böyle bir hediye almış olabileceğini sorduğunda, sorunlarını hızlıca ve arka arkaya sıralıyor. Sonra da seyirciye bu işte iyi olduğunu söylüyor. Yine bir savunma mekanizması olarak, sorunları yüzeyselce sıralamanın sorunları önemsizleştirdiğine inanmakta. Ancak sorunları ayrıntılı konuşmakta başarılı değil, çünkü yüzleşmekten korkuyor.</p>



<p>Terapist biraz dinledikten sonra, Fleabag&#8217;in kendi için  &#8220;Hiç arkadaşı olmayan ve boş bir kalbi olan bir kadın&#8221; tasvirini seslendiriyor. Fleabag, bu sahnede büyük bir yıkıma uğruyor. Çünkü parça parça anlattığı şeylerin tüm bir tasviri bu olsa da, bunu seslendirmek bir kabulleniş oluyor. Kendisi dalga geçerek kaçınmaya çalıştığı gerçeklikle, yalnızlığıyla ve boş kalbiyle yüzleşmek durumunda kalıyor. Bu yüzleşmeden hoşlanmadığı için de buraya analiz edilmek için gelmediğini, mümkünse seans çekini para ile değiştirmek istediğini söylüyor. Daha fazla incinmemek için kaçınmacı kişiliğinin burada da aktive oluşunu izliyoruz. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-deginilemeyenler">Değinilemeyenler  </h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Fleabag - Trailer | Amazon Prime Video" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/Nd3Qlo0qspU?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Fleabag, inanılmaz derecede sempati beslediğim ve arkadaş olmak istediğim bir karakter oldu. Onu tanımak, komik karakterin altında gizlenen duyguları ve yasıyla tanışmak benim için çok keyifli ve inişli çıkışlı bir yolculuk oldu. Yazımda değinemediğim çok karakter, çok sahne ve çok duygu var. Eminim izledikçe değinilecek yeni noktalar da ortaya çıkar. Sanki anlamamızı beklediği çok şey var. Mükemmel bağlantıların kurulduğu ve kişilik örüntülerin çok güzel işlendiği bir dizi. İzlemeyen herkese izlemesini tavsiye ediyor, izleyenleri de bir kere daha izlemeye davet ediyorum. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Jones, C. J., Leung, N. ve Harris, G. (2006). <em>Father-daughter relationship and eating psychopathology: The mediating role of core beliefs. </em>British Journal of Clinical Psychology, 45(3), 319-330.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/fleabag-kahkahalara-saklanan-kadin/">Fleabag: Kahkahaların Ardına Gizlenen Kadın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/fleabag-kahkahalara-saklanan-kadin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon: Soluk Hayatlar</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/depresyon-soluk-hayatlar/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/depresyon-soluk-hayatlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Zeynep Temel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Aug 2022 21:59:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonçeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonnedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=8684</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depresyon nedir, türleri nelerdir? Depresyon maske giyer mi? Çağımızın hastalığı olarak bilinen depresyon konulu yazımız sizlerle! </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/depresyon-soluk-hayatlar/">Depresyon: Soluk Hayatlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Depresyon, psikiyatrik bozukluklar arasında hayatlarımızın içine yerleşebilmeyi en çok becermiş olan kavram. Gelin, beraber renklerin solduğu ve güneşin açamadığı bu süreçte depresyonu anlamaya, depresyondakilerin iç sancılarına kulak vermeye çalışalım</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-nedir-ne-degildir">Nedir, Ne Değildir?</h2>



<p>Antik çağlardan beri varlığını korumuş bir psikiyatrik bozukluktur depresyon. Bugün hakkında bildiğimiz birçok olgunun temeli, Yunan ve Romalı hekimler tarafından atılmış. İlk dönemine ulaştığımızda duygudurum bozuklukları kapsamında &#8220;mani&#8221; ve &#8220;melankoli&#8221; adı altında tanımlandıklarını görüyoruz (Yetkin &amp; Özgen, 2007). Modern çağa adapte olmuş haliyle depresyondan bahsedeceğim sizlere.</p>



<p>Depresyon, semptomlarını çeşitli rahatsızlıklarla paylaştığından günlük dilimize çok oturmuş bir kavramdır. Filmlerden yakın çevremize sıkça duyarız &#8220;Depresyondayım.&#8221; , &#8220;Depresyondaymış.&#8221; gibi tabirleri. Mutsuz, bunalmış ve yorgun hissettiğimiz her dönemde aklımızdan geçiririz depresyon ihtimallerini. Ancak bu noktada hangisinin depresyon olduğunu, hangisinin duygudurum olduğunu ayırt etmek önemlidir.  </p>



<p>Depresyon, gözlem sonucu kendimize veya çevremize tanısını koyabileceğimiz kolaylıkta bir hastalık değildir. Yüzeyde görünenden çok daha komplike durumlara ve sonuçlara yol açar. Klinik görünümde başta gelen belirtileri anhedoni, kronik mutsuzluk, umutsuzluk, yorgunluk, istek ve enerji kaybı, işlevsellikte azalmadır.  </p>



<p>Bu semptomlara çeşitli bilişsel, vejetatif ve davranışsal belirtiler eşlik eder (Çelik &amp; Hocaoğlu, 2016). Bazı erken yaşantı olayları bireyi depresyona daha yaygın hale getirse de, çeşitli etkenlerden ortaya çıkabilir. Önemli yaşam olayları, partnerle ayrılık, işsizlik, düşük sosyo-ekonomik düzey, tıbbi hastalıklar ve psikiyatrik bozukluklar depresyonun önde gelen risk faktörlerindendir. </p>



<p>BDT kuramının öncüsü olan Aaron Beck&#8217;e göre depresyon, &#8220;bilişsel üçlü&#8221; ile tanımlanır. Beck, depresyon hastalarının kendilerine, çevrelerine ve geleceğe olumsuz bir pencereden baktıklarını öne sürmüştür. Bu kurama göre depresyondaki birey kendisini suçlar ve yetersiz hisseder. Aynı şekilde hayatın da kötü bir yer olduğuna, kimsenin ona yardım edemeyeceğine inanır. Geleceğe dair ise bu durumun hiç düzelmeyeceğine yönelik umutsuzlukları vardır.  </p>



<p>Belirtilere ve olumsuz bakış açısına ek olarak süreç boyunca beyinde nörokimyasal değişimler meydana gelir. Hastalığın temelinde monoamin eksikliği görürüz. Başlangıç döneminde görülen serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin azalması, beraberinde fonksiyonellikte azalma ve çökkünlük hissini getirir. Depresyonun en büyük eşlikçisi olan &#8220;Hiçbir şey yapmak istemiyorum.&#8221; ruhsal durumunu ise belirtilen nörokimyasal değişikliklerle ilişkilendiririz. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-depresyon-ne-giyer">Depresyon Ne Giyer?</h2>



<p>Depresyon pek çok şekilde görünmeyi tercih edebilir. Kalabalıklar içerisinde kılık gizleyebilmekte, evden haftalarca çıkmayacak kadar yorgunluk hissi olabilmekte. Yalnızca yağmurlu havalarda evde yatarak dizi izlemek, yorgan altında çikolata yerken ağlamak klişelerine bürünmesi şart değildir.  </p>



<p>&#8220;Kalabalık içinde yalnızlık&#8221; teriminin bunu açıklamakta çok yardımcı olduğunu düşünürüm hep. Depresyonla mücadele eden kişi, insan içine girmekten kaçınır gibi bir genelleme yapmak mümkün değildir. Bu kişi düzenli olarak okula, işe gidebilmekte; sosyal çevrelerinin hızlı akıştaki sosyal hayatlarına dahil olabilmektedir. Ancak kendini çoğunlukla yalnız ve hüzünlü hisseder. İnsanların içerisindeyken ve fiziksel olarak ortamın bir parçası olurken, hiçbir zaman dahil olamadığını düşünür. Kendisini oraya ait hissetmez. Etrafında yüzlerce surat olsa dahi, kendini &#8220;yalnız&#8221; olarak tanımlayacaktır.</p>



<p>Hastalığın beden dili göstergelerinden birisi de &#8220;yoğun gülme&#8221;dir. Klişe depresyon imajımıza hiç sığmıyor, değil mi? Alanda yapılan birkaç araştırma, depresyon tanısı almış insanların kontrol gruplarına oranla daha çok gülümsediğini, daha yüksek kahkahaları olduğunu ortaya koymuş. Bu durumun patolojik çerçevede incelendiğinde çeşitli sebepleri vardır. Başlıca sebep, bireyin gerçek duygudurumunu saklamak için gülümsemenin arkasına sığınmasıdır. Kısacası bu bir savunma mekanizması işleyişidir. Aynı zamanda yoğun gülmeleri bir yardım çağrısı olarak değerlendirebiliriz. </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-maskeli-depresyon">Maskeli Depresyon</h3>



<p>Depresyon ile mücadele eden bazı bireyler fonksiyonelliğini kaybeder. Sosyal hayata dahil olmayı reddeder, işe veya okula gitmeyi bırakır, arkadaşlarıyla ve ailesiyle iletişimi keser, yaşam alanından dışarı çıkmayı reddeder. Öte yandan depresyonla mücadele eden bazı bireyler ise üretmeye, sergilemeye, kalabalıklara karışmaya devam eder. Öz-bakımları yerindedir, belki de yüzlerinden gülümsemeleri eksik olmaz. Kısacası depresyonda olduğunu anlamakta güçlük çektiğimiz kişilerdir.  </p>



<p>Bahsedilen kılığa bürünmüş depresyonu &#8220;yüksek işlevli depresyon&#8221; olarak tanımlarız. Halk arasında &#8220;maskeli depresyon&#8221; olarak da bilinmekte. Maskeli depresyonda benzer semptomlar görülmektedir. Ancak bedensel işlev bozuklukları daha yaygındır. Özellikle duygularını ifade etmekte zorlanan bireylerde bu tip depresyonla daha fazla karşılaşılmakta. Çünkü duygularımızı ifade edemediğimiz durumlarda, biz yerine bedenimiz konuşmaya başlar.&nbsp;Bedensel bozuklukların başında uyku bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları ve cilt problemleri gelir. Bu, bireyler için en yüksek tehlike barındıran depresyon çeşididir. Birey, hastalığı dışarıdan anlaşılmadığı için çevresinden destek görmez ve hastalığına ilişkin profesyonel bir yardım almak için karar vermekte zorlanır. </p>



<p>Maskeli depresyonun en güzel örneklerini &#8220;ünlü&#8221; kimlikleriyle ön plana çıkan insanlarda görürüz. Ürettiklerinin ve sergilediklerinin derinlerinde hastalığın izleriyle sıkça karşılaşmak mümkündür. Şimdi bahsettiğimiz izleri yakından inceleyelim, umutsuz dizelere sıkışıp kalan yakarışlara bir göz atalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-dizelerin-arasinda-i">Dizelerin Arasında &#8211; I</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/2664190_4081df4ff509161e2f8d2ef51d05e29b.jpg" alt="" class="wp-image-8763" width="838" height="437" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/2664190_4081df4ff509161e2f8d2ef51d05e29b.jpg 908w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/2664190_4081df4ff509161e2f8d2ef51d05e29b-300x156.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/2664190_4081df4ff509161e2f8d2ef51d05e29b-768x400.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/2664190_4081df4ff509161e2f8d2ef51d05e29b-480x250.jpg 480w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>



<p>Depresyonun üretim esnasında bıraktığı izleri keşfedebilmek amacıyla bir Türk, bir Amerikan şair getirdim bugün yazıma. Önce Nilgün Marmara&#8217;nın manik depresif bozukluk süresince geçirdiği depresif epizotların yazısına yansımış isyanlarına bir göz atalım. Nilgün Marmara, &#8220;başka bir dünyanın bekleme salonu&#8221; olarak tanımladığı dünyaya 1958 yılında gelmiş. 29 yıl gibi kısa bir süre sonra ise bekleme salonuna veda etmiş. </p>



<p><em><strong>&#8220;Çocukluğun kendini saf bir biçimde akışına bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte.&#8221;</strong></em></p>



<p> Dünyayı ebedi bir mutsuzluk kapsamında değerlendirmiş hep. Dünyaya bir çocuk getirmememiş, çünkü çocuk doğurmayı &#8220;mutsuzluklar ordusuna yeni bir nefer&#8221; eklemek olarak görmüş. Çocukluğun iyimserliğini, saflığını aramış hep yetişkinlikte. Ancak bunun kaybolmuş olmasının ağırlığının altında ezilmiştir. Uzun süren depresyon döneminin tetikleyicilerinden biri de bu olmuş belki de.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>taşıl kaygısı kaotik özlem<br>neydi beklediğimiz ve gelecek olan<br>salt acı<br>sonsuz yeşil sonsuz gelişkin bir orman<br>içinde göllerini nehirlerini çağlayanlarını<br>gök kuşaklarını yitirdiğimiz kara sözcük<br>yokluğun dayattığı doğurgan sözcük: acı<br>bir deniz kızının uçma tutkusu<br>belleğin unutuş çılgınlıklarında<br>bilinmeyen organizmalar dönüştürürken<br>bedenlerimizi duygularımızı ben&#8217;imizi<br>çürüyorduk&#8230; kaçış yoktu&#8230; çıkış da&#8230;</em></p></blockquote>



<p><em>Beklemek</em> adlı şiirinden alıntılanan bu mısralarda Marmara&#8217;nın umutsuzluğa bulanmış iç dünyasından kesitler yakalıyoruz. Hayatta beklenen tek gerçekliği acı olarak yorumluyor. Şairin geleceğe dair parlak umutları yok. Karamsarlığı tüm çıplaklığı ile işlemiş dizelerine.  </p>



<p>Depresyonun tanımlamasında bahsettiğim bilişsel üçlüyü bu şiirde yakalıyoruz. Kendisiyle ilgili olumsuz görüşlerine &#8220;bilinmeyen organizmalar dönüştürürken / bedenlerimizi duygularımızı ben&#8217;imizi / çürüyorduk&#8230; kaçış yoktu&#8230; çıkış da&#8230;&#8221; dizelerinde rastlıyoruz.  </p>



<p>Benliğini kaybettiğinden, duygularının bilinmezliğinden ve yavaşça tükendiğinden bahsediyor. Üstelik Marmara&#8217;ya göre bu durumun bir çıkışı yok. Çevresine yönelik olumsuz görüşlerini &#8220;sonsuz yeşil sonsuz gelişkin bir orman / içinden göllerini nehirlerini çağlayanlarını / gök kuşaklarını yitirdiğimiz kara sözcük&#8221; dizesinde buluyoruz. Marmara&#8217;ya göre çevresindeki güzellikler de acıya bulanmış. Geleceğe dair olumsuz görüşleri ise şiirin genelinden anlaşılıyor. Beklenen şeyin acı olması ve bundan bir kaçış olmaması, şairin umutsuzluğunu ortaya koyuyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-dizelerin-arasinda-ii">Dizelerin Arasında &#8211; II</h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/08/ybyL18l.jpeg" alt="" class="wp-image-8769" width="840" height="673" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/ybyL18l.jpeg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/ybyL18l-300x240.jpeg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/ybyL18l-768x615.jpeg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/08/ybyL18l-480x384.jpeg 480w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /></figure>



<p>Sıra Amerikan şair Edgar Allan Poe&#8217;da. Sancılı bir erken yaşantısı olan Egdar Allan Poe, hayatının orta ve ileri yetişkinlik dönemlerinde depresyon ile mücadele etmiş. Çocukluk döneminde babası tarafından terk edilmiş bir ailede büyüme savaşları verirken, kısa bir süre sonra annesini kaybetmiştir Poe. Küçük kız kardeşi ile farklı koruyucu aileler tarafından evlat edinilmişler.  </p>



<p>Travmatik bir altyapısı olan Poe, üvey babası tarafından da şiddete ve istismara maruz kalmış. Koruyucu ailenin yanından ayrıldıktan sonra dönem dönem farklı ülkelerde yaşamış. Bu süreçte Poe&#8217;nun üvey annesiyle olan mektuplaşmalarında da depresyon dönemine ait izler bulunmuş. Bu dönemde eşini kaybettikten sonra intihar girişiminde bulunup başarısız olduğuna dair söylentiler de var. Edgar Allan Poe&#8217;nun ileri dönemdeki depresyon sürecinin erken yaşantılarıyla ve travmatizasyonu ile ilişkili olması çok muhtemel.</p>



<p>Poe&#8217;nun yazılarında, romanlarında ve şiirlerinde depresif duygudurumunun etkisi büyük. Bu bağlamda <em>Alone</em> adlı şiirinin <em>Yalnız</em> adlı Türkçe çevirisine bir göz atalım.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em><em>Olmadım çocukluğumdan beri</em>,<br>Başkalarının olduğu gibi .<br><em>Görmedim dünyayı, nesneleri</em>,<br>Başkalarının gördüğü gibi.<br><em>Kandırmadı hüznümü, tutkuları</em>,<br>Ortak pınarların suları.<br>Aynı zevki duymadı yüreğim,<br>Aynı şevkle uyanmadı yüreğim.<br>Sevdiğim her şeyi yalnız sevdim.<br>Çocukluğumda, çocukluk çağında,<br>Fırtınalı bir ömrün derinliğinden,<br>Çıktı hâlâ tutsağı olduğum gizem,<br>Çıktı sellerden ya da pınarlardan.<br>Dağlardaki kızıl kayalıklardan,<br>Gölgesi dolanan güz güneşinden</em>,<em><br>Onun sonsuzdaki altın renginden,<br>Çıktı gökyüzünün yıldırımlarından.<br>Yanımdan uçarak geçtiği zaman.<br>Ve kasırgadan, gökgürültüsünden,<br>Ve buluttan ve bulutun sisinden,<br>(Havanın kalanı mavileştiği an)<br>Gözlerimde iblis şeklini alan<strong>.</strong></em></p></blockquote>



<p>Poe, bu şiirinde kendisinin hep diğer kişilerden farklı yaşadığını, hayatı başkaları gibi algılayamadığını dökmüş dizelere. Tutkularının, hüzünlerinin bile diğer insanlar gibi olmadığını belirtmiş. Bu dizelerde şairin depresif altyapısına ulaşıyoruz. Depresyon semptomlarından bahsetmiş şiirde. Kendisindeki hissizleşmeden, haz aralığının darlığından söz etmiş. Kendi çocukluk travmalarını da göz önünde bulundurarak yaşamını &#8220;fırtınalı bir ömür&#8221; olarak değerlendirmiş. Ve çok ünlü &#8220;Sevdiğim her şeyi yalnız sevdim&#8221; dizesi ise şairin ne kadar yalnız, ne kadar kederli hissettiğini aktarıyor bizlere. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-onemini-anlamak">Önemini Anlamak</h2>



<p>Kısaca özetlemek gerekirse; bu yazıda sizlerle depresyonun temelini, insanları nasıl etkileyebildiğini, depresyonla mücadele eden iki şairin eserlerinden kesitleri ve şairlerin aktarımlarını yorumladık. </p>



<p>Depresyonun önemini anlamak ve gerekli müdahalede bulunmak hayati bir önem taşımakta. Tipik depresyon ve maskeli depresyonda önerilen müdahale, psikoterapinin ve ilaç tedavisinin beraber yürütülmesidir. Terapiye başlamak başlangıçta zor hissettirebilir, ancak uzun vadede depresyonun döngüsünü kırabilmek adına çok önemli bir adımdır. Döngüsü kırılmadığı ve tetikleyicileri saptanmadığı takdirde depresyonun tekrarlanması kaçınılmazdır.  </p>



<p>Depresyon önlenemediğinde kişinin kendine zarar vermesine, sonrasından intihara evrilebilecek bir yapısı vardır. Bu nedenle hastalığı gündelik hayatta herkesin başına gelebilecek bir duygudurum olarak değil, ciddi boyutlara varabilecek bir psikiyatrik bozukluk olarak değerlenmeli. Her depresyonun kendini göstermediğini, bazen kılık değiştirmekte adeta bir usta olduğunu anlayabilmekte de fayda var. </p>



<p>Her şiiri bana dokunan şair Nilgün Marmara&#8217;yı ve Edgar Allan Poe&#8217;yu saygıyla anıyorum&#8230;</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-kaynakca">Kaynakça</h2>



<p>Çelik, F. H., &amp; Hocaoğlu, Ç. (2016). Major depresif bozukluk’tanımı, etyolojisi ve epidemiyolojisi: bir gözden geçirme. <em>Çağdaş Tıp Dergisi</em>, <em>6</em>(1), 51-66.</p>



<p>Yetkin, S. ve Özgen, F. (2007) Tarihsel bakış içinde depresyon. Türkiye Klinikleri Dahili Tıp Bilimleri Dergisi, 3(47), 1-5.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/depresyon-soluk-hayatlar/">Depresyon: Soluk Hayatlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/depresyon-soluk-hayatlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Panik Bozukluk: Paniğe Sarılmak</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/panik-bozukluk-panige-sarilmak/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/panik-bozukluk-panige-sarilmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Zeynep Temel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Aug 2022 21:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[panikataknedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[panikataknedir]]></category>
		<category><![CDATA[panikataktürleri]]></category>
		<category><![CDATA[panikbozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[panitatak]]></category>
		<category><![CDATA[pembefilidüşünme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=7832</guid>

					<description><![CDATA[<p>Panik Bozukluk hakkında detaylı bir yazı sizleri bekliyor. Panik bozukluğun ne olduğu, nedenleri, türleri  ve çok daha fazlasını bulabileceğiniz yazımızı okumaya davetlisiniz.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/panik-bozukluk-panige-sarilmak/">Panik Bozukluk: Paniğe Sarılmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Panik Bozukluk hakkında detaylı bir değerlendirme sizleri bekliyor. </p>



<p>Zeynep Selvili’nin <em>Pembe Fili Düşünme</em> adlı kitabında yer verdiği deneyimlere ve gözlemlere gönderme yaparak panik bozukluğu inceleyen ve paniğe şefkatle yaklaşmaya çalışan yazım sizlerle. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-tanisma">Tanışma  </h2>



<p>Panik atak, yoğun bir endişe ve korku duymanın sonucu kötü şeyler olacak beklentisi ile ani olarak başlar. Kısa sürede şiddetli bir düzeye ulaşabilir. Panik atak esnasında nefes alma güçlüğü, boğulma hissi, çarpıntı, bulantı, karıncalanma hissi gibi belirtiler meydana gelebilmekte. Bu tarz bedensel belirtilerin yanı sıra; kontrolü kaybetme korkusu, ölüm korkusu veya zihinsel dengeyi yitirmişlik hissi gibi bilişsel belirtiler eşlik eder. Birey, panik atak geçirirken bir felaket ile karşı karşıya olduğu duygusu içerisindedir (Tükei, 2002). Bu atakların ve duyguların bir döngü haline bürünmesi ise &#8220;panik bozukluk&#8221; olarak adlandırılmakta. </p>



<p>Panik bozuklukta ataklar farklı tiplerde ortaya çıkabilmektedir. Belirli bir durumsal tetikleyici mevcut değilken ortaya çıkan ataklar, &#8220;beklenmedik&#8221; tipteki panik ataklardır. Belirli durumlarda ortaya çıkma ihtimali yüksek olan fakat her zaman çıkmayan panik ataklar ise &#8220;durumsal yatkınlık gösteren&#8221; ataklardır. </p>



<p>Bir diğer tip panik atak ise durumsal bir tetikleyici ile karşılaşınca hemen ortaya çıkan &#8220;duruma bağlı&#8221; ataklardır. Nedenleri tam olarak saptanmasa da, biyolojik ve psikososyal nedenler alt başlıklarında incelenebilmekte.  </p>



<p>Biyolojik nedenler nörotransmiterlerin etkileşimi ile; psikososyal nedenler ise bireyin panik bozukluğu yanlış bir biçimde katastrofik olarak yorumlaması ile açıklanabilir. (Tamam, 2009).&nbsp; Panik bozukluğun kısır döngüsünde kaygı teması vardır. Panik ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, panik bozuklukla mücadele eden bireylerde bir beklenti anksiyetesi oluşur. Bu bireyler, ataklar arasındaki dönemde endişeli ve gergin bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar.  </p>



<p>Beklenmedik tipteki panik ataklar ise bu beklenti anksiyetesinin en büyük destekçilerindendir. Beklenti anksiyetesiyle beslenen kısır döngünün kırılması için, birey panik atak ile karşılaşabileceğini düşündüğü tetikleyici ortamlardan uzak durmaya başlar. Bu ise döngüyü daha da çıkmaza sokar.  </p>



<p>Gelin, panik bozukluğu daha yakından incelemek için Zeynep Selvili’nin bireysel tecrübelerine bakalım. Aynı zamanda yorumlamalarına da kulak verelim. Onun panik bozuklukla mücadelesindeki motivasyonu anlamaya çalışalım. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Bir Deneyim   </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-1024x682.jpg" alt="Panik Bozukluk" class="wp-image-7926" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Psikolog Zeynep Selvili, <em>Pembe Fili Düşünme</em>&#8216;de üniversite yıllarında panik bozukluğu ile mücadelesine yer veriyor. İlk panik atağını şu şekilde anlatıyor:  </p>



<p class="has-text-align-center">“<em>Bir anda kalbim çok hızlı atmaya başladı, ağzımdan çıkacaktı nerdeyse. Vücudumun her yerinde kalp atışlarımı hissediyordum. Nefesim kesilecek gibi oluyordu. Göğsümün üstünde bir fil oturuyordu sanki, öyle bir ağırlık çökmüştü üzerime. Çok geçmeden sol kolum birkaç saniye içerisinde parmak uçlarıma kadar uyuştu. Artık emindim, kalp krizi geçiriyordum. Can havliyle yan koltukta duran çantama uzandım telefonumu almak için. Birini aramam lazımdı. Gelip, beni buradan alıp hemen acile götürecek birini. Bir anda beynim durdu sanki. Bilincim bedenimi terk etmiş gibiydi sanki. Kendimden uzaklaşmıştım…</em>” </p>



<p>Bu deneyim, panik atak hissiyatını çok detaylı özetliyor. Panik atağı deneyimleyen insanların çoğu, kalp krizi geçirdiklerine inanırlar. Bir sürü testten ve tetkikten geçip problemin ne olduğunu anlamaya çalışırlar. Ancak aranan problemin <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/psikoloji" target="_blank" rel="noreferrer noopener">psikoloji</a>k olabileceğine ihtimal vermezler. &#8220;Panik bozukluk&#8221; etiketini kabul etmek oldukça zorlayıcı olabilir. Bu bozuklukta kaygı döngüsünü barındıran ataklar, tekrarlamak kaygısıyla belirli kaçınmalar meydana getirir. </p>



<p>Zeynep Selvili’nin macerasında da buna rastlıyoruz. Çareyi, panik atak geçirme ihtimalinin yüksek olduğu yerlere gitmemekte arıyor. Tetikleyici unsurların bulunabileceği herhangi bir ortama girmeyi reddediyor. İlk panik atağını geçirdiği garaja inmeyerek başlıyor kaçınma serüvenine. Ardından kendini uçağa binemezken, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/sinema" target="_blank" rel="noreferrer noopener">sinema</a>ya gidemezken buluyor. Negatif duygulardan ve deneyimlerden kaçarak kendisine güvenli bir bölge oluşturduğunu düşünüyor. Ancak zamanla bu çağrışım ağı gittikçe büyüyor. Hareket alanının daraldığından ve kendini hayatta birçok şeyi yapamaz bir halde bulduğundan bahsediyor.  </p>



<p>Bu tarz kaçınmaların bir engel olmadığını, beklenmedik anlarda ve yerlerde yeni panik ataklar ile karşılaştığını görüyoruz. Böylelikle sorunun çözümü için kaçınmanın değil, kökünün peşine düşmenin en etkili formül olduğunu fark ediyoruz. Çünkü insan, kaçtığı duyguların esiri olur. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Pembe Fil  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-1-1024x682.jpg" alt="Panik Bozukluk" class="wp-image-7927" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-1-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-1-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-1-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-1-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/Panik-Bozukluk-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Panik ataktan kaçınmak gibi günlük yaşantımızda kaçındığımız pek çok duygu ve düşünce vardır. Düşünmek istemediklerimizi düşünmeyi erteleriz veya bastırırız. İncindiğimiz bir olayı aklımıza getirmemeye çalıştığımızda, adeta zihnimize hükmederken buluruz. Bir anda içtiğimiz su bile bizi incinen bir olaylar birikintisine dönüşür.  </p>



<p>Bahsettiğim kitabın başlığı olan “Pembe Fili Düşünme” hikâyesi de tam olarak buradan geliyor. Pembe bir fili düşünmemeyi kendimize görev haline getirdiğimizde, zihnimizin bizle oyun oynarcasına pembe bir fili hayal ettiğini fark ediyoruz. Şahsen her “Düşünme.” dediğimde benim zihnimdeki fil yalnızca kılık değiştiriyor. Kimi zaman pembe ve sarı hortumlu, kimi zaman renkli hasır şapkalı ve eğlenceli bir pembe fil geliyor gözümün önüne. Ama görevim, pembe fili düşünmemek… </p>



<p>Düşünmekten kaçtığımız ne varsa zihnimizi gıcıklamaya başlıyor. Panik atak da tam olarak bu hikâyedeki pembe fil bizler için. Zihnimiz ne zaman panik atağın varlığını düşünmeme ve ondan kaçma kararı alsa, biz iyice bu kaygının içinde boğulmaya başladığımızı fark ediyoruz. Ne zaman panikten kaçmak için hayatımızı daraltsak, paniğin o küçücük alanda bize rastlama imkânının daha büyük olabileceğini gözden kaçırıyoruz. Burada ise anladığımız şey, bu durumla mücadele eden bireyleri boğan şeyin aslında panik ataklar olmadığı. Bizler, pembe fili düşünürken acı çekmiyoruz; zorlandığımız kısım gözümüzün önüne pembe bir fil gelmesin diye gösterdiğimiz çaba. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Yeniden Çerçeveleme </h2>



<p>“Panik” denince aklımızda ve içimizde uyanan hissiyat hep negatif, değil mi? Hep bir kaygı, telaş, korku, tekinsizlik halini çağrıştırıyor. Panik hissiyatı birey için oldukça rahatsız edici olduğundan, paniği hisseden bireyler bunu tetikleyen nesne ve durumlardan mümkün olduğunda kaçınmaya çalışırlar. Örneğin, gece tenha bir sokakta yürüyen, duyduğu rahatsız edici seslerden ötürü panik halinde olan bir birey, bir sonraki yürüyüşünde o sokakta yalnız yürümek konusunda ısrarcı olmayabilir.  </p>



<p>Bu kaçınma davranışı işe bireyin o ortamı bir daha değerlendirme fırsatını, yani ürettiği fikirlerin gerçekliliğini değerlendirme fırsatını elinden almış olur. Aynı zamanda kaçınma davranışı bireyi rahatlattığı için, birey içerisinde bulunduğu durumun panik uyandırıcı olup olmadığını test etme şansından mahrum kalır (Gençöz, 1998). </p>



<p>Şimdi bu tür deneyimlerin bizde farklı bir his uyandırabilme ihtimaline bir göz atalım. Panikle olan ilişkiyi yeniden çerçevelemek, olası atakları da durdurabilmenin en etkili yolu gibi duruyor. Kendimize durumları test etme fırsatı verebilmek adına da kuvvetli bir adım.  </p>



<p>Zeynep Selvili, panik bozukluk yolculuğunu sonlandırmaya karar verdiğinde bu “panik” halini &#8220;merak&#8221; ile değiştirmeyi tercih etmiş. Psikoloğu ona küçük Zeynep’in bu ataklara nasıl yaklaşacağını sormuş. O da &#8220;merak ile&#8221; yanıtını verdiğinde fark etmiş bunun bir kurtuluş yolu olabileceğini. Bunun üzerine geçirdiği panik atak krizlerinden kaçmaktan vazgeçmiş. Böylelikle atağa bitmek bilmeyen bir çocuk merakıyla yaklaşmayı tercih etmiş. Bu deneyiminin sonucunu ise şöyle özetliyor: </p>



<p class="has-text-align-center">“<em>Zamanla tüm bu deneyimlerden sonra, ‘tuhaf’ olan ‘rahatlatıcı’ olmaya başladı. Deneyimlediklerimle savaşmaktansa gökyüzünde süzülen bulutları seyreder gibi o an yaşadığım her duygunun, her düşünce ve her fiziksel hissin gelişini ve gidişini izliyordum. Ve ilginçti ki, duyguların izleyicisi olmak, düşman saydığım duyguları yok etmek için mücadele vermekten daha az gayret gerektiriyordu. Mücadele etmek ağır, kabul etmek hafifti</em>.” </p>



<h2 class="wp-block-heading">Panikle Veda </h2>



<p>Panik bozukluğu bir denklemle ele alan bu kitap, bileşenlerini &#8220;panik&#8221; ve &#8220;paniği hissetmeye gönüllü olmama&#8221; hali olarak belirlemiş. Burada panik bozukluğun aslında bireye kendisinde biten bir kabulleniş çözümü sunduğunu görebiliriz. </p>



<p class="has-text-align-center"><em>Panik + Paniği Hissetmeye Gönüllü Olmamak = Panik Bozukluk</em> </p>



<p>Panik bozukluk, yalnızca panikle veya panik nöbetleriyle açıklanmıyor. Paniği olduğu gibi deneyimlemeye gönüllü olmadığımız zaman, onun başka bir hale bürünmesi için çabalıyoruz. Devamlı bir savaş halinde oluyoruz. Ondan kaçarak, onu başka şekillerin içine oturtmaya çalışıyoruz. Bu da panik bozukluğun en temel altyapılarından biri. Panik bozuklukla savaşmayı bırakmak demek, panik bozukluğa yenilmek anlamına gelmiyor. Savaşmayı bırakmak, yalnızca artık savaşmamayı tercih etme halini anlatıyor.</p>



<p>Bu ise denklemde paniği hissetmeye gönüllü olduğumuz kısım. Bunu başardığımızda, panikle beraber yürümeyi kabul etmiş oluyoruz. Onu kötü bir şey gibi algılayıp olduğu yerden koşarak uzaklaşmaktansa, aynı yerde durduğumuzda sakince neler olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Paniğe sarılıyoruz, ve onu kendimizde misafir edebilmek fikriyle barışabiliyoruz. </p>



<p>&#8220;Pembe Fili Düşünme” kitabının birinci bölümünü ele aldığım ve sık sık göndermeler yaptığım bu yazımda, panik bozukluğun ne olduğundan kısaca bahsederek varolan bir panik bozukluk öyküsünü ele aldık. Geçirdiği bir panik ataktan sonra hayatında ciddi değişiklikler meydana gelen bir insanın bununla nasıl başa çıkmayı tercih ettiğini gözlemledik.  </p>



<p>Ben, bir psikolog gözünden, meslektaşımın kaleme aldığı bu kitapta yer alan bölümün panik bozukluk ile mücadele eden insanlar için çok kapsamlı bir aktarış olduğunu düşünüyorum. Etiketlenmiş bir bozukluğa alternatif bir bakış açısı sunan bu öykü, umarım hepimizin kendimizden bir parça yakalayabileceğimiz bir öyküdür. Her birimizin panik ve benzeri duygularımıza sarılabilmeye ihtiyacımız var. </p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Kaynakça</strong> </h4>



<p>Gençöz, T. (1998). K<em>ORKU: SEBEPLERİ</em><em>, SONU</em><em>ÇLARI VE BAŞETME YOLLARI. </em>Kriz dergisi, <em>6</em>(2), 9-16.</p>



<p>Selvili, Z. (2020). P<em>embe Fili Düşünme.</em>İnkılap Kitabevi.<em></em></p>



<p>Tamam, L. (2009). <em>Panik bozukluk</em>. Actual Medicine <em>Dergisi</em>.</p>



<p>Tükel, R. (2002). P<em>anik bozukluğu.Klinik Psikiyatri Dergisi</em>, <em>5</em> (Supp: 3), 5-13.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/panik-bozukluk-panige-sarilmak/">Panik Bozukluk: Paniğe Sarılmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/panik-bozukluk-panige-sarilmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Madde Bağımlılığı: Zayıflık mı Hastalık mı?</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/madde-bagimliligi-zayiflik-mi-hastalik-mi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/madde-bagimliligi-zayiflik-mi-hastalik-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Zeynep Temel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jul 2022 21:50:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Beautifulboy]]></category>
		<category><![CDATA[maddebağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[maddebağımlılığınedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[maddebağımlılığınedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=7448</guid>

					<description><![CDATA[<p>Madde Bağımlılığı nedir? Madde Bağımlılığının tedavi yöntemi var mıdır? Madde Bağımlılığını incelediğimiz bu yazıda Beautiful Boy adlı filmi eşlik ediyor. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/madde-bagimliligi-zayiflik-mi-hastalik-mi/">Madde Bağımlılığı: Zayıflık mı Hastalık mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Madde Bağımlılığı hakkında detaylı bir yazı sizleri bekliyor. Madde bağımlılığını bir zayıflıktan çok bir hastalık yönüyle ele aldığım ve bu bağlamda Felix Van Groeningen’in <em>Beautiful Boy</em>’una dokunduğum yazım sizlerle.  </p>



<p>Son yıllarda şiddetli bir şekilde yaygınlaşan madde kullanımı, beraberinde madde bağımlılığı oranlarında da ciddi bir artış getirmekte. Madde bağımlılığının hayat düzenini tamamen değiştirdiği, kişilik yapılandırmalarını çarpıklaştırdığı ve beraberinde çok ciddi sorunlara yol açabildiği şeffaf bir gerçeklik. Gelin, beraber bunun detaylarına bakalım. Hangi unsurların madde kullanımına itebileceğini keşfedelim. Böylelikle madde bağımlılığını etiketlemekten kaçınıp onun da şefkate ihtiyaç duyan bir hastalık olduğunun farkına varalım. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-nedir-ve-nedendir">Nedir ve Nedendir? </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi-nedir-1024x682.jpg" alt="madde bağımlılığı nedir" class="wp-image-7632" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi-nedir-1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi-nedir-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi-nedir-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi-nedir-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi-nedir-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi-nedir.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Madde bağımlığı, DSM-5’teki yeni düzenlemeler ile &#8220;madde kullanım bozukluğu&#8221; çatısı altında yer almakta. Aynı zamanda tedavi edilebilen bir bozukluk olarak tanımlanır. Vücudun fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan zarar görüldüğü halde bu maddelerin kullanımına devam edilmesi halidir. Her madde kullanan birey, &#8220;bağımlı&#8221; tanısı altında değil. DSM-5 tanı kriterlerindeki belirtilerden en az ikisini son bir yıl içinde yaşıyor olmak gerekir. </p>



<p>Madde kullanımına neden başlandığının spesifik bir cevabı yoktur. Çeşitli faktörlerin bir araya gelmesi, kişinin bağımlı olmasını tetikleyebilmekte. Sosyal çevre, maddenin ullaşılabilirliği, kişilik örüntüsünde ve yapısında bağımlılığa yatkınlık, maddenin aktif kullanıldığı dönemin duygusal birikimi gibi pek çok faktör sıralayabiliriz. Bu faktörler harmanlanıp birey maddeyi düzenli kullanmaya başladıkça, farmakolojik ve nörolojik faktörler de madde kötüye kullanımını tetikleyerek bağımlılığın şekillenmesinde rol oynar. Sosyal çevre içerisinde aile, okul veya iş yaşantısı, ekonomik sıkıntılar gibi kümeleri barındırır. Cinsel istismar, ebeveynlerde madde kullanımı, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/bosanma-ve-iletisim-eksikligi-marriage-story-ornegi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">zayıf iletişim</a> gibi ailesel risk faktörleri de bağımlılığın tetikileyicilerinden.  </p>



<p>Maddenin ulaşılabilirliği ise bağımlılığın sürdürülmesinde önemli bir faktördür. Doktor reçetesi ile verilen ilaçlar, özellikle benzodiazepin grubu, amacın dışında kullanımda bağımlılığa itebilmekte. Bireyin maddeyi kullandığındaki duygudurumu, kullandığı dönemdeki yaşantıları da doğrudan bağımlılık yatkınlığı ile ilişkilendirilebilmekte. </p>



<p>Psikoaktif maddeler bağımlılık ve intoksikasyondan başka organik <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/psikoz-siyah-kugu-ve-kusursuzluk-arzusu" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ruhsal bozukluk </a>olarak da tanımlanabilen sendromları ortaya çıkarabilmekte. (Jaffe ve Anthony, 2005) Belirli patolojilerle madde kullanım bozukluğunun komorbid olması da kullanımın devamlılığını açıklayabilmekte. Madde kullanımının genelinde yaygın anksiyete bozukluğu ve depresyon olduğu görülmekte. Ayrıca antisosyal kişilik bozukluğu ile madde kullanımı arasında %40 komorbidite saptanmıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bağımlılığın Döngüsü </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi--1024x682.jpg" alt="madde bağımlılığı" class="wp-image-7634" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi--1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi--300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi--768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi--720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi--480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/madde-bagimliligi-.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Madde bağımlılığının temelinde bir kısır döngüye rastlıyoruz. Bu döngü &#8220;Deneyebilirim&#8221; ile başlıyor. Böylelikle &#8220;Ben bağımlı olmam.&#8221; ve &#8220;İstersem bırakırım.&#8221; şeklinde bağımlılık inkârını indike eden ifadeleri getiriyor. Bağımlılığın ilerleyen sürecinde bireyin kabullenişi ve maddenin bırakılması çok güç bir şey olduğunu öne sürme süreci gelir. Birey, bırakmanın bilincinde olduğunda ve yeterli motivasyonu sağladığında maddeyi bırakır. Ancak yoksunluk belirtileri ve aşerme atakları bu dönem için tehdit unsurlarıdır.  </p>



<p>Nüksetmeler de bu yolculuğun mutlak parçaları olur. Birey, madde kullanımını bırakmanın verdiği motivasyonla bir daha asla başlamayacağına dair bir tutum içerisine girer. Burada toplumsal düzende iradelerini koruyor olabilmenin verdiği bir sorumluluk yatar. Bıraktıktan sonra bir kereden bir şey olmaz diye düşünüp maddeyi kullanan birey, döngünün başındaki &#8220;Ben bağımlı olmam.&#8221; noktasına tekrardan ulaşır. Ve döngü aynı şekilde seyir eder. </p>



<p>Bağımlılıkta nüks ve remisyon dönemleri döngünün içerisinde sıkça karşımıza çıkar. Nüksün de normalizasyonu dâhilinde tedavi sürecindeki amaç, remisyon dönemini olabildiğinde uzun tutmaktır (Savaşan, 2013). Sürecin tedavisi ise tamamen maddeyi kullanan bireyin bırakma isteğine, süreçteki motivasyonuna ve bırakmak konusunda kendini hazır hissetmesine bağlıdır. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Özünde Bir Hastalık  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/syringe-1884784__480.jpg" alt="madde bağımlılığı nedir" class="wp-image-7636" width="839" height="503" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/syringe-1884784__480.jpg 800w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/syringe-1884784__480-300x180.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/syringe-1884784__480-768x461.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/syringe-1884784__480-480x288.jpg 480w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Madde kullanım bozukluğunun, halk arasında bir hastalık olarak değerlendirilmekten çok bir zayıflık ürünü olarak yorumlandığını görüyoruz. Tıpkı toplumsal birçok mesele gibi bireylerin yargılanışı ve normatif kategorilere ayrıştırılma isteği, madde bağımlılığı bağlamında da bireylerin etiketlenmesine yol açıyor. Bağımlılığa genellikle utanç duygusu ve &#8220;damgalanma&#8221; duygusu eşlik ediyor. Bağımlı bireyler bu damgalanma yüzünden bağımlılıkla ilişkili olumsuz stereotiplere bağlanan sosyal aşağılanmayı da içselleştirdikleri bir sürece giriyor. </p>



<p>Ayrıca iyileşme sürecindeki madde bağımlılarının yorumlarından, bu etiketlemeye maruz kalmanın onlar için de süreci çok zorlaştırdığını anlıyoruz. Örneğin, bir bağımlının ifadesi şöyle diyor: “Bağımlılık girdapının içine daha çok girdikçe, daha çok etiketlendiğini ve damgalandığını bilirsin, içine daha çok girersin ve bu girdaptan çıkmak gittikçe zorlaşır.”  </p>



<p>Benzer şekilde bağımlılık geçmişi olan bir bireyin ifadesi de şu şekilde: “Hayatımda bir dönem var ki insanların özel eşyaları arasında oturuyor olmaktan çekinirdim. Çünkü eğer bir şey kaybolsa, odadaki on kişiden dokuzu beni suçlayacaktı. Böyle bir gerçeklikten ve yaşam tarzından gelince insanın kendisiyle ilgili ne çok rahatsızlığı oluyor.” (Matthews, 2019). </p>



<p>Bağımlılığa bilinçli yaklaşarak bağımlılar üzerinden bu etiketleri kaldırabilmek için yapmamız gereken, bağımlılığın etiyolojisini anlayabilmektir. Yazımın başlarında bahsettiğim üzere, bağımlılık geliştirmenin açıklanmış belirli bir nedeni yoktur.  </p>



<p>Bağımlılık sürecini ve iyileşme dönemlerini göz önünde bulundurduğumuzda, bağımlılığı da diğer hastalıklar gibi değerlendirebilmek mümkün. 2011&#8217;de Amerikan Bağımlılık Tıbbı Derneği, bağımlılığı bir davranış sorunu olarak veya sadece kötü seçimler yapmanın sonucu olarak değil; kronik bir beyin bozukluğu olarak tanımlamıştır. Bağımlılığın beyin yapılarımızı yeniden şekillendirdiği ve sinir hücrelerinin transfer sistemlerini etkilediği bir gerçek.  </p>



<p>Madde bağımlılığı dopamin salınımına yol açtığından, vücuttaki haz beklentisi madde kullanmaya devam etmeyi tetikler. Dopamin bizi iyi hissettirir ve yaptığımız şeyi yapmaya devam etmemizi ister. Birey maddeyi kullanmayı bırakmak istediğinde, beyin bireyi acıdan korumaya çalışır ve yoksunluk semptomlarını yoğunlaştırır. Bu savaş ise döngünün içerisinden çıkmanın ne kadar zor olduğunu, bunun basit bir irade meselesinden çok daha fazla olduğunu gösteriyor bizlere. </p>



<h2 class="wp-block-heading"><em>Beautiful Boy </em></h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/beautiful-boy--1024x682.jpg" alt="beautiful boy" class="wp-image-7638" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/beautiful-boy--1024x682.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/beautiful-boy--300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/beautiful-boy--768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/beautiful-boy--720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/beautiful-boy--480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/beautiful-boy-.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bağımlılığı hastalık bağlamında derinlemesine aktaran, ve hastalık sürecinin bireyi ve yakınlarını nasıl etkilediğini tasvir etmek için güçlü bir çaba sarf eden <em><strong>Beautiful Boy</strong></em>’dan bahsedeceğim sizlere. David Sheff’in<em><strong> Beautiful Boy: A Father’s Journey Through His Son’s Addiction</strong></em> adlı kitabından ve oğlu Nic Sheff’in <em><strong>Tweak: Growing Up on Methamphetamines </strong></em>kitabından yola çıkılarak perdeye aktarılmış <em>Beautiful Boy</em>. Bu kitaplar Nic’in bağımlılık öyküsünün kendi anlatımı, ve bu sürecin babasının gözünden aktarımını sunmakta. </p>



<p>Karakterin inişli çıkışlı hayatını, bağımlılık hikâyesinde iyileşme ve nüks arası git-gellerini ve bir babanın süreçte yaşadıklarına odaklanan bir film ortaya çıkmış. Madde bağımlılığı öykülerinde bağımlı yakınlarının ne kadar yıprandıklarına da dikkat çekiyor. Hatta film, uyuşturucu kullanan karakteri merkeze almak yerine çoğu zaman babanın mücadelesi ve vazgeçişleri üzerinden aktarıyor duyguları. </p>



<p>Nic, parçalanmış bir ailenin çocuğudur. İyi koşullarda ve başarılı bir akademik altyapı ile büyür. Ancak David, Nic’teki son dönem değişimlerini fark eder. Bu değişimin sebebini anlamaya çalışırken bu yıpratıcı süreçle tanışır. Oğlunun bir bağımlı olduğunu anlar. &nbsp;Film bize şeffaf bir nedensellik sunmuyor. Fakat Nic’in maddeye yönelme sebeplerinden büyük bir tanesinin derin yalnızlığı olduğunu görüyoruz.  </p>



<p>Boşandıktan sonra karede pek olmayan bir anne, kendine yeni düzen kuran ve yeni çocukları olan bir baba var. Nic ise bu karede hiçbir şeye ve hiçkimseye ait hissedemiyor. Varlığının yalnızlığıyla başa çıkabilme motivasyonu ise madde bağımlılığını tetikliyor. Belki de madde, aidiyet duygusuyla alakalı yaşadığı olumsuz duygulardan uzaklaştırıyor Nic’i. </p>



<p>Film boyunca babanın, oğlunun bağımlılığını anlayabilme arzusuna tanıklık ediyoruz. Bu arzu, oğlunun gizli notlarını incelemesi, bağımlılık bilimcilerine danışmak, hatta madde ile bireysel deneyler yapması gibi keşiflerle ortaya çıkıyor. Babanın bu yolculukta zaman zaman çaresiz ve yetersiz hissettiğini görüyoruz. “Bazen ona bakıyorum, kendi büyüttüğüm ve her şeyini bildiğimi sandığım çocuğuma, ve onun kim olduğunu merak ediyorum.” tarzındaki cümlelerinden oğluna çok uzak olduğunu hissettiğini anlıyoruz. “Oğlum dışarıda bir yerde ve ne yaptığını bilmiyorum. Ona nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum.” </p>



<h2 class="wp-block-heading">Güzel Çocuk’un Hastalığı  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/07/03-beautiful-boy-gq-18jan19-b-1024x683.jpg" alt="beautiful boy" class="wp-image-7639" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/03-beautiful-boy-gq-18jan19-b-1024x683.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/03-beautiful-boy-gq-18jan19-b-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/03-beautiful-boy-gq-18jan19-b-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/03-beautiful-boy-gq-18jan19-b-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/03-beautiful-boy-gq-18jan19-b-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/03-beautiful-boy-gq-18jan19-b-480x320.jpg 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/07/03-beautiful-boy-gq-18jan19-b.jpg 1620w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Karakterimiz Nic’e tekrar dönelim. Kendisi film boyunca bir kapana kısılmış gibi hissettiğini çok güzel aktarmış seyirciye. Maddeyi kullanmayı sürdürmenin tek çaresi olduğunu hissetse de, tedavi için elinden gelebildiğince iş birlikçi davranıyor. Bırakma motivasyonu yalnızca kendisiyle ilgili değil. Belki de daha yüksek bir oranda ailesinin beklentisini karşılayabilmek üzerine kurulmuş. Ancak bir inkâr tutumunda değil. Sadece yardıma ihtiyacı var. Çünkü aksinin nasıl olacağı onun için bir bilinmezlik. </p>



<p>Nic, film süresince bir remisyon-nüks döngüsüne kapılıyor. Bu döngü de onu çok yoruyor, kurtulmak isterken daha da içeri çekilmiş buluyor kendisini. Tekrardan yenilmiş olmak her seferinde motivasyonunu kırsa da, babasının yoğun desteği onun için bir umut ışığı oluyor. Nic, izleyici için bağımlığının bir kategori altında değerlendirilmemesi gerektiğinin en güzel örneği. </p>



<p>Halk arasındaki tipik &#8220;keş&#8221; damgasına hiç uymadığını, hayal kırıklıklarının onu istemediği bir şeyin esiri haline getirdiğini izliyoruz. Dağılmış, depresif ve kendisine bakamayacağına dair bir içgörü sergileyen ruh halini görüyoruz. Bağımlılıkla mücadele edenlere damgaladığımız saldırgan ve tekinsiz hareketlere rastlamıyoruz.  </p>



<p>Hastalıkla başa çıkmaya çalışırken kendisinin ve ailesinin bu durumdan ne kadar yıprandığını bize sunarak bağımlılığın göremediğimiz zorlu tarafına erişmemizi sağlıyor. Karakterin canlandırdığı Nic Sheff’in de algılanma talebi bu yönde. Bağımlılığın yorucu bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor. Kendi kitabından bir cümlede şöyle aktarıyor: “Bir hastalığım var ve beynim diğer insanların beyninden farklı çalışıyor. Bu, utanılacak bir şey değil.” </p>



<h2 class="wp-block-heading">Benim Gözümden </h2>



<p>Madde bağımlılığı tedavisi en zor olan hastalıklardan biridir. Hem fiziksel, hem zihinsel, hem de duygusal olarak en zorlayıcı süreçlerdendir. Mesleki tecrübelerimden de yola çıkarak bağımlıların bu yolda etiketlenmesinin onların süreçlerini kesinlikle negatif etkilediğini ve yavaşlattığını, belki de engellediğini söyleyebilirim. </p>



<p><em>Beautiful Boy</em>’a gelecek olursak; film bağımlılığa bir hastalık olarak odaklandığından, bağımlılığın damgalanmasını tersine çevirebilecek bir öğretim aracı olma potansiyeline sahip. İdeal bağımlılık algısını çok iyi yansıtıyor. Ben de bu algı doğrultusunda bağımlılığın ayrıştırılmadığı, çerçevelere sokulmadığı; aksine diğer tüm hastalıklar gibi değerlendirildiği ve yaklaşıldığı bir dünya diliyorum. </p>



<h4 class="wp-block-heading">Kaynakça</h4>



<p>Jaffe JH, Anthony JC (2005) Substance-related disorders: introduction and overview. In Kaplan and Sadock’s Comprehensive Texbook of Psychiatry, 8th ed. (Eds HI Sadock, VA Sadock):1137-1167. Philadelphia, Lippincott Williams and Wilkins.</p>



<p>Matthews, S. (2019). Self-Stigma and addiction. In <em>The Stigma of Addiction</em> (pp. 5-32). Springer, Cham.</p>



<p>Savaşan, A., Engin, E., &amp; Ayakdaş, D. (2013). Bir AMATEM kliniğinden taburcu olan bağımlı hastaların yaşam tarzı değişiklikleri ve nüks durumları. <em>Psikiyatri Hemşireliği Dergisi</em>, <em>4</em>(2), 75-79.</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/madde-bagimliligi-zayiflik-mi-hastalik-mi/">Madde Bağımlılığı: Zayıflık mı Hastalık mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/madde-bagimliligi-zayiflik-mi-hastalik-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma ve İletişim Eksikliği: Marriage Story Örneği</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/bosanma-ve-iletisim-eksikligi-marriage-story-ornegi/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/bosanma-ve-iletisim-eksikligi-marriage-story-ornegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Zeynep Temel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2022 21:17:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmasüreci]]></category>
		<category><![CDATA[iletişimeksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[marriagestory]]></category>
		<category><![CDATA[marriagestoryinceleme]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojiinceleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=6726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanma oranlarının katlanarak arttığı günümüzde, boşanma olgusunu iletişim eksikliği bağlamında KazanOkur için masaya yatırdık. Üstelik Oscar Ödüllü Marriage Story eşliğinde! Keyifli okumalar. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/bosanma-ve-iletisim-eksikligi-marriage-story-ornegi/">Boşanma ve İletişim Eksikliği: Marriage Story Örneği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Boşanma ve iletişim eksikliği arasındaki ilişkiyi Oscar Ödüllü Marriage Story&#8217;den hareketle incelediğim yazım sizlerle.  </p>



<p>Bizlerin fikri alınmadan çizilmiş olan hayat rutinimizde “evlenmek” eyleminin de yeri oldukça büyük. İdeal yaşamın akışında “kendimize uygun” olduğunu düşündüğümüz birini bulmamız ve o kişiyle bir ömür birlikte olmamız beklenmekte. Beraberliğimizin daim olacağını birbirimize ve çevremize ilan etsek de, bazen işler planlandığı gibi gitmeyebiliyor. Bazı evlilikler, çeşitli sebeplerden bir anlaşmazlık haline doğru evriliyor. Akabinde ise yıpratıcı bir boşanma süreci takip edebiliyor. Bahsettiğim bu süreci ve barındırdığı inişli-çıkışlı dinamikleri Baumbach’ın&nbsp;<em>Marriage Story</em>’sindeki çiftin boşanma öyküsünden yola çıkarak incelemeye gayret edeceğim. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-iletisimin-onemi">İletişimin Önemi </h2>



<p>İlişkilerde yol ayrımı çok çeşitli sebeplerden meydana gelebilmekte. İlişkide saygı ve güven dejenerasyonu, sosyokültürel yapı farkları, eşler arasındaki cinsel problemler, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/aile-ici-siddet-toplumun-aci-rengi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">aile içi şiddet </a>gibi sorunlar bunlardan birkaçı olarak yer almakta. Ancak yapılan araştırmalar, son dönemde boşanan çiftlerin büyük bir kısmının boşanma sebebi olarak “kötü iletişim”i sunduğunu ortaya koymakta (Aktaş, 2011). İlişkilerde iletişimin nasıl kurulduğu ve nasıl sürdürüldüğü çok önemli bir faktör. Sıraladığımız sorunların etkin bir çözüm yoluna kavuşabilmesinin de en güçlü anahtarı. </p>



<p>İkili ilişkilerimizde oluşturduğumuz iletişim, bizlerin karakter altyapısının bir ürünü olarak karşımıza çıkıyor. İletişimdeki aktifliğimiz, şeffaflığımız ve tercih ettiğimiz üslup; sosyal öğrenmeyle harmanlanmış bir kimlik sunumumuz aslında. İletişimi şeffaf ve kuvvetli oluşturabildiğimizde, kendimizi ve ilişkimizi de daha sağlıklı bir hale getiriyoruz. Ancak bazı ilişkilerde iletişim sağlıklı kurulsa da, bu iletişimi sürdürmek zor olabilmekte. İlişkide beklentiler ve duygular deforme oldukça, iletişim de eş zamanlı olarak zayıflamaya başlıyor. Böylelikle, hissedilenlerin konuşulamadığı veya tarafların anlaşılamadıkları düşündükleri noktada iletişim güç kaybediyor. Bu durumda ise iki tarafın ortak bir paydada buluşabilmesi bir hayli zor oluyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Marriage Story  </h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Marriage Story | Official Trailer | Netflix" width="800" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/BHi-a1n8t7M?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><em>Marriage Story</em>, <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/interceptor-bir-amerikan-idealizmi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">dağıtıcılığını Neflix&#8217;in üstlendiği yapımlar</a>dan biri. Gelin, <em>Marriage Story</em>’nin merkezinde yer alan Nicole ve Charlie’nin ilişki döngüsünü iletişimlerini de baz alarak beraber değerlendirelim.  </p>



<p><em>Marriage Story</em>, kısaca, Nicole ve Charlie’nin avukatların insafsızlığında savrularak halletmeye çalıştıkları bir boşanma hikâyesini konu alıyor. Filmin genel akışında çiftin romantik ilişki geliştirdiği döneme ve evlilik süreçlerine detaylı bir şekilde tanıklık etmiyoruz. Bunlar yerine tanıklık edilen şunlar; boşanma sürecindeki dalgalanmalar, bu sürece kadar sürüklenmiş beklentiler ve duygular. Şimdi bu dalgalanmaları ve duyguları farklı perspektiflerden sizlere yansıtmaya çalışacağım. </p>



<p><em>(Yazının ilerleyen kısmı filme dair –<strong>spoiler</strong>&#8211; içermektedir.)</em> </p>



<h2 class="wp-block-heading">Nicole’ün Penceresi   </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="546" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/sTEcvRK9iNbJaj4zN3ZSVW-1024x546.png" alt="boşanma" class="wp-image-6729" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/sTEcvRK9iNbJaj4zN3ZSVW-1024x546.png 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/sTEcvRK9iNbJaj4zN3ZSVW-300x160.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/sTEcvRK9iNbJaj4zN3ZSVW-768x410.png 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/sTEcvRK9iNbJaj4zN3ZSVW-480x256.png 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/sTEcvRK9iNbJaj4zN3ZSVW.png 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<h3 class="wp-block-heading">Anlaşılamamak</h3>



<p>Filmde Nicole ve Charlie’nin boşanma sürecinden bir kesit gözlemleyebildiğimiz ilk sahne, çiftin ara bulucu ile görüşme sahnesi. Bu sahnede ara bulucu, çiftten birbirleri hakkında sevdikleri özellikleri yazdıkları yazıyı sesli okumalarını istiyor. Ancak Nicole, bu isteği reddediyor ve öfkeyle görüşmeyi terk ediyor. Bu tavır bize filmin başında kısaca yansıtılmış Nicole kişiliğinden beklenmeyecek bir öfke gibi görünse de, ilişkinin alt dinamiklerini görebildiğimizde daha anlamlı bir hale geliyor. Fakat ilişkinin alt dinamiklerini görebildiğimizde daha fazla anlam taşıyor. Filmin genelinde Nicole, ilişki süresince anlayışsızlığa maruz kaldığından yakınmakta. Charlie’den beklediği onayı ve desteği görmediği için çok kırgın. Bu sahnedeki öfkesinin altındaki motivasyon ise daha fazla kırılmak istememesi.  </p>



<h3 class="wp-block-heading">Benlik Yitimi</h3>



<p>Nicole’ün filmde boşanma avukatı Nora ile yaptığı konuşma bize bu ilişkinin dinamiklerini Nicole’ün perspektifinden çok berrak aktarıyor. Bu konuşmadan Nicole’ün ilişkideki çatışmaları altına sıkışmış bir &#8220;benliğini yitirmişlik&#8221; hissine de rastlıyoruz. Nora’ya ilişki geçmişini anlatırken hep Charlie’nin isteklerine göre hayatını şekillendirdiğinden bahsediyor. Kariyerinde geri plana atıldığını ve her daim Charlie’nin gölgesinde var olabildiğini söylüyor. </p>



<p>Konuşma esnasında Nora’ya “Bebek yaparsam ikimize ait bir şey olurdu diye düşündüm,” dediğini görüyoruz. Anlaşıldığı üzere, bu denli eksilmiş hissediyor kendini. Üstelik bebek sahibi olmayı da tekrardan var olabilmenin bir yolu olarak görüyor. Filmde çocukları Henry 8 yaşında, bu ise izleyiciye Nicole’ün bahsettiği duyguları uzun yıllardır bastırdığı hakkında ipucu veriyor. Konuşmanın devamında Charlie’nin kendisine “Bugün ne yapmak istersin?” diye sormasının onun için alışılmadık olduğunu belirtiyor. Nicole’ün gözündeki Charlie algısının bencil ve umursamaz olduğunu anlıyoruz.  </p>



<h3 class="wp-block-heading">Takdir Edilmemek</h3>



<p>Nicole’ün, kariyerinde yeni bir basamak olan dizi konusunu gündeme getirdiğinde yine hayal kırıklığına uğradığını görüyoruz. Bir sahnede, Los Angeles’ta çekilecek olan bu diziden bahsediyor eşine Nicole. Fakat ondan beklediği tepkiyi almıyor. Bu hayal kırıklığını ise şöyle dile getirmekte:  </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>&#8220;<em>Tatlım bu maceraya atılmana sevindim, deseydi belki boşanmayabilirdik</em>.&#8221;  </p></blockquote>



<p>Böylelikle Nicole duygularını sembolize ederek bu cümlelerle seyirciye aktarıyor. Aynı zamanda bu cümle ile beraber onun takdir edilmemekten ve küçümsenmekten yakındığını anlıyoruz. Bununla beraber, eğer desteklendiğini hissetseydi, her şeyin başka olabileceğini düşünmekte. Nicole’ün perspektifinden baktığımızda ilişki içinde değerli olduğunu hissedememek, onaylanmamak ve kendisinden uzaklaşmış olmak bu ilişkideki problematik örüntüler. Bir de bu örüntünün Charlie tarafına yolculuğa çıkalım. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Charlie’nin Penceresi  </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-1024x683.webp" alt="boşanma" class="wp-image-6730" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-1024x683.webp 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-300x200.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-768x512.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-720x480.webp 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-480x320.webp 480w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story.webp 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<h3 class="wp-block-heading">Kaçınmacı Kişilik Örüntüsü </h3>



<p>Filmin akışında boşanmaya giden yolda Charlie’yi sorumlu tutmak çok olası. Ancak onu anlamak için çocukluğunda yaşadığı duygusal ihmalin ilişkisindeki etkilerini kavramak gerekiyor. Kendi ailesinden daha yakın ilişkiler geliştirdiği partneriyle uzaklaşmak zorunda kaldığı bir döneme giriyor. Charlie’nin film içerisindeki tavırlarından kaçınmacı kişilik örüntüsünü sahip olduğunu söylemek mümkün. Nicole’ün dizi projesine verilen tepkide bu örüntüyü gözlemleyebiliriz. Bu projenin gerçekleşmesi, partnerinin başka bir şehre taşınması anlamına geliyor. Charlie ise bu durumda partnerinin gitmesini istemediğini ifade edemediğinden ve bununla yüzleşmekten kaçtığından dolayı beklenenden farklı tepkiler veriyor. Anlaşıldığı gibi filmin bu sahnesi, açık iletişimin önemini seyirciye çok güzel yansıtıyor. Burada duyguların ifadesindeki zayıflığın ne tür ikilemlere yol açtığı gözümüze ilişiyor.  </p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-iletisimsizlik-ve-erteleme">İletişimsizlik ve Erteleme</h3>



<p>Charlie’nin iletişim kurmaktaki kaçınma halini yakalayabildiğimiz sahnelerden birisi ise evde boşanma zarfını bulduğu sahne. Bu zarfla karşılaştığında yüksek bir tepki veriyor. “Boşanmak” eylemini somutlaştıran bu zarfı gördüğünde boşanmayı da istemediğini söylüyor. Ancak ihtiyacının ne olduğu hakkında açıkça konuşmayı reddediyor. Bu noktada bir talepte bulunamıyor, çünkü Nicole’ün de tıpkı öz ebeveynleri gibi ihtiyaç anında orada olmayacağından endişeli.   </p>



<p>Filmin ilerleyen sahnelerinde zarfla ilgili halletmesi gereken işlemleri de bir süre ertelediğini görüyoruz. Bu erteleyişi de tıpkı öncekiler gibi gerçek beklenti ve isteklerini ifade edemeyişinin bir yansıması olarak yorumlamak mümkün. Öte yandan, Nicole’ün de iletişim konusundaki eksikliklerine de rastlamak mümkün. Charlie’nin kendisini aldattığını öğrenip bir süre bundan kaynaklanan güvensizlik duygusu ile yaşamış. Bunun hissettirdiklerini ise Charlie’yle konuşmamış, bahsedilmeyen sorunların çatısı altında taşımayı tercih etmiş.  </p>



<h3 class="wp-block-heading">Onaylanma </h3>



<p>Şimdi Charlie’nin barda şarkı söylediği sahnenin üzerinde konuşalım. Şarkıda Charlie, ilişkideki ihtiyaçlarını bir dışavurumla seyirciye aktarıyor. Şarkının bir kısmında şöyle söylüyor:  </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“<em>Biri beni sevgiyle boğsun, biri beni ilgi göstermeye zorlasın, bir başarmamı sağlasın. Hayatta kalabilelim diye</em>.”  </p></blockquote>



<p>Bu sahnede Charlie’nin biri tarafından sevilmeye olan ihtiyacını görüyoruz. Yani onaylanmaya ve şefkat gösterilmeye olan isteğinin kelimelere dökülüşünü seyrediyoruz. Buna göre Charlie, ailesinden göremediği şefkati Nicole’de buluyor. Örneğin ,Nicole ona ilişki süresince hep bakım veren rolünü üstlenmekte. Onun saçlarını Nicole kesiyor ve ayakkabısını da Nicole bağlıyor. Bunu kaybedecek olmanın derin üzüntüsü ise bu dizelerinden okunabiliyor. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Geriye Kalan: İletişim Kopukluğu </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="616" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/marriagestory1-1024x616.jpg" alt="boşanma" class="wp-image-6731" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriagestory1-1024x616.jpg 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriagestory1-300x180.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriagestory1-768x462.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriagestory1-1536x923.jpg 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriagestory1-2048x1231.jpg 2048w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriagestory1-480x289.jpg 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Hikâyeyi iki farklı tarafın penceresinden değerlendirmek bizi ortak sorunun tespitine ulaştırmakta. Bu hikâyede, belki birçok boşanma hikâyesinin derinlerinde saklanan bir iletişim kopukluğunu izliyoruz. Bu nedenle ifade edilememiş kırgın duyguların kalpleri zehirlediği bir döngüye şahitlik ediyoruz. Beklentilerimizi dile getirmeden karşılanmasını talep etmek, bazen beklenenden daha karmaşık sonuçlara yol açabiliyor. Aldatmak ve aldatılmak olgusunun konuşulmaması, boşanma sürecinin anlaşılandan farklı yollarla dâhil edilen avukatlar tarafından yürütülmesi, çocuklarının Henry’e gelecek yaşamları hakkında birbirinden bağımsız şeyler söylenmesi gibi bütün sorunların altında yatan sıkıntının iletişim zayıflığı olduğunu fark etmemek mümkün değil.   </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sona-dogru-puskuren-duygular">Sona Doğru: Püsküren Duygular </h2>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="614" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-yelling-scene-breakdown-1024x614.webp" alt="Mariage Story" class="wp-image-6732" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-yelling-scene-breakdown-1024x614.webp 1024w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-yelling-scene-breakdown-300x180.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-yelling-scene-breakdown-768x461.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-yelling-scene-breakdown-1536x921.webp 1536w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-yelling-scene-breakdown-2048x1228.webp 2048w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/marriage-story-yelling-scene-breakdown-480x288.webp 480w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Filmin en sevdiğim sahnesi olan kavga sahnesi hakkında da söylemek istediğim birkaç şey var. Charlie’nin Los Angeles’ta tuttuğu evde geçen bu sahnede, iletişimsizliğin biriktirdiği duygu balonlarının patlama noktasına gelişini izliyoruz. Çiftin sahne süresince “biz ne ara böyle olduk?” dercesine bakıştığını gözlemliyorum. Sahneyi bunca zamandır söylenemeyen şeylerin bir öfke bulutu halinde vücuttan atılma gerilimi sarıyor. O kadar ihtiyaçları var ki bu konuşmayı daha önceden yapmış olmaya… </p>



<p>Öfkenin saldırganlığı ile karakterlerimiz, birbirlerini hassas noktalarından vurmaya çalışıyor. Burada dikkatimizi Nicole’ün annesine benzetilmesinden dolayı duyduğu kızgınlık çekiyor. Aynı şekilde Charlie’nin babasına benzetilmesinden ötürü püskürttüğü öfkeyi izliyoruz. Çiftin ilişki dinamiğindeki döngü, ailelerinden çok güzel yakalanmakta. Nicole’ün annesi çok kontrolcü ve manipülatif bir kişilik. Üstelik eşinin eşcinsel olduğunu bilmesine rağmen ve evlilik süresince hemcinsleriyle cinsel ilişkiye girmesine rağmen eşinden kopamamış bir insan. Nicole, bu hikâyede kendinden parçalar bulduğunda bu benzeşmeyi kabul etmek istemiyor. Farklı bir birey olma arzusunu karşılayamadığı ilişkide, kaygılı bağlantı örüntüsü ile yüzleşmeyi reddediyor. </p>



<p>Charlie’nin tarafından ise kendi babasını andırma ihtimali kaldırılamaz bir suçlama olarak görülmekte. Ayrıca oğlunu ve sevdiklerini ihmal ediyor olma düşüncesi bile dayanılmaz Charlie için. Örneğin, dava sürecinde eve değerlendirmeye gelen kadına Henry ile ilişkisini kanıtlamaya çalışırken ki duygudurumundan bu çıkarımı yapabiliriz. Mutfakta yere yığıldığı sahnede hissettikleri, ailesi ile kurduğu bağın güçsüzlüğünü fark edişinin bir metaforu olarak yorumlamak mümkün. Ayrıca karakterimiz olmak istemediği ve hep kaçtığı bir durumda buluyor kendini: babasıyla kendini özdeşleştirdiği durumda… </p>



<h2 class="wp-block-heading">Başka Türlü Olabilir miydi?  </h2>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/ne-izlesek-marriage-story.png" alt="marriage story" class="wp-image-6733" width="839" height="431" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/ne-izlesek-marriage-story.png 740w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/ne-izlesek-marriage-story-300x154.png 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/ne-izlesek-marriage-story-480x246.png 480w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Bu yazıda iletişimin ilişkilerde çok kritik bir rolü olduğunu konuştuk. Umursamaz ve yılgın karakterlerin boşanma öyküsünün arkasındaki hikâyeleri fark edebilmeye fırsat verdik. Ben potansiyel bir boşanma sürecinde susulan çok şey olduğunu görebildiğimde bu filmle kurduğum bağ çok kuvvetlendi. Sizlere ilişkilerdeki iletişimin ehemmiyetini yüreğime dokunarak işleyen bir filmden kesitlerle aktarmaya çalıştım. Bunu ve buna benzer ilişki öykülerini göz önüne getirdiğimde aklımda bir soru beliriyor: Doğru şeyler doğru zamanda ve doğru şekilde söylenebilseydi, bazı şeyler başka türlü olabilir miydi? Sizlerin de bu soru hakkındaki düşüncelerini duymayı çok isterim. Okumaya vakit ayırdığınız için teşekkürler. </p>



<p><strong>Kaynakça </strong></p>



<p>Aktaş, Ö. (2011). <em>Boşanma nedenleri ve boşanma sonrasında karşılaşılan güçlükler</em> (Doctoral dissertation, DEÜ Eğitim Bilimleri Enstitüsü).</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/bosanma-ve-iletisim-eksikligi-marriage-story-ornegi/">Boşanma ve İletişim Eksikliği: Marriage Story Örneği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/bosanma-ve-iletisim-eksikligi-marriage-story-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanat Terapisi: Renklere Bürünmüş Kelimeler</title>
		<link>https://www.kazankultur.com/sanat-terapisi-renklere-burunmus-kelimeler/</link>
					<comments>https://www.kazankultur.com/sanat-terapisi-renklere-burunmus-kelimeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Zeynep Temel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jun 2022 21:13:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sanatileterapi]]></category>
		<category><![CDATA[sanatterapisi]]></category>
		<category><![CDATA[sanatveterapi]]></category>
		<category><![CDATA[terapiyöntemleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edavet.com.tr/kazankultur/?p=6262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanatın ruhsal sağlımız üzerindeki olumlu etkilerini ele aldığımız yazımız sizlerle. </p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sanat-terapisi-renklere-burunmus-kelimeler/">Sanat Terapisi: Renklere Bürünmüş Kelimeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sanat Terapisi hakkında detaylı bir inceleme sizleri bekliyor. &nbsp; </p>



<p>Bu yazıda, sanatın terapötik bağlamda ele alınması ve eserlerin arasında sıkışıp kalmış kelimelerin ses bulabilmesi üzerine konuşacağız. Öyleyse hiç uzatmadan konuya geçiş yapalım. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sanat-terapisi-temelleri">Sanat Terapisi Temelleri </h2>



<p>&#8220;Sanat Terapisi&#8221; son yıllarda popülarite kazanmış gibi gözüküyor. Halbuki bu kavramın köküne indiğimizde Bergama’ya doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Zeus Tapınağı’nın da bulunduğu Eskülap adında eski bir yerleşkede bulunan bir antik tiyatro burası. Aynı zamanda sanat terapisinin de çıkış noktasıymış. Bu antik tiyatroda gerçekleşmiş olan sanatsal etkinlikler, sanatın tarihte ilk kez iletişim ve rahatlama amacıyla kullanıldığına işaret ediyor.  </p>



<p>İletişimin belirli duygu ve düşünceleri açıklamak için yeterli olmadığı anlarda sanat, ruhla sembolik iletişim kurma yöntemi olarak kullanılıyor. Gelin bu sembolik iletişim yöntemiyle biraz daha yakından tanışalım. </p>



<p>Sanat terapisinin genel amacı bireylerin psikososyal, bilişsel ve mental sağlığını destekleyebilmek. Aynı zamanda daha ideal seviyeye ulaşmasını sağlamaktır. Bu bağlamda<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/category/sanat/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> sanat</a>; insanların iç ve dış çatışmalarını çözebilmeyi, kişinin kendisiyle ve çevresiyle ilişkisini geliştirebilmeyi, davranışları kontrol altında tutabilmeyi, benlik saygısını aşılayabilmeyi ve bireyin iç görüsünü arttırabilmeyi hedefler. Öznel iyi oluş gayesinin yanı sıra; kişilik ve davranış bozuklukları, depresyon, kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu gibi birçok psikolojik sürece de destek terapisi niteliğinde eşlik eder. Bunları gerçekleştirirken ise sanatın yansıtıcılığına, saklanmış olanı ortaya çıkarıcılığına ve iyileştiriciliğine başvurulmakta. </p>



<p>Sanatçı, üretirken iç dünyasıyla ve benliğiyle baş başadır. Sanatına aktarım yaparken biçim kaygısından uzaktır. İç dünyasını fark etmeksizin dış dünyaya taşıyarak aktarım yapar. Sanat ile terapinin merkezinde dürtülerin ve fantezilerin sanatsal öğelerle somut formlara çevrilmesi yatar (Göktepe, 2015.) Freud’a göre sanatçı, baskı altında tuttuğu dürtülerini, düş gücü ve imgeleme ile doyuma ulaştırmaya çalışır. Bunun içinde öğrendiği teknik ve beceri yoluyla, bu imgelerini, bu düşüncelerini aktarır. Böylece bilinçli ve bilinçdışı gizledikleri hem yüceltilmiş hem de biçim değiştirmiştir. Aynı zamanda doyuma ulaşmıştır. (Çelikbaş, 2019).  </p>



<p>Bu bağlamda, görsel semboller ve imgeler en açık iletişim yolu olarak görülmekte. Bireyin bastırılmış duygu ve düşünceleri veya kelimelere herhangi bir iletişim yoluyla dökemedikleri, sembollerin ve imgelerin gücüyle ortaya dökülür. Ortaya dökülenlerin yaratıcı süreci, sanat terapisinin ilk aşamasıdır. Sonrasındaki aşama, yaratılan anlamın keşfedilmesi ve bu anlamın kişisel boyutta değerlendirilmesidir. </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-notalarin-ve-renklerin-iyilestiriciligi">Notaların ve Renklerin İyileştiriciliği  </h2>



<h3 class="wp-block-heading">Müzik  </h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="640" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/piano-1655558_960_720.webp" alt="sanat terapisi" class="wp-image-6282" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/piano-1655558_960_720.webp 960w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/piano-1655558_960_720-300x200.webp 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/piano-1655558_960_720-768x512.webp 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/piano-1655558_960_720-720x480.webp 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/piano-1655558_960_720-480x320.webp 480w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Sanatın bildiğiniz üzere sayısız alt dalı bulunmakta. Sanatla terapi yaklaşımında da bu alt dalların birçoğundan faydalanılmaktadır. Bu dallardan sanat terapisinde yaygın olarak uygulanılanlardan bir tanesi Müzik Terapisi. Farklı yöntemlerde uygulansa da; nefes terapi, enstrüman uygulamaları, titreşim terapi gibi alt dallar ile uygulanması mümkündür. Müzik terapisinin çıkış noktasına indiğimizde Selçuklu ve Osmanlı Dönemi’ne rastlarız. Evliya Çelebi, <em>Seyahatname</em>’sinde Darüşşifa’da bulunan hastaların tedavilerinin su sesi kullanarak yürütüldüğünden söz eder. </p>



<p>Günümüzde alandaki verileri incelediğimizde, müziğin terapötik dokunuşlarının insan ruhuna iyileştirici etkisi olduğunu görüyoruz. Amerika’da bir hastanede yürütülen bir araştırmanın sonuçları; tedavisine müzik terapisiyle devam eden hastaların, etmeyen hastalara oranla anksiyete değerlerinde ciddi azalmalar meydana geldiğine işaret ediyor. (Chlan, 2013) Benzer şekilde yapılan bir araştırma, müzik terapisinin depresyon ve TSSB tedavisinde etkili olduğunu öne sürüyor. Günümüzde müzik terapisi çeşitli psikiyatri hastanelerinde ve ruh sağlığı merkezlerinde şizofreni hastalığı tedavisi kapsamında da sürdürülmekte.  </p>



<h3 class="wp-block-heading">Görsel Sanatlar </h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="640" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/paint-2636552_960_720.jpg" alt="sanat terapisi" class="wp-image-6283" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/paint-2636552_960_720.jpg 960w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/paint-2636552_960_720-300x200.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/paint-2636552_960_720-768x512.jpg 768w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/paint-2636552_960_720-720x480.jpg 720w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/paint-2636552_960_720-480x320.jpg 480w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Sanat terapisi çatısı altında en çok tercih edilen alt dallardan birisi de Görsel Sanatlar Terapisi. Bu alan; kişilerin iç dünyalarına olan yolculuklarının çeşitli çizgiler, semboller veya renklerle ortaya çıkarıldığı bir güvenli bölgedir. Çizme, boyama, resim yapma, kolaj oluşturma, kil gibi teknikler zihindeki imgeyi yansıtabilmede kullanılan önemli araçlardan. Birey, zihnini yansıttığı noktada görsel sanatlar tekniklerini kullandığında duygusal bir katarsis yaşıyor. Bilinçaltı ve bilinçdışının dönüştürdüğü semboller, çeşitli renklerle ve anlamlarla birleşerek sanat eserine dökülmekte. </p>



<p>Mandala adındaki boyama çalışmalarının da renklerin kullanımında farklı aktarımlar yakalamayı başardığını görürüz. Burada da renk psikolojisi çerçevesinde kişilerin içsel katarsisleri gözlemlemek mümkün. (Çelikbaş, 2019, s.26).</p>



<p>Görsel sanatlar terapisinin; sosyal beceri geliştirmede, davranış yönlendirmede, stres yönetiminde ve bireysel farkındalığı arttırmada ciddi katkılarda bulunduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu alanda yapılan bilimsel araştırmalar ise alkol ve madde bağımlılığı başta gelmek üzere çeşitli psikolojik rahatsızlıklarda görsel sanatlar terapisinin tedavi sürecini hızlandırdığını gösteriyor.  </p>



<p>Sanatla terapi sürecinin <a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/2022/05/23/coklu-kisilik-bozuklugu-tek-bedende-bircok-kisi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">psikolojik rahatsızlıklar</a>ın dışında, fiziksel rahatsızlıkların üzerinde de olumlu etkileri olduğu saptanmıştır. Elliyi aşkın kanser hastası üzerinde yapılan bir araştırmada, sanat terapisi seansları sonrasında hastaların ağrıyı ve yorgunluğu daha az hissettiklerini ifade ettikleri gözlemlenmiştir. (Bostancıoğlu, Kahraman, 2017) </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-sanatcinin-gizledikleri">Sanatçının Gizledikleri </h2>



<p>Bugüne kadar üretilmiş olan her sanat eseri aslında görünenin altında yatan bir anlama sahip. Aklımıza çok sevdiğiniz bir<a href="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/2022/05/23/rene-magritte-asiklarin-tinder-esi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"> tabloyu </a>getirelim. Bu tabloyu; bazen ait olduğu akımın estetiğinden veya renk tonlarından, bazen oluşturulmuş kompozisyondan, bazen ise anlatılmak istendiğini düşündüğümüz hikâyede kendimizden parçalar bulduğumuzdan ötürü severiz.  </p>



<p>Kendimize göre anlamlar şekillendirdiğimiz bu tabloyu değerlendirirken, sanatçının eserine yüklediği anlamı da incelemeyi es geçmeyelim. Bu anlamın içine sıkışmış alt unsurları düşünelim. Bir sanat eserinin oluşumunda sanatçının kişiliğinden parçalar buluruz. Örneğin, sanatçının bilinçaltının meydana getirdiği birleşimlere şahit oluruz. Ayrıca sanatçının içerisinde yaşadığı ortamdan ne denli etkilendiğini de keşfetmeye fırsat buluruz. Bahsedilen unsurları oto-portrelerden yola çıkarak somutlaştırmaya çalışmak mümkündür.  </p>



<h3 class="wp-block-heading">Van Gogh Örneği </h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/starry-sky-1948523__340.jpg" alt="sanat terapisi" class="wp-image-6284" width="839" height="524" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/starry-sky-1948523__340.jpg 544w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/starry-sky-1948523__340-300x188.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/starry-sky-1948523__340-480x300.jpg 480w" sizes="(max-width: 839px) 100vw, 839px" /></figure>



<p>Çok sayıda oto-portre çalışması bulunan usta sanatçı Vincent Van Gogh’un çalışmalarına bir göz atalım. Bu çalışmalarda birtakım ifade farklılıklarına rastlarız, hiçbiri ötekisi ile benzeşmez. Her çalışmasına farklı duygular yükleyişi, içerisinde bulunduğu çevreden ve düşünce bulutlarından etkilenişi ve ön plana çıkarmak istediği karakter özelliğini yansıtışı bu portrelerdeki farklılıkları oluşturur.  </p>



<p>Çeşitli psikolojik rahatsızlıklardan mustarip olduğunu bildiğimiz sanatçı; kardeşi Teo’ya gönderdiği mektuplarda zihnini sanata dökmenin ona ne kadar iyi geldiğinden bahsediyor. Ünlü eserlerinden birini tamamladığı bir dönemde yazdığı mektupta şöyle diyor: “<em>Resim yapmak beni iyileştiriyor, iyileşmem için gerekli</em>.” (Coşkun, 2018).  </p>



<p>Van Gogh gibi birçok sanatçının üretkenliklerinin altında yatan motivasyon, sanatla kurulan terapötik bağ ve ruhsal beslenmenin birleşimi olarak tanımlanabilmekte. Bu noktada sanatla kurulan bağın bireyin ilerlemesi için iyi bir motivasyon kaynağı olduğunu görürüz.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-beneklerin-buyusu">Beneklerin Büyüsü  </h3>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.edavet.com.tr/kazankultur/wp-content/uploads/2022/06/benekler-kraliesi-yayoi-kusama-31039360983449801318-759x500-1.jpg" alt="yayoi kusama" class="wp-image-6285" width="838" height="552" srcset="https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/benekler-kraliesi-yayoi-kusama-31039360983449801318-759x500-1.jpg 759w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/benekler-kraliesi-yayoi-kusama-31039360983449801318-759x500-1-300x198.jpg 300w, https://www.kazankultur.com/wp-content/uploads/2022/06/benekler-kraliesi-yayoi-kusama-31039360983449801318-759x500-1-480x316.jpg 480w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>



<p>Duygu ve düşüncelerin sanatla dışavurumunun en iyi örneklerinden bir diğer sanatçı Yayoi Kusama. Avangart sanatın en büyük temsilcilerinden olan Kusama, 1929 Japonya’sında dünyaya gelmiş. Minimalist ve feminist sanata yön veren isimlerden biri. </p>



<p>Kusama, 10 yaşındayken bahçedeki çiçeklerin kendisiyle konuştuğu halüsinasyonlar görmeye başlamış. Kısa bir süre sonra duvarların ve objelerin üstündeki benek desenlerinin de hareket edip kendisiyle konuşmaya başladığını fark etmiş. Gördüklerini resme dökerek ise bu durumun üstesinden gelmeye çalışmış.</p>



<p>Sanatçının aile yaşantısı da oldukça çalkantılı. Babasının çok çapkın olduğu, düzenli olarak başka kadınlarla birlikte olduğu; annesinin ise Kusama’yı küçük yaşından itibaren babasının çapkınlıkları takip eden bir ajan olarak görevlendirdiği bilinmekte. Kusama bu ajanlık görevinden bir hayli rahatsız oluyor. Bu nedenle Kusama’nın ileri yetişkinlik döneminde cinsellikle ilgili sıkıntılar yaşadığı bilinmekte. Zaten bu konunun kendisi için travmatik olduğunu da röportajlarında aktarmakta. </p>



<p>Kusama’nın sanatında, bilinçaltında yer edinen bu nesne ve olaylarla karşılaşıyoruz. İleriki yaşamında onun için obsesif bir kıvama gelmiş benekler, sanatçının neredeyse her eserinin bir parçasını oluşturuyor. Kusama’nın benekleri&nbsp; kendisiyle o kadar özdeşleşmiş ki kıyafet seçimlerinde dahi benekleri tercih ettiğini görüyoruz. Kendisi için bir diğer halüsinatif öge olan çiçek motiflerine de eserlerinde rastlıyoruz. Ancak onun eserlerine yansıtılmış iç dünyası sadece bunlarla sınırlı değil.  </p>



<h4 class="wp-block-heading">Ebeveyn ilişkilerinde yaşadığı problemlerin tohumlarını da tablolarında yakalamak mümkün. ‘Cinsellik’ travmatizasyonu, sanatsal dışavurumunda birtakım cinsel örüntüler ile kendini belli ediyor. Çıplak kadın figürlerinin üzerlerine benekler yerleştirdiği çalışmalar, sanatçının iç dünyasında bu fikirlere yüklediği anlamlar bağlamında dikkatimizi çekiyor. </h4>



<p>Kusama, bu çalışmaları sürdürürken her daim sanatın ona ne kadar iyi geldiğini belirtmeyi ihmal etmiyor. Üretmenin, içini renklere ve motiflere akıtıyor olmanın onun için bir ‘kurtuluş’ niteliğinde olduğunu şu sözlerle aktarıyor: “<em>Sanat gördüğüm, yaşadığım olumsuz şeylerden kurtulmak için bir araçtı, bir yoldu, yöntemdi ve kurtuluştu. Bu yüzden sürekli çizdim, boyadım ve yazdım</em>.” (Çelikbaş, 2020). </p>



<p>Sanatın hayatındaki yerini ise şöyle ifade ediyor: “<em>Bir gün, masanın üzerinde kırmızı çiçekli bir masa örtüsü gördükten sonra bakışımı tavana doğru çevirdim. Orada da, tavanda ya da kirişte ve vitrinin üzerinde olduğu gibi kırmızımsı çiçekler vardı. Tüm oda, tüm bedenim ve tüm evren onlarla doldu ; sonsuz bir zamanın ve kati bir mekanın içerisinde benim varlığım da bir indirgeme bir geri dönüş gibi kendisinin yok oluşuna doğru gidiyordu… Donakaldım. Resim yapmak hayatta kalmamın tek yoluydu. Aksi durumda beni saran bir ateş vardı… Ancak onların temsili ile bir yük olan hayatımın ne olduğunu anlayabildim. Benim hayatım yük olan o milyonlarca partikülün içinde bir noktaydı</em><strong>.”</strong> </p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-hepsi-bir-arada">Hepsi Bir Arada  </h2>



<p>Bu yazımda sizlerle; sanat terapisinin hangi alanlarda ve hangi biçimlerde kullanıldığını, sanatın ortaya çıkarken oluşturduğu aktarımın terapötik yanını, sanatçıların eserlerinde gizli olan potansiyel anlamları ve sanat yolculuğunda yaşadıkları iyi hissetme halini değerlendirdik. Sanatın içsel duyguların bir dışavurumu bağlamında uygulanışın, yalnızca ruhu beslediği tarafını değil, ruhu iyileştirici tarafını da perçinlediği aşikar. Ben, sanatın bu yanına tutunmuş biri olarak düzenli aralıklarla üretmeye vakit ayırıyorum. Ürettikçe iyileşiyorum, iyileştikçe daha çok üretiyorum. Sizlere de ağzınızdan dökülemeyenleri sanatınıza dökebildiğiniz bir hafta diliyorum!</p>
<p><a href="https://www.kazankultur.com/sanat-terapisi-renklere-burunmus-kelimeler/">Sanat Terapisi: Renklere Bürünmüş Kelimeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kazankultur.com">Kazan Kültür</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kazankultur.com/sanat-terapisi-renklere-burunmus-kelimeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
